PDA

View Full Version : Şerİata KarŞi Olmak, Allah'a KarŞi Olmakla Aynidir



green tea
17-04-07, 18:52
“ŞERİATSIZ DİN” YA DA “ALLAHSIZ İSLAM”

Gallup, "şeriat" araştırması yapmış ve Türkiye'de "şeriat" isteyenlerin oranı oldukça yüksek çıkmış. Özellikle de kadınlarda! Aslında araştırmanın amacı “İslam ve demokrasi” Gallub “Türkiye, Filistin, Mısır ve Lübnan’da dini geçmişe sahip iktidarların oluşması sonrasında İslam ve demokrasinin birbirine uygun olup olmadığını incelemek istemişler.. Türkiye, Mısır, Lübnan, Bangladeş, İran, Ürdün, Pakistan, Mısır, Endonezya ve Fas’tan oluşan 10 ülkede 100 bin kişiyle yapılan ankete göre, Türkiye’de şeriatın yasalarda bir şekilde yer almasını isteyenlerin oranı yüzde 32 !“Şeriat tek yasa kaynağı olmalı” diyenlerin oranı yüzde 9 olarak belirlenirken, ankete katılan Türklerin yüzde 11’i bu konuda ’kararsız’ kalmış.

Türkiye ile ilgili diğer sonuçlar şöyle: İslam ülkelerinde şeriata en çok karşı çıkan ülke de Türkiyeymiş. Oran %57. Türkiye’de halkın yüzde 88’i anayasada düşünce özgürlüğünün bulunması gerektiğine inanıyormuş. Gerisi ne istiyormuş aceba.. Türkler’in yüzde 86’sı, “Din, günlük hayatımda önemli bir yere sahip” diyormuş.. Buyurun şimdi. %86 böyle diyor, %57si ise Şeriata karşı. Bundan nasıl bir sonuç çıkar: Bu insanlar ne dediklerini bilmiyorlar.

Türkler’in yüzde 24’ü dini liderlerin, anayasa oluşturulması sırasında doğrudan ya da danışman olarak rol alması gerektiğini söylüyormuş. Zengin ve eğitimli olan Müslümanlar radikal olmaya çok daha yatkınlarmış ve Kadınlar erkeklere göre daha çok şeriat istiyormuş.. Kadınların çoğunluğu, yasalarda şeriatın mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyor, ancak aynı zamanda kadın haklarına da inanıyormuş.Terörle savaş Müslüman dünyasında radikalleşmeyi artırdı ve Amerikan karşıtlığının çok yüksek seviyelere tırmanmasına sebep olduğu da bir başka gerçek.Gallubçuların mı kafası karışık, yoksa vatandaşın mı bilmiyorum ama, bu işi bizim mediamızın ve aydınlarımızın anlamadığı çok açık..

A benim yurdumun canım aydıncıkları, şeriatsız din olur mu kardeşim..Önce şeriat ne demek. Siz bunu ne anlamda soruyorsunuz, karşınızdaki ne anlıyor? Şeriat, etimolojik açıdan geniş yok, pınarın gözü / Pınarın gözüne giden yol anlamına geliyor.. Teknik anlamda ise Şeriat Hukuk, meşruiyetin kaynağı demek. Yani “Gayrimeşru” dediğiniz zaman “ Şeriata uygun değil” demiş olursunuz. Teolojik anlamda ise bir dinin emir ve yasakları demektir. Yani dini anlamda meşruiyeti ifade eder. Bir Müslümanın şeriata karşı çıkması, “ben Türkiye vatandaşıyım ama bu ülkenin hukuk düzenine inanmıyor ve güvenmiyorum”demektir.. Müslümanım dediğiniz zaman, İslam şeriatına şeksiz şüphesiz iman ve ona uygun yaşama sözü vermiş olursunuz.. Yani içki içmekle bir Müslüman dinden çıkmaz ama, bu iş vejeteryan olduğunu söyleyip arkasından da köfteye bayıldığını söyleyip arkadaşlarını köfte partisine davet etmeye benzer. Sosyalist olduğunu söyleyip tefecilik yapan adamın durumuna düşer sonra kişi. İnek kasaplığı yapan Hindudan (İneğe tapan kişi) ne farkı kalır insanın o zaman..Laiklikle kafasını bozmuş birileri, şeriatı, herkesi belli bir dinin, hatta belli bir mezhebin elinde, onun ruhbanları tarafından topluma dayatılan, karşı çıkanların acımasızca cezalandırıldıkları, ellerinin kollarının kesildiği bir düzen gibi, diktatörlük gibi göstermeye çalışıyor. Kendi ideolojileri İslamdan daha yüce, Allah(cc)den daha merhametliler (haşa)!Yani din devleti olacak, herkes belli bir dinin politikacılar tarafından yorumlanan ve din adamları kadrosu tarafından oluşturulacak bir yönetim mekanizması olarak görmeye/göstermeye çalışıyor.. Burada asırlardır Hristiyanların ve Yahudilerin, Sabiilerin, hatta Ezidilerin (Şeytana farklı bir misyon yükleyen inanç topluluğu), Mecusilerin yaşadığını unutuyorlar.. Müslümanlar asırlarca Hindistanı, İspanyayı, Balkanları, Afrikayı yönetti, ne oldu?

Ermeni meselesini çıkartanlar dindar insanlar değil, aksine seküler tiplerdi. İttihat Terakkiciler değil mi idi onlar.. Biz tabiri caizse şeytanı kutsayanlarla birlikte bin yıldır burada, İslam geleneği ve toplumu içinde barış içinde bir arada yaşamadık mı? Bunlar Cumhuriyeti de, Demokrasiyi de, Laikliği de bilmiyorlar. Tarihten de haberleri yok. İslamı da bilmiyorlar.. Benim yıllar önce yayınlanan “Yaşasın şeriat” diye bir kitabım vardı. Belki de onu yeniden yayınlamak gerekiyor. Namık Kemale baksınlar, Saidi Nursi’ye, Eşref Edibe, baksınlar, isterlerse İncile, Tevrada baksınlar ya da Türk Tarih Deyimleri sözlüğüne baksınlar bakalım Şeriat neymiş..Bir Müslümana “şeriat istiyormusun” diye sorulur mu? Bunun Hinduya “inek eti yiyor musunuz“ diye sormaktan ne farkı var. Ya da bir erkeğe “hamilemisiniz” diye sorulur mu? İnek eti yiyen hindu, ya Hindu değildir, ya da dinine ihanet ediyordur. Dinine ihanet eden biri ise kimse sadık olabilir!.. Ya da çifte standartı, iki yüzlü, münafık biridir ki, münafık kafirden eşeddir.. Böyle bir yanlış içinde olan kişi günahkar kabul edilir..O kadar. Yani siz günahkarların oranını bulmuş olursunuz böyle bir anketle... Şeriattan yana değilse ve “Müslümanım” diyorsa ya İslamı, ya da Şeriatı bilmiyordur, ya da sizden korktuğu için aklı karışmıştır zavallının.. Böyle bir kamu oyu araştırması sosyolojik yapıyı değil, cahilli ve korkuyu gösterebilir ancak.. Eski Ahid (Tevrat), Süleymanın meselleri 28/9 da “Kim şeriatı dinlemekten kulağını çevirirse, onun duası da mekruktur (Kerihtir / Pistir)” der. Kur’an-ı Kerimde “Dualarınız olmasaydı, ne işe yarardınız ki” der. Dinde böylesine önemli bir yeri olan dua konusunda, kulağını şeriattan çeviren biri için Tevratın dediği budur.. Şeriatsız bir din, Allahsız bir İslam olmaz.. Halksız demokrasi isteyenler kutsalı olmayan bir din dayatmak istiyorlar bize. Dinimizi, kendi ideolojik ve politik standartlarına indirgemek istiyorlar.. Bize İlahlık (Hüküm koyucu) ve Rablik (Terbiye edici) taslıyorlar.. Bize din biçmeye kalkıyorlar.. Devlet, anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyeti, birey ve toplulukların temel hak ve hürriyetlerini korumak olması gerekirken, bizzat bu yapıları korumaları gereken bir değere karşı tehdit olarak yorumlayan bir anlayışla, dini potansiyel bir risk ve tehdit olarak göstermeye çalışıyorlar..Soru da yanlış, cevap da. Zırva te’vil götürmüyor sonunda. Veri yanlış olunca yorum da yanlış oluyor sonunda..Her Müslüman şeriatçıdır ve şeriat sizin sandığınız gibi (şeriatı tehdit olarak görenlere söylüyorum) bir şey değildir.. Abdurrahman DİLİPAK ( 2007-02-25 )


Ş E R İ A T
"Biz bu sayıda 'Kahrolsun' ve 'Yaşasın' sloganlarıyla duygularımızın,korkularımızın, inancımızın,inkarımızın konusu olagelen 'Şeriat'ı düşüncenin konusu yapmayı amaçladık." İşte bu iddiadan yola çıkarak, son sayısını, özel bir 'dosya' halinde,hayli netameli bir konuya ayırmış İslamiyat dergisi : Şeriat.
Gerçekten de, bu ülkede şeriat, toplumsal bir antagonizmanın konusu haline gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Şeriat Dosyası editörü, bu olguyu şu cümleyle vermeyi uygun bulmuş: "Bir tarafta Şeriat için canını vermeye hazır insanlar,diğer tarafta Şeriat'a karşı mücadele etmenin 'sevap' olduğu fetvasını veren savcılar, hukukçular…"
Osmanlı'nın Yeniçerileri "Şeriat isterük!" diye ayaklanırken, gerçekte istedikleri şeyin ne kadar cahiliyseler, Cumhuriyet'in Yeniçerileri de "Kahrolsun Şeriat!"diye koro halinde tempo tutarken, düşmanı oldukları şeyin o kadar cahiliydiler.Cehalete dayalı dostlukla cehalete dayalı düşmanlığın, "cehalet" zemininde aynı gözede buluşması demeye gelen bu tavırların çıkardığı toz-duman arasında Şeriat, hep bir düş kuşu, hep bir Simurg olmayı sürdürdü.
Şeriat, etimolojik olarak "suyun kaynağına varmak amacıyla, suya muhtaç canlılar tarafından oluşturulan işlek yol" anlamına geliyordu. Kur'an'da, ikisi "Şeria(t)"formunda olmak üzere, "Ş-r-a" kökünden türetilmiş dört kelime yer alıyordu. Bu kullanımlardan yola çıkılarak yapılan şu tesbit önemli: "Buradaki istiarenin suyun kaynağına değil de,kaynağa giden yola yapılması calib-i dikkattir. Dinî bağlamda bunun anlamı şudur: Şeria(t),ed-dîn'den tarihin her hangi bir anında bir topluma, bir peygamber(vahiy/kitap) aracılığıyla açılan yoldur; yani Şeriat, 'din' değil 'tedeyyün'dür. Lugat anlamında Şeria(t); canlıları hayat kaynağı olan suya götürürken; dinî anlamda Şeria(t) insanları ilahi hakikate bağlamaktadır."
Peki, problem nerede yaşanmaktadır? Garaudy'e kulak verecek olursak,problem, suyun kaynağına sadık kalmak yerine, eskilerin kendi zamanlarında kaynağa ulaşmak için kullandıkları yola-yordama sadık kalmaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Oysa ki, bugün dün değildir.Garaudy'yi dinleyelim:
"Şeriat, kokmuş su çekmek için gidilen durgun bir su birikintisi değildir. Böyle bir şey yeni susuzlara yalan söylemek olurdu. Şeriat,pırıl pırıl parıldayan ve akarken kıyılarını verimli kılan güzel bir nehirdir."
Garaudy, geçmişi ve batıyı taklit batağına saplanmış cümle ölü canlara şunları söyler: "şeriat'ın gerçek anlamda uygulanmasının tembel bir lafızcılıkla hiçbir ilgisi yoktur. Gerçek bir uygulama, Kur'an ya da Sünnet'in koymuş olduğuher hükmün gerisinde, onun varlık nedeninin, onu hazırlayan ilkenin,uygulanmış olduğu tarihi şartların yeniden bulunmasını gerektirir... Şeriat, Kur'an'ın, tamamını açıklamış olduğu Allah iradesi tarafından emredilmiş olan fiillerimizin her biridir. O halde, Allah'ın rızası,her hangi bir ayeti, onu Kur'an'ın bütünselliğinden ve ona anlamını veren tarihi bağlamdan koparan lafzi bir okuma ile belirlenemez."
Fas'ın yetiştirdiği cins bir kafa olan Muhammed Abid Cabiri de,Şatıbî'den söz ederken şöyle der: "Bu metodolojik yeniden yapılanma,kıyas veya nassların lafzi anlamları üzerinde yoğunlaşarak onlardan hükümler üretme yerine,Şeriat'ın genel amaçlarının anlaşılmasını gerektirmektedir." Gerek Garaudy gerekCabiri, bu noktada aynı gözede buluşuyorlar. İkisi de, Şeriat'ın hırsızlık için öngördüğü "kat-ı yed" cezasını, önerdikleri yöntem çerçevesinde yeniden okumaya tabi tutuyorlar. Buraya kadar güzel.
Fakat, çıkış noktaları birbirinden tamamen farklı. Benim de asıl vurgulamak istediğim nokta burası. Garaudy'nin hareket noktası, "Bencil yararlarının savunulması üzerine" kurulan, "köleleştirici" Batı uygarlığının tek alternatifinin İslam olduğu gerçeğidir: "Başlangıç dönemlerindeki yaratıcı atılıma sadık olan bir islam, yeniden insani ve ilahi inanç birliğinin bir mayası ve gerçek bir modernitenin yaratıcısı olabilir." Cabiri'nin hareket noktası ise, Garaudy'nin tersine "öyle bir tedvin çağı ki, hareket noktası sürekli içtihad ve çağdaş hayata ayak uydurmaktır." (s.36)Cabiri'nin "tecdit" teklifinin eksenini "mevcut gelişmişlik düzeyineayak uydurabilecek yeni metodolojik çerçeveyi ortaya çıkarabilecek yöntemsel prensipleri yöneltmek" (s.42)oluşturmaktadır.
Bir çuval inciri berbat eden de, Doğu'lu Müslüman aydının Batı karşısında duyduğu,işte bu aşağılık kompleksidir.

"Şeriat yaşasın" , fakat nasıl?
Tevhid, insanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan "islam"ın tüm ilkelerinin kendisinden neş'et ettiği temel değerdir. Tevhid, epistemik anlamda hakikatin kaynağının tek olduğunu, kozmik anlamda var olan
hiçbir şeyin bu kaynaktan bağımsız düşünülemeyeceğini, sosyolojik anlamda insanların birbirleriyle ontolojik eşitliğini (vahdet) ve dolayısıyla kula ve eşyaya kulluğun, sömürünün, zulmün dışlandığını (adalet) ifade eder.
Tevhid'in, bütün unsurlarıyla gerçekleşmesi, insanın Allah'ın iradesi karşısında gösterdiği tavra bağlıdır. İslam, Kur'anî anlamda, insanın Allah'a karşı duruşunu ifade eder; yani, insanın, varoluşunu Allah'tan bağımsız anlamlandıramayacağını ve anlayamayacağını farkederek, hayat tasavvurunun merkezine Allah'ı yerleştirmesidir. Bu da, insanın, gönüllü olarak tüm yaşamı boyunca eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi,sorumsuz davranmaması anlamına gelir.
Allah, 'yaratma'yı kendisine meslek edinen (Hallâk), her an görev başında bir yaratıcı olarak (kulle yavmin huve fi-şe'n) aktiftir ve zamana, olaylara ve eşyaya müdahildir. İnsanlık tarihi boyunca gönderilen peygamberler ve onların taşıdığı vahiy, işte bu ilahi müdahalenin eseridir.Allah'ın tarihe müdahalelerinin hiç biri,zamandan, olaylardan ve olgudan bağımsız gerçekleşmemiştir. Aslında, bu müdahalelerin gerekçesi dahi, bizzat o zamanda ve mekanda yaşayanlar ve yaşananlardır.
Şu durumda, Allah'ın hayata müdahalesinin iki boyutu inkar edilemez biçimde ortaya çıkıyor:
1. Tüm ilahi müdahalelerde hiç değişmeyen ve hep aynı kalan temel nedenler,amaçlar ve ilkelerdir; ki, "Bugün size dininizi tamamladım"(5:3) ayeti bunu ifade ediyor. Bu ayetten sonra da "Şer'î hüküm" bildiren ayetler (Kelale ayeti gibi) inmeye devam ettiğine göre, bu ayette tamamlandığı ifade edilen "ilkeler"dir.
2. Bu sabit ilkelerin farklı zaman ve zeminlere uygun ve uyarlanmış olarak 'teklif edilen' özel yol,pratik uygulamalar ve yöntemlerdir. İşte Kur'an'daki "Sizden her nebi için bir şeriat açıkladık" (5:48) ibaresi bu anlamı ifade ediyor.
Şeriat'ın etimolojik anlamı, "canlıları suyun kaynağına götüren işlek ve geniş yol" olduğuna göre, 'şimdi ve burada' yaşayan insanları, yaşadıkları çağdan suyun kaynağına götüren yol nasıl bulunmalı? Çünkü,dünkü yol, dün yaşayan insanların kendi yaşadıkları zaman ve zeminden,yani onların 'şimdi ve burada'sından kaynağa giden yoldu. Bu gün o gün olmadığına göre, ne yapmalı?
Farklı bir ifadeyle:İlahi kelamın lafzı "suyun" karşılığıdır. O lafızların ahlaki hedefleri ise o suyun "kaynağıdır". O kaynağa giden "yol" ise, tabiatıyla "sudan" daha fazla, "suyun kaynağıyla" yani "ahlaki hedeflerle "ilgili hükümlerdir. Söz konusu "ahlaki hedefler" ise, Allah'ın "ne dediğinden "daha çok "ne demek istediğini" tesbitle ilgilidir ve yapılacak en önemli görev budur: Allah'ın ne dediğinden yola çıkarak ne demek istediğini, yani muradını tesbit etmek.
Ben, kendi payıma,Fazlur Rahman'ın şu sorusunu önemsiyorum:"Allah, toplumsal değişmeyi bütün vahiy tarihi boyunca, hatta Kur'an indirilirken bile dikkate alırken, Kur'an'ı tamamlarken bu tutumundan vaz mı geçti? Yoksa toplumsal değişme mi durdu? Zemahşeri'nin dediği gibi tarih boyu toplumsal değişmeye bağlı olarak değişen maslahatları gerçekleştirmek için yeni hükümler koyan Allah, 7. Miladi asırdaki bir toplumun maslahatlarının kıyamete kadar bütün insanlar için değişmeyeceğine mi karar verdi?"
Bugün, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olan her ilim sahibi, bu sorunun cevabını aramak durumundadır. Bugün, "düşünsel" bir cihada, bu ümmetin geçmişten çok daha fazla ihtiyacı var. Bilmediğinin düşmanı olan aldatılmış cahil yığınları bir yana bırakacak olursak, "Yaşasın menfaatlerimiz!" diyemedikleri için "Kahrolsun Şeriat!" diye tempo tutanları "insanın mutluluğu" önünde ciddi bir engel olarak görmüyorum; benim asıl endişem,"Yaşasın Şeriat!" diyenlerin, Allah'ın iradesine uygun yeni bir hayatın inşası için gerekli gayret, birikim ve "temsil kabiliyeti"nden yoksun olmalarından kaynaklanıyor.
www.mustafaislamoglu.com

LinKin parK..!
17-04-07, 21:19
işte tüm bu düşünceler ancak cahillikle açıklanabilir..devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrıdır ve öle de olmalıdır..ayrıca bugünün LAİK Türkiyesinde herkes özgürce dinini yaşayabilmektedir..asla dinde kısıtlama yapılmamıştır..ille de şeriatçılık diye tutturanların niyeti açıktır..

KAHROLSUN ŞERİAT! evet bağırıyoruz ..

Tengri
17-04-07, 21:45
Cumhuriyet sivasta kuruldu sivasta yıkılacak!

Kahrolsun Atatürk! Kahrolsun Laiklik!

Sivas Aziz'e mezar olacak!

Yaşasın şeriat!

Bu sloganlarla başlıyordu katliam.

Çocukluğumun oyun çağında, Ailemin televizyon karşısında pür dikkat, titreyerek, korkulu gözler ve kimi zaman göz yaşlarıyla izleyişinden anlamıştım durumun önemini. Ve bu o saatlere kilitlenmeme sebep olmuştu. Çünkü kendimi toparladığımda otel içindeki insanların; İlk öğrendiğim ve içinde büyüdüğüm türküler ve şiirlerin sahipleri olduğunu farkettim...
Hafızamın karanlık sayfalarından 2.siydi madımak.

1.sayfa ise aynı yıl içinde aynı şekilde izlediğim Uğur Mumcu katliamı.

Senin desteklediğin şeriatciler gerçekltirdi sivas katliamını,maraş katliamını

soruyorum sana 12 yaşındaki cocuktan... kundaktaki bebekten mi iman aradınız?
ALLAH'ın verdiği can'ı ALLAH alır bunu bütün müslümanlar bilir madem o kadar cok Müslümansınız Neden kıydınız o kadar can'a bunun cevabını verebilirmisin bana sen ?

sivasta diri diri yaktınız o kadar can'ı yiğitlikmidir emanet can'a kıymak ?
yaktınız o kadar can'ı şairleri,halk ozanlarını,cocukları,gencleri öldürdünüz... bu mu dur sizin müslümanlıgınız? hiç mi iciniz acımadı ? hiç mi kalbiniz ağlamadı?
o kadar kişiyi öldürdünüz geride gözü yaşlı sevdiklerini bıraktınız analar babalar bugun hala ağlamakta... hiç mi yüreğiniz sızlamadı ya hiç mi cız etmedi içiniz? bu kadar mı kolay bir can'a kıymak bu kadarmı kolay diri diri yakmak? o gün orda öldürdükleriniz halk ozanlarını ben bugun gözüm yaşlı kalbim acıyarak hala dinliyorum onlarda ALLAH kulu değilmiydi? onlarda can taşımıyolarmıydı ? bunların cevaplarını verebilirmisin bana hayır veremezsin cünkü verecek bir cevabınız yok ... ŞUNLARI UNUTMAYIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKDİR LAİK KALACAK NE SİZİN O APTALCA ŞERİAT YASALARINIZ BU ÜLKEYE GELECEK NEDE BAŞKA BİRŞEY KAHROLSUN ŞERİAT YAŞASIN LAİKLİK!

halidbin
17-04-07, 22:17
konu siyasete dönmüş

green tea
18-04-07, 11:05
işte tüm bu düşünceler ancak cahillikle açıklanabilir..devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrıdır ve öle de olmalıdır..ayrıca bugünün LAİK Türkiyesinde herkes özgürce dinini yaşayabilmektedir..asla dinde kısıtlama yapılmamıştır..ille de şeriatçılık diye tutturanların niyeti açıktır..

KAHROLSUN ŞERİAT! evet bağırıyoruz ..

kimi kandırıyorsun din devlet işleri ayrıysa devlet niye camiler imamları atar ve hacı niye tekelinde bulundurup on kişinin gideceği hac parasıya bir kişiyi gönderip müslümanları devlet eliyle soyuyor.sen kendini kandırarak avutmaya devam et.

green tea
18-04-07, 11:27
konu siyasete dönmüş

kanka kuranı kerimden ve hadisi şeriften delillere cevap veremeyince ,akılları sıra konuyu çarpıtarak haklı olmaya çalışıyorlar ama çırpındıkça batıyorlar.kuranı kerimden ve hadisi şerifteki şeriatın gerekliliği ile ilgili delilleri kabullenmek işlerine gelmiyor

delikanli_82
18-04-07, 11:31
işte tüm bu düşünceler ancak cahillikle açıklanabilir..devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrıdır ve öle de olmalıdır..ayrıca bugünün LAİK Türkiyesinde herkes özgürce dinini yaşayabilmektedir..asla dinde kısıtlama yapılmamıştır..ille de şeriatçılık diye tutturanların niyeti açıktır..

KAHROLSUN ŞERİAT! evet bağırıyoruz ..

anlamadım dinde asla kısıtlama yapılmamıştırmı dedin..?? herkez özgürce dinini yaşıyomu dedin. ya ancak bu dediğine gülünür :hahah:

zelyot
18-04-07, 11:52
Cumhuriyet sivasta kuruldu sivasta yıkılacak!

Kahrolsun Atatürk! Kahrolsun Laiklik!

Sivas Aziz'e mezar olacak!

Yaşasın şeriat!

Bu sloganlarla başlıyordu katliam.

Çocukluğumun oyun çağında, Ailemin televizyon karşısında pür dikkat, titreyerek, korkulu gözler ve kimi zaman göz yaşlarıyla izleyişinden anlamıştım durumun önemini. Ve bu o saatlere kilitlenmeme sebep olmuştu. Çünkü kendimi toparladığımda otel içindeki insanların; İlk öğrendiğim ve içinde büyüdüğüm türküler ve şiirlerin sahipleri olduğunu farkettim...
Hafızamın karanlık sayfalarından 2.siydi madımak.

1.sayfa ise aynı yıl içinde aynı şekilde izlediğim Uğur Mumcu katliamı.

Senin desteklediğin şeriatciler gerçekltirdi sivas katliamını,maraş katliamını

soruyorum sana 12 yaşındaki cocuktan... kundaktaki bebekten mi iman aradınız?
ALLAH'ın verdiği can'ı ALLAH alır bunu bütün müslümanlar bilir madem o kadar cok Müslümansınız Neden kıydınız o kadar can'a bunun cevabını verebilirmisin bana sen ?

sivasta diri diri yaktınız o kadar can'ı yiğitlikmidir emanet can'a kıymak ?
yaktınız o kadar can'ı şairleri,halk ozanlarını,cocukları,gencleri öldürdünüz... bu mu dur sizin müslümanlıgınız? hiç mi iciniz acımadı ? hiç mi kalbiniz ağlamadı?
o kadar kişiyi öldürdünüz geride gözü yaşlı sevdiklerini bıraktınız analar babalar bugun hala ağlamakta... hiç mi yüreğiniz sızlamadı ya hiç mi cız etmedi içiniz? bu kadar mı kolay bir can'a kıymak bu kadarmı kolay diri diri yakmak? o gün orda öldürdükleriniz halk ozanlarını ben bugun gözüm yaşlı kalbim acıyarak hala dinliyorum onlarda ALLAH kulu değilmiydi? onlarda can taşımıyolarmıydı ? bunların cevaplarını verebilirmisin bana hayır veremezsin cünkü verecek bir cevabınız yok ... ŞUNLARI UNUTMAYIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKDİR LAİK KALACAK NE SİZİN O APTALCA ŞERİAT YASALARINIZ BU ÜLKEYE GELECEK NEDE BAŞKA BİRŞEY KAHROLSUN ŞERİAT YAŞASIN LAİKLİK!


kankam yorma kendini...anlamazlar bunlar...utanmasalar cehenneme gideceklerin listesini yaparlar...kişi kişi....

halidbin
18-04-07, 12:06
Kuran In Tefsİrİnİ Okusalar Delİl Verİrler

zelyot
18-04-07, 12:11
bunalr kuran okuyomu ki kurandan delil sunsunlar......

hafizanallah kuranda kendi düşüncelerine ters bişi görseler bunun mealini yazan kesin imam der kenara korlar........


evet kuran okuyorum ...(türkçe mealini)ama saf bir şekilde:okay:

LinKin parK..!
18-04-07, 12:11
anlamadım dinde asla kısıtlama yapılmamıştırmı dedin..?? herkez özgürce dinini yaşıyomu dedin. ya ancak bu dediğine gülünür :hahah:

evet yaşıyo neyi yaşayamıyosun sölermisin bana?müslümansan müslümanlığı,baska bir dine mensupsan da o dini dilediğin gibi yaşarsın ..ibadetini yapabilirsin..camiye veya kiliseye gitme yasağımı var sanıyosun ülkede?hiçbiri yok..aa ama şu var!eğer sen ülke yönetimi de dine göre yönetilsin dersen ona dur deriz.ve diyeceğiz de..

sen gülmeye devam et yakışmış sana :Demon08:

delikanli_82
18-04-07, 12:18
evet yaşıyo neyi yaşayamıyosun sölermisin bana?müslümansan müslümanlığı,baska bir dine mensupsan da o dini dilediğin gibi yaşarsın ..ibadetini yapabilirsin..camiye veya kiliseye gitme yasağımı var sanıyosun ülkede?hiçbiri yok..aa ama şu var!eğer sen ülke yönetimi de dine göre yönetilsin dersen ona dur deriz.ve diyeceğiz de..

sen gülmeye devam et yakışmış sana :Demon08:

sen hangi ülkede yaşıyorsun. sen dini tam olarak anlayıp yaşamak istemediğinden dolayı göremiyorsun heralde. yanlışmıyım.? başortüsü dinin simgesi değilmidir. sen hiç okuldan dinin gereği için atıldınmı. kamu yerinde fişlendinmi. bir yere gireceğin zaman soyun sopun araştırılıp ret yedinmi. daha neleri sayiyim sana anlatmakla bitiremezsin.

green tea
18-04-07, 12:23
kankam yorma kendini...anlamazlar bunlar...utanmasalar cehenneme gideceklerin listesini yaparlar...kişi kişi....

tövbe et ve gerçekleri kabul et lütfen

1908 yılında Meşrutiyetin ilanıyla birlikte parlamento ve anayasanın yeniden yürürlüğe girmesini Şeriat adına alkışlayarak sahip çıkan Bediüzzaman, meşrutiyetin hakikatlerini "sarahaten ve zımnen ve iznen" dört mezhepten çıkarılacak hükümlere dayandırmanın mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Anayasa, meclis, kanun üstünlüğü, adalet, eşitlik gibi meşrutiyet çatısı altında toplanabilen bütün hakikatlerin ya açık hükümler halinde veya işari olarak veyahut izinle dört mezhebin bünyesinde yer aldığını; dolayısı ile meşrutiyeti "delail-i Şeriat" ile kabul eden Bediüzzaman, Şeriatın hakiki mesleğinin bu hakikatler olduğunu söyler. Böyle yapmaktaki maksadı İslam alimlerini istibdat taraftarı olarak kabul eden ve Şeriatı istibdada müsait zanneden zihniyetin bertaraf edilmesi idi. Alimler ve Şeriat böyle bir zan altında kalmaktan kurtarılmalıydı. Lakin bu zanna kuvvet verecek temayüller de yok değildi. Meşrutiyet görüntüsü altında ve hürriyet zemininde yeni bir istibdadın gelme ihtimali vardı. Bazı insanlar, ortamdan istifade ile kendi maksatlarına meşrutiyeti alet etme peşinde idiler. Buna mani olmak ve yeni tip bir istibdadın önüne geçebilmek için Bediüzzaman, Ayasofya'da bir nutuk irad ederek parlamenterleri "meşrutiyeti, meşruiyet ünvanı ile telkin ve öyle telakki" etmeleri yolunda uyarmıştır. Çünkü meşrutiyet uygulamalarının şer'i olduğu ve Şeriat çerçevesinde kalınması gerektiği açıktır. Cahil fertler ve avam tabakası hürriyeti kayıtsızlık olarak anlarsa sefahat ve itaatsizliğe sürükleneceklerdir. Hürriyet, Şeriatın adabı içinde yaşanmalıdır. Zaten hakiki hürriyet de başkalarının sınırlı olan hürriyetlerinden müteşekkildir. Hürriyeti sınırsız yaşama uğruna kul olduğunu unutan fert, nefsin istibdat ve esareti altına girmiş olacaktır.1

Bediüzzaman, dünyevi saadet, yani sosyal refah ve kalkınma için, kaçınılmaz bir şart olarak gördüğü o zamanın anayasal parlamenter rejimi olan meşrutiyeti "hakiki adalet ve meşveret-i Şer'iyyeden ibaret" olarak tarif etmiştir.2 Hakiki adaletin gerçekleşmesi için gerekli olan parlamento, Şeriatın iki ayetle emretmiş olduğu meşveretin bir tezahürü, kanun üstünlüğü ise bir diğer şarttır. Kanun önünde eşitlik olmaksızın adaletten söz etmek mümkün değildir.Bediüzzaman'a göre her zamanın bir modası vardır ve yönetimler bulundukları zamanın modasına, yaşadıkları toplumun o günkü yapısına uygun olarak ortaya çıkarlar. Buna göre, istibdadın hakim olduğu zamanlarda nokta-i istinat kuvvettir; "hakim, hissiyat ve cebr"dir. Meşrutiyet yönetiminde ise kuvvetin yerini hak, cebrin yerini muhabbet, hissiyatın yerini ise fikir almıştır. Meşrutiyet zamanlarının hakimi "hak, marifet, kanun ve efkâr-ı âmme"dir. Meşrutiyetin esaslarından olan parlamento, Şeriatın emrettiği meşveret olduğu gibi, efkâr-ı âmme (kamuoyu), çoğunluğun iradesi ve seçim gibi esaslar Şeriatın kaynaklarından olan "icma-i ümmet ve rey-i cumhur" esaslarına tam bir uygunluk arz etmektedir.

Bediüzzaman, Meşrutiyet yıllarında yazdığı eserlerinde, meşrutiyeti Şeriat adına savunurken, "Şeriatın ve müsemma-i meşrutiyetin münasebet-i hakikiyesini izah ve teşrih ettim" diyerek ismin değil, muhtevanın ve mananın önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Başka bir ifade ile meşrutiyet ismini taşıyan şey ile Şeriatın uygunluğunu iddia ederek ispatlamıştır. Bu tavır gerçekten dikkat edilmesi gereken bir tavırdır ve Bediüzzaman'ın bu tavrı "tebeddül-ü esma ile hakikat tebeddül etmez"3 ölçüsüne uygundur. Meşrutiyet bir isimdir, önemli olan onun hakikati, yani müsemmasıdır. Bu ölçüyü te'yiden yine Bediüzzaman bir makalesinde, "Umum makalatımdaki umum hakaikta nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi canibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletname-i Şeriatla davet olunsam; neşrettiğim hakaikı aynen ibraz edeceğim. Olsa olsa zamanın ilcaatına göre bir libas giydireceğim. Şayet müstakbel tarafından üç yüz sene sonraki tenkidat-ı ukala mahkemesinden tarih celbnamesiyle celb olunsam, yine bu hakikatleri tevessü ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim" demektedir.

Zamanın modasına göre libas giydirmek ve çatlayan yerleri yamalamak tabirleri bizi Bediüzzaman'ın "O zaman meşrutiyet. Şimdi o kelime yerine cumhuriyet konulmuş"4 ve "cumhuriyet ve demokrat manasındaki meşrutiyet"5 ifadelerine götürmektedir. 1909'da gazetelerde neşrettiği makalelerini 50'li yıllarda yeniden neşrederken yaptığı düzeltmeler ve düştüğü dipnotlarında yer alan bu ifadeler, aynı ölçünün uygulanmasından başka bir şey değildir. Zaten anayasal parlamenter sistemin o günkü ifadesi olan meşrutiyeti destekleyen Bediüzzaman, Cumhuriyet döneminde çok partili demokratik hayata geçildiğinde Demokrat Partiyi destekleyerek, hem demokratik bir uygulama olan siyasal katılımda yerini almış, hem de nazari olarak demokratik parlamenter sistemin savunucusu olmuştur. "Elinizdeki tarihçe-i hayatım isbat eder ki, ben eskiden beri cumhuriyetçiyim. Zira Hulefa-i Raşidin hem halife, hem de cumhurreisi idiler" şeklindeki ifade bu çizginin bir göstergesidir. 1935'de Eskişehir Mahkemesinde yaptığı müdafaada kullandığı bu ölçü, 1911'de Münazarat adlı eserinde ortaya koyduğu ölçü ile de aynıdır. Meşrutiyet döneminde ortaya koyduğu esasların Cumhuriyet döneminde de geçerli olduğu su götürmez bir hakikattir. Daha sonra sadece zamanın modasına göre bir elbise giydirilmiştir. Zaten eski eserlerini yeniden neşrederken "Nur Talebelerine bir ders-i içtimaidir" notunu düşmeyi ihmal etmemiştir. "Önemli olan isim değil, ifade ettiği mana ve muhtevadır" gerçeğinden hareketle, Bediüzzaman'ın Cumhuriyet öncesi yazdığı eserlerinde açıklığa kavuşan müsemma-yı meşrutiyet ile Şeriatın uygunluğu, demokrasi ve Şeriatın uygunluğu olarak anlaşılmalıdır. Çünkü Bediüzzaman'ın meşrutiyet için yaptığı tarif ve açıklamalar bugünün yönetim biçimi olan demokrasiye uygulandığında hiçbir çelişki ve uyumsuzluk görülmemektedir.

1935'de Eskişehir Mahkemesi müdafaasında öne sürdüğü söz konusu iddiaya, adeta 1911'de kendisine sorulan bir soru kaynak teşkil etmektedir: "Şimdiki meşrutiyet nerede, onların harekatı nerede, hilafet ve saltanat nerede? Nasıl tatbik ediyorsun? Yekdiğerine musafaha ve temas ettiriyorsun, aralarında karnlar ve asırlar vardır."

Bediüzzaman cevabında hakikatlerin değişik şartlar ve farklı zamanlarda değişik isimler kazanmalarının mümkün olacağını vurgulayarak meşrutiyeti kanun kuvveti olarak tarif ettikten sonra, Dört Halife Dönemi ile esaslı bir paralellik arz ettiğini ifade ediyor.6 Anayasal parlamenter rejimin veya diğer bir ifadeyle demokratik yönetim şeklinin Şeriata muhalif olduğu iddiasına ise "Ruh-u Meşrutiyet Şeriattandır" diyerek ruhu, yani mana ve muhtevayı öne çıkaran bir cevap veriyor. Bununla birlikte, zamanın hükmü olan "ilca-yı zaruret" yani zaruretin getirdiği ile teferruatta geçici olarak Şeriata muhalif uygulamaların da olabileceğini kabul ederek bu durumun "muvakkat" olacağını öne sürüyor. Böyle demokratik bir yönetim esnasında bütün yapılanların demokrasinin gereği olarak addedilmemesi lazım geldiğini ise onun "Meşrutiyet zamanında ne oldu ise Meşrutiyetten veya onun müsemmasından kaynaklanmadığı" şeklindeki tespitinden çıkarmak mümkündür. Çünkü demokratik bir yönetimde meydana gelen birtakım bozukluk ve aksaklıkların demokrasiden kaynaklandığı iddia edilerek demokrasi veya onun müsemmasının mahkum edilmesi elbette adaletli değildir. Buradan hareketle denilebilir ki, demokrasinin uygulamalarında Şeriata uymayan teferruata ait hadiselerin gösterilmesi demokrasinin Şeriata uygun olmadığını ispat için yeterli değildir. Bediüzzaman'a göre Şeriata muhalif gibi görülen bu haller ilca-i zaruret ile ortaya çıkmış olabilir. Zaten "yeryüzünde hangi şey vardır ki, her cihetle Şeriata uygun olsun; hangi adam var ki, bütün halleri Şeriata uysun." Öyleyse bir şahs-ı manevi olan hükümetin de tamamıyla masum olması beklenemez. Kusursuz bir yönetim ve hükümet Bediüzzaman'a göre hayalidir ve muhaldir. Ayrıca böyle haller zaruretten kaynaklanmışsa Şeriatın "zaruretler haramları mübah kılar" kaidesince zaruretin gereğini uygulamak da vaciptir. Mesela; kangren olmuş bir parmak kesilmelidir.7

Bu konudaki bir diğer yaklaşım da hükümet ve parlamentonun işleyişi ile ilgilidir. Dinin zaruriyatı hükmünde olan değişmeyen ahkam, parlamentonun teşri, yani yasama yetkisi dahilinde değildir. Meclis, siyasi maslahatlar ve iktisadi politikaların gerekleri üzerine çalışacak ve yürütmeyle ilgili kanunları yapacaktır.8 Kaldı ki, meclisin veya hükümetin ilca-i zaruret ile yaptıklarının Şeriata uygun olmaması halinde yine endişeye gerek yoktur; çünkü "Şeriatın ancak binde biri siyasete taalluk eder. Siyasetteki bir ihmal ile Şeriat ihmal edilmiş olmaz."9 Eğer yöneticilerin İslamiyet'i yaşayıp yaşamamalarından doğan bir endişe de yersizdir. Çünkü hükümet hizmetkardır; idare bir maharet ve sanattır; iş ve sanat konusunda kişinin mahareti gözönüne alınmalı, günlük yaşantısı ölçü olmamalıdır; çünkü "fasık bir adam güzel çobanlık yapabilir; ayyaş bir adam ayık iken iyi saat yapabilir."10

Anayasal parlamenter rejimin Şeriata uygun olmadığını iddia edenler, "Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, ancak zalimlerdir" ayetini delil olarak gösterdiklerinde ise Bediüzzaman'ın cevabı nettir: "Hükmetmemek, tasdik etmemek manasındadır."11 Sözkonusu iddiaya göre anayasa ve parlamentonun yaptığı kanunlar çerçevesinde icraat yapan hükümet Allah'ın indirdikleriyle hükmetmediği için Şeriata uymayan bir durum ortaya çıkmaktadır. Halbuki bu ayetlerin Yahudileri muhatap alarak onların o zamandaki bazı tavırlarını kastettiğini bilen, hükümlerin bazısının mutlak olmayıp mukayyet olduğunu, yani zaman ve şartlara göre yorumlanıp anlaşılması gerektiğini ve Kur'an'ın ıstılahınca "hükm"ün "tasdik" olduğunu bilen bütün müfessirler gibi Bediüzzaman da "hükmetme"yi inkar etmemek olarak almış ve "İmtisal etmemek, inkar etmek değildir" düsturuyla durumu değerlendirmiştir. Demokratik bir rejimde diğer dinlere ve inançlara mensup olanlarla birlikte yaşamanın da Şeriata muhalif olmadığını izah eden Bediüzzaman, "Yahudi ve Hıristiyanlarla dost olmayınız" âyetiyle yasaklanan dostluğun "onların Yahudilik ve Nasraniyet cihetlerine ait" olduğunu vurgulayarak diğer dinlerin mensuplarıyla yapılan ticaretler, anlaşmalar ve kurulan paktların onların sanat, ticaret ve diğer sıfatları ile ilgili olduğunu ifade eder. Kanunlar çerçevesinde onlarla birarada, aynı toplumun içinde yaşamak, sözü edilen ayetin hükmüne dahil değildir. Onlarla kurulan dostluklar ve münasebetler dinleri ve zatları için değil, sanatları ve sıfatları içindir. Çünkü bir kafirin bütün sıfatları kafir olmak gerekmez. Bir Müslüman diğer insanların güzel sıfatları ve sanatı için dostluklar kurabilir, münasebetler geliştirebilir. Zaten Şeriatın da gayr-i müslim kadınlarla evlenmeyi yasaklamamış olması bu ölçüye binaendir.12

Sonuç

Meşrutiyeti şer'i deliller ile meşru kabul eden Bediüzzaman Said Nursi, Şeriat adına hürriyet ve meşrutiyeti müdafaa ederken, kendi ifadesi ile, "nam-ı mukaddes-i Şeriatı, meşrutiyet kuvvetiyle ila' ve meşrutiyeti Şeriat kuvvetiyle ibka" etmeyi hedeflemiştir. Şimdiki ifade ile "Şeriatın mukaddes ismi meşrutiyetin kuvveti ile yükselecek ve meşrutiyet de Şeriat kuvveti ile ayakta duracak, varlığını devam ettirecektir." Bu hedefi bugünkü şartlara uygulayacak olursak, İslamiyet, demokratik yönetimlerin tatbik edildiği ortamda en yüksek mevkide yerini alacak ve onun yüceliği herkes tarafından kabul edilecektir. Mükemmel manadaki demokrasi de ancak İslamiyet'in yaşandığı ortamda gerçekleşecek ve devam edecektir.

—SON—

Dipnotlar:

1. Divan-ı Harb-i Örfi, ss. 12-16.

2. a.g.e., s. 14.

3. a.g.e.,.s. 29.

4. a.g.e., s. 49.

5. a.g.e., s. 53.

6. Münazarat, s. 38.

7. a.g.e., s. 39.

8. a.g.e., s. 41.

9. a.g.e., s. 53.

10. a.g.e., s. 56.

11. a.g.e., s. 124.

12. a.g.e., ss. 70-71.

LinKin parK..!
18-04-07, 12:25
sen hangi ülkede yaşıyorsun. sen dini tam olarak anlayıp yaşamak istemediğinden dolayı göremiyorsun heralde. yanlışmıyım.? başortüsü dinin simgesi değilmidir. sen hiç okuldan dinin gereği için atıldınmı. kamu yerinde fişlendinmi. bir yere gireceğin zaman soyun sopun araştırılıp ret yedinmi. daha neleri sayiyim sana anlatmakla bitiremezsin.

okullar ve üniversteler eğitim yerleridir..oraya din alet edilemez tamam mı?başörtülü insanlar üniversteleri doldurmaya basladığında okulların vizyonu değişir..biz daima ileri gitmek istiyosak geçmişte yıkılmış tabuları artık sindirmemiz gerekirr..ee sindiremiyenler varsa da böle hazımsızlık yapar işte nolcak baska:faja_na:

green tea
18-04-07, 12:25
evet kuran okuyorum ...(türkçe mealini)ama saf bir şekilde:okay:

okuyorsan işine gelenleri kabul edip işine gelmeyenleri kabul etmiyor musun?yoksa kuranı kerimden delilleri niye görmezden gelirsin

delikanli_82
18-04-07, 12:31
okullar ve üniversteler eğitim yerleridir..oraya din alet edilemez tamam mı?başörtülü insanlar üniversteleri doldurmaya basladığında okulların vizyonu değişir..biz daima ileri gitmek istiyosak geçmişte yıkılmış tabuları artık sindirmemiz gerekirr..ee sindiremiyenler varsa da böle hazımsızlık yapar işte nolcak baska:faja_na:

hani nerde dini özgürlük.? başartüsü din aletimidir sorarım sana? hangi vizyondan bahsediyorsun. mini etekli vizyonmu.? dinin hakkında ne kadar cahil bir durumdasın farkındasın dimi.? dini özgürce yaşandığını söyleyip sonrada başartösü bir vizyon bir simgedir diyorsun. nerede kaldı özgürlük hıııııııııııı...
hiristiyanda haçlı okuluna gitmeli müslümanda başörtülü. bu kendi dinindeki ayrımcılık neden.?

green tea
18-04-07, 12:39
hani nerde dini özgürlük.? başartüsü din aletimidir sorarım sana? hangi vizyondan bahsediyorsun. mini etekli vizyonmu.? dinin hakkında ne kadar cahil bir durumdasın farkındasın dimi.? dini özgürce yaşandığını söyleyip sonrada başartösü bir vizyon bir simgedir diyorsun. nerede kaldı özgürlük hıııııııııııı...
hiristiyanda haçlı okuluna gitmeli müslümanda başörtülü. bu kendi dinindeki ayrımcılık neden.?

haklısın kanka.rahibelerin çarşaf giymelerine ses çıkaramazlar.neden ? müslüman olmadığı için.rahibeler namaz kılsalar rahibeler ölüm diye saldırır bunlar.mini etekliler nefislerin hoş geldiği için desteklerler , testtürlü nefislerine hoş gelmediği için kin ve nefretlerini kusarlar

LinKin parK..!
18-04-07, 12:39
hani nerde dini özgürlük.? başartüsü din aletimidir sorarım sana? hangi vizyondan bahsediyorsun. mini etekli vizyonmu.? dinin hakkında ne kadar cahil bir durumdasın farkındasın dimi.? dini özgürce yaşandığını söyleyip sonrada başartösü bir vizyon bir simgedir diyorsun. nerede kaldı özgürlük hıııııııııııı...
hiristiyanda haçlı okuluna gitmeli müslümanda başörtülü. bu kendi dinindeki ayrımcılık neden.?

mini etekli vizyon diyerek hiçkimseyi küçümsemeye hakkın yok!biraz gözlem yapsaydın da üniverste öğrencilerine baksaydın..kot-tshirt dolaşıyo çoğu..hee öle düşünürsen hafif insan heryerde hafif..ne başörtülüler de var konuşturma beni.önemli olan o deil ...önemli olan üniverstlerin aydın-açık görüşlü yerler olması..başörtülüler de içeri girerken açıyolar dışarda kapıolar..nolmus öğretmenler de aynı şeyi yapıyoo..öğretmenler de mi kapalı gelsin okula??bunu da savunursun sen şimdi

green tea
18-04-07, 12:41
mini etekli vizyon diyerek hiçkimseyi küçümsemeye hakkın yok!biraz gözlem yapsaydın da üniverste öğrencilerine baksaydın..kot-tshirt dolaşıyo çoğu..hee öle düşünürsen hafif insan heryerde hafif..ne başörtülüler de var konuşturma beni.önemli olan o deil ...önemli olan üniverstlerin aydın-açık görüşlü yerler olması..başörtülüler de içeri girerken açıyolar dışarda kapıolar..nolmus öğretmenler de aynı şeyi yapıyoo..öğretmenler de mi kapalı gelsin okula??bunu da savunursun sen şimdi

kendin başörtülüleri küçümseyip hakaret edip ,kalp ve beyin okuyuculuğu yaparak dışlıyorsun ama nefsini tamin eden mini eteklileri savunuyorsun.yazıklar olsun

LinKin parK..!
18-04-07, 12:44
kendin başörtülüleri dışlıyorsun ama nefsini tamin eden mini eteklileri savunuyorsun.yazıklar olsun

ne nefsi ya birincisi ben bayanım..ikincisi ben mini etekli demedim üniverste öğrencilerini mini etekli diye hafife alarak aşağılamanıza katlanamam..bir ülkenin en gelişmiş kurumları üniverstelerdir

ama bunda biraz kıskançlık ta olabilir..sosyal bi konu olabilir..bişi diyemem o zaman

delikanli_82
18-04-07, 12:44
ya harbiden söylediklerine gülüyorum. Allahda seni güldürsün.:hahah:

mini etekli vizyon diyerek hiçkimseyi küçümsemeye hakkın yok
diyorsun başörtüsüne vizyon derkene küçümsemiyormusun.? bu ne düşmanlık. bu ne ayrımcılık.
güldürme beni lütfen konuştukca batıyorsun.. bak nokta koyuyorum ............................................. bitti okadar. sen göremiyorsan konuşmaya tartışmaya da gerek yok. hem ayrımcılık yapacaksın sonrada bana vizyon,mizyon özgürlükden bahsedeceksin.

green tea
18-04-07, 13:15
ya harbiden söylediklerine gülüyorum. Allahda seni güldürsün.:hahah:

mini etekli vizyon diyerek hiçkimseyi küçümsemeye hakkın yok
diyorsun başörtüsüne vizyon derkene küçümsemiyormusun.? bu ne düşmanlık. bu ne ayrımcılık.
güldürme beni lütfen konuştukca batıyorsun.. bak nokta koyuyorum ............................................. bitti okadar. sen göremiyorsan konuşmaya tartışmaya da gerek yok. hem ayrımcılık yapacaksın sonrada bana vizyon,mizyon özgürlükden bahsedeceksin.

tebrikler kanka.harikulade ve şahane tesbitler.allah senden razı olsun:okay:

Tengri
18-04-07, 15:30
benim sordugum sorulara neden cevabınız yok!

green tea
19-04-07, 11:28
okullar ve üniversteler eğitim yerleridir..oraya din alet edilemez tamam mı?başörtülü insanlar üniversteleri doldurmaya basladığında okulların vizyonu değişir..biz daima ileri gitmek istiyosak geçmişte yıkılmış tabuları artık sindirmemiz gerekirr..ee sindiremiyenler varsa da böle hazımsızlık yapar işte nolcak baska:faja_na:

HAŞA SEN ALLAHU TELANIN EMİRLERİNİN OKULLARDA GEÇMEDİĞİNİ Mİ SÖYLÜYORSUN?


ne nefsi ya birincisi ben bayanım..ikincisi ben mini etekli demedim üniverste öğrencilerini mini etekli diye hafife alarak aşağılamanıza katlanamam..bir ülkenin en gelişmiş kurumları üniverstelerdir

ama bunda biraz kıskançlık ta olabilir..sosyal bi konu olabilir..bişi diyemem o zaman

ALLAHU TELANIN EMİRLERİ HERYERDE GEÇERLİDİR.MİNİ ETEKLİLER ALLAHU TEALANIN KURANDAKİ EMİRLERİNE KARŞI GELİP , AYETTE BİLDİRİLEN EDEP MAHALLERİNİ KAPANMASI GEREKEN YERLERİNİ AÇARAK GÜNAH İŞLİYORLAR

Tengri
19-04-07, 11:42
green tea herkese bir cevabın varda benim yazdıklarıma neden bir cevabın yok! bırak şimdi mini eteklileri herkes özgürdür ister mini etek giyer ister cırılcıplak dolaşır dinde zorlama yoktur... ister mini etek giysin ister cıplak gezsin buna kimse karışamaz her koyun kendi bacagından asılır sen benim yazdiklarima nedenm cevap veremiyorsun? bir cevap bekliyorum ben

green tea
19-04-07, 11:57
green tea herkese bir cevabın varda benim yazdıklarıma neden bir cevabın yok! bırak şimdi mini eteklileri herkes özgürdür ister mini etek giyer ister cırılcıplak dolaşır dinde zorlama yoktur... ister mini etek giysin ister cıplak gezsin buna kimse karışamaz her koyun kendi bacagından asılır sen benim yazdiklarima nedenm cevap veremiyorsun? bir cevap bekliyorum ben

müslüman müslümanın zararını istemez.her koyun kendi bacağından asılır lafı yahudi mantığıdır.dinde özgürlük yoktur.allahu tealnın çizdiği sınırlar dışına çıkamazsın.içki haramdır.bunun tartışması olmaz.dinde zorlama ,müslüman olmayanlara yoktur.ama kişi müslüman olupta ,eğer allahu tealanın emirlerine uymuyorsa , o kişiye zorlama vardır ve allahu tealanın emirlerini yapmakla zorunludur.dinde zorlama yoktur da yahudi mantığıdır

zelyot
19-04-07, 12:07
müslüman müslümanın zararını istemez.her koyun kendi bacağından asılır lafı yahudi mantığıdır.dinde özgürlük yoktur.allahu tealnın çizdiği sınırlar dışına çıkamazsın.içki haramdır.bunun tartışması olmaz.dinde zorlama ,müslüman olmayanlara yoktur.ama kişi müslüman olupta ,eğer allahu tealanın emirlerine uymuyorsa , o kişiye zorlama vardır ve allahu tealanın emirlerini yapmakla zorunludur.dinde zorlama yoktur da yahudi mantığıdır



sahip olunan erdem ve ahlakı hiçe saymak mantıklı değildir....karar mercihide sizler değilsiniz...yok ben karar mercihiyim dersen...cennet ve cahenne gideceklerinde listesi yap bari...

green tea
19-04-07, 12:18
sahip olunan erdem ve ahlakı hiçe saymak mantıklı değildir....karar mercihide sizler değilsiniz...yok ben karar mercihiyim dersen...cennet ve cahenne gideceklerinde listesi yap bari...

ALLAHU TEALA O LİSTEYİ YAPMIŞ AMA İŞİNE GELMİYOR.ALLAHU TEALANIN KANUNLARI DEMEK OLAN ŞEİRATI İNKAR EDİYORSUN
İslam’da şeriat kuranın kendisidir ve tabii İslam’ı inançın aslıdır. Şeriat'a gönülden biat etmeyen haşa Müslüman değildir. Ama bunun yargısı biz Allah'ın kullarına düşmez. Bu nedenle Avukat Ali Doğan, hayatımın her safhasında Şeriat'a uyarım, diyor. Ama katiyen Ülkemizin şeriat kanunları ile yönetilmesi arzusunu dile getirmiyor.Bazıları kendisine haksız şekilde saldırıyor ve sen nasıl hukuk okumuşsun, diye yazılar yazıyor. Bu çelişki, ülkemizde bilgisizlikten kaynaklanan vahım bir fenoman olmuştur.

halidbin
19-04-07, 13:02
benim sordugum sorulara neden cevabınız yok!


kanki şu soruları birdaha sorsan ben soru göremedim

yanlış olduktan sonra verilmeyecek cevap yoktur...:okay:

green tea
19-04-07, 13:09
benim sordugum sorulara neden cevabınız yok!

DEDİKLERİN DOĞRU DEĞİL.DOĞRU OLSA BİLE SENİN ÖLÇÜN VE ÖRNEĞİN EN BÜYÜK ÖNDERİMİZ VE LİDERİMİZ İKİ CİHAN GÜNEŞİ SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEM DURURKEN ,NDEN BAŞKALARINI ÖRNEK ALIYORSUN.HADİ CEVAP VER.

Tengri
19-04-07, 14:30
Cumhuriyet sivasta kuruldu sivasta yıkılacak!

Kahrolsun Atatürk! Kahrolsun Laiklik!

Sivas Aziz'e mezar olacak!

Yaşasın şeriat!

Bu sloganlarla başlıyordu katliam.

Çocukluğumun oyun çağında, Ailemin televizyon karşısında pür dikkat, titreyerek, korkulu gözler ve kimi zaman göz yaşlarıyla izleyişinden anlamıştım durumun önemini. Ve bu o saatlere kilitlenmeme sebep olmuştu. Çünkü kendimi toparladığımda otel içindeki insanların; İlk öğrendiğim ve içinde büyüdüğüm türküler ve şiirlerin sahipleri olduğunu farkettim...
Hafızamın karanlık sayfalarından 2.siydi madımak.

1.sayfa ise aynı yıl içinde aynı şekilde izlediğim Uğur Mumcu katliamı.

Senin desteklediğin şeriatciler gerçekltirdi sivas katliamını,maraş katliamını

soruyorum sana 12 yaşındaki cocuktan... kundaktaki bebekten mi iman aradınız?
ALLAH'ın verdiği can'ı ALLAH alır bunu bütün müslümanlar bilir madem o kadar cok Müslümansınız Neden kıydınız o kadar can'a bunun cevabını verebilirmisin bana sen ?

sivasta diri diri yaktınız o kadar can'ı yiğitlikmidir emanet can'a kıymak ?
yaktınız o kadar can'ı şairleri,halk ozanlarını,cocukları,gencleri öldürdünüz... bu mu dur sizin müslümanlıgınız? hiç mi iciniz acımadı ? hiç mi kalbiniz ağlamadı?
o kadar kişiyi öldürdünüz geride gözü yaşlı sevdiklerini bıraktınız analar babalar bugun hala ağlamakta... hiç mi yüreğiniz sızlamadı ya hiç mi cız etmedi içiniz? bu kadar mı kolay bir can'a kıymak bu kadarmı kolay diri diri yakmak? o gün orda öldürdükleriniz halk ozanlarını ben bugun gözüm yaşlı kalbim acıyarak hala dinliyorum onlarda ALLAH kulu değilmiydi? onlarda can taşımıyolarmıydı ? bunların cevaplarını verebilirmisin bana hayır veremezsin cünkü verecek bir cevabınız yok ... ŞUNLARI UNUTMAYIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKDİR LAİK KALACAK NE SİZİN O APTALCA ŞERİAT YASALARINIZ BU ÜLKEYE GELECEK NEDE BAŞKA BİRŞEY KAHROLSUN ŞERİAT YAŞASIN LAİKLİK!!!

bu yazıyı iyi oku bakalım burda bir örnek alma varmı?
Peygamberimizi Örnek Almadıgımı nerden biliyorsun?
Dediklerimin doğru olmadıgını da nereden cıkardın sivas katliamını sizler yaptınız sizler yaktınız o kadar masum günahsız insanları sivas katliamı diye araştır bakalım görürsün dediklerim doğrumu değil mi ! şu yukarıda yazdıgım sorularının cevabını versene sen bana veremessin değil mi cünkü verecek cevabınız yok!

green tea
19-04-07, 14:40
İSLAM BARIŞ DİNİDİR.KİŞİLERİN YAPTIĞI HATAYI GENELLEMEKLE NE KADAR KOMİK DURUMA DÜŞTÜĞÜNÜ ANLA ARTIK


İSLAM BARIŞ DİNİDİR

İSLAM kelimesi S,l,M köklerinden türemiştir. İki anlamı vardır :
1- Barış, huzur, selamet, esenlik ...

2- Teslim olmak

Bu iki anlamı tek cümlede şöyle özetleyebiliriz.

İslam ;" barış ve huzur içinde yaşamak için Allah’ın kanunlarına ( K.Kerim’e) teslim olmak demektir."

İslamiyet’in hakim olduğu her yerde barış ve huzur, İslamiyet’in olmadığı veya eksik, yanlış, hatalı uygulandığı her yerde de kan ve gözyaşı olmuştur. Buna tarihten örnekler verelim :

Yer Mekke : Mekke’ye Ehli küfür, şirk, gayri İslami bir dünya görüşü hakimken, yönetim İslam olmayanların elinde iken ( Ebu Leheb , Ebu Cehil ... ) Mekke’de kadın satma, içki içme, putlara tapma, halkın inançlarını sömürme, kan davası, asabiyet (ırkçılık) ... hakim idi.

Bunlara karşı olan İslam bir din (yaşam tarzı-şekli) olarak ortaya çıkınca çarklarının bozulacağını anlayan, sömürülerinin son bulmasından endişe duyan gayri İslami görüşlü yöneticiler, Müslümanlara; işkenceye, baskıya başlarlar.

Önce Müslümanlar dövülür, hakarete maruz kalır, hapsedilir... Zamanla can - mal güvenlikleri kalmaz. Aç - susuz, yıllarca toplu yaşamaya mecbur edilirler. İçlerinden şehit düşenler olur. Öyle ki artık Müslümanlar ev, toprak, hatıra, anılarını... geride bırakıp Mekke’yi terk etmeye zorlanırlar. Aile ve akrabalarından, her türlü mallarından, çocukluk, gençlik anılarından uzaklaşıp, parasız, maddi hiçbir destekleri olmaksızın, sadece inançları için, bir bilinmeyene doğru yolculuğa çıkarlar.

Medine : Yeni bir mekan, yeni bir çevre, yeni şartlar... ve her şeye yeniden başlama. Ama zorluklar bu kadarla da sınırlı değildir : Mekke’li müşrik-kafirler Müslümanların geride bıraktıkları malları satmak için bir ticaret kafilesi kurarlar. Müslümanlar buna engel olmak için Bedir savaşını; sayıca, silahça az olmasına rağmen göze alırlar ve sonuçta savaşı kazanırlar. Uhud savaşı : Bedir’in intikamını almak için savaşı başlatan taraf yine müşrikler olur... Hiç bir şekilde başarıya ulaşamayan müşrikler Medine’nin çevresini sarıp (Hendek Savaşı) Müslümanlığı yok etmeye çalışırlar...

Mekke’deki müşrik bataklığı kurumadıkça müşriklerin saldırılarını önlemek imkansız hale gelmiştir. Hz. Resul Mekke’ye sefere çıkar ve Mekke’yi kan akıtmadan fetheder. Tüm müşrikler Hz. Resul’ün mübarek ağzından çıkacak sözlere göre muamele göreceklerdir. Daha 10 yıl olmamıştır. Korkutma , sindirme, iftira, öldürme, açlık ile yıldırılamayan bir hareketin lideri, karşısındaki yenik müşrik topluluğuna bir konuşma yapar ve en son olarak onlara şunu sorar : Siz benden ne gibi bir davranış bekliyorsunuz. Mekke’li müşrikler; biz seni adil biri olarak tanıdık ve senden ancak adalet bekliyoruz derler. Hz. Resul, zalim olan bu topluluğa:

Ve entumüttuleka, hepimiz hürsünüz, serbestsiniz buyurur ve rahmet, peygamber olduğunu bir kere daha ispat eder.

Gayri İslami yönetimde Mekke’de kan, zulüm ... vardır. İslami yönetimde hoş-görü, özgürlük ve af.

Yer Kudüs : Haçlı (Hıristiyan taraftarlarının) seferleri başlamıştır... Avrupa’dan yola çıkan hapishaneden çıkartılmış, serseri, katil insan sürüleri Kudüs’ü işgal ederler, ele geçirirler. Haçlılarla gelen batılı bir tarihçinin cümleleri ile “Kudüs’ün her yeri kan gölüne” döner. Kudüs’teki tüm Hıristiyan ve Yahudiler öldürülür. Binlercesi insafsızca ve bir ibadet aşkı ile acımasızca...

Peki Müslümanlar Kudüs’ü fethetmiş iken idareyi ele geçirmişken durum nasıldı: ... İslam orduları Kudüs’ü fethetmişlerdir. İslam ordusu komutanı, Halife ( Hz. Resul’den sonraki İslam devletinin yöneticisi ) Hz. Ömer’e haber gönderir Kudüs fethedildi buyrun gelin. İsmi adaletle özdeşleşmiş olan bu insan, bir devlet başkanı, yeni bir şehri fetheden orduların lideri, bir deve ve bir hizmetçi ile yola çıkar. Deveye sıra ile binilmekte yürüyen kişi deveyi ve yularını tutmaktadır. Nöbetleşe binilerek Kudüs’e yaklaşılır. Deveye binme sırası hizmetçiye gelmiştir. Hizmetçi, ben sıramdan vazgeçtim buyurur siz binin der. Fakat Hz. Ömer bunu kabul etmez ve hizmetçisini deveye bindirir. Yeni fethedilen şehrin ahalisi ve İslam ordusu yaklaşmakta olan kafileyi seyretmektedir: Hizmetçi deveye binmiş, Devlet Başkanı Hz. Ömer devenin yularını tutmuş şehre doğru yaklaşıyor. Çevresinde ne muhafız alayı ve ne süslü elbiseleriyle yardımcıları ... Karşılarında sadece adil bir lider vardır,Hz. Ömer .

Halife Ömer şehre girer. Kudüs’ün Hıristiyanları Hz. Ömer’e kompliman yarışına girerler. Buyurun kilisemiz de namaz kılın derler . Hz. Ömer ibretlik ve ince düşüncenin mahsulu bir cevap verir: “ Eğer ben sizin kilisenizde namaz kılarsam, benden sonra gelen Müslümanlar da bu kilise de namaz kılmak isterler, kilisenizi elinizden kaybedebilirsiniz .” Sonra tüm gayrimüslimleri serbest, ibadetlerinde hür bırakır.

Haçlıların işgalindeki Kudüs ve İslam ordularının fethettiği (barış ve huzura açtığı) Kudüs arasındaki fark ortadadır. Çünkü dinleri, dünya - ahiret görüşleri, olaylara bakış açıları farklıdır.

Yer İspanya(Endülüs) : Haçlı Avrupa devletleri İspanya’da bulunan Endülüs Emevi İslam ülkesine saldırırlar. Üç tarafı da deniz ile çevrili ülkenin dördüncü yönünden (Avrupa’dan) Hıristiyanlar İslam ülkesine girerler, işgal ettikleri yerleri yakıp yıkarlar. Akdeniz’den gemilerle Afrika’ya veya Osmanlıya kaçıp sığınan kurtulur, geri kalan tüm Müslüman ve Yahudiler, Avrupa’lı barbar Hıristiyanlarca katledilir, öldürülür.

Halbuki Emevi Müslümanları İspanya’yı fethettiklerinde İspanya’yı Endülüs’e çevirirler. Ülke baştan başa bir ilim- kültür merkezi haline getirir. Avrupa’dan öğrenciler Endülüs’e ilim tahsiline gelirler. Avrupa ülke krallarının saray kütüp-hanelerinde var olan kitap sayılarının katbekatı bir Müslüman alimin mütevazı evlerinde bulunmaktadır Endülüs’te...

Haçlı işgalinde (her zaman olduğu ve olacağı gibi ) kan ve ölüm ülkesi olan İspanya , İslam futuhatından sonra ilim, kültür merkezi olan Endülüs. Yer aynı ama kıstas, prensip fikirler farklıdır.

Yer İstanbul : Haçlı seferleri esnasında Avrupa’dan gelen ( Katolik) haçlılar Avrupa’dan , İstanbul kapılarına dayanırlar. Kapılarınızı açın İstanbul’dan geçelim. Sizinde düşmanınız olan Müslümanları ve İslam’ı yok edelim derler. İstanbul’daki Bizanslı ( Ortodoks) Hıristiyanlar için bu teklif bulunmaz bir nimettir. Kapılar Hıristiyan ordularına açılır ve Katolik haçlılar, Ortodoksların şehri İstanbul’a girince yağmalamaya, çalmaya, katliama başlarlar. Kiliseleri yağmalarlar, Hıristiyanları öldürürler... Son anda haçlıların İstanbul’u terketmesi Bizanslılarca sağlanır. Böylece Hıristiyanlarca, bir Hıristiyan şehrinin işgali pahalıya mal olsa da önlene-bilir.

Yıl 1453. Fatih Sultan Mehmet on binlerce şehit vererek İstanbul’u fetheder. Onbinlercesi okla, kızgın yağla, taşla, işkence ile şehit edilerek Müslümanlarca fethedilebilen İstanbul’a Fatih S. Mehmet girerken, Hıristiyan kızlar ona çiçekler sunmaktadırlar. Fatih Sultan Mehmet kendi dindaşlarının yaptıklarını İstanbul’lu Ortodokslara reva görmez herkesi tıpkı atası ve önderi Hz. Resul gibi özgür ve hür ibadetlerinde serbest bırakır. Sadece fetih sembolü olarak Ayasofya Camiye çevirilir..

Yer Bosna : 1990’lı yıllar. Yugoslavya devleti yıkılmış, üçe ayrılan devletin Hıristiyan olan Sırp ve Hırvat tarafları hem birbirleri ile ama her ikisi birden Müslüman olan Bosnalılarla savaşa başlarlar. Yıllarca yan yana yaşatıkları Müslümanlara hoşgörü, acımak... yoktur. İnsan (Hıristiyan) hakları beşiği Avrupa’nın ortasında 3.5 yıl bir halk topluca işkenceye tabi tutulurlar. Homoseksüelliğin, lezbiyenleğin, hayvanlarla cinsel ilişkinin yaygın olduğu Avrupa’nın ortasında namus kavramını kutsal sayan Müslümanlara, planlı bir şekilde saldırılar yapılır. 3 yaşından 70 yaşına tek çocuk, kız, kadın, nineye ... tecavüz edilir. Erkekler boğazlanarak, kırık cam şişeleri ile beyinleri sert cisimlerle patlatılarak ... öldürülür, çocuklar canlı canlı doğranır...

Müslümanlar, demokratlar, hümanistler ... bakar, konuşur, kınar... Ama pratik hiçbir şey yapılmaz.

Osmanlılar ise , Yugoslavya’da 400 yıl hakimiyet sürmüşlerdir. İslami yönetimde geçen yüzyıllar boyunca Hırvat ve Sırplar dinlerinden dönmeye zorlan-mazlar. Özgürlük-hoşgörü sınırları çercevesinde barış içinde dinlerini yaşarlar. Bosnalılar kendi istekleri ile Müslüman olurlar. İstenirse planlı bir çalışma ile 20-30 senede tüm Balkan devletleri zorla Müslüman yapılabilecekken- İslam dini buna karşı olduğu için- tüm dinler bir arada, zorlama olmadan barış içinde yaşarlar. Yüzyıllarca İslam hakimiyetinde barış içinde yaşamış Hıristiyan toplumlar Osmanlının yıkılması ile 1900’lü yıllarda Yugoslavya’nın baskıcı rejimin çökmesi üzerine 1990’li yıllarda tek taraflı olarak Müslümanlara karşı savaş ve zulme başlarlar.

Güneydoğu’da günümüzde varlığını devam ettiren yezidiler vardır. Yaklaşık bin yıldır İslam yönetiminde bulunan bu toplulukların, kendilerini yönetenlerin inançları ile 180 derece zıt bir inanca sahip oldukları halde yaşam ve inançlarının devamına izin verilmiştir.Ya Osmanlı yerine bir Hıristiyan ülke olsaydı Türkiye, Yezidiler varlıklarını ne kadar süre devam ettirebilirler di acaba ?

Yer ve topluluk örnekleri çoğaltılabilir: İspanya’dan kurtarılan Yahudiler kendilerini kurtaran Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmada etkin rol oynarlar... Ermeniler Osmanlı idaresinde barış ve huzur içirisinde yaşarken ellerine geçen ilk fırsatta Osmanlıyı arkadan hancerlerler...

İslam barış dinidir, barışın dinidir. Hakim olduğu yerde huzur barış vardır. Olmadığı yerde ise kan ve zulüm.

Günümüzde dünya geneline baktığımız zaman kanı akan tüm toplumların Müslüman oldukları görülür : Irak, Azerbaycan, Kıprıs, Keşmir, Filistin, Kosova, Bosna, Çeçenistan, Libya, Cezayir, Tunus... kan akıtan tarafa bakınca ülke ismi farklı olsada dinlerinin hep aynı olduğunu görürüz: Gayrimüslimler.

Bu böyle devam edecektir ta ki biz Müslümanlar Kur’an’a teslim olana, dola-yısıyla barışa, huzura ulaşana kadar.

GAYRİ-MÜSLİMLER
YER
İSLAMİYET

Mekke’li

Kafirler
Müslümanlara; zulüm işkence,öldürme, aç bırakma
Mekke
Özgür ve serbest

bırakma
Hz.

Resul

Haçlı

Seferleri
Müslüman ve Yahudileri

Öldürme
Kudüs
Kilisede namaz kılmama serbest bırakma
Hz.

Ömer

Avrupa
Müslüman ve Yahudileri Öldürme
İspanya

(Endülüs)
İlim,

kitap merkezi
Emeviler

Haçlı

Seferleri
Kiliseleri yağmalama,

Hıristiyanları öldürme
İstanbul
Güllerle karşılanma

serbest bırakma
Fatih S.

Mehmet

Sırp ve Hırvatlar
Öldürme,

çalma , tecavüz
Bosna
Hoşgörü,

özgürlük
Osmanlılar


Not : İslam, Hıristiyanlık, Yahudilik, kominizmden... üstündür. Tarihteki örnekleri yukarıdadır.

İslam iman esaslarında da üstündür (Hıristiyan ve Yahudilerin Allah, peygamber .... inançları, İslam’dan çok farklıdır).

İslam prensip, kurallarında da üstündür. ( Hıristiyanlıkta ,içki, faiz ... Yahudilikte ırkçılık,zina ... vardır.)

İnne’d- dine indellahi’l - İslam

Allah’ın kabul ettiği ( insanları dünyada huzur ve barış içinde kılacak . Ahirette de cennete götürecek ) tek din, tek yol, hak yol olan İslâm’dır.

Not : İslâm’da Savaş Üç Nedenle Yapılır

1- Nefsi Müdafaa : Düşman tarafı çarpışmayı başlatırsa onlarla savaşmak. “ size harp açanlarla Allah yolunda, sizde dövüşün. Ancak aşırı gitmeyin. Şüphesiz ki Allah aşırı gidenleri sevmez .(Bakara 190 )”

2- Anlaşmayı bozan düşmanla çarpışmak : Beni Kureyza-Nadir Yahudileri Müs-lümanlarla yaptıkları anlaşmayı bozarak arkadan vurmaya çalışıp, entrikalar yapınca onlarla savaş yapılır. (Enfal :58)

3- Düşman grup saldırmamış fakat, saldırıya hazırlık için toplanıp, gruplaşma yaptıkları zaman ( Tevbe : 36 , Bakara : 194 )

Özetle ;

a- Nefsi Müdafaa

b- İslam davasını sağlamlaştırmak ve onun yolunda duran ve İslâm’ı kabul etmek isteyenlere engel olanı uzaklaştırmak için İslam savaşa cevaz vermiştir.

Bunlar dışındaki savaş halleri; siyasi, menfaat savaşlardır. Yüce dinimizle bir alakası yoktur.

Din adına yapılan iktidar mücadeleri dini savaşlar değildir ve dini bağlamazlar.yapanlar ise dünyada ve ahirette suçlu konumdadırlar.

BARIŞ ZAMANI SAVAŞ KURALLARI UYGULAMAYACAĞI GİBİ , SAVAŞ AYETLERİNİDE BARIŞ ZAMANINDA GÜNDEME GETİRMEK VE BU TÜR YAKLAŞIMLAR ÖNYARGI İFADELERİ OLMAKTAN İLERİ GİTMEZLER .TERSİ İÇİNDE AYNI DURUM SÖZ KONUSUDUR ; SAVAŞ ŞARTLARINDA BARIŞ CÜMLELERİ VE BARIŞ MESAJLARI YERSİZ VE SEVİYESİZ BİR DURUMU ORTAYA ÇIKARIR.

ÖZETLE ; SAVAŞ ZAMANINDA UYGULANACAK AYETLERİ BARIŞ ANINDA DEĞERLENDİRİRKEN SAMİMİ VE ÖNYARGISIZ OLUNMALIDIR. NORMALDE İSLAM = BARIŞ DİNİDİR . TABİİKİ SAVAŞ TA İNSANLAR İÇİNDİR VE SAVAŞ ESNASINDA UYGULANACAK AYETLERDE VARDIR.

SAVAŞLARIN ÇOĞU DİN SAVAŞI MIDIR ?

SAVAŞLARI DİNİ- DİNSİZ DİYE AYIRMAK NE KADAR DOĞRUDUR?UNUTMAYALIM Kİ 20.YY.’DA DİNSİZLİK ADINA SOSYALİZM ADINA , FAŞİZM ADINA YAPILAN SAVAŞ VE KATLİAMLARDA ÖLENLERİN SAYISI BİNLERCE YILLIK İNSANLIK TARİHİNDE ÖLEN İNSAN SAYISINDAN DAHA FAZLADIR!AYRICA STALİN İLE TROÇKİ , LENİNİZM İLE MAOİZM , MİHRİ BELLİ İLE HİKMET KIVILCIMLI,BEYAZ PLORETAR İLE KIRMIZI PLORETAR ...MÜCADELELERİNİ HANGİ KEFEYE VE HANGİ ADLA KOYACAĞIZ?!BAZI İNSANLARIN DİN ADINA VEYA DİNSİZLİK ADINA RANT İÇİN , İKTİDAR HIRSI İÇİN YAPTIKLARI SAVAŞLARI DİN ADINA YAPIYORMUŞ GİBİ GÖSTERMELERİ DİNİN DEĞİL O İNSANLARIN SORUNUDUR.AYRICA DİN ADINA YAPILDIĞI İDDİA EDİLEN “BATIL DİNLERİN “ SAVAŞLARIDA İSLAMİYETİ İLGİLENDİRMEZ! YİNE AYRICA İLGİNÇTİR SOSYALİZMİNDE , ONUN ZIDDI OLDUĞU İDDİA EDİLEN FAŞİZMİNDE TEMEL DAYANAK NOKTASI DARWİNİZMDİR!

İSLAM’A GÖRE SAVAŞ “ YA NEFSİ MÜDAFAA İÇİN , YA ANLAŞMA ŞARTLARININ TEK TARAFLI BOZULMASININ ANLAŞMA HÜKÜMLERİNE GÖRE CEZASI OLARAK YA DA MÜSLÜMANA YAPILAN DİNİ BASKILARA ENGEL OLMAK İÇİN YAPILIR ( İSLAM'DA BAŞKA DİNDE OLANLARA ZORLAMA YASAKTIR ! ” LA İKRAHE Fİ’-DİN “)

İSLAM’A GÖRE SAVAŞLAR DİN – RANT – IRK..SAVAŞLARI DEĞİL ,” HAK – BATIL “ SAVAŞLARI OLARAK İKİYE AYRILIR. BİR TARAF HAKLIDIR DİĞER TARAF İSE HAKSIZ!BATILI MÜSLÜMAN BİLE DİLE GETİRMİŞ OLSA FARKETMEZ O HAKSIZDIR.

PEYGAMBERİMİZDEN HAKKI OLDUĞUNU İDDİA ETTİĞİ ŞEYİ YÜKSEK SESLE İSTEYEN BİR ADAMA SAHABİ MÜDAHALE ETMEK İSTEYİNCE , HZ. RESUL O İNSANLARA ENGEL OLUR VE “ DURUN ! O HAKKINI ARIYOR” BUYURURLAR.

HAK ;DOĞRU ,İYİ, GÜZEL , YARARLI , FAYDAL I OLANDIR.O DA BOZULMAMIŞ YAHUDİLİK-HIRİSTİYANLIK İLE İSLAM DİNİDİR.BATIL İSE DİĞER TÜM İDEOLOJİ , SİSTEM ,UYDURMA DİNLERDİR.AMA İSLAM ASLA İNSANLARI MÜSLÜMAN OLMAYA ZORLAMAZ ( DİNDE ZORLAMA YOKTUR ! ) BAŞKA DİNDE OLANLAR İSLAM TOPRAKLARINDA YAŞARSA CAN , MAL , NAMUS , AKIL VE DİNLERİ MÜSLÜMANLARCA KORUMA ALTINDADIR , İSLAM TOPRAKLARI DIŞINDA İSELER ONLARLA ANLAŞMA YAPILIR VE ANLAŞMAYI BOZAN TARAFTA ASLA MÜSLÜMANLAR OLAMAZ!

İSLAM BARIŞ DİNİDİR . O'NUN OLDUĞU YERDE CAN-MAL-NAMUS-AKIL VE DİN KORUMA ALTINDADIR AMA BARIŞI KORUMAK İÇİN GEREKTİĞİNDE YUKARIDA SAYILAN NEDENLERLE DE SAVAŞ CAİZDİR .


İSLAM TERÖRLE BAĞDAŞMAZ
Batılılar, umumiyet itibarıyla, İslam’ı saldırgan, savaşçı bir din, Müslümanları da inançlarını silah zoruyla yaymaya çalışan zorbalar olarak tanıtmaktalar.

Böyle bir Müslüman tasavvuru, çok eskiden beri vardır. Bu anlayışın yerleşmesinde de Hıristiyan din adamları başrolü oynamışlardır ve oynamaktadırlar...Bir defa İslam, adıyla sanıyla barış ve sükun dinidir. Kelime olarak “İslâm”, sulh, selamet, kurtuluş demektir. İnsanların neye inanırsa inansın inancı çerçevesinde huzura kavuşmalarını hedefler. İnanmayanları kendi inancına zorlamaz. Çünkü bilir ki zorlamayla kazanılan inanç, içe işlemez ve ilk fırsatta geldiği yere gider. Halbuki İslam, “Önce düşün, sonra inan.” der. Nitekim Peygamberimiz Mekke’nin fethinden sonra kendisinden tekrar Müslüman olmak için bir ay düşünme mühleti isteyen bir mürtede dört ay düşünme süresi vermiştir. Buna karşılık Hıristiyanlıkta, “Önce inan sonra düşün.” ilkesi geçerli olduğu için birtakım kilise babaları, “Saçma da olsa inanırım.” diyebilmişlerdir.

İslam, barış ve selamet dinidir

İslam’ın insana verdiği yüksek değeri, hiçbir din ve felsefe verememiştir. Kur’an, bir insanın veya bir grup insanın haksız yere ve kasten öldürülmesini, bütün insanların öldürülmesiyle özdeş görmüştür: “Kim bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim de bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur” (Maide: 5/32) Demek ki bir insanın hayatının değeri, altı milyar insanın değerine eştir. Bundan dolayı bir insanın hayatının kurtarılması da bütün insanların toptan ölümden kurtarılmasına eşdeğer sayılmıştır. Bu sebeple Kur’an ve Hz. Peygamber, çocukların, kadınların, hastaların ve ihtiyarların öldürülmelerini menetmiştir. Buna binaen birçok komutan savaş esnasında karşı tarafın çocuklarını kurtarmış ve hatta onların okumalarını dahi sağlayanlar olmuştur. Kur’an bir mü’mini haksız yere öldürenin cezasının ebediyen cehennemde kalmak olduğunu bildirmiştir. (Nisa: 4/93) Kur’an keyif için ve sebepsiz yere savaş çıkarılmasına da karşı çıkmıştır. (Hac: 22/39) Ancak Müslümanlara saldırıldığı zaman savaşmaya izin verilmiştir. Haksız yere saldırmak ve savaş açmak, Müslümanlara da yasaklanmıştır. (Bakara: 2/190)

İslam barış ve selamet dini olduğu için sulh, daima öncelik kazanmıştır. Hz. Peygamber, savaşmadan önce daima sulh teklif etmiş, arkadaşlarının muhalefetine rağmen karşı tarafın kabulü halinde derhal sulh anlaşması imzalamıştır. Bu hal İslamî bir gelenek teşkil ettiği için Sultan Alparslan, Malazgirt Ovası’nda Romen Diyojen’e sulh teklif etmiş, fakat karşı taraftan kabul görmemiştir. Bu geleneği Osmanlı sultanları da devam ettirmiştir. İslam, her türlü işkenceyi yasakladığı gibi, kuduz bir köpeğe bile kötü davranılmasını istememiştir.

Bu sulh anlayışı bağlamında Mekke’nin fethinde müşrikler katliam beklerken Hz. Peygamber, kimsenin burnunun kanamasını istememiş ve onları serbest bıraktığı gibi emniyetlerini de sağlamıştır. Resmî sözleşme yapılmasına rağmen bu sözleşmeyi çiğneyip düşmana yardım eden Yahudilere sadece şehirden çıkarma cezası vermiştir. Belgrad’ın fethinde halka zarar verilmesini isteyen padişahın karşısına şeyhülislam dikilmiş ve halka verilecek zararın hesabını Allah’a veremeyeceğini, halkın kendisine Allah’ın emaneti olarak verildiğini söyleyerek padişahın yanlış bir iş yapmasını önlemiştir.Müslümanlar birtakım devletler ve din adına katliam yapan haçlılar gibi davransalardı, Müslümanların idare ettiği yerlerde başka din mensuplarından eser kalmazdı. Müslümanlar başka din mensuplarını daima himaye etmişler ve onların inançlarını yaşamaları için her türlü yardımı yapmışlardır. Hâlâ günümüzde Balkanlarda tek Müslüman kalmaması için Miloseviç gibiler toplu katliamlar yaparken Müslümanlar, kendilerini bile korumak imkanından mahrum bırakılıyor.

Dinî toleransın örnekleri: Osmanlı ve Endülüs

Bu vesile ile şunu aktarmakta fayda var: 1978’de Zagrep’te “Dünya Şiir Günleri” tertip edildi. Bu toplantının son günündeki müşterek yemekte bir Sırp tiyatro artisti,Yavuz Bülend Bakiler’e bakarak misafirlere şu mealde konuştu: Ben hesap ettim, siz Türkler bizi 550 sene idare ettiniz. Yine hesap ettim ki bu süre zarfında Osmanlı idaresi, her gün bir Hıristiyan aileyi ortadan kaldırsaydı, 20. asra Balkanlardan bir Hıristiyan bile gelemezdi. Üstelik bunu yapsaydı kimsenin ruhu bile duymazdı. Fakat Osmanlıların yapmadığını Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Birinci Dünya Harbi’nde üç buçuk sene içerisinde yaptı.(Yavuz Bülend’in “Üsküp’ten Kosova’ya” adlı eserine bakılabilir.) Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin 1993’te 1-5 Şubat tarihleri arasındaki toplantısında “Demokratik Toplumda Dinî Toleransa Dair” aldığı 16 maddelik tavsiye kararları var. Bunun 6. maddesinde teokratik idarelerde bile dinî toleransın olabileceğini tarihin bize gösterdiği söylenmekte, örnek olarak Osmanlı idaresi ile Endülüs İslam Devleti’nin tutumları gösterilmektedir. Çünkü Hıristiyan dünyasında bunun örneği yoktur.

Papa cenapları, “Muhammed ne getirdi?” diye buyurmuş. İnsan sevgisi, varlık sevgisi, adalet, merhamet, yardımlaşma, paylaşma, ortak yaşayabilme, birbirine tahammül ve hoşgörü getirdi. Bunları hayatında uyguladı ve uygulanmasını sağladı. Batı dünyası toleransı filozof J. Locke’un “Tolerans” adlı risalesiyle daha üç yüz sene evvel tanıdı. Ne gariptir ki bu büyük filozof, tolerans risalesinde ateistlerin ve Katoliklerin şahitliğinin kabul edilemeyeceğini söylüyor. Başka söze hacet var mı? Aydınlanmanın babası sayılan bir filozof Katoliğin şahitliğine tahammül edemiyor? Papa cenapları buna ne buyurur?.. Papa cenapları İslam’da Allah ile akıl arasında bir bağ olmadığını söylemiş. İslam akıl dinidir. Aklı olmayanın dini olmayacağı esası vardır. Kur’an aklını iyi kullanamayanların karşılaşacakları kötü akıbetleri bildiren ayetlerle dolu. İslam, ergenlik çağına ermeyen çocukları günahsız kabul eder. Ergen olmadan ölen bütün çocuklar cennetliktir. Neden? Çünkü akılları yeterince gelişmemiştir. İslam, Hz. Adem’in işlediği ve affedilmiş olan hatanın bütün insanlara geçtiği inancını kabul etmez. Babanın günahı çocuğuna geçmez. Bundan dolayı İslam’da yeni doğmuş, dünyadan haberi olmayan bir çocuğun günahkar sayılıp da onun günahtan arındırılması yoluna gidilmez; çünkü bunların akılla bir ilgisi yoktur.

Terör ve türleri hakkında kısa bir tasnif

Terör, şiddetten ve anarşiden farklıdır. Şiddet terörün alt basamağı ve hazırlayıcısı olabilir. Şiddet, insan vücuduna, kişinin zihnî ve duygusal yapısına zarar veren ve fertte derin tahribat meydana getiren muhtelif eylemlerdir. Anarşi, doğrudan doğruya devleti hedef alan ve ferdin üstünde hiçbir otorite tanımayan, belli ilkelere dayanarak bireyi mutlak hürriyete kavuşturmak için siyasî bir düzen kurma eylemlerini içerir. Terör ise çeşitli amaçlar doğrultusunda örgütlü bir tarzda, sistemli olarak grup veya gruplar halinde uygulanan öldürme niyetli şiddet eylemleridir. Demek ki insana, topluma, devlete ve bütün insanlığa yönelik eylemler, terörün kapsamı içindedir. Bu üç hareket de akrabalık bağlarıyla sımsıkı birbirine bağlı hareketlerdir. Terör siyasî amaçlı olursa bunun altından devlet terörü çıkmaktadır. İsrail’in, zaman zaman Rusya’nın, ABD ve diğer Batılı ülkelerin Asya’da, Afrika’da ve Güney Amerika ülkelerinde uyguladıkları eylemler bu türdendir. Terör eylemlerini gerçekleştirenlere göre çeşitlere ayırmak gerekirse karşımıza şöyle bir tablo çıkacaktır: 1. Kişilerin veya bazı grupların gerçekleştirdiği eylemler. Carlos’un 1975’te OPEC toplantısını basıp şahısları rehin alması, Kızıl Tugaylar’ın 1978’de eski İtalyan başbakanı Aldo Moro’yu öldürmeleri gibi. 2. Başka gruplara ve kişilere karşı uygulanan terör eylemleri. ASALA’nın 1983’te Orly baskını gibi. 3. Devletlerin gerçekleştirdiği terör eylemleri: ABD’nin Libya’ya, İsrail’in Irak’a, Filistin’e ve Lübnan’a karşı uyguladığı terör hareketleri gibi. Bu, bazen kişilere ve gruplara yönelik olabilir: İsrail’in 1988’de Tunus’ta Ebu Nidal’i öldürmesi ve 1982’de Sabra ve Şatilla kamplarını basarak Filistinli mültecileri katliama tabi tutması gibi. Teröre muhatap veya hedef olmuş kurbanlar açısından da sınıflama yapmak mümkündür. Bunun çeşitlerini ve örneklerini saymaya lüzum görmüyoruz.

Terör eylemleri yapmayı meslek edinenlerin gerekçeleri de bir hayli farklı. Bunların bazıları çaresizlikten, bazıları cezalandırmak, bir kısmı karışıklık çıkartıp bunalım yaratmak, bazıları kendi propagandalarını yaparak seslerini duyurmak ve sorunlarına dikkati çekmek için bu eylemlere girişmekteler. Devlet terörü bahis konusu olunca devlet çıkarlarının kollanması ve devletin bekasının temin edilmesi esastır.

Hangi esbab-ı mucibe ile yapılırsa yapılsın ABD gibi dünya siyasetine istikamet veren büyük devletler, terörü cephesiz ve sınırsız bir savaş biçimi olarak kabul etmekteler. Terör eylemleri kime yönelikse ona göre değerlendirilmektedir. İster iktisadî, ister siyasî, ister dinî, ister ideolojik sebeplerle veya bunların hepsiyle birden olsun, Batılı devletler ve kuruluşlar (AB gibi), terör eylemleri kendilerine veya uzak da olsa, menfaatlerine yönelik olursa, onları hemen terör olarak nitelemekteler, hatta dünyayı ayağa kaldırmaktalar. Ama az gelişmiş ülkelerdeki terör hareketlerini, kendilerine zarar vermezse terör hadisesi olarak görmedikleri gibi, onları desteklemekte bir beis görmemekteler. Batılıların, Yunanlıların, Suriye’nin ve benzerlerinin PKK’yı desteklemeleri gibi.

İslam bütün insanlığın kurtuluşu için geldi...

Kendisi de bir Yahudi olan Noam Chomsky, “Devlet terörü” başlıklı uzun yazısında devletleşmeden önce Siyonist hareketin Filistinlilere karşı ideolojik bir silah şeklinde kullandığı “terörizm endüstrisi”nin anayurdu olarak İsrail’i göstermektedir. 1943’te, sonradan başbakan olan İzak Şamir, kurdukları terör örgütünün başındadır. Sivil Araplara, İngilizlere ve hatta bir kısım Yahudilere kapsamlı bir terör hareketi yürütmüş, Birleşmiş Milletler arabulucusunu bile öldürmekten çekinmemişlerdir. Bu örgütün Lehi adlı yayın organında terör başlıklı bir yazı yazan Şamir, bakınız neler buyuruyor: “Ne Yahudi ahlakı ne de Yahudi geleneği, terörü bir savaş aracı olmaktan alıkoymak için kullanılabilir.”, “Ulusal savaşım söz konusu olduğunda hiçbir ahlakî duraksama tanımıyoruz.” İsrail’in ilk devlet başkanı olan Chaim Weismann da Yahudi terörünün eylemlerini ve bunları gerçekleştirenleri kamu önünde suçlamayı ahlakî bakımdan doğru bulmadığını söylemiştir. (a.g.e., s. 242-243) Bizzat Yahudilere karşı da uygulanabilen bu eylemlerin Filistinlilere, Lübnanlılara veya daha başkalarına uygulamaları, Batılı devletlerin de kınamayıp destek verdikleri eylemlerdendir. Zaten terör en çok hoşgörü ve gizli veya açık desteklerle palazlanıp serpilmekte değil midir? Biraz da Hıristiyanlığa ve Hıristiyanlara temas edelim: Bir Hıristiyan İncil’deki şu ayetleri okursa ne olur?: “İsa yanlarına geldi ve onlara söyleyip dedi: Gökte ve yeryüzünde bütün hakimiyet bana verildi. İmdi, siz gidip bütün milletleri şakirt edin, onları Baba ve Oğul ve Ruh’ul-Kudüs ismiyle vaftiz eyleyin; size emrettiğim her şeyi tutmalarını onlara öğretin; ve işte ben bütün günler, dünyanın sonuna kadar sizinle beraberim.” (Matta, 28:18-20, Kitab-ı Mukaddes Eski ve Yeni Ahit/Tevrat ve İncil/Kitab-ı Mukaddes Şirketi, İstanbul, 1988) Bir de şu ayete bakarsa metodunu da bulabilir: “Yeryüzüne selamet getirmeye geldim sanmayın; ben selamet değil, fakat kılıç getirmeye geldim; çünkü ben adamla babasının ve kızla anasının ve gelinle kaynanasının arasına ayrılık koymaya geldim; ve adamın düşmanları kendi ev halkı olacaktır... Canını bulan onu zayi edecektir; benim uğruma canını zayi eden onu bulacaktır.” (Matta, 10:34-36, 39)

İmdi, asırlardır süren Haçlı terörü, Haçlıların sadece Konstantinapolis’te yüz binlerce Ortodoks Hıristiyan’ı, Kudüs’te yüz binlerce Müslüman’ı ve Hıristiyan’ı kılıçtan geçirmelerinin esbab-ı mucibesi anlaşılmaktadır. Bunlara engizisyon terörünü, filozof Jordano Bruno’nun, vaiz Savanoral gibi birçok Hıristiyan’ın Roma meydanında diri diri yakılma merasimlerini; Endülüs’te öldürülen milyonlarca Müslüman’ı ve Yahudi’yi, Güney Amerika’da yok edilen yerli halklarla tarihten silinen medeniyetlerin ortadan kaldırılmasında uygulanan terörü, “Otuz Yıl”, “Yüz Yıl” din savaşlarındaki cinayetleri de ilave edebilirsiniz. O zaman kimlerin terörü teşvik ettiği, kimlerin onu temellendirerek munis gösterdiği ve dünyayı kana bulamaya devam ettiği daha iyi anlaşılmaz mı? PROF. DR. SÜLEYMAN HAYRİ BOLAY ( Zaman :18-19.09.2006 )

halidbin
19-04-07, 14:46
Cumhuriyet sivasta kuruldu sivasta yıkılacak!

Kahrolsun Atatürk! Kahrolsun Laiklik!

Sivas Aziz'e mezar olacak!

Yaşasın şeriat!

Bu sloganlarla başlıyordu katliam.

Çocukluğumun oyun çağında, Ailemin televizyon karşısında pür dikkat, titreyerek, korkulu gözler ve kimi zaman göz yaşlarıyla izleyişinden anlamıştım durumun önemini. Ve bu o saatlere kilitlenmeme sebep olmuştu. Çünkü kendimi toparladığımda otel içindeki insanların; İlk öğrendiğim ve içinde büyüdüğüm türküler ve şiirlerin sahipleri olduğunu farkettim...
Hafızamın karanlık sayfalarından 2.siydi madımak.

1.sayfa ise aynı yıl içinde aynı şekilde izlediğim Uğur Mumcu katliamı.

Senin desteklediğin şeriatciler gerçekltirdi sivas katliamını,maraş katliamını

soruyorum sana 12 yaşındaki cocuktan... kundaktaki bebekten mi iman aradınız?
ALLAH'ın verdiği can'ı ALLAH alır bunu bütün müslümanlar bilir madem o kadar cok Müslümansınız Neden kıydınız o kadar can'a bunun cevabını verebilirmisin bana sen ?

sivasta diri diri yaktınız o kadar can'ı yiğitlikmidir emanet can'a kıymak ?
yaktınız o kadar can'ı şairleri,halk ozanlarını,cocukları,gencleri öldürdünüz... bu mu dur sizin müslümanlıgınız? hiç mi iciniz acımadı ? hiç mi kalbiniz ağlamadı?
o kadar kişiyi öldürdünüz geride gözü yaşlı sevdiklerini bıraktınız analar babalar bugun hala ağlamakta... hiç mi yüreğiniz sızlamadı ya hiç mi cız etmedi içiniz? bu kadar mı kolay bir can'a kıymak bu kadarmı kolay diri diri yakmak? o gün orda öldürdükleriniz halk ozanlarını ben bugun gözüm yaşlı kalbim acıyarak hala dinliyorum onlarda ALLAH kulu değilmiydi? onlarda can taşımıyolarmıydı ? bunların cevaplarını verebilirmisin bana hayır veremezsin cünkü verecek bir cevabınız yok ... ŞUNLARI UNUTMAYIN TÜRKİYE CUMHURİYETİ LAİKDİR LAİK KALACAK NE SİZİN O APTALCA ŞERİAT YASALARINIZ BU ÜLKEYE GELECEK NEDE BAŞKA BİRŞEY KAHROLSUN ŞERİAT YAŞASIN LAİKLİK!!!

bu yazıyı iyi oku bakalım burda bir örnek alma varmı?
Peygamberimizi Örnek Almadıgımı nerden biliyorsun?
Dediklerimin doğru olmadıgını da nereden cıkardın sivas katliamını sizler yaptınız sizler yaktınız o kadar masum günahsız insanları sivas katliamı diye araştır bakalım görürsün dediklerim doğrumu değil mi ! şu yukarıda yazdıgım sorularının cevabını versene sen bana veremessin değil mi cünkü verecek cevabınız yok!

soruna açıklama yapmadan önce şu sözü söylemek isterim

müslüman terörüst olamaz,terörüst müslüman olamaz...

şimdi gelelim sorunun özüne ilk başta sen bu yapılan pravakasyonları yani oynanan oyunları yemişsin.

bunların bir oyun olduğunu sana 4 halife döneminden örneklerle ispatlarım..

Hz ömer zamanında şeriat vardı.
ama ozaman kimse dinsizin kafasını vurmuyordu,yada dinsizin çocuğu diye sabi çocuğa kıymıyordu...

anlayacağın güzel kankim bu yapılanlar tamamen irtica adı altında dindar bazı tarikat mensublarına baskıjn yapabilmek için mazeret aranan pravakosyon eylemlerdir.

bunlara yakın zamandan en güzel örnek danıştay saldırısı
biliyorsun ki danıştay saldırısı olduğu gün bütün medya şeriatçıların yani dindar kesimin başörtüsünden dolayı baskın yaptığını günlerce duyurdu
sonra işin altından emekli askerlerin oluşturduğu çeteler çıktı..

dediğim şu ki daha dün malatyada olan olaylarla bunların arasında fark yoktur..hepsi bir takım gizli güçlerin oyunudur.

şunu unutma masum bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir..
canlı bombalarınde emin ol gideceği yer yine cehennem dir.sonuçta hem intihar ediyor hemde bir çok sabi insanın kanına giriyor..

bunların şeriatla hiç bir alakası yok şeriat aslında;

İslam şeriatı klasik olarak temelde dört delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C5%9Eer%27i_deliller&action=edit) olarak da anılan: Kitap Kur'an (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kur%27an), Sünnet (http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCnnet), İcmâ' (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0cm%C3%A2%27) ve Kıyas (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas)'tır.

Kitap (Kur'an (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kur%27an), içerdiği hükümler)
Sünnet (http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCnnet) (İslam (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam)'ın son peygamberi Muhammed (http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed)'in söz ve fiilleri)
İcmâ' (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0cm%C3%A2%27) (İslam (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam) bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular)
Kıyas (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas) (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması) Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcmâ' (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0cm%C3%A2%27) ve Kıyas (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas)'ı kabul etmemişlerdir. (Örneğin Zahiri mezhebi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Zahiri_mezhebi))
Bir hükmün İslami (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slami) nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır.
Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller (http://tr.wikipedia.org/wiki/Fer%27%C3%AE_deliller) adı verilen maslahat (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Maslahat&action=edit) (toplum yararı), örf ve adet (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C3%96rf_ve_adet&action=edit), İslam (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam)'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eer%27%C3%BC_men_kablena)), sahabe (Muhammed (http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed)'in arkadaşlarının) görüşleri (Sahabi kavli (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sahabi_kavli&action=edit)) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=M%C3%BCctehit&action=edit) bir sistem halinde açıklanmıştır.
İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Eb%C3%BB_Han%C3%AEfe&action=edit) (ö. 767), Şâfiî (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9E%C3%A2fi%C3%AE) (ö. 819), Mâlik b. Enes (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=M%C3%A2lik_b._Enes&action=edit) (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ahmed_b._Hanbel&action=edit) (ö. 855 (http://tr.wikipedia.org/wiki/855))'in temsil ettiği İslam hukuku (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam_hukuku) (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.
"http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeriat (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeriat)"'dan alındı:okay:

green tea
19-04-07, 15:02
soruna açıklama yapmadan önce şu sözü söylemek isterim

müslüman terörüst olamaz,terörüst müslüman olamaz...

şimdi gelelim sorunun özüne ilk başta sen bu yapılan pravakasyonları yani oynanan oyunları yemişsin.

bunların bir oyun olduğunu sana 4 halife döneminden örneklerle ispatlarım..

Hz ömer zamanında şeriat vardı.
ama ozaman kimse dinsizin kafasını vurmuyordu,yada dinsizin çocuğu diye sabi çocuğa kıymıyordu...

anlayacağın güzel kankim bu yapılanlar tamamen irtica adı altında dindar bazı tarikat mensublarına baskıjn yapabilmek için mazeret aranan pravakosyon eylemlerdir.

bunlara yakın zamandan en güzel örnek danıştay saldırısı
biliyorsun ki danıştay saldırısı olduğu gün bütün medya şeriatçıların yani dindar kesimin başörtüsünden dolayı baskın yaptığını günlerce duyurdu
sonra işin altından emekli askerlerin oluşturduğu çeteler çıktı..

dediğim şu ki daha dün malatyada olan olaylarla bunların arasında fark yoktur..hepsi bir takım gizli güçlerin oyunudur.

şunu unutma masum bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir..
canlı bombalarınde emin ol gideceği yer yine cehennem dir.sonuçta hem intihar ediyor hemde bir çok sabi insanın kanına giriyor..

bunların şeriatla hiç bir alakası yok şeriat aslında;

İslam şeriatı klasik olarak temelde dört delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C5%9Eer%27i_deliller&action=edit) olarak da anılan: Kitap Kur'an (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kur%27an), Sünnet (http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCnnet), İcmâ' (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0cm%C3%A2%27) ve Kıyas (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas)'tır.

Kitap (Kur'an (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kur%27an), içerdiği hükümler)
Sünnet (http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCnnet) (İslam (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam)'ın son peygamberi Muhammed (http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed)'in söz ve fiilleri)
İcmâ' (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0cm%C3%A2%27) (İslam (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam) bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular)
Kıyas (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas) (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması) Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcmâ' (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0cm%C3%A2%27) ve Kıyas (http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1yas)'ı kabul etmemişlerdir. (Örneğin Zahiri mezhebi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Zahiri_mezhebi))
Bir hükmün İslami (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slami) nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır.
Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller (http://tr.wikipedia.org/wiki/Fer%27%C3%AE_deliller) adı verilen maslahat (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Maslahat&action=edit) (toplum yararı), örf ve adet (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C3%96rf_ve_adet&action=edit), İslam (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam)'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eer%27%C3%BC_men_kablena)), sahabe (Muhammed (http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhammed)'in arkadaşlarının) görüşleri (Sahabi kavli (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Sahabi_kavli&action=edit)) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=M%C3%BCctehit&action=edit) bir sistem halinde açıklanmıştır.
İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Ebû Hanîfe (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Eb%C3%BB_Han%C3%AEfe&action=edit) (ö. 767), Şâfiî (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9E%C3%A2fi%C3%AE) (ö. 819), Mâlik b. Enes (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=M%C3%A2lik_b._Enes&action=edit) (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Ahmed_b._Hanbel&action=edit) (ö. 855 (http://tr.wikipedia.org/wiki/855))'in temsil ettiği İslam hukuku (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0slam_hukuku) (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.
"http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeriat (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eeriat)"'dan alındı:okay:



TEBRİKLER KANKA.GÜZEL ANLATMIŞSIN.UMARIM HATASINDAN DÖNER VE TÖVBE İSTİĞFAR EDER

''Radikal İSLAM'', ''Ilımlı İSLAM'' ve...
19/04/2007 - 08:42



YAVUZ BAHADIROĞLU - VAKİT





“Radikal İslâm”dan ve “İslâmcı terör” tanımlamalarından hemen hemen tüm aklı başında Müslümanlar rahatsızdır, ama bunlar durup dururken ortaya çıkmamıştır…
Bunlar tamamıyla zulmün, baskının ve çaresizliğin ürünüdür.




Düşünün: Ülkeniz cebren ve hile ile işgal edilmiş… Kutsal mekânlarınız farklı bir inancın militanları tarafından yağmalanmış… Milletiniz aşağılanmış, horlanmış, küçümsenmiş… Her anlamda saygısızlık almış başını gitmiş… Kadınların ırzına geçilmiş, çocukların elleri-kolları taşlarla vurula vurula kırılmış…

Tepenize her gün bomba yağıyor. Batı teknolojisinin ürettiği en yakıcı, en acımasız silâhlar üzerinizde deneniyor… Her gün onlarca şehidin cenaze namazına duruyorsunuz…

Kutsal mekânlarınız her gün bir şekilde saldırıya maruz kalıyor… Kendi topraklarınızda parya muamelesi görüyor, bayraksız, vatansız yaşıyorsunuz…

Öte yandan suçlular güçlü; güçlü oldukları için uluslararası hukuku dahi hiçe sayıyor, Birleşmiş Milletler’in kararıyla dalga geçiyorlar… Ve siz bütün bunlara karşı bir şey yapamıyorsunuz…

Çünkü yeterli paranız, silâhınız, gücünüz yoktur… Eziliyorsunuz, kahırlanıyorsunuz, çocuklarınızın geleceği açısından müthiş endişeler altında kıvranıyor, kendinizi köşeye sıkıştırılmış hissediyorsunuz.

“Filistin” deyip geçtiğimiz bölgenin Müslümanları, yıllardan beri işte böylesine derin bir çaresizliğin içindedir…

Irak’ın Müslüman halkı böylesine derin bir çaresizliğin içindedir…

Afganistan’ın Müslüman ahalisi böylesine derin bir çaresizliğin içindedir…

Düne kadar Bosna-Hersekli Müslümanlarla Kosovalı Müslümanlar da böylesine derin bir çaresizliğin içinde idiler…

Kısacası, İslâm Âlemi, Batı dünyası tarafından köşeye sıkıştırılmış, çaresiz bırakılmış durumda…

Çaresizlik umutsuzluğu besler. Umutsuzluk radikalleşmeyi, radikalleşme ise şiddeti doğurur.

İslâm Âlemi, Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden çekildiği günden başlayarak, git gide artan bir dozajda çaresiz ve umutsuz bırakıldı…

Elbette bu durum bile şiddeti mazur göstermez. Ancak anlaşılabilir yapar.

Sonuçta, “Sevgi Peygamberi”nin getirdiği “sevgi dini”, terörle birlikte anılmaya başlandı.

Çok yakıcı, acıtıcı, yorucu bir durum…

Yine de, İslâm Dini’ni terör faaliyetlerine bir şekilde dayanak yapmaya kalkışanlardan aklı başında Müslümanların rahatsızlık duymamaları mümkün değil.

Hepimiz bundan rahatsızız!

Bu rahatsızlık “Ilımlı İslâm” (İslâm aslında bir tanedir ve zaten ılımlıdır, ama tarif için bu tabirleri kullanmak zorunda kalıyorum) yorumunu öne çıkarıyor. Gelin görün ki, bundan da sayın cumhurbaşkanımız rahatsızlık duyuyor. Ve ılımlı İslâmın cumhuriyet için “tehdit” oluşturduğunu söylüyor.

O zaman hangi tür “İslâm”dan rahatsızlık duymayacağını ve hangi tür “İslâm”ın cumhuriyet için tehdit oluşturmayacağını belirtmelidir!

Hadi, “Radikal İslâm” yanlış… “Ilımlı İslâm” da yanlışsa, bu millet bu saatten sonra din mi değiştirecektir? Laikliği din yerine mi ikame edecektir? Cumhurbaşkanı bunu mu söylemeye çalışıyor?

Eğer derdi buysa, bu topraklarda aynı şeyler çok önce denenmiş, ama tutturulamamıştı.

O günler, ders kitaplarında Kur'an'ın Allah kelâmı olduğunun inkâr edildiği günlerdi...

O günler, Hazret-i Peygamber'in, hakarete uğradığı günlerdi...

O günler, vahyin, meleklerin, İlâhî kitapların, vahiy medeniyetinin tüm unsurlarıyla reddedildiği günlerdi. “Din öldürülecektir!” hükmünün hayata hükmettiği günlerdi kısacası. Ne çare ki tümüyle dinsiz de yapamadıkları için kendilerine “yeni din” (hâşâ) aramaya çıkmışlardı.

Edirne Mebusu Mehmed Şeref (Aykut) “Kamalizm” isimli kitabının 3. sayfasında “yeni din”in “temel kaidesi”ni şöyle açıklıyordu:

“Kamalizm... yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensipleri ekonomik temeller üzerine kuran bir dindir.”

“Yeni dine” elbette “yeni kıble” lâzımdı. Dilin kemiği yok ya, bunu da Kemalettin Kamu isimli şair uydurdu: “Ne örümcek, ne yosun/ Ne mu'cize, ne füsun/ Kâbe Arab'ın olsun/ Bize Çankaya yeter!” deyiverdi.

Artık sıra minareye ve ezana gelmişti; onları uydurmak da Yaşar Nabi’ye düştü:

“Motorların şarkısı olsun yeni bestemiz/ Yeni din ezanları, minareler yerine/ Bulutlara püsküren bacalarda okunsun!”

Fabrika bacaları “minare”, bacalardan çıkan duman ise “ezan” olmuştu! Nihayet sıra “eski ezan”ın lâfzıyla ilgilenmeye gelmişti. Bu da “Türkçeleştirme” adıyla yapıldı. Ezan-ı Muhammedî 1400 yıllık kimliğinden koparıldı, “Tanrı uludur”lu şekle dönüştürüldü. Artık gök kubbemizde “ezan gibi ezan” yok, tuhaf bir tercümesi vardı. (29 Ocak 1932=74. yıldönümü)

Ondan yıllar önce (1928’de) bazı İlâhiyat Fakültesi hocalarına (Fakülte henüz açıktır, 932'de kapatılacaktır) “Islahat lâyihası” başlığı altında hazırlatılan “dinde reform taslağı” yürürlüğe sokulmuştu. (O. Nuri Ergin'in Türkiye Maarif Tarihi isimli eserinin beşinci cildinin 1639-40-41. sayfalarında tafsilat var) Ezanın bu paketin bir parçasıydı. Bir parçası da camilerle ilgili bulunuyordu.

Buna göre camilere, kiliselerde olduğu gibi, sıra ve mûsîki âletleri konacak, “İlâhî mahiyetinde asrî ve enstrümantal mûsîki” icra edilecekti. Ayrıca camilere “temiz ayakkabılarla” (yani ayakkabı çıkarılmayacaktı) girilecekti.

Yani bu millet bazı kafalarda hâlâ “çare” olarak duran çaresizlikleri yaşayarak bugünlere geldi

Tengri
19-04-07, 15:48
yha bana gelipde islam dinini anlatmayın elhamdüllilah bizde müslümanız bizde biliyoruz müslümanlığı! 150.000 kişimi aynı hataya düştü kanka? provakasyonları oyunları falan yemedim ben o olayların videolarına bak bakalım o zaman daha iyi anlıyacaksın beni... E8pkS7jOjLc

_samuray_
19-04-07, 16:38
güzel bir konu şeriata laf söleyip müslümanım diye ahkam kesenler halbuki müslümanlıkla alakaları olmadığının farkında bile değiller_? şeriatı herkez kendince yaşamalı şeriat her müslümanım diyenin yaşaması gereken yaşam tarzı? ama tabi herzaman dini aradan aradan laf söleyen artık niyetli sözde müslüman kişiler çıkarlar...konu için teşekkürler

green tea
19-04-07, 16:45
güzel bir konu şeriata laf söleyip müslümanım diye ahkam kesenler halbuki müslümanlıkla alakaları olmadığının farkında bile değiller_? şeriatı herkez kendince yaşamalı şeriat her müslümanım diyenin yaşaması gereken yaşam tarzı? ama tabi herzaman dini aradan aradan laf söleyen artık niyetli sözde müslüman kişiler çıkarlar...konu için teşekkürler

haklısın kanka.hem şeriata karşı ,hemde müslümanım diyor.yazdıklarımıza inanmıyor ama ilmihale baksa ,diyanete veya cami imamına sorsa islam=şeriat olduğunu hiç tereddütsüz söyleyeceklerdir

hacer355
19-04-07, 17:03
“ŞERİATSIZ DİN” YA DA “ALLAHSIZ İSLAM”

Gallup, "şeriat" araştırması yapmış ve Türkiye'de "şeriat" isteyenlerin oranı oldukça yüksek çıkmış. Özellikle de kadınlarda! Aslında araştırmanın amacı “İslam ve demokrasi” Gallub “Türkiye, Filistin, Mısır ve Lübnan’da dini geçmişe sahip iktidarların oluşması sonrasında İslam ve demokrasinin birbirine uygun olup olmadığını incelemek istemişler.. Türkiye, Mısır, Lübnan, Bangladeş, İran, Ürdün, Pakistan, Mısır, Endonezya ve Fas’tan oluşan 10 ülkede 100 bin kişiyle yapılan ankete göre, Türkiye’de şeriatın yasalarda bir şekilde yer almasını isteyenlerin oranı yüzde 32 !“Şeriat tek yasa kaynağı olmalı” diyenlerin oranı yüzde 9 olarak belirlenirken, ankete katılan Türklerin yüzde 11’i bu konuda ’kararsız’ kalmış.

Türkiye ile ilgili diğer sonuçlar şöyle: İslam ülkelerinde şeriata en çok karşı çıkan ülke de Türkiyeymiş. Oran %57. Türkiye’de halkın yüzde 88’i anayasada düşünce özgürlüğünün bulunması gerektiğine inanıyormuş. Gerisi ne istiyormuş aceba.. Türkler’in yüzde 86’sı, “Din, günlük hayatımda önemli bir yere sahip” diyormuş.. Buyurun şimdi. %86 böyle diyor, %57si ise Şeriata karşı. Bundan nasıl bir sonuç çıkar: Bu insanlar ne dediklerini bilmiyorlar.

Türkler’in yüzde 24’ü dini liderlerin, anayasa oluşturulması sırasında doğrudan ya da danışman olarak rol alması gerektiğini söylüyormuş. Zengin ve eğitimli olan Müslümanlar radikal olmaya çok daha yatkınlarmış ve Kadınlar erkeklere göre daha çok şeriat istiyormuş.. Kadınların çoğunluğu, yasalarda şeriatın mutlaka yer alması gerektiğini düşünüyor, ancak aynı zamanda kadın haklarına da inanıyormuş.Terörle savaş Müslüman dünyasında radikalleşmeyi artırdı ve Amerikan karşıtlığının çok yüksek seviyelere tırmanmasına sebep olduğu da bir başka gerçek.Gallubçuların mı kafası karışık, yoksa vatandaşın mı bilmiyorum ama, bu işi bizim mediamızın ve aydınlarımızın anlamadığı çok açık..

A benim yurdumun canım aydıncıkları, şeriatsız din olur mu kardeşim..Önce şeriat ne demek. Siz bunu ne anlamda soruyorsunuz, karşınızdaki ne anlıyor? Şeriat, etimolojik açıdan geniş yok, pınarın gözü / Pınarın gözüne giden yol anlamına geliyor.. Teknik anlamda ise Şeriat Hukuk, meşruiyetin kaynağı demek. Yani “Gayrimeşru” dediğiniz zaman “ Şeriata uygun değil” demiş olursunuz. Teolojik anlamda ise bir dinin emir ve yasakları demektir. Yani dini anlamda meşruiyeti ifade eder. Bir Müslümanın şeriata karşı çıkması, “ben Türkiye vatandaşıyım ama bu ülkenin hukuk düzenine inanmıyor ve güvenmiyorum”demektir.. Müslümanım dediğiniz zaman, İslam şeriatına şeksiz şüphesiz iman ve ona uygun yaşama sözü vermiş olursunuz.. Yani içki içmekle bir Müslüman dinden çıkmaz ama, bu iş vejeteryan olduğunu söyleyip arkasından da köfteye bayıldığını söyleyip arkadaşlarını köfte partisine davet etmeye benzer. Sosyalist olduğunu söyleyip tefecilik yapan adamın durumuna düşer sonra kişi. İnek kasaplığı yapan Hindudan (İneğe tapan kişi) ne farkı kalır insanın o zaman..Laiklikle kafasını bozmuş birileri, şeriatı, herkesi belli bir dinin, hatta belli bir mezhebin elinde, onun ruhbanları tarafından topluma dayatılan, karşı çıkanların acımasızca cezalandırıldıkları, ellerinin kollarının kesildiği bir düzen gibi, diktatörlük gibi göstermeye çalışıyor. Kendi ideolojileri İslamdan daha yüce, Allah(cc)den daha merhametliler (haşa)!Yani din devleti olacak, herkes belli bir dinin politikacılar tarafından yorumlanan ve din adamları kadrosu tarafından oluşturulacak bir yönetim mekanizması olarak görmeye/göstermeye çalışıyor.. Burada asırlardır Hristiyanların ve Yahudilerin, Sabiilerin, hatta Ezidilerin (Şeytana farklı bir misyon yükleyen inanç topluluğu), Mecusilerin yaşadığını unutuyorlar.. Müslümanlar asırlarca Hindistanı, İspanyayı, Balkanları, Afrikayı yönetti, ne oldu?

Ermeni meselesini çıkartanlar dindar insanlar değil, aksine seküler tiplerdi. İttihat Terakkiciler değil mi idi onlar.. Biz tabiri caizse şeytanı kutsayanlarla birlikte bin yıldır burada, İslam geleneği ve toplumu içinde barış içinde bir arada yaşamadık mı? Bunlar Cumhuriyeti de, Demokrasiyi de, Laikliği de bilmiyorlar. Tarihten de haberleri yok. İslamı da bilmiyorlar.. Benim yıllar önce yayınlanan “Yaşasın şeriat” diye bir kitabım vardı. Belki de onu yeniden yayınlamak gerekiyor. Namık Kemale baksınlar, Saidi Nursi’ye, Eşref Edibe, baksınlar, isterlerse İncile, Tevrada baksınlar ya da Türk Tarih Deyimleri sözlüğüne baksınlar bakalım Şeriat neymiş..Bir Müslümana “şeriat istiyormusun” diye sorulur mu? Bunun Hinduya “inek eti yiyor musunuz“ diye sormaktan ne farkı var. Ya da bir erkeğe “hamilemisiniz” diye sorulur mu? İnek eti yiyen hindu, ya Hindu değildir, ya da dinine ihanet ediyordur. Dinine ihanet eden biri ise kimse sadık olabilir!.. Ya da çifte standartı, iki yüzlü, münafık biridir ki, münafık kafirden eşeddir.. Böyle bir yanlış içinde olan kişi günahkar kabul edilir..O kadar. Yani siz günahkarların oranını bulmuş olursunuz böyle bir anketle... Şeriattan yana değilse ve “Müslümanım” diyorsa ya İslamı, ya da Şeriatı bilmiyordur, ya da sizden korktuğu için aklı karışmıştır zavallının.. Böyle bir kamu oyu araştırması sosyolojik yapıyı değil, cahilli ve korkuyu gösterebilir ancak.. Eski Ahid (Tevrat), Süleymanın meselleri 28/9 da “Kim şeriatı dinlemekten kulağını çevirirse, onun duası da mekruktur (Kerihtir / Pistir)” der. Kur’an-ı Kerimde “Dualarınız olmasaydı, ne işe yarardınız ki” der. Dinde böylesine önemli bir yeri olan dua konusunda, kulağını şeriattan çeviren biri için Tevratın dediği budur.. Şeriatsız bir din, Allahsız bir İslam olmaz.. Halksız demokrasi isteyenler kutsalı olmayan bir din dayatmak istiyorlar bize. Dinimizi, kendi ideolojik ve politik standartlarına indirgemek istiyorlar.. Bize İlahlık (Hüküm koyucu) ve Rablik (Terbiye edici) taslıyorlar.. Bize din biçmeye kalkıyorlar.. Devlet, anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyeti, birey ve toplulukların temel hak ve hürriyetlerini korumak olması gerekirken, bizzat bu yapıları korumaları gereken bir değere karşı tehdit olarak yorumlayan bir anlayışla, dini potansiyel bir risk ve tehdit olarak göstermeye çalışıyorlar..Soru da yanlış, cevap da. Zırva te’vil götürmüyor sonunda. Veri yanlış olunca yorum da yanlış oluyor sonunda..Her Müslüman şeriatçıdır ve şeriat sizin sandığınız gibi (şeriatı tehdit olarak görenlere söylüyorum) bir şey değildir.. Abdurrahman DİLİPAK ( 2007-02-25 )


Ş E R İ A T
"Biz bu sayıda 'Kahrolsun' ve 'Yaşasın' sloganlarıyla duygularımızın,korkularımızın, inancımızın,inkarımızın konusu olagelen 'Şeriat'ı düşüncenin konusu yapmayı amaçladık." İşte bu iddiadan yola çıkarak, son sayısını, özel bir 'dosya' halinde,hayli netameli bir konuya ayırmış İslamiyat dergisi : Şeriat.
Gerçekten de, bu ülkede şeriat, toplumsal bir antagonizmanın konusu haline gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Şeriat Dosyası editörü, bu olguyu şu cümleyle vermeyi uygun bulmuş: "Bir tarafta Şeriat için canını vermeye hazır insanlar,diğer tarafta Şeriat'a karşı mücadele etmenin 'sevap' olduğu fetvasını veren savcılar, hukukçular…"
Osmanlı'nın Yeniçerileri "Şeriat isterük!" diye ayaklanırken, gerçekte istedikleri şeyin ne kadar cahiliyseler, Cumhuriyet'in Yeniçerileri de "Kahrolsun Şeriat!"diye koro halinde tempo tutarken, düşmanı oldukları şeyin o kadar cahiliydiler.Cehalete dayalı dostlukla cehalete dayalı düşmanlığın, "cehalet" zemininde aynı gözede buluşması demeye gelen bu tavırların çıkardığı toz-duman arasında Şeriat, hep bir düş kuşu, hep bir Simurg olmayı sürdürdü.
Şeriat, etimolojik olarak "suyun kaynağına varmak amacıyla, suya muhtaç canlılar tarafından oluşturulan işlek yol" anlamına geliyordu. Kur'an'da, ikisi "Şeria(t)"formunda olmak üzere, "Ş-r-a" kökünden türetilmiş dört kelime yer alıyordu. Bu kullanımlardan yola çıkılarak yapılan şu tesbit önemli: "Buradaki istiarenin suyun kaynağına değil de,kaynağa giden yola yapılması calib-i dikkattir. Dinî bağlamda bunun anlamı şudur: Şeria(t),ed-dîn'den tarihin her hangi bir anında bir topluma, bir peygamber(vahiy/kitap) aracılığıyla açılan yoldur; yani Şeriat, 'din' değil 'tedeyyün'dür. Lugat anlamında Şeria(t); canlıları hayat kaynağı olan suya götürürken; dinî anlamda Şeria(t) insanları ilahi hakikate bağlamaktadır."
Peki, problem nerede yaşanmaktadır? Garaudy'e kulak verecek olursak,problem, suyun kaynağına sadık kalmak yerine, eskilerin kendi zamanlarında kaynağa ulaşmak için kullandıkları yola-yordama sadık kalmaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Oysa ki, bugün dün değildir.Garaudy'yi dinleyelim:
"Şeriat, kokmuş su çekmek için gidilen durgun bir su birikintisi değildir. Böyle bir şey yeni susuzlara yalan söylemek olurdu. Şeriat,pırıl pırıl parıldayan ve akarken kıyılarını verimli kılan güzel bir nehirdir."
Garaudy, geçmişi ve batıyı taklit batağına saplanmış cümle ölü canlara şunları söyler: "şeriat'ın gerçek anlamda uygulanmasının tembel bir lafızcılıkla hiçbir ilgisi yoktur. Gerçek bir uygulama, Kur'an ya da Sünnet'in koymuş olduğuher hükmün gerisinde, onun varlık nedeninin, onu hazırlayan ilkenin,uygulanmış olduğu tarihi şartların yeniden bulunmasını gerektirir... Şeriat, Kur'an'ın, tamamını açıklamış olduğu Allah iradesi tarafından emredilmiş olan fiillerimizin her biridir. O halde, Allah'ın rızası,her hangi bir ayeti, onu Kur'an'ın bütünselliğinden ve ona anlamını veren tarihi bağlamdan koparan lafzi bir okuma ile belirlenemez."
Fas'ın yetiştirdiği cins bir kafa olan Muhammed Abid Cabiri de,Şatıbî'den söz ederken şöyle der: "Bu metodolojik yeniden yapılanma,kıyas veya nassların lafzi anlamları üzerinde yoğunlaşarak onlardan hükümler üretme yerine,Şeriat'ın genel amaçlarının anlaşılmasını gerektirmektedir." Gerek Garaudy gerekCabiri, bu noktada aynı gözede buluşuyorlar. İkisi de, Şeriat'ın hırsızlık için öngördüğü "kat-ı yed" cezasını, önerdikleri yöntem çerçevesinde yeniden okumaya tabi tutuyorlar. Buraya kadar güzel.
Fakat, çıkış noktaları birbirinden tamamen farklı. Benim de asıl vurgulamak istediğim nokta burası. Garaudy'nin hareket noktası, "Bencil yararlarının savunulması üzerine" kurulan, "köleleştirici" Batı uygarlığının tek alternatifinin İslam olduğu gerçeğidir: "Başlangıç dönemlerindeki yaratıcı atılıma sadık olan bir islam, yeniden insani ve ilahi inanç birliğinin bir mayası ve gerçek bir modernitenin yaratıcısı olabilir." Cabiri'nin hareket noktası ise, Garaudy'nin tersine "öyle bir tedvin çağı ki, hareket noktası sürekli içtihad ve çağdaş hayata ayak uydurmaktır." (s.36)Cabiri'nin "tecdit" teklifinin eksenini "mevcut gelişmişlik düzeyineayak uydurabilecek yeni metodolojik çerçeveyi ortaya çıkarabilecek yöntemsel prensipleri yöneltmek" (s.42)oluşturmaktadır.
Bir çuval inciri berbat eden de, Doğu'lu Müslüman aydının Batı karşısında duyduğu,işte bu aşağılık kompleksidir.

"Şeriat yaşasın" , fakat nasıl?
Tevhid, insanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan "islam"ın tüm ilkelerinin kendisinden neş'et ettiği temel değerdir. Tevhid, epistemik anlamda hakikatin kaynağının tek olduğunu, kozmik anlamda var olan
hiçbir şeyin bu kaynaktan bağımsız düşünülemeyeceğini, sosyolojik anlamda insanların birbirleriyle ontolojik eşitliğini (vahdet) ve dolayısıyla kula ve eşyaya kulluğun, sömürünün, zulmün dışlandığını (adalet) ifade eder.
Tevhid'in, bütün unsurlarıyla gerçekleşmesi, insanın Allah'ın iradesi karşısında gösterdiği tavra bağlıdır. İslam, Kur'anî anlamda, insanın Allah'a karşı duruşunu ifade eder; yani, insanın, varoluşunu Allah'tan bağımsız anlamlandıramayacağını ve anlayamayacağını farkederek, hayat tasavvurunun merkezine Allah'ı yerleştirmesidir. Bu da, insanın, gönüllü olarak tüm yaşamı boyunca eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi,sorumsuz davranmaması anlamına gelir.
Allah, 'yaratma'yı kendisine meslek edinen (Hallâk), her an görev başında bir yaratıcı olarak (kulle yavmin huve fi-şe'n) aktiftir ve zamana, olaylara ve eşyaya müdahildir. İnsanlık tarihi boyunca gönderilen peygamberler ve onların taşıdığı vahiy, işte bu ilahi müdahalenin eseridir.Allah'ın tarihe müdahalelerinin hiç biri,zamandan, olaylardan ve olgudan bağımsız gerçekleşmemiştir. Aslında, bu müdahalelerin gerekçesi dahi, bizzat o zamanda ve mekanda yaşayanlar ve yaşananlardır.
Şu durumda, Allah'ın hayata müdahalesinin iki boyutu inkar edilemez biçimde ortaya çıkıyor:
1. Tüm ilahi müdahalelerde hiç değişmeyen ve hep aynı kalan temel nedenler,amaçlar ve ilkelerdir; ki, "Bugün size dininizi tamamladım"(5:3) ayeti bunu ifade ediyor. Bu ayetten sonra da "Şer'î hüküm" bildiren ayetler (Kelale ayeti gibi) inmeye devam ettiğine göre, bu ayette tamamlandığı ifade edilen "ilkeler"dir.
2. Bu sabit ilkelerin farklı zaman ve zeminlere uygun ve uyarlanmış olarak 'teklif edilen' özel yol,pratik uygulamalar ve yöntemlerdir. İşte Kur'an'daki "Sizden her nebi için bir şeriat açıkladık" (5:48) ibaresi bu anlamı ifade ediyor.
Şeriat'ın etimolojik anlamı, "canlıları suyun kaynağına götüren işlek ve geniş yol" olduğuna göre, 'şimdi ve burada' yaşayan insanları, yaşadıkları çağdan suyun kaynağına götüren yol nasıl bulunmalı? Çünkü,dünkü yol, dün yaşayan insanların kendi yaşadıkları zaman ve zeminden,yani onların 'şimdi ve burada'sından kaynağa giden yoldu. Bu gün o gün olmadığına göre, ne yapmalı?
Farklı bir ifadeyle:İlahi kelamın lafzı "suyun" karşılığıdır. O lafızların ahlaki hedefleri ise o suyun "kaynağıdır". O kaynağa giden "yol" ise, tabiatıyla "sudan" daha fazla, "suyun kaynağıyla" yani "ahlaki hedeflerle "ilgili hükümlerdir. Söz konusu "ahlaki hedefler" ise, Allah'ın "ne dediğinden "daha çok "ne demek istediğini" tesbitle ilgilidir ve yapılacak en önemli görev budur: Allah'ın ne dediğinden yola çıkarak ne demek istediğini, yani muradını tesbit etmek.
Ben, kendi payıma,Fazlur Rahman'ın şu sorusunu önemsiyorum:"Allah, toplumsal değişmeyi bütün vahiy tarihi boyunca, hatta Kur'an indirilirken bile dikkate alırken, Kur'an'ı tamamlarken bu tutumundan vaz mı geçti? Yoksa toplumsal değişme mi durdu? Zemahşeri'nin dediği gibi tarih boyu toplumsal değişmeye bağlı olarak değişen maslahatları gerçekleştirmek için yeni hükümler koyan Allah, 7. Miladi asırdaki bir toplumun maslahatlarının kıyamete kadar bütün insanlar için değişmeyeceğine mi karar verdi?"
Bugün, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olan her ilim sahibi, bu sorunun cevabını aramak durumundadır. Bugün, "düşünsel" bir cihada, bu ümmetin geçmişten çok daha fazla ihtiyacı var. Bilmediğinin düşmanı olan aldatılmış cahil yığınları bir yana bırakacak olursak, "Yaşasın menfaatlerimiz!" diyemedikleri için "Kahrolsun Şeriat!" diye tempo tutanları "insanın mutluluğu" önünde ciddi bir engel olarak görmüyorum; benim asıl endişem,"Yaşasın Şeriat!" diyenlerin, Allah'ın iradesine uygun yeni bir hayatın inşası için gerekli gayret, birikim ve "temsil kabiliyeti"nden yoksun olmalarından kaynaklanıyor.
www.mustafaislamoglu.com


aklın yolu bir.allah razı olsun senden:okay:


işte tüm bu düşünceler ancak cahillikle açıklanabilir..devlet işleri ile din işleri birbirinden ayrıdır ve öle de olmalıdır..ayrıca bugünün LAİK Türkiyesinde herkes özgürce dinini yaşayabilmektedir..asla dinde kısıtlama yapılmamıştır..ille de şeriatçılık diye tutturanların niyeti açıktır..

KAHROLSUN ŞERİAT! evet bağırıyoruz ..

din devlet işi ayrıysa devlet camiler imamlara maaş nasıl veriyor ve hacca niye devlet götürüyor.demek ki tesbitin yanlış

halidbin
20-04-07, 01:09
yha bana gelipde islam dinini anlatmayın elhamdüllilah bizde müslümanız bizde biliyoruz müslümanlığı! 150.000 kişimi aynı hataya düştü kanka? provakasyonları oyunları falan yemedim ben o olayların videolarına bak bakalım o zaman daha iyi anlıyacaksın beni... E8pkS7jOjLc


kanki video bişi anlatmıyor ki.
sen buradan ne anladın onu anlat önce.
yanlış anlama bende senin terörüstün müslüman ,müslümanın terörüst olamayacağını bildiğini biliyorum.
amaç üstünlükde değil bazı yanlış anlamaları düzeltmek.

sen şimdi o eylemleri yapanın müslüman olduğunu mu iddia ediyorsun yoksa sorunu açık bi şekilde alalım.

zelyot
20-04-07, 08:20
kanki video bişi anlatmıyor ki.
sen buradan ne anladın onu anlat önce.
yanlış anlama bende senin terörüstün müslüman ,müslümanın terörüst olamayacağını bildiğini biliyorum.
amaç üstünlükde değil bazı yanlış anlamaları düzeltmek.

sen şimdi o eylemleri yapanın müslüman olduğunu mu iddia ediyorsun yoksa sorunu açık bi şekilde alalım.



anlamıyorsunuz anlamak istemiyorsunuz....müslümanlık sizin beyninizdeki müslümanlık değildir...aslada olamaz...37 cana din için kıydığını idda edenler ve irtica...budur olayın özü....

Tengri
20-04-07, 09:16
ya kanka elinin altında internet var araştır kafanda da beyin var düşün biraz o koydugum video sivas katliamıdır sizin gibi şeriati destekliyenlerin yaptıgı katliamdır 37 masum can'a kıyanların yaptıgı katliamdır sivas "kahrolsun laiklik yaşasın şeriat " sloganları atanların katliamidir sivas! araştır biraz ya

hacer355
20-04-07, 10:36
anlamıyorsunuz anlamak istemiyorsunuz....müslümanlık sizin beyninizdeki müslümanlık değildir...aslada olamaz...37 cana din için kıydığını idda edenler ve irtica...budur olayın özü....


lütfen mantıklı ol ve anlamaya çalış.müslümanlık insanların kafasına göre olmaz ,kuranı kerime göre olur.islamın kaynağı insanlar değil kuranı kerimdir.müslümanlara atılan iftiraları ısıtıp ısıtıp getiriyorsun.başbağlar katliamından niye bahsedemiyorsun acaba

halidbin
20-04-07, 11:16
ya kanka elinin altında internet var araştır kafanda da beyin var düşün biraz o koydugum video sivas katliamıdır sizin gibi şeriati destekliyenlerin yaptıgı katliamdır 37 masum can'a kıyanların yaptıgı katliamdır sivas "kahrolsun laiklik yaşasın şeriat " sloganları atanların katliamidir sivas! araştır biraz ya

öncelikle kanki ben sana olgun bir şekilde hakaret etmeden bu meselnin gerçek yüzünü aydınlatmak istedim sen ise hakaret vari cevaplar veriyorsun.o yüzden daha fazla tartışmak istemiyorum.
yalnız madem bu terörüst eylemlerin şeriatla alakası var di,yorsun bakalım şu soruya nasıl cevap vereceksin
4 halife dönemindede şeriat vardı ozaman neden başka dinlere mensub insanlar kesilmiyordu.
hatta bazen camilerde onların ibadetlerini yapmaları için özel yer bile ayrılabiliyordu..
bana bunu açıklarsan bu eylemlerin şeriatla alakasını anlarım..

zelyot kankim sana gelince asıl anlamak istemeyen sizsiniz bize göre bunları yapanlar müslüman değildirçünkü müslüman terörüst olamaz ama siz müslüman olduklarını iddia ediyorsunuz demekki sizin kafanızdaki müslümanlık anlayışı bu.
biz yurt dışında yabancılara müslümanların aslında ne kadar kültürlü çağdaş olduğunu anlatmaya çalışırken daha kendi ülkemizde müslümanla terörüstü ayırt edemeyenler var yazık acıyorum.........

Tengri
20-04-07, 11:32
4 halife dönemindeki şeriat anlayışı bugun olsa bende şeriat'i desteklerim ama artık öyle olmuyor kankam o zamanlar anlayış vardı hoşgörü vardı ama bugun öyle birşey yok 4 halife dönemindeki şeriatla bugunku şeriat anlayışı cok farklı bu arada biraz sert cıktım özür dilerim kanka ;)

halidbin
20-04-07, 11:39
4 halife dönemindeki şeriat anlayışı bugun olsa bende şeriat'i desteklerim ama artık öyle olmuyor kankam o zamanlar anlayış vardı hoşgörü vardı ama bugun öyle birşey yok 4 halife dönemindeki şeriatla bugunku şeriat anlayışı cok farklı bu arada biraz sert cıktım özür dilerim kanka ;)

önemli değil haklısın öyle bir olaya şahit olduysan seni anlarım .yalnız zelyot kankim sizin kafanızdaki şeriat anlayışı bu demiş.bende senin soruma verdiğin cevap ona cevap vermek isterim
bizim kafamızdaki şeriat anlayışı 4 halife dönemindeki anlayıştır.
çünkü o anlayış kuran anlayışıdır.
bunun dışındaki anlayışlar kuran anlayışını tahrip ettiğinden yine şeriat olmaz olamaz olsa olsa terörüst anlayışı olur
bize anlamak istemiyorsunuz diyenler umarım anlamıştır........:okay:

hacer355
20-04-07, 12:27
önemli değil haklısın öyle bir olaya şahit olduysan seni anlarım .yalnız zelyot kankim sizin kafanızdaki şeriat anlayışı bu demiş.bende senin soruma verdiğin cevap ona cevap vermek isterim
bizim kafamızdaki şeriat anlayışı 4 halife dönemindeki anlayıştır.
çünkü o anlayış kuran anlayışıdır.
bunun dışındaki anlayışlar kuran anlayışını tahrip ettiğinden yine şeriat olmaz olamaz olsa olsa terörüst anlayışı olur
bize anlamak istemiyorsunuz diyenler umarım anlamıştır........:okay:

allah razı olsun kanka.çok güzel anlatmışsın:okay:

Tengri
20-04-07, 13:47
biz bugunkü şeriate karşıyız kanka insanları öldüren insanı insandan ayıran vs bugun kü şeriat'e karşıyız ;)

hacer355
20-04-07, 13:57
biz bugunkü şeriate karşıyız kanka insanları öldüren insanı insandan ayıran vs bugun kü şeriat'e karşıyız ;)

bir veya birkaç kişinin hatasını genelleyemezsin.ben müslümanım diyen bir kişi içki içti diye ,bütün müslümanlar içki içiyor diye bir mantıksızlık olmazsa ,kendilerini şeriatçı tanıtanlara bakarak allahu tealanın kanunları şeriatı kötülemen son derece yanlış

samo31
20-04-07, 14:16
Osmanlı Devleti de şeriate uygun yönetilmiştir..

samo31
20-04-07, 14:18
Bugünkü şeriat anlayışıyla gerçek şeriatin Uzaktan yakından alakası yoktur...
Dini karlamak isteyenlerin oyunudur bu günkü şeriat...

hacer355
20-04-07, 14:25
Bugünkü şeriat anlayışıyla gerçek şeriatin Uzaktan yakından alakası yoktur...
Dini karlamak isteyenlerin oyunudur bu günkü şeriat...

bu günkü şeriat ne demek.şeriat tektir ve kuranı kerime dayanır.kuranı kerim aslını koruduğuna göre ,kuranı kerim gibi şeriatte tektir.

samo31
20-04-07, 15:23
Bu günkü şeriat:
IRAK TA HERİFLERİN KAFASINI KOPARMAK.. veya
Hıristiyan kitabevini Basıp KAFA KESME oldu mu?

Kendini şeriat olarak gösterneler..Bu sahtekarlardan bahsediyorum..

Hacer bacım Allaha Emanet Ol..Selametle...

halidbin
20-04-07, 18:03
bu günkü şeriat ne demek.şeriat tektir ve kuranı kerime dayanır.kuranı kerim aslını koruduğuna göre ,kuranı kerim gibi şeriatte tektir.

şeriatın dünü bugünü yok şeriat tektir..

terötüst eylemleri bu günkü şeriat diye ayırmayın şeriatla hiç bir alakası yoktur bunların.

tamamen dini karalama adına yapılmış oyundur
bu kelimeleri yüzdefa dedirtmeyin insana..
tekrar söylüyorum bunlar terörüst eylemlerdir ve

MÜSLÜMAN TERÖRÜST OLAMAZ,TERÖRÜST MÜSLÜMAN OLAMAZ...

bunlara şeriat dersen müslümanda demen gerekir
bunlara müslüman dersen senin dininden şüphe ederim
bizim şeriat ve müslümanlık anlayışımızın dışında birşeydir.......

hacer355
20-04-07, 18:37
Bu günkü şeriat:
IRAK TA HERİFLERİN KAFASINI KOPARMAK.. veya
Hıristiyan kitabevini Basıp KAFA KESME oldu mu?

Kendini şeriat olarak gösterneler..Bu sahtekarlardan bahsediyorum..

Hacer bacım Allaha Emanet Ol..Selametle...

sen kendini kandırıyorsun.kim demiş sana ırakta kafa koparanların şeriatçı olduğunu.cıa ve mossad ajanlarının makyajlarına ne güzel kanmışsın.kuranı aç ve öğren şeriat neymiş.sıkılmasan putinide şeriatçı yaparsın sen

türesin
21-04-07, 18:24
Şeriatı isteyenler ve yaşamak isteyenler ; İran'a , Suudi Arabistan'a veya talibanların yanına hicret edebilirler.:smile: :smile:

Hicret'te Tanrı'nın koyduğu ve Hz. Muhammed'in uyduğu bir kural ve yöntemdir.:okay:

Gitmek ve şeriatı yaşamak isteyenlere güle güle der, arkalarından severek el sallarız.:ragaci :ragaci :ragaci

hacer355
21-04-07, 18:48
Şeriatı isteyenler ve yaşamak isteyenler ; İran'a , Suudi Arabistan'a veya talibanların yanına hicret edebilirler.:smile: :smile:

Hicret'te Tanrı'nın koyduğu ve Hz. Muhammed'in uyduğu bir kural ve yöntemdir.:okay:

Gitmek ve şeriatı yaşamak isteyenlere güle güle der, arkalarından severek el sallarız.:ragaci :ragaci :ragaci

lafa bak hicret tanrının koyduğu diyor.bir kere allahu tealanın 99 isimlerinin arasında tanrı kelimesi yoktur.bu kelimeyi ancak hiristiyanlar ve yahudiler kullanır.ayrıca müslümanlarla bir arada yaşamaktan memnun olmayan ,müslümanların olmadığı yerlere gitmekte özgürler.engelleyen yok

ert55
21-04-07, 19:20
şeriat(islam hukuku) : Peygamberimiz Muhammet Mustafa (s.a.v)'nın H.z Allah taradından getirip bize bildirdiği hükümler,kanunlar topluluğudur. yoksa şeriat madımak katliamı,uğur mumcu cinayeti yada malatya vahşeti değildir islam hukuku bunu reddeder. islam hukukuna göre insanlar sadece devlet tarafından yargılanabilir ve cezalandırılabilir. kişiler ya da gruplar tarafından değil. öle olsaydı Osmanlı İmparatorluğu diye bir imparatorluk olmazdı...

Arkadaşlar biz Türk milletinin iki hassas konusu vardır biri bayrağımız diğeri dinimizdir.Osmanlıda fitneciler ırk milliyet diyerek osmanlıyı parçaladılar..bu gün se din diyerek parçalamak istiyolar... olaylardaki kayıplar onlar için sadece bir araçtır amaç değil amaçları güçsüz karışık bir Türkiye... bize düşen hedef şaşırtmalara lütfen gelmeyelim... dinimizin ve milletimizin güzelliklerini araştırıp görüp öğrenip onlara sımsıkı yapışmaktır... başka çaremizde yoktur...

türesin
21-04-07, 19:24
lafa bak hicret tanrının koyduğu diyor.bir kere allahu tealanın 99 isimlerinin arasında tanrı kelimesi yoktur.bu kelimeyi ancak hiristiyanlar ve yahudiler kullanır.ayrıca müslümanlarla bir arada yaşamaktan memnun olmayan ,müslümanların olmadığı yerlere gitmekte özgürler.engelleyen yok

Siz , Esma-ül üsnaya takılıp kalmışsınız.:smile: :smile: :smile:

99 adın çoğunun ibanice kökenden geldiğinden bile haberin yok.:kiki: :kiki: :kiki:

çirkin_çırak
21-04-07, 19:44
yahu namaz kılmazsınız bişi yapmazsınız sonrada kahrolsun şeriat iyi şeriat kahrolsun ama ben diyorumki kuranda yazılan hükümler uygulansın şüphesiz allah en doğrusunu bilendir... rabbimin indirdiği hüküümlerle yaşayalım bunada itirazı olan varmı...

çirkin_çırak
21-04-07, 19:51
7 - Yollara sahip göğe andolsun ki,

8 - Siz elbette çelişkili sözler içindesiniz.

9 - Ondan çevrilen (imana) çevrilir.

10 - Kahrolsun (o fikir adına) kendi tahminlerini ileri sürenler!

11 - Onlar bir sarhoşluk ve cehalet içinde şuursuzdurlar.

zariyat 7,8,9,10,11

ert55
21-04-07, 19:51
şu başlığı atan arkadaşıda kınıyorum... arkadaşım burda kimse H.z Allah'a karşı değil... şeriata karşı bi kötü düşünceleri varsa sırf bilmediklerinden sadece öğretilmişlikleriyle kaldıklarındandır... eğer şeriatı yani islam hukukunu araştırsalar hiç biri böle düşünmeyecek en azından böle kahrolsun falan demiyeceklerdir....en azından saygı göstereceklerdir.... halada kahrolsun diyenler art niyetlidir...

türesin
21-04-07, 20:43
şu başlığı atan arkadaşıda kınıyorum... arkadaşım burda kimse H.z Allah'a karşı değil...

Aynen katılıyorum.:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

Yeterki fanatik olmayalım.:smile: :smile: :smile:

hacer355
21-04-07, 22:10
Siz , Esma-ül üsnaya takılıp kalmışsınız.:smile: :smile: :smile:

99 adın çoğunun ibanice kökenden geldiğinden bile haberin yok.:kiki: :kiki: :kiki:

bütün müslümanlar esmaül hüsnaya aşıktır ve devamlı zikrederler.bunu bilmiyorsan ,susta dahada batma

v3nom
22-04-07, 03:43
din kurallari her ana ve zamana uygun olarak yazilmistir ama gercektende uygulansa bunu kotuye kullanan insanlarda ortaya cikacak ve ataturk sirf dinimizin ve devletimizin zarar gormemesi icin ayirmistir bu iki onemli unsuruu bilmeden konusuyoo herkess

hacer355
22-04-07, 06:37
Aynen katılıyorum.:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

Yeterki fanatik olmayalım.:smile: :smile: :smile:

ne demek bu şimdi.takım veya parti mi tutuyorsunuzda fanatiği olunacak veya olunmayacak.konuştuğumuz islam dini.islamı kurallarına göre ya yaşarsın yada yaşamazsın.bunun başka lamı cimi olmaz

türesin
22-04-07, 20:02
ne demek bu şimdi.takım veya parti mi tutuyorsunuzda fanatiği olunacak veya olunmayacak.konuştuğumuz islam dini.islamı kurallarına göre ya yaşarsın yada yaşamazsın.bunun başka lamı cimi olmaz

Yaşayan yaşar . Yeterki kendi yaşadığını yaşatmak için başkalarını zorlamaya, aşağılamaya ve hor görmeye kalkmasın. :okay:

Bunları yapıp kişileri zorlamaya kaltığında bunun adı fanatiklik olur. :ragaci

Oruş tutmadığı için dövülen çok kişi gördük, haşemalıların plajlarda kadın tartakladıklarını da basında okuduk, içkili yerleri kapatmak için uğraş veren belediye başkanlarının uygulamalarını da duyduk, bazı kampüslerde ve okullarda ramazan ayında yemek verilmediğini de gördük, saymakla bitmez... Sanki onlarınhesabını onlar verecek... İşte bunun adı fanatikliktir..:ragaci

Kimseyi yargılamamak, cennete gidenlere de karışmamak ve kimseyi cehennemlik olarak görmemek bizim işimiz.:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

S.W.A.T.
22-04-07, 20:06
yaw seriaat die biseyyyyy yok....seriaat = demokrasi:S

türesin
22-04-07, 20:47
yaw seriaat die biseyyyyy yok....seriaat = demokrasi:S

Evet çok haklısın 1400 yıldır uygulanan demokrasiyi kimse anlayamamış.:dirdir: :dirdir: :dirdir:

mrymn
22-04-07, 22:38
Kankalarımın yazdıklarını okuyunca herkesin kendi görüşüne bağnazca bağlı olduğunu fark ettim.Bu konuyu bizlere sunan green tea arkadaş çok kışkırtıcı bir başlık atarak karşıt fikirdeki arkadaşların tepkisi çekti.Green tea arkadaş bu konuyu ortaya atarken insanları bilgilendirme amacı gütmemiş anlaşılan.Hatta karşı tarafı biraz proveke ederek yazmış.Kusura bakmasın bu ciddi ve hassas konu böyle anlatılmaz.İnsanların yıllardır sorgulamadan inandıkları fikirlerini bir yazıyla değiştiremezsiniz.Böyle yaparak tarşı tarafı dahada bu konudan uzaklaştırısınız.Ha sorgulamadan dedim.İşte karşı tarafın hatası da burada.Şimdiye kadar bu konuda araştırma dahi yapmadan ailesinden etrafından duyduğu şeylerle hemen konuya atılmış.Burada herkesin değişik fikirlere daha açık ve kafasındaki kalıplardan kurtulması gerek.Fikirlerimi söylerken birilerini kırdıysam özür dilerim.

türesin
22-04-07, 22:48
Kankalarımın yazdıklarını okuyunca herkesin kendi görüşüne bağnazca bağlı olduğunu fark ettim.Bu konuyu bizlere sunan green tea arkadaş çok kışkırtıcı bir başlık atarak karşıt fikirdeki arkadaşların tepkisi çekti.Green tea arkadaş bu konuyu ortaya atarken insanları bilgilendirme amacı gütmemiş anlaşılan.Hatta karşı tarafı biraz proveke ederek yazmış.Kusura bakmasın bu ciddi ve hassas konu böyle anlatılmaz.İnsanların yıllardır sorgulamadan inandıkları fikirlerini bir yazıyla değiştiremezsiniz.Böyle yaparak tarşı tarafı dahada bu konudan uzaklaştırısınız.Ha sorgulamadan dedim.İşte karşı tarafın hatası da burada.Şimdiye kadar bu konuda araştırma dahi yapmadan ailesinden etrafından duyduğu şeylerle hemen konuya atılmış.Burada herkesin değişik fikirlere daha açık ve kafasındaki kalıplardan kurtulması gerek.Fikirlerimi söylerken birilerini kırdıysam özür dilerim.

Forumda sağ duyulu birilerini görmek gerçekten güzel. Tebrikler.:okay:

Konuyu açan fetvayı vermiş. Ama ne fetva.:ragaci :ragaci :ragaci

Ben kırılmadım şahsen. Özür dilenecek bir şey de yazmamışsın.:smile: :smile: :smile:

mystery210
22-04-07, 23:23
evet kuran okuyorum ...(türkçe mealini)ama saf bir şekilde:okay:

önemlii olan okumak değil anlayıp uygulamaktır....ooo yazılan kahrolsun şeriat yaaşasın laiklik yazısı varya onuda şiddetle kınıyorum ve tesif ediyorum...bu yazı yazan lar varya sorulsa kesin BÜYÜK LİDER KEMAL paşanın izindeyiz derler..çünkü hayatlarında okuyup bir şeyler öğrenmemişlerdir.sadece kulaktan dolma iki kelime bilgilerle yetinirler...KEMAL paşa boşu boşuna laiklik ilkesini yaratmamıştır..zaten okusaydınız anlardınız...tek kelime ile cahillerle ve cahilliklerle uğraşamam...size cahilliklerinizde başarılar dilerim..

KAYTAGI
22-04-07, 23:48
konuyu açan şahıs sapı samanın içine katarak aklınca insanları etki altına almaya çalışıyor.........
içkinin haram olduğundan bahsetti........
evet doğrudur.......ancak içki içenin cezası ancak kıyamette ALLAH tarafından verilir........
kimse kendini bu işe memur etmesin..........
söylermisin ALLAH içki içenleri cezalandırmak için seni mi görevlenfirdi.........
sen kimsin ki ALLAH adına ceza vermeye kalkıyorsun.........
gelelim şeriat konusuna.....
şeriat ayrı kuran ayrıdır..........
örnek mi istiyorsun.al sana örnek:
şeriatta zinanın cezası taşlanarak ölüm;kuranda ise sopa ve ardından kişi tövbe edene kadar hapistir.......
kuran okumadan kurandan ahkam kesmeyi biliyorsun.
hadi kuran da bana recm(taşlayarak öldürme)cezasını bul da göreyim senin zekanı.......
"dinde zorlama yoktur" diyenleri yahudilikle suçlayan zavallı asıl sen yahudiliğe bulaşmışsın haberin yok .hem de iki yerde..
recm diye sahiplendiğin insanlık dışı uygulama tevratın(bozulmuş tevratın)emridir........
ikinci yahudiliğin ayeti inkar etmenden ortaya çıkıyor...

Bakara(*) Sûresinin 256 . Ayetinde
Dinde zorlama yoktur.
şeriatı savunan zavallı ..........sen kuran ayetini inkar edip o nu yahudi uydurması olarak mı görüyorsun????????????
gelelim senin asıl amacına.............
senin yolundan gittiğin siyasi parti zinayı serbest bıraktığında hangi taşın dibine saklanmıştın??????????
ozaman şeriatı savunmak aklına gelmiyormuydu?????????
haçlı ordusu ortadoğuda çocukları öldürürken yapılması gereken cihat yerine "dinlerarası diyalog" saçmalığıyla katliama göz yuman ihanet şebekesi,üniversite de okuyan öğrencileri görünce mi şeriat aklına getiriyor?????????????
sizin dininiz, haçlı ordusuna gelince sevgi ve kardeşliğe,kendi din kardeşine gelince cihat a mı dönüşüyor???????????
sen kime hizmet ediyorsun?????????????
yada seni böyle cepheye sürüp kullananlar neye hizmet ediyor...........

hacer355
23-04-07, 06:20
önemlii olan okumak değil anlayıp uygulamaktır....ooo yazılan kahrolsun şeriat yaaşasın laiklik yazısı varya onuda şiddetle kınıyorum ve tesif ediyorum...bu yazı yazan lar varya sorulsa kesin BÜYÜK LİDER KEMAL paşanın izindeyiz derler..çünkü hayatlarında okuyup bir şeyler öğrenmemişlerdir.sadece kulaktan dolma iki kelime bilgilerle yetinirler...KEMAL paşa boşu boşuna laiklik ilkesini yaratmamıştır..zaten okusaydınız anlardınız...tek kelime ile cahillerle ve cahilliklerle uğraşamam...size cahilliklerinizde başarılar dilerim..

tebrikler kanka.çok haklısın.anlamdan okuduktan sonra ,o okumak sadece kendini aldatmak olur

Tengri
23-04-07, 11:03
konuyu açan şahıs sapı samanın içine katarak aklınca insanları etki altına almaya çalışıyor.........
içkinin haram olduğundan bahsetti........
evet doğrudur.......ancak içki içenin cezası ancak kıyamette ALLAH tarafından verilir........
kimse kendini bu işe memur etmesin..........
söylermisin ALLAH içki içenleri cezalandırmak için seni mi görevlenfirdi.........
sen kimsin ki ALLAH adına ceza vermeye kalkıyorsun.........
gelelim şeriat konusuna.....
şeriat ayrı kuran ayrıdır..........
örnek mi istiyorsun.al sana örnek:
şeriatta zinanın cezası taşlanarak ölüm;kuranda ise sopa ve ardından kişi tövbe edene kadar hapistir.......
kuran okumadan kurandan ahkam kesmeyi biliyorsun.
hadi kuran da bana recm(taşlayarak öldürme)cezasını bul da göreyim senin zekanı.......
"dinde zorlama yoktur" diyenleri yahudilikle suçlayan zavallı asıl sen yahudiliğe bulaşmışsın haberin yok .hem de iki yerde..
recm diye sahiplendiğin insanlık dışı uygulama tevratın(bozulmuş tevratın)emridir........
ikinci yahudiliğin ayeti inkar etmenden ortaya çıkıyor...

Bakara(*) Sûresinin 256 . Ayetinde
Dinde zorlama yoktur.
şeriatı savunan zavallı ..........sen kuran ayetini inkar edip o nu yahudi uydurması olarak mı görüyorsun????????????
gelelim senin asıl amacına.............
senin yolundan gittiğin siyasi parti zinayı serbest bıraktığında hangi taşın dibine saklanmıştın??????????
ozaman şeriatı savunmak aklına gelmiyormuydu?????????
haçlı ordusu ortadoğuda çocukları öldürürken yapılması gereken cihat yerine "dinlerarası diyalog" saçmalığıyla katliama göz yuman ihanet şebekesi,üniversite de okuyan öğrencileri görünce mi şeriat aklına getiriyor?????????????
sizin dininiz, haçlı ordusuna gelince sevgi ve kardeşliğe,kendi din kardeşine gelince cihat a mı dönüşüyor???????????
sen kime hizmet ediyorsun?????????????
yada seni böyle cepheye sürüp kullananlar neye hizmet ediyor...........

Ya kanka helal olsun başka bişey demiyorum ;)

hacer355
23-04-07, 11:14
Bakara(*) Sûresinin 256 . Ayetinde
Dinde zorlama yoktur.


evet dinde zorlama yoktur.ama bu kural müslüman olmayanlar için geçerlidir.bir insan müslümanlığı kabul ettiyse ,rabimizin kuranda bildirdiği ve efendimizin hadisde bildirdiği kurallara uymak zorundadır.ben istediğimi kabull ederim ,istemediğimi kabul etmem diye bir keyfilik olamaz.kuranın bir harfini bile inkar mazallah insanı dinden çıkarır

tarih_konusuyor
23-04-07, 14:32
Şeriat (Kuran) ve şeriat yasaları bir birinden çok farklı şeylerdir.
Hz.Muhammed(S.A.) yalnız Allah'ın mesajını insanlar için getirip, onlara tebliğ etti. Peygamber olarak yaşadığı 29 senede de şeriatın nasıl uygulanabileceğini bir fiil kendisi yaparak, gösterdi. (sünnet). İslam’ı bir devlet kurmak onun görevleri arasında değildi. Veda hutbesi dahil hiç bir konuşmasında İslam’ı bir devletten ve bu devleti yönetecek varislerden bahsetmedi. Zaten ondan sonra imamlık yapacak ulemalar kendi etrafında yeterince oluşmuştu. Bunların imam olarak dünyanın dört bir yanına yayılarak tebliği yanı şeriatı tüm insanlara anlatmaları gerekiyordu. Tebliğler onların ezberinde idi. 4 halife döneminde bunlar halifelik, yani imamlık yapacaklarına Hz. Ömer ile beraber hükümranlıkta yapmaya başladılar. Yüce Kuran, yani şeriat bir ibadet kitabıydı. Bir devleti yönetmeye kurgulanmamıştı. Hz Ömer şeriat yasalarını, kurandan esinlenerek, o dönem ismi bile olmayan bir devletin Anayasasını, yani şeriat kanunlarını ilan etti. Bu şeriat yasalarında Kurandan alıntılar olduğu gibi, Hamurabı kanunlarından da alıntılar vardı. Bugün bir çok kimse şeriat, derken bu yasalardan ve rejimlerin bu şeriat kanunları ile idare edilmesinden bahsetmektedirler. Bu yasalar Emevi’ler zamanında da kullanıldı,hatta Endülüs Emevileri tarafından İspanya’ya kadar taşındı.
Ama bu şeriat yasaları da zamanla bir devlet hukukunda yeterli olmamaya ve çağ dışı kalmaya başlayınca Abbasiler tarafından ilaveler yapılarak değiştirildi ve o dönem için çağdaş yasalar yapıldı. Ondan sonra kurulan her İslam devleti farklı yasalarla idare edildi. Osmanlı hiç bir zaman bu şeriat yasaları ile yönetilmedi. Beylik olarak yapılan Kuruluş yasası Timurlenk saldırısından sonra Birinci Mehmet tarafından esaslı olarak değiştirildi. Daha sonra Fatih, Sultan Kanuni Süleyman ve diğerleri tarafından defalarca revize edildi. Osmanlinin ne Şeriat, ne de şeriat yasaları ile idare edilmediğinin delili, bak;30 Mart isyanında meczuplar "Şeriat elden gidiyor, şeriat isteriz" diye bağırıyorlardı .

hacer355
23-04-07, 16:18
senin dediğin olayda ,provakatörler kışkırtmıştır

hacer355
24-04-07, 11:13
şu başlığı atan arkadaşıda kınıyorum... arkadaşım burda kimse H.z Allah'a karşı değil... şeriata karşı bi kötü düşünceleri varsa sırf bilmediklerinden sadece öğretilmişlikleriyle kaldıklarındandır... eğer şeriatı yani islam hukukunu araştırsalar hiç biri böle düşünmeyecek en azından böle kahrolsun falan demiyeceklerdir....en azından saygı göstereceklerdir.... halada kahrolsun diyenler art niyetlidir...

haklısın kanka.halada kahrolsun diyenler art niyetli ve anlamak istemeyenlerdir

hacer355
25-04-07, 19:29
halk olarak dini terimlerin manasını tam olarak öğrenmeden ,yorum yapmamalıyız

maarulaw
25-04-07, 20:08
arkadaşlar günümüz türkiyesi laik deiğildir.nedenmi
1-sezer niye yahudilerin bayramlarını kutluyorda müslümanlarınkini kutlamıyor.
2-sezer niçin başörtülü hanımı olan milletvekillerinin eşlerini resepsiyonlara davet etmiyor.
3-neden başörtüsü yasak!
bunlaradn sonra şunuda söyleyeyim.Atatürk atatürk diye bir adamı yüceltiyorsunuz fakat onun hakkında hiç bilginiz yok.evet yok.kulaktan dolma birkaç bilgi okadar.lütfen gerçek tarihi okuyun.acaba atatürk niye kıyafet devrimini yaptı.ben sakalı olmak cübbe giymek istiyorum.kim ne karışırbu kıyafetlerin teknoloji ile alakası ne.güldürmeyin adamı.
şu anda türkiyede müslümanlar neden irtica damgası yediler.irticanın manasını sorsan hiç bir resmi kurum veya parti açıklayamaz.aba ağzılarında sakız.
kuranın türkçesini okuyorum demişsin.arapçasını okuyunca ne oluyor.ben tükçe okuma demiyorum zaten okumanlazım ama neden arapçaya veya araplara bu kin bu nefret.bu konuları isteyen herkesle tartışır ve sorularına cevap verebilirim.

SAYGILARIMLA
MSN ADRESİM:abdullah_harun374@hotmail.com

_TatanKa_
25-04-07, 20:12
benim kafam iyice karıştı......

ismailvolkan
25-04-07, 20:32
şeriat yanlısı olmakta.. Mustafa Kemal'e karşı çıkmak demektir..

maarulaw
25-04-07, 20:41
şeriat yanlısı olmakta.. Mustafa Kemal'e karşı çıkmak demektir..

ilk meclisin açılış fotoğraflarına bak dostum.

maarulaw
25-04-07, 20:44
son olarak bi olay anlatmak istiyorum.
fatih sultan mehmet bizansı fethe gittiğinde bizanstaki papazlardan birinin şöyle söylediği rivayet edilir:"bizansta haçlı kazığı görmektense müslüman sarığı görmeyi yeğlerim"
işte bu söz siz mankurtların suratına çarpan bir tokattır.
osmanlı şeriatla yönetiliyordu bu da ekbilgi:D

_TatanKa_
25-04-07, 20:53
son olarak bi olay anlatmak istiyorum.
fatih sultan mehmet bizansı fethe gittiğinde bizanstaki papazlardan birinin şöyle söylediği rivayet edilir:"bizansta haçlı kazığı görmektense müslüman sarığı görmeyi yeğlerim"
işte bu söz siz mankurtların suratına çarpan bir tokattır.
osmanlı şeriatla yönetiliyordu bu da ekbilgi:D

ve o devir kapandı buda alt bilgi olsun

çirkin_çırak
29-04-07, 16:48
18- Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma. (casiye 18)

hacer355
29-04-07, 16:54
şeriat yanlısı olmakta.. Mustafa Kemal'e karşı çıkmak demektir..

18- Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma. (casiye 18)

bu kuranı kerimden ayete ne diyeceksin.

çirkin_çırak
29-04-07, 17:09
48 - Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir. (maide 48)

çirkin_çırak
29-04-07, 17:14
yahu ben hala anlamadığım rabimizin kuralları ve kanunları varken yaratılmış olan insan kanununa nasıl tabi olunabilir bizi yaratan elbetde bizim hakkımızda en iyisini bilendir... bize bu kurallara göre yaşayın diyor bizde biz senin emrini uygulamıyoruz senin emirlerin bu devre uymuyor biz kendi kural ve kanunlarımızı bulduk kahrolsun senin kanunun mantığıylamı hareket edicez...

BUDA DİYANET MEALİNDEN
44. Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın Kitab'ını korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş zâhidler ve bilginler de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) İnsanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
(maide 44)

hacer355
29-04-07, 18:06
48 - Sana da (ey Muhammed) geçmiş kitapları tasdik eden ve onları kollayıp koruyan Kitab (Kur'ân)ı hak ile indirdik. Onların aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Onların arzu ve heveslerine uyarak, sana gelen haktan sapma. Biz, herbiriniz için bir şeriat ve yol belirledik. Eğer Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı, fakat size verdiklerinde sizi denemek istedi. Öyleyse iyiliklere koşun. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ihtilafa düştüğünüz şeyleri size haber verir. (maide 48)

allah razı olsun.bundan sonra şeriata dil uzatamazlar artık:okay:

KAYTAGI
29-04-07, 18:38
Bakara(*) Sûresinin 256 . Ayetinde
Dinde zorlama yoktur.


evet dinde zorlama yoktur.ama bu kural müslüman olmayanlar için geçerlidir.bir insan müslümanlığı kabul ettiyse ,rabimizin kuranda bildirdiği ve efendimizin hadisde bildirdiği kurallara uymak zorundadır.ben istediğimi kabull ederim ,istemediğimi kabul etmem diye bir keyfilik olamaz.kuranın bir harfini bile inkar mazallah insanı dinden çıkarır
dansözlerin yaptığını çok güzel taklit ediyorsun.........yani kıvırıyorsun..........
ayetler -eğer aksini belirtmemişse-genel hükümlüdürler.bu hükümlerikendine göre çekip çeviremezsin....
"zina haramdır","ama ben zinayı müslüman olmayan bir şehirde yaparsam haram olmaz "kıvırmasıyla eşdeğerdir bu yaptığın...........
"dinde zorlama yoktur ayeti"ni kendine göre yorumlayıp kırpamazsın.......ayrıca "kuran ın bazı emirlerini kabul etmiyorum" diyen biri var mı ki öyle bir suçlama getiriyorsun?????????
aklın sıra cinlik yapıp karşı tarafı din dışılıkla suçlamanın şeytanlıktan bir farkı yoktur.........
o kadar dindarsan, haçlı ordusu Irak ta çoluk çocuk demeden katledewrken sen burda ne yapıyorsun????????????
yoksa ALLAH ın cihad emri seni kapsamıyor mu???????????
ALLAH ın hükümlerini kendi çıkarlarına göre yorumlayanlar cehennemin dibinde yerlerini şimdiden ayırsınlar.........

maarulaw
29-04-07, 22:20
dansözlerin yaptığını çok güzel taklit ediyorsun.........yani kıvırıyorsun..........
ayetler -eğer aksini belirtmemişse-genel hükümlüdürler.bu hükümlerikendine göre çekip çeviremezsin....
"zina haramdır","ama ben zinayı müslüman olmayan bir şehirde yaparsam haram olmaz "kıvırmasıyla eşdeğerdir bu yaptığın...........
"dinde zorlama yoktur ayeti"ni kendine göre yorumlayıp kırpamazsın.......ayrıca "kuran ın bazı emirlerini kabul etmiyorum" diyen biri var mı ki öyle bir suçlama getiriyorsun?????????
aklın sıra cinlik yapıp karşı tarafı din dışılıkla suçlamanın şeytanlıktan bir farkı yoktur.........
o kadar dindarsan, haçlı ordusu Irak ta çoluk çocuk demeden katledewrken sen burda ne yapıyorsun????????????
yoksa ALLAH ın cihad emri seni kapsamıyor mu???????????
ALLAH ın hükümlerini kendi çıkarlarına göre yorumlayanlar cehennemin dibinde yerlerini şimdiden ayırsınlar.........
Kuranı sadece bir ayete bakarak yorumlayamazsın.Kuranın geneline bakman lazım.Kuranda bir ayetin 1200 manası vardır.Bazıları bilinir bazıları bilinmez.Bu ayetleri yorumlayan alimler en az hayatlarının 40 yılını eğitime veriyorlar.1000 lece hadis ezberliyorlar.Siyer hakkında herşeyi biliyorlar vedaha sonra bu yorumları yapıyorlar.SEn ne okudunda kendine göre yorum yapıyorsun

KAYTAGI
29-04-07, 23:33
Kuranı sadece bir ayete bakarak yorumlayamazsın.Kuranın geneline bakman lazım.Kuranda bir ayetin 1200 manası vardır.Bazıları bilinir bazıları bilinmez.Bu ayetleri yorumlayan alimler en az hayatlarının 40 yılını eğitime veriyorlar.1000 lece hadis ezberliyorlar.Siyer hakkında herşeyi biliyorlar vedaha sonra bu yorumları yapıyorlar.SEn ne okudunda kendine göre yorum yapıyorsun
ben kendi fikirlerimi ortaya koyacak kadar okudum.......
ya sen???????daha bana bile cevap yazmaktan acizsin.........
ben okuyup söylediklerimle ve yaptıklarımla hesaba çekileceğim......
senin hesaba çekilecek fikrin bile yok.....
robotlar ve kuklalar asla eşref-i mahlukat olamazlar.......

türesin
30-04-07, 01:12
Kuranı sadece bir ayete bakarak yorumlayamazsın.Kuranın geneline bakman lazım.Kuranda bir ayetin 1200 manası vardır.Bazıları bilinir bazıları bilinmez.

Kuranı kimse okumasın diye uydurulan ve milleti hocalara kul edenlerin dolmuşuna ve dolduruşuna iyi gelmişsin. İşte bu gibi Kur'an ile alakası olmayan laflar yüzünden kula kul olunuyor, şeyhlerin ve şıhların ayakları öpülüp abdest suları şifa niyetine içiliyor....:ragaci :ragaci :ragaci


Hakikaten biz bu Kur'an 'da insanlar için her türlü misali sayıp dökmüşüzdür. fakat tartışmaya en düşkün varlık insandır. ( Kehf -54 )

Andolsun biz açık seçik ayetler indirdik. Allah dilediğini doğru yola iletir. ( Nur - 46 )

.....Ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık . Umulurki ondan korunurlar ; yahut da o kendileri için bir ibret ortaya koyar. ( Taha -113 )

Muhakkak ki biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yinede insanlarınçoğu inkarcılıktan başkasını kabullenemediler. ( Isra -89 )

Böylece biz ayetleri geniş geniş açıklıyoruz ki, " sen ders almışsın " desinler de biz de anlayan toplum için Kur'anı iyice açıklayalım. ( Enam -105 )

İşte bu kendisiyle uyarılsınlar , Allah'ın ancak bir tek tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara tebliğ edilmiştir. ( İbrahim -52 )

....İşte biz her şeyi açık açık anlattık. ( Isra - 13 )

Biz onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor. (Isra-41 )


Bütün bu ayetler her şeyin açık açık anlatıldığını ve akıl sahiplerince anlaşılması için tekrar tekrar türlü misallerle izah edildiğinin delilleridir.

İşte öyle hocalar vardır ki , kendini yüceltmek ve dinden rant sağlamak için, cahilleri kendilerine kul edebilmek için senin uydurduğun masalları anlatırlar.

idal
30-04-07, 01:15
Tek DİyeİleceĞİmm Yuuuuhhhh

Saptirmayin ArkadaŞlar Saptirmayin..

türesin
30-04-07, 01:22
Tek DİyeİleceĞİmm Yuuuuhhhh

Saptirmayin ArkadaŞlar Saptirmayin..

Evet çok haklısın Kur'an okunmadan ve sırf soytarı hocaların rahle-i tedrisatından geçip kula kulluk edenler ancak böyle bir saçma konu açarlar...

:ragaci :ragaci :ragaci

güneş
30-04-07, 09:14
bundan sonra biraz daha seviyeli olunsun mümkünse sahışlara hakaret ya da aşağılayıcı mesajlar atmayın. kimse uyarılmayacak bu konuda

hacer355
30-04-07, 11:12
Kuranı sadece bir ayete bakarak yorumlayamazsın.Kuranın geneline bakman lazım.Kuranda bir ayetin 1200 manası vardır.Bazıları bilinir bazıları bilinmez.Bu ayetleri yorumlayan alimler en az hayatlarının 40 yılını eğitime veriyorlar.1000 lece hadis ezberliyorlar.Siyer hakkında herşeyi biliyorlar vedaha sonra bu yorumları yapıyorlar.SEn ne okudunda kendine göre yorum yapıyorsun

haklısın kanka.müslüman olmayanlara zorlama yoktur ama bunlar müslümanlara zorluk yoktur diye ayeti saptırıyorlar.bektaşinin hesabı namaza yaklaşmayanı alıyorlar.ama ayetin devamındaki sarhoşken namaza yaklaşmayın işlerine gelmediği için görmemezlikten gelerek ,ayeti kendilerine göre mana vermeye çalışıyorlar

maarulaw
30-04-07, 17:22
Evet çok haklısın Kur'an okunmadan ve sırf soytarı hocaların rahle-i tedrisatından geçip kula kulluk edenler ancak böyle bir saçma konu açarlar...

:ragaci :ragaci :ragaci

Sana okuma öğrenme diyen yok ki.Oku öğren yorumla ama 2 kitap okumayla bunları yorumlayamazsın.Kuranı sadece tamamıyle birlikte yorumlayabilirsin.Dini konuları kendine göre yorumlayamazsın.Ayrıca şeyhler,şıhlar diye dalga geçtiğin insanları sadece sana aktarılan yönlerini biliyorsun.Evet abzı insanlar dini sömürüyorlar ama herkesi,her hocayı böyle suçlayamazsın.Günümüzde bu konılarda bilgili bir çok insan var.Bunlar hayatları boyunca sadece bu konularla ilgileniyorlar.Evet sende kitap oku sende kuranı anlamaya çalış ama kendi kafana göre yorumlama.Çünkü 1-2 kitapla bunları yapamazsın.

hacer355
30-04-07, 17:40
Evet çok haklısın Kur'an okunmadan ve sırf soytarı hocaların rahle-i tedrisatından geçip kula kulluk edenler ancak böyle bir saçma konu açarlar...

:ragaci :ragaci :ragaci

konudaki ayet ve hadisleri kabul etmeyenler ,birde abdülkadir geyleni hazretlerinden , şeyh şerafettin hazretlerinden de habersizler mi acaba?
ayeti kabul etmemek mazallah insanın dinini tehlikeye sokar.kuranı kerimin bir harfini bile inkar küfürdür
18- Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma. (casiye 18)

türesin
30-04-07, 18:42
konudaki ayet ve hadisleri kabul etmeyenler ,birde abdülkadir geyleni hazretlerinden , şeyh şerafettin hazretlerinden de habersizler mi acaba?
ayeti kabul etmemek mazallah insanın dinini tehlikeye sokar.kuranı kerimin bir harfini bile inkar küfürdür
18- Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma. (casiye 18)


Yani Şeriat Medeni kanun tanımazmı demek istiyorsun .:smile: :smile: :smile:


Eskileri bırakıp , biraz bu günlere gelsen diyorum .:ragaci

hacer355
30-04-07, 18:47
kuranı kerim çağlara hitap eder ve eskimez.kuranı kerim zamana hitap eder.kuranı kerim zaman geçtikçe gençleşir ve yenilenir.kuranı kerim iki cihan güneşi peygamber efendimiz hazreti muhammed sallalahu aleyi vesellemin en büyük mucizesidir.

18- Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma. (casiye 18)


buda kuranı kerimdeki casiye suresinden şeriata delildir

türesin
30-04-07, 19:04
kuranı kerim çağlara hitap eder ve eskimez.kuranı kerim zamana hitap eder.kuranı kerim zaman geçtikçe gençleşir ve yenilenir.kuranı kerim iki cihan güneşi peygamber efendimiz hazreti muhammed sallalahu aleyi vesellemin en büyük mucizesidir.

18- Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma. (casiye 18)


buda kuranı kerimdeki casiye suresinden şeriata delildir


Lafı dolandırma ...:ragaci

Açık ve net olarak bir daha soru soruyorum...:smile: :smile: :smile:

T.B.M.M tarafından onaylanan Anayasa'yı , medeni kanunları bir tarafa atıp ; meclisi dağıtıp her işi ulemayamı teslim edelim ????...

Net cevap bekiyorum... İnsanlara bir kaşık şeker için bir çuval keçiboynuzu çiğnetme...:smile: :smile: :smile:

hacer355
30-04-07, 19:35
Ş E R İ A T
"Biz bu sayıda 'Kahrolsun' ve 'Yaşasın' sloganlarıyla duygularımızın,korkularımızın, inancımızın,inkarımızın konusu olagelen 'Şeriat'ı düşüncenin konusu yapmayı amaçladık." İşte bu iddiadan yola çıkarak, son sayısını, özel bir 'dosya' halinde,hayli netameli bir konuya ayırmış İslamiyat dergisi : Şeriat.
Gerçekten de, bu ülkede şeriat, toplumsal bir antagonizmanın konusu haline gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir. Şeriat Dosyası editörü, bu olguyu şu cümleyle vermeyi uygun bulmuş: "Bir tarafta Şeriat için canını vermeye hazır insanlar,diğer tarafta Şeriat'a karşı mücadele etmenin 'sevap' olduğu fetvasını veren savcılar, hukukçular…"
Osmanlı'nın Yeniçerileri "Şeriat isterük!" diye ayaklanırken, gerçekte istedikleri şeyin ne kadar cahiliyseler, Cumhuriyet'in Yeniçerileri de "Kahrolsun Şeriat!"diye koro halinde tempo tutarken, düşmanı oldukları şeyin o kadar cahiliydiler.Cehalete dayalı dostlukla cehalete dayalı düşmanlığın, "cehalet" zemininde aynı gözede buluşması demeye gelen bu tavırların çıkardığı toz-duman arasında Şeriat, hep bir düş kuşu, hep bir Simurg olmayı sürdürdü.
Şeriat, etimolojik olarak "suyun kaynağına varmak amacıyla, suya muhtaç canlılar tarafından oluşturulan işlek yol" anlamına geliyordu. Kur'an'da, ikisi "Şeria(t)"formunda olmak üzere, "Ş-r-a" kökünden türetilmiş dört kelime yer alıyordu. Bu kullanımlardan yola çıkılarak yapılan şu tesbit önemli: "Buradaki istiarenin suyun kaynağına değil de,kaynağa giden yola yapılması calib-i dikkattir. Dinî bağlamda bunun anlamı şudur: Şeria(t),ed-dîn'den tarihin her hangi bir anında bir topluma, bir peygamber(vahiy/kitap) aracılığıyla açılan yoldur; yani Şeriat, 'din' değil 'tedeyyün'dür. Lugat anlamında Şeria(t); canlıları hayat kaynağı olan suya götürürken; dinî anlamda Şeria(t) insanları ilahi hakikate bağlamaktadır."
Peki, problem nerede yaşanmaktadır? Garaudy'e kulak verecek olursak,problem, suyun kaynağına sadık kalmak yerine, eskilerin kendi zamanlarında kaynağa ulaşmak için kullandıkları yola-yordama sadık kalmaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. Oysa ki, bugün dün değildir.Garaudy'yi dinleyelim:
"Şeriat, kokmuş su çekmek için gidilen durgun bir su birikintisi değildir. Böyle bir şey yeni susuzlara yalan söylemek olurdu. Şeriat,pırıl pırıl parıldayan ve akarken kıyılarını verimli kılan güzel bir nehirdir."
Garaudy, geçmişi ve batıyı taklit batağına saplanmış cümle ölü canlara şunları söyler: "şeriat'ın gerçek anlamda uygulanmasının tembel bir lafızcılıkla hiçbir ilgisi yoktur. Gerçek bir uygulama, Kur'an ya da Sünnet'in koymuş olduğuher hükmün gerisinde, onun varlık nedeninin, onu hazırlayan ilkenin,uygulanmış olduğu tarihi şartların yeniden bulunmasını gerektirir... Şeriat, Kur'an'ın, tamamını açıklamış olduğu Allah iradesi tarafından emredilmiş olan fiillerimizin her biridir. O halde, Allah'ın rızası,her hangi bir ayeti, onu Kur'an'ın bütünselliğinden ve ona anlamını veren tarihi bağlamdan koparan lafzi bir okuma ile belirlenemez."
Fas'ın yetiştirdiği cins bir kafa olan Muhammed Abid Cabiri de,Şatıbî'den söz ederken şöyle der: "Bu metodolojik yeniden yapılanma,kıyas veya nassların lafzi anlamları üzerinde yoğunlaşarak onlardan hükümler üretme yerine,Şeriat'ın genel amaçlarının anlaşılmasını gerektirmektedir." Gerek Garaudy gerekCabiri, bu noktada aynı gözede buluşuyorlar. İkisi de, Şeriat'ın hırsızlık için öngördüğü "kat-ı yed" cezasını, önerdikleri yöntem çerçevesinde yeniden okumaya tabi tutuyorlar. Buraya kadar güzel.
Fakat, çıkış noktaları birbirinden tamamen farklı. Benim de asıl vurgulamak istediğim nokta burası. Garaudy'nin hareket noktası, "Bencil yararlarının savunulması üzerine" kurulan, "köleleştirici" Batı uygarlığının tek alternatifinin İslam olduğu gerçeğidir: "Başlangıç dönemlerindeki yaratıcı atılıma sadık olan bir islam, yeniden insani ve ilahi inanç birliğinin bir mayası ve gerçek bir modernitenin yaratıcısı olabilir." Cabiri'nin hareket noktası ise, Garaudy'nin tersine "öyle bir tedvin çağı ki, hareket noktası sürekli içtihad ve çağdaş hayata ayak uydurmaktır." (s.36)Cabiri'nin "tecdit" teklifinin eksenini "mevcut gelişmişlik düzeyineayak uydurabilecek yeni metodolojik çerçeveyi ortaya çıkarabilecek yöntemsel prensipleri yöneltmek" (s.42)oluşturmaktadır.
Bir çuval inciri berbat eden de, Doğu'lu Müslüman aydının Batı karşısında duyduğu,işte bu aşağılık kompleksidir.

"Şeriat yaşasın" , fakat nasıl?
Tevhid, insanlığın değişmez değerlerinin öbür adı olan "islam"ın tüm ilkelerinin kendisinden neş'et ettiği temel değerdir. Tevhid, epistemik anlamda hakikatin kaynağının tek olduğunu, kozmik anlamda var olan
hiçbir şeyin bu kaynaktan bağımsız düşünülemeyeceğini, sosyolojik anlamda insanların birbirleriyle ontolojik eşitliğini (vahdet) ve dolayısıyla kula ve eşyaya kulluğun, sömürünün, zulmün dışlandığını (adalet) ifade eder.
Tevhid'in, bütün unsurlarıyla gerçekleşmesi, insanın Allah'ın iradesi karşısında gösterdiği tavra bağlıdır. İslam, Kur'anî anlamda, insanın Allah'a karşı duruşunu ifade eder; yani, insanın, varoluşunu Allah'tan bağımsız anlamlandıramayacağını ve anlayamayacağını farkederek, hayat tasavvurunun merkezine Allah'ı yerleştirmesidir. Bu da, insanın, gönüllü olarak tüm yaşamı boyunca eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi,sorumsuz davranmaması anlamına gelir.
Allah, 'yaratma'yı kendisine meslek edinen (Hallâk), her an görev başında bir yaratıcı olarak (kulle yavmin huve fi-şe'n) aktiftir ve zamana, olaylara ve eşyaya müdahildir. İnsanlık tarihi boyunca gönderilen peygamberler ve onların taşıdığı vahiy, işte bu ilahi müdahalenin eseridir.Allah'ın tarihe müdahalelerinin hiç biri,zamandan, olaylardan ve olgudan bağımsız gerçekleşmemiştir. Aslında, bu müdahalelerin gerekçesi dahi, bizzat o zamanda ve mekanda yaşayanlar ve yaşananlardır.
Şu durumda, Allah'ın hayata müdahalesinin iki boyutu inkar edilemez biçimde ortaya çıkıyor:
1. Tüm ilahi müdahalelerde hiç değişmeyen ve hep aynı kalan temel nedenler,amaçlar ve ilkelerdir; ki, "Bugün size dininizi tamamladım"(5:3) ayeti bunu ifade ediyor. Bu ayetten sonra da "Şer'î hüküm" bildiren ayetler (Kelale ayeti gibi) inmeye devam ettiğine göre, bu ayette tamamlandığı ifade edilen "ilkeler"dir.
2. Bu sabit ilkelerin farklı zaman ve zeminlere uygun ve uyarlanmış olarak 'teklif edilen' özel yol,pratik uygulamalar ve yöntemlerdir. İşte Kur'an'daki "Sizden her nebi için bir şeriat açıkladık" (5:48) ibaresi bu anlamı ifade ediyor.
Şeriat'ın etimolojik anlamı, "canlıları suyun kaynağına götüren işlek ve geniş yol" olduğuna göre, 'şimdi ve burada' yaşayan insanları, yaşadıkları çağdan suyun kaynağına götüren yol nasıl bulunmalı? Çünkü,dünkü yol, dün yaşayan insanların kendi yaşadıkları zaman ve zeminden,yani onların 'şimdi ve burada'sından kaynağa giden yoldu. Bu gün o gün olmadığına göre, ne yapmalı?
Farklı bir ifadeyle:İlahi kelamın lafzı "suyun" karşılığıdır. O lafızların ahlaki hedefleri ise o suyun "kaynağıdır". O kaynağa giden "yol" ise, tabiatıyla "sudan" daha fazla, "suyun kaynağıyla" yani "ahlaki hedeflerle "ilgili hükümlerdir. Söz konusu "ahlaki hedefler" ise, Allah'ın "ne dediğinden "daha çok "ne demek istediğini" tesbitle ilgilidir ve yapılacak en önemli görev budur: Allah'ın ne dediğinden yola çıkarak ne demek istediğini, yani muradını tesbit etmek.
Ben, kendi payıma,Fazlur Rahman'ın şu sorusunu önemsiyorum:"Allah, toplumsal değişmeyi bütün vahiy tarihi boyunca, hatta Kur'an indirilirken bile dikkate alırken, Kur'an'ı tamamlarken bu tutumundan vaz mı geçti? Yoksa toplumsal değişme mi durdu? Zemahşeri'nin dediği gibi tarih boyu toplumsal değişmeye bağlı olarak değişen maslahatları gerçekleştirmek için yeni hükümler koyan Allah, 7. Miladi asırdaki bir toplumun maslahatlarının kıyamete kadar bütün insanlar için değişmeyeceğine mi karar verdi?"
Bugün, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olan her ilim sahibi, bu sorunun cevabını aramak durumundadır. Bugün, "düşünsel" bir cihada, bu ümmetin geçmişten çok daha fazla ihtiyacı var. Bilmediğinin düşmanı olan aldatılmış cahil yığınları bir yana bırakacak olursak, "Yaşasın menfaatlerimiz!" diyemedikleri için "Kahrolsun Şeriat!" diye tempo tutanları "insanın mutluluğu" önünde ciddi bir engel olarak görmüyorum; benim asıl endişem,"Yaşasın Şeriat!" diyenlerin, Allah'ın iradesine uygun yeni bir hayatın inşası için gerekli gayret, birikim ve "temsil kabiliyeti"nden yoksun olmalarından kaynaklanıyor.
www.mustafaislamoglu.com

maarulaw
30-04-07, 19:36
Lafı dolandırma ...:ragaci

Açık ve net olarak bir daha soru soruyorum...:smile: :smile: :smile:

T.B.M.M tarafından onaylanan Anayasa'yı , medeni kanunları bir tarafa atıp ; meclisi dağıtıp her işi ulemayamı teslim edelim ????...

Net cevap bekiyorum... İnsanlara bir kaşık şeker için bir çuval keçiboynuzu çiğnetme...:smile: :smile: :smile:

Daha önce bu tip sorulara verdiğim cevaplardan dolayı uyarı aldım ve yazılaım silindi.SAna bu konu ile ilgili bir kitap tavsiye edebilirim ayrıca:
Mevdudinin islam nizamı adlı kitabını okursan doğru cevaplara ulaşacaksın işnşallah.Ben ayrıca bu hafta içinde bu bölüme Şeriat başlıklı bir yazı yazacağım(alıntı yapacağıöm daha doğrusu).İnşallah merak ettiğin cevabı orada bulursun.

hacer355
30-04-07, 19:38
Daha önce bu tip sorulara verdiğim cevaplardan dolayı uyarı aldım ve yazılaım silindi.SAna bu konu ile ilgili bir kitap tavsiye edebilirim ayrıca:
Mevdudinin islam nizamı adlı kitabını okursan doğru cevaplara ulaşacaksın işnşallah.Ben ayrıca bu hafta içinde bu bölüme Şeriat başlıklı bir yazı yazacağım(alıntı yapacağıöm daha doğrusu).İnşallah merak ettiğin cevabı orada bulursun.



gerçekleri öğrenip yanlışlarını öğreneceği için okuyamaz kanka.anca kestirip atar.okusa zaten yanlışında ısrar edemeyip ,özür dileyecek ve gerçeği gösterdiğin için özür dileyecek

maarulaw
30-04-07, 20:03
gerçekleri öğrenip yanlışlarını öğreneceği için okuyamaz kanka.anca kestirip atar.okusa zaten yanlışında ısrar edemeyip ,özür dileyecek ve gerçeği gösterdiğin için özür dileyecek

İnşallah bizi yalancı çıkartırda okur kanka.

türesin
30-04-07, 20:10
gerçekleri öğrenip yanlışlarını öğreneceği için okuyamaz kanka.anca kestirip atar.okusa zaten yanlışında ısrar edemeyip ,özür dileyecek ve gerçeği gösterdiğin için özür dileyecek

Hala dolambaçları cevaplara devam. İçinizdekini bir türlü çıkarmaya cesaret edemiyorsunuz. :smile: :smile: :smile:

Çok net sorular sordum. Hala cevap alabilmiş değilim. :okay:

Kitap tavsiye edeceğinize, okuduğunuzdan aklınıza kalanları yazamıyormusunuz, ya cesaretiniz yok ya da aklınızda tutamıyorsunuz. :smile:

Tekrar okuyup , anladıklarınız da yazabilirsiniz.:ragaci :ragaci :ragaci

türesin
30-04-07, 20:32
Kur'anî anlamda, insanın Allah'a karşı duruşunu ifade eder; yani, insanın, varoluşunu Allah'tan bağımsız anlamlandıramayacağını ve anlayamayacağını farkederek, hayat tasavvurunun merkezine Allah'ı yerleştirmesidir. Bu da, insanın, gönüllü olarak tüm yaşamı boyunca eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi,sorumsuz davranmaması anlamına gelir.

Bu günün medeni yaşamında olanlar eylemlerinden sorumlu değilmi zannediyorsun ?:smile: :smile:

Kanunlarla belirtilen yaptırım ve sorumlulukları hiçe mi sayalım ?:smile:


Bugün, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde olan her ilim sahibi, bu sorunun cevabını aramak durumundadır. Bugün, "düşünsel" bir cihada, bu ümmetin geçmişten çok daha fazla ihtiyacı var. Bilmediğinin düşmanı olan aldatılmış cahil yığınları bir yana bırakacak olursak, "Yaşasın menfaatlerimiz!" diyemedikleri için "Kahrolsun Şeriat!" diye tempo tutanları "insanın mutluluğu" önünde ciddi bir engel olarak görmüyorum; benim asıl endişem,"Yaşasın Şeriat!" diyenlerin, Allah'ın iradesine uygun yeni bir hayatın inşası için gerekli gayret, birikim ve "temsil kabiliyeti"nden yoksun olmalarından kaynaklanıyor.

Yani açıkça bütün nimetlerden vazgeçip, uzlet hayatına mı girelim ? Bu uzlet hayatında akşama kadar oruç tutup " hu " mu çekelim ?:ragaci

Allahın insanlar için yarattığı nimetlere sırtmızı mı dönelim. Allahın insanlar için verdiği nimetleri değerlendirmeyip , elimizin tersiyle itelimmi ?:ragaci

maarulaw
30-04-07, 20:52
Şeriat dediğimiz şey islamdaki kurallar bütünüdür.oruç tutmaktan namaz kılmaya,hacca gitmekten hırsızlık yapanların kolunun kesilmesine kadar her kanun şeriattır.Şeriata hayır diyen namazada hayır demiş olur.
Allah bizi yaratan olduğu için bizim nasıl yönetileceğimizi en iyi bilende odur.HAyatımızda hiçbir safha yoktur ki Allah bu konu hakkında yapmamız gerekenleri bildirmesin.Kuranda oruç tumamız gerektiği yazar fakat nasıl olacağı belirtilmemiştir.Diğer bazı konularda buna benzer.Böyle durumalrda sünnete bakılır.İşte bu şekilde bulacağımız kanunlar hayatımızı düzenler.
BAtıdaki demokrasi islamdakiyle arasında bariz farklar bulunsada aynısıdır.İslamda hiç bir şekilde allahın koyduğu kanunların dışına çıkılmaz.KAnunkoyucu Allahtır.BAtıda ise millet.YAni halk ne isterse canı hangi kuralı isterse onu koyar ve uygular.Peki ya bu kural Allah'ın koydukları ile çelişirse?İşte bu yüzden günümüzdedki demokrasi sakattır.Devlet sadece Allahın koyduğu kanunlara göre halkı yönetir.Halkıngörevi başkanı seçmektir.
Şeriatla dalga geçen,hafife alan insanların sonu ise hiçte iyi değildir.Kısacası
İSLAM=ŞERİAT
(daha ayrıntılı bilgiyi ileride yazacağım inşallah.)

KAYTAGI
30-04-07, 21:12
imdiiiiiiii..
daha önceki yazımda şeriatla, Kuran -ı Kerim in aynı şey olmadığını söylemiş ve bunu kanıtlayan örnekler vermiştim..........
ancak polemik ustalarının bu konuyu görmezden gelip hala aynı teraneleri okumaları "ya sabır"çektirir cinsten bir inat örneğidir.........
şimdi gelelim iddialara.............
soru 1: tarihte ve günümüzde kurulan islam devletlerinin hangisinde ALLAH ın hükümleri geçerli olmuştur???????????
ALLAH üstünlüğü ilim ve takva sahiplarine verirken şeriat devletlerinde üstünlük ve iktidar hep halife ve onun oğullarında olmuştur (emevi,abbasi,osmanlı)söyler misiniz babası halife olanın oğlununda halife olacağı Kuran da mı yazılı???????????
yoksa Kuran "raina"yani davar sürüsü olmayınız derken (haşa)hata mı yapmıştır????????????
soru 2:Kuran-ı Kerim de devlet yönetim şekli hakkında herhangi bir hüküm mü var ki Cumhuriyeti beğen miyorsunuz?????????????
ilk halifelerin seçimle iş başına gelmesi,ALLAH Resulü nün Peygamber olduğu halde ashabına danışması sizin kafanızda hiç bir şimşek çaktırmıyor mu??????????

maarulaw
30-04-07, 21:22
Senin Kuran-ı kerimle şeriatın aynı şey olmadığını söylemen birşey ifde etmez.Fıkıh alimleri kuranda ve sünnette bulunan hükümlerin geneline şeriat ismini vermişlerdir.
cevap 1-peygamberimiz ve 4 halife döneminde şeriat geçerli olmuştur.osamnlıdada şeriat vardı tek yanlışları seçimin olmaması diyebiliriz.
cevap 2-İslamda edille-i şerriyye denilen bir olay vardır ki bir olayın sonuca bağlanmasında etkilidirler.
Bunlar 11 tane olmakla beraber genellikle 4 tanesi bilinir.
bunlar 1-kuran 2- sünnet 3-icmaa 4-kıyas Kur'an da aranan bir hüküm bulunamazsa sünnete orada bulunamazsa icmaa ya orada bulunamazsa kıyasa oarada bulunamazsa diğer 7 şeri delilere bakılır.Sonunda bu hüküm bulunur.Eğer Kuran her türlü bilgiyi vermeye kalksa 20-30 ciltlik bir set olurdu.
"ilk halifelerin seçimle iş başına gelmesi,ALLAH Resulü nün Peygamber olduğu halde ashabına danışması sizin kafanızda hiç bir şimşek çaktırmıyor mu??????????"
yazdığım yazıyı okursan cevabı bulacaksın.ben zaten devlet başkanı seçimle işbaşına gelir ve halkın seçtiği bir meclise danışarak iş yapmak zorundadır.
Sorularınız varsa lütfen sorun cevap vermeye bilgim dahilinde çalışırım.Ama lütfen art niyetle sormayınız ve tartışma ortamı yaratmayınız.

maarulaw
30-04-07, 21:28
Ayrıca şunuda ekleyeyim günümüzde İran şeriatla yönetilmektedir.İsrailde tahrif edilmiş olmasına rağmen şeriatla yönetilen bir devlettir.
Burada tartışmaya mahal vermemek için bir iki bilgiyide aktarayım.
1-İslamda bir insanın hırsızlık yapınca kolunun kesilmesi için tam 10 tane şartın bir araya gelmesi gerekir.Zaten müslüman bir toplum insanları hırsızlığa itecek ortamlara izin vermez.
2-İslamda zina edenlerin taşlanması diye bir olay yoktur.BU kural hz. Musa'nın şeriatında vardırki peygamberimiz bu kuralı nur suresi inene kadar uygulamıştır.Nur suresinde Allah "zina edenlere 100 sopa vurun" emrini gönderince taşlama olayı kaldırılmıştır.

türesin
30-04-07, 22:51
Sayın maarulaw !



Şeriat dediğimiz şey islamdaki kurallar bütünüdür.oruç tutmaktan namaz kılmaya,hacca gitmekten hırsızlık yapanların kolunun kesilmesine kadar her kanun şeriattır.

Hoşgeldin İranlı, Suudi Arabistanlı , Afganlı Taliban ve Usame Bin Laden tayfası.: :ragaci :ragaci


.Şeriata hayır diyen namazada hayır demiş olur.
Allah bizi yaratan olduğu için bizim nasıl yönetileceğimizi en iyi bilende odur.HAyatımızda hiçbir safha yoktur ki Allah bu konu hakkında yapmamız gerekenleri bildirmesin.Kuranda oruç tumamız gerektiği yazar fakat nasıl olacağı belirtilmemiştir.Diğer bazı konularda buna benzer.Böyle durumalrda sünnete bakılır.İşte bu şekilde bulacağımız kanunlar hayatımızı düzenler.

Anlaşılmıştır ki ; medeni ve çağdaş ilkelerle yönetilenin namazı, orucu, haccı boşunadır. :smile: :smile: :smile:


İslamda hiç bir şekilde allahın koyduğu kanunların dışına çıkılmaz.KAnunkoyucu Allahtır.

Demek kur'an dışındaki bütün kanunlar haramdır. Huuuuuuuu.:aaa: :aaa: :aaa:

Ulema dışında daha öncede söylediğin gibi Kur'an anlaşılamaz ve yaşanılamaz, ulemasız idare edilen her şey , yapılan her eylem fuzulidir.:ragaci :ragaci :ragaci



YAni halk ne isterse canı hangi kuralı isterse onu koyar ve uygular.Peki ya bu kural Allah'ın koydukları ile çelişirse?İşte bu yüzden günümüzdedki demokrasi sakattır.Devlet sadece Allahın koyduğu kanunlara göre halkı yönetir.Halkıngörevi başkanı seçmektir.

Şeriatla dalga geçen,hafife alan insanların sonu ise hiçte iyi değildir.Kısacası
İSLAM=ŞERİAT

Yani halk kendini sürü gütmesi için , başkan ( aslında ulema , yani molla ) seçmesi lazımdır.:smile: :smile: :smile:

Hoşgeldin İranlı molla efendi ?:smile:

Cesaretli açıklamalarından dolayı tebrik ve teşekkür ederim...:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

Ama kusura bakma Türkiye , şeyhler , dervişler , mollalar ülkesi olamıyacak kadar çağdaş ve medenidir.:okay: :okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:

maarulaw
30-04-07, 23:05
Sayın maarulaw !




Hoşgeldin İranlı, Suudi Arabistanlı , Afganlı Taliban ve Usame Bin Laden tayfası.: :ragaci :ragaci



Anlaşılmıştır ki ; medeni ve çağdaş ilkelerle yönetilenin namazı, orucu, haccı boşunadır. :smile: :smile: :smile:



Demek kur'an dışındaki bütün kanunlar haramdır. Huuuuuuuu.:aaa: :aaa: :aaa:

Ulema dışında daha öncede söylediğin gibi Kur'an anlaşılamaz ve yaşanılamaz, ulemasız idare edilen her şey , yapılan her eylem fuzulidir.:ragaci :ragaci :ragaci




Yani halk kendini sürü gütmesi için , başkan ( aslında ulema , yani molla ) seçmesi lazımdır.:smile: :smile: :smile:

Hoşgeldin İranlı molla efendi ?:smile:

Cesaretli açıklamalarından dolayı tebrik ve teşekkür ederim...:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

Ama kusura bakma Türkiye , şeyhler , dervişler , mollalar ülkesi olamıyacak kadar çağdaş ve medenidir.:okay: :okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:


Yazdığım herşeyi tersinden anlıyor ve hezamanki gibi kafana göre yorumluyorsun.Söylediklerimi anlamak yerine çatpıtıyorsun.DAlga gçtiğin o iranlılar kendi füzesini yapıyor sen kendi arabanı yapmaktan acizsin.Ayrıca ben Kur'an anlaşılamaz demedim herkes kendi kafasına göre yorumlayamaz dedim.
Allah hepimizi affetsin.

türesin
30-04-07, 23:09
Yazdığım herşeyi tersinden anlıyor ve hezamanki gibi kafana göre yorumluyorsun.Söylediklerimi anlamak yerine çatpıtıyorsun.

DAlga gçtiğin o iranlılar kendi füzesini yapıyor sen kendi arabanı yapmaktan acizsin.Ayrıca ben Kur'an anlaşılamaz demedim herkes kendi kafasına göre yorumlayamaz dedim.
Allah hepimizi affetsin.

Umarım şeriatla idare edilmeyenlerin çok daha önceden Atom bombasını yapıp nükleer enerjiyi kullandığını da hatırlarsın.

Gavur icadı deyip her şeyin önüne engel koyan ulemalar olmasaydı , haklısın çok daha ilerilerde olurduk. :okay: :okay:

KAYTAGI
30-04-07, 23:31
Senin Kuran-ı kerimle şeriatın aynı şey olmadığını söylemen birşey ifde etmez.Fıkıh alimleri kuranda ve sünnette bulunan hükümlerin geneline şeriat ismini vermişlerdir.
cevap 1-peygamberimiz ve 4 halife döneminde şeriat geçerli olmuştur.osamnlıdada şeriat vardı tek yanlışları seçimin olmaması diyebiliriz.
cevap 2-İslamda edille-i şerriyye denilen bir olay vardır ki bir olayın sonuca bağlanmasında etkilidirler.
Bunlar 11 tane olmakla beraber genellikle 4 tanesi bilinir.
bunlar 1-kuran 2- sünnet 3-icmaa 4-kıyas Kur'an da aranan bir hüküm bulunamazsa sünnete orada bulunamazsa icmaa ya orada bulunamazsa kıyasa oarada bulunamazsa diğer 7 şeri delilere bakılır.Sonunda bu hüküm bulunur.Eğer Kuran her türlü bilgiyi vermeye kalksa 20-30 ciltlik bir set olurdu.
"ilk halifelerin seçimle iş başına gelmesi,ALLAH Resulü nün Peygamber olduğu halde ashabına danışması sizin kafanızda hiç bir şimşek çaktırmıyor mu??????????"
yazdığım yazıyı okursan cevabı bulacaksın.ben zaten devlet başkanı seçimle işbaşına gelir ve halkın seçtiği bir meclise danışarak iş yapmak zorundadır.
Sorularınız varsa lütfen sorun cevap vermeye bilgim dahilinde çalışırım.Ama lütfen art niyetle sormayınız ve tartışma ortamı yaratmayınız.
benim sana sorduğum sorulara verdiğin cevaplar cevap niteliği taşımamaktadır.......
Cumhuriyet rejiminin dinen haram olduğuna dair delil istedim ama karşılığında bir yığın anlamsız şeyler okudum.......
Kuran da devlet yönetim şekli hakkında bilgi istedim,yine alakasız şeyler yazdın.........
1...bana delil olarak sunduğun şeyler ALLAH ın kitabına dayanmıyor....
şeriat dediğin şeyin nasıl bir değişken olduğunu sana örneğiyle açıklayayım:
aynı suçu işlemiş(hırsızlık)birine verilen cezalara bak:biri kolu kökünden kesme emri verir,biri bilkten kesme emri verir,biri sadece parmağı kesmeyi uygun görür,bir diğeri ise "kesme işi koparmak demek değildir"diyerek sadece kan akıtana kadar veya iz bırakana kadar bıçağı sürter.......
söyler misin bu kararların nekadarı ilahi ,ne kadarı beşeri????????
karar vermek için örnek gösterdiğin kaynaklara bakalım:
1.kuran.......
amenna ve sadakna ALLAH ın kelamına kimsenin diyecek sözü olamaz...
ancak dediğim gibi Kuran ayrı şeriat ayrıdır......
kuran ın herkese emrettiği namazı şeriat yasaklayabilmektedir(cuma namazı)
ne adına?????????
kuran ın söz hakkı verdiği kadına şeriat oy hakkı vermemektedir(arabistan örneği)hatta araba kullanması için ehliyet bile vermemektedir...
kuran ın emrettiği temizlikle şeriatın uyguladığı temizlik arasında dağlar kadar fark vardır...(şeriat dışkının taşla temizlenmesini emreder)
gelelim osmanlı örneğine.......
hangi ayet müslümanları gayrimüslimlere ezdirme emri verir????????
gayri müslimler dillerini serbestçe kullanırken Türkler "osmanlıca"denilen uydurma bir dille konuşmak mecburiyetinde bırakılmıştır.........
söyler misin ermenisi, rum u,bulgar ı sarayda paşa olurken "türklerden kaç tane devlet adamı çıkmıştır??????(devşirme paşaları bana "türk" diye yutturmaya kalkma..........)

KAYTAGI
30-04-07, 23:40
2.hadis:kimin uydurduğu belli olmayan ,çoğu Kuran a ters sözlerin kaynak olarak kabul etmen senin bileceğin bir şey.....
"ben filandan duydum,filan da feşmekandan duymuş"kaynaklı sözler asla delil olamaz.......
3:icma.alimlerin yorumları......
bunlar zamana yenik düşen şeylerdir...
örnek:İmam-ı Azam yağmur suyunun temiz olduğunu iddia etmiştir.....
o zamana bakarsak doğrudur,çünkü dünya nüfusu az,sanayileşme ve şehirleşme yok,kimyasal tehdit henüz mevcut değil....
ama şimdi?????????
yağmur suyuna temiz diyebilir misin?????????????
demekki günümüzde yorum yapanları Kuran a uyuyor mu diye denetlemek yerine eski alimlerin dediğine uyuyor mu diye denetlemek akıl işi değil?????????
4:kıyas..Kuran dışında diğer öğeler sağlam olmadığından bu da geçerli değildir........
kıyas sadece Kuran a bakılarak yapılır..doğru olan da budur......

tarih_konusuyor
01-05-07, 02:49
benim sana sorduğum sorulara verdiğin cevaplar cevap niteliği taşımamaktadır.......
Cumhuriyet rejiminin dinen haram olduğuna dair delil istedim ama karşılığında bir yığın anlamsız şeyler okudum.......
Kuran da devlet yönetim şekli hakkında bilgi istedim,yine alakasız şeyler yazdın.........
1...bana delil olarak sunduğun şeyler ALLAH ın kitabına dayanmıyor....
şeriat dediğin şeyin nasıl bir değişken olduğunu sana örneğiyle açıklayayım:
aynı suçu işlemiş(hırsızlık)birine verilen cezalara bak:biri kolu kökünden kesme emri verir,biri bilkten kesme emri verir,biri sadece parmağı kesmeyi uygun görür,bir diğeri ise "kesme işi koparmak demek değildir"diyerek sadece kan akıtana kadar veya iz bırakana kadar bıçağı sürter.......
söyler misin bu kararların nekadarı ilahi ,ne kadarı beşeri????????
karar vermek için örnek gösterdiğin kaynaklara bakalım:
1.kuran.......
amenna ve sadakna ALLAH ın kelamına kimsenin diyecek sözü olamaz...
ancak dediğim gibi Kuran ayrı şeriat ayrıdır......
kuran ın herkese emrettiği namazı şeriat yasaklayabilmektedir(cuma namazı)
ne adına?????????
kuran ın söz hakkı verdiği kadına şeriat oy hakkı vermemektedir(arabistan örneği)hatta araba kullanması için ehliyet bile vermemektedir...
kuran ın emrettiği temizlikle şeriatın uyguladığı temizlik arasında dağlar kadar fark vardır...(şeriat dışkının taşla temizlenmesini emreder)
gelelim osmanlı örneğine.......
hangi ayet müslümanları gayrimüslimlere ezdirme emri verir????????
gayri müslimler dillerini serbestçe kullanırken Türkler "osmanlıca"denilen uydurma bir dille konuşmak mecburiyetinde bırakılmıştır.........
söyler misin ermenisi, rum u,bulgar ı sarayda paşa olurken "türklerden kaç tane devlet adamı çıkmıştır??????(devşirme paşaları bana "türk" diye yutturmaya kalkma..........)

yazık ki çok yazık iş taaaaa fatih sultan mehmetli osman gazili ertuğrul gazili osmanlıya kadar gelmiş.

arkadaşlar osmanlıya bari dil uzatmayalım
son zamanlarına diyecek lafımız yok
zaten ne zaman saraya çekildik ozaman bittik
ama lafı genele vurmayın
yavuzlar,fatihler,osman gazilere hafizanallah hakaret olur
ki fatih sultan mehmet Akşemseddin gibi büyük bir zatın öğrencisidir...

hacer355
01-05-07, 11:28
Senin Kuran-ı kerimle şeriatın aynı şey olmadığını söylemen birşey ifde etmez.Fıkıh alimleri kuranda ve sünnette bulunan hükümlerin geneline şeriat ismini vermişlerdir.
cevap 1-peygamberimiz ve 4 halife döneminde şeriat geçerli olmuştur.osamnlıdada şeriat vardı tek yanlışları seçimin olmaması diyebiliriz.
cevap 2-İslamda edille-i şerriyye denilen bir olay vardır ki bir olayın sonuca bağlanmasında etkilidirler.
Bunlar 11 tane olmakla beraber genellikle 4 tanesi bilinir.
bunlar 1-kuran 2- sünnet 3-icmaa 4-kıyas Kur'an da aranan bir hüküm bulunamazsa sünnete orada bulunamazsa icmaa ya orada bulunamazsa kıyasa oarada bulunamazsa diğer 7 şeri delilere bakılır.Sonunda bu hüküm bulunur.Eğer Kuran her türlü bilgiyi vermeye kalksa 20-30 ciltlik bir set olurdu.
"ilk halifelerin seçimle iş başına gelmesi,ALLAH Resulü nün Peygamber olduğu halde ashabına danışması sizin kafanızda hiç bir şimşek çaktırmıyor mu??????????"
yazdığım yazıyı okursan cevabı bulacaksın.ben zaten devlet başkanı seçimle işbaşına gelir ve halkın seçtiği bir meclise danışarak iş yapmak zorundadır.
Sorularınız varsa lütfen sorun cevap vermeye bilgim dahilinde çalışırım.Ama lütfen art niyetle sormayınız ve tartışma ortamı yaratmayınız.



tebrikler kanka.allah razı olsun.

hacer355
01-05-07, 15:27
Kuran-ı Kerim Allah katından insanlara bir beyan ve ögüt olarak indirilmiş son İlahi kitaptır. İçinde herşeyin açıklaması vardır ve insanlar için bir hidayet vesilesidir. Kuran’daki pek çok ayette Resullullah’a itaat edilmesi emredilmektedir. Bu son derece önemli bir noktadır çünkü Kuran’ın tam olarak anlaşılması ancak ve ancak Sünnet-i Seniyye’ye uymakla gerçekleşebilir.

Kuran’ın açıklayıcısı sünnettir. Sünnet; Resulullah Efendimiz’in (S.A.V.) sahih hadislerinin toplanması ve daha sonraki dönemlerde büyük İslam alimlerinin bu hadisleri yorumlaması ile oluşan Ehl-i Sünnet itikadıdır.

Burada çok önemli bir noktanın üzerinde durulması gerekmektedir. Sünnet Kuran’dan ayrı olarak ele alınabilecek bir kavram değildir. Ayetlerde Peygamber Efendimiz’in insanlar üzerindeki ağır yükleri kaldıran, hüküm koyan, Kuran’daki açık ve gizli hikmetleri ümmetine öğreten özelliklerinden bahsedilmektedir. Nitekim Sünnet-i Seniyye’ye baktığımızda Resulullah’ın ashabına her konu ile ilgili çok sayıda bilgi aktarımında bulunmuş olduğunu görürüz. Bu bilgiler daha sonra alimlerin yorumları ile uygulanarak günlük hayata geçirilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.

Allah Peygamberimiz’in Kuran’ı Kerim’i öğreten ve insanları arındıran özelliğinin olduğunu Al-i İmran Suresi’nde şöyle haber vermiştir:

Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)

Ayette geçen Kitabı ve hikmeti öğretme kelimelerine dikkat çekmekte fayda vardır. Çünkü Resulullah Efendimiz’in sünneti olmadan Kuran’ın tam olarak anlaşılması ve hükümlerinin yerine getirilmesi mümkün değildir. Dinimiz ancak Kuran-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye ile bir bütündür. Kuran-ı Kerim’in ilk indirildiği dönemlerde Peygamberimiz’in çevresinde bulunan kişiler O’nun örnek davranışlarına bakarak dinimizin hükümlerini ögrenmişler ve gereği gibi yerine getirebilmişlerdir. Gerçekten de Peygamber Efendimiz’in İslam dininin hükümlerini uyguladığı örnek yaşamı Kuran’ın anlaşılmasında önemli bir yol gösterici olmuştur.

Dinin hükümlerinin anlaşılmasına çok belirgin bir örnek olarak namaz kılmayı verebiliriz. Bilindigi gibi İslamiyet'te 5 vakit namaz kılmak farzdır, namazın nasıl kılınacağı, nasıl abdest alınacagı gibi konular ile ilgili genel bilgiler veren ayetler vardır. Ne var ki namaz ibadetinin tam olarak nasıl yerine getirileceğini bizler ancak sünnete bakarak anlayabiliriz. Çünkü ayetlerde namazın kılınış şekli, namazda okunacak dualar, kadın ve erkek nasıl namaz kılar, hangi namazın önemi ve sevabı daha büyüktür, abdestin detayları, neler abdesti bozar neler bozmaz gibi konular ile ilgili detaylı bilgiler yer almaz. Bu gibi önemli ayrıntıları ancak ve ancak Sünnet-i Seniyye’ye baktığımızda öğrenebiliriz.

Başka bir örnek olarak da Peygamberimiz’in Cuma günü ile ilgili tavsiyelerini ve Cuma namazı hakkında söylediklerini de verebiliriz. Bundan başka Kuran’da sözün en güzelini söyleme, temizlik, yiyecekler, alçakgönüllü olmak gibi konuların yanısıra oruç, abdest, hac gibi farzlarla ilgili ayetler de vardır. Ancak ayetlerde bu ibadetlerin detayları ile ilgili bilgiler verilmemektedir. İşte bunların nasıl ve ne ölçüde uygulanacağı gibi detayları Peygamberimiz’in sözlerinin ve davranışlarının alimlerce yapılmış olan yorumlarından ögreniriz.

Tarih boyunca yaşamış olan tüm müslümanların, gelmiş geçmiş bütün İslam alimlerinin hayatına yön veren, ibadetlerini şekillendiren Sünnet-i Seniyye olmuştur. Peygamber Efendimiz’in döneminden beri yani yüzlerce yıldır Müslümanlar ibadetlerini sünnete uygun şekilde yapmaktadırlar. 5 vakit namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek, kurban kesmek gibi ibadetler sünnete uyulması sayesinde hiç değişmemişlerdir. Bu nedenle yüzlerce yıldır aynı şekilde uygulanan ibadetler üzerinde tartışma yaratmaya çalışmak, namazın vakitleri, kaç rekat kılınacağı gibi konularda spekülasyonlar yapmak, kurban kesmeli mi kesmemeli mi gibi tartışmaları gündeme getirmek son derece yersiz davranışlardır. Bunların tümü Sünnet-i Seniyye’de detayları açıklanmış olan ve yerine getirilmesi gereken ibadetlerdir.

Nitekim Kuran’a baktığımızda da Resul’e uymakla ilgili çok sayıda ayetin olduğunu görürüz. Örneğin bir ayette Allah Resul’e itaat etmeyi şöyle emretmektedir:

Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah'a ve Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup-desteklemeniz, O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için. Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. (Fetih Suresi, 8-10)

Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik. (Nisa Suresi, 80)

Ayetlerde dikkat edilmesi gereken nokta; “Resulullah’a itaat” kavramının üzerinde duruluyor olmasıdır. Bu nokta, Resulullah’a uymanın yani onun emirlerine ve koydugu kurallara uymanın, Allah’ın farz kıldıgı bir ibadet olduğunu gösterir.

Yine ayetlere baktıgımızda Peygamberimiz’in yasaklama ve emretme yetkisinin de oldugunu görürüz. Örneğin; "… Resul size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun" (Haşr Suresi, 7) ayeti peygamberin Kuran’da haram kılınmış olanlar dışında bazı şeyleri ümmetine yasaklayabilecegini göstermektedir. Bundan başka müminlerin anlaşamadıgı konuların da Peygamberimiz’e götürülmesi ve hükmün onun tarafından verilmesi de ayetlerde bildirilmektedir.

Resulullah’ın hüküm koyucu özelliğine karşı çıkmak ya da hükmünün kesinliğine saygı göstermemek gibi davranışlar ise ayetlerde “zalimlik” olarak nitelendirilmektedir. Peygamberimiz’in hükmünün kesinliği ve bu hükme keskin bir itaat gösterilmesi gerektigi de başka bir ayette şöyle vurgulanmaktadır:

Allah ve Resulü bir işe hükmettigi zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resul’üne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab Suresi, 36)

Buraya kadar anlatılanlarda da görüldügü gibi Allah ayetlerinde Resulullah’a (S.A.V.) kesin bir itaati emretmiştir. Bu nedenle İslam ancak Kuran’la birlikte Sünnet-i Seniyye'nin de uygulanmasıyla yaşanır. Bu konuyla ilgili ayetlerdeki açıklamalar son derece muhkemdir. Durum böyleyken Resulullah’ın sünnetinden yüz çevirmek gerektiği gibi bir iddiayla ortaya çıkmak gerçekte Kuran’a tam anlamıyla aykırı bir düşünce olacaktır.

İslam alimlerimiz Peygamber Efendimiz'in sünnetini Nuh aleyhisselam’ın gemisine benzeterek, "kim ona binerse kurtulur, kim binmezse boğulur" (Süyuti, Miftahu’l Cenne, s.53-54) demektedirler. Gerçek kurtuluş ancak Ehl-i Sünnet itikadının öneminin herkes tarafından anlaşılarak, toplumda yaygınlaşması ile gerçekleşecektir. www.harunyahya.org

maarulaw
01-05-07, 16:25
Ben şeriatın tanımını yaparken kurandaki kanunlar bütünü dedim sen bana hala şeriat ayrı kuran ayrı diyorsun.Kim demiş şeriat dışkıyı taşla temizlemeyi emreder diye.Hangi alim söylemiş.Kuranda yazıyormu.Hakkında hadis var mı?SAçmalıyorsun sadece.HAdisler için doğru kaynak değil demişsin.HAyır doğrudur.Hadisler o günlerden bu zamana kadar yazılagelmiştir.tamam bazı hadisler uydurmadır ama bunları birbirinden ayırmak için bazı yöntemler var.Mesela hadislerin arapça gramere uygun olup olmadığı,peygamberin diğer sözlerindeki söyleyiş tarzına uyup uymadığı,kurana ve akla bir aykırılık var mı diye bakılır.Ayrıca hadislerin kimler tarafından rivayet edildiği yazılıdır.Zincirin halkalarından biri kopuk olursa o hadis kabul edilmez.
icma alimlerin yorumu değildir.Sallama.icma alimlerin bir konu hakkında görüş birliğine varmalarına denir.Kıyas dediğimiz ise bir hükmün kuranda bulunan başka bir hükme göre kıyaslanmasıdır.Mesela kuranda içki şarap içmenin haram olduğu yazılıdır.Ama rom hakkında birşey yazmaz.Fakat ikiside alkollü içecek luğu için alimler kıyas yoluyla ikisininde yasak olduğu kanısına varmışlardır.
türkler esinlikle osmanlıca diye bir dili kullanmaya mecbur bırakmadılar.Dilleri milletler oluşturur.Nitekim osmanlı uzun müddet arap ve fars dilinin etkisi altında kaldı bu yüzden dilimize birçok kelime girdi.Günümüzde ingilizce nin dilimize EMPOZE(!) olduğu gibi.
"şeriat dediğin şeyin nasıl bir değişken olduğunu sana örneğiyle açıklayayım:
aynı suçu işlemiş(hırsızlık)birine verilen cezalara bak:biri kolu kökünden kesme emri verir,biri bilkten kesme emri verir,biri sadece parmağı kesmeyi uygun görür,bir diğeri ise "kesme işi koparmak demek değildir"diyerek sadece kan akıtana kadar veya iz bırakana kadar bıçağı sürter.......
söyler misin bu kararların nekadarı ilahi ,ne kadarı beşeri????????"
Yine zırvalamışsın.HAngi alim söylüyorki bunları.Ceza kanunu neyyse o uygulanır.Günümüzde de işlenen suça göre ceza veriliyor.
"Umarım şeriatla idare edilmeyenlerin çok daha önceden Atom bombasını yapıp nükleer enerjiyi kullandığını da hatırlarsın.

Gavur icadı deyip her şeyin önüne engel koyan ulemalar olmasaydı , haklısın çok daha ilerilerde olurduk. "
İslam hiç bir şekilde bilime karşı değildir.O insanların allahın dinin e uytmamalarının sonucudur.Şunuı unutmaki bizim ceddimiz avrupayı titretirken onlar hala sokağa pisliyorlardı.Onlar medeniyeti bizden öğrendiler.Ne zamannki osmanlı dinden uzaklaştı işte o zaman sonumuz geldi.
Umarım sorularınıza cevap verebilmişimdir.

türesin
01-05-07, 18:14
Kuran’daki pek çok ayette Resullullah’a itaat edilmesi emredilmektedir.

Resullaha uyduklarını söyleyip halkın paralarını nasıl hiç ettiklerini de görmeni temenni ederim.:okay:

İnsanları ; Allahla , Hz. Muhamed ile ve Kur'an'la aldatıp ,kişisel çıkarları için kullananların ne kadar çok olduğunu bu millet bir çok bedeller ödeyerek anlamıştır.:okay: :okay: :okay:


Burada çok önemli bir noktanın üzerinde durulması gerekmektedir. Sünnet Kuran’dan ayrı olarak ele alınabilecek bir kavram değildir. Ayetlerde Peygamber Efendimiz’in insanlar üzerindeki ağır yükleri kaldıran, hüküm koyan, Kuran’daki açık ve gizli hikmetleri ümmetine öğreten özelliklerinden bahsedilmektedir. Nitekim Sünnet-i Seniyye’ye baktığımızda Resulullah’ın ashabına her konu ile ilgili çok sayıda bilgi aktarımında bulunmuş olduğunu görürüz. Bu bilgiler daha sonra alimlerin yorumları ile uygulanarak günlük hayata geçirilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.

" Oku , Allahın adıyle oku " diyen ayetin sadece Kur'an olduğunu zannederek ilimlere sırt çevirmek pek çok cahilin yanlış olan algılamasıdır.:okay:

Oysa hem Hz.Muhammed hemde sahabeleri " İlim Çinde de olsa arayıp bulunuz " , " Bana bir harf öğretenin kölesi olurum " , " İlim ehlinin mürekkebi , şehit kanlarıyle tartıldığında daha ağır çekmektedir " , " İlim müslümanın yitik malıdır " gibi söz ve ibareler müslümanlığın ilme ve okumaya ne kadar çok önem verdiğinin delilleridir.:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

Ama ne yazık ki ulema denen geri kafalılar , gavur icadı fetvaları ile ilmin ve okumanın önüne en büyük engelleri koyanlardır. :mad: :mad: :mad: :dayak6du: :dayak6du: :dayak6du:

Osmanlının geri kalmasının ve sonunda yok olacak noktaya getirmesinin sebebleri arasında ulemaların yanlış fetvalarının çok büyük ve zararlı tutumlarıdır.:mad: :mad: :mad:

Bu tür fetvalarla ; matbaa Osmanlı'ya 300 yıl sonra girebilmiş ve hala bu büyük açık kapatılamamıştır.:dayak6du: :dayak6du:

İlimden , fenden uzaklaştırılan ve dergahlarda rahle-i tedrisata oturtulup ilimden geri bırakılan beyinler müslümanlık içinde en büyük tehdittir.:mad:

Açık ve çok iyi anlaşılır olduğu , türlü türlü izahlarla ve ibretlik misallerle açık açık anlatılan Kur'an hakkında kişilerin anlayamayacağını iddia ederek, kula kulluğu başlatmak ve inananları ulemanın koyunları durmuna sokmak hem islamiyete hemde Kur'ana yapılan yapılan büyük saygısızlıktır.:mad: :mad: :mad: :dayak6du: :dayak6du: :dayak6du:

Lafı fazla uzatmanın anlamı da yoktur. Arif olan anlar deyip sözü uzatmadan kısa kesmeyi uygun görüyorum.:smile: :smile: :smile:

hacer355
01-05-07, 18:52
Şeriat yada İslam Anayasası


--------------------------------------------------------------------------------

Ülkelerin anayasaları vardır, ve anayasalar o ülkelerin yönetiliş şekillerinde ana etkenlerdir. Temel budur..
Dinlerin de anayasaları vardır.. Dinler de, aynı ülkeler gibi anayasaları üzerine yapılaşmışlardır..O dinlerin içeriği o dinlere ait kitaplarda belirtilmiştir, yani Kutsal kitaplarda..İslam…, onun da anayasası Kuran'dadır..

Kuran herşeyden önce 3 temel kavramdan meydana gelmiş bir bütündür ve bu bütün bozulamaz, değiştirilemez.. Bu kavramlardan biri ve en önemlisi şeriat’dır.. Şeriat’ın anlamı ise suyun bulunduğu yere giden yoldur..
Su, bir diğer anlamı hayat.. Şeriat, yani hayata giden yol.. Kuran’da oluşan anlamıyla İslam’ın hukuku, bir diğer anlamıyla, İslam’ın hayata giden yolu.. Şeriat, Yani İslam'ın Anayasası..
Kuran’sız İslam olamıyacağına göre, Şeriat bölümleri kaldırılmış Kuran’da olamaz.. Olursa zaten Kuran’ın bütünlüğü ortadan kalkar.. Şimdi bu durumda, eğer bu kitabın içinde bazı dogmalar varsa, hangi güç, hangi mantıkla, nelere dayanarak bu dogmaları ortadan kaldıracaktır..? Bazı, ulemalar çıkıp Kuran'daki ifadeleri alabildiğine çarpıtarak İslam’a yeni bir soluk getirme çabalarına giriyorlar.. Bu mümkünmüdür..? Kuran'ı hiç okumamış, sadece söylenenlerle yetinen kişiler için belki, ancak, Kuran önümüzdedir.. İçeriği değiştirilemiyeceğine göre, anlamı her ne kadar farklı yorumlanmaya da kalsa, her devirde birileri çıkacak, hayır burada o şekilde yazmıyor diyecektir ki bu iddiasında da haklı olacaktır..
Önce şu çok iyi bilinmelidir ki, Şeriat İslam’ın ayrılmaz bir parçasıdır.. Şeriat olmadan İslam'ın var olması mümkün değildir.. Bu şekilde var edilmeye çalışılan İslam Kuran'a aykırı düşüceği için, her devirde bu yanlışı düzeltmek isteyen İslam inanırları çıkacak ve bu yanlışla ölesiye mücadele edecektir..
Her ne kadar bazı Müslümanlar, veya kendilerini Müslüman olarak gören topluluklar meydanlarda kahrolsun Şeriat şeklinde bağırıyorlarsada, onlar belkide hiç okumadıkları Kuran'ı bilmemektedirler, yada gelişigüzel okudukları için tam olarak anlamamışlardır veya anlamak istemiyorlardır, yada işlerine geldiği şekilde anlama gayretleri içindedirler..
Sonuç, İslam’ın anayasasında yani Kuran’da yazıldığı şekildir.. Her devirde bu şekli bütünüyle korumaya kalkanlar olacaktır, ve kendilerine Müslüman diyenlerin bu bütünü korumak istemelerinde hakları olacaktır..
Kuran’ı yeni baştan yazmak mümkün değildir.. Bu mümkün olamıyacağına göre İslam üzerine herhangi bir reform yapılması da mümkün değildir. Ayrıca, Kuran içinde reform yapmaya müsait herhangi bir olgu da yoktur. Hernekadar bazı İslam inanırları, Kuran'da zaman sana uymuyorsa sen zamana uy ifadelerinin bulunduğu ayetlerin var olduğunu söylüyorlarsa da, hiçbir ayet bu tür bir ifade içermez.
Kuran Ahzab 36, Maide 44, 45, 47, 48, 49 Araf 3, ayetlerdeki anlatımları ile içindeki hükümlerin uygulanmasının şart olduğunu açık olarak belirtir. Bu konudaki ayet örnekleri Laik Devlet ve İslami Devlet bölümünde verilmiştir

maarulaw
01-05-07, 20:41
Resullaha uyduklarını söyleyip halkın paralarını nasıl hiç ettiklerini de görmeni temenni ederim.:okay:

İnsanları ; Allahla , Hz. Muhamed ile ve Kur'an'la aldatıp ,kişisel çıkarları için kullananların ne kadar çok olduğunu bu millet bir çok bedeller ödeyerek anlamıştır.:okay: :okay: :okay:



" Oku , Allahın adıyle oku " diyen ayetin sadece Kur'an olduğunu zannederek ilimlere sırt çevirmek pek çok cahilin yanlış olan algılamasıdır.:okay:

Oysa hem Hz.Muhammed hemde sahabeleri " İlim Çinde de olsa arayıp bulunuz " , " Bana bir harf öğretenin kölesi olurum " , " İlim ehlinin mürekkebi , şehit kanlarıyle tartıldığında daha ağır çekmektedir " , " İlim müslümanın yitik malıdır " gibi söz ve ibareler müslümanlığın ilme ve okumaya ne kadar çok önem verdiğinin delilleridir.:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

Ama ne yazık ki ulema denen geri kafalılar , gavur icadı fetvaları ile ilmin ve okumanın önüne en büyük engelleri koyanlardır. :mad: :mad: :mad: :dayak6du: :dayak6du: :dayak6du:

Osmanlının geri kalmasının ve sonunda yok olacak noktaya getirmesinin sebebleri arasında ulemaların yanlış fetvalarının çok büyük ve zararlı tutumlarıdır.:mad: :mad: :mad:

Bu tür fetvalarla ; matbaa Osmanlı'ya 300 yıl sonra girebilmiş ve hala bu büyük açık kapatılamamıştır.:dayak6du: :dayak6du:

İlimden , fenden uzaklaştırılan ve dergahlarda rahle-i tedrisata oturtulup ilimden geri bırakılan beyinler müslümanlık içinde en büyük tehdittir.:mad:

Açık ve çok iyi anlaşılır olduğu , türlü türlü izahlarla ve ibretlik misallerle açık açık anlatılan Kur'an hakkında kişilerin anlayamayacağını iddia ederek, kula kulluğu başlatmak ve inananları ulemanın koyunları durmuna sokmak hem islamiyete hemde Kur'ana yapılan yapılan büyük saygısızlıktır.:mad: :mad: :mad: :dayak6du: :dayak6du: :dayak6du:

Lafı fazla uzatmanın anlamı da yoktur. Arif olan anlar deyip sözü uzatmadan kısa kesmeyi uygun görüyorum.:smile: :smile: :smile:

Sen sadece bazı olayların görünen nedenlerine bakıyorsun.Bir kaç insan bunu yaptı diye şeriatı neden suçluyorsun.Madem bazı insanblar yanlış yapıyorlar sen doğrusunu uygul****uranın hükümleine niçin karşı çıkıyorsun ki?

KAYTAGI
01-05-07, 20:54
Ben şeriatın tanımını yaparken kurandaki kanunlar bütünü dedim sen bana hala şeriat ayrı kuran ayrı diyorsun.Kim demiş şeriat dışkıyı taşla temizlemeyi emreder diye.Hangi alim söylemiş.Kuranda yazıyormu.Hakkında hadis var mı?SAçmalıyorsun sadece.HAdisler için doğru kaynak değil demişsin.HAyır doğrudur.Hadisler o günlerden bu zamana kadar yazılagelmiştir.tamam bazı hadisler uydurmadır ama bunları birbirinden ayırmak için bazı yöntemler var.Mesela hadislerin arapça gramere uygun olup olmadığı,peygamberin diğer sözlerindeki söyleyiş tarzına uyup uymadığı,kurana ve akla bir aykırılık var mı diye bakılır.Ayrıca hadislerin kimler tarafından rivayet edildiği yazılıdır.Zincirin halkalarından biri kopuk olursa o hadis kabul edilmez.
icma alimlerin yorumu değildir.Sallama.icma alimlerin bir konu hakkında görüş birliğine varmalarına denir.Kıyas dediğimiz ise bir hükmün kuranda bulunan başka bir hükme göre kıyaslanmasıdır.Mesela kuranda içki şarap içmenin haram olduğu yazılıdır.Ama rom hakkında birşey yazmaz.Fakat ikiside alkollü içecek luğu için alimler kıyas yoluyla ikisininde yasak olduğu kanısına varmışlardır.
türkler esinlikle osmanlıca diye bir dili kullanmaya mecbur bırakmadılar.Dilleri milletler oluşturur.Nitekim osmanlı uzun müddet arap ve fars dilinin etkisi altında kaldı bu yüzden dilimize birçok kelime girdi.Günümüzde ingilizce nin dilimize EMPOZE(!) olduğu gibi.
"şeriat dediğin şeyin nasıl bir değişken olduğunu sana örneğiyle açıklayayım:
aynı suçu işlemiş(hırsızlık)birine verilen cezalara bak:biri kolu kökünden kesme emri verir,biri bilkten kesme emri verir,biri sadece parmağı kesmeyi uygun görür,bir diğeri ise "kesme işi koparmak demek değildir"diyerek sadece kan akıtana kadar veya iz bırakana kadar bıçağı sürter.......
söyler misin bu kararların nekadarı ilahi ,ne kadarı beşeri????????"
Yine zırvalamışsın.HAngi alim söylüyorki bunları.Ceza kanunu neyyse o uygulanır.Günümüzde de işlenen suça göre ceza veriliyor.
"Umarım şeriatla idare edilmeyenlerin çok daha önceden Atom bombasını yapıp nükleer enerjiyi kullandığını da hatırlarsın.

Gavur icadı deyip her şeyin önüne engel koyan ulemalar olmasaydı , haklısın çok daha ilerilerde olurduk. "
İslam hiç bir şekilde bilime karşı değildir.O insanların allahın dinin e uytmamalarının sonucudur.Şunuı unutmaki bizim ceddimiz avrupayı titretirken onlar hala sokağa pisliyorlardı.Onlar medeniyeti bizden öğrendiler.Ne zamannki osmanlı dinden uzaklaştı işte o zaman sonumuz geldi.
Umarım sorularınıza cevap verebilmişimdir.
zırvalama konusunda kimse senin eline su dökemez.......
konuyu hakaret çerçevesinden çıkarmak için şimdilik sadece senin söylediğini sana iade ediyorum.......
dışkının taşla temizlenmesi konusunda kaynak vereyim:
Ömer Nasuhi Bilmen in ilmihaline bakabilirsin............
ayrıca kol kesme örneğinide şu şekilde açıklayabilirim:Abbasi yönetimi (osmanlı devleti de bu uygulamay gitmiştir.bkz.azap askerleri)savaş zamanı mahkumları savaşa katılmaları halinde affedeceğini belirten kararlar almıştır....
ancak hırsızların savaşta kullanılabilmesi için bir formül gerekiyordu ve o formülü de ya parmağını keserek ya da koparmadan sadece kan çıkarmak suretiyle gerçekleştirdiler......böylece hem suçlu cezalandırılmış hem de savaşçı sayısı çoğalmış oluyordu........
son sözüm tarih konuşuyor nikli kankaya.......
osmanlı devleti dünyanın en teknik devletlerinden biridir........kimsenin dil uzatmaya hakkı yoktur...özellikle de Fatih e bir sözümüz olmamıştır.ancak seninde kabul ettiğin gibi gerileme ve çöküş dönemleri tam bir felakettir......
osmanlı kötü olsaydı 600 yıl sürmezdi; iyi olsaydı yıkılmazdı......
övgüyü ve eleştiriyi bu çerçevede dillendirirsek daha isabetli olur diye düşünüyorum.........

türesin
01-05-07, 20:57
Her ne kadar bazı Müslümanlar, veya kendilerini Müslüman olarak gören topluluklar meydanlarda kahrolsun Şeriat şeklinde bağırıyorlarsada, onlar belkide hiç okumadıkları Kuran'ı bilmemektedirler, yada gelişigüzel okudukları için tam olarak anlamamışlardır veya anlamak istemiyorlardır, yada işlerine geldiği şekilde anlama gayretleri içindedirler..

İlla mollaların anlattığı ve onların izah ettiği şekildemi olması gerekiyor. İnsanların çoğunun ümmi ( okuması ve yazması olmayan ) olduğu devirler de anlatılarak yayılan islam, bu gün okuması ve yazması olan insanlarca anlaşılamazmı ?:smile: :smile: :smile:

İnsanları koyun gibi görmek zahmetinden bir kurtulsanız çok iyi olacak.:ragaci

Hiç düşünmez , ibret almazmısınız ayetlerini umarım okumuşsundur.

Ben insanı yemin ederim ki en güzel ve mükemmel şekilde yarattım. Sözünün doğruluğuna neden güvenmiyor inanmıyormusunuz ? Bu söz hem Allahın hemde Kur'an sözleri olduğundan şüpheyemi düştünüz.:dayak6du: :dayak6du: :dayak6du:

İllaki insanların okuma özürlü ve anlayışsız kılma , kula kulluk mu etmesinden yanasınız. Geçin bu işleri.:smile: :smile: :smile:

güneş
01-05-07, 21:04
arkadaşlar hala tartışılıyor mu konu.:D neyse hakaretleşme olmadığı için hepinize teşekür ederim gayet saygılı bir şekilde tartışma herkese örnek olmalı

hacer355
02-05-07, 11:22
Sen sadece bazı olayların görünen nedenlerine bakıyorsun.Bir kaç insan bunu yaptı diye şeriatı neden suçluyorsun.Madem bazı insanblar yanlış yapıyorlar sen doğrusunu uygul****uranın hükümleine niçin karşı çıkıyorsun ki?



haklısın kanka.ölçüyü peygamber efendimiz hz.mıhammed sallalahu aleyhi vesellemden alsa yanlışını öğrenecek.kendini haklı çıkarmak için yanlış yapan insanları örnek alarak , tüm müslümanlara iftira atıyor

maarulaw
02-05-07, 16:07
haklısın kanka.ölçüyü peygamber efendimiz hz.mıhammed sallalahu aleyhi vesellemden alsa yanlışını öğrenecek.kendini haklı çıkarmak için yanlış yapan insanları örnek alarak , tüm müslümanlara iftira atıyor

bu cevaptan sonra bir şey yazmaya gerek var mı bilmiyorum.:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:

hacer355
02-05-07, 16:55
bu cevaptan sonra bir şey yazmaya gerek var mı bilmiyorum.:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:

kanka bir yanlış daha bulurlar.doğrul örnek peygamberimiz yerine , o buldukları yanlışa sarılıp saldırmaya devam ederler

sanal.cadı
02-05-07, 17:13
neyin tartışmasını yapıyorsunuz şeriat dediğiniz dinin kendisidir.namz kılmak,oruç tutmak,...vs islamın ön gördüğü kurallardır bunlara kahrolsun demek islamdan çıkmaktır.madem din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak laiklikse neden devlet benim dinime karışıyor ve yaşamamı kısıtlıyor???

hacer355
02-05-07, 17:15
neyin tartışmasını yapıyorsunuz şeriat dediğiniz dinin kendisidir.namz kılmak,oruç tutmak,...vs islamın ön gördüğü kurallardır bunlara kahrolsun demek islamdan çıkmaktır.madem din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak laiklikse neden devlet benim dinime karışıyor ve yaşamamı kısıtlıyor???

helal olsun kanka.işte bu.
allah senden razı olsun.
:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:

türesin
02-05-07, 17:44
neyin tartışmasını yapıyorsunuz şeriat dediğiniz dinin kendisidir.namz kılmak,oruç tutmak,...vs islamın ön gördüğü kurallardır bunlara kahrolsun demek islamdan çıkmaktır.madem din ve devlet işlerini birbirinden ayırmak laiklikse neden devlet benim dinime karışıyor ve yaşamamı kısıtlıyor???

Ülkeye şeriatı getirmeden ; namaz kılınmıyor, oruç tutulmuyor, hacca gidilmiyormu sanıyorsunuz.
:ragaci :ragaci :ragaci :ragaci

Nerde yaşıyorsun sen .:kiki: :kiki: :kiki:

Her yıl binlerce insan hacca gidiyor...

Umrenin yolunu kapatanmı var...

Diyanet yerinde duruyor...

Heh bunları da göremiyorsan çok yazık.

:director: :director: :director: :director:

Sesim duyuluyormu ?:ragaci :ragaci :ragaci

hacer355
02-05-07, 18:13
ülkeye şeriat getiren zaten yok.ama sen şeriatın kuran demek olduğunu anlamamakta israr ediyorsun

sanal.cadı
02-05-07, 18:21
Yaşayan yaşar . Yeterki kendi yaşadığını yaşatmak için başkalarını zorlamaya, aşağılamaya ve hor görmeye kalkmasın. :okay:

Bunları yapıp kişileri zorlamaya kaltığında bunun adı fanatiklik olur. :ragaci

Oruş tutmadığı için dövülen çok kişi gördük, haşemalıların plajlarda kadın tartakladıklarını da basında okuduk, içkili yerleri kapatmak için uğraş veren belediye başkanlarının uygulamalarını da duyduk, bazı kampüslerde ve okullarda ramazan ayında yemek verilmediğini de gördük, saymakla bitmez... Sanki onlarınhesabını onlar verecek... İşte bunun adı fanatikliktir..:ragaci

Kimseyi yargılamamak, cennete gidenlere de karışmamak ve kimseyi cehennemlik olarak görmemek bizim işimiz.:okay: :okay: :okay: :bravo: :bravo: :bravo:

peki başörtüsü yüzünden öğrencilerin eğitimini engellemek fanatiklik değilde nedir???...içki yada başka maddeler kullanıpta insanlara zarar verenlerin hesabını kim ödeyecek devlet buna engel olmak zorunda...bu nedenlede kapatmakta çok iyi yapmışlar :bravo:

sanal.cadı
02-05-07, 18:28
Ülkeye şeriatı getirmeden ; namaz kılınmıyor, oruç tutulmuyor, hacca gidilmiyormu sanıyorsunuz.
:ragaci :ragaci :ragaci :ragaci

Nerde yaşıyorsun sen .:kiki: :kiki: :kiki:

Her yıl binlerce insan hacca gidiyor...

Umrenin yolunu kapatanmı var...

Diyanet yerinde duruyor...

Heh bunları da göremiyorsan çok yazık.

:director: :director: :director: :director:

Sesim duyuluyormu ?:ragaci :ragaci :ragaci

sesini duymak değil ancak yazılarını okuyorum. benim yaşamım sadece namaz kılmak,oruc tutmaktan ibaret değil eğitim görmek,gerekli mercilere yükselmekte benim hakkım ben Türkiye'de yaşıyorum ve özgür yaşamak senin hakkın olduğu gibi benimde hakkım!!!

hacer355
02-05-07, 18:29
peki başörtüsü yüzünden öğrencilerin eğitimini engellemek fanatiklik değilde nedir???...içki yada başka maddeler kullanıpta insanlara zarar verenlerin hesabını kim ödeyecek devlet buna engel olmak zorunda...bu nedenlede kapatmakta çok iyi yapmışlar :bravo:

haklısın kanka.ailelerin geçtiği yerlerde içki içenler aileleri rahatsız ediyorlar.kapatmak iyi.türesin ailesiyle içki içilen mekanlarda gezmekten hoşlanmaz heralde.kuranı kerim içkiyi haram kılmıştır.üniversitelerde beyinlere değilde başörtüsüne yasak fanatikliktir.aynı üniversitede apo pankalrtlarına ve mini etek giyenlere ses çıkarılmıyor türesin

hacer355
02-05-07, 18:30
peki başörtüsü yüzünden öğrencilerin eğitimini engellemek fanatiklik değilde nedir???...içki yada başka maddeler kullanıpta insanlara zarar verenlerin hesabını kim ödeyecek devlet buna engel olmak zorunda...bu nedenlede kapatmakta çok iyi yapmışlar :bravo:

haklısın kanka.ailelerin geçtiği yerlerde içki içenler aileleri rahatsız ediyorlar.kapatmak iyi.türesin ailesiyle içki içilen mekanlarda gezmekten hoşlanmaz heralde.kuranı kerim içkiyi haram kılmıştır.üniversitelerde beyinlere değilde başörtüsüne yasak fanatikliktir.aynı üniversitede apo pankalrtlarına ve mini etek giyenlere neden ses çıkarılmıyor türesin?

hacer355
02-05-07, 18:32
sesini duymak değil ancak yazılarını okuyorum. benim yaşamım sadece namaz kılmak,oruc tutmaktan ibaret değil eğitim görmek,gerekli mercilere yükselmekte benim hakkım ben Türkiye'de yaşıyorum ve özgür yaşamak senin hakkın olduğu gibi benimde hakkım!!!

kanka namaz , oruç ,hac gibi konular şeriatın içindeki mevzular olduğunu kuranı açıp okusa ve hadis kitaplarına bakıp anlayacak.ama anlamamak için büyük çaba sarfediyor

türesin
02-05-07, 18:38
sesini duymak değil ancak yazılarını okuyorum. benim yaşamım sadece namaz kılmak,oruc tutmaktan ibaret değil eğitim görmek,gerekli mercilere yükselmekte benim hakkım ben Türkiye'de yaşıyorum ve özgür yaşamak senin hakkın olduğu gibi benimde hakkım!!!

Engelleyenmi oldu ? :ragaci :ragaci :ragaci

Özgür yaşama hakkına halelmi geldi ?:smile: :smile: :smile:

türesin
02-05-07, 18:42
peki başörtüsü yüzünden öğrencilerin eğitimini engellemek fanatiklik değilde nedir???...içki yada başka maddeler kullanıpta insanlara zarar verenlerin hesabını kim ödeyecek devlet buna engel olmak zorunda...bu nedenlede kapatmakta çok iyi yapmışlar :bravo:

Ali Kalkacı , Müslüm Gündüz gibi güya dindar insanların pençesine düşen FADİME'LERİN HESABINI KİM VERECEK ? :ragaci :ragaci :ragaci

muyudi
02-05-07, 18:48
Ali Kalkacı , Müslüm Gündüz gibi güya dindar insanların pençesine düşen FADİME'LERİN HESABINI KİM VERECEK ? :ragaci :ragaci :ragaci

onların birilerinin piyonu olduunu sen de çok iyi biliyosun kankam:kiki: ..hem boşver sen gel siyaset meydanınA orada konuşalım bunları...:okay:

hacer355
02-05-07, 18:50
Ali Kalkacı , Müslüm Gündüz gibi güya dindar insanların pençesine düşen FADİME'LERİN HESABINI KİM VERECEK ? :ragaci :ragaci :ragaci

onlar yaptıkları karşısında allahu tealaya hesap verceklerdir.onların yaptığı yanlışı bütün müslümanlara maletme hakkını kimden alıyorsun?peygamber efendimiz hz.muhammed sallalahu aleyi vesellemi örnek alırsan huzura erersin

maarulaw
02-05-07, 18:50
Ali Kalkacı , Müslüm Gündüz gibi güya dindar insanların pençesine düşen FADİME'LERİN HESABINI KİM VERECEK ? :ragaci :ragaci :ragaci

Kişilerle niçin ilgileniyorsunki.Onların şeriata bağlı oldukları ne malum?Ne yani bu ülkede 5-10 hırsız var diye türekiye hırsızlar ülkesidie diye bilirmisin?Zaten kuranda şeriat diye bir tanım yok.Kuranda uyulması gereken kanunlar var.Alimler daha sonra bu kuralların geneline şeriat demişler.

hacer355
02-05-07, 18:52
Engelleyenmi oldu ? :ragaci :ragaci :ragaci

Özgür yaşama hakkına halelmi geldi ?:smile: :smile: :smile:



üniversitelerde başörtüsü engel değil mi?
hastanelerde başı açık fotoğraf isteyerek ,baş açtırmak engel değil mi?
sınavlarda baş açtırmak özgürlüğe basbayağı engeldir

hacer355
02-05-07, 18:53
Kişilerle niçin ilgileniyorsunki.Onların şeriata bağlı oldukları ne malum?Ne yani bu ülkede 5-10 hırsız var diye türekiye hırsızlar ülkesidie diye bilirmisin?Zaten kuranda şeriat diye bir tanım yok.Kuranda uyulması gereken kanunlar var.Alimler daha sonra bu kuralların geneline şeriat demişler.

haklısın kanka.tebrikler.allah razı olsun senden:bravo: :bravo: :bravo:

maarulaw
02-05-07, 20:36
haklısın kanka.ailelerin geçtiği yerlerde içki içenler aileleri rahatsız ediyorlar.kapatmak iyi.türesin ailesiyle içki içilen mekanlarda gezmekten hoşlanmaz heralde.kuranı kerim içkiyi haram kılmıştır.üniversitelerde beyinlere değilde başörtüsüne yasak fanatikliktir.aynı üniversitede apo pankalrtlarına ve mini etek giyenlere ses çıkarılmıyor türesin

türesin buna da cevap versin:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :bravo:

türesin
02-05-07, 23:05
Zaten kuranda şeriat diye bir tanım yok.Kuranda uyulması gereken kanunlar var.Alimler daha sonra bu kuralların geneline şeriat demişler.

YARABBİ ŞÜKÜR SONUNDA KUR'AN'DA ŞERİAT DİYE BİR ŞEYİN OLMADIĞINI İFADE EDEBİLDİNİZ.

:ragaci :ragaci :ragaci :ragaci

BU SÖZLERİNİZLE KİMSENİN ALLAHA KARŞI OLMADIĞINIDA SÖYLEMİŞ OLDUNUZ.

Başka söze gerek yok.:okay:

ThaLia
02-05-07, 23:12
Anlayamadığım şey sizler şeriatımı savunuyorsunuz??? Siz 6 yaşındaki çocuğun bakkaldan karnını doyurmak için ekmek çaldı diye kolunun kamyon altında ezildiğini izlemiş olsaydınız... Hepimiz elhamdüllilah müslamınız ama şu varki şeriata karşı olmayı Allaha karşı olmakla suçlayamazsınız... Bu nasıl bir anlayış böle..

sanal.cadı
03-05-07, 00:35
Ali Kalkacı , Müslüm Gündüz gibi güya dindar insanların pençesine düşen FADİME'LERİN HESABINI KİM VERECEK ? :ragaci :ragaci :ragaci

bunun zaten medyanın bır oyunu olduğunu hepimiz biliyoruz ben burda ne Ali Kalkancı'yı ne Müslüm Gündüz'ü ne de Fadime Şahin'i destekliyorum.HESABIMIZ MAHŞERE İNANAN İNANIR İNANMAYAN İNANMAMAZ.Ama herkes günahının cezasını çekecek...Cennete girecek olanlar LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDUN RASULLULAH diyenlerdir...buyurun hep beraber cennete

türesin
03-05-07, 00:41
bunun zaten medyanın bır oyunu olduğunu hepimiz biliyoruz ben burda ne Ali Kalkancı'yı ne Müslüm Gündüz'ü ne de Fadime Şahin'i destekliyorum.HESABIMIZ MAHŞERE İNANAN İNANIR İNANMAYAN İNANMAMAZ.Ama herkes günahının cezasını çekecek...Cennete girecek olanlar LAİLAHE İLLALLAH MUHAMMEDUN RASULLULAH diyenlerdir...buyurun hep beraber cennete

Henüz bu dünyada yaşayacak zamanım ve yapacak işlerim var.:ragaci

Bu hep beraber değil, sırayla olur. :okay:

Saygılarımla.

sanal.cadı
03-05-07, 00:45
Henüz bu dünyada yaşayacak zamanım ve yapacak işlerim var.:ragaci

Bu hep beraber değil, sırayla olur. :okay:

Saygılarımla.

Rabbim bu zaman içinde imanını zayi etmesinde...son sırada girsende şükredenlerden olursun.İlk girenler Muhammed (sav) ümmetidir.:okay:

Batuhan32
03-05-07, 00:47
Rabbim bu zaman içinde imanını zayi etmesinde...son sırada girsende şükredenlerden olursun.İlk girenler Muhammed (sav) ümmetidir.:okay:

size katiliyorum cok dogru:okay:

türesin
03-05-07, 00:50
Rabbim bu zaman içinde imanını zayi etmesinde...son sırada girsende şükredenlerden olursun.İlk girenler Muhammed (sav) ümmetidir.:okay:

Sen beni merak etme . Öte alemde benden sorumlu değilsin.:okay:

Her koyun kendi bacağından asılır, her müslüman kendi amel defterlerinden sorumludur.:okay:

Yinede iyi düşüncelerim için teşekkür ederim.:smile: :smile: :smile:

Saygılarımla.

blackkk
03-05-07, 00:52
şeriat bir yönetim şekli deıldr din kuralları anlamına gelir anlamını bılıp oyle kullanmak lazımdr

sanal.cadı
03-05-07, 01:04
Sen beni merak etme . Öte alemde benden sorumlu değilsin.:okay:

Her koyun kendi bacağından asılır, her müslüman kendi amel defterlerinden sorumludur.:okay:

Yinede iyi düşüncelerim için teşekkür ederim.:smile: :smile: :smile:

Saygılarımla.

her koyun kendı bacagından asılır ama hıcbır koyun yanında dıger bır koyunun asılmasını ıstemez.Hz. Ömer (ra) "batıda bır koyunu kurt kapsa burada Ömerden sorulur" diyerek bütün müslümanların bırbırınden sorumlu oldugunu ne guzel anlatıyor.Ve Efendimiz (sav) parmaklarını bırbırıne kenetleyerek müslüman böyle olmalıdır.Nasıl ki birbirine bağlı duvarlardan biri yıkılsa diğeri de yıkılırsa müslümanda diğer kardeşini yıkmaya uğraşmamalı....

güneş
03-05-07, 01:13
teşekür ederiz yeterince saglıklı fikir alış verişleri olmuş. konu fadime şahine kadar gelmiş:D artık devam etmek sanırım fayda vermicektir kilitli saygılar