PDA

View Full Version : ***İşte size çeşit çeşit mektup***



Sayfalar : 1 2 [3]

@nd@rl@nd
20-12-06, 08:26
saol bn bnu kopyalayım kaydedeyım belkı bı gun ısıme yarar demı :D

--KeDi--
20-12-06, 10:31
Sen, hayatımın kadını..
İlk gördüğüm andan itibaren vurulduğum kadın.. Düşlerime giren ve beni sonsuz etkileyen.. Hayelle gerçek arasında gidip gelmemi sağlayan şahsiyet.. Benim olurmusun?

Diye başladı adam söze.. Aslında tümceleri anlam yüklüydü. Anlatamadığı okadar çok şey vardıki daha. Nerden başlasam diye düşünürken daldı konuya..

Birşeyler sezmek senden. Anlatamadığım o refakâr yüreğimi ortaya koymak. Senden de öte birşeyler hissetmek. Anlam katmak varlıklara...

Diye devam etti kadın.. Her tümcesi aklında soru işareti ile bitiyordu. Ne desem?Ne yapsam?Ne etsem? ...
Nasıl cevap verebilirdi sevdaya. Aslında istediği tek adam oydu. Ama nasıl diyebilirdi bunu ona?!

Her nerede olursan ol,benimle ol! İstemesen de kalbim seninle.. Sen nereye, kalbim peşinde...

Derken ağlıyordu adam. Saklamaya çalışıyordu sevdiğinden yaşlarını. Ne olursa olsun görmemeliydi(!) Onun için ağladığını anlarsa, daha çok üzülebilirdi...

Yüreğimde saklamaya çalıştığım hisler var.Anlam katamıyorum susuşlara. Nereye gidersem gideyim benimle ol...Bırakma beni yalnızlıklara...

Yeterrrr...diye haykırıyordu içinden kadın.Daha ne kadar dayanabilirdi. Yüreği küt-küt atarken karşında, düğümleniyordu tümceler boğazında...

Biliyorum, sende beni istiyorsun. Dayanmıyor kalbin karşımda durmaya. Sus-ma artık be kadın.. Seviyorum seni anlasana!!!

İsyan bayraklarını açtı adam. O da biliyordu aslında, içten içten ağladığını o'nun uğrunda..

Yüreğimde söyleyemediğim bir çift söz var.Dilimin ucuna geldiğinde tam, geri yutuyorum.. Nasıl anlatsam sana.. İnan senin kadar bende acı çekiyorum...

Ve, o da ağlamaya başladı ardından. Yaşlar gözlerinden kalbine doğru süzülüyordu.. Yüreği göl halindeydi ama anlatamıyordu!!!

Neydi ozaman bu karamsarlık senden yana..Acı çekmekmi istiyor yüreğin? Bayramlık ağzımı açtırma...

Sinirleniyordu yavaş yavaş..İstediği sadece bir çift söz ve kalbiydi aslında.Çok görüyordu sevdiği bunu o'na..

Yapma bana bunu.. Daha çok üzülmemi istemiyorsan yapma.. Nolur! Yap-ma...

Dayanacak ne güç nede zerre ümit kaldı kadında sonra.. Yere yığılmak üzereyken, tuttu adam son defa!

Seni seviyorum anlasana..!!!

Dedi adam son kez.. Kadın ise ağlamaklı bir şekilde;
Ben-de..... demeye kalmadan öbür dünyada......



alıntı

--KeDi--
20-12-06, 16:00
Ezik cümlelerim... Bu yüzdendir, karşında konuşma cesaretimin olmayışı...
Sahte kahkahalar atmayı beceremedim bir türlü, özlemle kavrulurken yüreğim...
Silahını unutmuş bir asker gibi, kavganın ortasında şaşırmış gibiyim...
Bir sığınak bulamazsam, bu deli okların yüreğimi paramparça
etmeleri içten bile değil...
Korkum nedendir bilmiyorum.. Ölmekten mi? Hayır değil..
“Sensiz yaşamak”tandır belki de.....
Sen gidersen kalamam ben buralarda..
Ben gidersem sen kalır mısın?
Varlığınla yokluğun birken, gitsen ne değişir ki aslında?
Ama hayır... Gönlüm gitme-menden yana yine de...

Gitme!

Beraber göğüs gerelim bu oklara..
Tek bilek olup, yıkalım şu zindan duvarlarını...
Beraber söyleyelim zafer türkülerini..

Gitme!

Bak yağmur yağıyor şehrimize..
Bunca haksızlıklar yaşanıyorken.. bak yağmur yağıyor yine de...
Ayrım yapılmaksızın, dağa, taşa, çiçeğe, yaban otlarına..
UMUT! Var demek hâlâ..!
Neden alıpta koymuyoruz gönlümüze, yaralarımıza merhem,
yolumuza meş’ale olacak UMUDumuzu.....

Gece ay ışığını beraber izleyip, sevdamıza yeni anlamlar katmak varken,
Her şeyi anlamsızlaştıracak bu gidişin neden???

Bir kez daha söylüyorum bak..

Gitme!...


alıntı

--KeDi--
20-12-06, 16:22
Şiir gibiydin okuyupta bitiremediğim...

dün gece ben yine sana susadım...yavaşça ayırdım ruhu bedenden..kalktım yanına geldim..uyuyordun..yine öptüm seni acıyan yerlerinden...yanına kıvrıldım sessizce...bir ölümün gizli bekçisi oldum yine..gitmene izin vermedi yüreğim..herşey yarım kalmışken..daha hiç birşey yerinde değilken..daha içimden geldiği gibi ,doyasıya canım diyemeden vermeye razı değildim seni...

ne oldu anlamadım henüz...ben kimseyi bu denli çok,bu denli yasak sevmedim..sevdim çünkü yasaktın kalbime..kalbim yasaktı sevmelere..artık sevgi yoktu yüreğime..yine yapamadım...
yine en saf duygularla sevdim..şimdi ne mi olacak?kalbimi rahat bırakacağım istediğini sevsin nasılsa yüreğim sevdi seni eğer birgün olurda gidersen o atsın kendini en uzun köprülerden...

ben kimseye bu kdr uzun yazmadım bitmek tükenmek bilmeyerek..yazdıkça yazasım geliyor tüm gecelerim feda olsun sana...

ilk defa benimsin dedin ve ben iilk defa seninim dedim...ilk defa farkettim sokakta oynayan çocukların haykırışlarını...ben ilk defa hayallerin sessiz çığlıklarını dinledim..ilk defa farkettim yasak sevmeleri,sevişmeleri..meğer ne güzelmiş sevmel,sevilmek..ne güzelmiş sevdiğinin dudakalrından değil alnından öpmek..ne güzelmiş sokakta oyayan çocukların masum gülümsemeleri...

meğer ne çok yakışıyormuş yeşil yaprağa,mavi denize,sevda yüreğe..meğer ne güzelmiş biryerlerde yaşadığını bildiğin bedende özlenmek...meğer ne kadarda güzelmiş en çok senin yanına yakıştırılmak...

ALıntı

--KeDi--
22-12-06, 08:28
Yokluğum sarsmaz biliyorum acıtmaz içini derinden,sızlatmaz yüreğini bensizlik, bıçak gibi kesip atarsın yaşananları biliyorum.Aşka inancın yoktur bilirim ve bu her zaman içimi acıtmıştır senin sevgiyi aşkı yok saymaların hep bitirmiştir beni.Çoğu zaman bundan değilmidir zaten içimdeki çekip gitme arzularım nereye kadar dayanır insan severken sevgisizliğe aynı evde yok sayılmalara.Bitmez dediğim sevgim bitecek birgün,nefrete dönüşecek diye o kadar çok korkuyorum ki çoğu zaman susuyor konuşmuyorum seninle, nedenini hiç sormuyorsun bile senden kaçışlarım sevgimi sevgisizliğin karşısında yenilgiye uğratmamak için ama sen bunu hiç bilmiyorsun ki!



Çoğu zaman yastığıma akan gözyaşlarıma gizliyorum sana olan kırgınlığımı,neden diyorum neden bu kadar sevgisizliğe mahkum edilmem.


Neden bu seninle sensiz kalmalara saplanıp kalışım.Dünyalara değerdi seninle geçirilen sevgi dolu küçük bir an.Ne oldu bize güzel insan sevgiye dair paylaşımlarımıza ne oldu.Hani sen herkesten çok severdin beni ne oldu. Bitti mi sevmelerin söyle ,söyle ki umutlarım bitsin artık sevilmelere dair. Eğer ki yoksa yüreğinde bana ait azda olsa bir sevgi bileyim ve bitsin alayım sevgimi,umutlarımı gideyim buralardan ufukların ötesine gözümde yaşananlara ve karşılıksız seven yüreğime ait bir kaç damla gözyaşımla.

alıntı

--KeDi--
23-12-06, 09:30
Gecenin karanliginda yildizlarla tek tek konustum seni.Yüzyillardir
bildigimiz ya da bilmedigimiz bütün büyük asklarin yükünü tasiyan
yildizlar anlatti seni bana ilk defa.
Yagmurun yagdigini küçük bir su birikintisine bakarak anlamaya calistigimiz gibi kimi zaman,seni sevdigimi ayin gökyüzünde sakli
duran yalnizliginda anladim.Vurdukça aydinligi sokagimdaki islakliga
mehtabi sandim gözlerinin denizinin ve geç anladim belki de ayin
isigindaki sahteligin çok daha uzaktaki yildizlari kapatamadigini.
Paylasilmayan bir yildiz aradim o gece;seni,yalnizca seni
saklayabilecegim.Yoktu;zaten her biri yikilmisligini anlatmiyor muydu
asklarin,isiklarini bir yakip bir söndürerek.
Ask ve ölüm vardi seni saklayabilecegim içinde.
Ask,her gün agzimizda dolanan anlamli-anlamsiz sarkilarda, bütün
duruluguyla türkülerde ve duygulari bir yürekten alip ötekine
konduran siirlerde yasar bana göre.Çagin tüm yozlasmisligindan büyük
bir pay kapan yine ask olmustur bütün direnmisligine ragmen.
Kirli sulara meydan okumaz mi saniyorsun kiyiya vuran baliklar?Tipki
onlar gibi ask da kiyiya vurmustur artik.Ve Kiz Kulesi'nin bekçileri
olan martilar neden kendilerini teker teker birakirlar kuleye çarpan
her dalganin önüne?Martilar gibidir ask da;bize çarpan her dalgada
ölür bizi korumak isterken.Seni tüm safliginla,artik yok olmak üzere
kirlenen askta saklayamazdim.
Ölüm ise hiçbir canlinin karsi koyamadigi bir anlamsizliktir. "Dogal
dengenin gerekliligi" derken anlamsizlastirmisizdir zaten ölümü.Oysa
o tüm esitsizliklere,haksizliklara aldirmadan karsilar her insani
korkunç bir soylulukl****endi yasamina ya da baskalarinin yasamina son
verenler ise artik sasamaz ayarini bozmustur ölümün saatinin.Ve seni
bu düzensizligiyle ölüme teslim edemezdim kendi ellerimle.
simdi bir yanimda ask,bir yanimda ölüm...Ikisi de acimasizliklariyla,
zamansizliklariyla beni beklemekte.Ben,seni seçiyorum,masallarda bile
rastlayamadigim ama su an tüm gerçekligiyle karsimda duran seni.
Yildizlardan ögrensem de duygularinin çiplakligini, ay isigiyla
anlasam da yalnizligin çirpinisini seni senden dinlemek üzere seni
seçiyorum.Askin ve ölümün yalanciliginda senin dogrularinla sana asik
olmadan ve senin için "ölmeden" tasiyorum benim dogrularima seni.
Seni sevgilim degil,bir gün mutlaka bitecek olan askim degil,
GÖKYÜZÜM YAPIYORUM NEREDE OLURSAM OLAYIM SENI HER ZAMAN GÖREBILMEK
iÇiN VE YILDIZLARLA AYI SENiN SAKLAMAN iÇiN

alıntı

--KeDi--
23-12-06, 09:30
... BAŞKA DÜŞTE GÖRÜŞMEK ÜZERE
Başka düşte...bulamayacaksın...bulamadığını bir öncesinde...
tamam bunu öğrendim...
biliyorum ama...en acıtanı ne biliyor musun?...dedi kendi
kendine...!

...hani o gidişleri var ya...sessizce...suskun...

...kırılan sen oldğun halde...kendisiymiş gibi...
hani o
arkasına dahi bakmadan gidişleri...
hani senin "o an" "oracıkta" "ancak" arkasından baka kaldığın...anın
durması için yalvardığın,
tutup ucundan geri çevirmeye çalıştığı an varya,hani yapabilsen o merdiveni, hani yapabilsen o kapıyı,hani yapabilsen o sokağı tutup
ucundan geri çevirmeye canını bile verebileceğin o an...
...o işte en acıtanı o...

...hani o tıpkı elinden düşen en sevdiğin, en güzel "şeyin gibi"...hani o
tıpkı tutamadığın gibi...hani o tıpkı tüm gidenlerde yaşadığın gibi...
hani o bir ince sızı var ya içe içe akan...hah işte...tam öyle
incecik...yırtarak kayan...düşen
kanatan...acıtan...tutamadığın...parçalanan.. .tuzla buz olan...
zamana savrulan...zamanda akıp giden...hani o zamanla çatıştığın
ama zaman içinde yok olmayan herkesin inandığı o kocaman...
"zaman her şeyin ilacıdır" yalanı...
bunun bir yalan olduğunu tekrardan hatırladığın an...
ve kendini kandırmaya başladığın an...
istemeye istemeye inanmaya başladığın an...
...o işte...en acıtanı o...

...ama senin orada olduğunu hep bildiğin...
...ama senin hep hissettiğin...
...ama bir dahası olmayan...
...ama zaten hiç senin olmayan...
...ama senin hep bildiğin...
...ama senin hep hissetiğin...
...ama bir daha sana geri gelmeyecek olan...
...ama buna rağmen
...gelmeyeceğini bile bile senin beklediğin...
...o işte...en acıtanı o...

...sonra o kocaman kocaman, akıp gitmek bilmeyen zaman...
...o durduramadığın an'ın karmaşası tezatlığı...
...kördüğüm oluşu...
...o "acabalarla"."keşkelerle" dolu soruların...
...içindeki kısır döngülerin...
...ve o an...
...hiç bir şey yapamamanın çaresizliği
...o işte...en acıtanı o...

...belki de sadece çaresizliğin...

. ..çaresizliğim...lütfen beni artık acıtma...!

ALINTI

--KeDi--
23-12-06, 17:50
Yasa büründü tüm geceler. Gök kubbe, yıldızlı ihtişamıyla çöktü aşkımın üstüne, aşkın içinde biçare ruhum enkazında kaldı. Senin varlığınla kurduğum ne kadar toz pembe hayal varsa, üzerine siyah boya kutusu ters gelmişçesine siyaha boyandı. Bir an kaçmayı denedim buralardan, sensizlik alıştığım bir durumdu, sensizliğimde hayalin bir avuntu. Şimdi annesinin en sevdiği vazoyu kırmış bir çocuk gibi suçlu hissediyorum kendimi; seni sevdiğimi söylemekte keşkelerim olmasaydı derken kendi kendime, içim buruluyor. Düşünmeden yapamıyorum; bütün servetlerini ayaklarının altına dökerek sana sahip olmayı düşünen insanlar, sırf kendi egolarını tatmin etmek uğruna her şeyi yapmayı göze alanlar, sana mutluluğu da satın alabilirler mi? Gözlerin cezbedici zenginliğin rengarenk görüntüsüyle boyanır, sen ideallerinden vazgeçip, aşkını üç kuruşa satabilir misin ya da sattırırlar mı? Nasıl canım yanıyor bilemezsin, çakıl taşlarıyla dolu bir alanda top oynarken düşen bir çocuğun derisi yüzülen diz kapağından akan kan gibi yüreğim kanıyor. Yakamozlu gecelerde bir başka hayal ederdim seni, yakamozlu geceler bile şaşkın halime, hayallerim siyahı kadife gibi emdi, korkularım aydınlığa kavuştu, bu gece yarısı sabah olmak bilmez. Olsa ne değişir ki sevgili, sensiz olan her sabah sensizliğin üstüne doğan her güneş, ay benim için.

Başlamadan son bulacak sanırım bu aşk hikayesi... Tamamlanamamış bir beste, yarım kalmış bir şiir gibi olmasından iyidir sevgili, başlamadan bitmesi belki her ikimiz içinde en hayırlısıdır. Bunları ben söylüyorum. Savaşmadan yenilgiyi kabul etmeyen bir adamdım halbuki, maneviyatın maddiyata yenilmesine izin vermezdim ben, bana ne oldu böyle bilemiyorum. Bu belirsizlik her geçen gün, yüreğimde daha da şiddetlenen fırtınanın benden bir şeyleri koparıp götürmesine sebep oluyor. Senden, varlığından, gerçekliğinden ve beni hayata bağlayıp, hayallerde seni yaşamamı sağlayan bakışlarından birazcık cesaret alsam belirsizliğe sebep olan bulutları, karanlık dünyanın üstüne güneş gibi doğan o gülüşünle dağıtsan, canımı bile ortaya koyarak savaşacağım ama yoksun işte ve yaşananlardan bihabersin. Şu an yorgun bedeninle masum bir çocuk gibi, melekler gibi uykudasındır, rüya görüyorsun belki de, merak ediyorum sevgili, sende rüyalarında yer veriyor musun naçiz siluetime, sende sevmelerinin en yücesini, aşkların en temizini yaşıyor musun? Seninle yalnız kaldığım o an söyleyebilseydim seni sevdiğimi, sonunun yıkım olacağını bile bile söyleseydim, şimdi böylesine seni kaybetmekten korkuyor olmazdım sevgili. Düşlerime giriyor kaç zamandır; ellerinde paradan oraklarıyla yüreğimde aşkının can suyuyla yeşeren sarı saçlı başaklarındaki her tanesinde aşkımızı gösteren ekinlerimizi yoluyorlar, ikimizi karşılıklı bağlayıp; sıcaklığını bile bilmediğim o pamuk ellerine tütünden bulaşan kolaları alıp gözlerime sürüyorlar, resmen seni bir daha görmemen için gözlerimi dağlıyorlar sevgili.

Ben seni olduğun gibi seviyorum, bu insanlarsa bedenini, ruhunu bir eşya misali satın almak için çaba sarfediyor, bunları gördükçe canım acıyor, tüm bu yaşananlardan habersiz olduğunu düşündükçe, boğazıma düğümlenen ne kadar asi kelime varsa haykırmak istiyorum. Senin ağırlığınca altın verebilirler. Ya ben? Kalbimi, yüreğimin sınırlarına sığmayıp beni biçare eden aşkımı, sana hasret sevgimi verebilirim şu an ki sefaletimle...Seni koluna takıp bir süs eşyası gibi taşımayı düşünen bu zenginler gibi paraya boğamam belki ama sevgiye doymanı, aşkla sarhoş olmanı, aşk ateşiyle yanmanı sağlayabileceğim gibi o ateşte seninle yanmayı göze alırım sevgili.

Yoruldum, biliyor musun? Zemheri ayazında kalmışçasına üşüyorum sensizliğimde... Bir tarafım para değer vermeyeceğini söylüyor, bir tarafımda fırtınalar koparıyor isimsiz korkularım ve sen hiç birini bilmiyorsun. Dayanması en güç acı bu; evladını yitirmiş bir anne gibi feryat edesim geliyor içimden, acısını yüreğine gömen bir baba gibi sessizce ağlıyorum, damla damla sen düşüyorsun gözlerimden, incinirsin diye korkuyorum.

Meydan okurum tek başıma,
Kuşatılsa, aşkımı barındıran yüreğim,
Kafa tutarım tüm dünyaya,
Ölüm gelse keskin kılıcıyla üzerime,
Güler geçerim, sen yanımda oldukça,

Kalemimden kan damlıyor sanki sensizliğimde seni ölümsüzleştirdiğim şiirlerdeki kelimeler ok olup yüreğime saplanıyor yokluğunda ve ben seni öylesine çok özledim ki, ne zaman özlemimi yazmaya kalksam kelimeler kifayetsizleşiyor. Tıpkı sensiz hayatın kifayetsizleştiği gibi.

Hayallere bakarsan sevgili; zaman vuslata beş varı gösteriyor, gerçeklere bakarsan vuslatımız imkânsızlaşıp, aşkımız efsaneleşiyor ve şu an ben sensizliğimde; hayalinle, yalnızlığımla, aşkımla gece yarılarının zifiriliğini yaşıyorum. Bir hücrede mahkum nasıl hasretse güneşe, bende gerçekliğine öyle hasretim sevgili. Ne olur gittiğin o uzun yollardan geri dön ve seni göreyim gün yüzüyle, daha fazla sensizliğe dayanamayacak bu yürek...

Dayanamıyorum, yüreğime gömmek istemiyorum seni, gerçekliğinin başka birine ait olduğunu ve kendini onlara sunduğunu düşünmek istemiyorum. Eğer ki maddiyatı seçerse o yüreğin, işte yıkım o an olur benim için, o an aşkın enkazının altından cesedim çıkar, yatalak olur biçare ruhum, sensizliğimde değil ama bir eşya değerinde başka birine aidiyetinde ben, sen var oldukça yok olurum sevgili. Sessiz feryatlarımı duy gece yarısı, ikimizde uyanığız bak, rüzgar kokunu getiriyor bana, çığlıklarımı da sana getirsin ve yağmur yağsın yarın sevgili, belki o yağmurla bana gelirsin. Seni seviyorum.




alıntıdır...

--KeDi--
23-12-06, 23:09
Belkide kaleme aldığım son satırlar bunlar. Sen şu an neredesin ve kim bilir kiminlesin diye sormadan gidiyorum. Sormuyorum ve bir daha sormayacağım. Sessiz sedasız birkaç satır karalayacağım ve gideceğim.

Biliyor musun; gitmek senin kadar güzelmiş yeni anladım…

Şu anda her zaman, her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor. Sensiz, damlaların cama vuruşunun bile tadı yok. Tamam itiraf ediyorum; sensiz İstanbul’un bile tadı yok. O boğazın kokusunu, dalgaların kayaları dövüşünü, soğuğunu, sıcağını, her an değişen havasını sevişim aşktan mıydı ki?

Yağmur yağıyor ve ben, sensiz bu güzellik bana haram diye bağırıyorum avazım çıktığınca. Gecenin en sessiz ve en bana ait olan saatleri.

Düşünüyorum da bu saatlerde nefes almaya başlamıştım ilkin. Biz zoru başarmıştık seninle, bir araya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta suskunlukları buluşturmuştuk birlikte. Güneş üstümüze doğuyordu. Biz kuş seslerini keyifle dinliyorduk…

Aşkı aramıyordum ki ben. Sen ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk ki. Ama bulduk birbirimizi. Bulduktan sonra başladı kendimizi aramalarımız. Yok olmayı düşünen ben, senin için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda, sayfaların ortasında bulmuştum.

Ama sen……

Sen yaşamın içindeydin. Sana güzel sözler söylemek istedim hep. Kelimeleri süsleyip süsleyip sunmak istedim sana. Ama tek kelime çıktı hep dilimden. “Gelincik”… Bildiğim en güzel şeydi, sense hayatta tanıdığım en güzel şeydin…

“Bunları anı olsun diye yaşamadık.” Ateşe de yağmura da, uçmak istediğimiz için uçtuk. Öleceğimizi bilerek değil, öleceğimizi düşünmeden, istediğimiz için uçtuk. Ben ateştim, sense deli bir yağmur…

Neyse biliyorum ki senin sonun yok ama artık ben gidiyorum. Çünkü her sorunun karşılığı, hayat böyle diyerek de verilebiliyor.

Çünkü…

Çünkü ben aşığım hala.

İşte Gidiyorum…

Bir kaçış değil bu, yalanı yaşamaktansa bize bırakılan son şansı kullanıyorum belki de.

Kim bilir?…

--KeDi--
23-12-06, 23:10
Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni... Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı...

Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok özledim ki; Meğer hiç bir kucak seninki kadar sıcak değilmiş, hiçbir acı senin yokluğuna bedel değilmiş. Hiç ama hiçbir hasret senin özlemin kadar yakmazmış içimi.

En acısı, dost bildiklerim, yâr seçtiklerim toplanıp bir araya gelseler, senin çeyreğin bile edemezmiş. Bilsen ne zor bunları itiraf etmek kendime ve sana... Gurbet bile gururumu söndüremedi. Hâlâ gururlu, şımarık, kucuk kızınim. Hayır, hayır yavrunum. 'Ben artık bir genç kızım, başkalarının yanında bana yavrum deme.' derken bile böyle düşünüyordum inan. Şimdi içten bir seslenişine, Yavrum! hitabına öyle ihtiyacım var ki...

Hatırlıyor musun? İlk yürümeye başladığım anları anlatırken ellerimi bırakmadığın için sana kızdığımı, hırslandığımı ve bir an önce yürümek istediğimi söylerdin. Şimdi sakın bırakma ellerimi, anneciğim. Evimizin yumuşak halıları değil yürüdüğüm yollar, bir düşersem halim yaman. Ellerini, sevgini, duanı, desteğini ve sıcağını hiç esirgeme benden.

Hani küçükken en çok kimi seviyorsun diye sıkıştırıp dururdum seni. Ağzından "Seni!" cevabını alana kadar bırakmazdım eteklerini... Seni abimden, babamdan ve ablalarımdan kıskanırdım. Hâlâ büyüyemedim, hem şimdi daha çok kıskanıyorum. İçindeki sevgiyi ve gözlerindeki derin şefkati yalnız benim için sakla...

Ama yapamazsın degil mi? Ana yüreği dayanmaz... Senin sevgin hepimize yeter, ana olunca ben de anlarım değil mi? Aslında en çok bu huyunu seviyorum. Adaletini ve yufka yürekliliğini, anne şefkatini... Fakat hâlâ babam işe giderken boşalan yatağını en çok benim hak ettiğimi düşünüyorum.

Seni öyle özledim ki!..

Şu bilmem kim tarafından icat edilen telefon bile dindirmiyor içimdeki hasreti. Gurbetin yağmurları, söndürmeye yetmiyor içimde büyüyen ateşi... Beni buralara yollarken, "Daha güçlü ol!" diyordun ya, sana kavuşunca öyle bir sarılacağım ki, gücüme şaşacaksın. Sevgimin gücünü sen de anlayacaksın.

Yılların yükünü çekmiş, yorgun ama dimdik omuzlarını özledim.

Dolaplarımı düzenlerken, eşyalarıma bakıp bakıp ağladığın duyuyorum. Yahut arkadaşlarımla konuşurken gözlerinin dolduğunu... İçim acıyor ama bilsen nasıl seviniyorum. Yokluğuma alışamamış olman, mest ediyor beni...

Puslu gözlüm, dert ortağım! İnan içim içimi yiyiyor, ya bitmezse gurbet geceleri, ya geçmezse hasret saatleri, ya vuslat ateşiyle bindiğim mavi tren getirmezse beni... Uzar da yollar kavuşamazsam sana, ya özlem alışkanlık olur da unutursan beni.

Ama beni unutmaman için hep dağınık bırakacağım odamı. Söylene söylene toplarken, yine gözyaşların ıslatacak eşyalarımı. Babam yine dalga geçecek, anlatacak bir bir ağladığını. Ya ben...

Arkadaşlarım çınlatacak odamın duvarlarını, hep anne kokan ilâhilerle... Güçlü ol demiştin ya, ben de yorganı çekmeden başıma hiç ama hiç ağlamayacağım. Ama sonra, Allah ne verdiyse...

Anneciğim! Gözyaşlarım söndüremez içimde yanan ateşi... Çünkü yokluğun, bilmem kaç nüfuslu şu kocaman şehirde kendini yapayalnız hissetmek gibi, imkânsız bir şeyi diz çöküp de Yaradan'dan dilemek gibi.. En azaplı günahlardan sonra sızlayan vicdanım gibi...

Gül kokulum, puslu gözlüm!

Sakin sensiz, sevgisiz ve duasız bırakma beni..

--KeDi--
23-12-06, 23:11
Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla...
Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa......
Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?

Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum...

ben senden uzaktayım sevgili,
çok özledim sıcak tenini,
bir gün dönecek misin geri,
yoksa ben mi gelip alayım seni,
sevgili;
sen benim yüreğimsin,
ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
seni asla affetmeyeceğim bilirsin....
of ne zordu bu aşk(!)
seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
aşk değil bu bir sürgün,kaçak
sakın arkaya dönme,
sakın sakın,
çünkü o an anlayacaksın
sana olan sevgimi,
seni seviyorum....

alıntı

--KeDi--
24-12-06, 13:50
Hüzünler...
Düşüncelerimin en ağır yolculuğu onlar..

"Hep hakim olurlar bedenime,yüreğimin en can alıcı noktasına yerleşirler..Zarar verirler düşlerime,umularında bile olmaz..Sadece sıcak nefesini solurlar yüzüme bencilce.."

Hüzünler...
Linç ediyor yüreğimi konuştukça..
Konuştukça,düşlerim karanlıkta yüzer usulca...

Susacaksın...
Yutkunacaksın...
Ama konuşmayacaksın…

"Seni ve beni düşlerin ipine asıyorum..Düş’üp kırılacaksa eğer,bu uğurda kırılıp parçalansın her şey …Şunu bil artık..Konuşamıyorum hüznümün karşısında..Gözlerimde maziye çalan yaşlar birikti..Bu nem yavaş yavaş çürütüyor seni ve beni.."

Sana bir kelime daha sunamıyorum..
Boğazıma ilmek ilmek dokunan hep aynı his,aynı hüznün siması ve aynı hüznün bitik yüzü..
Bırak artık..
Bırak ki!
Hüznün girdabında esir kalsın yüreğim ..


Suskunluğumu kusmak istiyorum ..
Haykırırcasına bir suskunluk içimdeki..
Bağırdıkça ses çıkmıyor,ses çıkmadıkça bağırıyorum..
Gözlerimden birkaç damla daha düşüyor..
Düşüyor...
Düştükçe ölüyor..
Cesetleri ise hala sıcak koynumda..
Baksana..
Dokunsana..
Yeter artık,yeter...!
Konuşsana...!


alıntı

--KeDi--
25-12-06, 16:01
İçim öyle acıyor ki koca bir boşluk yüreğimde yokluğun. Karanlıkların kapladığı yollarında kaybolmuşum. Nefes almak güç,yaşamak anlamsız, sensizlik dipsiz bir uçurum. Bense uçurumundan aşağı ümitsizce düşüyorum.

Şimdi, benden çok uzaklardasın sevginin ve umudun bittiği yerde, senin bitip sensizliğin başladığı yerde. Karanlıkta karalanıyor aydınlık yüzün, gitgide sen de yok oluyorsun yüreğinde.

Yüreğim bilmiyor ne hissettiğini. Elveda bile demeden çekip gidişinin sebebini soramıyor kimselere. Hasret rüzgarlarıyla ürperiyor içim, özlemin sel olup akıyor yüreğime. Dudaklarım da bir mühür söyleyemiyorum soranlara gözyaşlarımın nedenini.

Şimdi, sokaklarda esen başıboş rüzgarlar gibi sessiz ve durgunum. Ah keşke o rüzgarların getirdiği sıkıntıyı hiç duymasam, hep mutlu duygularla dolaşsam, kalbimin üzerindeki ağırlığı alıp gotürse şu rüzgarlar. Hafiflesem. Acıyla çarpmasa yüreğim,ayrılığın acısı kalbime vurmasa, gözlerim yaşlarla dolmasa...

Mutluluğum, göç eden bir kırlangıcın kanadında çok uzaklara gitti. Dönmesini bekleyemeyecek kadar yorgunum. Eğer bir gün dönerse tek umudum, gerçekten sevenlere miras kalsın mutluluğum...

--KeDi--
27-12-06, 08:30
Ellerimin arasından kayıp gidiyor hayat....
Kendimi avutmak için bulduğum herşey bir süre sonra anlamsız geliyor....
Birşeyler biterken yanı başında neyle avuna bilir ki insan...
Kendimce oyunlar buluyor,sıkılıyorum bir süre sonra,kitaplar hiçbirşey anlatmıyor yada kendimi dinlemek canımı sıkmaktan başka birşeye yaramıyor....
Sense bir yerlerde kendine duvarlar örüyorsun....
Biliyorum ki ne kadar ararsam arayayım yanına gelebiliceğim bile kapı bulamayacağım...
Kendine duvarlar örüyor ve bizi dışarıya bırakıyorsun...
Olsun diyorum, ördüğün duvarları maviye boyuyorum....
Çiçekler ekiyorum dibine,büyümüyorlar...
Mavilerim soluyor,sen susuyorsun...ben ölüyorum...
Kendime yalanlar uyduruyorum,kendim bile inanmıyorum....
Oyunlar buluyorum sıkılıyorum durmaksızın birşeyler bitiyor içimde...
Sana sorduğum soruların hiçbir cevabı yok aslında duymayı beklediğim...
Sadece sesini özlediğimden... ellerimin arasından kayıp gidiyorumkendim bile tutamıyorum kendimi....
Ama olsun ben sana elimi uzatıyorum kurtar diye değil,sadece dokunmayı özlediğimden sana....

Senden başka bir nedenim yok....
Senden başka bir isteğim yok...
Senden başka hiçbirşeyim yok...

SENİ SEVİYORUM...

Duy diye değil....
Sadece kendime hatırlatmak için söylüyorum...

--KeDi--
27-12-06, 15:26
Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar oLduğunu fark edeceksiniz...
Sokağa fırLıyacaksınız.. sokakLar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geLdiği gibi...
Ne deniz mavisi açacak içinizi, ne pırıL pırıL gökyüzü...
Kendinizi ta$ıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kayboLacak kadar küçüLeceksiniz...
BiriLeri size bir$eyLer anLatacak durmadan...
''ÖnemLi oLan sağLık''
''Yasamak güzeL''
Bo$ver, her$eyi unutuLur''
Siz hiç birini duymayacaksınız...
Gözya$Larınızdan etrafı göremeyecek haLe geLeceksiniz...
O'ndan öLmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra koLLarında öLmek isteyecek kadar çok seveceksiniz...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz...
''öLüme çare buLunur'' ya da'' yarın kıyamet kopacakmı$'' deseLer ba$ınızı kaLdırıp 'Ne Dedin'' Diye sormuyacaksınız...
YaLnız kaLmak isteyeceksiniz...
hemde kaLabaLıkLarın arasında kayboLmek... İkisi de yetmeyecek...
Geçmi$i dü$üneceksiniz... Neredeyse dakika dakika ama kötüLere atLayarak...
OnunLa geçtiğiniz yerLerden geçmek isteyeceksiniz, Gittiğiniz yerLere gitmek...
Bu size hiç iyi geLmeyecek... Ama biLe biLe yapacaksınız...
Biri size içinizdeki acıyı atabiLeceğini söyLese, kaçacaksınız...
AsLında kurtuLmak istediğiniz haLde, o acıyı ya$amak için direneceksiniz...
Hayatınızın geri kaLanını on u dü$ünerek geçirmek isteyeceksiniz...
Aksini iddaa edenLerden nefret edeceksiniz...
Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamıyacaksınız...
Hiç bir $ey oyaLıyamıyacak sizi iLaçLara sığınacaksınız...
Bir kaç saati kafanızda buLandıran ama asLa onu unutturmayan
Sadece bir müddet buzLu bir camın arkasından seyrettiren...
Bütün $arkıLar sizin için yazıLmı$ gibi geLecek...
Boğazınız düğümLenecek, dinLeyemeyeceksiniz...
Uyumak zor, uyanmak koLay oLacak, sabahi ipLe çekeceksiniz...
Bazen de '' hiç güne$ doğmasa'' diyeceksiniz...
Ner geceLer rahatLatacak, sizi Ne gündüzLer
ÖLmeyi isteyip, öLemiyeceksiniz...
BeLki çivi çiviyi söker diye can havLiyLe önünüze çikana sarıLmak isteyeceksiniz. NafiLe...
Dü$üncesi biLe tahammüL ediLemez geLecek...
RüyaLar göreceksiniz gerçek oLmasını istediğiniz...
Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söyLediğinizi fark edeceksiniz...
TeLefonun çaLmasını bekLeyeceksiniz...
Aramayacağını biLe biLe...
Her çaLdığında yüreğiniz agziniza geLecek...

--KeDi--
27-12-06, 15:50
Biliyor musun?

Yüreğime iyilik yağmurları yağdırmayı bırakalı çok oldu... Mevsimim artık hüzün...

Şimdi acılar biriktiriyorum...

Hiç anlatamadığımı ve anlayamadığımı sandın; oysa her sessizliğim yaşama dair ve bize dairdi benim...

Keşke, anlamak isteseydin yüreğini açıp!...

Gözlerime hiçbir zaman yalan konuşturmayı beceremedim, yüreğimin aynasıydı onlar, olduğu gibi yansıttılardı hislerimi...

Sana bir kez olsun yalan bakmadım...

Yalan konuşturamadım yüreğimi...

Yada yalan şarkılar söyletemedim...

Şimdilerde, gözlerim artık suskun birisiyle aynı dili konuşmuyorsan, susacaksın!...

Ben bunu bilirim...

Sana karşı duygularım sözlerden nice olduğu için susmaya karar verdim!...

Artık susuyorum!...

--KeDi--
27-12-06, 15:51
Bu senin son gidişin miydi sevgili..?


Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye, bu da onlardan biri miydi..?

Uzun zaman oldu bu sefer, söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...?

Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...

Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor, herkes hep bir ağızdan, dalga geçer gibi, “çanak çömlek patladı” diyor,bense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma, kaldığım yerden seni aramaya başlamak için.

Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor, içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar, kimleri çağırıyorsun yanına..?

Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan, seni içmeden sarhoş eden ve güldüren, hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir kadının teninde istemeyerek bıraktığın acıları.

Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini, yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın, dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya, başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..?

Bu son gidişin miydi, anlayamadım sevgili..Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde, parmakların telefona gider, arar ve kusardın ya, dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını..hani bir tek ben anlardım ya, senin bu ani çıkışlarını, serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini..hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de, sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların..

Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim, bu senin son gidişin miydi sevgili, anlayamadım...

Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin..Umuduma, çılgınlığıma ve kadınlığımın senin yanındayken güzelleştiğine inanırken, yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..

Sana karışıp, yüreğine akmama izin verip, beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin, midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına, gittin..Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız, en karanlık ve en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin, gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit, bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O “seni çok seviyorum” diye haykırdığın nadir zamanlarda bile, bunu söyleyen sen değil, senin geçmiş bir sonbahar’da bıraktığın, sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi.

Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi seviyorsun... Bense balonlar patlatmayı, uçurtmalar uçurmayı ve yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını seviyorsun..bense, korkularımın üzerine gitmeyi, savaşmayı ve hatta gülmeyi kaybederken bile...

Artık biliyorum, bu senin son gidişindi sevgili ve benim son bekleyişim, son vazgeçişim sevdandan...

Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Ben; sana olan kırgınlığımı, yokluğunu, özlemini, umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. Ben senin artık beni unutan, merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..?

Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen, ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni, hiç özlemedin, gözlerin hiç uzaklara dalmadı, belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili, ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun, beni unutacak kadar da korkusuz ol. Özleme, yolunu yolumdan geçirme, sesime düşme, salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama, rakının yanında anma adımı..

Ayrılığın hakkını ver. Çünkü bunu sen istedin..

--KeDi--
27-12-06, 15:51
Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun., bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.

İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.

Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.

Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.

Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana ‘’ seni seviyorum ‘’ demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.

Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.

O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum.

Duydun değil mi?

Seni seviyorum.

--KeDi--
27-12-06, 15:53
seni hala sevdiğimi söylesem... Gözlerini özlediğimi... Nefesini özlediğimi...

Günesin doğuşuna ve batısına şahitlik ettiğimiz günleri özlediğimi...

İçimde büyük bir boşluk var o günden beri. Hani hatırlarsın beraber oturup denizi izlerken geleceğimizin olmadığından bahsettiğimiz o günden beri. Aklımda hala o an var.

Gelecekteki eşinin şimdiden çok kıskandığımı söylemiştim sana hatırlıyor musun? Hala aynı duyguları taşıyorum.Senin için neyim bilmiyorum ama; Sen benim diğer yarımsın.Sensiz büyük bir boşluktayım. Her tarafında sen olan büyük bir boşlukta nereye baksam sen varsın.

Seni görmemek için gözlerimi sımsıkı kapatmamda yine sen varsın karanlıkların içinde. Nefes aldığımda ciğerlerime sen doluyorsun. Seni düşündüğüm zamanlarda gözlerimden akan göz yaşlarım değil sensin damla damla ve sana olan büyük aşkım…

Ne kadar kalbimden sokup atmaya çalış samda olmuyor. Köklerini kestikçe daha da sıkı tutunuyorsun kalbime.

Unutamıyorum anla işte.

Bir kadın...

Sonumuzun ne olacağını asla bilemediğim, uğruna her şeyden vazgeçebileceğim...

Gözlerinde kaybolmak istiyorum. Sonsuzluğa karışmak...

Sarılmak istiyorum sana sımsıkı.

Yanımda olmanı istiyorum sonsuza kadar.

Bunlar için çok geç kaldım değil mi?

Farklı limanlara demirledik. Farklı rüzgarlar dolduruyor artık yelkenlerimizi ve farklı rotalardayız artık....

hasankabze
27-12-06, 20:36
ihanet üzerine olan mektup bana uyuyo:) mektuplar çok güzel

--KeDi--
28-12-06, 18:20
Her gece bir kervan geçer ömrümden, başımı secdeye koyduğum yöne doğru. Her gece beklerim onu, elimde çıkınım. En Sevgili'nin kervanıdır, bilirim. Yârenler Yâri'nin denklerini taşır katarlar. Kardelen tohumu oldum, kolladım zamanı bilmem kaç bin gece. Zamanı kolladım, kum saatinin en üstündeki kum taneciği gibi. Zamandan geçip an olabilmek için... O an, ayağının bastığı olabilmek için yaratılmışların arasında. Sen'i arıyorum Ey Sevgili! Gözümün iliştiği, düşüncemin geçtiği, yüreğimin eriştiği her yerde, Sen'i arıyorum. İkliminde bestelenmiş her notada, vuslatına göçen kervanının izlerini haritalaştırıyorum özlem coğrafyalarında. Yedi iklim tam yedi bahar, gözlerimde güneşin rengi. Adı konmamış diyarlarda bile ararım Sen'i. Bu arayış; bazen güneşlerin çarpışmasıdır debdebeli. Bazen küçük bir derenin en durgun yerinde, kıyısında su içen karıncanın ayaklarını ıslatması oluverir köpük dalgacıklarıyla. O kadar naif, tılsımlı bir o kadar da... Bebeklerin avuçlarındaydın Sen. Fırtınada ve sonrasındaki dingin havada söylenir adın. mekân bin kuyu.Bastığım taşlardan silinmiş, sularda şimdi ayak izim. Suyun sırrını ateşe sormalı, ateşin sırrını pervaneye. Ya pervanenin sırrı? Dönmek olsa gerek, hep Sana dönmek. Yıldızlar, güneşler gibi döne döne yanmak. An döner, ömür döner, âlem döner... Her şey olursa, durmaz başım dâim döner. Dillerde adın gibi döner. Ellerimi açmışım Rahman'a, Sen'i arıyorum ey Sevgili. Sen'i arıyorum... Menekşe yaprağında meltem olur nefesim Sen'i söylerken. Kelebeğin kanadına nakşedilmiş rengarenk toz gibi serpilir Sen'i aradığım geceler ömrüme. Yıldızların geçtiği çizgide koşuyorum, ben bir karınca... Yeşil kuşlara bakarak koştum hep asumanda. Onlara özendim; kanatlarını açtılar onlar, ben yanık ellerimi. Takıldım çölde Sen'i özleyen kuşun peşine. Kafdağı dedim... Efsanelerdeki sevda ülkesinde bulmaktı hayalim efsununu. Ey Yâr! Sen'in diyârında bülbül, ikliminde açan gonca olabilmek hulyasıyla gözyaşlarımda dualarımı, dualarımda hep Sen'i istedim. neredesin?... Bir yağmur taneciğiydin düşen alnıma, kırk değil kırkbin ikindide. "Sen!" deyip yürüdüğüm yollarda saçlarım, omuzlarım, bir de yüreğim ıslandı çağlar ötesinden türkünü söyleyen sağanaklarda. "Yıldızların arasındaydı sanki gözlerinin ışıltıları, en parlak yıldızdı. Gökler ötesinde aradım hep tebessümünü. Ve nihayet, solunmuş bir nefesten de yakın, bir yürek atımlık benden de ben... Ve Gökçen bir bakışta buldum Sen'i... Ne Ankâ kaldı gözümde, ne korktum Kafdağı'ndan. İnsan dünyaya bir kere gelir. Öyleyse, yaşamamış olmalıyım bunca zaman. Her şeyim O'na ayak uyduruyordu, kalbimin tıp tıpları bile... Ne var ki; hazan kıskandı gülleri. Yaprakları savurdu Karayel. Büktü boynunu kardelen. Bana mevsim yine sonbahar... İmbatın estiği memleketteyim, üşüyorum. Şimdi ne Sen varsın En Sevgili, ne de Sen'i görür gibi olduğum cennet rengi. Kervan, katarlarını toplar oldu bu diyardan. Her şeye rağmen, hiç tükenmedi yüreğimin orta yerindeki ümit. Ateş böceği aydınlığıyla düştüm kör karanlıktaki yollara. Kör ufkunda vuslat çırağı bir ümid. Aradığım yine Sen!...

--KeDi--
28-12-06, 18:21
Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları... Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var."

Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var.

Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.

Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum...

--KeDi--
29-12-06, 15:59
Dağınık bıraktım, seni; yatağı. Bil ki kendimi de dağıtıp çıktım sen(lilik)ten...

Ben varsam, düzen olmayacaktı orda. Açtığın kucağa geldim, ki kucağın hiç kapanmamıştı...

Sıcağına hasret, serap misali düştüm kuytularına...
Karanlığı, sessizliği sevmedim.

Bencillik ettim, bencil olmayı sen sevdirdin. Ben, sen'de hep "bencil"dim... Anlamadın mı?!

Karanlıktan kork istedim.
Kork ki daha çok yaklaşasın gözlerime, kollanmayı sevdirdim sana,verdiğim sıcaklığımla...
Üşüme! İstediğin an, senindir sıcaklığım... Ayrılma iklimlerimden, yeter.

Üşü istedim, evet!
Üşüdükçe bul izlerimi; ulaş bana! Her seferinde karanlık olsun, soğuk olsun...
Yaklaş, daha da fazla...

Ne kadar üşümeni istediysem o kadar çektin soğuk iklimlere, habersiz kaldım kendimden...

Ne kadar kork istediysem, o kadar korkuttun "kırıkların"la canıma kastla...

Ne kadar aşıksan, o kadar gözü kara oldun...

Evet, dağıttım!

Bunu, bana sen yaptırdın.

"Bitir beni!" dedin,

Bitirmekteyim...


Ben, sen ne istediysen "hep" onu yaptım...


aLıntı ..

--KeDi--
30-12-06, 11:17
Hep isterdim de tahmin etmezdim sana kavuşmanın bu kadar güzel olduğunu,
hatta aşkımızın imkansızlığı öyle sarmıştı etrafımı. Sanki bedenimde dinmek bilmeyen bir yara şerha , şerha kanamaya devam ediyordu yıllardır…

Öyle ki çoğu zaman nefes aldığımı, yaşadığımı hissetmiyor, yediğim aştan , içtiğim sudan tat alamıyordum. Senden başka hiç bir şeyi düşünemiyordum yanımda kim olursa olsun, hayatımdaki şeklin ne olursa olsun hep benim sevgilim olmanı istiyordum. Seninle sarılıp bir kerecik birlikte uyumak için neleri feda etmezdim, her gece rüyamda, gündüzleri hayalimde her daim sen vardın…

Telefonda sesini duyduğumda içim titriyor,kalp atışlarım hızlanıyor, sevgimi haykıracak tüm sözcükler dilimin ucuna değin geliyor ve çıkmak için bir tek ışık bekliyordu…

Öyle şeyler yaşadık ki , birbirimizi hiç istemediğimiz halde öylesine yıprattık, öylesine üzdük, yaraladık kimi zaman bile isteye kırdık kalplerimizi…Lakin ikimizden birine dışardan geldiğinde bu darbeler işte o zaman en kral şövalye, en güçlü savaşçı olup çıkıyorduk,onlara karşı… Çünkü biz bir birimizi çok seviyorduk, dosttuk, kankaydık hani , yasaklanan aşkımıza giydirdiğimiz elbisenin adı buydu “ Biz Kankayız “ Gerçi o da var ya ben hep güzel ve uzun sevdaların, aşkların önce dost olmaktan, iyi arkadaş olmaktan geçtiğine inanırdım, biz onu başardık ama aşkımızın aralanmış kapısını geç açtık.. Geç oldu ama inan hiç güç olmayacak meleğim, hiç pişman olmayacaksın…

Bile isteye hep başkalarıyla paylaştık birbirimizi “ Bak dostum bu sevgilim ……… “ demesek de benzeri bir çok boş şey ile kıskandık, kıskandırdık…
Öyle zordu ki seni bir başkasının yanında görmek, benim yüreğimde, onun yanında olduğunu bilmek öyle zordu ki yaşadığım son 5yılı hayatımdan cımbızla çekip almak istedim çoğu kez, ama öyle ya eğer o 5yılı yaşamasam o acıları yaşamazdık ama olmasa o bana 5asır gelen koca 5 yıl, seni de tanıyamazdım…

Ama gördüler işte ne yaparsak yapalım gizleyemedik sevgimizi, ne yapılırsa yapılsın sonunda aştık tüm engelleri…

Bilseydim o seni kırmaktan korkarak sakındığım usul öpücükle binlerce kıvılcımın alevleneceğini hiç beklemezdim…

Demem o ki sevgilim bugüne dek neler yaşadıksa yaşadık, bundan sonra sadece “BİZ” varız…Ben sana söz veriyorum Melekler şahidim olsun ki bundan böyle ölene dek hayatımda sadece Sen ve Ailelerimiz olacak. Sadece senin için yaşayacağım, sadece ikimiz için yorulacağım, gözleri, saçları sana benzeyen senin kadar sevgi dolu bir kızımız, yada Barış amcaları , doğrusu barış dedeleri gibi insan sevdalısı mert,cesur ve İnsan bir oğlumuz olmasını öyle istiyorum ki….

Şöyle bir düşündüm de “Can Tanem” sen benim neyimsin, neler yaşadık, Allah muhafaza bir gün bir delilik edip senden vazgeçmeyi düşünür müyüm ? gibi bir çok soru sordum kendime, ama inan düşünmesi bile güç BİRİCİĞİM çünkü sen çoktan benim Canım olmuşsun, sen ben de benden çok olmuşsun..
Hani her seviyorum dediğimde inanmaz, gülerdin ya. Hadi yine gül, hem de katıla, katıla aşkım çünkü seni hala ÇOK SEVİYORUM…

Öyle çok şeyler yazmak istiyorum , öylesine anlatmak istiyorum ki sana aşkımı ama nafile çünkü sana seni anlatacak senden daha güzel şeyler gelmiyor aklıma

--KeDi--
30-12-06, 11:18
Bugün..."Sen'li düşlerle dolu uykusuz bir gecenin sabahında
yine sensizliğe uyandım..."


Seninle birlikte olmaya karar verdiğimde edindiğim risklerin farkında değildin.

Geleceğini ve mutluluğunu bir başkasının ellerine teslim etmek, savunmasız kalmayı baştan kabul etmekti senle olmak.

İşte seni böyle seviyordum ben. Sen benim gerçeğimsin uzun zamandır aradığım ama bir oyunun içinde bulduğum gerçeğim.

Seni dışarıya taşırken n’olur bana yardım et. Duygularım karıştı yine…

Güne başlıyorum, henüz ayak izleri ile süslenmemiş şehrim.

Ve işte ilk ayak izleri, tıpkı maviliğini kıskandırırcasına kendini göstermekten çekinmiyor geçmiş günlerimizde ki gibi taptaze bir günde bulacağım seni. Karanlığın hakim olduğu bir cennette yaşıyorduk seninle…

Uzaklardaydın, beni beklemeden gitmiştin ama bunu pek umursamıyordum. Kendimde açıklayamadığım koyu bir sessizlik ve düşlerimde imkansızlıklar yaşanıyordu.

Her uyanışta ölümü düşleyen bir ses ile çağrılıyordum. Yüreğimin yer altı insanları ağlıyordu. Yaşadığım dünyanın nöbetçileriydi çelişkiler.
Onlardan izin almadan dış dünyaya açılan penceremden dışarıya bakamıyordum.

Ve sonra geldi dediler, güneşi getirdi karanlık son buldu dediler.

İnanmadım… yaşamın allak bullak olmuş ve adına rutin dediğim koşuşturmacalarıma devam ettim bir süre daha.

Sonra bir gün penceremden bir ışık demeti girdi odama, çelişki nöbetçilerinin uykuda olduğu bir anda.

O parıldayan ve gözlerimizin sıcaklığa alışamamışlığına sunulan bir avuç ışığı geçmişimden gelen küçük bir çocuk getirdi bana…

Anıları ve düşleri alınmıştı çocuğun… Büyümeye odaklamışlardı beynini, kalbiyle düşünebilme yetisinden mahrum bırakmışlardı uzun bir süre…

Işığı gören gözlerim bir süre kendine gelemedi, işte tüm varlığıyla şimdi ellerimin arasında tutuyordum ve yüreğimden kayıp zamanlarım geçiyordu bir bir…

Kararımı vermiştim… Sana gelecektim…Tüm geçmişteki tüm acılarımı tekrar yaşamam gerekse bile bunu yapacaktım… Hırslarımı, nefretimi, kini ve kıskançlıkları , bir avuç ışıkla birlikte kızgın bir potanın içinde erittim, yüreğimin duvarlarında yankılanan acı ve korku dolu seslere kulaklarımı kapatarak…

İşte karanlık dünyanın o büyük ve aşılmaz denen kapısını açacak anahtar elimdeydi şimdi…

Evet… Çıktım o karanlık, iki yüzlü ve zalim dünyadan… İlk önce renklere alışmaya çalıştım ve her yanımı saran o müthiş ışığa…
Sonra yürümeye başladım ardıma bile bakmadan…

Arıyordum seni… Sanki hiç bulamayacakmış gibi…

Karanlıktan korkmuş bir çocuk misali yüreğim..

Hani uzatsan ellerini...Hani dokunsa parmaklarım dudaklarına...
Yüzümde hissetsem nefesini...

Geçecek gibi herşey..
Son bulacakmış gibi sonsuz çığlıklar...

--KeDi--
01-01-07, 11:10
Ey sevgili bu sana bir isyan değil ağır bir fırtına sonrası bıraktığın hafif esintilerin etkisi bu bende sadece,oysa ne güzel başlamıştı herşey bir rüya gibi dostlara sevmem asla sizin gibi demiştim,ve ben sevmem sözüne yenildim.Seni bir çiçeğin suya muhtaç olduğu gibi sensiz yaşayamayacak kadar sevdim.Gecenin bir yarısı yatağımdan kalkıp yıldızlara bakar senin için dua ederdim.Sen benim göklere uzanan ellerimdin,ve allahtan tek dileğimdin.Yanımda olmadığın zamanlarda gözlerimi kapardım ve senli hayallere dalardım yani seni ozamanda yalnız bırakmazdım.Artık gözlerimi kapamıyorum seni kötü hatırlamak istemiyorum herşeye rağmen sana kıyamıyorum.Sana feryat etmiyorum.Benim yalnızlığımı paylaşan tek şahidim gözyaşlarımı sana yolluyorum.

Ey sevgili ne kazandırdın bana kaybettirdiklerinden başka uçsuz bucaksız bir denizin ortasında ardına bakmadan bırakıp gittin beni bizi denizin derinliklerine gömdün sen,içimdeki seni sen bitirdin.Sen benim nefes alışımdın ve uğrunda sonuna dek savaştım.Ama düşmanım sen olmamalıydın.Senden nefret edemezdim,ve en sonunda bende bu savaşı kaybettim.Başında kaybedeceğime sonunda kaybettim.hep mücadele ettim senin uğrunda ve elimden geleni yaptım diyerek avunuyorum şimdi zaferinden gurur duy en ağır bedeli ödettin bana seni sensiz yaşıyorum artık.

Ey sevgili sadece şunu bil ben seni yağmurlu birgünde tanıdım.Yağmuru çok severdim ve senide işte öyle birgünde sevdim.Hatırlar mısın?beni her yağmur yağışında hatırla demiştim sana,senede birgünde olsa yağmur yağacak ve sen beni senede birgünde olsa hatırlayacaksın.Yağmurlar sana acı,hüzün ve mutsuzluk getirsin.Vefasız sevgili yağmurlar senin doğacak güneş benim olsun.Biliyorumki o güneş birgünde benim için doğacak elveda sana ve acı veren aşkına elveda aşkıma...

--KeDi--
02-01-07, 18:45
Hani bana derdin ya sen ...
YAPRAKSA HAYALLERİN, KURUMAZ...
Dallarım kırıldı...
Nerelerdesin...?


Sen yoksan zaman yok saatler ilerlemiyor artık.
Yokluğun dayanılmaz bir zamansızlık halinde işliyor içime.
Dakikalara bir yılın ağırlığını yüklediğin yetmezmi?
Beklendiğini ve nasıl olsa bekleneceğini bildiğin için gelmiyorsun değilmi?
Çektiğim tarifsiz üzüntüler sana kim bilir nasıl bir tat veriyor.
Yoksa gelirdin.
Böylesine bekletmezdin beni.
Zamanın çıldırtan karanlığına itmezdin beni.
Bir an için olsa unutabileceğimi düşünsen gelirdin elbette.
Ve bir daha ayrılmazdın benden.
Gururun seni unutmama razı olmazdı.
O zaman kendini unutturmak için gururunu bile ayaklar altına alabilirdin.
Oysa şimdi seni unutamadığıma o kadar eminsinki bunları düşünmüyorsun bile.
Bütün istediğin git gide artan bir güçle seni yalnız seni sevmem değilmi?

Yakınlarda biri bir şarkı söylüyor.'Bu bir yalan bu bir ceza.Bu bir talan gönlüm bu bir veda.Aşk değil keza.Ne bir tavır ne bir eda.Savur savrul gönlüm bu son elveda.'Zamansızlığımın ortasına hüzünlü bir ses karışıyor.Belki gelirsin diyorum.Böyle bir şarkı gibi girersin odama.Önceleri inanmam geldiğine.Kapıya doğru şüpheli gözlerle bakarım.Sonra sımsıcak bir heyecan sarar kalbimi.Ne söyleyeceğimi bilmem.Gözlerim gözlerine takılır kalır.Gelir yakınımda bir yere oturursun.
Verdiğin mutluluğun büyüklüğünü anlarsın gözlerinin içi güler.
Sevgiyle uzanır elin tam elimi uzatıp tutacakken yine bir şarkı gibi kaybolursun......
Yok yok.
Bir şarkı gibi gelme.
Hiç bitmeyecekmiş gibi gel hiç gitmeyecekmiş gibi.

Bir gün mutlaka geleceğine inanmak iyi.Bütün bu ümitler güzel.Fakat bir ses var kulaklarımda bana hiç gelmeyeceğini söylüyor.
Gelmek için seni unutmamı bekliyorsan,bu hiç gelmeyeceksin demektir.

Yada çok geç gelmiş olacaksın.Benden apayrı bir ben olacak karşınd****ulaklarım sesini duymayacak.Gözlerim seni görmeyecek.Kokunu ta içimde hissedemeyceğim.Ellerin bir mermer parçasını tutar gibi tutacak ellerimden.Avuçlarımın soğukluğu yüzümdeki çizgilerin derinliği sana o zaman yaşamadığımı söyleyecek.Ne kadar uğraşsanda seni hatırlamayacağım.Camlaşan ve bütün canlılığını yitirmiş gözlerime korkuyla bakacaksın.Çok istediğin halde dudaklarım seni sevdiğimi söyleyemeyecek.Ansızın korkunç bir paniğe kapılacaksın.Kaçmaya alışkın ayakların seni uzaklaştıracak benden.İçindeki yaşama gücü seni alıp çok uzaklara çok Uzaklar a götürecek.Adımın anılmadığı çok uzaklara...


Unutma.
Ben yoksam zamanda yok.
Unutma.
Nasıl sensizliği ben yaratmadıysam,o zaman tadacağın bensizlikte benim eserim olmayacak....

--KeDi--
03-01-07, 08:42
Başaramadım canım.. Başaramadım fedakarlıklarımın altında seni taşımayı..
Üzerime yığılan demir kapıların altında zayıf kaldım..
Kırmızı,sana sadece kırmızı demeliyim. Ben başaramıyorum kırmızı. Hatırlamak dışında bir mucizem yok.Bir şeye inandım.Bir şeye ve sadece bir kere ağlayarak dans ettim.Oysa hayata bağlanmak için ayağa kalkmıştım..
Elini tutmuştum sonra sonra bırakmıştım..
Bu kentte beni hala sırtında taşıyan bir aşk var. Tekrar doğmamı ölümüm kadar çok isteyen…
Her şey dönüyor beynimde ve kendi etrafındaki tüm masumiyeti yok ediyor. Cehennemi sevmekten başka elimde insanca kalan ne var ki ? Herhangi bir sokakta sana rastlama ihtimalim olmadığı için seviyorum cehennemi.Cehennemi ruhu hala üşüyenler için istiyorum.Kendi kötülüğümü istiyorum,sana kıymış olmanın bedelini senden giden ayaklarımın yanmasını hissederek ödemek istiyorum.. Son bir defa ara ve yüzümü cennetine çek istiyorum…

Bir dilenci gibi yalvarıyorum yine de cevap vermiyor sözcükler.
Sözcükler bana kazık attı.

Neden kendimi böyle kötü hissettiğim ve ağladığım gecelerde yanımda mutlaka çocukluğum oluyor.Kırılan gözlük camlarıma mavi camlar taktırmamı istemiştin.. Mavi göz kalemimi hiç sürmedim. Anla artık ben maviyi hiç sevmedim.
Ve Anadolu yakasında da mavi cam kalmamış.Kırık,ezgili yarılanmış öpüşler var buralarda.
Yanlış bu sözcükler .
Yanlış bu dokunuşlar.
Yanlış bu anlaşılma isteği.
Bütün gün boğazıma çıkıp inen sözcükler.. Bir sokaktan kendiminkine nasıl geçmeliyim..
Hangi yanlışın gururuna inmeliyim sence? Sen hiç ayağına düşen gölgene acıdın mı? Aşk,her zaman ele vermiştir beni.
Şimdi nasıl itiraf etmeli,5 gün 5 gecedir gömleğine sarılıp uyuduğum,yakasına yapıştığım bir rüyayı nasıl kendim yaptığımı. Yine susturmalıyım kalbimin kalabalığını..Kendimi yok ederken bir yalanı içimde yaşattığımı bilerek beklediğim tüm sabahlar sen ol diye sayıklicam….Neye içimdeki kırgınlık..
İnan kölesi olabilirdim gözlerime saldığın derinliğin. Başaramadım canım…
Üzerime yığılan demir kapıların altında zayıf kaldım..
Ben hep bağışlanmak isteyen kadın.Bir gün beni bağışlarsın diye…Ama vazgeçtim artık bundan da…

HoşÇAkal

--KeDi--
03-01-07, 21:25
Yalnızlıklarımın baş tacı, nedeni SEN.. Demiştin ya, giderken: "Artık sevmiyorum".. Anlamıştım ki ben... Söylememeliydin, çekip gitmeliydin sessizce, gelişin gibi olmalıydı gidişin de..



Mutlulukla olamazdı belki, gelişin gibi ama yine de sessiz olmalıydı. Sessiz olmalıydı ki, kalbim bu kadar kırılmasın.. Oysa ben biliyordum...

Sen beni değil, beni hiç sevmedin ki.. Sen, sana aşık gözlerimin sana bakışlarındaki pırıltıyı sevdin.



Sen, adını söyleyişimdeki aşk dolu tınıyı sevdin. Sen, seninle dolu kalbimi sevdin. Oysa ben biliyordum.

Bir sonbahar gecesi, gökyüzünde bulutların arkasına saklanmış yıldızlar gibiydi aşkımız.



Oysa sen, güneşi istiyordun, sabah olsun, o gizem kalksın, o aşk bitsin, o pırıltılı yıldızları saklayan bulutlar yok olsun, herkes görsün istiyordun, istediğini elde etmiş olmanın "haklı" başarısını göstermek istiyordun. Oysa ben biliyordum..

Yalanların vardı bana, sevginden çok. Küçük de olsa, yalanlar söylerdin bana. Oysa büyüktü yalanların, anlayamamıştım.



Sevgiden bahsederken yalancıydın sen. Anlayamamıştım, oysa biliyordum..

Gözlerin ne kadar güzeldi.. Ela gözlerin. Hiç aklımdan çıkmazdı, her gözüme takıldığında, içim ürperirdi. Hani der ya bi şair, "Felaketim olurdu, ağlardım..." Ne güzel bakardın.. Bilirdim, o bakışlar bana değildi. Yine de severdim seni, vazgeçemezdim..



Hiç bir zaman benim olmayacaktın ama bana göre sen, her zaman ve sadece benimdin.. Sevmesen de... Oysa ben biliyordum.


Biliyordum yalanlarını, sahtekarlıklarını. Biliyordum, her gece baska birisiyle gezdiğini. Biliyordum, sevmeyeceğini, SEVEMEYECEĞİNİ.. Biliyordum, gözlerinin içinii aşkla değil yalanla güldüğünü. Biliyordum, beni sevmediğini.


İşte bu yüzden, sevmediğin için, vazgeçmeliydim senden. Ya vazgeçmeli, ya da ölmeliydim. Oysa biliyordum, ben senden vazgeçemezdim; VAZGEÇEMEDİM....

--KeDi--
05-01-07, 09:13
Neden kanadından kanlar geliyor...gözlerindeki yaşlar kimin için....kalbini kıran kim...bu umutsuz sözleri kimlerden kalma...sen melektin unuttun mu yoksa...melekler her zaman güzeldir...ve gönül aynaları hep sevdiklerine döner...



Bir melek ne kadar zor var olur bilir misin...bir melek bir insan için,bir dünya için ne kadar önemlidir düşündün mü...Dünyayı bilemem ama sen benim meleğimsin..bu gözlerdeki akan yaşların hesabını kim verecek bana..seni üzenleri neden söylemiyorsun..karşılıksız sevgilere kimler düşürdü seni...bembeyaz elbiseni kim kirletti..meleklik simgeni,başındaki hareyi kim çaldı...kim senden kalbini istedi de verdin acemice..ve acemice kimlerin sözüne kandında vazgeçtin meleklikten....o güzel güzelliğinden arta kalanları kimler harcadı..kime bu küskünlüğün...neden bu sevmek istememen...biraz sevgi verebilirim...hem de karşılıksız... senden bir şey beklemeden..sadece benimle olman kaydıyla...zaten benimle değil misin...



Yaralarını sarsam kızar mısın bana...gözlerindeki yaşları ellerimle silsem...uykularına mutlu rüyalar versem...ya tatmadığın duyguları sana bir güvercinle ulaştırsam...bembeyaz bir sayfa açsam,sadece senin yazacağın..kuşlardan borç olarak tüylerinden alıp kanatlarını tamir etsem bana ne dersin..gönlüne derman olamam,ama bir dayanak olabilirim..ayakta durman için her şeyi yaparım...söyle bütün insanlığı sorguya çekim..sen iste yeter ki....ben sensiz yapamam meleğim..ve seni ağlarken görürsem bu sonum olur...hadi ağlama artık...bende ağlarım yoksa..bilirsin erkekler feci ağlar....



Bana hikayeni yeniden yazmama izin ver...geçmişinle alakanı kesmemi iste benden..hiç olmadı beni sev de..koru de...bana aşkı anlat de..anlatamam ama gözlerim belki bir şeyler söyler..onlar çok şey gördüler çünkü...varlığına huzur veremem belki,ama yarmazlıkta etmem..bana bir melek lazımdı..bu sen oldun..şimdi sen üzülürsen ben ne halde olurum....



Hadi kalk artık..sil şu gözyaşlarını..sen daha lazımsın bana...seninle daha çok işim var..kolay mı iki aşk acısında pes etmek..yakışmaz bize...şimdi güzel gözlerin artık gülsün...en güzel gülüşlerini dudaklarına bırak ama...sevgi her insan kuluna değmez..sende seni seveceği bul...bir melek ancak bir defa gelir meleğim....



Sonsuz sevdalar ancak meleklere layıktır..sende meleğini bul..bulamazsan dön dolaş gel bana... Bu gönül hep seni bekliyor.....

--KeDi--
05-01-07, 12:07
Bardağımdaki şarapLarı tokuşturup
'Şerefe' dediğim an, bitmişti oysaki sevda..
FiiLen bitmese de, yürekLerde bitmişti çoktan..
Beyin öLümü gerçekLeşmişti.
BeLkide son şerefemiz oLmuştu o..
Son bakışmamız...
Son güLüşümüz beLkide....

Varsın bitsin sevda..
Varsın öLüm yakLaşsın..
Varsın sen git..Ben bitiyim !
TakvimLerden çıkardım ben o günü çoktan..
ELime aLamadım birdaha şarabımı..
ALmakta istemedim zaten.

Sana dair herşeyimi siLdim! Attım! Yırttım!
Seni hatırLatacak birşey kaLmamaLı..
Sen bitmeLisin!!
Oysaki çoktan bitmiştik zaten..
MeçhuLdu sevda..
Beyin öLümü gerçekLeşmişti..
Oysaki sen gitmiştin çoktan..
Son bakış..Son güLüş..
Zor bir tebessümLe bakakaLdım arkandan...



alıntı

--KeDi--
05-01-07, 17:03
Yine güneşin üzerine zifiri karanlıklara örtüldüğü gecelerden sesleniyorum sana...Yıldızların geceye, sevdanın yüreğime vurduğu saatlerdeyim yine..Üç duvar ve duvarlara sinmiş yalnızlık..İçimde sensizlik yalpalıyor sessizliği...Ürperiyorum sokağımı işgal eden ayazlardan.Acılarının bağdaş kurup oturmuş yalnızlıklarda dayanma sebebin olan gamzelerimden seni mahrum etmekten korkuyorum...Sana sığınıyorum..Göz çukurlarının altındaki ince cizgilere sığınıyorum...

Yüreğimi sana bırakıyorum...Gece değil gözlerinde yaşanan...Sanki sıcak bir deniz gibi gözlerindeki nem....Bırak ne olur yüreğinden nefes alayım kurak topraklarıma...Bir dem cekeyim hücrelerinin ateşe vurulduğu saatlerde..Ve karanlıklar üzerime cullanmadan gözlerindeki güneşi sereyim karanlıklarıma.Yağmurların fırtınalara sarılmadan ben yüreğindeki Cennete gireyim..Hadi ellerini uzat...Yıldızlarin icinde yeniden doğalim ....Ummanların derinliklerini korkutmasin seni...Yıldızlara kapat o gülen gözlerini.


Bu sabah perdeleri açmayacağım gül yüreklim..Yüreğimde" güneşim" olmuşken yüreğin, karanlıklara gülümsüyorum bir cocuk misali...Gamzelerimde acan gülüşlerin varken baharlara küskünlügümü ilan ediyorum....Bırak acıların ecel tarlam olsun...Gözyaşların ise son nefesim..Kücücük ellerimle gecelerin koynunda ıslattığın gözbebeklerini silemesem de bırak yüregindeki tüm umutları bir nefes diye içime cekeyim...Aslında bir özür borcluyum sana....Gözyaşlarından düşen her damlayı yüreğimle öpemediğim icin...

Yüreğine düşen sızıları ve sancıları söküyorum ellerimle...Gözlerini ıslatan yağmurlarla kavgalardayım..Aldırma gömleğimin kan revan icinde olduğuna...Bırak aksın canımdaki nefesim yollarına...Aksın ki gönül bahcendeki kuru toprakları kanımla ıslansın...Sen uyurken geceleri, ben sana gelmekteyim...Saclarını çözüyorum kırmızı tokalarından, her teline yıldızları giydirmek için...Ben nefesini geceye bıraktığın dudaklarindan bir dem sıcaklık alıyorum..Ne olur kızma , seni öpmek icin değil ; kuruyan dudaklarına Cennetin mis kokan nehirlerini bırakmak icin...

Ve bir gün karanlıklarda kalırsam, gözlerindeki güneşi giydirecegim gözlerime...Bir gün ayazlarin icinde uykusuzluğa isyan edersem, yüreğindeki Cennetin en güzel bahcelerine uzanıp huzuru doldurucağım gecelerime...Sen " hasretini ve umudunu " ektiğin ciceğe ben her gün yüreğimin denizlerinden sevdamı bosaltacağım...Ektigin cicege dokunduğun her an ben uzaklardan senin icin bir beyaz güvercin kanatlandıracağım..Kanatlarında yüreğim, gözlerinde ise gülen gamzelerimin olduğu..

Hadi, uyu ne olur birazdan sabah olacak...Gözlerini kapat..Sanma ki ben seninle uyuyacağım..Sen uyudugun zaman kirpiklerine gökkusagın en güzel renklerini dikmekle uğraşmalıyı..Ve ki sen güneşe gözlerini açtığında ben karanlıklarda sana ve yüreğindeki günahlarına yanıyor olacağım..Ve sen baharlara gülümserken, acılarla yaralanmış bedenine yüreğimin sevda elbiselerini giydirecegim....Korkma, sancılarından...Gözlerini kapat sen...Gözlerini güneşe açtığında ben olmayacağım yanında..Ama ben senin ruhunun en derinlerinde sana yaşıyor olacağım....

" Sen ki gül yüreklim;
Karanlıklarıma gülümseyen güneşim,
Acılarımda sığındığım nefesim,
Gülümsediğimde gamzelerimsin...
Hadi gözlerini kapat yıldızlara.
Gözlerindeki Cennetin icinde nefes alıyor olacağım... "


--aLıntı--

--KeDi--
06-01-07, 10:27
Ben gittim, sen beni gittim zannettin. Oysa ben gittiğim halde bırakmıştım bir şeyleri sende ve senden bir şeyler kalmıştı istemeden de olsa bende. Ben gittim. Oysa bir o kadar hayal bırakmıştım sende. Bende ise yaralar kalmıştı o büyük aşkımızdan.
Sen, kaldın benim gittiğim yerde. Bense bensiz gitmiştim senden.
Bir o kadar uzun, fakat tek haneli rakamlara sahip geçmiş yıllarımız. Düşündükçe… Hatırladıkça…
Unutmadık sevgi sözcüklerimizi belki. Fakat kaybolduk büyük hayallerin arasında. Şimdi… Senden bana geriye kalan bir sürü yara ve parmağımda bir yemin halkasının derin izi.
Kalbimde bir sevda yanığı… Yüklemi olmayan cümleler… Öznesi olan, başı olan sonu olmayan tümceler. Bir şeyler var…
Her fırsatta seni bana hatırlatan. Beni zorlayan. Ve üzerimde gözlerin…
Gözlerini çek geçmişimin üstünden. Ben sende değilim artık. Kırık hayallerimin üstünden geçip durma, hatırlatma bana seni.
Düşlerim de terk etti beni. Şimdi kimsesiz ve cebinde bir hayali bile olmayan biriyim.
Sırtımda yılların vurduğu kırbaç izleri… Sızan birkaç damla kan… Parmağımda bir yemin halkasının derin şeridi. Senin için biriktirdiğim gelecek düşlerim, gelemeyecek durumda. Ağır hasarlı hayatım kullanılamaz raporu aldı. Kalbim aşk yollarından men edildi.
Şimdi bakamıyorum başka bir göze. Bir başkasına can diyemiyorum. Aldığım soluğa benzetemiyorum kimseyi.
Sen de git artık benden. Çek gözlerini üzerimden. Bende senden kalan yaralar, parmağımda bir yeminin belgesi.
Kalbim sevda yanığı birinci dereceden. Bitmeyen cümleler, sonu gelmeyen geceler.

Git ne olursun… Artık sabahlar doğsun.

Bende senden kalan yaralar, sende benden kalan ne varsa; bize ders olsun

--KeDi--
06-01-07, 18:51
Hayat ne tuhaf değil mi?" Çoğu zaman içini dökmeye bu cümleyle başlarsın. Duygu dünyanın kapıları aralanır,cümleler ardı sıra gelmeye başlar. Bazen haykırmak istersin bir imdat dilersin; ve nasıl başlayacağını bilemediğin anlarda bu cümle imdadına yetişir.

Bazen bir tebessüm, tatlı bir bakış ve dokunuştur aradığın; bir omuza yaslanıp, kendini salıvermenin arzusudur. İstediğin çok bir şey değildir aslında; gözlerinde kaybolmak, gidivermek başka alemlere...

Bazen rüzgarın önüne kapılıp giden bir yaprak olmak istersin bazen de o rüzgara direnen bir vücut. Ama çoğu zaman nafiledir direnmen. Hayat yolunu çizmiştir bir kere ve rüzgarın yönünü değiştiremezsin. Teselliyi bulmak istediğin dudaklar çoğu zaman soğuktur. Üşütür içini. Sense titrersin; göz yaşlarınla ısıtırsın kendini, için için ağlayarak..


Kendini soğuk bir kış gününde çıplak ve yalnız hissedersin, ısıtsın diye yalnızlığına sarılırsın, gözlerin güneşi arayarak. İstediğin çok bir şey değildir aslında;sıcak bir tebessüm tatlı bir gülüş ve dokunuş.

Kendi kendine söylenirsin; acaba çok mu şey istiyorum diye. Sonra da takma kafaya diyerek kaçıverirsin oradan. Bir teselli istersin, ufak bir teselli. karşılaştığın şey ise kapalı kapılardır. Duvar gibi önünde duran kapıyı bir türlü kıramazsın. Sonra o duvarı kaleminle yıkarsın. Cümlelerindedir savaşın. Yırtınırsın, kendini paralarsın. Mağlup olmak üzereyken zaferi yaşarsın. İçindeki fırtına dinmiştir artık.

"Hayat ne tuhaf değil mi?" Kendi iç savaşında mağlubiyeti de yaşarsın zaferi de; ama bu zaferi tek başına kazanmamışsındır. Seni sevdiğine inandığın insanlar hep yanındadır ve yanında olacaktır. O insanları kaybetme. Onlara verebileceğin en değerli hediyeyi ver; sevgini.

İçinde filizlenen renk renk çiçeklerin olsun.onlara itinayla bak, asla incitme. Karşında dimdik ayakta olsunlar, senin gibi ve bırak sarsınlar etrafını; içlerinde kaybolmanın doyumsuz keyfini yaşa.

Unutma sen sevdiklerinle varsın. Yalnızlık Allah'a mahsustur. Yanında her zaman seni seven birilerinin olduğunu anımsa ve o güvenle dal hayatın içine. Bırak, yere düşsende kaldıracak birileri var nasıl olsa...

--KeDi--
07-01-07, 10:24
benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
böldün parça parça...

Her defasında parçalanmak usanmıştım sevgilim.. Artık ufalmaktan körleşmişti vücudum.. Daha neler neler vardı bana yaptıkların.. Fayda etmiyordu artık düşüncelerim. İstemekle olmuyormuş bazı şeyler.. Sevda yetmiyormuş deli aşklara.. İyilik para etmiyormuş.. Bazen parçalanmakta gerekiyormuş.....

onlar bilmez onlar bilmez
bakarlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi...

Ne istediğimi sen bile bilmezken, sen bile bir çare bulamazken;onların bilmemesine şaşmıyordum aslında.. Her defasında yüzüme söylenenleri hararet olarak algılıyordum oysaki,ben....neler çekiyordum bir bilsen...

Sanki yoksun! Sanki herşeyimiz yalandı sende..Sen yalan, ben yalan, sevda yalan...Söylenenler bunlar küçük sevgilim..Aldatmacalar... Bitip tükenmişti oysaki sevda..Artık değer biçilmiyordu yüreğe.. Çocuk gibiydin aynı! bense; bildiğin bir bebek....

benim küçük sevgilim
sen bana neler yaptın
kırdın defalarca...

Onarılmıyor bazı şeyler.. Geri gelmiyor yaşanan düşünceler, söylenen sözler.... Küçük sevgilimdin sen benim! Hiç bitmesin istediğim.....

Kırsan da bazı bazı, sevmediğini bilsem de, vazgeçemediğimdin benim...

onlar bilmez onlar bilmez
vururlar yüzüme
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi....

Sanki yaşananları bilir de, içini okurlarmış gibi davrandıklarını sansalar da; asLında onlar da bilmez hiçbirşeyi.. Sanki..sankilerle yaşayıp duruyordum oysaki...

Çok düşüncelerle karşıma çıkmışlardı .. Bakıp duruyorlardı yüzüme..Sanki sen, benden gitmişsin gibi hissediyordum bazen! Öyle bir bakıştı ki onlardaki......

benim küçük sevgilim
ben sana neler yaptım
kızdım sayfalarca..

Ben ne yapmıştım ki sana!! (Senin yaptıklarının yanında...) Kızmıştım sanki..Defalarca dile getirmeye çalışmıştım..Sayfalar bilir sen bilmezsin..
Küçük sevgilimmsin sen benim!!! Seninle küçülüp, büyüdüğüm...

Anlamıyordun bazı şeyleri..Anlatamıyordum sana..Kızgınlığım gerek olsa ondan ...

onlar bilmez onlar bilmez
yakarlar canımı
sanki yoksun gibi
sanki yalanmışız gibi..

Onlar bilmez de yakarlar canımı!! 'Biz' yokmuşuz gibi davranırlar.. Çıkarmam sesimi! Susarım.... Her zaman olduğu gibi ben gene sessiz sessiz ağlarım.. Onlar bilmez ama kaybederler yüreğimi.. Ne kalırki senden bana.. Al herşeyimi!!

--KeDi--
07-01-07, 23:04
Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez.



Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya "Kürk Mantolu Madonna"nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya'da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle "benden uzak olsanda mutlu ol", "gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin", "sabret aşkım sabret" gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya "Endamın yeter" diye biz onu söyleyelim.



Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim.



Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen "adamı tanımıyorsun bile" diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de... Yaşamak istediklerini söylemeden... Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp "Hayatı benimle paylaşır mısın" diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar.



Bugün seni çook özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel.

--KeDi--
07-01-07, 23:05
Söyle Bana Gece;
Nedir geriye kalan yaşanmışlık adına çekilen dertlerin biriktirdiği? Alnında biriken keşkelerin yırtık ayak izleri mi? Belkilerin sararttığı düşlerimizi iteleyen rüzgara ne demeli o halde.


Umutsuzluk kötü şey bunu çoktan biliyorum, büyüdüm ben. Boşluğa düşer sesin ayakların kıpırdamaz bir zaman…çarparsın yüzünü uzaklara, en yakın sığınak her başın dardayken gelen türkünün dizelerinde saklı sadece.


Söyle bana gece;

Nerde masalların anlattığı o hiç gözyaşının olmadığı ülke, sınırlarında kalın duvarlar mı var, duvarlarında sınır bekçileri…açmazlar mı kapılarını dünya yanıyorken, saklamazlar mı çocuk korkularını savaşlar ortasından kaçırıp, susturmazlar mı bebekleri, doyurmazlar mı bereketli memeler üstünde,silmezler mi hapishane kapılarında hem içeriyi hem dışarıyı mahpus eden anaların gözlerindeki bulutları?


Gerçek bir suskunlukla bekliyorum sabahı. Dilimde ucuz şarapların kekremsi sarhoşluğu geceyi dinliyorum. Penceremi yalayan rüzgarda üşüyüp daha bir sokuluyorum anılarıma. Ne kadar çıplak ve tatsız anılar, ne kadar fakir dilengeç mutluluklar biriktirmişim. Oysa daha dün dediğim yüzleri anımsamakta güçlük çekiyorum.


Söyle bana gece;

İnsan şimdi mutluysa neden sığınır anılar limanına? Loreena mc Kennitt ağlıyor kulaklarımda, yüzüm gözüm kanayan yıldız.
Demek ki diyorum insan her coğrafyada aynı yalnızlığı yaşıyor ve aynı biçimde ağlıyor dilsizliğine. Oysa tek kelimesini bile anlamadığım bu kadının kapı komşum olduğuna yemin edebilirim.


Kim giderken götürdüğü yalnızca kendisidir? Kimin bohçasında yarım kalmış gülüş izleri bulunmaz. Şimdi olsaydı demezdim şimdi olmadı. Şimdi olanlar şimdi olmasını istediklerim değil, aslında hangimizin şimdisi doğru?


Ey hayat ben seni yaşamadıysam benim bu yaşadığım ne? Delişen bir ırmak mısın, içinde ağaç kabuğu muyum, hangi kayalıkta çürür bedenim su olurum, bende katarım yitik aşklar ülkesine kimliksiz sesleri?
Sustuğumda bil yorgunum.


Adına sıfatlar takmaya çalışmak eş olmuyor yüreğimdeki yıkılmış evlerin yalnızlığına. Sırtımda tırnak izleri aç gecelerin boğuştuğu yastıklar. Derdim tasam son kez rastlamak sokak başında adına türküler yakılmış dost yüzlere. Ardından kopsun kıyamet. El ele verir yürürüz caddelerde. En hakiki aşk değil mi çocuk yüzlerindeki sevinç.
Deviririz korkuları, devim yaparız, sevişmek deriz adına ölümün, ölürken mutlu ölürüz.
Söyle bana gece; düşlerimi bölenler lal mi şimdi?


Çekip çıktığı kapıları hiç mi merak etmezler ? Geceler yalnız bana mı zimmetli, herkesin bir gecesi var hiç mi bilmezler?

--KeDi--
07-01-07, 23:05
Ben seni severken
Sen yanımda yoktun ki!
Ben seni özlerken
Sen bilmiyordun ki!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen yokken bakışların vardı
Beynime kazınmış
Nereye baksam oradaydılar,
Ben seni sensiz sevdim..
Göremesem de, rüyamdaydın,
Sevmesen de, kalbimin derinliklerindeydin
Ve kimse seni oradan çıkaramayacak.
Sen bile!
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da, hayalin vardı,
Sen olmasan da, şarkılar vardı;
Seni hatırlatan...
Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın.
Ben seni sensiz sevdim...
Sen olmasan da,yıldızlar vardı,
Sen olmasan da,bulutlar vardı,
Sen olmasan da,günbatımları vardı,
Sen olmasan da,denizler vardı...
Ben seni sensiz sevdim...
Aslında sen hep vardın,
Aynı şehirde,aynı sokakta,
“Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama;
Ben seni sensiz sevdim...
Ne olurdu sende beni sevseydin?
Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim?
Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni,
Hani kıyamet koptuğunda...
Ben seni sensiz sevdim...
Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!!

--KeDi--
07-01-07, 23:07
" Bir gidişi yaz" dediler, "yazarım" dedim...gitmeleri öğrenmiştim..

Susardı, susardım, susardık, suskularca...
Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar. Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi. Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.

Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın. Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık.
İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin. Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne. Sen, bildiğim sen değilsin artık. Ben, bildiğin ben, değişemem. Değişmelere suskun dudaklarım.

Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı.

Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı.
Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz. Eksiğiz ve yokuz. Dilsiz ama mutluyuz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim. Sesimi geceye vermeyecektin.
Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak. Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi. Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra. Geceye bak, sesimi kaydırma.

Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken

Ama sen herkesin öğrettiğini yineledin.
Şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda

Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları. Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri. Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba. Nedendir bilmem, noksan kaldık korkulara. Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık.
Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.

Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini. Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim, dinletemedin, dinletemedik belki de.

Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen.

Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen.
Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey. Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı. Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık.
Seni sevdim ama gönderdin. Gönderilince dönemiyorum. Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum.

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca....

Gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,

Özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlarda galiba artık biliyorum.
Sen, büyümeye zamanı olmayan çocukların, dar zamanlarda attığı içten bir kahkahasın

Beni beklemeye gidiyordun, galiba yolu şaşırdın

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım. Artık çok geç, sendeki ben için çoktan bitmişim...



Alıntı

--KeDi--
07-01-07, 23:08
BIR YÜREK YARAT BANA SIMDI...ALISTIM SEVDANA SEVDALI GÜNLERINE...ALISTIM BENI SEVMELERINE..SEN HEP SEVECEKTIN BENI...BITMEYECEKTI ICINDEKI BU SEVGI..BAKTIMKI ARTIK YOKSUN..NE SEVIYOR,NE ÖZLÜYORSUN...BEN SIMDI SAHIPSIZ KÖSELERDEYIM..HER KÖSE BASI SANA CIKIYOR....HER YOKUS SANA INIYOR...ACTIGIM HER KAPI SANA ACILIYOR...SIGMIYOR DELI YÜREK..HIC BIR MEKANA,MEKANSIZLIGA...ALISAMADIM SENSIZ YALNIZLIGA...BECEREMEDIM SENSIZ YASAMAYI..EKLEYEMEDIM MAZIME SENI..HER YENI GÜNDE CIKIYOR KARSIMA SÖYLEDIGIN SEVDA SÖZLERI..BAKIYOR ICIMI ACITAN GÖZLERINDEKI BAKISLAR..YA SEN OLMALISIN HER AN YANIMDA...YA BEN OLMALIYIM BASKA BIR ASKTA...TAKAMADIM YÜREGIME BASKA BIR SEVDA..TAKMAYA CALISTIKCA SEN ISLEDIN ICIME..YÜREGIM SENI ISTIYOR ELDE DEGIL..SENI UNUTABILMEK BENDE DEGIL...YÜREGIM SEVMIS SENI BU SUC DEGIL...MADEM ALDIN BENDEN SEVGINI...BIR YÜREK YARAT BANA SIMDI...AYNI SENIN YÜREGIN GIBI..YARAT YOKSA DÜSECEGIM..KALBIM BIN PARCA OLACAK...GÖZLERIMDE KI YASLAR YAGMUR OLUP YAGACAK...YARAT YOKSA ÖLECEGIM...KALBIM AFFETMEYECEK SENI...SONRA HIC UNUTAMAYACAKSIN ASKINA OLAN YÜREKSIZLIGINI...BIR DAHA BULAMAYACAKSIN SENI BENIM GIBI SEVENI...GIDEN GITTIMI DÖNMEZ GERI...BIR YÜREK YARAT SIMDI BANA...OLMASIN ONDA SANA SEVDA...

--KeDi--
07-01-07, 23:09
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …?
Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi
..

--KeDi--
07-01-07, 23:37
GeceLer...AnLar...SorguLar...IzdırapLar..."O"nsuz. .!



Katran karası geceler vardır, seni bağırına basmıştır.! Kalemi ele aldırır, yazdırır, çizdirir.. Ama ne birşey değişir, ne yeni gündeki güzellikler için haber verilir.!



Gecem soğuk..!

Odam sensiz..!

Ümitler bitmiş..!

Kadehimde şarap bitmiş, hayalin gitmiş..!

Anlar vardır, şarkılarda buldurur matemi...

Sözler bir yana dursun, ritimler bile acıtır içini.. Kanatır kapanması zor yaralarını, her bir enstrüman sesi.! Oysa yaraların kabuk bağlamaya yüz tutmuştur.. Bir şarkı duyarsın bir yerde.. Her bir söz çarpar darbeyle,her bir enstrüman sesiyle açılır kabuklar.. dilindeki çığlıklara, ahlara aldırmazlar..!

Ve sen içinde sorguya başlamışken.. şarkıda tınılarıyla acıtır bir yandan, bir yandan da sorguna eşlik eder...



Dağlar mı..? yollar mı..? denizler mi engel..?

Neden..? Neden gelmez oldun..?

Eller mi..? diller mi..? sözlerim mi engel..?

Neden..? Neden gelmez oldun..?

Sorgular vardır, sadece kanatır!Asla cevap buldurmaz.!

Sorular,sorular, sorular..Cevabı yok, muhatabı yok ve hatta soranın aynada bir sureti bile yok.! Devam edip gider sorgu, tâki yaranın kanı dışına sızıpta, sol yanın kızarana kadar.! Umudunu bir hışımla alırsın avucuna, elini götürürsün zorlukla sol yanına, ama kanın akmaya devam eder.. Belliki acının dinmeye niyeti yoktur.! Umut tuz misali kanatırda, bir merhem "O"dur kapanacak yarana..!



Zaman durdu, gökyüzünden yıldırımlar düşerken..

İçimdeki yağmur dindi, yoruldum beklemekten..!

Izdıraplar vardır, söyletir, "O" duymasada gecelerine seslenir.!

Derken biter son enstrümanın son darbesiyle matem..katılırsın çığlık atarcasına tekrar edersin can havliyle..Yeter artık bitsin..! "Yoruldum Beklemekten!!!!!" dersin..

GeceLer...AnLar...SorguLar...IzdırapLar... vardır da bir tek "O" yoktur işte..!

--KeDi--
08-01-07, 07:02
Ve ben ne kadar şanslıyım ki sevdiğimi hep yanımda görebiliyorum
Soğukta, yağmurda, kızgın güneşin altında, en engin denizler, en geniş ummanlar,en korkutucu ormanlarda, en sarp uçurumların o en tehlikeli uç noktasında, en kızgın çöllerde
Gecenin en karanlık anında, güneşin doğuşunda ki heyecanda ve aynı heyecanla güneşin batışında….
O hep benimle benim yanımda
Ve o hep beni mutlu etmek için var
Benim için
Benim ruh ikizim olarak yaratılmış gibi…

O bana milyonlarca kilometre uzakta da olsa damarımda ki, kan tenimde ki can
Gözümün bebeği kadar yakınımda olan sevgili.

Dinlettiği melodilerle ağır aksak ilerleyen kalbime hız kazandırıyor
Bedenimin yaralarını sarmakla kalmıyor ruhuma hükmediyor
O hep en zor anımda beni güçlü olmaya zorluyor
“yapabilirsin “diyor
“yapabiliriz” diyor
Zayıf düşmeme izin vermiyor
Kendi güçlü olduğu kadar benimde güçlü olabilmem için savaşıyor…

Duyurduğu
Kimi zaman fısıldadığı, bazen bir dokunuşa sakladığı, bazen bir öpücükle anlıma kondurduğu
“seni seviyorum”
Dünyanın en edebi, en değerli, en tatlı ve en samimi sözcükleri
Onun dilinden onun kalbinden geldiği için …

Beni ağlatabilen; mutluluktan mutluluğa uçururken ağlatabilen
Hayatın karşıma çıkarabileceği en doğru, en samimi, en güvenilir çocuğu
Özlüyorum seni…

Gerçi ben seni senin yanındayken bile özlerdim
Bilmezsin durup durup ağlamalarım
Bazen hıçkırıklarım
Bakışlarımı senden kaçırışlarım
Öpüşlerine cevap vermeyişim
Sessiz kalışım
Düşünceli oturuşlarım ve baş ağrılarım
Senin özleminden di sevgili
Ama sen bilmezsin…

Her anımızı özlemle anıyorum
Hasretlerdeyim aşkım
Kilometrelerce derin sevgim Kilometrelerce derin hasretinin içinde kaynıyor,
Ve kalbim aşkının hamuruyla yoğruluyor
Ortaya sen çıkıyorsun birtanem
Seni benden beni senden ayırması inan güç oluyor
Anlıyorum ki mayam sensin
Senin için senin gibi seviyorum
Ve her anımızı arıyorum …
Her anın barındırdığı o apayrı tadlara hasretim
Yedi sene olacak
Yedi senenin her günü senin sevginle dolu
Senden en nefret ettiğimi iddia ettiğim anlarda itiraf etmekten korktuğum sevgin bir an olsun ayrılmadı benden
Ve sevgin yaşlanmadı aşkım
Yıllandı ama eskimedi
Hala dünkü çocuk gibiyim
Ve sen hala dünkü çocuksun gözümde bi türlü büyütemediğim
Yüreğimi alevlendiren
Beni heyecana sürükleyen o çocuk….

Eskimedik çünkü eskitmedik
Paylaştık mutlulukları, hüzünleri, umutları, hayalleri, tasaları, endişeleri
ve biz farklı yönlerimiz ortaya çıktıkça birbirimize daha çok bağlandık
birbirimizi tamamladığımız için …
ben seni benden ayıramaz oldum sahi kimsin sen?

Benim içimde ki ikinci ben misin yoksa, e öyleye ben kimim
Anlamıyorum, tanımlayamıyorum
Benim tek bir parçam değilsin
Çünkü nerden çıkartırsam çıkartayım seni
Ortada benden de eser kalmıyor
Ve seni ekleyince eksikliklerime nerde olursa olsun eksik kalmıyor
Ve bir parça sürünce senden yaralarıma,
Ne o çok derin yaralar ne de eski nasırlar dayanamıyor
Bil ki senle kapanıyor…

Ve ben hala o eski günlerde ki çocuk yoksun yok olduğunu gönlüm kabul etmiyor
Çıktığım her yol çıkmazlara dönüşüveriyor
Aklı yokluğunu almıyor ne yapayım gönül dayanamıyor..
Zor savaştı ne zor yarıştı,
Bak bu ağır yük bizi aştı

--KeDi--
08-01-07, 17:13
"Aşk nelere kadirdir" derler de inanmazdık. Aslına bakılırsa gayet yerinde bir söz bu. Çünkü aşk bizi kendi denizinde yolculuğa çıkarırken, ruhumuzu da bir o yana bir bu yana sürükleyip bir başkalaştırır. Hatta zaman zaman kendimizle ilgili şaşkınlıklar yaşar, çevremizdekilere de yaşatırız.

Aşıksınız, seviyorsunuz, sevdiğinizin bile farkında değilsiniz. Ama sözleriniz, hareketleriniz sizi çoktan ele veriyor. Sanki bir anda siz "siz" olmaktan çıkıyor ve yepyeni bir kişiliğe bürünüveriyorsunuz. Bakalım aşk size neler yapıyor, neler yaptırıyormuş!

Güne her zamankinden daha erken başlarsınız. Sanki kendinizi günler boyu uyumuş gibi hisseder ve gayet formda olursunuz.
Gözlerinizin içi gülmeye başlar, yanaklarınız pembeleşir, acaip güzelleşirsiniz. Sizi gören "şıp" diye aşık olduğunuzu anlar. Müzik kadar aşk da ruhun gıdasıdır.

Bir anda alışveriş delisi oluverirsiniz. Ama bu tam bir çılgınlık aşamasındadır. Yepyeni giysiler, kokular ve makyaj malzemeleri alınır. Farklı bir tarzın deneme çalışmaları da başlamıştır. Dolaptakilerin ise papucu çoktan dama atılır.

Önceleri gözünüze çarpmayan ya da çarptığı halde aldırış etmediğiniz kilolarınız ve can düşmanınız selülitler, baş derdiniz olur çıkar. Her daim ayna karşısında, onlardan nasıl kurtulacağınızı düşünürsünüz. Ve paranızın büyük bir kısmını kremlere ve spor merkezlerine bağışlarsınız.
Patlamış mısır, cips ve kola. Bir anda hayatınızın vazgeçilmezleri arasına girer. Çünkü aşk sayesinde atıştırmalarınız had safhaya çıkmıştır.

İş güç hak getire! Sorumluluklar kendini bir anda "top on" listesinin alt sıralarında bulur. Patronunuzun imalı lafları bile dikkatinizi çekmez. Varsa yoksa "O" dur. Ee, ne de olsa listenin başına yerleşmiştir.

Sizi görenler nedensiz sırıtmalarınıza ve ağzınızın artık kulaklarınıza yapışmasına, herkese hatta hoşlanmadığınız insanlara bile sevgi dolu davranmanıza bir mana veremezler. Halbuki siz yeni aşkınız sayesinde dünyanın en mutlu insanısınızdır. Varsın sizi anlamasınlar.

Paranoyak olup çıkarsınız. Yemeden içmeden ha bire, onun hakkında sürekli ya beni aldatıyorsa, bugün hiç aramadı, ya başına bir şey geldiyse gibi paranoyalar üretir, sizin yanınızda olmadığı zamanları kendinize işkence saatleri haline getirirsiniz.

Onunla geçen süre, nedense su gibi akıp geçer. Onu hergün görmek için bilimum yalanlara başvurup, en yakın arkadaşınızı bile satarsınız.
Kalp atışlarınız bir türlü normale dönmez. Hele onu görünce, adrenalin miktarınız maksimum noktalara sıçrar. Elleriniz titrer, midenize kramplar girer.

Hayatınızın aşksız ne kadar berbat olduğunu anımsayın, aşksız kalmayın!!!


ALINTI

--KeDi--
09-01-07, 14:52
Unutmak….Unutmak ne kadar zor değil mi? Bize bu acıları yaşatan,içimizde unutma hissini doğuran kişi ya da olayları unutabilmek.Bütün bu düşüncelerden kendini soyutlayabilmek.Veya hayata bunlarla devam etmek.Her geçen gün unutamamanın verdiği acıyı içinde duyarak yaşamak.

Unutmaya çalıştıkça, bir takım yaşanmışlıkları beyninden silmek istedikçe, bunların yüreğine daha çok oturması.Beynini içten içe kemirmesi unutamamanın. Belki de istedikçe hafızana yerleşmesi.Geçmişteki unutulacak olay ya da kişileri bir yangının külü gibi savurmaya çalışmak.Fakat zamanla küllerin tekrar tutuşup bir kor gibi bütün benliğini sarması.Bu acı veren şeyler ya bir terk ediliş,ya bir ayrılık,ya istediklerinin tersine gelişen olaylar silsilesi.Ya da ne bileyim belki de değer verdiğin kişi ya da olaylara keşke vermeseydim dedirtecek yaşanmış günler…

Tamam unuttum artık hiçbir olay veya kişi beni üzemeyecek,kendim için varım dediğin anda bir nevi gerçekler yavaş yavaş tekrar gün yüzüne çıkmaya başlar hayatında.Sonra da ardı arkası kesilmeyen unutma krizleri...

Sadece kötü şeyler midir unutmaya çalıştıklarımız acaba.Hayır güzellikler de unutulabilir tabii ki.Ama bu güzellikler öyle etkilemiştir ve iz bırakmıştır ki beynimizde asla unutulmaz.Evimizin nadide köşelerinde barındırılan antikalar gibi,geçmişteki güzel anılarımızda baş tacımızdır.

Madalyonun diğer yönünde ise unutamamanın verdiği acı vardır.Yaptığın iyiliklerin bir kalemde silinmesi.Yakanı bırakmak bilmeyen mutsuzluklar.Hayır dedikçe yara üstüne yara açıp duran,kendinle yaşadığın hesaplaşmalar.Bu değil midir zaten yakıp kavuran…

Belki de sorumlu biziz.Unutmaya çalıştıkça daha çok yaşıyoruz,düşünüyoruz.Oysa kendi haline bırakınca her şey ne güzel.Unutmak Allah’ın verdiği bir nimet değil mi? Neden zamana bırakıp bu güzelliği yaşamıyor nefsimiz.Zor biliyorum.Kim bilir ne acılar yaşadık.Hayatımızda gelişlerin sevincini yaşadığımız gibi kaç gidişin acısını da yaşadık yüreğimizde.Ölüp ölüp dirildik yeniden.Yemeden içmeden kesildik.Kaç kişi kim bilir ağlamaktan göz pınarlarını kuruttu.Artık onsuz yaşayamam,unutamam dedi.Daha doğrusu böyle kandırdı kendini.

Örneğin sevdiğin,her şeyin olan birini kaybettin.Onun yerini kimse alamaz.Nasıl unutacağım dersin.İçinde sürekli kanayan bir türlü kabuk bağlamayan bir yaradır bu.Günden güne içini yakıp kavuran bir yara hem de.Oysa zamana bıraksan öyle bir unutacaksın ki.Boşuna dememiş atalarımız “zaman en iyi ilaçtır” diye.

Zamanı geldiğinde birde bakmışsın ki gülüp oynuyorsun sende…Unutmak istediklerin hayatından silinip gitmiş farkına varamadan ya da vardırılmadan.

Ve gün gelirde anlarsın unutmak isteyip unutmadığın şeylere artık gülüp geçtiğini...

Hadi o zaman UNUT! UNUTABİLİRSEN….
……… AŞKI UNUT,SEVMEYİ UNUT….
………GECEYİ UNUT,UNUT HER ŞEYİ….
UNUT! UNUTABİLİRSEN…

--KeDi--
10-01-07, 14:35
Sevgi dolu ancak sevginin yürekte saklandıgı bir ailede yetişmişti genc kız.Sevginin dile vurulmasını düşünmemişti hiç....Seviyorum demeye ihtiyacı varmıydı?Babası zaten biliyordu minik kızının kendini sevdigini.Kendiside duymamıştı hiç babasından.Sevgisi hep içindeydi,hareketlerindeydi amadilde deyil bunun eksikligini duydugunda ise çok gec kalmıştı.Utanıyordu artık insan babasına seni seviyorum diyemezmiydi.SENE SEVİYORUM bu aileden olmayan birine belkide haketmeyen birine kolayca söylenebilirdi ama insanın babasına söylemesi utanılacak birşey diye düşünüyordu.Utanıyordu ah birkere deseydi babasına gerisi gelecekti biliyordu Seni seviyorum dedikleri tek tek yok olmuştu hayatından.Haketmemişlerdi bu sevgiyi hatta seni seviyorum kelimesini .Anlamı bile basitleşmişti bu kelimenin.Oysa hep yanında olan canı gibi sevdigi babasına söyleyememişti.Sırf söyleyememek deyildi hırsı.Dokunamıyordu babasına,sarılamıyordu.Sadece birkere elini tutmuştu babası ufak bir operasyon sırasında yanında istemişti babasını.Elini tutmuştu babası,sıkıca sanki eli kuvveti olmuştu kızın acısını hafifletmişti.Bir kez tutmuştu elini...Her gece dua etti genc kız ,Tanrım babamın elini tutmam için ,ona sevgimi haykırmam için yardım et.Onun kolunda gururla yürümek istiyorum.Kimi zaman unuttugu oluyorduda bu duayı ama Tanrı biliyordu ve bir fırsat yaratacaktı onun için buna emindi.
Ve bir gece babasının hastalanmasına şahit oldu genc kız.Birden bire deyil yavaş yavaş hastalanmasının her anını gördü.Babasının kolunun uyuştugunu farketti önce,hastaneye götürene kadar yavaş yavaş gelen felcin her dakikasına şahit oldu.Hıckırarak aglarken babasının koluna girdigini ve onun elini tuttugunu hatırlıyordu.....Hastaneyi inletircesine aglamaları engellememişti felci.Neden Tanrım,neden şimdi neden böyle bir zamanda duyanlar ettigi duayı bilemezlerdi ki.....Günler boyu aglamaları dinmedi.Seni seviyorum demesini duyamadı babası belki ama Tanrı duymuştu ve babasını genc kıza bagışlamıştı belliki....Bundan sonra babasına söyledi genc kız sevdigini.Utanmadan ,gururla söyladi.
Baban bu duygularımı belki belki hic bilmedi.Ama ben herkezden cok hakediyordum ona sevgimi söylemeyi.
Ve en cok o hakediyordu benim sevgimi....

--KeDi--
10-01-07, 14:36
Bil ki bu benim hüzün saltanatımdır! Çektiğim çilenin adını ayrılık koyma. Şimdi eline su dökemez hüzünler yaşıyorum. Her baktığında binlerce anlam kattığım gözlerimin rengi bile değişti. Bu siyahlığı, bu daima kirpiklerimle gizlemeye çalıştığım halimi hiç görmedin sen.
Yüreğimden apansız sıçrayışlar gibi giderken, gülümseme değildi o dudağımdaki kıvrım. Öptüğün yerde bıraktığın izindi, gör ve hatırla istediğim.

Şimdi el dediğim ellerle tokalaştım ah! Şimdi hala merakta, hala aynalar karşısında senin izlerini arayan bir kadın buluyorum. Ah özledim, senin benim olduğunu bilerek uyuduğum o huzurlu, meleklerle dolu dediğim gecelerimi.

Diyorum ya bak, el dediğim eller uzanıyor ellerime, kokum senden uzaklarda, senin tenine dokunmayan rüzgârlarda dağılmaya başlıyor. Şimdi yüreğindeki kuraklığı deniz yapsan, geçer mi bitmeyen susuzluğum?

Seni bu kadar sevmek, elbette bin türlü dert salacaktı başıma biliyordum. Vazgeç benden beyaz yürekli adam derken gitmeyecektin, bunu da biliyordum. Oysa açma saatleri bile birbirinden kaçışan çiçekler gibiydik biz. Benim akşamsefalığım, senin sabah güneşine dönmüş o papatya haline rastlamıyordu. Ben deniz gibi enginliğimle övünürken, sen gökyüzünde özgürlüğünle seyrediyordun bana kattığın maviliğini. Sonunda sen en yorgun ama en ulu dağ oluyordun ufukta, bense üzerinde bir kar tanesi...

Bırak artık, dönerse dönsün başım, aşk bu döngüyü sever. İçinde sen olan hiçbir şeyden yere düşmem ben.
Bırak aşk belki bizi de sever. İçinde sen olan her acıyı kabul ettim ben...


Bir aşkın bitişi, bir nehrin kuruyuşuna benzermiş. Ben senin, o nehri kuruttuğun satırlarından geldim sevgili...

--KeDi--
14-01-07, 10:00
Sıcağımsın… Bitmezim, solmazımsın.. Sevgiye seninle başladık.. Bir koşuydu benim için, sevgiyi tanıma koşusu.. Seninle çıktık bu koşuya, seninle tamamlamak isterim..


Sıcaklık deyince sen gelirsin yüreğime.. Sen gelirsin gecelerin arasından, soğukların arasından, yüreğim sıcacık olur.. Sen beni ısıtanımsın, yüreğimi sıpsıcacık eden..

Ellerimin arayıp da bulduğu bırakmak istemediğisin… Bedenimin yarısı, kolumun öteki kolusun.. Beni saran seven, sevgiyi öğretensin..

Sen olunca varsın karlar yağsın sokaklara her yan buz tutsun.. Sen olunca, uzaklar uzak olsun sen yakınsın ya… Zorluklar hep beni bulsun. Sen kolayımsın..

Sen gözüm kulağım aklım yüreğimsin… Tıp tıp eden kalbim.. Kalbimi her gün gençleştiren kanımsın.. Sen benim ilk ve tek sevdiğimsin..

Beni sevginle zenginleştiren, gözlerinle mutlu edensin..

Gözlerinde hüzün görsem hüzünlenirim, sözlerinde acı duysam kırılır, unufak olurum.. Yapışmaz yüreğimin parçaları kırılır da kırılır.. Kötü eser bir sonbahar yeli, yüreğimi üşütür..


Uzanan sıcacık elin beni umutlara götürür. Kırılan her bir parça yenilenir, kıranlar unutulur. Yeniden bir yolculuğa çıkılır senin her bir sözünle …

Bilmem sana “Umut” desem, “Can” desem, “Canım” desem, “Sevgi” desem, “Sevgilim” desem.. Ne desem az sana… Senin sevgine.. “Sıcağımsın” desem.. Isıt beni hep sevginle.


Yanımda ol… Koru kolla beni.. Sar beni tüm üzüntülere destek ol…
Yanı başımda ol… Her zamanki gibi sen ol..


Sevgim açık kollarım gibi… Seni bekliyor.. En güzel sözcükleri söylesem… “Gülücük” desem, “Güven” desem, “Huzur” desem “Güzellik” desem..Daha ne diyeyim Bir tanem “EŞİM” desem…

Hepsini desem seni tanımlasam.. Yüreğime katsam…… SAKLASAM…

evanescence.90
14-01-07, 18:34
ya kanka ayrıldıkktan 1 gün sonra başkasıyla çıkan birine yazılıcak okkalı bir mektup yokmu?:(

--KeDi--
15-01-07, 21:46
vardır kankam iclerinde :(

Kırgın, yorgun ve sessiz bir sonbahardı.Bildiğim ve özlediğim bir şehirden geçiyordum.Bir nefeslik sigara, demli bir çay ve dost sohbetiydi, kısacık zaman dilimlerine sığdırmaya çalıştığım. Akşamı giyinmiş tam gitmek üzereyken gördüm seni. Hiç konuşmadan hatta umarsızca baktın bana. Minik parodilerle süslenmiş ve yaramazlık yapmadan duramayan haylaz bir çocuğun, hınzırca gülümseyişi gibi oldu tanışmamız, tanıştırılmamız...Nereden bilebilirdim, bu giderayak dudaklara yapıştırılan gülümseyişlerin, yerini sevdaya bırakacağını...Kaçamak bakışlara gebe kaldı gözlerimiz ve aslında gözlerinde gözlerimi gördüğümü kimse anlamadı, kimse farketmedi hüzünlerimizin seviştiğini....

Acılardan ve vedalardan geçen, artık olmaz diye direten bir yürek mahzunluğu vardı ortada, kahkahalarla örtmeye çalıştığımız. Çok sonraları farkettik, örtmeye çalıştıkça bu mahzunluğun ortaya çıktığını. Direndik..Direndik bir zaman tutulmamak için aşka. Oysa, gideceğini söyleyip de, göndermediğim bir sabah ayazında şekillenmişti cenin yorgun yüreğimde.Başım döndüğünde anladım, canlanmaya başladığını bir sevdanın içimde. Artık çok geçti ve büyüyordu sevda, hüzünle ve hasretle beslenerek...

Yolların sana gelirken kısaldığı ve senden giderken uzadığı akşamlarda dokunduk birbirimize. Maskelerimizi kapı girişlerinde bırakarak, seyircisiz ve alkışsız sahnelerde seviştik. Seviştik ve çoğaldık farketmeden. Her buluşma bir coşku, her ayrılık bir acı bıraktı yüreklerimizde. Uyurken seyrettiğim yüzün, hasreti törpüledi kilometreler ötesinden...

Kalabalık korkularımız, evlat edindiğimizi sandığımız acılar ve peşimizden itinayla gelerek bizi takip eden endişelerimiz vardı.Sen umursadın, ben görmemezlikten geldim. Acılar paylaşılır dedim, sen paylaşılamayacağını savundun.Sarıldım sana bu savunmaların içinden. Gülmeni, sevginden önce istedim.Gülmenin gözlerine yakıştığını gördüğüm an..Oysa gülüşlerimiz bile hüzünlüydü gözlerimizde.Gözlerimizdeki bu hüzün çağırmıştı belki de sevdayı yüreklere,hiç beklemediğimiz bir an, ummadığımız bir gecede...

Şimdi gecelerde,babasını arayan bir sevdayı emziriyorum.Nerde diye sorduğunda, işleri var, şimdi gelecek, diyerek yalan söylediğim sevdayı. Bilse seni kırdığımı, incittiğimi, beni bir daha sevmemesinden, ayaklanıp gitmesinden korkuyorum.Kendi söylediğim yalanlara, kendim inanmaya başlıyorum.Gecelerde,sevdam uykuya dalınca, sessizce ağlayıp, affedilmem için dualar ediyorum.Gecelerde, en çok seni özlüyorum...

Sessizce gelişin, sessizce gidişin oldu. Dudaklarım cezasını konuşmayarak çekecek, gitmene sebep onlar oldu.Kadınlığımı çıkarttım, yıkadım ve askıya astım. Kimse görmesin, beğenmesin diye. Geldiğin gün giyinip, karşına öyle çıkacağım.

Biliyor musun, ben hiç yağmurda dans etmedim. Belki de yağmur olan sendin, seninle dans etmek istedim

--KeDi--
15-01-07, 21:47
Aşk gözlerde başlar kalpte büyürmüş...
Gözlerine baktığım günden beri yüreğimde bir titreme var.İçimi aydınlatan birşey var.Adını daha koyamadığım bir duygu bu.Ölmekle ölmemek arası,sevmekle sevdiğini sanmak arası birşey.
Ben senden hiç ayrı kalmamıştım uzun zamandır.Ne şarkılar dindiriyor içimdeki sızıyı ne de senle geçirdiğimiz günlerin hayali...Hayallerde bile özlüyorum seni,sesini,nefesini...Elimdeki resminin her karesini ezberledim.Resimdeki gülüşünü,saçının şeklini,giydiğin kıyafeti sana dair ne varsa hepsini ezberledim.Yarın diyorum yarın belki herşey değişir...Uzağımdasın ve bu sana olan sevgimi daha çok arttırıyor.Seni kalbimde o kadar dolu yaşatıyormuşum ki...
Bir asırdır ayrı gibiyiz sanki.Yollar uzaklaştıkça sana olan özlemimde sevgimde artıyor.Teselli edecek hiçbirşeyin olmadığını anlıyorum.Ben senden başka birşey istemiyorum ki...Çok şey mi istiyorum???Bana çıkmazların içindeyken verdiği en büyük mucize olan seni şimdi yanımda istiyorum...hayatımın anlamını yanımda istiyorum...
seni çok seviyorum....her zamankinden daha çok...
seni çok özlüyorum....kimsenin özleyemeyeceği kadar çok...
Ve bekliyorum geri döneceksin diye....
beni hayata döndürecek yağmur damlamı bekliyorum,gittin diye bitti mi sandın...seni çok özledim...

--KeDi--
15-01-07, 21:47
hasret kaldım sevgilim gözlerinin rengine ahh ahhhh...

ah bee sevgilim hasret kaldım gözlerine,yüreğine,yüzüne,ellerine...kısacas ı heryerine herşeyine hasret kaldım.yeter dön artık gittiğin o gurbetten dön!...

yine eskisi gibi el ele tutuşup gezmeyi,herzamanki gittiğimiz parkta birbirimizin gözlerine bakıp ''seni seviyorum sevgilim'' demeye hasret kaldım...yeter dön artık Rolling Eyes

nezaman çarşıda elele gezen sevgili görsem aklıma sen geliyorsun.özledim elini tutup dolaşmayı.özledim seni,seni özledim sevgilim!...

nezaman yağmur yağsa hemen dışarı çıkıp dolaşmaya başlıyorum boş sokaklarda.ikimizde severdik yağmurda ıslanmayı ve elele dolaşmayı.hiç bitmesin derdik hep yağmur ama biterdi işte.olsun ben yinede severdim yağmuru senin gibi...ama şimdi yalnız başıma dolaşıyorum.yanımda senin olmanı istiyorum ama yoksun işte yoksun!...biliyorum gelmeyeceksin birdaha Rolling Eyes

bir gün gelirmisin sevgilim?eskisi gibi parkımıza oturup seni seviyorum sevgilim'' dermisin bana?yine yağmurlu günlerde elele tutuşup beraber ıslanırmıyız? haa söyle sevgilim gelirmisin?...

biliyorum gelmeyeceksin birdaha ama ben her gece sanki yarın gelecekmişin gibi yatacak,her sabahta bugun gelirsin belki umuduyla uyanacağım...bunu sende biliyorsun sen benim ilk ve tek sevdiğim kızsın.kalbim bütünüyle senin,bütün vucudum bütünüyle senin biliyorsun değilmi sevgilim...

haa aklıma gelmişken sigarayı bırak derdin bana ve ben hep senden gizli içerdim yaa bıraktım cnm sigarayı.bıraktım artık içmiyorum.geçen bitane yakacak gibi oldum ama aklıma sen geldin ve ''hayır içmeyeceğim'' dedim ve içmedim sevgilim.artık içmeyeceğim inan bana yeterki sen gel sevgili gel...

eğer birgün gelirsen ve ben hala yaşıyor olursam sevgilim bunu bilki seni hala seviyor olacağım ve hasret kaldığım gözlerine ömür boyu bakacağım sen nezaman gelirsen gel.ister 20 yaşımdayken gel isterde 80 yaşımdayken gel ben yine seni seviyor olacağım.belki başka biriyle evlenmiş olabilirim ama bunu herzaman söylerdim ve yine söylüyorum SENİN YERİN AYRI BENDE bu sonsuza dek böyle devam edecek sevgilim sonsuza dek...

bizim şarkımız vardıya hatırlarmısın bilmem ama onu ben hergün dinliyorum cnm hiç bıkmadan hiç usanmadan.ve dinlemeyede devam ediyorum hergün....

akşam oldu hüzünlendim ben yine....
hasret kaldım gözlerinin rengine ahhhh....
gel mehtabım gel sevgilim gel yine.....
hasret kaldım gözlerinin rengine ahhhh...
HASRET KALDIM GÖZLERİNİN RENGİNE...

--KeDi--
16-01-07, 23:15
Sen ne kadar uzansanda gecelernin karanligina, sen ne kadar yanliz kaldigini zanletsende sinsi gece yarilarinda aslinda ben hep vardim... yataginda belki, yastiginda... bilgisayar ba$inda tuttugun mause`da belkide... bilemedigin su içtigin bardakta yada v.s`lerde... aslinda yanindaydim hep...

benim orada olmami istedin belki her seferinde ama hiç aramak gelmedi aklina... baksan görürdün, hissetmeye çali$san görürdün bi yerlerde...

yürek kirginligimin çok oldugu zamanlardada, iyidede kötüdede yanindaydim oysa hissedibildigin ana kadar...

ben seninle hep varim el ele, yürek yürege gidebildigin yere kadar... i$ki lafta kalmamali, ta$imalisin sen yüregimi, ta$imaliyim ben ayni zamanda yüregini... geceler canimi aglatir oysa, her dü$tügün bunalim, suskunlugun canimi aglatir... toparla beni, toparla bizi... ve unutma... ben seviyorum seni....

Sensizligin etrafinda mumlar yaktim, kehanetlerimi koydum mumlarin altina, umutlarimi degdirdim mum alevlerine, dondular… Siyahtan daha koyu bir renk buldum kendimde ve adini ayrilik gölgesi koydum. Ayrilik gölgesi gözlerimle baktim bir kesikten gögsüme dogru süzülen soguk kirmiziya, gitti dudaklarina benzemeye ba$ladi kirmizi ve gerildi, gülümsüyordu. İsminin tüm harfleri yan yana geldi islak agzimin içinde. Yine haykirdim adini,.......!! sensizligin suratina, agzimdan püskürterek kirmiziyi.


Kalmadi bu hayat için söyleyecek tek bir sözüm... sen, beni birak kari$ gidenlere...
arayi$lar nereye kadar... tek bir $ey buldum 20 senede... bir yaratici var... Inanmiyorum..digerleri yalan... $iddetli bi merak var öbür yaka için paklamaz artik bu taraf beni... param bitti...günüm bitti... depo bitti... dünya pes... senlede i$im bitti... Bakin bana çok güçsüzüm... diyotinler parçalasin bedenimi...fazladan ya$iyorum günlerimi...bence gerek yok bu kadar Israra... ya$amak "yetti" deyince bitmeli... çekildim kabuguma... patlattim cennetin kapilarini...zebaniler kiskandi halimi...



$eytan bile pusu kurmaya gerek duymadi hayatima.... ko$tum dünyayi bir uçtan bir uca... yine bulamadim ki Senden Sonra..ya$amak için bir zerre...

--KeDi--
21-01-07, 10:28
Seslerin arasına saldım bedenimi,kelimeler sarıp sarmalıyor,ruhum yolunda yitmiş..
Sayıklamaların yol ayrımındayım..Ses ver Ey Küskün Sevgili..!"

Yüzleşmekten korkmuyorum eşzamanlı itiraflardan senin kadar..
Sesim sana vardığında sessizliğinin tercümanı olur göz yaşlarım..
Tüm susuşlarım isyan duraklı, iyi dinle…


Siteme bulanmış kelimelerim; saçlarım rüzgara yoldaş,Yollar; varışlara…
Şaşkın bir çocuk yüzüyüm aynalarda..
Ters yansıtır aynalar; ben sağına dokunurum sen solum acıdı dersin..
Sancıların tutar mevsimsiz, sebepsiz..
Başkalarının kelimelerine vurgunsun şimdilerde..

Bir zaman kuş kanadıydım semada, yan yatsam suya değerdi..
Değdi, ıslandım..
Ağır çekiyor sağ yanım, solum sende kaldı diye..

Sen turnaları bilir misin Sevgili? Sevda habercisidir..
Eşsiz yaşayamaz turnalar; gidenin ardından intihar ederler..
Eşikteyim düştüm düşeceğim..
Biliyorum bu sefer tutmayacaksın..
Ve ben yine martılara sevdalanacağım..
Günler uzayacak ve ben yine "tıp" oynayacağım..

Oysaki an kadar önceydi...
Ellerin ellerimdeydi...
Şimdi...
Andan az sonraya adımım...
Bugünden yarına yatışım...
Geceden güne uyanışım...
Düşünmüyorum...
Düş(l)üyorum...

Düşlerim uzadıkça,gecesi şizofren günlere uzanıyorum..
Uykusuz gecelerimin çetelisini göz altlarımdaki halkalarda tutuyorum..
Gün susuyor..
Ben susuyorum..
Yutkunuyorum, yutkundukça adın batıyor boğazıma..
Gözlerin geliyor aklıma yosunlardan çalıntı…
Aklım karışıyor..

Bakmıyorsun içime Sevgili......

Uzanmıyorsun ….

Susuyorsun...


Sessizliğin “git” in çevirisidir bende..
Yanlış anlamalara meyil verişin sebepsiz değildir elbet..
Hep sen yanlış anladın dudaklarımın arasından çıkan her harfi..
Sıra bende ; yanlış anlıyorum seni

--KeDi--
23-01-07, 13:45
GİTMEYECEKSİN DEGİLMİ?

Bir anda girdin hayatıma. Nerden geldin nasıl geldin bilmiyorum ama bir anda doluverdin tüm benliğime. Oysa kapalıydı yaralı yüreğim o zamanlar sevmelere. İçimde kapanmamış yaralarımı sarmaya uğraşıyordum. Yarım kalmış cevaplanmamış sorularımla boğuşuyordum. Yer yoktu gönlümde sevmelere. Aşk çok uzak bir limandı ve ben okyanusun ortasında tek küreği kalmış bir sandalın içerisindeydim adeta. Yalnız kimsesiz ve çaresiz.
Uzanan elleri geri çevirirdim hep güvenmezdim sahte gülüşlere.
Aldanmışlıklardan yanılmışlıklardan oluşan bir duvar örmüştüm yüreğime kimseler görmesin diye yaralarımı.
Utanıyordum aşka yeniktim ve bir daha yüzüme gülmeyeceğini düşünürdüm.
Kimselere göstermezdim göz yaşlarımı utanırdım çünkü!
Oysa ben gizli gizli ağlardım kimseler bilmezdi.
Ne vakit ağlamaklı olsa gözlerim sahte gülümseme maskesini takar öyle çıkardım insan içine.
Gerçek gülüşler çok uzak diyarlardaydı ve ben yolu bilmiyordum.
Hep kaçtım insanlardan hep sakladım kendimi ta ki bir gün sen çıkıpta mühür gözlerini çakana dek yüreğime…
Bir anda geldin. Nerden geldin kimdin hikâyen neydi bilmiyordum. Korkuyordum aslında.
Kaçmak istiyordum sendende ama beceremedim.
Geri çeviremedim uzattığın eli.
Sokuldum yavaştan sıcağına yalnızlıktan buz kesmiş yüreğim ısınmaya başladı.
Yıktın ördüğüm tüm duvarlarımı bir bakışınla.
Bana sarılınca anladım seni bekliyormuş oysa ruhum sen gelmeden yarımmış yüreğim…
Sen geldin hoş geldin iyi ki geldin, neden bu kadar beklettin… gitmeyeceksin dimi…

Benim olmayan sevdiğime…

--KeDi--
23-01-07, 14:03
Her gün inkar etmek zorundayım artık yaşadığım günü.. Yaşanmışlıkları yok saymalıyım,biliyorum..Kanatır derin yaralarla ruhumu renkler.. İçlerinden birini seçerim kendime ecel diye.. Sonra yeşili,kırmızısı gelir ardı sıra.. İstemem ben böyle ölmeyi,öleceksem elimi tutan biri olmalı yanıbaşımda..

Hiç kimse yok!

Ağladığımda gözyaşımı siler diye inandıklarım aşka düşüp kayboldular dostluğumun içinde.. Omzumda eli olur sıkışsam diye düşündüklerim,birer birer tüketmeye başladılar kendilerini,ellerini.. Sorun saymaya başladılar beni,ya karnı acıktığında ağlayan bir bebek,ya da ağladığında sevgiye acıkan küçük bir çocuk.. Ötesi yok,dostluğun tanımına uygun hiç bir yanı yok ilişkilerimin.. Güldü(rdü)ğünde onlarca kişiyi etrafına toplamayı becerebilen bu küçük kız,ağladığında dostlarını bile uzaklaştırabiliyor etrafından..

Yalnızlığa alıştım ben.. Yalnızlıktan korktuğumu kendime bile itiraf edemeden vazgeçtim bu hayattan.. Gidiyorum şimdi hiç inanmadığım bir şekilde.. Belki ruhumun kuytularını bırakacağım burada,ama ne pahasına olursa olsun gitmeliyim burdan,biliyorum.. Yolun sonu yok,başıysa çoktan kaybolmuş.. Ortalama bir yerdeyim,kimse yok.. Ne acılar çekiyorum,bilmiyor kimse.. Hayatsa hayat!! Hayata inat,yaşamalı o zaman..

Susuyorum kendimce.. Anılarım birden canlanıyor sanıyorum,oysa anılarım kaybolmuş.. Beni duyduklarını zannediyorum haykırdığımda,oysa haykırışlarım çoktan kocaman bir sessizlik olmuş..

Hiç yoktan bir yalnızlık gölgesi sahip olduğum.. Belli belirsiz bir iki cümle,şeffaf mı değil mi anlayamadığım bir iki damla gözyaşı.. Elimde kocaman bavullar,içinde acılarım.. Taşıyamıyorum şeffaf acılarımı işte.. Yolda,ortalama bir yerlerde kalıyorum öylece.. Susuyorum yine. Suskunluğum,acımın gölgesi oluyor artık.. Yalnızlığım da kaderimin gölgesi,boylu boyunca uzanıyor üstüme..

Susuyorum..
Susmak..
Kimi zaman sonsuz gözyaşı dolu korkularla bütünleşimiş..
Susmak..
Senin için ağladığım her saniyemde,oluk oluk akmış gözlerimden..
Ve susmak
Maviye verdiğim ad kadar kutsallaşmış gözümde..

Sus sen de ne olur.. Bari bu kadarını yap.. Kutsallığına inandığım SEN'in gerçekten kutsal olduğunu göster bana; sus.. Ses istemiyorum,bir kez daha haber verme gönlünden.. Söz sana,söylersem kalbimdekini,kurusun dilim,ve konuşmasın bir daha asla.. Ama şimdi,mavi rengine bürün.. Sokma sarıyı,yeşili araya.. Ay'dan bir gece yapma bana.. Güneş doldurma günlerime.. Yalnızca sus..

Ne olur..
Bu yalnızlığımda, maviye verdiğim ad kadar kutsal olsun mavi..
Sus,ve kutsal kıl gecelerimi,
Bu sonsuz yalnızlığımda,yalnız ve yalnız seni,
Seviyorum,sus..

alıntı

--KeDi--
24-01-07, 15:07
Yasaktı bazı sözleri söylemek zamansızca hayatta.
Hele sevgi üzerine bir şeyler söyleyebilmek bazen.

Zamanın neresinde yaşadığım önemliydi.
Nerdeydim ben, zannederim senin sislerinde kaybolmuştum
Hayır, yanlış yapıyordum kendime.Belki sanada.
Sevda nın kuralları konmuştu bana, sevda neydiki. Artık bitmeliydi bu yaşımda olmamalıydı.
Sadece ölüme kadar beklemeliydim umutla,
Belki yeniden aynı zamanda gelirsek diye dünyaya.
Ve birgün tutup kolundan tutup bana götürmek isterdim seni.
Gelirmiydinki ? Bilmem.Bilemedim .
Belli etmedinki , belkide belli edecek birşey yoktu benim için sende.Onuda bilemedim.
Şaşkınım.
Şimdi ise ,
Unutmak için buralardan gitmeliydim seni.
Söylenemeyeler ise tutkuydu,
Benim sana tutulmuşluğumda.

Git aynaya bak dedim kendime,
Yaşlı kadın, Dünya eviyle sözleşmesini yapmış biri,
Belki kendimi göremediğim o zaman.
Yüreğim konuşurken aklım karmakarışıktı,
Sevdaya tutulmak tutuşmak yasak olmalıydı bana şimdi.
Artık benim için yeni hayat olamazdı başka sevdamın üzerine birdaha sevmek olmamalıydı,
Hayatın kurallarından biriydi bu.
Söyleyemezdim sana söyleyemediklerimi. Söyleyemedim bile...
Seni seviyorum sana tutkunum diyemedim.
Ama kalbim hep söyledi, bende gözlerine söyledim , gizlice.
Sen bilmesende.
Hep öyle kalsın
Seni sevdiğimle kalsın.
Unut gitsin benim düşlerimi, ben unutmalara gittim bile ,
Unutabileceksem eğer seni.

--KeDi--
24-01-07, 15:09
Kendine iyi bak bir "Veda" değil "elveda" cümlesidir çoğu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

"Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım. Olamayacağım. İstesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra DA mutlu olmanı istiyorum. Olur DA bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.

Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak. Ben olmayacağım. Kendine iyi bak ve beni düşünme. Çünkü ben de seni düşünmeyeceğim artık. Arama sakın beni, yazma, çünkü ben yazmayacağım. Sil beni yüreğinden, çünkü ben sileceğim. Fakat, yaşanılan, paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.

"Kendine iyi bak. Aramızda geçen herşeye rağmen benden sonra iyi olduğunu bilmeyi tercih ederim. Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle başbaşa, yapayalnız bırakıyorum ben. Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslına bakarsan, çok DA fazla umursamıyorum. "

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalıyıcıdır. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine Kendine İyi Bak gözleriyle ayrılırlar. At ki umut DA, sevgi de tükeninceye kadar…At ki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar…

Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez Kendine İyi Bak derler ve giderler. Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler. Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacakları nı bilirler.

"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet değil midir aslında seni seveni, ihtiyacı olanı yüzüstü bırakıp gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluğa mahkum edip giderler. Seni parçalara ayırıp, en büyük parçayı yanlarına alıp giderler. Seni senden alıp giderler.

Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet. Suçlatmaz kendini. Savaşmadıkları için kızarsın AMA suçlayamazsın. Savaşmışlarsa, yenildikleri için kızarsın AMA suçlayamazsın. Yenildiğin için kızarsın AMA suçlayamazsın… Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni, "kendine iyi bak" derler ve giderler. Elinden umutlarını, düşlerini, sevgilerini alıp giderler. Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye
Unutulmayan nağmeler.

Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yalnız kalmışsan, çünkü insafsızlıkları nı görmek istemezler. Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler. "Bitti" diyemedikleri için, "kendine iyi bak" derler. "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım AMA bil ki hiç unutmayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler. "Biliyorum çok kanayacaksın AMA daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için "kendine iyi bak" derler. Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktır ve o yara asla kapanmayacaktı r, bilirler.

"Kendine iyi bak" bir noktadır çoğu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansın isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin. Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin. "Kendine iyi bak" deme bana. Nokta koyma.

Peki o zaman... Senin istediğin gibi olsun... Öyleyse...Sen de "Kendine İyi Bak."



"Kendine Iyi Bak" derler, kurşunu kafana sıkıp giderler

D3cCc4L
26-01-07, 11:37
Cok gusel olmus saolasın

--KeDi--
26-01-07, 19:49
Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)

Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük... Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?

Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım.



Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..

--KeDi--
29-01-07, 11:39
Güvenirsin çok seversen. Güvenmemek elinden gelmez çünkü. Olduğu gibi kabul edersin çok seversen. Her yönüyle seversin. Yüreğini ortaya koyarsın derinden seversen eğer. Sözcüklere bile dökmezsin sevgini her zaman. Eylemlerinle kanıtlarsın kendini.
Ama bu topraklarda böyle sevdiğin için hata yaptığını çok sonraları anlarsın ne yazık ki...
İnsanların casus gibi sahte kimliklerle ortalarda dolaştığı bir coğrafyada, seni anlayacak insan sayısı iki elin parmağını zor geçer.
Bunun içindir ki çok seversen, acı çektirirler sana.
Çok sevdiğin için sevgin kullanılır.
Çok sevdiğin için saf muamelesi görürsün. Sevgine hileyi bulaştırmadığın için aptalların sınıfına kaldırıp atarlar seni.
Sevdiğin için özgür bırakırsın. Ama sevmediğin için özgür bıraktığını düşünür insanlar.
Çok sevdiğin için elinden geleni yaparsın. Ama bu senin görevinmiş gibi algılanır çok geçmeden.
Gözün ondan başkasını görmez çok sevdiğin için. Ama bunun, sevdiğinin elinde bir oyuncak olmak anlamına geldiğini öğrenirsin bir süre sonra.
Çok sevdiğin için kimseyle kıyaslamazsın sevgiliyi. Ama o senden daha “güçlü” olan herkese göz kırpar çaktırmadan.
“Adam gibi” sevmenin yasaklandığı bir yerde, ne kadar çok seversen o kadar acı çekersin.
Ve sevdiğin için kıyamazsın.
Ama sevdiğin için kıyarlar sana..

--KeDi--
29-01-07, 11:40
Gülün dikeni battı dün parmağıma, ve hala gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki küçük sıyrığa...

kızamadım... çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim; " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışşın " demiştim. Kızamadım, çünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme çekmiştim , bakmaya kıyamamış dokusuna hayran kalmıştım, çünkü batmadan önce yüreğime koymuş onu sevmiştim... dikenini unutmuşmuydum? unutmuştum dikenini... unutmuştum işte....

acıtmayayım diye dokunmaya çekindiğim gül, ince ve derin bir yara açmıştı parmağıma... gülümsedim yarayada... süzülen iki damla kanada... çünkü o yarayı açan bakmaya kıyamadığım o güldü...

sevdiklerimizin yüreğimizde açtıkları yaralarda aslında o gülün açtığı yara gibi değilmiydi... ince ve derin bir yara... aslında çok önemsiz gibi görünsede her kımıldadığınızda yüreğinizi inceden sızlatan bir yara... ama dostlarınız o yarayı açmadan önce siz muhabbet dolu kokularını sineye çekmiştiniz, zamanı, mekanı ve kalbinizi paylaşmıştınız... yarayı açmadan önce siz onları kalbinize koymuştunuz... kızabilirmiydiniz... kızamazdınız elbet...

sevdiklerimizin açtıkları yaralarda o gülün açtığı yara gibi ince ve derin... ama yarımız o yarayı açmadan önce biz şükretmiştik, kokusunu sinemize çekmiş, bakmaya kıyamamıştık...dikenini unutmuşmuyduk... unutmuştuk tabi... ama biz gülümsemeliyiz yaraya... belki süzülen iki damla kanada... gülümsemeliyiz işte.... çünkü o yarayı açmadan önce biz onu kalbimize koymuştuk ve sevmiştik...

--KeDi--
29-01-07, 21:43
Yalnızlığıma, ıssızlığıma sahip çıkmıştım onca kalabalığın arasında..

Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş.


Hayallere düşlere sığınıp onlarla avunuyor, küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum.


Geride bırakmıştım bütün hüzünleri, ertelenmişleri, yaşanmışları, yarım kalmışları.. Yürüyordum ardıma bakmadan kendi yolumda. Geçmişin izleri bazen takılıyordu ayaklarıma bir yerlerde, ama ben aldırmadan yürüyordum işte..


Sevdaya dair hikayelerin noktasını koymuştu hayat yıllar öncesinde. Ben de çaresizce boyun eğmiştim ona.


Bence mutluydum ben kendi kendimle..


Hiç beklemediğim bir zamanda, ansızın çıktın yollarıma.

Yalan mıydın sen?

Yalan.. Bunca ısıtabilir miydi ruhumu? Bunca işler miydi sevdanı yüreğime? Geçmişin izlerini silip, doldurabilir miydi yüreğimi böylesine?


Bilseydim dinler miydim seni?
Geçmişimden koparıp, beni alıp gitmene,
İzin verir miydim?


Görseydim, eğer sonunu görseydim,
Başlamadan daha, orada dur derdim...

Bilseydim, eğer sonunu bilseydim,
"Sevme bırak" derdim,
"Sevme, uzak dur..."


Geldiğin gibi de gittin ansızın bir gün..

Sensizliğe alışmak daha zordu yalnızlığa alışmaktan


Şimdi öznesi sensin cümlelerimin, yüklemleri yok...

Sensiz günüm zordu zaten,
Bir de sen geldin üstüne..
Yokluklarım yetmezmiş gibi,
Sen de eklendin üstüne...

Ben zaten bunları sen olmadan da yaşardım.
Ne gerek vardı sana, sensiz de yalnız kalırdım.
Ben zaten sen olmadan da ağlardım isteseydim eğer,
Ne gerek vardı sana, ne gerek vardı yokluğuna..



alıntı

pink_111
29-01-07, 22:15
süper mektuplar kaç kez okudun

--KeDi--
06-02-07, 12:16
Aşk Sordu Soruyu...



Ölümlerin ve sevdaların acılarını süzüp, kendine bir mutluluk payı çıkarmayı biliyordu her zaman.Ne yaşarsa yaşasın, yarına dair umutlarını hiç kaybetmiyor,
gelecekle ilgili plan yapıyor, hele hele o planlardan söz ederken gözleri ışıl ışıl parlıyordu
Mutsuzluklarla örülü dünyasında mutluluğun anlamını çok iyi biliyor ve hüzünlerin arasından her seferinde mutluluğu ortaya çıkarabiliyordu.
En çok gülüşü etkilemişti beni, biraz alaycı ama içten bir gülüştü o.Kendisi
gibi içten gülmüyordu kimse çünkü.O gülerken içten olduğunu biliyordu.Bu yüzden
de sahte bir gülüşü anında yakalayabiliyordu.Öyle çok şey yaşamıştı ki,
çevresinde olan biten hiçbir şeye şaşırmıyordu.Kendisi her ne kadar hayatla ilgili beklentilerini yüksek tuttuğunu söylese de çok şey aramıyordu aslında.Aşkın her türünü yaşamış yüreği, daha az yorulmayı hak etmişti ve o da bunu sağlamak için uğraşıyordu.
Konuşurken kelimeleri özenle seçiyor, karşısındakinin gözlerine bakarak anlaşılıp anlaşılmadığının muhakemesini yapıyordu.Belli ki bugüne kadar hep eksik
anlaşılmıştı.Satır aralarında ne söylediğini sezebilecek birini görmek istiyordu karşısında artık.Durarak konuşması da bundandı.Anlaşılamamak korkutuyordu onu.
Her kadından biraz daha fazla kıskanç, her kadından biraz daha fazla sahipleniciydi.Sevdiği insan ona kalsın istiyordu sadece ona…İçindeki sevgi potansiyelini karşılıksız dağıtmaya hazırdı.Dostları içim canını isteseler verebilirdi Ama iş aşka geldiğinde dünyanın en bencil insanı olabiliyordu.Doğrusu da buydu…
Ne olursa olsun hep kendisiydi.Ne değişiyor, ne değiştirmeye uğraşıyordu.
Biri onu değiştirmeye kalktığında yine geçmişten gelen yaraların verdiği savunma mekanizmasıyla anında saldırganlaşıyordu
Ürkekti, güvensizdi.Kadın olmanın verdiği bir ürkeklik değildi bu.Yüreğinin bundan sonra bir darbeye daha dayanıp dayanamayacağını test etmek istemiyordu belki de.Kendini anlatırken coşuyor, başka alemlerde dolaşıyordu.Ama konu aşka geldiğinde duruluyor, istem dışı gözleri dalıyor, kendi hatalarını, başkasının hatalarını sürekli aklından geçiriyordu.Hak ettiğini bulamamış insanların ruh halini taşıyordu aşkı konuşurken
Sonra gece bitti, herkes evine çekildi.Bir aşk kaldı bizi terk etmeyen.
Dilimizde de yüreğimizde de…Bir de aklımızda bir soru…Aşk mı bu¿

Mehmet Coşkundeniz

--KeDi--
08-02-07, 12:33
İçimde gizliden gizliye sakladıklarım vardı ya hani..
Yüreğimde beslediğim,her şeyden koruduğum izler vardı ya hani..
işte ben tümünü sana vermeye geldim bu gece..
Sığabildiği kadarını bu geceye, arta kalanları gündüzlerine...

İnsanın rahatlıkla sığınabileceği kadar parlaktı bakışların..Alev alev yakıyordu gözlerin..Seni,gözlerine yandığım o gece sevdim işte..

Hiç korkmadan ve hiç kaçmadan dikilip karşına..Sana sarıldım..
Ve bütün benliğimide savurdum bir dokunuşla havaya..
.
.

Aşk...
Ne kadar "yok"sa herşey, o kadar olacaktı "aşk"..
Anlamadın..
Anlatamadım..
.
.

O sabah kara bir defter sayfası buldum yatağının kenarında..Boş yer kalmayacak şekilde karalanmış bir sayfa..Ve işte o an anladım..Senin yaşaman için boyamaya, karalamaya ihtiyacın vardı bir şeyleri..Ve bunun için de her seferinde yeni bir sayfaya..

Başlama ve bitiş noktalarından ibaretti hayatın...
Ve aralarda birkaç dağınık sayfa..

O sabah hiç pişman olmadan, ama çok acı çekerek..
Bütün kadınlara maletmeden, ama seni lanetleyerek ..
Hayatımdan seni, senin oyununla çıkardım işte..

"Ben değiştim.." dediğin gün elinde yine karakalemle bekliyordun.Sevinçle sarılmıştın boynuma..Sanki gerçekmiş kadar büyük bir hevesle..Değiştiğini sandın...Sandın..Ama yine yanıldın..

Sadece bu seferki sayfa o zamana kadar gördüklerinden daha büyüktü..
Sayfalar yanılttı seni, ben de..Çünkü artık bir silgi vardı elimde..
Yok ediyorum senin bıraktığın derin izleri..
Ve artık karalayamayacaksın eskisi gibi..

Korkma..
Meraklanma..
Şaşırma sakın..
Gidiyorum işte..
.
.

Ansızın uykulardan uyanmaların..
Gözlerini perdeleyen endişelerin..
Değişmeni AŞK sanıvermen..
Umutların ve insanları umutlandırmaların..
Bana dönmen ve beni sevme alışkanlığın..
Kapama gözlerini,bak..
Bitiyor işte hepsi..
Bir adım sonrası ayrılık..
Bir adım sonrası benden sonrası..

"Ben" de senden sonrası kalmadı..
Bu senin "Son"ran..
Bu senin "Son" olman..

Çünkü, gördün işte..
Benim elimde silgi..
Seninse boş sayfaların yırtık..
Ve kalemin bitmekte..

Alıntı...

_priest
10-02-07, 09:54
tşkler

jizmu
14-02-07, 04:19
KaNkA GeRçEkTeN SüPeR YaZıLaR İnSaN BuNLaRı OkUrKeN BiLe HüZüNLeNiYoR ELLeRiNe SaĞLıK MaNyAkSiİi OLMuŞş:D

lancester
14-02-07, 20:56
soaalsın...

hakan305
14-02-07, 22:04
mektuplar güzeldi tşk.

--KeDi--
17-02-07, 16:35
Bir Gidişin öyküsünü yazıyorum… İyi dinle… Senin gidişin!

Sevgili(m) ;

O sabah farklı bir telaşla uyanmıştım… Sana geliyordum… Her attığım adımda sana bir adım daha yaklaşıyordum… Ve kalbim bir o kadar daha hızlı atıyordu… Kuş gibi çırpınıyordum… Heyecanlıydım… Rüyalarım… Hayallerim gerçekleşmişti… Sana koşuyordum… Sıcaklığını hissedebiliyordum… O kadar mutluydum ki… Eğer bu bir rüyaysa bir ömür uyanmamaya razıydım… Sen vardın ya yanımda… Gerisi boştu… Hiç bitmesin istiyordum bu dakikalar… Yalvarıyordum Tanrıya dursun zaman diye… Senin yanındayken tek düşmanımdı akıp giden zaman… Oysa ben geçen her saniye sana daha bir tutkuyla bağlanıyordum… Öyle mutluydum ki deliler gibi "Seni Seviyorum" diye bağırmak geliyordu içimden… Ama bu sıcak sessizliği bozmak istemiyordum… Sen vardın ya yanımda başka bir şey umurumda değildi…

Sonra bu sıcak sessizliği soğuk sözlerin bozmuştu…

—Olmuyor? Demiştin…
-(Anlamamıştım ne demek istediğini… Ya da anlamıştım ama inanmak istemiyordum…) Efendim? Anlamadım demiştim!
—Denedik işte… Olmuyor… Birbirimizi daha fazla yıpratmaya gerek yok demiştin…
-(Ben ise Tanrım mutluluğum bu kadar mı kısa sürecekti diye Tanrıya sitem ediyordum kendimce… Kesin kararlıydım ağlamayacaktım… Dudaklarımı sıkmıştım… Yalan söylüyor diyordum… Bitmiş olamaz… )Tamam! Demiştim… (Sesim titriyordu… Hıçkırıklar düğümlenmişti boğazıma… )
—Üzülme! Demiştin alay edercesine… (Yüzüne bağırmak geliyordu içimden… Nasıl üzülmem? Diye isyan etmek istiyordum… Ama tek bir söz söylemeye halim kalmamıştı… Dizlerimin bağı çözülmüştü sanki… )
Sözlerini devam ettirdin… "Her şey eskisi gibi olacak… Yine arkadaşız demiştin…"
-(Titrek sesimle) Tamam… Nasıl istersen… Diyebilmiştim…

Gidiyordun…

Arkana bakmadın hiç… Ben ise kalakalmıştım oracıkta… Gözyaşlarımı özgür bırakıştım… Üşümeye başlamıştım bile… "Sen”li hayata öyle alışmıştım ki… "Sen”sizliği aklıma hiç getirmemiştim… Sen ise gözden kaybolmuştun bile… Ben olduğum yerde kalmıştım… Hareket edecek gücü kendimde bulamıyordum… Oysa hiç tahmin edememiştim böyle bir "SoN" u… Ama "Bitmiş" ti… Yapabileceğim hiç bir şey yoktu…
Gelişim nasıldı? Gidişim nasıldı? İnanamıyordum… Ağlıyordum… Gözyaşlarımın arasında boğulmak istiyordum… Ve seni şimdiden özlemiştim… Sensiz bir hayata nasıl alışacaktım? Tanrıya yalvarıyordum çaresizce… Yardım Et! Diye… Son’um dun Benim…

Sevgili(m) ;

Öyle bir gittin ki… Öyle kapanmaz yaralaR bıraktın ki bende… Kapanmıyor o yaralar… Yeri başkasıyla dolmuyor…

alıntı

--KeDi--
18-02-07, 14:26
Ayrılsam diyorum sevdandan kırgınlığım geçer belki....

Yalnız kalmak istiyorum bir kaç yıl.'Seni seviyorum,çok tatlısın,herşeyimsin'gibi cümleleri duymadan yaşamak istiyorum bi süre.Kalbimin sadece Allah için atmasını istiyorum her daim.Senin sevgini beynimden,yüreğimden atmak istiyorum.

Yalnızlığı sevmezdim ben.Şimdi her fırsatta bir köşeye çekiyorum kendimi.Senden uzak senin nefesini duymadığım bir köşe.Bu nefret değil senden nefret etmiyorum.Bu yalnızca dünyamı karartmaya çalışan siyah bir toz bulut...

Anla beni ne olur!Duygularımı hüznümü anlamadın bari kırgınlığımı anla.Anla ve yalnız bırak beni.Beni sensiz,beni sevgisiz bırak.Sevmek istemiyorum artıkSevdikçe kırılıyor parçalanıyorum.BİTTİM!!!
Deniz durulsun,yağmur yağmasın,şimşek çakmasın.Beni korkutan yazlnızlığa sürükleyen herşey yok olsun.Ağlamak değil gülmek istiyorum artık,kırılmak değil toparlanmak istiyorum.Sevilmek de istemiyorum sevmek de ..... SEVGİ BANA UZAK OLSUN BEN SANA!!!
ALIN KALBİMİ BENDEN.KALPSİZ YAŞAYABİLİRSEM....
ALIN SEVGİNİZİ BENDEN SİZSİZ YAŞAYABİLİRSEM...
ALIN BÜTÜN UMUTLARI BENDEN.MAVİ AKŞAM OLMADAN YAŞAYABİLİRİM BELKİ...
ALIN BÜTÜN DUYGULARI YALNIZLIĞIM VE KIRGINLIĞIMI BANA BIRAKIN....Hadi sende git artık!!!Bak yavaş yavaş alışıyorum yalnızlığa.Hadi göm beni kalbine git.İmkansızlığı sevmedin mi zaten sen?Git imkansız olacak herşey.Dönmek yok,sevmek yok.İmkansız gördün öyle sevdin bırak öyle kalsın. BAK MAVİLER GİTTİ SİYAHLAR KALDI BANA.
UMUT GİTTİ HÜZÜN KALDI VİCDANINA.
HAYDİ GİT...DUR!!!SEVGİNİ DE AL ÖYLE GİT.
SENİ SEVMEK İSTEMİYORUM ARTIK....

alıntı

--KeDi--
18-02-07, 14:27
Giderken yanına bunları da al. Bu düşler sana aitti içimde. Her yazdığım sözcüğün arasına seni bu kadar iliştirmem ve seni bu kadar her sözcükten fazlasıyla sevmem sana ne kadar dokunduysa, bu ayrılık da bana o kadar dokundu işte…

Gidişindeki solgun yüzün ve içindeki kırgın düşlerle giderken, bunları da yanına al. bu şehrin sokakları seni özleyecekler çünkü. Çünkü her ağladığımda, üstüne düşen göz yaşları sana dairdi. Bu sokaklar benim aşkıma bu kadar şahit, ve bu sokaklar sana bir o kadar hasretti…

Yüreğindeki acılarla bu şehirden giderken, yanına bir de bunu al. Bu kalp ki sana yalnızca sana ihtiyaç duymuştu hep. Hep seni sevmişliğine ezilip, sana her defasında biraz daha tutulup, bu bedeni bu kadar hasta etmeyi başarmıştı. O yüzden ve bu yüzden, kalbimi de götür yanında…

Kırgınlıklarınla bezediğin ve içine kapandığım bu dünyadan, giderken şunu da al koy aklına. Seni, seni seviyorumluğumu sorgulayan gözlere edalar düşüren kıvılcım bakışlardan kırılmış, yalanlara aldanmış, içine kapanmış çocukluğumu… Çocukluğumdaki düşler kadar içinden sevebilen, sevdikçe daha fazlasını istemek yerine her defasında daha fazlasını vermeye çalışan, küçük hediyelerle ve yaptıklarını sana sunarken, içi titreyen bu içimdeki salak sırıtkan çocuğu…

Gidişlerdeki ihanetlere berelenmiş o yüreğinin içine giderken, bu sözcükleri de koy. Belki bir gün beni özlediğinde bu sözcükler sana yoldaş olurlar. Kıyamadığım için söyleyemediğim aptalsı çıplak sözcüklerin burada işi olmayacak ve seni kıracak hiçbir kelimeyi ortaya koymayacağım. Çantanda seni seviyorumlar, seni özledimler, sana hasretimler ve daha nice sarfedilmeye usanılmamış sözcükler bırakacağım önüne…

Yani uzun lafın kısası ben sana şimdi hangi emanetlerimi vereceğimi ve de sana nasıl bir veda edebileceğimi düşünemeden yıpranıp, içime kapanıyorum. Kimse anlamıyor neden bu kadar temiz düşünebildiğimi hala. Neden bu kadar iyimser ve bu kadar umutlu olabildiğim, hep kötü şeylerden iyi şeyler çıkarabildiğimi kimse ama kimse anlamıyor…

SEN YİNE DE GİTME.........…


Ozan Rıza Demir

--KeDi--
18-02-07, 14:28
Sustum… Öylesine… Bir nefeste… Aheste… Varsın güller açılmasın bundan sonra… Varsın olsun! Eksik olsun… Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun… Koygar şahinler uçurmam bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde… Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle… Sustum… Dertli kalem… Artık sen söyle!


Sustum… Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum… Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim… Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan… Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan…


Sustum… Kelamın koridorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim… Sustum ve nihayet kar eyledim… İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim… Evet! Belkide bir zamanlar meyustum… Ama korkmayın artık… Sustum… Sustum…


Sustum… Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana… Tuş oluşunu gördüm, sustum… Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum… Sustum… Sustum…


Sustum… Olmayan saygının kaygısını çekerek… Bağrımdaki çorak toprağa Mecnun’un efkarını ekerek… Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek… Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek… Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek… Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek… Sustum…


Sustum… Konuş deseler de… Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde… Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla menşeli vesveselerde… Veya… Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde… Söz dedim ya… Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu… İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köselerde… Sustum… Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de… Neyse… Sustum…


Sustum… Gemiler kalkıyordu limandan… Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra… Küçük bir çocuk çehresiyle kanadı ufkun derinlikleri… İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri… Yaseminler de bivefa, kokmayınca bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdeniz’in rutubet kokan nefesi… Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi… Sustum…



Sustum… Sebepsiz yere… Ruhum yara bere…

Eyvahları yollamadan mutebere…

Biliyor musun ah aziz dostum… Ben sustum!

alıntı

--KeDi--
24-02-07, 14:39
EKSİK KALAN HER BİR DUYGUYU VE YÜREĞİMİN YARIM KALMIŞ YANINI SENDE TAMAMLADIM,GÜNEŞİN DOĞUŞUYLA NEFES ALDIĞINI BİLEREK UYANMAK VE GECENİN BİTİMİNDE SENSİZ DE OLSAM HUZURLA YATAĞINDA UYUDUĞUNU BİLMEK YETTİ HEP BANA.NE KENDİMDEN NE SENDEN ÇOK ŞEY İSTEMEDİM BENDEN HATTA HİÇ BİR ŞEY İSTEMEDEN SEVDİM..BAZEN SESSİZCE BAZEN HIÇKIRARAK KUYTU KÖŞELERİNE AĞLAYARAK SAKLANDIM SEVDAMIN AMA BİR GÜN BİR TEK GÜN SEN AĞLADIĞIMI BİLMENİ İSTEMEDİM...GÖZYAŞIM ALIRMIYDI BENDEN SENİ,SEVDAMIN MESAFELERE BÖLDÜĞÜ GİBİ VARLIĞINI GÖZYAŞIMDA ÇALARMIYDI BENDEN SENİ.YADA SEN ACIYIP BANA GİTMEYİ Mİ SEÇERDİN YİNE?BENİM SEVDAM GURURLU,HUZURLU VE BAŞI DİK...SAKIN ACIMAYA KALKMA!!!SAKIN SENİ SEVDİĞİM İÇİN SEVDADAN UTANMA...YAPTIĞIM EN ONURLUCA ŞEYDİ SEVMEK SENİ....KORKMADAN,ASİCE VE ALABİLDİĞİNE...

KİMLİKSİZ BİR SEVDA BENİMKİ...

HER BİR GÜNÜNDE YENİ BİR ÇİZİK TAKVİMİN,SENSİZ GEÇEN GÜNLERİ DEĞİL SENİ SEVDİĞİM SENSİZDE SEVDAMI BÜYÜTTÜĞÜM GÜNLERİN ÇETELESİNİ TUTUYORUM....SENİ SEVMEKTEN BİR TEK GÜN YRULMUYORUM,SANKİ SEN BÜYÜDÜKÇE BENDE BEN GERÇEK ��BEN�� OLUYORUM,KORKAKLIĞIMDAN,YENİLMİŞLİĞİMDEN,SI RADANLIĞIMDAN SIYRILIP KİMLİKSİZ SEVDAMDA KİMLİİMİ BULUYORUM...

SABAH OLSUN,BİR MARTININ KANADINA YÜKLEYİP ÖZLEMLERİMİ SANA YOLLAYACAĞIM,DENİZLERİN DALGALARIYLA KIYILARA ÇARPACAK YOKLUĞUN VE RÜZGARLA SAÇLARINA DOKUNACAK RUUHUMDAKİ SENLE ADI SEVGİ OLAN SEVDAM...BENİM DOKUNAMADIĞIM DEĞEMEDİĞİM ELLERİNE,SAÇLARINA,YÜZÜNE SENİ BANA TAŞIYAN RÜZGARLAR DOKUNACAK...BEN BİR KERE DAHA SENİN VARLIĞINLA BÜYÜYECEĞİM ÇOCUKLUĞUMDAN SIYRILIP,SENİNLE ANIMSAYACAĞIM ÖZGÜRLÜK NE DEMEK,KENDİMDEN KORKMAMAK NE DEMEK...

KİMLİKSİZ BİR SEVDA SENLİ AMA SENSİZ,

BİR UÇURUM MİSALİ,BİLİYORUM SONU UÇSUZ BUCAKSIZ,BİR SALIVERSEM YÜREĞİMİ PARAMPARÇA OLACAK,HER BİR KAYAYA ÇARPIŞINDA SEVDAM DAĞILACAK,AMA NE YOKLUĞUNDAN NEDE BENİ TAŞIDIĞI SONSUZLUKTAN KORKMUYORUM,ÇÜNKÜ YÜREĞİMİ sımsıkı SARIP ACININ UMURSAMAZLIĞINA SENİ SEVEREK NEFES ALIYORUM,ÖLÜMDEN KOKRMADAN İLK DEFA....


alıntı

--KeDi--
24-02-07, 14:40
Her bir dugumdu tek tek çözmeye çalıştıkça ellerimle,yeni düğümler oluşuyor adeta,hiç çözülmeyecekmişçesine…..

Bu kez hersey daha zor…

Aslında zor olan ne sensin ne de hayat zor olan benim bana…

Bir daha düşersem,kalkamayacagım ayaga,hissediyorum.Belki uzatacaksın elini ama bu kez ben tutamayacagım,biliyorum…

Gözümün bebeginde,yüregimin en saklı yerindesin sen.kimselere
Gösteremiyorum seni,hatta bazen kendimden bile gizliyorum.

Varsın aklım sensiz bilsin yüregimi….

Yoklugun içimi acıtıyor.Buna ragmen kal istiyorum.içimde bir yerlerde.

Sanki seni cıkarıp atarsam,tamamen kaybolacakmış gibi geliyor sana dair ne varsa…

Sana ait olan izler silinip yok olacakmış gibi,senli kelimeler yazmayacakmış gibi kalemim bir daha..

Her tutunmaya kalktıgımda sana,dipsiz kuyulara çekiliyor ruhum.Çıkmaya çabalarken gücüm tükeniyor gitgide.Bir gun temelli bitecek,fark ediyorum…

Tüm şarkılarım,tutsak olup sensizlige,cıglıga döşüyorlar içimde.Yüregimle bagırıyorum,sen duymuyorsun,sen bilmiyorsun.

Bir zamanlar gecelerimi aydınlatan gözlerin,şimdi karanlıga cagırıyorlar beni.Kpatıp gözlerimi.düşlerimi.düşlerimde buluyorum seni.Açtıgımda yine sen gidiyorsun.Ve ben yine karanlıklara uyanıyorum..

Üşüyorum…..


Beni üşüten ne ayazların kışın,ne de yalnızlıgım. Yoklugun şütüyor beni,bir yandan yakarken yüregimi…

Göremezsem gözlerini,hiç aydınlanmayacak günlerim..

Tutamazsam ellerini, hiç ısınmayacak yüregim….



alıntı

--KeDi--
04-03-07, 20:30
Duygusaldım son zamanlar.. Beynimi kurcalayan şeyleri düşünmekten başka birşey yaptığım yoktu. Oysaki ne olduğunu bilmeden dipsiz kuyulara düşmüştüm sanki.. Birileri çelme takıyordu bana sürekli.. Bense kim olduğunu bilmeden, saflığımın en doruğunda, ayakta kalmak için mücadele vermeye hazırlanıyordum.

Biliyordum, düşünmem gerekiyor bazı şeyleri.. Anlayamasamda, karmaşık gelsede, bilmem gerekiyor.. Kimdir ? Neydir ? Neyin nesidir ? Ama sen varsın ya...Varlığın bile nefes almama yetiyor...

Gözlerini görmek bile içimi huzur doldurmaya yetiyor. Tarif edilemez, anlamlaştırılamaz bakışlar bunlar.. Beni ordaaan orayaa götürüyor..

Cümlelerin yetiyor kafamı karıştırmaya.. Beni seviyorsun...En azından söylüyorsun artık.. Ama acaba ben artık seviyo muyum ki seni? Sevebilir miyim ki? Yapabilir miyiz ki sen-ben-ikimiz ??

Bak ne yaparsan yap kafamdaki soru işaretleri bitmiyor. Sevmiyorum desen, başka sorular..Seviyorum desen, daha başka sorunlar... Büyüdükçe büyüyor işte.. İstiyorum seni! Kaybetmek zoruma gidiyor! Ama yapabilir miyiz ki sen-ben-ikimiz ??

Artık yazılara da ara vermem gerekiyor. Sana dair birşeyler yazmak istemiyorum. Kendi çapımda, kalemimi bırakıyorum. Kimsenin umrunda değilim, biliyorum... Kağıtlar arkamdan ağlıyor. .

Ama bir yerde bitirmem gerekiyor. Kimse farketmeden, sessiz sedasız, çaresiz bir başıma .. Bırakıyorum işte şimdi! ! Ama unutmaki, ölümüne se……..

alıntı

--KeDi--
31-03-07, 09:26
Uzaktan geliyor gülüşün.

Hatıramda kalan en aydınlık şey, o şen kahkahan... Çarpık kentleşmeden bahsederken yanlış yere dikmişiz heykelimizi, şimdi; ağaçların gölgesinde uyuklamak vardı oysa.

Salkım saçak olmuş bir yüreğe, yağmur yağsa da bir, yağmasa da...Ben çoktan ezberlemişim ayrılık türkülerini..Hoş geldin ya da güle güle Bu nasıl baktığına göre değişir hayata.

Yüzün yoksa hiç hatırlamayalım birbirimizi, ama birazcık vicdanımız varsa, ölene kadar yad edelim.

Didişsek de mavi olduğunu bile bile denizler için, sen yeşil diye tuttur, ben bildiğimi okuyayım. Kaşının üzerinde duran ela gözlerine söyle meftun olduğumu. Beni sandıkta sakladığın bir yemeni farz et, en kederli anlarında sarıl ki bana, seni ezberlediğim için utanmayayım.

Çıkar ağzındaki baklayı..Hala seviyorum diyeceksen, bu kadar kıvranmaktan vazgeç.
Dişlerinin arasından ıslık çalan, parmaklarını belime dolamış, dünyayı yok saymış bir sevgili hatırımdaki.
Hiç çözülmeden öylece durmuştuk ya hani...

O gecenin hatırına ellerini düşlememe izin ver. En kızgın anımda bile, adını anmaktan mahrum etme dudaklarımı. Ne kadar çok elveda dersek diyelim, hep bir merhaba bırak yanı başımda. Salı günlerine dil uzatanlar, çarşambaları sevmeyenler, perşembeleri yok sayanlar hiç unutmasın;

Aşk pazartesileri başlar, gerçekse; ortalarına kadar sürer, ölümsüzse; hiç anlamazsınız, geçenin bir haftamı, bir ömür mü olduğunu!

alıntı

--KeDi--
31-03-07, 09:27
Bir ağaç misali köklerimle sımsıkı tutunurken toprağa, hayata, öyle bir fırtına koptu ki titredi dallarım, sarsıldım derinden, köklerim söküldü..

Bir isyan ki, belli değil ne zaman başladığı.. Benim kırgınlığım ne sana, ne de sevdaya. Benim kırgınlığım sadece hayata.

Kimsenin duymadığı sessiz çığlıklarım, kimselerin görmediği gülümseyen gözyaşlarım var. Dargınım artık aydınlıklara da. Sarılıp karanlığa, kaybolacağım oralarda.

Herşey nasıl da yalnızlıkla örülmüş camdan tuğlalarla.

Herkesi görüp dokunamamak, soyutlanmış bir zaman diliminde sıkışıp kalmak..

Korkuyorum.. Sıralanıyor korkularım bir bir, yavaş yavaş.

O kadar sessiz oluyor ki herşey, ben bile duymuyorum.

Dalıp gidiyorum, gittiğim yerlerde düşüncelerim yok. Düşüncesiz bir boşluğa gömülüyorum adeta.. Bu sessizlik, ıssızlığım olacak, biliyorum.

Ellerinin sıcaklığını hissediyorum ellerimde kapatıp gözlerimi. Açtığımda daha bir üşüyor ellerim.

Titrek dizlerimle basamıyorum artık yere sağlam, sapasağlam. Küçük bir kız çocuğunu, büyük korkulara sarıyor zaman sanki.

Öyle bir zaman ki, zamansızlığa boyun eğdiriyor bu gidiş. Biten bir mevsim gibiyim, artıklarım birikmiş yaşamaların sonsuz döngüsünde.

Saplanıp kalıyorum, adımlarım sığlaşıyor.

Bu kaldırım taşları tanıdık oysa, bu şehir, bu soğuk, bu efkârlı gece. Sevinçlerin peşinden gidip nasıl unutmuşum, nasıl yadsımışım ki onları hiç tanımamışçasına?

Bu defa sen giderken sessiz kalmayacağım, biliyorsun değil mi? Yerin göğün isyanı dolduracak kulaklarını.

Tutamadığım bir yaşam benimkisi. Asla elde edemediğim, su gibi parmaklarımın arasından kayıp giden.. Biraz ıslaklık bırakan.

Zamanın hep bir adım gerisine düşmüşlüğüm, tozuna bulanmışlığım var.

Sadece nefes almaksa yaşamak, hala yaşıyorum..

Ama sensizlik, ölümüm olacak, biliyorum...

--KeDi--
31-03-07, 09:28
Göz göregöre,içimdeki düşleri öldüresiye,yapamayacağımı,hep eksik kalacağımı bile bile senden vazgeçiyorum! Gittikçe acın artıyor,sol yanım daha bir sızlıyor olsa da bitirmek zorundayım, yokluğunla yetinmek zorundayım...Nasıl hesapsız bağlandıysam sana,nasıl sevdamı tuz yapıp bastıysam yarama,içimi ağlaya ağlaya nasıl kuruttuysam. ..elbet vazgeçmenin yolunuda bulurum meçhul bir zamanda...Nasıl yaparım ; sorma...

Sana bırakıyorum güzel düşleri,o sıcak yaz güneşini ve en içten gülüşlerimi...Sevdayı kaldıramadık, TEK YÜREK olamadık.Martılar üşüşürken simit kokusuna,herkes derin bir ohh çekmişken mutluluğa... vazgeçiyorum senden içli naralar ata ata...
Her bitiş yeni bir başlangıç ya;tüm başlangıçlarımı da sana bırakıyorum yaşanan en güzel anıların hatrına...Elveda! !!

--KeDi--
31-03-07, 09:30
Gecenin uğultusuna yaslanmış bedenime ağır gelenleri, kelime kelime döküyorum sancılarımla..
Her şey ama her şey fazlalığa dair bu gece…
Dibe vurmuş yüzüne susuyorum yalnızlığımın..
Geceye düşen ayrılıkları, acıya yüklüyorum usanmadan …
Anlamına tutunduğum sözleri sindire sindire yuttuğum bu fazlalığın hıçkırıklara kapılmasına yüz tutuyorum bile bile..
Hani damlalara karışıp aksın istersin ya gözlerin…
Öyle bir an, sana haykırıyorum parça parça…
Hiçliğe fısıldıyorum, notaları kayıp melodileri…
Yırtıyorum anlamsızlığını her satırının..
Zehrine karışıyorum yüreğinin…
Düğümlüyorum çığlıklarımı, kalemime…
‘İçine attığın her acı, bir gün gelir –sen- olur ‘ demişti,
Yüreği ‘inci’ bir dost…
O yazıyor, ben yazıyorum…
Durmuyor, durmuyorum…
Birgün ‘bana’ susacak sesim…
Şimdi
Yazıyor,
Bağırıyor,
Vuruyor dipsiz yokoluşlara….
Ama birgün…
Ne bir ses ne bir darbe..
Susacak, susturacak…
O gün,
İçime bölüneceğim…

--KeDi--
31-03-07, 09:31
Ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat, sımsıcak kavuşmalar borçlusun..
Hiçbirzaman karşı çıkmadım sana. Yürekleri sararmış insanların içinde
yaşadığım acılar var, ve onlar kadar varoldum. Yaşayamadığım acılarıda
yaşatacaksın biliyorum zamanı geldiğinde, ama yinede yalnızlığımla yaşıyorum seni..

İşte senin farkında olmadan yarattığın eserim ben. Karşındayım. Desemki terk edip gidiyorum sendeki yaşanmışlıkları, umursarmısın acaba...??

Zaten hep itilmiş duyguların gölgesinde yaşanıyor aşk acısı. İnsan önce
beyninde seviyor, önce beyninde haykırıyor sevgi sözcüklerini, sonra ,
sonrası yok. Hep içinde tutuyor bir ömür boyu...

Anlasana ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat. Denizi mavi olarak
görmiştim ilk kez, bulutları ise beyaz olarak hatırlıyorum hala. Öptüğüm ilk kişi kayıtlardan silindi, utanarak dokunduğum ilk el ise hala kayıp.
Sorgulayamadığım sadece çocukluğum kaldı, birde masumca seven yüreğim ve gecenin karanlığı kaldı ellerimin arasında. Diğer tüm değerler ise kayıp gitti ellerimin arasından.. Şimdi ise hiçbirşeyim yok...

Bana inat tüm yaşattıkların hep şahitsiz, hep soğuk, hep buruk gülüşmelerde kaldı. Tüm geçmişime inat, tüm bu satırlara inat, sakın unuttum sanma..

Ertelenmiş bir sevgi borçlusun bana hayat, sadece bir yudum sevgi...??

--KeDi--
31-03-07, 09:31
Eskisi gibi hesapsızca sana inanmamı bekleyemezsin benden. Sana yeniden güvenmemi, eskisi gibi ilgili bir sevgili olmamı bekleyemezsin. Hakettiğinden daha fazlasını isteyemezsin. Hakkın yok çünkü. Sana sevgimi gömdüm demiştim ya. Başarmışım özbenliğime kavuşmayı. Gittiğinden beri çok şey değişti bende. Önce sana olan güvenim öldü. İnancımı kaybettim. Gözümdeki değerini yitirdin. Sevgimin yarısı öldü neredeyse. Sadece ilgim kaldı. Umudum da yok eskisi kadar. Birazcık hasretin kaldı yüreğimde, biraz da anılar.

İstiyorsan şimdi yeniden eski beni, savaşman gerek. Beni sevdiğini göstermen gerek. Değiştiğini görmem gerek. Hakettiğini bilmem gerek. Emek vermelisin bu sevdaya. Boş ümitlere karnım tok. Liseli küçük kız değilim artık. Büyüdüm, büyüdük. Hala titriyor içimde birşeyler sesini duydukça. Kolay mı ilk sevdiğimdin.Atmadım içimdeki seni, atmaya kıyamadım. Ama sevginle de çaresizce yaşayamadım. Ardı sıra kapandı tüm kapılar. Ölmek istedim, ölemedim. Sensiz de yaşayabiliyormuşum, sensizde mutlu olabiliyormuşum.

Sana dönmemi istiyorsan savaşmalısın. Eskisi kadar kolay olmayacak sana güvenmem. Eskisi kadar hesapsızca açılmayacak sana bu yürek. Aşmalısın bendeki engelleri.gittiğim gün kilit vurdum kalbime sızmasın diye yüreğimden fışkıran kanlar,bıçak açmadı ağzımı.anlatamadım içimdeki yarayı kimseye.içimde büyüdü hep.bedeli ağır çektiğim acınında sevgiminde.Şimdi istiyorsan yeniden ulaşman gerek eski yerine. Göze alman gerek tüm zorlukları. İnanman gerek beni sevdiğine. İnandırman gerek sevdiğine.
Deli dolu günlerimi ateşe verdim. Büyüdüm, hiç büyümemişçesine. Seninde büyümen gerek. Büyüdüğünü kabul ettirmen gerek. Görmen gerek göremediklerimi. istiyorsan eski beni Isıtman gerek kalbimi. Kalbime kilit vurdum demiştim ya. Açman gerek tek tek bütün kilitleri...

--KeDi--
31-03-07, 09:32
Her sabah hüzünle karışık bir umut var içimde.Sensizliğin hüznünü yeni bir günün seni getireceği umuduyla bastırıyorum.Her doğan gün yeni bir umut yeni bir arayış benim için.Belki sana kavuşacağım zamana bir gün daha yaklaşıyorum,bu gün değilse yarın.....
Kim bilir?belkide yalnızca kendimi avutuyorum.Gittiğinden beri yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm.Bir başıma değilim sensizlikten yalnızım....

Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim.Gitmelerin gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri,en koyu özlemleri.....Senin gidişin bir ateş gibi çöktü yüreğime.Hiç bir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye.Ben her sabah beni sana getirecek yollarda yürüdüm,senin duyacağın şarkılar söyledim yalnızca..Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle beraberbende battım bir kez daha...........

Geceleri hep uyudum,uyudum.Gün boyu çektiğim hasreti rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için.Her şeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi.Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu.Benim günümde gecemde karanlık şimdi.Ne ay uğruyor gecelerime nede sana benzettiğim yıldızlar parlıyor.Elimde kaldı umutlarım...

Sensizlik öyle kötü bir yara olduki artık,içimde öyle büyük bir boşluk açtınki,bir gün olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sen bile yetmeyeceksin.Orası hep bom boş ve paramparça kalacak.Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim.Ne zaman seni düşünsem,seni hatırlatacak en ufak bir şey görsem o kırıklarla dolu yeri batmaya başlıyorum yüreğime.....

Artık sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum.Hiç bir şey beklemiyorum yeni günden.Seni bile.Varlığının sensizliğini yaşamaktansa içimde boşluklarla,kırıklarla,boş umutlarımla sensizken alışırım,alışmaya çalışırım yokluğuna.........

--KeDi--
31-03-07, 09:33
Ben Hazırım.



……….-Damarımdaki kanım gibisin, aksan öleceğim- o yüzden ahtapot misali yapışıyorum sana, hangi kolumu kessen, kalanlarla daha sıkı saracağım biliyorum.

………Öyle yanımdasın ki, öyle ruhumda, her aşka ev sahipliği mi yapar sandın bu yürek? Sen misafir değildin, sen kimse değildin, sen bendin. Çok sevdim ağaçlara renk veren gözlerini, kızaran yanlarını, sesini de sevdim suskunluğunu da ve hiçbir cümle sevgimi anlatacak kadar derin değildi yanında.

………Hangi mevsimin ürünüydün sen, hangi güneş yapraklarını sararttı, hangi deniz susuzluğuna ilaç oldu bilmem, tek bildiğim bir aşkın iki ortağıydık, hiçbir şey bu ortaklık kadar güzel olamazdı, hiç kimse sevdama senin kadar yakışmazdı ve hiçbir aşk bu kadar ses çıkartıpta yaşanılası olmazdı.

………Yazarak sevmenin, görmeden hissetmenin, bizi nasılda hasret gemisine doldurduğunu izledim başka hayatlarda. Geceyi de sevdim sende, gündüzü de; bir yalnızlığı sevemedim seni tanıdığımdan beri. Bazı zamanlarda yoktun yanımda yada hiçbir zaman mı olmadın? Seni kaybetme korkusunu da içimde taşıdım hep; yinede seninle yaşamayı sevdim, birde çocuk tarafını baktıkça ben olan. Yağmuru ıslanışlarında, rüzgarı saçlarında, sıcağı bakışlarında sevdim seni yaşarken.

………Bir pencereyim aslında sana açılmayı bekleyen, bir adayım aslında keşfedilmeyi bekleyen, bir Leyla’yım aslında Mecnun’u çok seven, ehlileştirilmemiş bir kısrağın delice koşan arzularıyım ben; gel.

………Ansızın bastıran, yağmura yakalanmış sevda oldun bana, yağdıkça doluyorsun içime. Dudaklarımdaki ateşi, gözlerimdeki ışığı, zevk veren dokunuşları sana sakladım. İçime sığdırmaya çalıştığım koca bir sevdasın sen.

………Ben mahkumum sana, hep yakalanma tedirginliğini içimde büyütüyorum, avut beni, bir sevdanın koynunda savrulup duruyorum, sürüklendiğim yer yüreğinin kıyıları, yolcuyum ben sana, kilometreler aşmaktayım dudaklarına, gel.
……….Gel, yeşil ormanlarına daldığım güzel gözlüm, hasretine binlerce kavuşma feda ettiğim mayın tarlam, bırak patlasın içimde tüm atom zerreciklerin, senin mayınlarından benim ismim çıkar.

……….Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuşum, bütün yollarım sana çıkar, ama senin bana kesişmendi asıl önemli olan, seviyordum işte. Bu suçsa birlikte işleyelim, bekleyişlerle tüketme beni, vazgeçilmezim ol, her şeyim ol

ben sevmeye hazırım seni

ya sen?

Sparco59
01-04-07, 20:50
Saol Kankam :=)

--KeDi--
03-04-07, 10:30
Bütün kelimelerim, tüm söyleneceklerim ve söylenmemişlerim suskunluğa bürünüyor karşında. İstesem de konuşamıyorum seninle. Susmaktan başka da bir şey de gelmiyor elimden. Susup gülümsemekten başka.. İçimde çığlığa dönüşmüşken söylenememişlerim, susturmak öylesine zor ki.. Bu sessizliğimde de anlarmısın beni yine?


Bugün yine geldim sana.. Yine konuşamadım. Oysa boğazımda düğümlenen ertelenmiş bütün sözcüklerim "keşke" lere sebep olacaklar, biliyorum. Günlerdir böyle oluyor zaten.. Tam dökülmek üzere iken kelimeler dilimden, susuyorum. Ardıma bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşıp gidiyorum.. Ya da uzaklaştığımı zannediyorum. Belki ardımda bıraktığım sen, en yakınım, en iyi bilenim, anlayanımsın.


Ne vakit seninle ilgili, bu çaresiz gidişinle ilgili bir şeyler düşse aklıma, kovalıyorum beynimin içinden. Hiç bir sesi dinlemiyorum. Ya da ürkekçe bir yerlere saklanıp, gizleniyorum. Gelip beni gizlendiğim yerlerden bulacağını bile bile..


Sen ardımda kalıyorsun ben yürüyorum. Hep geride kalanlar yalnızlığa mahkum olmuyor. Ben kendi yalnızlığıma, kendi yokluğuma, hiçliğime yürüyorum.


Artık kulaklarım sesleri duymaktan daha da yoksun, artık hangi kelimeye atsam elimi, hepsi birbirinden kırık, birbirinden yarım. Gözlerimse denizi, gökyüzünü eskisi kadar mavi görmüyor. Hani ne yapsan çıkmazdı denizin lekesi?


Hiç bir şey eskisi gibi değil. Her yeni gün birşeyler daha eksiliyor. Sen de gideceksin, sen de eksileceksin.. Ne bir dost doldurabilecek dünyamdaki yokluğunu, ne de bir sevda.. Issız kaldığımda kimselere sığınamayacağım. Korkularımdan daha bir korkar oldum. Sen de gidince ya unutursam gülmeyi? En büyük korkum da bu ya..


Sen gideceksin, ben yine susacağım. İçimdeki ses çığlık atarken ben yine bastıracağım. Son sözcüklerimi sen yine duymayacaksın. Sonra pişman olacağım "keşke" diyeceğim, "keşke söyleseydim"... "Belki anlayabilirdi beni, belki tanımlayamadıklarımı tanımlayabilirdi"..


Bütün sırlarımı, yaşanmışlıklarımı, yarım kalmışlıklarımı hiç düşünmeden paylaştım seninle. En umutsuz anlarımda bile sığındığım oldun. Küçük şımarık bir kız çocuğu gibi ufacık bir yara alsam sana şikayet ettim. Söylesene şimdi seni kime şikayet edeceğim?


Hiç sevmedim suskunlukları, biliyorsun..
Ama susmak zamanıdır şimdi.
Bazı şeyler var ki, dillenmiyor, söylenmiyor.. Söylenemiyor.
Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta...
Farkediyorum ki, susmak en büyük yalnızlık..

--KeDi--
03-04-07, 10:32
İÇİMDE BİR SEN YARATMIŞIM...BİTMEYEN ,TÜKENMEYEN...BİR SEVGİLİ ÇİZMİŞİM BEYNİMDE.TUTUNMUŞUM DALINA TOPRAĞINA.BIRAKMIŞIM HAYATIMI,SENİN OMZUNA DAYANMIŞIM.ÇOK SEVMİŞİM SENİ,SEVDİĞİMİ DİYEMEMİŞİM,DEDİRTMEMİŞSİN...BİR HÜZÜNDÜR BU ARTIK BANA KALAN SENDEN.BİR SEVDA BIRAKTIN YANINDA,ACITMASIN HÜZNÜM FAZLAYSA SANA...

SEN DİYEBİLİYORUM ....SEVGİLİM DEMEK İSTERDİM.YİNE DEDİRTMEDİN...SEN BUNLARA İZİN VERMEDİN...İSTEDİĞİN OLSUN.BEN AŞKIMLA KALIRIM.AŞKIMI SAKLARIM .BANA GÜÇ VEREN O.ARAMIZDAKİ TEK ANLAMLI ZARARSIZ ŞEYDİR AŞK.BANA HÜZNÜ YAŞATCAKSAN EĞER '' AŞK '' A ACI...ARTIK ÜZÜLMEK İSTEMİYOR..BAŞKA SEVDALAR DA İSTEMİYORUM...BİLİRMİSİN NE KADAR ACI ÇEKTİĞİMİ...HER ACI BİR GÖZYAŞI AKITIR RUHUMDAN.UYKULARIM BİLE UZAK GECELERDEN...

BEN HER AKŞAM GÖZLERİMDEN AKAN YAŞLARLA RUHUMUN ÜSTÜNE BİR KUREK DAHA KUM ATIP GÖMÜYORDUM DERİNLİKLERE.RUHUM YAVAŞ YAVAŞ YOK OLUYORDU İYİ VE KÖTÜLÜKLERLE BİRLİKTE.....ÖMRÜMÜN SONUNA KADAR HAYATIMDASIN YİNEDE...İÇİNDE OLMASANDA YUREĞİMDESİN UNUTMA....BUNDAN HABERİN OLMASADA....

nannage
03-04-07, 16:04
Çok Güzel Mektuplar Bazılarını Okudum:)...

--KeDi--
04-04-07, 20:39
KİMSENİN SESİ ÇIKMAYACAK....

Her gün, başka bir düğün evinde yaşanan mutluluğu paramparça edip, üzerine ölüm saçacaksın. Çocuklar kurtulacaklar uzun yaşayarak görecekleri dertlerden; hepsini topluca bir mezara dolduracaksın. Artık, ne geçim sıkıntısı kalacak evlenecek gençlerin, ne de olup biteni anlatacak görgü tanığı; geride kimseyi sağ bırakmayacaksın.

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Tam teçhizatlı askerlerin olacak; uzun menzilli silahlarla vuracaksın. Hızla giden bir araba, sokakta koşan genç bir adam, slogan atarak yürüyen topluluk, pratik çözümler bulup hepsini havaya uçuracaksın. Çakal sürüsü gibi birlikte gezecek, gece yarısı kapıları kırarak gireceksin içeri. Ani baskın yapacak; masum insanların ellerini arkadan bağlayıp, kafasına çuval geçirecek ve aşağılık cümlelerle konuşacaksın.



Kimsenin sesi çıkmayacak!

Çikolata rengi gibi bombalar koyacaksın toprağın üstüne. Çocuklar, kendilerine yakışır bir ölümle ölecekler; oyun oynarken! Kapkara gözlerinde kocaman bir tebessüm. Uçaklar büyük bir gürültüyle üslerine dönecekler. Akşam, puşt bir ifadeyle kameraların karşısına geçecek ve ölenler için kibarca özür dileyecek bay başkan...

Kimsenin sesi çıkmayacak!

İçerisinde köpekler dolaşan hapishanelerin olacak; fotoğrafta, gülümseyerek bakacak kadar eğitimli ve her emre itaat edecek kadar çok köpek. İçeriye alınanlardan bir daha haber çıkmayacak.

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Kahkahalarla fırlattığın bir tek bombayla iki yüz elli bin kişiyi aynı anda öldüreceksin. On binlerce kadının ırzına geçip, yüz binlerce insanı sakat bırakacaksın. Dünyanın istediğin her yerinde ölüm mangaları kurup yüz binlerce kişiyi işkenceden geçirecek, bir o kadar kişiyi de gözünü kırpmadan öldüreceksin.

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Yarım milyon çocuğu bir gün içinde katledip, bir o kadar çocuğu da yetim bırakacaksın!

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Gözyaşı sel olmuş akarken, agıtlar yürekleri yakarken, hergün binlerce ocak sönerken G-8'in liderleri seni haklı bulacak!

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Kişi başına en az beş bomba düşecek saldırdığın yerlerde. Herkesin ayağını denk alması için vahşeti bütün televizyonlardan seyrettireceksin dünyanın geri kalanına.

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Yüz yıldan daha az olmayacak sürgünler; bir nesil yolda doğup, yolda ölecek. Geniş mezarlar kazacaksın toplu öldürülenler için ama bir kurşuna iki can sığacak kadar küçük olmalı bedenleri. Üzerindeki üniforma gibi yakışmalı öldürmelerin. Adın Moskof mezalimine çıksın senin.

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Gözleri bağlı olacak esirlerin, kafalarını darmadağın ederken katillerinin yüzünü görmeyecek hiçbir esir. Almanya'daki soykırıma karşı çıkacak, bin beterini Filistin'de yapacaksın.

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Duvarın köşesinde babasının kucağına sığınan on iki yaşındaki çocuğun tam göğsüne nişan alacaksın. Babasının kollarında can çekişirken çocuk, bütün dünyaya göstereceksin ne demekmiş insanca savaş! Buldozerlerle girmelisin evlerin kapılarından, mülteci kamplarına düzenlediğin operasyonla gelmeli ölüm. Taş atan çocuklar için top atan tanklar bulundurmalısın; ördüğün on beş metrelik duvarın arkasında görünmez nasıl olsa zulmün. İnsanlık, seni anlayışla karşılayacak!

Kimsenin sesi çıkmayacak!

Bir centilmen tarzı içerisinde ve bütün zamanların en kahpe şekliyle, daima arkadan vuracaksın. Sinsice! Kahpece!

Öldürdün mü işte böyle öldüreceksin!

İşlenecek bir karış toprağı, içecek bir yudum suyu olan her coğrafyanın senin olması için kongre kararları, meclis kararları çıkaracak, oturduğu toprağına içtiği suyuna göz koyduğun insanları zalimce, hunharca ama mutlaka YASAL olarak öldüreceksin!



aLıntı..

--KeDi--
04-04-07, 20:40
Mektup Ama?

Sana yazıldı bu mektup, belki okursun, belki de okuyamazsın ama ben gene de yazıyorum...

Yeni yeşermeye başlayan bir fidan doğuyor içimde, isterim ki bu fidanı sen sula sen büyüt senin sevginle yeşereyim istiyorum…

Anlatmak istediğim her şeyi yüzüne söyleyecek cesaretim yok onun için sana bu satırları yazmaya karar verdim…

Bilmen gerek biliyorum onun için anlatıyorum...

Hayatımda ilk defa kıskançlık rüzgârları böyle derin esti yüreğimde…

Anladım ki ben seni bir başkasından ve hatta saçının tenine deymesinden tenini kıskanıyorum…

Seni bir başkasıyla görmek bir yana sen başkasından bahsettiğin de deliye dönüyorum...

Düşündüğümde ise çılgına dönüyorum…

Kendime zor hâkim oluyorum...

Hani sormuştun ya sen neyden korkuyorsun diye bende sana kaybetmekten korktuğumu söylemiştim işin gerçeği korktuğum tek şey seni kaybetmek…

Seni kırmaktan çok korkuyorum, öyle saf ve narinsin ki, seni incitmekten korkuyorum.

Bu korkum yüzünden sana açılamıyorum.

Görüştüğümüz günlerde seni görmek öyle bir mutluluk veriyor ki koşup boynuna sarılmak istiyorum, ama yapamıyorum…

Belki bu yazdıklarım sana saçma gelebilir, gülüp geçersin ama bilmelisin ki sen benim için çok önemlisin, bu satırları okuduktan sonra belki benden nefret eder belki hiç görüşmek istemeyebilirsin…

Ama bil ki ben seni hayatımın her köşesinde istiyorum…

Vazgeçilmezim ol… Vazgeçilmezin olayım…

Benden hoşlanmasan dahi beni güzel yüzünden mahrum etme çünkü seni çok seviyorum...

SEVİYORUM…

Ve hep seveceğim…

--KeDi--
04-04-07, 20:41
merhaba!Umarım herşey istediğin gibidir.Ben sevdiğim insanların mutlu olmasını isterim ve senin için de bu geçerli.çünkü sen de saygı gösterdiğim ve sevdiğim çok özel birisin.
sen benden uzaklaşmak istiyosun sanırım.belki de yanılıyonumdur.ama durumunu biliyonum ve seni çok iyi anlıyonum.Duygusallık işin için girince bazen gerçekleri görmemizi engelliyo.
Konuşacak neler vardı senle bilmiyosun...bitmeyen bir gecenin ulaşılmayan aydınlığında,güneşe ihtiyaç duymaksızın yaşayacaktık sıcaklığımızda.öyle bir sıcaklık biliyo musun?Karlar düşerken tenine,güneşi aramıyosun hiç!Karanlık da umrunda değil,
Sevdiğin var yanında... Birikmiş hayalleri beklemediğin bir anda yaşıyosun,tutamayacağını sandığın mutluluğu sarmışsın sımsıkı...Umrunda değil hiç bişey!baharı da beklemiyosun artık!sevdiğinin teni var ya!Bilemezsin böyle bir hayalin yaşattığı duyguları ...Bilemezsin böyle bir hayalin seni nasıl hayata bağladığını!bilemezsin!Bilemeyeceksin hiç bir zaman...
çok iyi bak kendine!!!ama çok iyi!!!

Beni hayallerimle başbaşa bırakmak senin tercihindi.beni unutmaya çalışmak senin eserindi!

Zamansız bir yağmur yağarsa bir gün tenine;
Bırak dokunsun,açma şemsiyeni
Zamansız bir rüzgar eserse şehrinde;
Bırak okşasın,kaçırma saçlarını...

sen var ya en deli köşeme oturdun...beklemediğim bir anda hem de...belki yanlış belki yakışıksız oldu benimki...ama güzeldi gelişin...bazen yaşanan küçük anlar, ömür boyu yaşananlardan daha anlamlı oluyo...ve biz yetinmeliyiz bize sunulan kısa ama muhteşem güzelliklerle...seni çok özliycem!!!

alıntı

--KeDi--
04-04-07, 20:43
Uçsuz bucaksız denizlerin ortasında yelken açmış gidiyoruz. Yüzümüze azgın dalgaların hırçınlığı vuruyor.Arkasından korkulu sesi geliyor rüzgarların.Ama her zamanki gibi birlikteyiz. Ne denizler aştık seninle,ne fırtınalar gördük. Kimbilir bilmediğimiz ne mutluluklar içinde yüzdük. Azgın dalgaların arasında doğan güneşi izledik her sabah her şeye rağmen.

Bazen bir damla olduk göz pınarlarından akan, bazen sevgi sözcükleri ağızdan çıkan. As olan anlamaktı geçen geçmişi, gelecek umutları. İşte yeşeren yaprakların sarardığı zamanlarda bizde bunu yaptık,dökülmelerine izin vermeden. Oluşan arkadaşlık değildi daha öte.......
Biz bu kentlere sığdıkta bu kentler bize hiç sığmadı.Kaldık kırık bardaklar gibi. Ay ışığı gölgeleri büyüttü bizi.Ayrılıklar eskidi,mesafeler eskidi ama; dostluğumuz hiç eskimedi. Kısa ama köklü bir öykü yaşadık hayatımızda.Uğruna upuzun acılar çektiğimiz "UMUTLAR" sığdırdık. Umudun kilosu kaçaydı bu dünyada hiç bilmedik. Çünkü hiç tükenmedi yüreğimizdeki umut.
Rüzgarların yönünü değiştiremediğimiz zaman, yelkenleri rüzgarlara göra ayarladık. Ara sıra isyana yönelicek olsak bile kavgalarımızı sürdürüken bu dünya ile hep barış içinde olduk.Kimi zaman ise asmanın en kuytu yerinde duran bir salkım, bazende bir güvercinin ilk uçuşu,ilk yalnızlığı ve ilk sevincini yaşattık bu hayata.. Yaşama umudumuzu hiç bir zaman yitirmedik. Hep zamanın daha ötesinde aradık umudu hem de doyasıya. Kabuğuna sığmadık bu hayatın. Bugün senin hayalinle , yarın benim hayalimle gittik bulutların sırtında. Sımsıkı tutunduk birbirimize düşmemek için. Kimse tahmin bile edemedi o yerleri hep sır kaldı aramızda. Biz bilmediğimiz nelere ağlamadık, nelere gülmedik seninle. Sezilince hep bizler varız. "DÜN ile DOST " Akla yatmıyor ayrılık , yaşananlardan ötürü. Ama bizler mecburuz. Çünkü; insan yaradılmışız, esiriyiz. Geçmişle var olmayı, bugünü iyi kılmayı, geleceğin dostlarını yokmuş gibi kabul etmedik hiç bir zaman. Uzun yolların tutkun yolcularıydık. "UMUT GEZGİNLERİ'YDİK" Hep umut çarptı yüreğimizde. Olmayan mavilere yelken açtık. Ama olsun! yılmadık. Şimdi koskoca maviler bekliyor bizi. Belki ben başaramadım o mavilere kucak açmayı fakat; umarım ki sen başarırsın.

Sevgili Arkadaşım, Can DOSTUM

İşte bugün; yarım kalmaması gereken dostluğumuz şiirsel geliyor bana.Devam etmesi gereken ve bir hiç uğruna yıkılmaması için bu mektubun başındayım bugün..Ve ben kimim?
Eğer hala bana kızgın isen ve bu da kim diye sorarsan...
İvecen bir martıyım yosunlu taşlarda , gözlerimle konuşuyorsam ve mavilere sürgünsem. Bu benim işte "İsimsiz Yazar"
Bazen öznesi ölü genç bir kızın ebedi gençliği yatıyor kelimelerimde, bazende ömrüm tümüyle gülümseyen bir fotoğraf gibi mutlu ve gerçek anlatır beni dostlara. Belki beni bugünlere getiren çocukluğumdan, gençliğimden ve dostluğumdan çaldırdığım bir dolu yasaktır. Eskiden upuzun bir salıncağım vardı dut dalında yanımda ise dostlarım. Ve kanatsız, korkusuz yükselişlerim. Bugünlerde hepsini fena çaldırdım sanırım; cezasını çektiğim.Ama asıl hasretim; minik penceremden kaçırdığım büyük özgürlük tadındaki dostlarım.Bilirsin ciddi bir iştir "ÖZGÜRLÜK" . Umarım o minik penceremden özgürlüklerimle yitirdiğim dostum sen olmazsın...
Eğer öyle ise affetmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü gerçek arkadaşların arasına mesafe girmez hiç bir zaman.Ne kadar yakın olurlarsa olsunlar ara sıra üzebilirler affetmek gerekir..
İnsanoğlu bu; hayatta hep bir şeyleri yarım bırakır. Hep bir şeyler eksik kalır, unutulur zamanla. Bazen de hayat şart koşar insana ve içindekilerde destekler.. Bir çicek sunarlar önüne.Çiceğe su vermeyi, asırlık gölgrsinde bir çınarın asaletini ve yıllarca direnmişliğini seversin. Severken büyümeyi , yüreğini birine yaslayıp yürümeyi öğrenirsin insan gibi...Lakin tüm bunları öğrenirken bir sanatı unuttururlar insana.. O da yürürken dostlara seslenmeyi..
Ama bilmeni isterim ki hiç bir zaman unutmadım DOSTLARIMI....Vurmasınlar,çalmasınlar,kirletmes inler diye kelimelerime gizledim..Ve hiç yitirmedim umutlarımı...

Ve unutma ki; Sana ulaşamadığım zamanlar tüm sevgi ve dileklerimi yıldızlara bıraktım. Mektubu alınca göğe ve yıldızlara bak! Kuzey-Batı yönünde küçük ama kuvvetli bir yıldız göreceksin. İşte o zaman uzatıp ellerini al oradan emanetini.....

Hoşçakal ve Sevgiyle Kal
DELİ KIZ
Bİ DAMLACIK
Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleri iniyordu ışık
Ağlarda sanki dargın bir kılıç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belkide anmak için bir sessizliği

--KeDi--
04-04-07, 20:45
Trenler hani o insanları alıp sevdiklerine götüren ve onlardan ayıran eskinin kara çirkin,şimdininse, güleryüzlü trenleri...
İşte onlardan biri bu gece beni'de sevdiğimden ayırdı.Hiç acımadan beni istasyonda bırakıp alay eder gibi arkasına bile bakmadan dumanlarını savurarak çekip gitti yanımdan...
Oysa ilk indiğimde ne kadarda mutlu inmiştim o trenden.Çünkü sevdiğim istasyonda beni bekliyordu,ilk indiğimde çok çok mutluydu elimi sımsıkı kavrayıp"hoşgeldin!"dedi. Sesi titreyerek ve gözlerimin içine bakıp çok mutluyum dedi çok.Evet o gün her ikimizde çok mutluyduk alabildiğine mutlu,coşkulu.Geceye kadar çok güzel ve keyifli bir gün geçirdik.Gözlerimizin içine bakarken içimiz titredi bunlar o an o kadar gerçekti'ki gözlerindeki sevgiyi gördüm gerçekti evet aşktı bu o kadar belliydiki şu an bile bunu hissedip titriyorum.O sevgi vardı evet buna yemin edebilirim OYSA ŞİMDİ BU SEVGİ BENİM DİRİ,DİRİ GİRDİĞİM BİR MEZARIM OLDU...
Sonra o gece istasyonda evet hayatımda asla unutamayacağım bir andı hiç bir aşk bu kadar güzel olamazdı,hiç bir flim sahnesi bile bu kadar güzel çekilemezdi.Çünkü gerçekti o sahnede değildi,oyunda değildi. Sımsıcak,mutlu,huzurlu,güven dolu bir sevgiydi ve hiç kimse yaşamamıştır o an bizim yaşadığımızı sadece birbirimizi seyrettik hiç konuşmadan sadece aşkla,sevgiyle,hasretle seyrettik...
Evet istasyonda o karanlıkta gözlerimizi birbirinden ayırmadan seyrettik her ikimizde birbirimizi,kalbimiz deli gibi atıyordu.Muazzam bir yakınlıktı,aşktı(o an orada kalıp ölseydim elleri ellerimde bir ara elimi göğsüne koydum oda elini getirip elimin üstüne koyup bastırdı elimin altında deli gibi atan kalbinin atışını hissettim.Hayatımda duyduğum tüm seslerden çok çok daha güzel bir sesti.Çünkü o an o kalp benim için atıyordu.)Sanki hiç bitmeyecek bir aşktı sonsuzluk gibi uçsuz bucaksız bir sonsuzluk...
Sonra bana yazdığı o mektup.
İlk mektubuydu bu bana yazdığı(ne acıdır ki sonuncusuydu da aynı zamanda.)
Canımın içi bir tanem seni çok seviyorum inan bir an bile aklımdan çıkmıyorsun.
Canım ne olur beni hiç unutma seni gerçekten yürekten sevgi dolu bir kalple sevdim.
Bir tanem kendine iyi bak olmaz mı?Ve beni sakın hiç bırakma,beni hiç unutma seni YÜREĞİME KAZIDIM ORADAN ÇIKMAYACAKSIN.


alıntı

Kanka Bot
05-04-07, 15:58
Bıraktım suskunlukları bir yana bağırıyorum. Boğazımı yırtarcasına haykıra haykıra bağrıyorum.

Sana sevdamı anlatıyorum. Yüreğimi ihbar etmekten korkmadan içimdeki deli dolu çoşkuyu saklamdan heycanın en büyüğünü yaşayarak her haykırışımda çoğalarak anlatıyorum.

Sensizliğin beni boğduğu zamanlara inat cesurca yürüyorum aşkın denizinde. Ne ihanetler var ne yalanlar o sonsuz mavilikte. Senin yüzün senin tenin senin gülüşün besliyor beni tohumdum filizleniyorum bir koca ağaca döneceğim biliyorum. Dallarım seni taşıyacak yeşil yeşil köklerim seni saracak taa derinlere kadar. Hiçbir yıldız kaymayacak artık ay karanlığa dönüşmeyecek yağmurlar üşütmeyecek.

Sana seni anlatmaya gücüm yetmiyor öyle güzelsin ki...

Öyle güzel gülüyorsun ki... Bak senin gülüşüne özeniyor herkes mutluluk dağıtan bir yanın var senin. Sen gülerken benim içim içime sığmıyor çocuklaşıyorum. Sen gülerken mevsim bahar oluyo nasılda ısınıyor dünya. Sen gülerken ben bir sonraki gülüşün özlemini duyuyorum olacak şey mi bu? Sen gülerken gözlerin aşkı anlatıyor ah o zaman eriyorum.

Gözlerin dedim de içim titredi. Bazen çocuk olan bazen baştan çıkaran o bakışlarına alev dudakların eşlik ediyor.Sevdan beni benden aldıkça yoldan çıkıyorum.

Gönüllüyüm korkma. Nereye istersen gelirim seninle hangi iklimi seçersen orda olurum. Deniz kızı ol çağır beni denize sonsuza kadar kalırım orda seninle Sensiz zamanlarm vardı ya benim bir daha olmayacak...

Söz verdim kendime bu hayat sensiz yaşanmayacak. Yazılar şiirler sana yazılacak şarkılar sana söylencek kadehler sana kalkacak. Senin olmadığın yerde bu yürek bir an bile kalmayacak. Bak herkse aşkı arıyor görüyor musun? Biz bulduk şanslıyız. Ya hiç görmeseydim seni ya hiç tanımasaydım?

Şimdi yine uyanmak istediğim uykularda olmaması gereken sabahlarda bin parçaya bölünmüş umutlarda ve hep yalnızlıkta olacaktım. Seni sevmeseydim kendimide sevmeyecektim. Bana yeniden sevdirdin kendimi yeniden barıştım yüreğimle.

Yaraları kapadım dindi kanayan acılarım...

Bir tek sensizlikten korkuyorum.Korkmakda neymiş ödüm kopuyor.

Mutluluğa çabuk alışıyor insan.

Ben senin verdiğin mutluluktan senden aşkından ayrı kalmak istemiyorum.

Ah yar! seni anlatabileceğimden çok daha fazla seviyorum...

alıntıdır

Kanka Bot
05-04-07, 15:59
Gecenin karanlığına yaslanıp gözlerine yıldızları ördüğüm zaman diliminden yazıyorum bu pulsuz mektubu. Yüreğimi kelimelere ilmekleyip yine sana yağıyorum yağmurlara gebe kalmış yüreğimle. Bir gece yarısı içten ice kanayan yokluğunu gözlerime gömüp her sabah güneş ile yine sana doğuyorum. Perdelerine eğilip gözlerinin karanlık duvarlarını yıkıyorum kirpiklerimde asılı kalmış gözyaşlarımla. Dağınık saçlarını rüzgarla tarayıp bulutlarla taçlandırılmış dağlarımın son kardelenlerini örüyorum saçlarının ince tellerine..


Seni hasret kelimelerinin dilsiz duvarlarina cizilmis bir figürden öte kelebegin gözyaslariyla yaziyorum. Nedenini soracak olursan gülüm; topraga düsen her gözyasinda ciceklerin dudaklarinda her zaman yasa diye. Biliyorum her canli gibi bir gün vuslat surubunu Azrail'in avuclarindan kana kana icecegiz. Her insan gibi topragi gözlerinden öpüp bulutlarin kanatlarinda bu dünyadan göcecegiz . Lakin unuttugun birsey var sevdigim. Bedenler cürüse de, diller unutsa da satirlara ilmeklenmis gözlerin her zaman yacayacak. Sen benim yürek bahcemde Zümrüd-ü Anka'nın gözyaslariyla beslenen ve gözlerimde nefes bilinen bir yudum ömürsün.

Her gün gözlerinde yeniden dogmak icin avuc iclerine bir bebek gibi kivrilip soluklarina gömülüyorum yine. Kirpiklerine yaslanmis rüzgarlarin kanatlarina uzanip gözlerinin huzurunu soluyorum. Yalnizlik anbarindan bir dirhem sevgini dudaklarima degdirip sana geliyorum. Topraga mevzilenmis günese seni anlatip sonsuzluga ciziyorum güllerin gözyaslarinda yikanmis ismini.

Seni " sende " yasamaya geliyorum. Sehvet yüklü duygularina kiraci olmaya degil; dizlerinde kütük misali aglamak icin yüregine geliyorum. Ben gözlerine kangren acilari sermeye degil; yüzünün cografyasinda cicek acmis gülüsleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum. Yasadigim sehrin tüm isiklarini söndürüp yüreginin aydinliginda karanliklarimi ezmeye geliyorum. Haydi gözyaslarinla sil terli yüregimi, gülüslerinle öp seni kirpiklerinden kiskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarimin kurak topraklarina.


Yanina geldigimde, zehir olup dolassan damarlarimda. Durma sevdigim, imkansizligina gömülmektense gülüslerinin kurak topraklari olsun mezarim. Üsüdüm mü topragin altinda, sarilirim avuc iclerine bir cocugun annesinin gögsüne kivrilmasi gibi. Susadim mi, kirpiklerine ugrar kana kana icerim sevgini. Simdi sehrimin tüm isiklarini söndür ve sah damarima sür kör bicaklarini. Varliginin huzurunda sonlansin sen kokan kelimelerim.

Bir yudum mutlulugun hazzinda vur beni. Gözlerim, gözlerinden baska yurt bilmesin. Dizlerim, yüregin gölgesinde topraga sarilip son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine. Saclarindan örülmüs daragacindaki urganim olsun parmaklarin. Zehir olup dolassin damarlarimda keskin bakislarin. Simdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve sah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarina. Bal diye kana kana icsin damarlarim ölümün zehrini. Ne olur üzülme hicranim. Ölüm, senin kollarindan gelmeli. Cünkü; sen benim yüregimin satirlarina örülmüs ölümsüzlügümsün....



Günahlarina kefil olmusken,
Sah damarlarimdan süzül iceriye.
Zehrini bal diye icerim sen bende yasarken.
Sehrimin tüm isiklarini söndürüp
Acilarini kilitle üzerime.
Kurtlanmis sancilari giydirip bedenime,
Ölümün ipini gecir gözlerime.

Ne olur sus ölüm melegim,
Dizlerine egilsin yüregim.
Senin ellerinden ölmenin ödülünü
Gögsümün sol yanına takayim.
Haydi zehir olup dolas damarlarimda.
Azrail'in kollarina senin avuclarindan kanatlanayim

Kanka Bot
05-04-07, 15:59
Biliyor musun, artık ağlamıyorum gidişine. Bir muhabbetlik sözüne yanıp tutuşsa da dudaklarımdan dökülmeyi bekleyen cümleler, söz verdim kendime, konuşmayacak dudaklarım sensizken senli günlerine. Yanında uysallaşan yüreğim yanından bile geçmiyor artık huzurun. İçimde senden kalan günlerden soluduğum birkaç yaşamalık nefesle, boşver diyorum, yaşamak da neymiş. Hiçliğim, ölüme davetiye çıkarıyor protokol koltuğuna. Bir yanım sensizlik, bir yanım azrail. Her seferinde ölüm duruyor terazinin ağır basan kefesinde...




Yokluğunda yaşamaya değer biçiyorum, açık arttırmaya çıkarıyorum nefeslerimi, kimse cevap vermiyor içimdeki çığlıklara. Umudum esir düşüyor kumdan kalelerimize. Ellerime kelepçe vuruyor "git" deyişin, esaretim çekilmez oluyor, hayallerim suya düşüyor gözlerinin hayalinde. "Sevmek, sevgilinin bulunduğu cehenneme yürümek, sevgilinin olmadığı cennete de gitmemekmiş." Oysa ben kor ateşlere yürürken, seni uğurluyordum umudun maviliklerine...




Şimdi yeni yolculuklardayım. Umutsuzluğun eşiğinde, cehennemin beşiğinde, hem de henüz hiç uyumamışken kuş tüyü dizlerinde. Ne olurdu sanki gözlerini gözümün yaşına, ellerini avuç içlerimin terine bıraksaydın. Birlikte yaşamanın hazzına bir türlü varamadık biz. Tam tuttum derken ellerini, inşa ettiğimiz kırık köprülerden nehirlere düşüp boğulduk, yüzmeyi hiç bilemedik biz. "Git" dedik birbirimize, gitmeleri hiç sevmediğimiz halde. Sen benden gittin, ben de kendimden. Ama ağlamıyorum bak gidişine. Unuttun mu, gözyaşlarımı hediye ettim ben, beni buralardan alıp sana götüren o yeşil gözlerine...



Ben henüz sensiz yapamıyorum. El ele aşıklar geçiyor bazen, kızın saçı sana benziyorsa yüzümü çeviriyorum. Her adam bana benziyor biraz; hassas, kaybetmeyi kabullenmiş. Ve her kadın sana benziyor; unutkan, yorgun, boşvermiş. Bu gece, dün gece; gecelerce günlerce, ben henüz sensiz yapamıyorum...

--KeDi--
05-04-07, 16:35
yüreğinde vedalar saklı umudumun sana hasret gecede...

bir dalga boyu yetecek silmeye kuma yazılanları.
herşey kumdan zaten düşüncemdeki. bir damla suda,
bir kucak dalgada,
en ufak adımında, bitecek herşey.

ne olur olduğun yerde dur...
ya da çizgilerimi belirgenliştir...

yüreğinde işkenceler saklı umudumun
sana hasret gecede...

bir salıncağa zincirlenmiş bedeni sevdamın. sana yetiştim sanıyorum
her salınıştı. neyin yargısı bu? sana uzanacakken,
kıracaklar zincirimi biliyorum. yerle bir olur aşk uzanamadığı yerde.

toplayamazsın kırıkları. kıramazsın zincirleri. ben sana
gelecekken, zincirlerini kıracaklar sevdamın...

düşmeyeyim, izin verme!

ne olur olduğun yerde durma...
tut beni...
ya da
zincirlerimi kırmasınlar sana varacakken...

içerisinde sözler saklı umudumun sana hasret gecede...

adım adım yaklaştıkça, aslında uzaklaşsanda,
denizin en ben koktuğu yerde beni beklediğini biliyorum.
yollar sana ırak, çareler çaresiz olsa da,
sana yangınım ben.

iliklerimde aşk(ını) yaşıyorum...

biliyorum
boş değilsin,
beni seviyorsun...

kurulmuş tüm tuzaklara rağmen, nasip bildik biz birbirimizi...
kırıldığım yerde düşlerimle,
gerçeğime tutunuyorum şimdi senle.

--KeDi--
06-04-07, 17:10
Gel desem sana ....
Hiçbir şey sorma,hiçbir şey konuşma,sadece gel...
Gelir misin??
Hadi desem yada..??
Hiçbir şey sormadan yine benimle yürür müsün sonu belirsiz...??
Bakmasan,görmesen,duymasan beni günlerce...Aylarca belki....
Yine beni sever misin?
Gözden ırak olan gönülden uzak olurmuş derler ya..
Yanımda olup uzak olanlardansa,uzakta olup içimde olmayı becerebilir misin


Aylar sonra,yıllar belki..
''Seni sevdim..Senden gelen iyi-kötü her şeyi sevdim.Ve hep seveceğim..''
Diyebilir misin..??


Yanında otururken bile zaman zaman beni deli gibi özleyebilir misin??
Her ayrılışımızda sabaha,bir daha görememek korkusuyla delirir misin?
Her gelen telefonda 'ben' diye irkilir misin sebepsiz..?
Beni her dakikana taşıyıp yaşamayı becerebilir misin??


Beni ,ben gibi sevebilir misin??
Delirsem bir gün..''Canıımmm...'' diye yine sarılabilir misin?
Kapris yapmak istesem...Yapsam hatta şımarıp,kalabalıklarda elimi tutabilir
misin?


Hayat bir gün bana oynarsa,maskeleri yırtıp her yerimden,yine beni görebilir
misin??
Ne şart ve konum olursa olsun,göz bebeklerimin hep aynı bakacağını bilebilir
misin?


Ya da ben hayatla oynamaya kalkarsam bir gün nefesimden sıkılıp
Ölsem bir gün,yaşadığın her gün için benimle, 'bir saniyesi için bile pişman
değilim' diyebilir misin?


Sevgilim ol diyorsun bana....


Sen bu sevgiyi kaldırabilir misin?

--KeDi--
07-04-07, 12:54
Seni gördüm içim acıdı sevdiğim...
Gidiyordun yine ardına bakmadan..
Gidiyordun yine görmeden gözyaşlarımı ve belki umursamadan..
Özlemiştim oysa seni..
Hem de çok...
Hem de deli gibi...

Nerede olduğunu,nasıl olduğunu bilmek istemiyorum.
Ölmüşsün ,evlenmişsin...
Bilmek istemiyorum...
Seni sonsuza kadar burada,bu gidişinle bırakmak istiyorum..
Ama olmuyor,başaramıyorum...
Seni çok özlüyorum...

Sen yürekteki doğum lekesi gibisin sevdiğim..
İstesem bile çıkmıyorsun, çıkaramıyorum bedenimden...
Bazen farklı olduğumu hissettirip mutlu ediyorsun beni,bazense bir bıçakla çıkarıp atacak kadar acı çektiriyorsun yüreğime...
Bazen aynaya bakıp saatlerce izleyebiliyorum seni büyük bir aşkla,bazense aynalardan nefret eder oluyorum,gözyaşlarımı kendimden bile saklıyorum varlığının verdiği acıyla...
Ve sevdiğim biliyorum..
Sen asla geçmeyecek ve hep varolacak doğum lekesi olacaksın yüreğimde.

Bu kaçıncı kağıt yazdığım, bu kaçıncı atacağım sayfa olacak sana dair yazdıklarımı yok etmek için çabalayacağım.

Yazıyorum...Hiç durmadan...
Her zaman yaptığım ve yapacağım gibi..
Durmadan yazıyorum...Yazıyorum durmadan...

Ama bu sefer...

Sana dair olan her yazımda başka şeylerde saklıyorum satırlara..

Bu sefer her harfe üç gözyaşı sığdırıyorum sevdiğim...
Biri benim için...
Biri senin...
Ve diğeri kaybettiklerimizin...
Yani ikimizin ...
Yani bizim...

Bununla yetinmiyorum;her harfe üç kan damlası akıtıyorum yüreğimden...
Biri bana...
Biri sana...
Diğeri ise bize...
Hem bana,hem de sana...

Özlemlerime gem vuramıyorum,fotoğrafını alıyorum karşıma.
Bir günahın ardından bakar gibi bir halin var fotoğrafta.
Gözlerin uzaklarda...

Öyle ki fotoğraflarda dahi gözgöze gelemediğinden, gelmekten korktuğundan yaptığını düşünüyor beynim bir an...
Biliyorum saçmalıyorum...
Daha önce de saçmaladığım gibi belki de...

Sonra dalıyorum iyice fotoğrafına,gözlerimde yaşla..

Seni sevdiğime değmezmişsin gibi geliyor bir an ama hemen yokoluyor.

Çünkü biliyorum seni deliler gibi seviyorum.
Biliyorum ki hiçbirşey önemli değil sana olan sevgimden...
Yaptıkların
Acıttıkların
Gözyaşlarım
ve
Kan damlalarım...

Hepsi önemini yitiriyor sevdan geldiğinde aklıma.
Çünkü onlarla birlikte kabul etti yüreğim yüreğini...

NeDeNSiZ SeVDiM Ve HiÇBiR NeDeN SeVDaM İçiN YeTeRLi DeĞiLDi!

Fotoğraflarına baktıkça daha beter oldu yüreğim.
Bir nefes aldım kokunu duymak istercesine.
Ama kokun çoktan yitip gitmişti uzaklara.
Tenini aradım derken,gözlerini bulma çabasında bakındı gözlerim...
Sonra gözyaşı oldu aktı hayalin..
Vapurun en ucunda rüzgara bıraktım kendimi sebepsiz..
Sen gözyaşı olup ilerlerken yanağımdan dudak kıvrımıma ,ben kapattım fotoğrafını..
Ve evet...
Kaçtım...

Senden kaçmam gerekti anlamıştım. Seni aşmam gerekiyordu ama onu yapacak yürek bende yoktu..
Hiç olmamıştı,olamamıştı...
İlk defa fotoğrafını kapatıp kaçtığımı sandım ama yine yanıldım...

Öyle bir şeydin ki sen sevdiğim...
Sigaraydın belki de ve ben senin en büyük bağımlın. Zararını bilip asla bırakamayan ve o acı dolu ölümünü bekleyen...

Sen ..
Sen sevdiğim doğum lekesi gibiydin yüreğimi kaplayan.
İstesemde çıkaramdığım...
Ve belki de çıkarmak için hiç uğraşmadığım...
Kendimi farklı hissettiren belki, belki de insan içine çıkmamı engelleyen..
Bazen varlığıyla memnun eden ,bazense kesip atmak istediğim ama atamadığım en büyük acıtanı yüreğimi...

Ve artık yazamadığım...
Ama aslında hep yanıldığım..

Durup durup aklıma geliyorsun çünkü...
Ve ben...
Durup durup yazıyorum...
Yine kendime ters kalıyorum, yazmayacağım derken bile kalem tutuyorum...

Bu sefer her harfe üç gözyaşı sığdırıyorum sevdiğim...
Biri benim için...
Biri senin...
Ve diğeri kaybettiklerimizin...
Yani ikimizin ...
Yani bizim...

Bununla yetinmiyorum;her harfe üç kan damlası akıtıyorum yüreğimden...
Biri bana...
Biri sana...
Diğeri ise bize...
Hem bana,hem de sana...

Ve şimdi hesapladım da...

Bana ........... gözyaşı ve ............. kan damlası borçlu yüreğin.
Hadi öde borçlarını bana...

Yada öde desem ödeyebilir misin acaba?

(Boş bıraktım borçlu olduklarını..Var say istersen harfleri,var sayma..
Diğer yazdıklarımın yanında bu hiçbirşey aslında!)


alıntı

--KeDi--
07-04-07, 12:54
Baharın sonu son-bahar.

Ömürden geçen bir gün,biten bir ay,bir mevsim belki de hayatın son demleri,ömrün sonu.

Sonbahar hazan mevsimi,ağaçların uykuya daldıkları,sarı sarı yapraklarını döktükleri, aşıklarınsa hüzünlendiği, umutlarının yorulduğu,umutlarının tükendiği güz mevsimi,bir başka adıyla hazan mevsimi.
Hazan mevsimi de olsa sonbahar benim için, ismi kadar güzeldir.

Nedense Sonbaharı çocukluğumdan beri çok severim.

Sonbahar şarkılarını severek dinlemiş,sonbahar şiirlerini beğenerek okumuşumdur hep.

Bir şarkı vardı.
Her sonbahar gelişinde
Kuru kuru yapraklar arasında
Sen gelirsin aklıma
Hala çok severim bu şarkıyı,ne çok anısı vardır bende.

Ve de çok anlamlı.
Hele sonbahar da,kuruyup dökülen sarı sarı güz yaprakları arasında,eşim ile ele dolaşmak ve yürürken, kurumuş yaprakların çıkardığı hışırtıyı duymak,dinlemek sonsuz derecede bir mutluluk verir.

Sonrada Meriç nehrinin kıyısında mangal yakıp,sevdiklerinle beraber olmak.

Doğayı seyretmek ve sonbaharda gün batımını izlemek.
Hele Sonbaharda, biraz kalın giyinip sokaklarda yürümeyi de çok severim.

Sonbaharda üşümekse bir başka güzeldir,hele aşkım,canım,eşim yanımdaysa,beraberce hissederiz soğuğu .

Ama nedense hiç üşümeyiz.

Elleri ellerimde, ellerim ellerindedir.
SON-BAHAR, ismi gibi baharın sonu, belki de hayatın.

Doğanın bu güzelliklerini bir daha göremeyeceğiz belki de..

Küresel ısınma ile birlikte mevsimlerde değişiyor.

Öyle an gelir ki çiçekler açmaz,yapraklar dökmez olur.

Kış mevsiminin karı ise üşütmez olur.

Çok sevdiğiniz Nisan yağmurları yağmaz olur.

Belki de bu güzellikleri bir daha göremeyiz.

Zaman avuçlarımızdan kayıp giderken ve hala hazır vakit varken, yaşayın ve görün bu güzellikleri.

Yarın ise geç olur


alıntı

--KeDi--
08-04-07, 13:59
"İmkansız"dık...
"İmkansız"dık...

Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim...

Ve biliyorum ki o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak
düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş
konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam
da içimde sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin...

Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış;
gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde. Ne
gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim...

Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin
yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda
tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın
dört yanımı; ve kendim için çok geçti. Yerle bir olmuştu her şey. Olmazsa
olmazlarım; ilkelerim, yargılarım...

Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa
buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum
hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma
yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun. "Belki"lerden,
"ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun
düşler büyüterek...

Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.

Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok
daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda...

Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü
anlatıyorum...

Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide
zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum...

Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum… Umut; hep var olacak
çünkü...

..... Daha İyisi Değil, En İyisi İçin...

--KeDi--
15-04-07, 09:35
Sadece Sen Sadece Kendini Getir Bana.

Gelirsen piril piril bakislarinla gelmelisin ve mutlulugu asmalisin sol
omzuna. Bakislarina kan dökmemelisin, kinden, nefretten, her tür
tuzaktan arinarak çikmalisin yola. Hayati tasiyacak kadar yürekli
olmali
küçük parmaklarin, avuçlarinin içiyse her dem islak olmali.

Gelirsen gözlerini getirmelisin, içlerinde bakmaya doyamayacagim umut
dolu gözbebeklerini de almalisin yanina. Bir ceylani bile kiskandiracak
o nefis yürüyüsünle gelmelisin bana. Yürek titreten gülüslerini de
almalisin yanina ve akmalisin yüregime daha ilk merhaba demek için
hazirlik yaptigim anda.

Ardinda biraktigin sözcüklerin tümünü silerek hafizandan, o öpmeye
kiyamadigim dudaklarinla gelmelisin. Günesi getirmelisin gelirken,
karanliklarin üzerine çullanmaliyiz seninle ve içimize gömmeliyiz
karanligi.
Hayatla basa çikabilecek kadar sert, en küçük kirilmada parçalanacak
kadar yumusak bir yürekle gelmelisin bana gelirsen.

Minicik öykülerinle gelmelisin, bir kedi kadar sessiz, bir kaplan kadar
yirtici olmalisin yola çiktigin andan itibaren. Seni dinleme zevkini de
getirmelisin bana, dudaklarindan dökülen her sözcügü içmeliyim kana kana.

Feslegen kokulu saçlarinla gel gelirsen ve içinden topladigin
çiçeklerini ver bana. Yüreginden sessizce süzülen nehirlerini getir
bana,
utangaçliklarini, sokulganliklarini, çilginliklarini da yanina yoldas
yaparak.
Ama neyse sen bana aldirma. Unut yukarida istediklerimin tümünü.

"Gelirsen Sadece Kendini Getir Bana ."

--KeDi--
15-04-07, 09:36
Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları... Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var."

Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyorum telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var.

Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim.

Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana.

Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi.

Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum

--KeDi--
15-04-07, 09:37
Fazlasıyla Düş yokluklarıyla geçti hayatımız.Matemli sabahlara uyanır , hüzünlü gecelere kapardık gözlerimizi.Siyahın matemiyle kan kırmızısı bir renge bürünürdük.Bir gün olsada bölüşememiştik ellerimizi birbirimizle.
Geceler sen kokardı , bense infazlara yürürdüm.
İç geçirmelerimle , hüzün kokan kalbimle , delirmiş aklımla firara kalkardım her gece.İsyan bayraqına çeker , alacakaranlıkların dibine batardım.Ben herkesten daha farklı giyerdim hüzünleri.
Feryatlarımı daqı , taşı delerdi.Bulutlar aqlardı bana , kuslar hüzünlü şarkılar söylerdi.Uçurumun kenarında açan bir çiçektim ben.
Acımasız dalgalar bana çarpar , yüreqimi
daqlardı.
Hep çırpınışlar , hep aldanışlar ,hep firari sevdalar , hep yalanlar dolanlar çürüttü paramparça bir hale getirdi bedenimi...
Dakikası dakikasına uymayan bir dünyam vardı bir kez güler , üç kez aqlardım.Yönüm karanlık yollara dönüktü her zaman firariydi adım.Daraqacı beni beklerdi her an infazını gerçekleştirmek için...
Dokunuşlara uzak , sevgilere gebe , gülüşlere isyankardım.Hep sahte gülüşlere kanar , ateşlerde yanardım.Matemleri giyerdim hep.Zaten gülüşlerimi '' kiraladım '' ben.

Benimkisi firari bir yürekti , dakikası dakikasına uymazdı.Dalgalarla sulanır , fırtınalarla isyanlara el açar , sellere kapılır dünyayı dolaşırdı.Çapraz ateşlerle kurşunlanır , feryatlarla gam yüklerdi hayata...!

alıntı

alper2389
22-04-07, 03:18
güzel olmuş beğendim

--KeDi--
22-04-07, 11:24
Biliyorum okumayacaksın, ama yine de yazıyorum.

Okumayacaksın, çünkü göndermeyeceğim.

Belki masamın çekmecesinde, belki giymediğim bir gömleğin cebinde bulacaklar yıllar sonra.

Kimi aşk mektubu diyecek, kimi umut dolu bir mektup... Kimi cümlelerin içtenliğine bağlanacak, kimi soruların sertliğiyle irkilecek... Eski bir kâğıt olacak şu an elimde tuttuğum kâğıt şüphesiz. Bazı harfler okunmayacak, bazı soru işaretleri de öyle. Kimi sorularım yargı gibi anlaşılacak. Kimi noktalarım da silinecek. Bitmemiş cümleler kalacak yıllar sonra, bugün bitirdiğimi sandığım pek çok hatıradan geriye...

Seni mutlaka merak edecekler. Seni suçlayanlar çoğunlukta olacak. Benim kendimi suçlayan ifadelerimden bile bana acıyan çıkacak. Senin güzel olduğuna hükmedecekler hemen. Güzel değilsen bile alımlı olduğunda hemfikir kalacaklar. Seni sevdiğimi tartışmayacaklar bile. Ama senin beni sevip sevmediğin konusunda birbirlerine girecekler.

Sen okumayacaksın, ama okuyacakmışsın gibi yazıyorum yine de.
Okumayacaksın, çünkü göndermeyeceğim.

Yazdıktan sonra yırtıp atmayı da düşünmüyor değilim. Yakmak, aklımdaki bir başka çözüm. Ama hayır, saklayacağım. Okumayacak olsan da kelimelerimi sevdiğini biliyorum. Sevdiğin için, benim sana bir şeyler yazdığımı hissedeceğini biliyorum. Ben yazarken içinin ürperdiğini, gülen yüzünün hüzünlendiğini, konuşan dilinin suskunlaştığını, aklının karıştığını, kalbinin küt küt attığını hissediyorum. Belki sırf bu yüzden yazıyorum. Yazmıyorum da sanki sana dokunuyorum. Sanki kâğıdı katlamıyor, sana sarılıyorum. Mektubu saklamıyorum da sanki seni unutmaya çalışıyorum.

Hayır, okumayacaksın. Okumayacaksın çünkü göndermeyeceğim.

Göndermeyeceğim, çünkü adresin yok. Belki postacıya tarif etsem bulur seni. Ama önce beni çok iyi tanıması gerek. Benim de onu. Tanıması yetmez anlaması da şart. Benim de onu. Benim için senin ne anlam ifade ettiğini iyi bellemesi gerek. Bellemeli ki seni bulabilsin. Bellemeli ki seni bulmak ayaklarını yormasın, aklını usandırmasın. Ama göndermeyeceğim bu mektubu. Okumayacaksın.

Bu mektubu göndermeyeceğim. Çünkü sahibini bilmiyorum. Seni seviyorum ama kimsin bilmiyorum. Ne yüzünün şekli, ne sesinin tonu, ne oturduğun evin manzarası. Hangi vurguyla çıkar ağzından sevgin ve öfken? Hangi renkleri seversin? Yemek önüne gelince elin gayri ihtiyari tuzluğa gider mi? Bulmaca çözerken en çok hangi soruda takılırsın? Büyüyünce ne olacağını söylemiştin küçükken? Telefon gelince koşar mısın? Mektup alınca ne hissedersin? Seni korkutan bir kapı zilinin sebebi olmak istemem.

Hayır göndermeyeceğim. Bu mektubu okumayacaksın.

Çünkü ben ne istediğini bilmeyen biriyim. Ayaklarım yere sağlam basmaz asla. Kararlılıklarım yoktur, asla ama asla diyeceğim prensiplerim de. Kalabalıklar içerisinde kolay seçilmem. Kütüphanelerin en dikkat çekmez kitabıyımdır. Bazen öyle korkak, bazen öyle sıradan, bazen öyle ufak tefeğimdir ki... fark edemezsin beni.

Bu mektubu göndermeyeceğim. Çünkü ben yokum.

Göndermeyeceğim... Çünkü sen de yoksun!

pLuieLa.]
02-05-07, 15:42
Ve artık yoksun.
Yoksun.
oturdugum koltukdan kalkmaya bile gücüm yok.
sensiz hiçbir seye gücüm yok.
ask boyle bırseymıydı?
ayrılıklar ıhanetler gozyasları hayaller sözler ve bıtmeye dem tutmus umutlar.
sana herseyımı vermedım mı ben
bu sevda ıcın tum engellerı asmadm mı tum zorlukları yenmedım mı
benı wazgecırmek ıcın kendınden her turlu sınawa tabii tutmadın mı benı we ben senın ıcın canımı bıle önüne atmadım mı?
Nafile.ben neyin dawasını suruyorum hala.
gıden gıtmedımı ve askda herkez kendı yaptıklarından sorumlu deılmıdır?
ben uzerıme dusenı yaptım.Delı dolu yasadım sevdamı.
sevdım olmadı wazgectım olmadı agladım olmadı guldum olmadı
Pekı daha fazla ne ıstedın benden.
sana vermedgm tek bır canım kalmadımı onuda al.Al eger mutlu olucaksan al.
Senden bana kalan tek sey okumakda bile zorlandıgım şu lanet olası mektup.
neden bıtırdın bızı,hayallerımı umutlarımı düşlerımi herseyımı ama herseyımı aldın elımden.Gerıye ne kaldı bana soylesene yasamak adına ne bıraktın bana.
Ölmemimi istedın?
ama bak ben burdayım.
Gel canımı al,gel!
güçlüyüm ve ayaktayım.Yıkılmadım herseyımı aldın ama yıkamadın benı ben senı sensız yasamayıda ogrendım.
sen baska kollarda yasarken sevdanı ben sensızlıge bürünen her anımdan nefret edıyorum.sakın gelme bana ben senı sensız yasamayı ogrendım we tek kısılık ask masalımda yer yok sana.
Nefretimsin.

--KeDi--
04-05-07, 08:59
Gidi$Lere ve gidenLere dair sözLer okurdun hep , gidenLere dair yaziLar.."birgun bana boyle yazilar yazdirmazsin umarim yada yazmassin" derdin.. yazmayacagim derdim.. yazdırmayacagım.Hicbir sözüme inanmadigin gibi bunada inanmazdin bilirim, ve ben sana ilk ve son yaLanimi o zaman söyLemi$im.. AnLadım. iyi dinLe , bu gidi$ benim gidi$im.. bu sözLer benim sözLerim.. iyi dinLe ..



Ben gidiyorum... Gideyimmi demiyorum , gidiyorum diyorum.. Senden istedigim ve bekLedigim ama senin vermedigin 1 damLa sevgiyi beLkide baska koLLarda , baska askLarda arayacagım simdi.. BeLki buLamayacagım.. beLki sevmeyecegim hickimseyi seni sevdigim kadar.. kimseyi kaLbime sakLamayacagım seni sakLadıgım kadar.. Ama sensizlikle ba$ edecegim..


Hicbir zaman seninLe oLamadım ben , hicbir zaman kaLbinde oLamadım.. Hep benim kaLbimde oLsanda sen,beni hic sevmedin.. biLiyorum. göz göre göre katLandım bu acıya.Sen beni sevdigini söyLerken biLE ,baska koLLarda avunuyordun.. Baska gözLerdeydin baska sevgiLerde.. sana hic inanmadim belki,ama inanmak istedim.. inanmaya calistim.birgün sever dedim.. bu kadar tas kalpli olamaz. Ama sen tastanda beterdin,anlayamadim..


KimsesizLigimLe bas etmeye caLisirken , artik sensizLik ve yaLnızLıkLada cebeLLesecegim biliyorum.. Susacagım.. konusmayacagım. kimseLer anLamayacak , kimseLer biLmeyecek.. güLecegim etrafa , cevreme... ben agLayamam , biLiyorsun.. agLamayacagım.. gözya$ımı hakedecek kadar degerLi degiLsin sen..!


BunLar sana yazdıgım tek satırLar , iyi dinLe ve sakLa.. Cunku bundan sonra ben oLmayacagım hayatında.. bundan sonra ben seninLe oLmayacagım.. Bundan sonra seni benim kadar cok sevecek biriLeride oLmayacak hayatinda.. Bundan sonra , sana ne süslü ask sözLeriyLe donatıLmıs yazıLar yazıLacak , nede gidisLeri anLatan sözLer söyLenecek..




kaLbimde ya$ıyordun ya sen , artık yaLnızsın..
artik kimsesizsin..
artik bir sahibin yok..
istedigin kisiLerLe , istedigin gözLerde , istedigin koLLarda ve yoLLarda yaLan askLarLa harcanabiLirsin artik..
Artık BEN YOKUM..
Artık YALNIZSIN..
YANMALISIN , AGLAMALISIN

--KeDi--
04-05-07, 09:00
Tedirginlik....
Durağan konuşmaların sıkıntısı...
Isırılmış dudaklardan içime akan kanın
damağıma yapışan pıhtısı
Hani hiçbir cümleye yerleşemeyen kelime
İsmi yani;
Gidenin ismi satır başıdır aşk ayetlerime....

Ürpermek....
Tekrar dokunabilmek tutkusu....
Temassız sevişmeler
Tenlerin son bir el sallaması gibi
Hani ellerimi koymayı bilemediğim yer
Yıldızlar tutmaya alıştığım o ipeksi gökyüzü
Teni yani;
Yoksunluğun teni geceleri uykularımı örter....


Yitirmek...
Sonlara müptela aşkların koyu yası..
Tüm renklerin siyaha tutsaklığı
Kesin intiharı gökkuşağının
Hani gözlerimin rengini yitirdiğim o son bakış
Pulunu terk eden mektup gibi
Kimsenin sahiplenemeyeceği o büyük aldanış.....


Tutsaklık...
O şehvetli teslimiyet...
Tenimi acıtan yokluğunun prangaları
Ve bundan duyduğum tanımsız zevk
Bir zafer çığlığı inlemelerim
Ve gövdemin gönderine çektiğim
O dimdik bakabilen gözlerim
Kesin inkarıdır
En çetin yenilgilerimin


Sevmek....
Yeniden alışarak kan kaybına
Ve ekleyerek kazandıklarını anılarına
Savaşmak yani... silahsız..... çıplak...
Müttefik ederek kelimeleri ve hayalleri
Yaşamın dayatmasına rağmen
Ağırlaşan nefese rağmen
Bir pankart açar gibi yazmak aşkı
Sol yanını bir el bombası gibi atmak aşk meydanlarına
Ve tutuşmak bir hıdrellez ateşi gibi
Dolanmak çarşafların o muhteşem yalnızlığına


Vazgeçmemek...
Yenilen bir orduyu sahiplenebilmek...
Ve kendini her devirdiğinde
Her ihtilalinde
Kendini tekrar tahta çıkarabilmek
o muhteşem yenilgilerin muhteşem kumandanı
o soluk gecelerin
parlayan tek yıldızı
yüreğim yani;
o içimdeki menzilsiz kurşun...
ben umutlarımı boş kovanlara doldururum
acemidir aldığım nişanlar
ben her aşkta;
kendimi vururum.......

--KeDi--
04-05-07, 09:01
Artık sonuna geldik. Sonsuz olacağımızı söyleye söyleye bitirdik kendimizi. Deli gibi sevdiğimizi söyleye söyleye bitirdik.Oysa ben gerçekten sonsuza dek sevebilirdim seni, hem de deli gibi.


Ama artık bitti.

Şimdi içimde büyüttüğüm o masum bebek olmadığını biliyorum. Şimdi bana yaptıkların için kendimi kandırmaktan, kendime seni affettirecek bahaneler bulmaktan, seni her zaman kalbimde, kalbime karşı koruyup kollamaktan vazgeçiyorum. Sana duyduğum o anne şefkatinden vazgeçiyorum.

Bir aşk değil bir savaştı yaşadığım. Fark ediyorum.
Kendimle savaştım ben. Kendimi sana inandırmak için zorladım. Gelmeyişlerine, sevmeyişlerine, yalanlarına kendimi ikna etmek için, senin sevginle kendimi kandırmak için, bir masalı yaşadığımıza inanmak için savaştım.

Kendime yenildim sonunda. Sana değil.

Şimdi içimdeki bu savaşı bitiriyorum.

Bir gün bu savaşın biteceğine, sevginin buna değeceğine olan inancımı, gözlerindeki sahte aşkı bırakıp ellerine, kendime sadece yaşamımı alıyorum. Sensiz yaşanmayacağına inansam da, senden hayatımı ayırmakta zorlansam da, artık seninle savaşmaya güç bulamadığım yaşamım ellerimde, gidiyorum.

Senin galip başladığın bu aşkta, yenile yenile seni yenmeyi öğrendiğim bu savaşta, seni içimde bitiyorum.

Artık bitti kendimle savaşım.

Yenildin içimde;

Ben -bir- im artık.

Sen sıfır!

-Biz- bittik artık,

Git biraz da başka yürekleri kır!

--KeDi--
04-05-07, 09:03
Günlerden Perşembe, Aylardan Ölüm!
Ölsene Hadi!..


İlk adımı sen attın,
Ölüme mahkum aşkların sokağına
İlk sen istedin bu aşkın ölmesini
Yan şimdi!
Bitti! diye,
güle oynaya
günlerden perşembe, aylardan ölüm
ölsene hadiii!...

kalbim buza ilk sen döndürdün
donmaya mahkum ettin yüreğimi,
ilk sendin aşkı kirleten
yan şimdi!
Bittik! diye
Günlerden Perşembe, aylardan sessizlik,
Avazın çıktığı kadar bağır
Duymam kiii!...

Gözleri ilk açık gidecek sensin bu dünyadan
İlk sen istedin!
Sızlasın için, dolsun gözlerin
Nefesinin durduğu haberi gelse ilk bana
Vermem tek bir nefesimi
İlk sendin beni ölüme mahkum eden
Yan şimdi!
Ayrıldık! biz
Günlerden Perşembe, aylardan sen
Tanrı seni bir kez daha yaratsa
Yüz milyon kez çıksan karşıma
Aşık olamam kii!...

Yüreğimin kanatlarını uçamadan ben
İlk kıran sendin...
İlk sen istedin bu aşkın ölmesini
Yan şimdi!...
Ben yokum! diye
Güle oynaya
Günlerden Perşembe, aylardan sonsuzluk
Bensiz yaşa hadiii!...

--KeDi--
10-05-07, 08:03
Sende sev beni yabancı !

Yüreğim paslı, gözlerim donuk, kalbim kelepçeli.. Bir zindan yaşıyorum.. Çözüm sen! Deliklerden bakıyorum, gözlerim dolu dolu.. Sende sev beni yabancı! Sende özle beni !

Yüreğimi veriyorum sana.. Hadi alsana..!
Alır mısın yabancı? Sende sever misin bir gün ?
Gözlerimdeki yaşı dindirir misin? Hadi! Bekliyorum...... Sonsuzluk.. Ellerimde... Ellerim.. Yüreğinde... Yüreğin ise kim bilir nerde...

Sonbahar gibi sende sev beni yabancı! Sıcacık nefesinle, hayat verirsin bu küçüğe..

Yüreğinde bana yer var mı? Ufak.. Küçücük.. Ellerim gibi... Söylesene yabancı? Söylesenee... Duysana sesimi....
Okşana saçlarımı.. Yüzüme gülsene.. Hiç unutmam o kareyi.. Bir kez.. Sadece bir kez...
Sende sev beni yabancı..!

Birgün beni sevebilir misin?
Sana ellerimi uzattığımda, avuçlarına alıp, sımsıcak nefesinle, küçücük bir öpücük kondurur musun ellerime?
Yüreğinde bana yer verir misin?
Başımı omzuna koyduğumda, okşar mısın saçlarımı ılık nefesinle?
Fısıldar mısın kulağıma sevgini..? Küçücük bir öpücük kondurur musun dudaklarıma?
Gözlerime bakar mısın sevgiyle....
Benimle ağlar, benimle güler misin?

Beni sev yabancı !

Dalgaların kayaları sevmesi gibi....
Hoyrat rüzgarın ağaçları, kızgın güneşin toprağı, yağmurun bitkileri sevmesi gibi....

Sende beni, DeLicesine sev yabancı..... !!!


alıntı

--KeDi--
12-05-07, 19:01
Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sana
Kırgınım aslında, kızgınım
Hayır sana değil;
Seni kırıp üzen şu aptallığıma
Ne olursa olsun
Zamanım da mekanım da değişmiyor
Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar;
Sana!..

Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı. Kendim seçtim sevdayı tek başıma yaşamayı. Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu düşünür ve söylerdim herkese gururla. Geceler sancı olur işlerdi içime ama yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe, içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü tüm sancılarımı...

Ne kadar zamandır böyleyim, ne kadar zamandır en yakın dostum özlem, hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu. Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum. Çünkü özlemin içinde aşkım, mutluluğum, umutlarım var. Gidenlerin ardından ağıt yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambaşkaydın. Kimseyi senin kadar sevmemiştim ki. Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor, kelimeler acizleşiyor. Neye benzetsem, hep bir yanın eksik kalıyor...

Gülemiyorum artık? En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim? Aslında önce seni ve senle birlikte herşeyimi kaybettim. Yanımda yoksun. Olsan sarılırdım sana sıkı sıkı. Bırakmazdım, sıkılır, bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla sarılırdım sana. Biliyorum benden bağımsızdın, hiç sahip olamadım sana. Olmakta istemedim aslında, çünkü hep yanımda olacaktın... Ya da ben öyle sandım...

Dinlediğim her şarkıda, her yağmurda ıslanışımda, dalgaların kayalara çarpışında, her nisanda ve her eylülde, sen yeniden gidiyorsun benden. Ben bu ayrılışların acısını yaşarken, birgün gidebileceklerini düşünerek, kimsenin gelmesine izin vermiyorum

Sana ilk satırlarımı yazdığımda, yine mum ışığı vardı odamda. Soğuk, beyaz bir defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında, ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda, yine ve hala sana yazıyorum. Çünkü ben her hayal kırıklığım, her duvara çarpışımdan sonra hala sana dönüyorum.

Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp, hala seni arıyorum... Çünkü hala seni .........hala seni.....varya işte söylüyorum hala ben .......

.....SEVİYORUM SENİ.....

--KeDi--
15-05-07, 09:41
git..!seni affetmeyi çıkarttım lugatımdan..!
git artık...ne bekliyorsun daha,git!...kapıyı çek ve bekleme orada..

bu sefer ardından seslenmeyeceğim "dön hadi aşkımm.." diye,merdivenin altında beklediğini bilerek..
git!çok kanattın,çok yara açtın git..gözlerimin yeşilini bulandırdın...kan akıttın yeşilime git...bu sefer bende kalmayacak büyüklük ve bu sefer alacağım olsun demeyeceğim..sana değmeyecek bu sefer...

bilsen ne kadar çok çaldın gülüşümden,ne kadar eksilttin çocuk yanlarımı...yıktın,dağıttın..bense hep çocuktum..masumdum hatalarına körebe oynayacak kadar..saflığımla oynadın..git!

ne kadar da körmüşüm meğer..sen yanımdasın diye hiç hissetmemişim çaldıklarının yokluğunu!hiç bir şeyi hissetmemişim...

başkasının koynuna girdiğini hissetmemişim!!...oysa ne çok severdim kokunu..onu başkasına sattığında anlamıştım artık benim olmadığını..
ne de çok severdim koynunda uyumayı...şimdi yalnızlığımın koynundayım..ve özlemiyorum seni!yatağımın yarısını yalnızlığım çok iyi dolduruyor..hissetmiyorum yokluğunu..ve kokun..onu hiç mi hiç özlemiyorum!!

dönme artık geri!çalma kapımı yeter!ne yüzle buradasın daha!terkettim seni görmüyor musun..?

defol!
bana nefreti öğtettin,defol!
renklerimi kirlettin defol!
gülüşümü eskittin defol!
git defol!

git..git..git..git..yüreğim kaldırmaz git..
giderken ne demiştim ben sana..
seni affetmeyi çıkarttım lugatımdan..!

kolera1903
15-05-07, 17:16
tşk saol güzel paylaşım olmuş

--KeDi--
17-05-07, 08:36
Yağmur damlalarındaki hüznü özlediyse yürek, yağmur yağan yerlere mi gitmek lazım acaba..? Evet, gitmekten bahsediyorum..Herkes bir yerlere gittiğine göre, gidilen yerlerde can alıcı, ilginç, matrah ve gönül fetheden bir şeyler olmalı..Herkes bir yerlere gittiğine göre, gidilen yerlerde deniz huzur, toprak hasret, şarkılar keyif kokuyor olmalı..Herkes bir yerlere gittiğine göre, gidilen yerlerde sevda baştan çıkarıcı olmalı..Herkes bir yerlere gittiğine göre, bunda bir iş olmalı..Balonlar bile sabırsızlanıyor, sıyrılıyor ve kayıyorlar parmaklardan, gökyüzüne kavuşacağı için çıldırıyor. Balonlar bile bir yerlere gidiyorlar..bunda inceden bir ayar olmalı..Şarkılar gidenleri çağırıyor, şiirler gidene özlem yüklü,, romanlarda hasret var, içilen her kadehte gidene falsolu bir sitem var..Bu gidenler büyük insanlar olmalı, herkes onları çağırdığına göre..Bu gidenler çok değerli olmalı, herkes onları özlediğine göre..Birisini görüyorsun, gel otur, diyorsun, gitmem lazım, diyor..Nereye? Sen de mi..?Sokaktan geçenler bile gidiyor..ben susuyorum, anlamıyorum, anlamsızlaşıyorum..Hani ortaya bir soru atıldığında (bu da garip oldu, soru atılmaz ki sunulur!), bir bilene soralım derler ya, biz de bir gidene soralım..Soralım bakalım nereye gider bu insanlar..Acaba bildik ve tanıdık bir yerlere mi..? Mutlaka öğrenmek lazım..

(Havai fişekler patladı biraz önce..Tüm şehir rengarenk oldu, denize renkler düştü. Gidenler
de bu harikalığı gördüler mi acaba..? Bak şimdi merak ettim çünkü inanılmazdı..)

Sahi, bir de gidenlerin arkasından dökülen göz yaşları var. Hem gidiyorlar, hem de ağlatıyorlar. Vay vay vay, olaya bak..İçtikçe içiyoruz, sarhoş oluyoruz, gitme tarzında çakır keyif mesajlar atıyoruz, neden yaptım ki oluyoruz sonra, gururumuzu sigara alırken herhalde bir yerde düşürdük, geri dönüp izlerimizde onu arıyoruz, isyan boğazımızda düğümlenip kalıyor, her çığlık atışımızda bir parçasını kusuyoruz..Gidenler dünyayı kurtaran adamlar olmalı, bizler sanırım bu yüzden kahroluyoruz..

Yok arkadaş, hal böyleyse benim de gitmem lazım. O zaman öğreneceğim orada mutluluk ve huzur var mı diye..Bu yüzden gitmem gerek..Kaldığım için boğuluyorum belki...kaldığım için sürekli sorunlar gelip, biz senin kardeşiniz, diyor belki..kaldığım için bu susuzluğum belki..olamaz mı ki..?

Evet, evet..mutlaka gitmem lazım, o zaman öğreneceğim bunları..( gideceksen git ama, fazla uzattın demeyin, anlatıyorum işte, bir dakka..) Evet gitmeliyim ama bunun adı kaçmak olmamalı..kaçarsam gitmiş olmam ki..Öyle bir gidişim olmalı ki; arkamdan gelmemeli acılar, beni takip etmemeli iki yüzlü gülüşler, dokunmak istediğinde bana ulaşamamalı yüreğe bulanmayan eller, sadece bedeniyle sevişen vücutlar izlerimi bulamamalı yani..Öyle bir gidişim olmalı ki, ben bile anlamamalıyım nasıl gittiğimi, ben bile fark etmemeliyim..Gidişimin bir anlamı olmalı, bir hikayesi, bir mesajı..Kelimeler sıfatlaşmalı hatta somutlaşmalı...dokunabilmeliyim kelimelere, belki onlar da bana....Gidişimin bir fragmanı olmalı, merak edilmeli, alt yazısız türkçe olmalı..Gidişimin oscar’a aday bir film müziği olmalı, ayakta alkışlanmalı, insanlar mest olmalı..Giderken sadece ben gitmeliyim, yardımcı oyuncular perde kapanırken arkada kalmalı..Gidişimin bir ağırlığı olmalı, başı dik olmalı, gururu adımlarında olmalı...Öylesine değil böylesine olmalı..Sahibi olduğum ya da olmak zorunda kaldığım bütün aldanışlar ben giderken el sallamalı..gidişimin bir önemi olmalı yani, önemsenmeli..Bedeni bana uymayan, uzun boylu bütün vedalar, gitmemem için yalvarmalı ama ben duymamalıyım...Gidişimin bir derinliği olmalı, şnokerle dalınmalı ama havasız bırakmamalı..Suskunluk adı altındaki bütün silahlar tutukluk yapmalı, hedefi bulamamalı ama panzerler çalışmalı..Gidişimin gürültülü bir yanı olmalı yani, rahatsızlık vermeli, uyku kaçırmalı, uyutmamalı..Hani nasıl bir anda gelen bir haber şaşırtır yüzlerimizi; gidişimin haberi flash olarak çıkmalı, son dakika haberi olmalı, şaşkınlık yaratmalı, kaygı uyandırmalı..Bu gidişin rengi mavi, mevsimi sonbahar olmalı..Yosun kokusu bulaşmalı izlerine, papatyalar gülümsemeli, yağmur inadına sevgiyle ıslatmalı yani..Gidişimin anlaşılır bir yanı olmamalı, anlaşılmamalı, gizem yaratmalı....anason kokan bir tadı olmalı, sodalı olmalı, birden çarpmamalı..

“Ben gidersem ruhum sen kal dünyada” diye söylüyor şarkısını Sibel Sezal..Ben gidersem ruhum da benimle gelmeli, yabancı bedenlerde öksüz yaşamamalı, yalnız olmamalı..Gidişim bir bütün olmalı anlıyor musunuz, yarım kalmamalı,ekmek arası hasret kokmamalı...Yürekten söylenmeli şarkılar, ruhum giderken dinginliği dans ederek yaşamalı..Gidişimin ritmik ve artistik bir konsepti olmalı..
-nereye gidiyorsun?
-bilmem..
-insan bilmediği bir yere gider mi..?
-bilmediğim için gidiyorum zaten, öğrenmek için..

Gidişimin koordinatları bilinmemeli, haritada görünmemeli, rakımı belli olmamalı..gidişim radara yakalanmamalı yani..Sizleri bilmem ama benim gidişimin yönetmene ve senariste ihtiyacı yok..gidişim kamerasız ve suflesiz olmalı..Alt tarafı gideceğim değil mi, ne çok şey istedim böyle...Eee benim gidişim kolay değil, bol ayrıntılı olmalı..Ayrıntılarda gizlidir asıl önemli olanlar...gidişimin önemli ve öngörülü bir yanı olmalı..

Neyse, hadi ben gittim artık..Sizlere oralarda neler olduğunu, gidenlere neden cazip geldiğini söylemek isterdim elbette ama her giden gibi benim de dönmeye niyetim yok. Şimdi, her zaman iç çekerek dinlediğim, ahlara ve vahlara sardığım ama söylemekten de her nedense garip bir zevk aldığım şarkı, dudaklarıma itinayla oturuyor..Hadi siz de bana eşlik edin, beraber söyliyelim:

bir çok giden / memnun ki yerinden
çok seneler geçti, çok seneler geçti / dönen yok seferinden

Dedim ya, gidişimin bir derinliği olmalı..bir gün sizlerin de gidebilmeniz dileğiyle... Sahi merak ettim şu an, sizin gidişiniz nasıl olmalı, neye benzemeli, hangi tatda olmalı ve nasıl bir fon üzerinde uyarlanmalı..? Yoksa siz bir yerlere gitmek istemediniz mi hiç..? Sahi siz neden kalıyorsunuz..? Yoksa mutlu musunuz..?....Cevaplarınız beni şaşırtabilir, duymadan uzaklaşayım bari, yoksa gidemeyebilirim...!!!!

Hadi ben gittim

Görüşmemek üzere..

alıntı

--KeDi--
17-05-07, 08:36
HALA RESİMLERİNLE KONUŞUYORUM BİLİYORMUSUN ??
Dün seninle tanışmamızın beşinçi yılıydı...Hiçbirşey olmamış gibi işe geldim..
bırak dedim unut artık!!! Ama olmuyor işte,aklıma başka şeyler getirdim forumda oyunlara bile katıldım ..
Yok olmadı işte çıkmadın aklımdan..
Sonra bıraktım işi gücü...
hemen çıktım koca bir demet papatya alıp kabrine geldim..oradaydın işte beni bekliyordun..
biliyormusun kapıdaki bekçi artık beni o kadar iyi tanıyorkii!!
Sonra seninle gittigimiz tüm yerlere gittim...Hani cafede masamız vardı;ya orası boştu oturdum sanki sen varmışın gibi..
biri geldi oturmak istedi dolu orası dedim suratıma baktı ..deli demiştir mutlaka bana...
Akşam olmak bilmedi dün..
bazen diyorum yaşasaydın böylemi olurdu..kavga ederdik belki..sonra ben senin aramanı bekledim..
sen arardın sanki birşey olmamış gibi konuşurduk..
niye gittin neden beni bıraktın olmuyor işte unutamıyorumki seni...
hani ölmeden önce iki gün önce bana demiştin;ya
sakın kendini bırakma hayata sıkı,sıkı sarıl
kolaymı..hadi bu kadar kolaysa sen yap bakalım...
ben hala senin resimlerine bakıp seninle konuşuyorum,rahatlatıyor bu beni..
bazen buraya yazıyorum sanki sen varmışın gibi
hiç gitmemiş buradaymışın gibi..
bu aralar çok fazla özlüyorum seni
kimi görsem sana benzetiyor uzun ,uzun bakıyorum sonra tabiki sen degilsin olamazsın;ki keşke olsa..
dedimya bu aralar çoook özlüyorum seni....
ömrümm..

alıntı

--KeDi--
17-05-07, 08:37
*…yolun zorunu yürümüştüm ben
tanıştığımız zaman
sen dalgalanmaktaydın elvan elvan
o yüzden tam olarak
hissedemedin sen içimi
hala kulağımda çınlıyor
o alaycı kahkahan…*

Sayfalar bitiyor artık,sayfalar ufalanıyor ellerimde…İçimde kırılan ve dökülen ince belli bir bardak misali ''zaman''…Gerisinde bırakılmış herşey zarar,herşey ziyan…
Kelimelerim ardıl dağların etekleri boyunca uzanan kar taneleri misali…Biraz ölü belki de,biraz da yaşayan…Akşamın siyahı var ellerimde…Bir sokak lambasının bakışları da üzerinde…
Kaçışan birkaç satır aklımda…Ne zaman yakalamaya çalışsam,ucundan kenarından biraz daha eksik kalan…Adı konulamamış bir nedensizlikte;her defasında yarım bırakılan…

''Tamamlanamayan''…

Nedensiz bir üç noktaya,kimsesiz bir çocuk misali kollarını hesapsız kitapsız sonuna dek açan…
Yalan anıyorum ağzımda bazen söndürülmüş tüm şiirlerimi ve satırlarımı…Kağıttan bir nehrim,üstümden pul pul dökülen sözlerim aslında sadece ''arınabilmek'' için…
Ve bazen o bildik melodilerim,defalarca virgül aralarında demlediğim…Esası bir ''biz''de daha saklı hecelerle eşlik ettirdiğim,sureti hikayelerimin…

*…haberin yoktu henüz cilvesinden aşkın
sarsılmıyordun hiç ay tutulmasından
o kadar taşkın o kadar açtın ki
düşmen kaçınılmazdı arzın ortasından…*

Elden düşme,incecik bir parça kumaşa sarılı bir yerlerde ‘’aşk’’…Eksilmiş ince ince tüm giysilerinden…’’Çok’’tan biraz ‘’az’’ da incitilmiş…
Eski bir dostun tanıdık yüzü tadında cümleler var parmak uçlarımda arsızca gezinen…Saatsiz sev(iş)melerin,öznesiz yüklemleri…
Biliyorsun ya ''adam'',ben çok sev(di)m seni…Dinmedi hiç bu geçitsiz yolların en dumanlı ve sahipsiz mevsimleri…Oysa ki;her şeye rağmen ‘’ayrılıkta sevdaya dahil’’ değil miydi…?Ve ayrılanlar ‘’hala sevgili’’…
Okyanus renkli dizeleriyle bir şair,en umarsız lahzalarda çıkıp geliyor işte üç nokta son’larıma…
Darmaduman olmuş etrafına saçılan,''o''na dair her bir parça(m)…
Anladım ki;dudaklarımın ucunda özlediğim birkaç hece şimdi ‘’sev-gi-li’’…
Bir rüyanın tam alnındayken öpmüştün beni…Oysa ben bir yüzün fersah fersah ardından sevdim hep seni…Ve biliyorsun ya ''adam'';’’hep seni’’…
Aşk;her daim içimde biraz isyan…Aniden;topsuz tüfeksiz meydana çıkan…Her defasında;gümüş renkli bir ayrılığın gizlenmiş gövdesinde baş ve ayak olmaktan başka hiçbir işe yaramayan…
‘’Kanatan,kanayan,mazoşist bir zevkle biraz daha kanatılan’’…
‘’Sus’’ paylarıyla sindirilerek müebbet giymiş bir veda’nın,son nidaları belki de her ağır aksak adımımla birlikte sayıkladıklarım…
''Gözlerimin önünde duyulası aksi,saçlarımın dalgalarında unutulası sedası''...
Son sürat giden bir arabanın direksiyonunu bir duvar yamacına kırmak gibi…Mevsimsiz bir baharda dökülen iki satırlık yaprak gibi…
Ondokuz yılın nihayetinde yavaş yavaş açık vermeye başlamış bir hesap gibi…Belki de ucundan ve bucağından kayıp verilmiş bir ‘’masal’’ gibi…
Ve en çokta;telaşsız bir günün sabahına,acıtılmış bir gerçekle uyanmak gibi…
Güzel dudaklı bir kadın,sesi açılmış bir radyoda şarkısını ''avaz avaz'' söylüyor şimdi...Ruhumda o şarkıdan sana uzanmış ayak izleri...Ve biliyorsun ya ''adam'';asla söylemeyeceğim ben sana bu dizeleri:

*…pişman olduğun zaman
zevke doyduğun zaman
huzur bulduğun zaman
dönebilirsin
ben yine burada olacağım
yaralarını saracağım
seni anlayacağım...*

Ufkumun perdelerinde defalarca araladım ben ''pişman olduğun zaman''ı...
Namelerin omzunda ağlatılan,sırılsıklam ve dibine vurmuş,cesur kelamları...
Belki de ilk kez;yolu ''o''na çıkan nakaratlardan bir pay daha çıkaramıyorum ''içimdeki kadın''a...

Bir üç nokta sonunda daha anlıyorum ki;''aşk hala teslim olmamış bana''




alıntı

--KeDi--
18-05-07, 09:26
Tam seni soruyordum";deyişini duymuştum ilk benim olduğunu sandığımda.
Kalbim ağzıma geldi,yutkundum!
Seni algılamaya başladı beynim;
Karşımdaydın,tüm görkemin ışıl ışıl gözlerin ve bana sonuna kadar açtığın kalbinle.;Buydu;dedim içimden yıllardır aradığım.
Yıldızlarda aramıştım gözlerini;ay;dan başka bir şey yoktu gökte yüzünü benzeteceğim,bir bakıma o kadar da uzaktın bana.
Oysa şimdi uzansam dokunacaktım sana.
Uzandım;Bilmem kaç bin wolt elektrik yayıldı vücuduma.
İşte o an vermiştim ellerine kalbimi.
Defalarca gelmeler,gitmeler,hayaller,öpücükler,kahkahalar ,hasretler yaşadım seninle;.
Bir kandil gecesi yeminler savurduk rüzgara;Allaha ulaştı ruhumuz.
Onun önünde döküldü dudaklarımdan o iki kelime;benimle evlenir misin?
Çılgın bir evet sonrası benimdin artık!Ölmek ne güzel olacaktı seninle.
Dudaklarımın değmediği yer kalmamıştı yüzünde,kollarımdaydın bütün senliliğinle.
Söz vermiştik ilk çocuğumuzun adını sen ikincisininkini ben koyacaktım.
Şimdi benim ilk kız çocuğumun adı senin adın olacak.
Evimin hiçbir yerinde şark köşesi hiçbir köşesinde abajurlar olmayacak;
yerlerde puf puf minderlerde.
Duvarlarımın rengi hiçbir zaman siyah beyaz olmayacak mesela.
Annenin ellerini hiç öpemeyeceğim,babanla rakı içemeyeceğim,kardeşinle fenerin maçlarına gidemeyeceğimde.
Hatırlarmısın?
Pırıl pırıl bir Pazar sabahı kıpır kıpır bir kalp elinde bir çiçekle merhaba dedin anneme;nasılsınız teyzeciğim anne demeye çoktan razıydın belki ama dil varmıyor bazen bilirim.
Anacığımı ilk kez böyle içten sarılır gördüm bir kıza,onun sana kızım dememesi için bir neden yoktu;dedi de istedi de seni biliyorsun
Kalbinin tüm renklerini taşıyan bir çiçek yumağı getirmiştin,halâ duruyor masanın üzerinde.Daha ne kadar dayanırım bilmiyorum onu görmeye.
Nefes aldığın her yerinde yaşıyorsun evin.Ben daha ne kadar yaşarım bilemiyorum.
Odamda;resimlerinin önünde gerçeğe dönüşmüştü hayâller.
Şeker olmuştum sana;sonra tepsi,öyle pişmişti işte kahveler.
Üç vakte kadar görüşmek dileğiyle ayrıldık evden,ilk kez kollarımda dolaştırıyordum seni,ilk kez eleleydik sokaklarında eylülün;
son olduğunu nereden bileyim..
Sarıya boyanmış bir aracın camıydı aramıza giren,o iri iri,siyah siyah gözlerin küçüldü yavaş yavaş,kayboldun gözlerimde.
Yokluğuna duyduğum ağlamaklı bir isyandı kalbimde varolan.

İki elim cebimde boynum bükük tuttum evimin yolunu,akşamı senle ettik evde bıraktıklarınla..
Bir yada birkaç hafta kat üstüne kat çıktık gönül arsamıza;gözlerin temeli, sözlerin yıkılmaz duvarları oldu kuracağımız(ı sandığım)yuvanın..
Yine bir kandil gecesi;Allahın huzurundayım;
beni bıraktığın yerde,
seni beklediğim yerde;
Sen!yoksun.
Ben!yalnızlığımla birlikte,yalnızlığını yaşıyorum!
Bir kez daha yemin ediyorum seni seviyorum;canım yanıyor!
Efkar dağıtmak için o malum yere bir ömrü bir çırpıda bitirdiğimiz terasımıza çıktım.
Bir dolu efkar alaşağı etti beni.
Boş sandalyeler,solmuş çiçekler,üzerine oturup Bakırköyü seyrettiğimiz minderler seni sordu gitti diyemedim;küçüldüm.
Ardımda bıraktığım bir damla göz yaşına sormuşlar seni,kurumadan az önce anlatmış bir daha asla gelmeyeceğini;oturup birlikte ağlamışlar
Seni en çok terasımızda özleyeceğim biliyor musun!
Saat geç oldu beklememin bir amacı yok, günlerin çok öncesiydi gelmeyeceğini söylediğinde.
Şimdi aşkımızın mumlarından yak bir tane.
Bak o yanan benim!
Titreyen kalbim,
Alevi değil mumun,
Eriyip akansa göz yaşlarım;
Üzülme çok kalmayacağım,
Birazdan biterim..
Akılda sen,yürekte acı olunca,ne kalem rahat duruyor ne sayfa.Bak gördün mü
sevişip aşkı doğurdular yine
Bir şiirle başlamıştın sen yine öyle bitiyorsun işte,satır satır.
Eve nasıl geldim hatırlamıyorum desem yalan değil.Kapıyı anacığım açtı yüzüme baktı,anladı her hal seni sordu iyidir dedim inanmadı,bir daha sordu
ağladım;ağladı.
Göz yaşlarımı sildi,bende onunkini.
Sen yalnız beni değil anamı da ağlattın!
Sarıldık ne zaman ayrıldık bilmiyorum..
Yazdı geldin;
Kıştı gittin!
Kalbime kar yağdı.

--KeDi--
18-05-07, 09:27
Ayrılık çanları benim için mi çalıyor? Artık zamanı geldi diyorum. İlişkimin tıkandığını ve çıkmaza girdiğini düşünüyorum . Acı ama gerçek; ayrılık çanları çoktan çalmaya başlamış bile...Uzun süreli ilişkilerde öyle bir zaman gelir ki; aşkın varlığı artık sorgulanmaz olur.
Ve tutkunun alışkanlığa dönüştüğü nokta gözden kaçar. Oysa çekip gitme vakti çoktan gelmiştir. Ne zaman başlamıştı? Daha dün gibi hatırlarım el ele tutuştuğumuz günleri araban inip onu yeşillikler de fıskiyelerle ıslattığımı bilemezdim o fıskiyelerin benim göz yaşıma karışacağını Birlikte gidip bowlıng oynadığımız onun küçük ellerinin topu kaldıramaması ve birkaç atıştan sonra beni yenilgiye uğratması Onunla akşamları sürdüğüm bisiklet turlarının çocukluk özlemime karışan sevginin tadını bilemezsiniz.Hele cam kenarında gölgelerin ne anlama geldiğini sessiz bir film gibi düşüncenin ve yağmurda o cam kenarında ıslanmanın zevki bile dostlarımdan gelen haberlerin heyecanı bile bambaşka acaba ne yaptı diye sayfalara sığmayacak kadar tatlı unutulmayacak kadar uzun yaşananlar Artık hatırlamıyorsunuz bile, aradan o kadar uzun zaman geçti ki. Şimdi artık sorgusuz sualsiz hayatı onunla paylaşıyorsunuz: Evinizi, arabanızı, eşyalarınızı, arkadaşlarınızı ve hatta dünya görüşünüzü. Her yere birlikte gidiyor, her şeyi birlikte yapıyorsunuz. Kurulu bir düzeniniz var. Dolayısıyla heyecan, tutku, tehlike, kaybetme korkusu gibi duygusal ilişkiyi ayakta tutan dinamikler unutulmuş.yaşananlar unutulmuş bazen yeniden başlamak yereyini defalarca dinlemek bile yetmemiştir ona ama bazı ilişkilerin bitişinde bile tekrar imkansız olsa da başlangıçlar vardır sevginin ölçüsü yoktur.belki zamanı gelince hislerimi paylaşacam çünkü o benimdi ve hep öyle kalacak Sizin de böyle bir sevginiz varsa benim tavsiyem hislerinizi paylaşın acı çekmek azar azar zamanla daha kötü bazen ola gelir ki yaşadığınız o kadar kötü sayfaları cümleye dökebilirsiniz unuta bilirsiniz Zamanla sizi mutsuzluğa sürükleyen bir ilişkiyi çeke çeke sürüklemektense, birlikte olduğunuz insana ve hayata dürüst olun ve gitme zamanı geldiğinde cesaretinizi toplayıp gidin.ama gidemezseniz bile kalmasını bilin. Kocaman gözlerinde ki bakışlarından cesarete giden yol içinde bazen göz yaşı olsa da o benim eserimdir Cesarette gözyaşı da....

--KeDi--
19-05-07, 08:38
Keşke kendimi, içinde bulunduğum durumu anlatabilseydim sana; korkularımı, umutlarımı, bazı geceler nasıl çaresizliğime sarıldığımı...

Sana göre ben hep çok güçlüydüm. Ben hayata devam ediyor, üzülmüyor, acı çekmiyorum sence. Çünkü ben her şeye rağmen gülümsüyorum hayata inadına.

Ama unuttuğun ne biliyor musun? Ben ağlayamam ki... Benim gözyaşlarım gülüşlerimdir. Kendi mutsuzluğuma, kendi karanlığıma kimse ortak olmasın insanlar, mutlu olsun isterim. İnsanlar gülsün... İnsanlar sevsin, sevilsin; gözlerinden hırs, yüreklerinden nefret silinsin!

Bilmen lazımdı sana bir şey olursa yanında olacağımı; elini tutup, gözlerinin içine bakarak "geçti!" diyeceğimi... Bir anlık sevmediğimi, sevdiğime yalan söylemediğimi... Umutsuzluk bir hastalıktır bilirim, gün gelir mutsuzluğa alışır insan, kılını kıpırdatmaz kurtulmak için! Cevabı verilecek sorular artık yoktur..

Ama Vazgeçmelisin Artık... Yürekler daha fazla yanmadan, kırmadan, incitip incinmeden ve hala seviyorken, vazgeçmen gerekir.

Biliyorum kolay değil istediğim.. Sen beni, ben seni bu kadar severken kolay değil bu istediğim.. Birbirimiz için kendimizi yıprattık hep.. Hep diğerimiz için di düşündüklerimiz. Mutlu olmalı, onun istedikleri olmalı.. Sanırım bu yüzden, "biz" olmayı beceremedik bir aradayken...

Ve biliyorum ki artık "biz" hiç var olmayacak.. Ama benim için değişmeyen ve asla değişmeyecek bir "Sen" var bir de ölmüne istediğim senin mutluluğun.....

--KeDi--
21-05-07, 09:37
Islanmayan yastıklarda aradım tenini, Ben her gece sana uyudum biraz da yalnızlığına..
Mavi bir çarşafla sarıldım yokluğuna ve her nefeste biraz daha rüya oldun uykularıma..
Hasretliğim bir öpüşle geldim sana.. Geldim kokunu almak İçin,
Geldim pervasızca içim titreyerek.. Açıldım sana DERTİMİ anlattım.. Naptım ben böyle kendime, hayatıma, gençliğime.. Hayatımın gidişi seni sevmekti.. Ansızın bilmeden..

Hangi noktasındayım hayatın bilemiyorum..Bil ki ömrünce sevileceksin ummadığınca.. Kim olduğumu bilmeden.. Yazılarıma kapak olacaksın.. Belki de güleceksin bana.. Gülüşlerin ben olacak.. Ansızın, yürekten, Gönülden.. Hatıralarım hep sende gizli, seninle başladı yarınlarım… Gecelerde seni düşlerken sen bana çok uzaksın.. Hasretim sana, Bedenim senin, Tüm Gençliğim senin Ellerinde.. Ummadığınca sevgim sana birgün gelecek duydugunda gözyaşların sel olacak asrın şehirde.. Damla Damla Olan gözün beni arayacak.. Aracak her yerde..

Gözyaşlarım sözlerin bittiği yerde başladı.. Ağlarken bana acıma Lütfen..! Bil ki Ömrünce sevileceksin ummadığınca…

ert55
21-05-07, 21:37
buradan alıntı yaparak sevgilime mesaj yazabilirmiyim:D inşallah o kanka nete girmiyodur...

--KeDi--
24-05-07, 17:45
Hani kar yağdığı, gece kimsenin basmadığı sokaklara basmaya giderdik ya, hani evde ne varsa kat kat giymemi isterdin. Üşüdüm hasta oldum dememe kıyamazdın ya. Hani ben hep grip olurdum gözlerim akardı, ağlarım zannedip içim yanıyor derdin.

Hatırlayınca ağlamak geliyor içimden ama sensiz ağlamak benimde içimi yakıyor. Ne olurdu gitmeseydin. Yada beni de alsaydın yanına. Hem ben sözde verirdim. Üstümü çok giyer, az konuş, grip olmazdım. Gülünce yine gözlerimin içi gülerdi. Bakınca içine güneşler doğardı. Eğer beni yanı alsaydın, sana tuz yerine şeker attığım böreğimden yapardım.

Hatırlayınca ağlamak geliyor içimden ama sensiz ağlamak benimde içimi yakıyor. Ya gitmeseydin ya da beni de alsaydın. Ne olurdu? Ben seni hiç üzmezdim, fazla nazda yapmazdım, annemi özledim de demezdim. Özlerdim ağlardım sonra senin yanına gelip gülerdim. sen gitmeseydin eğer ben hep senin dediklerini yapardım. Çok gülmez, çok ağlamaz, az konuşur, güzel de yemek yapardım.

Karda yürürken senin bastığın yerlere basardım da kaymazdım. Yağmur yağarken kaldırımın duvar tarafından giderdim. Ekmeğin kabuğunu da yerdim. Tabağımda yemekte bırakmazdım. Çayı güzel demler, balkonda güzel bir çay sofrası hazırlardım. Söz pasta öğrenmeye senin yanında başlamazdım.

Sen eğer gitmeseydin. Ben hep beyaz giyerdim. Saçlarımı hep açık bırakırdım.

Beni niye yalnız bırakıp gittin. Ya gitmeseydin yada bende seninle beyazlar giyseydim.

Şimdi hep beyaz giyiyorum. Biliyorum beni bir gün sana getirecekler.

Bembeyaz giyip yatacağım yanında ...



alıntı

--KeDi--
24-05-07, 17:46
Durgun olduğumu hissediyorum...
Her yer karanlığa bürünmüş, etrafımdaki her şey kırılıp dökülüyor.
Aklıma takılan binlerce soru beni sürekli meşkul ediyor, dokunduğum her şey parçalanıyor, kanıyor...
Bir çocuk var içimde, adı belirsiz, kimliksiz cebelleşip duruyorum onla.
Ama onunla durmadan, usanmadan uğraşıp duruyorum.
Benden ona uzanan bir bağ var aramızda...
Bu durumdan acı çektiğimi biliyorum, umarsızlık tüm atılımlar yıkılıp gidiyor...
Yıldızlarla döşenmiş küçük bir gökyüzü kurtulamadığım bir an.

Dilek tutuyorum.

Tuhaf bir düş, ötesi bir hayal...

Verdiği sözü tutmuyor hayat; tutsa bile özlediğimiz şeyin öznelinmeye değer olmaktan ne kadar uzakta bulunduğunu göstermek için yapıyor bunu...
Kimi zaman umut, kimi zaman da umulan şey aldatıyor bizi.

Bir eliyle verdiğini öteki eliyle alıyor...

Bir belirsizlik içindeyim, içimde bir şey var ona yanıt veriyor...
Her şey öylesinee uzak ki...
Ya ben yaşadığım hayatı anlayamadım, ya da bu hayatın hiç bir değeri yoktu.
Artık hayal kuruyorum...
Sahibini arayan düşler kuruyorum...
Bana gelmesini istiyorum...
Hayatım çocukluğumun öncesinden yaşanıyor.

Ne çok istek...
Ne çok özlem...
Ve ne çok acı...

Çok şey ummuyorum, kendime bir çıkar yol arıyorum...
Nedeni olmayan kimsesiz bir sevgi bu...
Aşkın içinde yitip gitmek ve kaybolmak...
Kendimi çok yalnız duyumsuyorum...
Ruhumda öyle bir ağırlık var ki, bütün yetilerimi köreltiyor, hareketsiz bırakan bir bıkkınlık veriyor ve her şey eziyet haline geliyor.
Düşlerin sahibi benim...
Kendimi berbat hissediyorum...
Gece karanlık, simsiyah bir gökyüzü, ay korkuyor, çıkmıyor gecenin içine...

Çoğu zaman kendimii şaşırtıyorum.
Kendime kızıyorum.
Bir çok şeyi kaçırtıyorum, kendimi takip edemiyorum.
Şaşkınlık içinde kandime bakıyorum...

BENİ KONUŞMAK VE SEVMEK SUÇLARINDAN YARGILIYORLAR...

Hayat ne kadar durağanlaştı, saatler inanılmaz ölçüde uzadı. Solmak üzere olan çiçeklerin arasında kendi hayalimi görüyorum. Ama gözlerim hayal gücümün tehlikeli görüntülere karşı tüm perdeleri delip geçiyor...
Aşağı iniyorum, ağlamakta olan çocuğa sarılıyorum. Bana bir mesaj oldugunu sölüyor. Birinin ölüyor olduğu mesajı bu. Biliyorum ki ölmekte olan benim...

Tüm düşler başladığı gibi sonlanır mı acaba?

Kimbilir...

car_26
07-06-07, 12:56
aglattın beni ya :(
cok güzel hepsi

--KeDi--
10-06-07, 07:15
Güneşin kavurucu sıcaklığını yansıttığı şu günlerde, sen bir bahar edası ile, bir sabah esintisi tazeliğinde doğuyorsun yüreğime…Her gelişin ayrı bir güneş getiriyor beraberinde… Her şey seninle güzel oluyor, bin bir rengi yaşıyorum gözlerinin mercan derinliğinde… Bin bir umut dalı buluyor yüreğim yüreğinde… Sevdan asileştirse de bazen <olsun> diyorum…


Bütün anlamlar farklılaşıyor gelişinle… Bak… İsyanlarım bile sana,
dahası hasretine olduğu için güzel, ardın sıra yakarışlarım güzel…
Bak ne güzel batıyor güneş, bulutlar ne kadar da güzel taşıyor göz yaşlarını…Sensiz uykularda güzel artık… Kabuslarımı seviyorum, ne zaman uykumda kaybetsem seni, gözlerimi açar açmaz telefonun diğer ucunda varlığını bulunca keyifleniyorum…Her kabus sesini duyuruyor bana, her kabusun ardından seni buluyorum yanımda, hiç gitmeyeceğini biliyorum, gülümsüyorum…


Ayrılıklar daha güzel artık, özlenen sen oluyorsun çünkü… Beklenen sen, aranan, istenen sen… Sana varıyor ya her yolumun sonu, çıkmaz sokaklar bile güzel artık…


Gittin…


Ya da gittiğini sanıyorsun… Hep bendesin oysa… Yokluğunda seni yaşamak güzel… Dilediğimce sarılıyorum sana, dilediğimce öpüyorum aklıma her gelişinde… Bazen kahrediyorum, senin için oluyor ya yıkılışlarım, bu yüzden o anları da seviyorum…


Seninle her şey güzel ya… Bak bunlarda senin için… Ne güzel ağlıyorum…

--KeDi--
10-06-07, 07:16
Saflığım ve telaşlı yanımla ruhunda yıldız belki de bir sabah gülümsemesi olmak, kelimelerimle ruhuna dokunmak istiyorum.. Yüzünde güneş yanığı bir huzur var.. Gözlerindeki anlam evcil ve sanki diğer yanıyla aşka boyun eğecek kadar derin..
İçimin denizinde bir kayık yüzüyor bir de küskün bir papatyam var.. Seni düşünürken düşüncelerimin sokağından bir atlı geçiyor ve seni düşünürken yasak meyveye dokunuyor ellerim..
Seni düşünürken bu yabancı şehrin en eski kaldırımlarında kaybolmuş bir çocuk gibi oluyorum.. Bilmediğim bir gökten yağmurlar yağıyor sanki iliklerime kadar ıslanıyorum..
Soğuk ile ılık arası bir rüzgar dolanıyor tenimde, ürperiyorum.. Ensemde gezinen dudaklarınmışçasına kendimden geçiyorum.. Bedenime yayılan sıcaklık dağıtıyor tüm hüzünleri.. Hüzün buğuları görünmez oluyor dudaklarıma değdiğinde..
Kulaklarımda senin şarkın ve bizim okyanusumuzun mavi sesi geliyor..
Sırılsıklam oluyor sesin büyüsünde kayboluyorum..
Hep böyle ıslak kalmalı, kurulanmamalıyım diyorum..

Oysa ben ne kadar çok çocuk kalmışım. Büyüdüğüm anlara saklamışım içimdeki çocuğu.. Tenimi sıksam irin gibi dolmuş bir okyanus fışkıracak..
Akacak, akacak.... En derinlere akacak gibi.. Ruhumu en bilinmeyen anlara çevirsem her yanından iflah olmaz ilksonyaz duyguları dökülecek sokağıma...
Bak, gördün mü kırlangıçlar da geldi. Yaz göz kırpıyor aşk delisi bize... Martılar kanatlanıyor, çığlıkları şarkı gibi... Biliyorum martı yüzlü serseri bir çocuğum ben..
Olsun seviyorum..
Tatlı bir busenin samyelinden, arzulayan bakışından, sıcak kalbinin sessiz fısıltılarından, ensemde gezinen dudaklarından, insanı incitmeye korkarcasına muhabbette olan çileklerden ruhuma dokunan beklediğim ama tutamağım gerçek bir aşkın sıcaklığından başka ne isteyebilirim ki? Hem ben sana yazdan arta kalanları değil; üşüyen düşlerimi ve mimozaları anlatacaktım..
Gözlerinden öpülecek bir yer ayır bana.. Issız ve bozkır kalan yanım şımarsın bir çocuk gibi... Sakinleşsin ömrümüzü tüketen şu zalim hayat... Ve herkese akmayan cümlelerim de uslansın.. Bilemezsin, ne ahlar çektiğimi...
Lunapark şenliği çocukluğum ne kadar da dalgın ve konuşkan bu gece. İçimdeki cesur kıpırtı düşsüz kalmasın, renkler denizinin sönmeyen denizfeneri, hüzünlü bir şarkı akıyor ellerimizden ve neden hiç susmuyor yüreğimizin şakrak kuşları?
Sen kımıldayan göğün ruhu, sıcak şarap, üzgün mektup, çılgın bir pınar olmalısın! Aşk denilen parkta sabahlasak da güneş ruhumuzu yalasa ve sen bir kez daha yanımda uyusan...
( Sanki hiç uyumuşsun gibi)
...ve ben incelikler ülkesi kalbine sokulup oracıkta ölsem. Çizemediğim resim gibiydi gövdemizin uykusuzluğu ve gözlerimizdeki parıltı en tutkulu gecelerimizdi. Yıldız gibi içimize akan...
Gevezeliğimi affet sevgilim, bu gece sana susadım....
Melekler diyarı gözlerinin en derinine...

--KeDi--
14-06-07, 11:41
En çok özlenildiği zaman sevilir giden
Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde.

Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır.
Sebep ya şartlardır, ya zamandır,
ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır.
Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır.
"Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses.
Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez.
Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği...

("Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye...")

Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye?
Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep.
Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda,
takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize.
Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep.

Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti,
gece yarısı sevgilinin o güzel hayali,
gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği...


Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi...

Oysa aslında bitmemiştir değil mi?

Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür...

Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi...
Beklersin, neyi niye niçin beklediğini bilmeden...
Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven.

(Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa
hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama...)

UNUTMA!..
BEN GİDERKEN DÖNÜP DOLASIP HEP SANA GELİYORUM ASLINDA...

Arkama baksam da bakmasam da
umudum
"GİTME"...

--KeDi--
22-06-07, 07:16
sesizce seyirci kalmak gidişine ...hayatım boyunca belkide ikinci bir kez daha katlanamayacğım o korkunç sesizlik...

sen giderken ardından üstüme düşeni yaptım.vee öylece ardından sadece gözyaşı dökebildim.sesizce bazende kendime hakim olamadan hıçkıra hıçkıra ağladım.sesizliğe ve GİDİŞİNE İNATTT...


sesizliği önce seni yüreğimden uzaklaştıran adımların...sonra ise benim yaşanlanları bir bir hayal diye saklayacağım hıçkırıklarım delip geçti...

benim payıma yanlızlık düştü...hemde en acısından ,en ağlamaklısından...

şimdi kollarına uzak sabahlara uyanmak,senin olmadığın bir masada sevdiğimiz o acı türk kahvesini bir kendim için ama en çok senin için içmek düşüyor bana....

kelepçe vurdum hayallere,sensiz sabahlara ve sen olmadan uyumak zorunda olduğum gecelere...bunca yürek dolusu sevgiye rağmen sana kalll diyemedim....

çünkü biliyorummmm....benim paıyıma yalnızlık senin payına gitmeler düşmüş....

--KeDi--
22-06-07, 07:17
Ne güzel bir sözdü istediğim senden,ne de bana uyduracağın yalanlar.. Ben sana hiç bana değer ver demedim ki.. Beni anlamanı bekledim sadece.. Oysa ki her şey küçük bir yalandı senin gözünde..

Ben sana beni kandır demedim.. Sevmiyorsan 'sevmiyorum' diyecektin ve bitecekti.. Sana nolur konuş benimle diye yalvarmadım ki..

Ben zaten vazgeçmiştim senden.. Sen girdiğinde hayatıma nasıl hüzünlüysem,aynı hüzünle uğurlayacaktım seni.. Gözlerindeki o pırıltının kaybolduğu her halinden belliydi işte,anlamıştım.. Sen de bitirmiştin,gidecektin..

Alıştırmıştım ben kendimi.. Seni YABANCI kabul etmiştim bile.. Gidecektin ve bitecekti..

Ama sen beni hiç anlamadın ki..
Hani ''sevgi bedelsizdir,masumdur.. Meleklerin kanatlarından dökülür.. '' derdin, ve bunu diyen sen,bana bedel ödettin ya.. Beni hiç anlamadın demekti.. Ben senin gözlerine bakarken eriyen değildim.. Ben aşkından ölen değildim.. Ben bir damla gözyaşına canımı feda edecek olan değildim.. Hiç abartı sevmedim ben,benimkisi masum bir bağlılıktı sadece..

Sen bunu hiç kabullenemedin ki..

Sen dünyayı kendi gözünden gör diye,etrafındaki tüm gözleri kör ettin,kalpleri körelttin..

Her bir hata için,yüzlerce bedel ödettin..
Vazgeçtim senden,
Anladın mı?

Yo,yo..
Sen beni hiç anlamadın ki!!


alıntı

saldirayfb
23-06-07, 16:42
ya o ne güzel yazılar gerçekten ellerine yüreğine sağlık...

--KeDi--
02-07-07, 13:09
TEŞEKKÜRLER SEMİH.




Öyle küçükken öyle kocaman umutlarlan baslamıstım ki aska...Herşey baska olacaktı.. Bende o filmlerdeki asıklar gibi bir ask yasayacaktım. Kendi masalımı kendim yaratacaktım. Benim askım bambaska ,herkesinden güzel olacaktı. Peri kızı ile prens benim ask masalımda bir arada olcaktı.


Yaptım!!! Yarattım kendi masalımı. Yasadım seni ve beni. Bulusturdum peri kızı ile prensi. O küçücük yüregim senin avuçlarında büyüdü. İmrenilecek bir ask yarattık, yasadık.. Peki herşey nasıl bu kadar güzel oldu... Mutlaka birşeyleri katmayı unutmus olmalıydık. Böyle kusursuz aska kurban olan ben büyümeyi unutmusum...


Hesapta yoktu birgün büyüyecegimiz. Büyüdükçe insanın kendi masalını kendinin yazamayacagını anladım. Yazılan masalların sonun oldugunu öğrendim. Belki geç belki erken bir son. Benim masalım erken bitti diyemem. Belki geç bile kalmıs bir bitişti..


Belkide Zamansız Açtım İçimi...
Yüregim Şeffaftı... Aklımsa Deli..
Ben Geldim Sen Kaçtın Hep Bana İnat
Bir Vardın Bir Yoktun Hep MasaL Gibi..



Yok olusların hayırlı olsun bana. Simdi unutma zamanı yasanmıslıkları. Baska masallar,öyküler bulma zamanı. Seninlen büyüttügüm ,yazdıgım , var ettigim masalımı unutma zamanı.

Şimdi tekrar bir masalın içindeyim. Senin var olmadıgın, benim yazmadıgım, hayatın bana sundugu bir masalın içindeyim..Acı vermiyor bu bana. Çünkü ben öğrendim masallarla büyümeyi.. Biliyorum artık herşeyi benim idare edemeyecegimi. Ben biliyorum artık her acının gömülebilecegini..


Ne Kara Kaşına.. Ne Kara Gözüne..
Ben Tek Bir Sözüne Tutulup Kaldım..
Değmedi Bir Kere Ellerin Yüzüme!
Gel Gör ki Bin Yıldır Sanki Vardın...



Biliyorum zor olacak sana yeni bir yasam. Belkide sendede vardı suç. Belkide ben getirmedim bizi bu hale. Belkide benim çocuklugumdan çok senin içindeki çocuk verdi zararı bize. Yada çocukluklarımız degilde biz verdik birbirimize zararları.. Çocuklar masum olmazmıydı. Aynı bizim ilerde yasayacak çocugumuz gibi.

Ben genede çocukluguma veriyorum tüm hatalarımı..
Çok erken tanıdım seni! Sana geç kalmak isterdim bende. Geç yakalamk isterdim seni ve askı. Daha güzel, daha imkanı olan masallarda rol almak isterdim. Bu defa ben yazmadan var olan masalda yer almalıyım.

Şimdi hoşçakalın bitmişliğim.. Bu vedalar eskisi kadar yakmıyor canımı.. Çünkü Masallarla büyümeyi öğrendim ben...

--KeDi--
04-07-07, 20:32
Bir günün akşamüstüydü beni bırakıp gittiğin gün batımında sağanak
şekilde yağan yağmurun sesi beni rahatlatırken
senin söylediklerinde kulaklarımda yankılanıyordu... Herkes yağmurun
keyfini sürerken sen beni terk etmiştin
ne çaresiz ne yalnız kalmıştım değil mi?? Oysa ne çok sevmişim seni,
kendimi yalan sözlerle avuturken nasılda aşık olmuşum sana... Şimdi
yoksun yanımda, unuttun belki beni bugün ayrılığımızın ilk günü ama sen
ne kadar da çabuk sildin beni ben yine boynu
bükük kaldım, artık yalan sözler avutmuyor beni, inandıramıyorum
kendimi her günün akşamüstü, her güneşin battığı vakit tekrar
yaşıyorum seni... Yalnızlığın bu kadar zor olduğunu hiç tahmin
edememiştim... Terk edilmenin mi yoksa yalnız kalmanın mı acısı vardı
içimde?? Şimdi kim dinleyecek beni? Kim tutacak ellerimden?? Hayata
nasıl tekrar tutunacağım?? Şimdi düşünüyorum da ben seni
bu kadar çok düşünürken sen beni hatırlıyor musun hiç?? Sen benim
beynimi bu kadar meşgul ederken ben senin aklına
Geliyor muyum? Eğer ki bir gün, bir an aklına gelirsem sana
söylediklerimi hatırla... ''Ben senin yalnızlığını paylaşmak istiyorum,
yaslanmak istediğinde bi omuz olabilmek, sıcak bir el uzatabilmek
istiyorum...'' Sonra istersen sil beni aklından
ama sıcak bir ele hasret kaldığında, her yağmurlu günde, kendini
çaresiz hissettiğin her anda hatırla beni hatırla ve düşün
ben kaybettiğim sen içinde bu kadar çok şey kazanmışken sende
kaybettiğin şu koca aşka yan.!

Ama her şeye rağmen mutlu ol ve kimsenin seni üzmesine izin verme
eğer ki gittiğin yolda bir gün tek kalırsan arkanı dön ve bak
işte orada ben varım...


alıntı

--KeDi--
11-07-07, 13:02
Sen...Yüzümdeki gülüşlerin,ellerimdeki terlemenin,yüreğimdeki deli atışın sebebi...Her gece uykum,her sabah güneşim.Yıldızım,ay'ım,akan kanım.Bitmeyen masalım.Bahçedeki çiçeğim,çiçekteki rengim.Gökyüzüm,denizim,mavim sen...
Sevdamın adresi,aşkımızın menzili,içkimdeki tat,yaşadığım hayat sen...Sebebim,niyetim,geleceğim,geçmişim,bilinm ezl iğim,belirsizliğim,kararlılığım,kararsızlı ğım sen...Bitmez yolculuğum,sonsuzluğum.Sen,gözüm,elim,yüreği m.Bebe ğim sen...
Hani gidecek olsan,yollarına sererim tüm kır çiçeklerini.Bilirim basamazsın çiçeklere de yine kalırsın benimle.Üzülecek olsan,içim erir,kalırım öyle.SENİ ÜZEN BİŞEY BENİ BİN ÜZER İNAN.Kırıyorsam seni,bu benim dengesizliğimdendir,şaşırmışlığımdandır. Kendimle kavgalıyım ben.Bir yanım sana tutkun,bir yanım çok bencil.Kayboluşlara vuruyorum kendimi,seni üzdüğümü bilmeden.Her kayboluşum yara açıyor sende biliyorum.Ah ben,nasıl da vurdumduymaz olabiliyorum bazen...Bakma bana birtanem,içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme bunlarla.Seviyorum diyorsam seni,öyle.Gereğinden fazla 'erkeğim'bazen,bağışla...
Seni bilirim ben,bir tek seni.Seni söylerim,seni duyarım her yerde ve her zaman.Sensiz olmaya gücüm yok artık,sensizliğe katlanmak benim harcım değil.Seni her şeyinle,ay parçası yüzünle,duruşunla,gülüşünle,bakışınla,ko nuşmanla,ç ocukluğunla,olgunluğunla,kızgınlığınla,şa kınlığın la,güçlülüğünle,zayıflığınla kabul etmişim bi kere.NE DEĞİŞ,NE DE DEĞİŞTİR BENİ.Biz böyle sevdik birbirimizi.Seni sen yapan ne varsa kabulümdür hepsi.
Seni özlemek diye bir şey de var bu hayatta ve bu bazen öylesine dayanılmaz oluyor ki...YOKLUĞUNU YAŞAMAYI BECEREMİYORUM,ÜZGÜNÜM.İçimdeki o 'fazla erkek'yokluğunda çekiliyor bir köşeye ve ben güçsüzlüğümle başbaşa kalıyorum.Katlanamıyorum anla,sensizliği 'yok' hükmünde sayıyorum.Sensizlik diye bir şey yok,öyleyse sensiz kalmak da yok.
Şimdi hangi denizin kıyısındaysan,hangi göğün altındaysan önce o sonsuz maviliğe sonra da başını yukarı kaldırıp yıldızlara bak.Aşkımı,yüreğimi,içimdeki seni mavilere yükleyip gönderiyorum,tut onu.Tut ve bırakma...Ben maviyi sende buldum,beni BAŞKA RENKLERLE KANDIRMA...


alıntı

--KeDi--
11-07-07, 13:03
Yalnızlığımın en kalabalık yanı, uykularda mısın yine?

Gecenin yağmur giyinmiş silueti sırdaş oldu yine. Kaçıncı gece bu bilmiyorum karanlıklara sığındığım? Yalnızlık ne yüzsüz bir gözlemci. Sinsi sırıtışıyla kapladı gecemi. Kapısız, penceresiz bir odada çırılçıplak ve savunmasız bıraktı beni.

Bir kucak olsun da diyorum; ister dikenle ister gülle donanmış olsun. Hiç umursamıyorum. Yeter ki göz yaşlarımla yıkayabileceğim bir omuz olsun sığındığım. Yeter ki kelimelerin hıçkırıklarına bir yol bulayım. Eğri büğrü, doğru yanlış umurumda bile değil. Ruha sahip bir can olsun yanımda, sıyırayım tüm korkularımı üzerimden. Sadece bedenden değil duygulardan da ibaret bir kadın olarak, ben olarak kalayım önünde. Bak geceye esirim yine. Sen bir adım ötede, sen bir kelimeyle gelebileceğin mesafede, hatta belki bedenin bedenimde� Ama acılarımı, korkularımı kucaklayacak ruhun nerede? Binlerce çiçeği yeşertmeye çalıştım senin adını verip her birine. Boynunu büken her yaprağın adından yeni bir tane yeşerttim çiçek bahçesine dönen bir ömürde. Susuz kalmasınlar diye göz yaşlarımla suladım, sese hasret olmasınlar diye gecelerce başlarında masallar anlattım. Olmadı, beceremedim. Her diktiğim çiçekte ben yeniden yenildim. Her ayağa kalktığımda tökezleyip toprağa geri döndüm. Her atmaya çalıştığım adımda, birbirine dolandı ayaklarım. Ne çiçeklerim ait oldu bana, ne ben onlara. Bu işin altından kalkamadım.

Çok mu ağır geldi sırtındaki yük hadi söyle! Bu kadar zor muydu paylaşabilmek kelimesini hayata geçirebilmek elinden geldiğince. Yalnızlığın binlerce farklı boyutu olabileceğini öğrettin sen bana. An geldi, parmaklarının ucunun bir teması uğruna dünyayı yıkmaya hazır bir kadın oldum, an geldi elin elimdeyken kimsesizliğimin en dibine vurdum. Dilimdeki kelimelerin sığındığı küçücük seslere kandın da sen, gözlerimdeki kördüğümleri hiç anlamadın. Hep yanımda olacağın günlerin hayalini kurarken ben, yanında olmanın dünyanın öbür ucunda olmandan farklı olmadığını anladığım anda, hayallerimin en olmadık yerinden vuruldum. Gerçek yalnızlığı öğrettin bana. Kalabalıkların içindeki sessiz çığlıklarımın haykıranının da duyanının da yalnızca ben olduğumu öğrendim hayretle.

Gün geldi yalpalaya yalpalaya sığındım ilk bulduğum sese. Bir sesti çünkü limanlarım. Sadece bir ses. Tiz çığlıklarla savruldum dalgaların eşliğinde. Duyduğum umut içeren her sesi susuzluğumdan kurtulmak istermişcesine kana kana içtim bakmadan bulanık mı pis mi diye. Sarılmaya çalıştığım her ses birbirine benzer tınılara sahip oldu zaman içerisinde. Farklı sesler benzer seslere dönüştü önce. Sonra da benzer sesler aynı tona dönüştü acımasız bir monotonluk içinde. Peşine takılıp gittiğim sesin ufacık bir izi bile kalmadı. Kayıp seslerin peşinde, kayıp bir ruh silueti gördüğüm bugün. Tüm harfler sımsıkı sarılmış göğsüme, yitik umutlarının peşinde sürüklenip gidiyor. Sessizce, sensizce�


Sen Dönmeden Uyumam Bu Gece

Uygun bir gökyüzü bulup parmalalıyım
Yangın bir aşka atılıp kor olmalıyım
Mutluluk yürekli olana yakışır
Ben sevdiysem buna kim karışır
Onlar buna dümdüz delilik diyorlar
Deli kalp sesinin izinde bilmiyorlar
Yorulmadan hangi tepe aşılır
Ben sevdiysem buna kim karışır
İsteyipte söyleyemediğim çok şey var
Sen dönmeden uyumam bu gece
Düşün bi benden başka gerçeğin mi var
Sen dönmeden uyumam bu gece
Sen dön ben uyumam bu gece

Yalın

--KeDi--
15-07-07, 00:49
Bazen Kendiyle Başbaşa Kalmak İster İnsan Yalnızlığıyla Durulmak Bir An Bile Olsa Dünyada Tek Kalmak Yada Öyle Hissetmek İster..Herkes Fazlalıktır Sanki Aile,dost,Sevgili..Kimsenin Sesini Duymak İstemez ya Ve Hiçbirşeyin Umrumda Olmamasını Sadece Bir An İçin..İşte Öyleyim Sanki İstiyorum ki Geçmişi Geleceği yaşanılanı ve Yaşanalıcakları Düşünmeyeyim Sırf Kendim Olayım Kendimle Kalayım..

Bir Ben Çıkartayım Benim içimden..Öyle Bir Ben ki Herşeyi Silsin Zihnimden..Dünyaya Yeniden Gelmiş Gibi Olayım.O kadar Olayım ki Bebek Gibi Kokayım Yeniden.Yeniden Öğreneyim Okuma Yazmayı Ve de Oyun Oynamayı Ama Hayatla Değil Çocukça Oyunları...Körebe Oynayayım Mesela Kapayayım Gözümü Ve Açtığımda Değişsin Dünya.Değişsin Hayat..Saklambaç Oynayayım Yahut Saklanayım En Ücra Köşelere Bulamasın Beni Karamsarlığım Geçmişim Gelmesin Peşimden Kovalamaca Oynarken Ardımda Bırakayım Acılarımı..Gözyaşlarımı Uçurtma Yapıp Uçurayım Göklere Yağmur Olup Yağsınlar Gitsinler..

Ağır mı Geliyor Bir Zaman Sonra Herşey İnsana Yoksa Ben mi Ağırım Bu Dünyaya..Kaçka Kaçı Toplarsam Bir Ben Ederin Acaba Yoksa Etkisiz Elemanmıyım Anlamam ki Matematikten..Şiirler Yazsam Döksem İçimi Hangi Satırlarda Bulurum Benliğimi...Karmakarışık Darmadağınım Annem Görse Yüreğimdeki Dağılmışlığı Kızar mı Odamı Dağınık Gördüğü Gibi..

Ben Yine Döneyim Hayatın Kendisine.Sorular Cevaplar Bitmiyor Zamanda Yetmiyor Üstelik Sorgulamaya..Hayatın Götürdüğü Yere Gitmek En İyisi Bu Satten Sonra Gönüldeki Sevdayla..Bir Yol Çizmişim Yürüyorum Ama Nereye Bilmiyorum Hatalarımla Sevaplarımla Yaşananacak Günlerimi Yanıma Alıp Birde Asi Yüreğimle Sevdamı Yeni Bir Yola Giriyorum Ve Kendimi Ardımda Bırakıyorum Yeni Bir Ben Oluyorum Umutlarımla Ve İyiki Var Onlar Diyorum...

--KeDi--
15-07-07, 00:49
Yalnızlığımı yazmak istedim bugün.Dışarda güneş tüm ihtişamıyla aydınlık,serçeler cıvıl, cıvıl bir ağaç dalında orkestra eşliğinde repeartuvarındaki tüm şarkıları tüketmeye çalışıyorlar.Ben tüm bu olanlara seyirci kalıyorum,yürüyemiyorum onlara doğru,adımlarım beni kaldırmayacak kadar yorgun sanırım.Ben yalnızlığa alışmış,karanlıkları yaren tutmuşum,uçurumlardan korkmuyorum artık,öylesine yüz, göz oldumki kendimden bir parça görmeye başladım bu korkunç dediğimiz uçurumları.

Hayal kurdum olmadı,gökyüzün maviliğine düş köprülerini kurdum olmadı tenimde bir zerecik olsun bir kıpırdama,bir dalgalama olmadı.Herkesten gizlerimi, sırlarımı ne zamana kadar saklayabilirimki?

Hangi mevsime 'seviyorum' adına yallan söyleyebilirim? Aylardan gizli kaç gün çalabilirim avuntuları? Veya kaç insanın umutlarını çalarak geçici aşk adına sevgilinin öz benliğini kiralık alıp kulanabiliriz? geçici olarak sevdiğin o insan ya ölümüne seni sevmişse,ayrılığına dayanamayıp intihar tepesine çıkıp ismini haykırıyorsa...

Bugün kendimizi sorguya çekme zamanı.Ama geleceği sorgulama imkanımız olmaz,tabiki olmaz kim önceden ne olacağı kestirebilmiş? bileniz varmı sanmam,bildiklerim sevda kanunlarında ölümüne sevdallılar hiçte mutlu sonla bitmemiş,yalnız flimlerden,hikayelerden,şiirlerden ve hayalerimizde sevdalar mutlu sonlarla biter ve keşkelerimize sığdırmaya çalışırız...

Leyla ile Mecnun,Kerem ile Aslı,Mem ile Zin ölümüne sevdalılardı,en güzel aşkları hikayelerimize,şiirlerimize ,şarkılarımıza ilham oldular bizim mutlu son dediklerimiz onların acı sonları oldu.Onlar acaba birer kahramanmıydı sevdalara? tabiki asırlardır aşkları,sevdaları dilimizden dolaşmıyormu? biz ne kadar onlar gibi dürüst,ölümüne sevda yaşatabilirizki? biz ki daha tercih kavramlarını bile sökemedik! sevgilimizin bize benzemesine o kadar istekliyizki limon gibi sıkarız,suyunu çıkarır gibi su kuyularından.

Yok böyle olmaz,sade,içten önemseme ve fedakarlıklı aşklar güzeldir.parada olmalı elbet en çok manevi duygular olmalı,hoşgörü,nazik ve masrafı olmayan gülümsemeler her daim olmalı.Evet dostlar AŞK SİZE YAKIŞIR,ama benden uzak dursun yeter çünkü... çünkülerde bana kalsın şimdilik.

--KeDi--
15-07-07, 00:50
Beklemek mi gitmek mi oldu adın, hiç bilmedim. Gittiğim zamanların
bekleyeniydi yerin, Geldiğim zamanların gideni. Kocaman uğultuların gözü yaşlı sessizliğiydi sende durmak, sana bakmak, ve belki her gelişte senden gitmek. Deniz gözlü bir kız olurdu sende kent ve sen kente her düşüşünde, ben sana her dönüşümde isli hatıraları çalardı şarkılar; sen susar, ben susar biz ağlardık…

Katran karası acıların su üstüne düşmüş siluetiydi tenin ve sana yaslanmış bir hayatın ezim ezim ezilmesi olurdu kayganlığında gezinmek… Bir valiz dolusu kimsesizliği sırtlanmaktı sana gelmek; kente bırakılan yalnızlıkları umuruna bile almadan… Yalnızlık basamak olurdu kimsesizliğime ve sen kimsesizliğim olurdun. Gelmek alacanın beyaza döndüğü bir gülümseyiş, gitmek akşam kızıllığı kaplı bir ağlamaktı senin yüzünde ve sana her bakışta basamak basamak tırmanırdı gözyaşlarım yerçekimine inat gözlerimden gözlerine. Sen belli belirsiz bir yeşile dalardın, ben içinin duman kokan pencerelerinden bitip tükenmek bilmeyen bir maviliğe… Sana bakmak denize bakmaktı ve gözlerimin sana her değişinde su yeşile çalar, zaman durur, an yosun kokardı. Sesine de sessizliğine de yoldaş ederdin kıyına gelmiş çığlıkları. İnleyen her vapur düdüğü, yalnızlığına tecavüzdü. Sen kalabalıklaşır, ben yalnızlaşırdım.

Bazen bir kaçıştın sen. İçinin duvarlarına suçumu haykırdığım. Kaçandım..Tanıktın.. İs rengi sesin ihbar ederdi beni, kimseler duymazdı. Ve ne zaman sana baksam gözlerimden avuçlarıma kusuyorum geçmiş diye içime kilitlediklerimi. Siyah beyaz hayaletler dans ediyor hayat ayamda. Müzik kırgın, gitar ağlamaklı. Nasıl bir senfoniydi yaşamak seni aşkın kimsesizliğinde. Can çekişen
ruhlardan yapılma uğultuların ortasında kulağa fısıldanmış sevişmelerdi terimize bulaşan. Her dokunuşun içinde bin ah gizliydi dilimizden sakındığımız. Aynı söylemlerle açmışken kapılarımızı, ayrılığın pimi şimdi neden gözlerimde. Patlasa, tüm renkler dönecek ya kızıla. Oysa en çok yeşil yakışırdı hem sana, belki biraz da bana…

Bir şarkının dizelerinden asıyorum kendimi boşluğa. Ellerin yok. Sesin gömülmüş içine. Bağır şimdi. Bağır çağır… Sustur çığlıklarımı sana. Yan,yak.Bırakma öyle;öleyim gitmelerin ertesinde.
Bil sözlerin düştüğünden beri içime, an’ ın gerçekliğinde Hak’ tı her şey. Kelimelere asılı heceler tersine döndü, gizlendi isimler. Yüreğimin kalemiyle yazıyorum; gözlerin kapalı oku sevdiğim..


alıntı

--KeDi--
18-07-07, 23:18
Bu aşkın nüshası rüzgarlarda,
Aslı bende kalacak,
Bizi hasret saracak,
Bulutlar çıldıracak ..

Ben Artık Gidiyorum ! . .

Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim!..

Ayrılık başımı döndürüyor
Kavuşmayı özlettin
İntiharlar kuşandım
Bu aşkı sen kirlettin.

Belkide ben ! . .


Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildigim yazmak oldugundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yaziyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.

Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni!

Geçtim borandan kardan
Yitirdim bahçeleri
Ellerimi tutmazsan gülüm
Yatamam geceleri


Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!

Bu aşkın nüshası rüzgarlarda
Kahrı bende duracak
Sende ihanet gülüm
Bende matem kalacak


Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duydugumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiçbir fark yoktu.... Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtıgımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sagladıgın için galiba gerçekten "bir taneydin"!

Bu aşkın efkarı şarkılarda
Yüzün bende solacak
Bizi zaman yenecek
Ve anılar kalacak

Işte bu yüzden imkansızlıgına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever oldugumda, sen benim her şeyim oldugunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, aglamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyecegin en son şeydi...

Bu aşkın efkarı şarkılarda
Yüzün bende solacak
Bizi zaman yenecek
Ve anılar kalacak


Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdigimden hiç bahsetmeseydim
Sen beni hiç sevmedin!
Ben Seni Seviyorum dedigimde Seni Seviyordum!
Ben Seni Özlüyorum dedigimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin Için Ölürüm Dedigimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...

Ve Ben Simdi Senin Hayatından Gidiyorum!

Ben Kaybettim...
Sen Kazandın!
Artık sesimi duymayacaksın...

Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!

Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum ! . .

--KeDi--
18-07-07, 23:21
Sen gelmeden önce diye başlayan binlerce cümle geçiyor aklımdan... Sen gelmeden önce ben daha bir bendim.

Sen gelmeden kurallarım, yasaklarım vardı. En güçlüsüydüm hayatımın. Bir monitöre saatlerce boş boş bakamazdım mesela. Şarkılarım vardı sensiz söylediğim, sesim sadece benimdi. Daha bir umutluydum ya da daha bir boştu herşey. Çözemedim.

Sonra sen geldin, ne oldum, neyim oldun çözemedim. Ben çözmeye çalıştıkça sen daha çok geldin. Ne sana sığınabildim ne kendime sığabildim.

Tek başıma taşırken bütün yüklemleri, öznelerimi kaybetmişim sen gelince anladım,

Bütün roller benimdi, hayata oynuyordum, sınırım, çekincem yoktu...
Ezberlemiştim ben aşkı senden önce...

Sen geldin ezberlerim karıştı...

Repliklerimi unuttum, susuyorum, doğaçlama da yapamıyorum artık.

Tek kişilik dev bir oyununun son perdesi, söz bitti...

Yaralarım kanıyor, her kanayan yerden bağıra bağıra umut doğuruyorum. Daha çok acıyor yaralar umut doğarken. Olsun diyorum umudum var artık...

Varsın acısın...

Sonra aklıma geliyor bir sokak ötede oluşum sana ve senin bana gelmeyişin...

Aklından geçenleri sorguluyorum kendime...
Hak vermek istiyorum çünkü hayatına rağmen bana dönüşüne ve hak vermek istiyorum vazgeçemediklerine....

Belki de seni temize çıkarıyorum ruhumda, adın aşk olsun diye...

Yine de Hoşçakal Zamansız...

--KeDi--
23-07-07, 20:26
SEnİ öylesine ölesiye sewdikten sonra...nasıl olurda kalbimde verdiğim savaşın sebebi..seniken
bu kadar değersiz olanda sen olabiliyorsun,,kalbim sınırlarında 'kendime' şaşıyorum...Sonra iç savaşlarımın,qözyaşlarımın,sessiz çığlıklarımın
sebeBi seniken..Nasılda herkes qibi olabiliyorsun..içimde..o kadar yaşanmışlıktan sonra nasıl sıradanlaşıyorsuz zamana karşı..
ya seNi tebrk etmek..Yada beni kutlamak lazım...afferin bize mükkemel olmasada ..Zor bulunucak koskocaman sewqimizi
parçalamayı başarmışızz..istemeden..Zamana yenik düşMüş..bizim hikayemizz..belki romeo juliet qibi uqrumuzda ölmedik..
yada ferhat şirin qibi daqlarıda delmedik..ama bizim dünyamızda..sınırdışı bi aşktık..yada herkes çok büyütüyordu..büyüsüne kapıldık..ama sonucta bizde yenilmişler kervanında yerimizi aldık..
Sorun mu biLmem..eskiden olduqu qibi bu ayrılıkta çok yıpranmadıqım belli..seninde vazgeçmişliğin artada zaten..istanbul sokakları bile anılarımızı
yosunlarla kaplamaya basladı...ben ilkkez bitişimizi yazıyorum..hemde gerçekten..en içten..herkes bizim nasılda birbirimizle olduqumuzu anlamasada..hiç kopamadık ya birbirimizden..tüm dünya ayrılmamız için oyunlar planlarken..başkaları durmadan bizi isterken..beraber kalmayı ayakta durmayı başarmıştık sandım..
arada tökezlesekte..nefretimsin şeklinde baqırsamda..aslında sen benim..haYatımdın..ve biz bizken ben seni hep böyle çağırırdım..
küllenmiş bi aşkı alewlendirmeye çalışmak deil aMacım..hakkımda yok Zaten..sen qiDerken son kez saRılamamak..içimi acıtan..
Dayanamadıqım ..özlediğimdin..ama anladım kii en basitinden en büyük yalanımmışsın..
Kader qösterdiki..bizden ne dost ne sewqili olurmuş..birbirimize parazit yaşayıp durmusuz..durmadan canımızı yakarak..
acıları aşk sanmışız..çıqlıkları sewqi sözü..Şimdi qörüyorum..Kaderle başa çıkılmaZmışş..ewet inkar edemem çok sewmiştik..ama sewda
hayatları mahvetmeye yönelik süikatlerini bize oynadı..bizde kaybettik..uzatmadan anlamalıyım ki..biz çoktan tükendik..yinede unutulmamayı hak edicek
kadar qüzel..bi qeçmişimiz oldu..sewqili olmak bize yakışsada kaldıramadık..umarım başka kollarda çok mutlu olursun..kokun burnumdan hiç qitmezken..
sen benim kokumu başkalarıyla unutursun..



alıntı

--KeDi--
28-07-07, 00:01
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim... "Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.
Yine senden habersiz...Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz... Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "Bir Tanemmm" olmuştun sen...Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen birtanem din! Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di....

"Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye... Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye...Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım...Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum! Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu....Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...

Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!

İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım! Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum...Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi... Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...

Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum! Ne zaman Mart'ta bir yağmur yağsa, ben geceler'de ıslanıyor olacağım, Yanlız Gecelerimde Sokakta Gezerken Yanımda Olmanı İstiyorum Dicektim Başaramadım... Ben Kaybettim... Sen Kazandın! Artık sesimi duymayacaksın... Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin! Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum.. Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...


ALINTI.

--KeDi--
29-07-07, 16:41
İnanmak, inanmak istiyorum sana,
Anlatsana her şeyi baştan bir daha...
"Çok sevsen de gitmelisin” öyle mi?
Bence sen yalancının birisin!
Söyleseenneee...
Bu nasıl, bu nasıl veda?
Bu nasıl yalan?
Sen kaçıncı yalancı ömrümden çalan?

Şimdi içindeki her şeyi anlat bana, bilmek istiyorum ne varsa... Eksiksiz, yalansız, hemde en baştan...
Anlat hadi...
Ne bu işkence böyle? Bitsin artık! Beni inandırsana sevginin bitmezliğine... Zor mu o kadar? Ki ben zaten meyilliyim inanmaya sana...
Nasıl gidilir severken önce bunu anlat bana! Ben bilmiyorum gitmeyi severken... Susma öyle, bir şeyler söylesene... Bir neden sadece! Yok değil mi? Ne bir neden, ne de sevgin... Herşeyi yitirmişsin sen, kolayına kaçıyorsun işin. Sevsende gitmeliymişsin öyle mi? Yalan, kocaman bir yalansın...

Söylesene sevdam böyle gidiş olur mu? Nasıl bir vedadır sendeki? Herşeye yalan katacak kadar ne zaman canını acıttı bu sevda senin?! "Sevmiyorum..." deseydin anlardım. Ona bile cesaret edemedin. Nasıl da gittin öyle, nasıl da yalana battın!
Oysa sen farklıydın! Ben öyle sanmıştım... Diğerlerine benzemek zorunda mıydın? Sen kaçıncı yalancısın ömrümde sayamadım!

Keşke kendinle birlikte, bendeki değerinide yitirmeme izin vermeseydin. Senden çok fazla birşey değildi istediğim.. Sevdiğini söylemiştin, bende hep devam etmesini istemiştim.
Göremedim son an'a dek gözlerindeki ışıktan yoksun olduğunu... "Seviyorum ama gitmem gerek!" derken hiç korkmuyordun bu cümlenin acısından benim korktuğum gibi. Yoktu öyle birşey çünkü, yalan söylüyordun, sevmiyordun...

Oysa ben;

İnanmak, inanmak istiyordum sana!!!

--KeDi--
29-07-07, 16:48
Sonsuz özlem duyuyorum şimdi sana.. Dile getirmek bile zor benim için.. ßebeklerin zırlaması gibi ağlıyorum şimdi ardından. Gözyaşlarım sana değil! Sana verdiğim zamana…

Sus…
Konuşma artık yeter! Tahammülüm kalmadı sesine. Fazla gevezelik ettin sanırım.. Kulaklarım yoruldu, dilin yorulmadı. Yüreğim yoruldu, çehren yorulmadı hayret.. Ne istersen al senin olsun. Ama artık sus.. Yüreğim ne diyor bak sana.. Zırvalayıp durmuşsun ardından.. Kimbilir neler söyledin! -Kapa çeneni!!

Kapa gözlerini…
Görme hiçbir şeyi.. ßen görmüyorum senden gayri..
Az şeyler söyledin fazla kalp kırdın. Az kişilere baktın fazla kör ettin. Ne yaptıysan iki katını karşına verdin. Hiçbir şey çekmedin, hep çektirdin! Acı nedir bilmedin, hep zarar verdin. ßuydu senin hayatın.. Felsefe yapmıştın kendine..

Kes sesini lanet olasıca hayat..
Sus diyorum susmuyorsun! Gevezelik diz boyu..
Ne yapsam tersini yapmak elinde…
ßaşarıyorsun.. Madalya mı bekliyorsun?

ßiraz acı, biraz hüzün, biraz karamsarlık, biraz solgunluk.. İşte benim hayat karışımım. İçmek serbest.. Tadına bakmak bedava.. Ama dikkat! Acı vermemek şartıyla…

Format atma zamanı…
Geçmişime format atıyorum. Anılarımı çöp bekliyor.
Sen’i kalbimden atıyorum. Sözlerini hafizamdan siliyorum. Özlemiyorum… Sevmiyorum..İstemiyorum.. ßitiyorum her şeyi.. Yepyeni bir sayfa açıyorum kendime.. ßembeyaz..Tertemiz.. Gölgene dahi yer yok!
Ha buarada sormayı unuttum. -Kimsiniz??




alıntı

popular
30-07-07, 22:20
saol kanka süpersin :D

--KeDi--
31-07-07, 20:54
Akan kan,gözümden damlayan yaşla karışırken,sessizce izliyorum dışardan bu içler acısı kavuşmayı.
Ne tuhaf!!!Oysa kavuşacak olan bizdik,onlar değil...
Unufak oldu yüreğim.Ruhumda dolaşan kasvet yüreğime bulaştı,parçaladı,kanattı...
Söylesene,kan nasıl dursun artık damarlarımda?
Gözlerimiyse hiç sorma...Hançer saplandı onlara,akmasınlar mı?

Yaramda alınyazın var,yaşımdaysa adın...kirlet(me)

Gidişler yorar sevdiğim,sözler üzer ve anılar...kirlenir
Sen sen ol,sevdiğim ol,kirlet(me )

Ben akarım,kanarım...değmem sana
Değersem bulanır suyun,değersen kirlenir ruhum.Düşme peşine anılarımın,ağır gelir...
Yokluğunla perçinlenmiş günlerden elde kalan,sadece kahır...
Hele sitemleri,dilimin altında kalan sözcükleri sakın aklıma getirme...Yorulursun dinlerken,acırsın,sende kanarsın,kimbilir belki ağlarsın.

Yapma...gelme hatıraların üstüne,kirletmeyeceğim seni işte!

Son sözler,gidişler,yitirilişler kanatır sevdiğim...
Leke olur kalır,tenimde değdiğin
Aşkın hası kan olur,akıtır göz dediğin

Kandım,kanadım sana...
Ama hep sevdim
Yittim belki,ama sevdim
Gözden ıraktın belki,gönülden öte olmadın hiç
İnatla,olmazı olur yapmaya tutundum
Vuruldum,sustum,kan kustum
Yine kandım,yina kanadım
Ama hep sevdim.



alıntı

--KeDi--
01-08-07, 16:41
Bazı şeyler sana anlamsız gelirdi ve bana kızardın,gitmek istediğinde seni bırakmak istemezdim,son bir öpücük koparmak için veya son kez bana sarılman için saçma şeyler uydururdum,bazen beni itip azarlardın çocuk gibisin derdin,ne kadar kırıldığımı bilemezdin o zaman ama olsun ben amacıma ulaşırdım ve ayrılığı az da olsa geciktirirdim..

Biliyordum çünkü biteceğini sana doyamadan,içimden zamanın durmasını dilerken birlikte olduğumuzda,yalnız kalacağım günler için çaresizce seni biriktirmek istemem bu yüzdendi,neden vaktimizin hep böyle az olduğunu ve neden ayrılmak için bu kadar istekli olduğuna anlam veremezdim ama artık biliyorum..aslında hep farkındaydım ama hayatımın en mutlu günlerinin bir yalandan ibaret olduğunu kabul etmek istemezdim..

Keşke diyorum yine yanımda olsan ve yalan da olsa beni sevdiğini söylemeye devam etsen,yine sana hiçbir zaman unutmayacağımı söylesem ve sen boşver unutursun diye karşılık versen..bensiz olmaktansa benimle en kötü şeyleri bile yaşamak istediğini söylesen ve gitsen..tek fark şu olurdu canım,sana kızmaz ve kalbini kırdığım için kendimi asla affetmeyeceğim sözleri söylemezdim ...



alıntı

--KeDi--
07-08-07, 20:21
Sen hiç duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi...

Üzüldün mü, , , , ??

Yanaklarından süzüldü mü hiç bir başkasının gözyaşları...

Yabancı hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde...

Düşündün mü geceleri...!!!

senin olmayan rüyalar gördün mü...??

senin olmayan birini sevdin mi?

Gökyüzüne baktın mi , yıldızlar düştü mü güneş doğdu mu her gecenin sonunda?

Uyandın mi başka birinin sabahına?

Hiç sevdin mi sen, Duydun mu başka bir yüreği kendi göğsünde atar gibi...

Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz senin dudaklarındaymışçasına yakın... Sıcak...

Hiç sevdin mi senin olmayan birini?

Senin olmayan bir şehirde, bir gecede, bir bedende SENİN OLMAYAN BİRİ yaşadın mi hiç?

Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini??




alıntı

--KeDi--
10-08-07, 09:44
Güzel olan hiçbir şey eskimez.” dedi dostum. İncecik bir sızı duydum, sustum...
Gözlerimi kapayıp kana kana içtim kelimelerini. Eskimiyordu hiç, biliyordum...
Senin gözlerimde hiç eskimediğin, eskimeyeceğin gibi...

Ben seni bulmak için tüm dünyayı dolaşabilirdim ama sen buldun beni.
Bende kaybettiğim beni... Uzansam sana, dokunmak bir şey değil yanmaktan korkuyorum.
Korktukça kaçıyorum senden, kaçabildiğim kadar uzağa...
Ne kadar uzağa kaçsam o kadar yanıbaşımda oluyorsun sonra...
Ben de kalemimi elime alıp yazıyorum. Tükenmez kalemim tükeniyor,
konuşan dilim lal oluyor, anlatamıyorum seni kağıtlara...

Yaşam aşk rengine büründükçe dağlar hasrete yükleniyor. Dağlar taşır mı bu yükü bilmem ama ben eziliyorum hasretten. Aşkın tedavisi yok mu? Acılar çekiyoruz ve tel tel kopuyor hayat ellerimizden. Uzanıyorum, tutamıyorum kopan ipleri.Dur ve bak şimdi geçmişe. Neredeyiz? Başta mı, sonda mıyız, yoksa bu sokağın adı aşk çıkmazı mı?

Her bahar bir başlangıç ve her güzel şey umuda yeni bir adım. Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan. Sobelendik çoktan. Çıkalım ve geçen bahar gibi umudumuzu uçuralım kendi gökyüzümüzde bu baharda.İzin verelim martı seslerine, çekelim içimize çiçek kokularını papatya bahçemizde...Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan ve kaçalım bu dünyadan..

Yorulduk...Yıprandık...Ama her bahar umut demek hala...Umudum var ama yine de gözlerim yanıyor...Göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlıyorum...Sonra yüreğimde ebem kuşağı çıkıyor. Her renkte seni görüyorum. Mavi hayallerimizi, sarı bizi ısıtan güneşi çağırıyor aklıma.

Tut ki bu bahar da diğer baharlar gibi bitsin. Ne çıkar...Kaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var...

--KeDi--
23-08-07, 12:58
Yazdıkça... ellerim yanıyor...

Esrarı gül üstüne uzanmış, hızla dünyaya yaklaşıyor... Dünyalık yalanlarım; yemen alacası bir yalnızlık kabuğuma iliştiriyor ...

Saklanıyor toprak altına ayıp ve lafı edilmiyor silinen bir düşün... Kendini gizlediğin o’nda, yoksun... O ki her satıra zahir cümle tazeliği...

Ayıptır gidişinin üstüne hayıflanmak. Bana bensizlikten oluşan kırılası bir kalple gelirken, farkındaydım “sen”leyken bile “bensiz”din. “Fark”lıydın, “aynı” gelirken sen herkese... Hem aşk/tın sen, geçer miydin rahmet değmeden yüzüme?

Ayrılık şimdi daha mübah aşkta!

Yokluğunun yarattığı aşk karşısında boyun büker varlığım. Gelseydin “aşk” olamazdım ben... Çoktu yokluğun bile, hakkım çoktu ama yine de yoktum sende... Yaşadığım günlerin hatırına, aslında sadece senin için; ölmüyorum bile... Yaşamayı göze alıyorum, her gün ayrı bir acıyla dolduruyorken bavulumu, sayıyorum; son “seferi yolculu(k)”ğuma çıkacağım günleri...

Ismarlama bir aşk, değildin sen.. “Aşk”tın sarar/dın, yorar/dın...

Tuza yatırılmış yaralar azabından, geldim sana... Satır başlarındaki paragrafların, sisli katarlarını silipte geldim sana...Gittim sonra yazıpta geçmişimi... Bugünüm olmadan, ulaşmadan yarına; gittim ben... Senin olmadığın o yere gittim.

Yokken nefesim, varlığımdan sıyrılıp, sarı renkli matemlere özenip, bulanıpta rengine, gittim... Mutsuz sonlar kahramanına imrendim ben...

Gittim..

Uğurlar ola beyaz bayrakla süslenmiş “yarağaçları”na... En çok seni sevdim ben, karışırken karanlığın sahipsiz sularına...

Bir gülüşünle doluyordun içime, yıldız yıldız düşüyordun Mavi'm(e)... Ve yetiyordun sevgilimsin demelere...

Vuslata erer miydi, yordamsız bir kurşunla, “ateş kavukları”nda yer bulmaz mıydı kendine? “aşk”tı geçer/di...

Özlemek güzel/di, özlenenin çirkinliğine rağmen... Acısı önceydi, şimdi ise;kabuk sarmış bir yara... Acı geçer/di, aşk, geçer/di...

Bir tek geriye merhemsiz, neşter değmemiş yara kalırdı. Geçmez/di... Tene yakışması için bilindik ağızlardan, akla sığmaz dualar edilirdi. Saçma sapan bir türkü sivrilip dilinde, tuhaf bir “dil”de benzer ağıtlar yakılırdı. Ve inanılırdı o zamanlar; “aşk”tı ve geçer/di...


Gerisi acı, gerisi yalan, gerisi ayrılık olur/du... Bir tek ödülü; yarası kalırdı geride... Yar/aydı.. geçmez/di. Yerini kalın tellerle örülmüş kabuğa bırakırdı, ama yine de geçmez/di.

Gözde/ydi güzelliğin ibresi bakmasa bana eskirdi güzelliğim... Güzeldim ama geçer/di... Hırçın bir düşün içinden çıkarken biliyordum ki eskiyordu/m. Gölgesiz ve nesnesiz kalıyor, duvarlara çarpan inilti çıngıraklarından kurtulamıyordum. Kanıyordum sarılmayı bekleyen bir yara gibi... Diliyordum ki; diner/di.

Yelkovan"la "akrep"e tek kelimelik sus payı verdim, sen varsın artık diye... Hırçın bir "düş"ün içinden çıkmaya hazırlanırken dost oluyordun yar/ama... Dosttun, bitmez/din...

Ah anlamıyordun... Yazdıkça; ellerim yanıyor/du yine...



Gülay Sağlıcak
09.08.07

--KeDi--
13-09-07, 18:58
Geceyi izliyorum...
Elimde dumanı katran sigaram,bir elimde beni benden alan son dem şişem...
susuyorum ben yine...
gözyaşlarım konuşuyor yerime...hayalin yanımda bakıyorum sadece,dokunsam kaybolacak biliyorum,dokunamıyorum...
Sesler fısıldıyorsun kulağıma,duyamıyorum,sağırım sanki duvar gibi.
Yıldızlara bakıyorum,benim en parlak yıldızım sen!kayıp,gidiyorsun artık gökyüzümden...
Tutamıyorum zamanı her geçen dakikalar düşmanım benim,sensizliğe attığım ürkek adımlarım onlar. Gözyaşlarımın,esiri olmuşum durduramıyorum,yağmur misali yüreğime akıyorlar. Dilimde bir şarkı adını bilemediğim, bana seni hatırlatan... ve her seferinde ayrılığımıza lanet okuduğum sözlerim...

Bu ayrılık akşamın da bizi,ayrılığımızı izliyorum...

Nasıl sensiz kaldığımı, her sabah uyandığım da seni yanımda bulamadığım da içimin acıdığını,kalabalıklar içinde nasıl yapa yalnız dolaştığımı ve dünyanın öbür ucun da olsam bile nasıl yüreğim de götürdüğümü, telefonun tuşların da numaranı çevirememe cesaretsizliğimi izliyorum,kalbim'in 'ara' ama beynimin asla 'arama' dediği ve en sonun da kalbimin galip, geldiği ürkek ürkek arayıp, sadece sesini bir kez duyduğum da dilimin ucuna gelipte söyleyemediğim seninse bekleyip,sadece 'alo' demekle yetindiğin ve benimse asla konuşacak gücü bulamadığım,bulsam da konuşamayacağım duygular içindeyim sevgilim...


Seni düşünüyorum...

Daha nereye kadar susacaksın?ne çektireceksin bana ne kaldı ki söylesene?Bu ödediğim bedel niye?ben sana ne yaptım,tek suçum tek hatam sana değer vermek mi?uğruna gözyaşı akıtmak mı? seni sadece bir kez görebilmek için,her gece allah'a yalvarmam mı? Söylesene sevdiğim cevap versene böyle suskun durma ne olur, sen sustukça ben haykırıyorum,sevdamıza. Konuş sevdiğim.

Söyleyeceklerin ne olursa olsun hazırım ama yeter ki susma! Sevgimizi sessizliklere, gözyaşarına boğma.

Bilmeliyim bana dair ne varsa....

Ve ben yine susuyorum,taki sen konuşana dek,susuyorum....

uykusuz geceler
14-09-07, 02:11
teşekkürler güzel bi paylaşım olmuş

__p@p@ty@__
14-09-07, 07:51
teşekkürler

ProOf<>TupaC
09-10-07, 11:03
teşekkurler kedi :D

Disturbed#
14-10-07, 12:16
Teşekkürler çok güseller ..

--KeDi--
30-10-07, 12:35
Biliyor musun benden bir şeyleri anlatmamı istediler ve ben de seni anlatmaya karar verdim. Bakalım beğenecek misin. Ne olur bana kızsan bile çıkıp gitme hayatımdan. Biliyorsun beni, sensiz olmuyor. Şimdi ise sadece dinle...
Herkes bu güne kadar onu anlatmaya çalıştı ama nedense kelimeleri yarı yolda kaza yaptı. Çünkü hep yolun yanlı tarafından başladılar yolculuğa bu düşsel dünyada.
Aslında ben de nerden başlayacağımı bilemiyorum ama sanırım en doğrusu şu kelimelerle olur...
O hiç beklenmedik bir anda çıkar karşınıza. O kadar ani yakalar ki sizi neye uğradığınızı şaşırısınız. Ne kadar kaçsanız da o sizi kovalar durur. Sonbaharda dökülen bir yaprağın parça parça olmasıdır bazen, elinizden sadece ağlamak gelir onun rüzgarda sürüklenişini izlerken.
Bir mucizenin başlangıcı oluverir. Damarlarınızda dolaşan kan gibi hayat verir size en umutsuz anınızda ama belki de sonradan, verdiği canı fazlası ile alır gider uzaklara, karışır karanlığa, bul bulablirsen...
Ama hayatınıza girdi mi bir kere, onsuz olmaz bir daha. Ne kadar acıtsa da batmamaya başlar bir süre sonra. Alışırsınız varlığına,kopamazsınız. Bir bakmışsınız vazgeçilmeziniz olmuş...
Ve yanlızlığın ta kendisidir o aynı zamanda da yanlızlığınızı paylaşandır. Nedense onun adı aşktır...




a.

--KeDi--
15-11-07, 17:42
vur kendini en dibe, ben...

aşk cümleleri ''ben''le başlamazdı değil mi ?

''ben''le başlayanlar gurur savaşlarında atılan mermilerdi !

ve ''sen''le başlayanlar gökyüzüne uzatılmış beddua merdivenleriydi !...

ey ben; vur kendini yerden yere...kalmasın tek sağlam parçan...kalmasın tek parça aşktan...

ey sen; çok yandı mı canın, gözümden düşünce ?! ne çok parçaya bölündün öyle ? her bir parçan saplandı kaldı hayallerime...bak ne çok hayal kırığım oldu şimdi...biriktirmeliyim değil mi bunları da ? unutmamalıyım ki ders alsın sersem kalbim !

sen aşkı böyle anlatmamıştın !

biriktirmeli evet...nerde benim aşk kumbaram ??!!


alıntı

orhan447
15-11-07, 19:21
gerçekten süper yazılar tşkler

anıL
15-11-07, 20:50
çıktısını kıza götürdüm kız daldı bana şikayetciyim :D:D

eyyüp
18-11-07, 21:55
hepinizin eline saglık hepsi cok güzel olmuş

--KeDi--
20-11-07, 20:24
yanıbaşımdasın...ve ve hiç olmadığın kadar uzaksın bana...atacağın hiçbir adım yaklaştıramaz artık...kendimiz istedik mesafeler koymayı; senin acemi cesaretin,benim nasırlaşmış korkaklığım...
böylesi iyi aslında...sen çözdüğünü sandığın puzzle parçalarımla oyalanırken,ben biraz daha griftleşeceğim...biraz daha devleşecek içimin labirenti senin için...sen çıkmaya yol ararken ben kaybedeceğim yolları,içime kapanacağım...
o kadar korkma benden...ne kadar zor olabilir ki; küçük bir hiç'i koca bir herşey'in yapmak?
yabancın değilim artık:ben senin yüzleşmez yüzün,sen benim uzlaşmaz yanımsın!


alıntı

--KeDi--
20-11-07, 20:26
Bugün rüyamda gördüm seni, onca zamandir taniyorum her gece yatmadan önce in$allah bugün görürüm diyordum, kismet bugüneymi$, her$ey ya$anip bittikten sonra, SON perde indikten sonra tam unuttum derken, neden bilmiyorum...
Yoksun zaten bi kaç gündür, konu$masakta ya$adigini, iyi oldugunu anliyordum seni görünce...
Offf ne zor... rüyamda iyiyim merak etme beni diyordun, ne kadar batil inanç olsada, hani derler ya rüyalar tersine çikar diye, iyimisin gerçekten ? Hatirladigim kadariyla kiyafetlerin, saçin ba$in çok daginikti, ama bana merak etme ben iyiyim diyordun. Merak etmemek eldemi... Yürekten diliyorum ki umarim iyisindir, bana ait ama hala sende olan bir$eyler var; kalbim gibi...

Dedigin gibi umrunda degilim belki ama sen umrumdasin ilk günkü gibi...

--KeDi--
20-11-07, 20:26
Yanında olmayı cok isterdim,

Sensiz gecen günlerime inat,basımı ve bütün ruhumu omzuna koyup usulca uyumak isterdim....

İsterdim bir ömür boyu seninle olmak..

Sensizligi tam ortasından vurmak isterdim,

İsterdim seni yazmak mürekkebi hic bitmeyen kalemimle,yasamak isterdim seni...

Sen yokken "Hiç Atmayan Kalbimle"

İsterdim seninle sonsuzluga giden bir yolda sonsuzlugun sonunu getirmek...

Ölmeyi isterdim hic istemedigim kadar seninle....

Ve duymasını isterdim herkesin "ben"in aslında sen oldugunu..

Tek istegim derdim hic bir zaman duymayacagın bir cıglıkta sana birikecegimi.....

Bilki seni Hep Seveceğim.....

DJ.BONJUR
23-11-07, 15:21
Paylaşım İçin Saol

--KeDi--
01-12-07, 22:20
Şimdi ...Ne yokluğundan yakınmak,ne varlığını kazanmaya uğraşmak..

Ayağa kalk desem yüreğime, bir sürgün olur gideceği yollar. Ardıma bakmadan gitsem, içimde varolan aşk beni çarmıha gerer gittiğim her yerde.

Şimdi susmalıyım ..
Şimdi... daha da yalnızlaşmalıyım ,hayat çırılçıplak kalmalı ellerimde. Düşlerimi tanımsız düşürmeliyim gözlerimden. Ve her gelen gün ,bitimsiz bir ölüm olmalı yüreğimde. Ve ben haziran titremesinde sonu uçurum bir uzun yolculuk olarak asılı kalmalıyım senin zamanın da.....

Şimdi...Arsızca tenime dokunan yalnızlık, ruhumda hissiz bir ayaklanma, simya değmemiş bir yürek ve tükenmiş bir bedenle geldim sana.

Şimdi...Bir adanmışlığın geride bıraktığı boşluğa incittiğin gülüşlerimi ekledim.

Şimdi...Sözcüklerin ihanetini taşıdığın yerde, yüreğimden sana taşıyamadığım aydınlıkta umarsız sözcükler ekliyorum ikimize.

Şimdi...Gözlerime bak ve anla beni.

Parçalanmışlıklarımı al ve içine yaşamsal anlar yama.

Ağlamayı sustuklarımı al ve kurak gözlerine yağmur ekle.

Gülüşüme eklediğim iç kanmalı suskunluklarımı duy ve sözcüklerine susku , içine sesleniş yap onları.

Şimdi... Dışa vurulmamış bir iç çekiş gibisin içimde.

Avutma düşlerimi , hırpala ,yak, darmadağın et, hadi durma öldür bende ki seni.

Şimdi..özlediğim sen olmasan diyorum. Tek kişilik bir yalnızlığa soyunsa yüreğim. Sana dair olmasa tutulduğum şarkılar . Senden kaçmak uğruna ,nefrete sığınmasa yüreğim.

Kaçtıkça senin geçtiğin bütün yollardan , üzerime sen eklenmesen diyorum uğradığım bütün duraklardan. Yani kaçmalarım olmasa senden sana. Senin intiharların düşmese düşüşlerime. Sussam susuşlarına .

Şimdi..senden kaçmak uğruna sığındığım tenhalıklardan sen çoğalmasan diyorum..

Ve şimdi...neden bilmiyorum yine sana çoğalıyor sevmelerim senden azalırcasına.



..

--KeDi--
01-12-07, 22:21
Kendimi bilmediğim bir sona hazırlıyorum. Tüm uğraşlar çabalar bunun için. Korkuyorum neyden korktuğumu bilemeden, ürküyorum. Hasret çekiyorum neye hasretim bilemeden, özlüyorum. Ve yaşıyorum ne için yaşadığımı bilemeden!! Öylesine bir hayat işte benimki.. tek başına tüm umutlardan mutluluklardan uzak. Sürekli bir şeylerden kaçıyor hissetmediğim duygular adına çaba veriyorum. Herkesi her şeyi geride bırakarak arkamı dönüp uzaklaşmak istiyorum yalnız çaresiz… yıldım artık kendime mücadelemden. Pes ettim!!

Sensiz geçen yıllarım vardı ya hani, hiçbir şey acıtamamıştı beni bu denli. Yine yalnız yine umutsuz ve yine çaresizdim ben. Eksiktin ama kimdin ki sen. Umursamıyordum bile. Kim olduğunu bilmediğim halde kaçıyordum senden. Yasamadan anlamak öyle zormuş ki meğer.. ve sen karşıma çıktın yeniden. İlk günlerde mutluydum bende. Mutluyum diyordum her önüme gelene onca yıldan sonra bende mutluyum. Herkese her şeye tüm yaşanmışlara rağmen mutluydum. Yavaş yavaş anladım senin için hiçbir şey ifade etmediğimi..

Ve başlamalıydı artık mücadelem. Ne kadar zor olsa da senden vazgeçmeliydim. Gecelerce günlerce ağladım ama başaramadım senden bir adım dahi uzaklaşamadım. Ve hep bir gün senin baskasına aşık olacağından korkarak yaşadım. Hep bu sondan kaçındım. Ve gördüm işte. Sen başkasına aşıktın. Ben sana sen ona.. hayat değil mi işte? bu aşamadan sonra bitmeliydin benim için uzaklaşmalıydım senden çıkmalıydın hayatımdan. Gözlerine baktıkça daha çok acıyordu içim. Senden nefret ediyorum diye haykırmak istiyordum gözlerine bakarak.. Sonra da saatlerce omzunda hıçkıra hıçkıra ağlamak. Sürekli düşündüm beni sana çeken ne diye. Hiç bir şey bulamadım belki de bu yüzden bu kadar çok seviyordum seni. Ve gözyaşlarımla süslediğim bu yazım senin içindi.

Artık başardım sen bittin benim için. BİTTİN!!

Vazgeçtim senden artık...

Elveda Sevgilim....

..

--KeDi--
03-12-07, 19:12
Elveda Demeyİ Onur Sayan YÜreĞİne Bu Lanetİm, Satilik AŞkina VerdİĞİm DeĞere İsyan Ederİm. Şİmdİ Sadece Susuyorum Ve Beklİyorum. Arkana Bakmaya TenezzÜL EtmedİĞİn, Gurursuz Sevgİlere DeĞİŞtİĞİn GeÇmİŞİne DÖneceĞİn GÜnÜ Beklİyorum... Sanma Kİ Hayatimin Kapilari Sana AÇilir Bİr Daha. Sanma Kİ Terkeden Sevdalari Kabullenecek Kadar Mİdesİzİm. Benİm AŞkim Susmayi Bİlecek Kadar Asİl Ancak İhanetİnİ Sİndİrecek Kadar Soysuz DeĞİldİr...



Bİr Anda SİldİĞİn GeÇmİŞİne Hatalarindan Siyrilarak DÖnmek İstedİĞİn O An KarŞina Hayalİm Gelİr. YaklaŞmaya Cesaret Edemezsİn Sana Nefretle Bakan GÖzlerİme. Eskİden OlduĞu Gİbİ Şeytanca Oyunlarin, AĞlamakli GÖzlerİn Gİrer Devreye, Fakat Bu Sefer KarŞindakİ Ne 18 YaŞindakİ Toy Delİkanlidir Ne De Sana Delİce AŞik Olan OyuncaĞin... Artik KarŞinda VefasizliĞi, İhanetİ, yALAnI Sayende ÖĞrenen Tipki Senİn Gİbİ Bİr Duygusuz Var.....



AŞkimin Lİmİtİ Doldu Artik AŞk Sensen Sevda Sensen Varsin Ben Nefret OLARak KaLayIm..

--KeDi--
03-12-07, 19:14
Kimliksiz gecelerde yüzün yansır; yakamozun koynunda kalırım… Yüreğim sürgün ol(ma)sa da, yine de seni severim.

Yapraksız baharda dalım düşer; meyvesiz ağaçların yüreğinde kalırım… Ruhum solgun çiçek yüzü kadar mahkûm olsa da, güneşe; hani gözlerime yağmur yağ(ma)sa da, yine de seni severim.

“ Seni sevmemek demek; Allaha karşı gelmek, değil mi? Sen söyle sevgilim…”

( Nasıl olurda, seni sevmeyi bir an bile düşünemem… Bu idamım olmaz mı? Böylesine bir sevgiyi yüreğime kazımışken; nasıl olurda sevmiyorum, diyebilirim. Bu Allaha karşı şükürsüzlük olmaz mı? )

Biliyor musun? En çok “seni seviyorum” diyebilmeyi, seviyorum… İnan buna değersin… Yanılmıyorum sevgilim! Seviyorum…

Kimliksiz gecelerde aklıma düşüyorsun; çığlık-çığlığa haykırıyorum: yüreğimdesin sevgili! Yüreğimde… Tümcelerim çoğalıyor, ağlıyorum. Yıldızlar düşüyor, zaman durgun ve suskun… Sana yetişememekten korkuyorum.

“ Seni sevmekten değil; sevmemekten korkuyorum…”

Yüzyıllık bir aşka koşuyorum… Geride kalanların soluklarında atık zamanları harcıyorum. Sana koşuyorum. Çünkü seni seviyorum.

…bir an soluğum kesiliyor; şiire yaslanıyorum: sevgilim/ git-gide sen oluyorum/ ki parça parça etseler/ yine sende toparlanırım/bunu biliyorum…

Kimliksiz gecelerde yüreğime düşüyorsun. Ansızın çoğalıyorsun. Zamanından önce büyüyen bir bedenin şaşkınlığı içerisindeyim. Aslında hiç şikâyetçi değilim. Sadece böylesine sevmelere alışık değilim… Korkuyorum.

“ Aşkın bir adı da biz olalım… Ne dersin? “

Yüzyıllık bir aşka koşuyorum… Kaçamak yüreklerin suskunluğunu da alarak; belki bir ırmağı gözyaşıyla çoğaltarak… Çağlayarak sevgilim! Sana koşuyorum. Susamam artık!

Sevgilim! Yağmur üşüyen bulutlardan geldim. Bütün iklimlerin felaketinde, içimde sakladığım yenilgilerden kaçarak, yüreğine geldim. Kabul eder misin?

Her hayalinde sayısız cennet kapıları açılırdı. Çaresizdim. Sensizdim. Bilirsin beni işte! İçimde yaşarım aykırılıklarımı; hayata sataşırım ve yine sen gelirsin aklıma kimliksiz geceler(im)de… Yokluğunla, üzülme sevgilim! Ben senin hayaline de razıyım. Yeter ki sev beni…

Aşkın içinde kalansın; ne diyebilirim ki… Yüreğimdesin!




....

--KeDi--
03-12-07, 19:15
Kızma bana ne olur. Ya da kızarsan kız. Evet, seviyorum seni. Hem de hiç korkmadan, çıkarsız,
hesapsız, karşılık beklemeden her zamanki gibi en derinden gelen bir seslenişle söylüyorum…
Seni seviyorum. Canımı iste hiç düşünmeden vereyim avuçlarına. Gel kopar kolumu, bacağımı
sesim bile çıkmaz inan… Ama… Gerçekler bırakmıyor dimi yakamızı. Ne kadar silkinirsek silkinelim
düşmüyorlar üzerimizden ölümün soğuk nefesi gibi. Kalanlar ise hep kendimize Doğru bildiklerimiz
oluyor… Biz bu aşkı bireysel yaşamaktan ileriye götüremedik ne yazık ki…

Ben benim dedim her şeyde, sen sadece seni söyledin. Ardımıza bile bakmadık Kırdığımızda kendi
içimizdeki çocuğu bile. Hayallerimiz ne kadar can bulup Uzadıysa, aşkımızın ömrü bir o kadar kısaldı sanki.
Birbirimizi anlamadığımızdan yakınıp sitem ederdik ya ben en çok ne birlikte olabilmeyi başaramayışımızı
ne de ayrı kalabilmeyi beceremeyişimizi anlamıyorum. İşte en çokta bu gerçek acıtıyor içimi…
Hiç dikkatini çekti mi? Düşündün mü? Bilmiyorum.

Bu güne kadar sana her yazdığım yazıda, her mesajda ya da mektupta, sözlerin bittiği her satırın
sonunda neden üç nokta ( … ) Vardı? Hiç sordun mu bunu kendine? Belki dikkatini çekmedi belkide bu
satırları okuduktan sonra düşüneceksin kim bilir.

Ama yorulma bu sefer yormayayım seni, ben söyleyeyim: ” Aşkımız büyüdükçe, içimdeki çocuk seninle
ömür kazandıkça, sesini her duyduğumda hergün biraz daha fazla çarpmaya yemin eden kalbim beni
yaşattıkça, her an, her saniye yaşama ve ölüme inat hayallerin sonsuzluğunu seninle tattıkça,
gözyaşlarımın her damlası sana iç çekiş olmaya devam..
Ettikçe ayrılık bize hiç yakışmasın diye”ydi. Adeta sensizlik kapıyı hiç çalmasın diye her satırda tekrarladığım
bir yemindi bu…

Ama başarılı olamadım… Başaramadık… İçimizdeki sevgi büyüdükçe aşkımızın ömrü kısaldı,
hayallerimiz sonsuzlaştıkça sevdamızın mezarına bir kürek daha battı… Yine ve yeniden…
Tekrar tekrar canı yandı… Ama biz. Görmezden geldik. Ya görmezden gelmeseydik.
Başarabilir miydik o Zaman. Hayallerimizi yaşatabilir miydik? Son nefesini verirken sevdamız onu
yaşama döndürebilir miydik? Bilmiyorum. Severken ayrılmak böyle olsa gerek. Diri diri mezara girmek,
yaşarken ölmek demek bu olsa gerek… Birinin canına kıymak, bile bile ölümüne razı gelmek bu olsa gerek…

Ben sevdama veda edemedim. Yüzüm yoktu ardından ağlayıp feryat figan af dilemeye.
Kendi ellerimle mezarını kazmışken, yok oluşunu izlemişken bu lanet gözlerimle nasıl
ona veda edebilirdim ki…
Vedasız ayrılığıma son bir veda




...

aLINTI

--KeDi--
07-01-08, 15:07
Hayaller kuruyorum seninle ilgili..Hani olsaya diyorum;..
Her sabah senin kokunla açsam gözlerimi güne.. ve her sabah sana dokunsam gözlerim kapalıyken henüz… Tüm gece sıcaklığında dalsam uykuya, ve bütün gün seni görmenin heyecanıyla beklesem akşamı...
Gecelerden korkuyorum şimdi sensiz geçtikleri için..
O gün gelse…her geceyi öyle basarim ki bağrıma sen gibi!..…Ama.. ama sen yoksun …

Şu an çok güzel bir aşk şarkısı çalıyor.. Aynı şarkıyı defalarda baştan baştan dinliyorum, öyle bir an geliyorki huzuru hissediyorum ve duruyorum onu sadece hissediyorum… bir an içindeyim sanıyorum ama aslında baktığım bir resim bu… Şarkı hala çalmaya devam ediyor kim bilir belki onuncu kere dinliyorum ve hala hissetmeye devam ediyorum. …İçine girmek istiyorum bu güzel şarkının bir notası olmak istiyorum... Gücümün yetmediği şeyleri istiyorum bir notanın içinde erimek, duyulmak, sevilmek, dinlenmek sonrada tekrar çalınıncaya dek susmak kaybolmak istiyorum...

Şarkı hala çalıyor ve ben orda olamıyorum içine giremiyorum ruhum notalarında eriyip yok olmuyor. Sadece dünyadan kopuyorum bir kaç saniyeliğine..Sonra gerçeğe dönüyorum..

Senin için varolduğunu bildiğin, senin için nefes aldığının farkında olduğun bir yürekten zorunlu olarak ayrı kalmak ne zor…
Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, koşarım kavuşmak, koklamak, sarılmak için sana; Sonra uyanırım..her tarafım uçurum..Sanki bir adım atsam sensizlikte yok olup gidecekmişim gibi.. İşte o an ölürüm..Gözlerimden bir damla sen düşer, ağlamaklı olurum. Gecenin karanlığı korkutur, göz yaşlarım boğar beni.

İnan ki bir fısıltı gibisin karanlıkta kulaklarımda çınlayan, ruhumu, duygularımı okşayan ve kanımda damla damla akan.
Seni bekliyorum her güneş ışığında ve her gün doğuşunda.
Her kızıllığında akşamın, içime bir ok giriyor tüm bedenimi tarıyor sanki... İçim kanlanıyor, akışı yavaşlıyor…
Her akşam ümidimi kendime gömüp tutuyorum evin yolunu... O yalnız yatak, sensiz sesler ve boş içim. Sen olmadığından mı bu yabanilik diyorum bazen... Öyle evet... Senin olduğunu anımsıyorum.. Gülümserdim ben... Gülerdi yüzüm, gözlerim. Sana bakmak, bakmasam da seni hissetmek yeterdi bana… Yine hissediyorum ben seni ama ellerim havada... Boşluğu tutuyorum… Boslukta geziyor gozlerim…

Ey adına ömrümü adadığım nerdesin?. Gelsen…Çok şey de istemiyorum aslında sadece son bir kez gelsen..Yumaşacık teninle sarsan beni..derin derin çeksem kokunu son bir kez içime..Çekeyim ki; bir daha gitsen de kokun kalsın üzerimde… Bilirsin ben en çok geceleri paylaşırım sevgimi seninle...

Gözyüzündeki bir yıldıza bakacağım bu gece ve bu bizim yıldızımız deyip gülümseyeceğim gecenin karanlığında.. Yüreğimi yüreğine katmış koşuyorum yine sana...Savunmasız, sakınmasız, sınırsız sevgimi haykırıyorum sana... Evet..Seni hala..ama hala Çok Seviyorum.."

melekyüzlüm
13-01-08, 00:44
TEŞEKÜR KANKAA ELLERİNE SAGLIK VALA ÇOK GÜZEL OLMUUŞ BİR HARIIKAA BUUU MEKTUPLAR :bravo::bravo::bravo::okay::okay:


GERÇİİ AŞKAA İNANMAM AMA OLSUUN :sorry:




:(:ragaci:ragaciYALANCISINSEN YALANCI ARTIK İNANAMAM SANA :ragaci:ragaci:(

badboyenes
13-01-08, 13:55
hepsi süper saolasın kankam

--KeDi--
23-01-08, 21:11
Yeni bir güne daha merhaba dediğim şu günlerimde,derin bir sessizlik hakim içimde ,taa derinlerde biryerde.yine aynı sabahı yaşadığımdan,yada yine hiç değişmeyen hayatımdaki gün batımından beklide.uzayıp giden yollarda olmak isterim bazen’’kimi zamanda sonunu göremediğim yoldan dönmek.bir kararsızlık hakimdi hep sanki.sebebi her ne kadarı açık seçik olsada,her nekadar kendimden saklasamda’’ hayat ile oynamayı sevmişdim ben oysaki,onunla vakit geçirmeyi sonsuz gülmeyi. Ne kaderdendir,nede benden,yani anlıyacağın biraz senden biraz benden…!
Bulutların arasında olmak istedim birde ,sanki bir pamuk tarlası misali üstüne atlamak,geçmişe çok öncelere dönmek gibi, çocukluğumu yaşamak gibi. Beni benden alıp çok öncelerime götürecek ne varsa yapmak isterdim bugün.sanki hayatımdaki son kalan yaprak misali,sanki hafif bir esintiyle düşecekmişim gibi yaşamak istedim sonkez….
Olmayacağını bildiğimiz şeylerin hayalini kurarız hepimiz,sanki tüm dileğimiz gözlerimizin kapanmasında saklıymış gibi, neler hayal etmeyizki.kimimiz okyanusları aşar sevdiğine kavuşmak için,kimileri dağları taşları aşıp ulaşır bir anneye bir babaya,hiç gözünü açmak istemezsin sanki o an,bütün kurduğun hayalin bir anda hüzüne dönüşmesini asla kabul etmek istemeyeceksin’’ evet ,şimdi açtın’’bak yine aynı yerdesin..!tıpkı benim gibi,her sabahı aynı yaşadığını,hayatındaki hiç bir şeyin değişmeden yine gün batımını izleyişini…
Oysaki bir uzanan elin,bir sıcak nefesin,bir gülüş,bir edanın neleri değiştirdiğini hiç fark ettinmi hayatında? Engin denizlerde yelken açıp kendini rüzgara bıraktığın odlumu ,mutsuz olduğunda gözünden akan yaşlar gibi yağmurda yürüyüp ıslanmayı denedinmi peki..?
Düşün şimdi,her geçen gün ilerleyen zamanı,her yeni birgünde yüzündeki çizgilerin biraz daha fazlalaştığını ve o izlerin sende bıraktığı mutsuzlukları,varsada mutlu olduğun zamanları….
Yumdun yine gözlerini daldın kurduğun hayallere değimli,mutsuz geçen zamanlarını ,kurduğun güzel hayallerle kapatma özlemi sardı içini şimdi…!!şimdi anlıyorsun boşa geçen zamanı,İŞDE BU SABAH SENİN İÇİN HERZAMANKİNDEN FARKLI GEÇECEK BİR GÜN VERDİM SANA EYY HİÇ BİLMEDİĞİM,SESİNİ HİÇ BİR ZAMAN DUYMADIĞIM GÜZEL İNSAN…..

--KeDi--
28-01-08, 21:07
Bir anahtar deliğinin ardına gizlenmiş Cenneti, gözlerinin ovalarına seren kelimelerimi arayacaksın yorgun kağıtların suskun nefeslerinde. Bulutsuz düşlerin , yıldızsız gecelerin ardında takılıp rüzgarları avuçlarında çıplak denizleri senin gözlerin için yaktığım satırlarımı özleyeceksin. En çok yüreğine dokunduğum " yüreğimi " özleyeceksin. Yüreğini yıldızlara yaslayıp özlemi demleyeceksin gecenin karanlık çaydanlıklarında. . Hasretim büyüyecek damarlarında, duvarlar dilini yutmuşcasına suskunluğun maskesini giyinecek. Beni arayacaksın bensiz cümlelerin sen kokan satırlarında. Bir sigara daha yakacaksın dumanını dağların yüksek yamaçlarına yolladığın. Kesmeyecek bir daha. Küllüklerde öldürdügün sigara izmaritlerinle sönmeyecek hasretim. . Seni şimdiden özlediğim gibi sende " beni " özleyeceksin. . Her dokunuşumda saçlarına gelincikleri seren ellerimin kücüklügünü arayacaksın avuç içlerinde. Temmuz gecesi sebebsizce üştüğünde titreyen tenine gözlerimi sermemi dileyeceksin. Hasreti kanatıp özleyeceksin. . Belki de en çok parmak uçlarının üşümüşlüğüne gözyaşlarımı ateşlere rehin verdiğim gözbebeklerimi özleyeceksin.

Eski Anarchy
08-02-08, 20:47
superrr bende yazmıstımmm bı mektuppp bıı zman

Kı$_GüNe$i
10-02-08, 23:26
gercekten çok güzel yaaa duygu yüklü insanın ağlayası geliyor.

--KeDi--
09-03-08, 19:51
HoşçakaL'ım...ELveda'm dı...Anlamadın...

Belki alışkındı kulakların bu iki kelimenin dudaktaki dansına...Hoşça kal ; bir daha görüşmenin güvencesiydi. Bir önceki adımıydı bir sonraki buluşmanın...Hoşça kal denir ve hoşça kalınırdı senin aşklarında... Oysa bende Elveda demektir hoşça kal, bilemedin; kısacık zamanlara sığan tutkunun kılavuzluğundaki bu aşkta...

Duvarlarıma sana dair çok da fazla olmayan anılarımı çerçeveleyip astığım bir gece vermiştim kararımı. Her nedense çok eğri büğrü duruyordu resimler. Anılar mı yakışmadı resimlere, yoksa resimler mi yapışmadı çerçevelerin sabitliğine anlayamadım. Ama ters duran bir şeyler vardı bu tuhaf görüntüde.Sarhoş naralarını tıpkı birer otriş gibi dolamıştım kelimelerin boynuna. Sonra birdenbire hayretle, o gideceği yönü şaşırmış naraların sokaklardan değil yüreğimden geldiğini fark ettim. Yalpalaya yalpalaya yeni bir limana demir atmaya giden, adımlarını bir türlü aynı hizaya getiremeyen bu ayaklar, benim sevdamı arşınlıyorlardı...Yine yanlış yollara, yanlış ayakkabılarla dalmıştım düşüncesizce. Nasır tutan kalbimdi, parmaklarım sapasağlamdı görünüşte! Bakmamıştım mor sarmaşıklı yaprakların altındaki kocaman dikenlerini saklayan bataklıklara...Ah aylak ruhum; yine aldanmıştı gökyüzünün kızıl, fettan saçlarına...Oysa çeviriverseydi tutkudan körelen gözlerini birkaç bakış aşağıya, sevdasına arapsaçı gibi dolanan yalanları fark edebilecekti...Ah aşka hiç doymayan aç ruhum, kısacık mutlulukların lezzetli mezeler olduğu bu sofrada, kadeh kadeh şarapları hapsedip damağına yine de aç kalktın aşkın saflığına...

Hesaplaşma yüklü bir gecenin sabahıydı sana vedam. Oysa sen sadece hoşça kal dedim sanmıştın...Kanter içinde kaldı dudaklarım sana söyleyemediklerimi kendime haykırmaktan. Söylesem anlamazdın, biliyorum...Üstünde hiçbir etiket olmayan bir şişeye konmuş bir yardım mesajıydı kelimelerim...Ben ıssız bir adada; yanında almak isteyebileceği üç şeyi bile olmayan bir kazazedeydim. Çok tirajik biliyor musun? Üç şey alamazdım yanıma, almayı isteyebileceğim tek şey sendin... Ve sen bana aynı cümlenin içindeki iki kelime kadar yakın; ve aynı zamanda aynı cümlenin içinde asla bir araya gelemeyecek iki kelime kadar uzaktın...Çelişkilerin bileşkesi bir sevgili...Şarkılar saki olmuştu masama. Hep acı olan mezelerimi getirirken soframa, biri geldi biri gitti upuzun bir yalnızlık boyunca...Şarabımın tadı daha mı mayhoştu ne! O tanıdık tadı yapıştırabilmek için dudaklarıma, günün ağarması gerekti kadehlerin tanıdık lal kırmızısında...

Sana hoşça kal demek hiç kolay değildi...Çünkü benim için hoşça kal, elveda demekti...
Benim sözlüğüm neden farklıdır bilemedim hiç...Yazmasın istedim vedalar ve vedalara yüklü anlamlar sayfalarda, boş yere aradım uzun soluklu aşkları yırtık sayfalarda...Nedendir bilmem hep ama hep ayak izleri oldu satırlarımda...Kah kuma gömülüp kaybolan ayakların izlerini aradım çöl ıssızlığı akşamlarda, kah demirden bir örs gibi vurdum adımlarımla vurgun sonlara...

Hatırla sevgili içinde koşar adım coşan sevişlerini...Sakin limanlara demir atmak isteyen gemimin çıpası havada kaldı... Uzun soluklu bir aşkı, bir kar tanesinin bir kartopuna ve ardından bir çığa dönüşmesi gibi yaşamak isterken, sağanak yağmurda ıslanıp, sırılsıklam kaldım yalnızlığımla...Çok yükseklere saklamıştım ben sevgimi, sen upuzun adımları yüklerken bacaklarına, dümdüz bir yol üzerinde koşup durdun boş yere...Başını kaldırıp bakmayı akıl edemedin göğün gülümseyen mavi gözlerine...Uzaklıkları hala ölçülerle sabitleyen bir düzene esirken sen, ben çok başka bir coğrafyada farklı bir iklimin estirdiği rüzgara dönüşmüştüm bile...İki kelimenin buluşamadığı cümleler, gökyüzüyle yeryüzü arasından çok daha uzak mesafelerin timsaliydi yüreğimde...Sen takılmışken bildik hikayelerin tanıdık işleyişine, ben bir masalın içinde sakince bekliyordum sessizlikle çoğalan çığlıklarımı gömüp göğsüme...

Sadece hoşça kal deyip gittim diye; yüreğin hala küskün biliyorum...Elveda çok büyük bir kelime. Sığmadı dudaklarımın sınırları içine.
Sözlüğümden haberdar olacak kadar çok kalmadın sevgili , yüreğimde. Benim “hoşça kal” ım yazılmış yanlışlıkla elveda kelimesinin yerine...Kim bilir belki de bir hoşça kal en çok bu aşktaki kadar yakışır elveda hanesine...Bazen sözcükler biz farkına bile varmadan, kayıp gider dilimizden; bizim bile yerleştirmekte güçlük çekebileceğimiz en uygun yere.....


alıntı

--KeDi--
05-05-08, 19:22
Kalbimin en derin yerindesin sevgili !
Hep öyle oldun… En derinlerde, en mavilerde sakladım seni… Gizledim… Kimse bilmedi seni sevdiğimi… Yüreğimin çırpınışları arasında, isyanlarımın en deli zamanlarında kimse bilmedi seni sevdiğimi… Hep sakladım seni, mecburdum çünkü… En neşeli halimi takındım kalbim senin için ağlarken… İmkansız bir sevdanın iki deli yüreği olmak kolay değildi çünkü… Bilirdim senin de ben gibi olduğunu, ben olduğunu… Acıtmazdı gözyaşları… Canım bu denli yanmazdı… Çaresizliğimin beni yiyip bitirdiği zamanlarda daha mı aksi oluyordum ne ? Sana geliyordum, avunmak için… Bilemezdim ki, o zamanlarda senin aklından geçenleri. Çok şey bekledim ben sevgili… Verebileceğinden çok şey bekledim. Alabileceğimden azına razı olarak… Beklentisiz sevemedim seni. Sevemezdim de… Ben seninle doyasıya yaşayamadım ki… Ben hiç seninle özgürce dolaşamadım ki sokaklarda elele… Bir vapurda, doğduğum şehri gösteremedim ki sana… Sıcacık bir çayı bile paylaşamadım, ikinci bardağın ikinci yudumunu kendi bardağımdan tattıramadım sana… Hep yalnız yaşadım sevdamı. Herşey gizliydi, herşey saklıydı… Senden gelene razı olduğumu söyledim hep, oldum da… Senden gelen her gözyaşını kabullendim. O yaşlar yüreğimi kanattı ama sızlanmadım hiç. Sevdiğimdin, sevenimdin… Kalbimin sahibiydin… Sevdamın ortağıydın… Senden gelen her boşluğu kabullendim. Gel dediğimde ve sen gelemediğinde boynum büküldü, gönlüm üzüldü ama kabullendim. Gözlerim güldü, yüreğimin akıttıklarını sakladım. Bazen sen üzülme diye içime attım acılarımı, oysa istediğim senin kollarında teselli bulmaktı. Göz yaşlarımı sen sil istedim. Canım yandı, belli etmedim sevgili… Sonradan anladım ki ben sana hiç kırılmamışım… Hani o beni kırmak için söylediğin sözlerin hepsi aşkının itiraflarıymış. Canımı yakmak için sıra sıra dizdiğin her söz aslında ne çok sevildiğimin ispatıymış. Görememişim… Sen bana kırıldım dediğinde de seni anlayamamışım ben. Sevdiğini kırmanın ne demek olduğunu şimdi anlıyorum. Aranmamak, sorulmamak, verdiğin sözleri unutmak, tüm yaşananları yok saymak ve hiçbir şey yokmuşçasına hayata devam etmek… Gerçekten kırmamışsın sen beni… Ağladığımda göz yaşlarımı silmiyorsun diye sana kızmalarım ne kadar boşunaymış. Şimdi yüreğim ağlıyor, sen neredesin ? Çığlık çığlığa sesleniyorum sana, beni duymuyorsun. Kırıklıklarım şimdi çıkıyor ortaya. Özlemlerim yakarken bedenimi, canım şimdi daha çok acıyor. Beynimdeki anlamsızlıkları yüreğim çözemiyor. Yüreğim çözemezse nasıl yaşarım ben ? Bilmek istemiyordum bensiz yapabildiğini... Bildim... Görmek istemiyordum bensiz olabildiğini... Gördüm... Yağmurlar yağıyor hem gözlerime hem yüreğime. Ruhumda fırtınalar kopuyor, nefretim kendime… İsyan kemiriyorken bedenimi, sen neredesin sevgili ? Neredesin ?

atrosal
22-06-08, 00:14
hepside güzelmişşş
ellerine saglık

qzqur
22-06-08, 12:11
hepsi süper teşekkürler..

--KeDi--
01-07-08, 19:36
Ağzıında bulunan son harfleri döktün dilinden. Şimdi gidebilirsin bir cümlelik yanımdaydın zaten..


Gitmeyi göze alana “KAL” diyememki “kal” desem kalan sen olmazsın. Sen gitmeyi göze almışsın. Zoraki kalmalar gitmekten kötüdür. Bir “git” dememe bakıyorsa gözlerin gidebilirsin.. elbet bir sabır dikilir alın yazıma. Kaf dağından ödünç aldığım gülmelerimi oturturum yanaklarıma. Sana söylenecek tüm sözlerimin celladı olurum. Öldürürüm kelimelerimi. Gidebilirsin.. Kasvete bulanmış bir hava çökse de yarınlarıma ben dünlerime sarılırım. Oysa kahrı karalamıştık birliğimizde şimdi gitmeler sıkıştıysa düşlerine gidebilirsin..

zaman bir meltem hızında üst üste devriliyor ve gidiyorsun.. gidişinle hayat istasyonumdan mutluluğa giden trenler arasındaki yerim siliniyor. Dev günler ardında bir karınca gibi yok oluyorsun


düşlerimden vurgun yedim. Şimdi ne İstanbul u konuşturacak kadar güçlüyüm ne de içimdeki yarayı susturabilecek kadar deli. Gözyaşlarımı ceplerimden çıkarıp gözlerime astıysam kime ne ki? Ben ki; yitirdiğimi bulmak için yumdum gözlerimi. Senden önce çakıldı yüreğim yere. TERS NOKTASINDAN HAYATA SOBE..
iyi de ben seni yakalamak için oynadım bu saklambacı. Karşıma yakalanmış durumda çıkan hayat niye? Yitirdiğim bu saklambacın neresinde?


Hecelerimde saklı birisin artık . harfsiz bir isim , en bildiğim yanımın en meçhul ünlemi.. gitmeliydin.. Nefeslerimin yarım ve hayatın un ufak olduğu bir anda HİÇ GELMEDİĞİNİ öğrendim. Ve siyah beyaz hüsran doldu avuçlarıma. gidişinin şarkısı çalınmaz artık; gelmeyişinin ağıtları yakılır mısralarımda. Peki bu gelmeyiş neden gelmişlikleri barındırdı yüreğimde? Yoksa gelmemiştin de benden mi gizlemiştin ? yada geldin sandığımda sen çoktan gitmiş miydin??


alıntı

--KeDi--
01-07-08, 19:36
Ben agladım ardından yalnızca…
Bakakaldım sen ardında ki ben’e bakmadan giderken.
Sen uzaklastın ben agladım,sen gittin ben agladım…
Yolun gerisinde kalakaldım öylece
Senin o kaldırımda yürümeni izledim..giderkende sevdim seni..
Sen giderken ben sana daha çok baglandım..
Özledim.. Ama gelemedim sana,istemedin aşamadım bende yolu,aşıp varamadım sana,kaldıramadım etrafındaki kalkanları..
Ağladım,gecelerce hayalinle boğustum..
Ama sen gittin;bakmadan,düşünmeden,aldırmadan gittin..
Anıları bıraktın bende,canımı hergün daha çok yakan anıları…
Küstüm yüreğime sen gidince,yüreğimde bana küstü…yaşanmış yaşanmamış bütün aşklara küstü…
Acıdı da acıttı da,agladı da aglattı da..
Sen giderken sanki durdu zaman..zaman durdu,sen gittin..
Elimde kaldı kuruttuğum çiçekler,kulağımda hala son sözlerin,gözlerin hala gözlerimde,sevgin yüreğimde…

Ben agladım ardından,sen anlamadın…

Ve şimdi yoruldum ben!!!

Hergün hayallerimi öldürmekten ve hergün sana dair yeni hayallere başlamaktan…
“ bekleme ”desende seni beklemekten,” özleme ”desende seni özlemekten,” sevme ”desende seni sevmekten yoruldum…aglamaktan yoruldum..
Gülmek bile acıtmaya basladı içimi artık..ben güldükçe soldu yüreğim;agladım,suladım yüreğimi,can verdim ona her gözyaşımla…ama o da yoruldu artık…
Agladım ya,bitti gözyaslarım…

endofdays
02-07-08, 08:15
emegine saglık

--KeDi--
13-07-08, 19:19
Boğuluyorum..

Nefes alamıyorum sanki,öyle bir kıskaç ki su yaşadığım şeyler sanki her şey üstüme üstüme geliyor. Kimseye anlatamıyorum kendimi,söze nereden başlasam hep seni anlatırken buluyorum kendimi karsımdakine.

Özlemin içimde büyüdükçe ben daha çok boğuluyorum sanki,
sana olan özlemimin boşluğu yutuyor beni.

Bitti diyorum kendi kendime;
hadi artik tamam kendine gel diye emir veriyorum,
bir an uyuyorum emirlerime bak diyorum gökyüzüne güneş tekrar doğacak..

Sonra birden, durup dururken bir sizi kaplıyor bedenimi.

Yüzün geliyor aklıma, sonra o baldan tatlı sesinle bir zamanlar sevgi sözleri fısıldadığın anlar geliyor..

İste o zaman tıkanıyorum iste o zaman kabullenemiyorum yokluğunu. Bocalıyorum, hani telefonu alsam elime arasam seni sanki açtığında bana yine meleğim diyeceksin gibi yada seni kızdırıp cadı demeni bekleyeceğim gibi.

Elime alıyorum telefonu ama gerisini getiremiyorum, biliyorumki açmayacaksın telefonu açsan bile biliyorum ki o baldan sesin küfür gibi çarpacak suratıma.

Çok bocalıyorum yokluğunda..

Geceleri seninle saatlerce konuştuğum o gecelerini artik seni sadece düşünerek geçiriyorum. Bilmiyorum ne olacak,dedim ya sana..

Çok bocalıyorum iste,alışamadım ki ben daha..

Ya sen alıştın mı?...



alıntı

BoZkUrT_mek
13-07-08, 21:51
hepsi süper

--KeDi--
19-07-08, 23:49
Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalb imin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte... Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..
Günden güne alıştım sana... Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliyordum bir gün gideceğini... Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.
Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne olabilirki..

Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti... Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen?
Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, beni benle tek bırakıp gideceksin...

Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden... Hiç girme kalbime sessiz sedasız git...
Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!!!


alıntı

--KeDi--
19-07-08, 23:51
Yanlış yollarda yürümekten, yürüyüp de bir menzile erememekten yoruldum!...


Hep mi kanacak bu yürek!?... Hep mi kanayacak!?... Dinmiyor sızım... Kapanmıyor yaralarım... Ne halimden anlayan var, ne de bir yoldaşım.... Yalnızım.......! Yalnızlık en kara geceden daha kara!.. Aşk adına ne varsa, hepsi terk edip gitmiş beni... Öylece umutsuz, çaresiz, sessiz kalmışım... BEN ACIYI, SEVDA SANMIŞIM...!!!



Hiç böyle olacağımı düşünmezdim oysa... Bitmez sanırdım! Tükenmez bilirdim! ''GİTMEZ'' derdim...! GİTTi...!!! Giderken geride bir enkaz bırakacağını bile bile gitti...! Ne kaldı şimdi bana acıdan başka!?... Susmaktan ve acıyı yaşamaktan başka, ne gelir elimden!?...


''Her aşk biter!'' derler ama; böyle yıkıcı, böyle yakıcı olması gerekmiyor ki bitişlerin... Hem benim AŞKIM bitmedi! Bitmeyecek de... Daha hiçbirşey yaşamadan, hayatı paylaşmadan nasıl bitsin!?... Bu yürek onun için atmaya devam ederken, nasıl tükensin!?...


Yüreğim bir firara daha tanıklık etti işte!.. Hep hüzünle hatırlanacak dünler... Nasıl geçeceği meçhul bugünler ve gelmeyecek yarınları yaşamanın zamanı şimdi!.. ''Ondan bana ne kaldı!?...'' diye düşünüyorum da, aklıma yalanlardan başka hiçbirşey gelmiyor...! O mu daha çok USTAYDI, yoksa ben mi çok SAFTIM!?... Anlayamıyorum... Hiçbir soruya yanıt bulamıyorum!


Al işte!...
Yine ağlıyorum!!!
Kelimeleri durdurmayı öğrendimde, birtek gözyaşlarıma söz geçiremiyorum...!!!


Ben hayata ve aşka karşı üzerime düşen herşeyi hakkıyla yerine getirirken, böyle acı çekmek reva mı!?... Ya da gerçek hayat başka bir boyutta, bu gördüğüm rüya mı!?... Gittiği yerden dönse, ''Hata yapmışım!'' dese, sevdiğini söylese, geçer mi bu KALP AĞRISI!?... Diner mi AŞK ACISI!?... Korkuyorum acıya alışmaktan... Korkuyorum HER ACIYI SEVDA sanmaktan...!!!


Şimdi böylesine zayıfken, böylesine kırılmışken, yine yalnış bir yola saparım ben!.. Yüreğimin sızısını dindirecek diye, yalnış kollara sarılırım!.. Sonra yine gelsin hüzün, gelsin acı...




Oysa;


AÇIM BEN SAF SEVDALARA!


YALANLARA BULAŞMAMIŞ AŞKLARA!!


İHANETLERLE ANILMAYAN İNSANLARA!!!


AÇIM, HİÇ BİRŞEY BEKLEMEDEN SEVENLERE!!!!


KALP GÖZÜYLE, GÖREBİLENLERE!!!!!


DÜRÜSTLERE, GÜVENİLİRLERE!!!!!!



Madem aşkım bu kadar korkutuyor herkesi, madem sevdamın büyüklüğünü görüp kaçıyorlar!!! ÖyLeyse ne ismim, ne cismim kalsın geride! Savrulup gideyim toz bulutlarıyla, hiçkimsenin erişemeyeceği topraklara...!


Yeter ki acısız yaşansın.......

aLıNTı

--KeDi--
19-07-08, 23:52
Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,

başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,

kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,

yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.

Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''

Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...

Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları

anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,

tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...

Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede

sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.

Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına!

Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.

Bu gece gene yağmur yağıyor.

Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.

Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!

Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...

İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!

Bu gece gene yağmur yağıyor.

Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde.

Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece.

Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.

Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor

sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.

Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın

gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,

gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden

bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi?

Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?

İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun

yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...

Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.

Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...

Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.

Seni arıyorum,erimekteyim...

Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...

Ve gökyüzü yüreğimde.......

--KeDi--
19-07-08, 23:52
Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum
yapma Allah aşkına ya hep kal benimle ya da söz etme gidişlerden yada silinsin isminde cisminde
oynama benimle dengemi bozuyorsun
aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda
böyle değildin sen ne oldu sana
bittiyse heyecanın bileyim bende
seni çok sEVİYORUM diye başlayan ve ama ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım
seviyorsan SEVİYORSUNDUR aması olmaz bu işin
üstelik bir cümlede ama varsa bir önceki yargının hiçbir hükmü yoktur artık
seni çok seviyorum ama birlikte olmamız imkansız
ya ya imkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir bahanelerin arkasına sığınma
insanların hayatına sorgusuz sualsiz girip darmadağın eden
sonrada hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum
böyle misin sende
gerçekten gitmek mi istiyorsun yürekli ol biraz
hadi konuş söylemek istediğini söyle iki çift sözü hak etmedimi bu aşk
yaşanılan bunca şeye hiçimi saygın yok


ah ben niye yanılıyorum hep
niye işte tam bu dediklerim sömürüyor aşkımı
biraz daha mı katı olmalıyım biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı
bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum
bu devrin adamı değilim oyun çeviremiyorum hesap yapamıyorum
bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum
insanız biliyorum hepimizin zaafları var hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz
iyide hep benimi bulacak bunlar

hiç bir kaygıya yer vermeden hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın eğer bana yüreğini
işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşülebileceğini

sen gözlerini kapıyorsun bir sen varsın başka hiç kimseye bakmıyorsun
her şey senin çevrende şekillenmeli her şey sana göre düzenlenmeli
beceremiyorum kusura bakma şimdi gidiyorum

aşk tam teslimiyet ister kendini aşkın kollarına ya bırakırsın yada bırakmazsın
bir yanım dışarıda kalsın dediğin noktada aşkı boğarsın yok edersin o güzelim duyguyu
bu yüzden hep cesurların işidir aşk

kaçışları yalanları aptalca oyunları kabul etmez
aşk saf duru insanları sever
kafasında binbirr tilki dönenler aşkı yaşayamaz
isteseler de yaşayamaz arınmalısın en saf en duru haline dönmelisin ki yaşabilesin aşkı
kısacası sevgilim sana göre değil bu iş
senin yolun açık olsun
hadi hadi git şimdi git ki ben yaşayayım seni ben seveyim seni
yokluğun beni boğuyor ama olsun bunu bilmek bile bana huzur veriyor
bırak bırak aşk bende kalsın

--KeDi--
24-08-08, 19:17
gel sevgili…

ne olur gel… gel de hikayelerini okuyayım sana yitip gitmemiş sevda türkülerinin… sen en masum yüzünle yatarken dizlerimde… kuşlar çırparken kanatlarını semaya ve özgürlüğe, hikayeler okuyayım sana küçük ve sevgi dolu…
gel… yalnız koyma beni ücra köşelerinde karanlığımın … sığıntı olmayayım kirli bedenimde… siyah duvarlara açılmasın pencerelerim. kuşlar ölmesin, eskimiş soğuk saçak altlarında…
gel sevgili… gel ne olur… gel de gör şiirlerin nasıl yetmediğini seni evrene anlatırken … ve severken seni her şeyden usulca soyutlayıp, gör kelimelerimin nasıl kısıldığını bir kenarda….


şimdi hikayelerim ölüyor içimde… şiirlerim ölüyor… gel sevgili ne olur… kelimelerim yetmiyor anlatmaya işte… kelimelerim ölüyor birer birer… duvarlarda gölgelerim yetmiyor göstermeye acizliğimi… her gün öldürüyorum içimde seni binlerce… ve her gün ince sancılar içinde çığlıklarla doğuruyorum seni göz bebeklerimde…

kokunu içime çekip sana ve büyülü haline doyamadım daha… kısır bir sevdaydı bizim ki biliyorum… başlamadan bitenlerden hani… bitmesi gerekenlerden… ölüme gebeydi… sakattı içimde büyüttüğüm masumiyet… içimde büyütüp her gün hasretle okşadığım sevgi….

gözlerinde boğulmaya doyamadım daha… gözlerinde ki hüzünle sevdim seni… gözlerinin ardına gizlediğin yalnızlığınla sevdim….şimdi de aynı hüzünle aynı iflah olmaz yalnızlığınla gittin… aynı kuşatılmış hüzün aynı kuşatılmış yalnızlığınla… oysa ben seni sevmeye doyamamıştım daha…


yüzyıllardır her sokağa çıktığımda sanki her an herhangi bir köşe başında karşıma çıkıverecekmişsin gibiyim şimdi… sanki sen yalnızlığı seçip gitmemişsin de birazdan her şeyi unutup en güzel gülümsemelerimizle hayatında dışında bir yerlerde sohbetler edecekmişiz gibi… sanki topluma faydalı bireylermişiz gibi… sanki sen benim sağ omzumdaki melek ben de senin solundaki samimiyetmişim gibi…. sanki her an şu kirli yüzüme en masum en minik öpücüklerini konduruverecekmişsin gibi… sanki hiç gitmemişsin gibi…

nasıl tutmuştum yanımdayken göz yaşlarımı bin bir güçlükle sen görme diye… ve nasıl ağlamıştım bana bakarken camdan, tüm bu istanbula tüm bu gezdiğimiz sokakların şahitliğine inat…. bitmek bilmez kaybedişlerime nasıl ağlamıştım hüngür hüngür… oturup karanlık bir kaldırıma çocukça şarkılar söylemiştim ardından tuzlu göz yaşlarımı silmeden hiç…

hayatı bahane ettik hep… ve hayattan bir şeylerdi bu gecikmiş hüznü gizlesin, vakitleri öldürsün diye ortaya attığımız…hep sen kendini suçlu hissettin ve ben kabullendim hep bu onulmaz yaraların yükünü… suç veya suçlu diye bir şeyin olmadığını aksine aramızdakinin yasak veya günah olmadığını anlatmaya çalıştım sana… ve vicdanında boğulma istedim…


sen tüm bu yaşanan hüzünlerin bitikliğin her şeyin suçlusunun kendin olduğunu her söylediğinde daha bir acırdı içim ve vicdanımda boğulurdum sessizce… kimseler görmeden… sen her beni sevmediğini söylediğinde acıyla ve hüzünle karışık saçma bir huzurla dolardım… bilirdim çünkü sadece benim sevgimin bana yeteceğini… sana olan sevgimin şu lanet hayatın mücadelesinde bana nasıl gizli bir omuz gibi destek verdiğini bilirdim…

geri dönüşü olmayan bir yoldu bu… girseydik bu yola kaybolacaktık… girseydik eğer kendi içimizde kaybolacaktık… kendi karanlığımızda kaybolup kendimiz gibi değerlerimizi yitirecektik ağır ağır… belki birbirimizi hiç kırmadığımız kadar kıracak nefret edecektik birbirimizden… sevgiyi ve samimiyeti öldürecektik acımadan… dürüstlüğü, inanmayı ve gülümsemeyi kaldıracaktık belki yüzlerimizden…

geri dönülmez bir yoldu bu… düzlüğü ve ışığı yoktu… kendimiz yitirmemeyi seçmeliydik bu yüzden. onuru seçmeliydik… ve öyle de yaptık. sevgimizle ölmeyi sevgiyi öldürmeye yeğledik. kırmaktansa kırılmayı seçtik…


ama yine de gel sevgili… ışığımı yak… ellerini uzat… üşümeyeyim… üşümeyeyim hayatın bu soğuk bu acımasız yanlarında… biz onurlu olmayı seçtik biliyorum ama yine de gel sevgili…


şimdi biliyorum sende düşünüyorsun beni… neler yaptığımı düşünüyorsun… nasıl durduğumu hayata karşı… sen şimdi benim sağ omzumdaki meleksin… ben de sol yanındaki samimiyet…

seni seviyorum yine de şeker… gözlerimi kapatıp bu aptal dünyaya…

seni seviyorum melek… aydınlığımı karartıp bu aptal hayata…

biliyorum…

ayakta durmak yaraşır bize…

biliyorum… ayaktasın…

bil… ayaktayım…


ayrılığın ertesine dair

livermore
01-09-08, 00:28
Bu Konuda emek var...

Emeğine Yüreğine Sağlık...

RuYa_GuZeLi
18-09-08, 22:23
Özlemin Büyüyor İçimde...


Yağmur yağıyor birtanem gönlümün iklimine döndü mevsim. Dört yanımda sessizlik,sensizliğin ıssızlığımı daha çok hissettiriyor bugün.Dudaklarım sımsıkı kapalı sadece düşüncelerime odaklanmışım her zaman ki gibi sorular soruyorum kendime sonrada cevaplar veriyorum bazen kendi adıma bazen senin adına.Deliliğin sınırlarında geziniyor ruhum farkındayım. Umrumda değilmiş gibi davranmaya çalışıyorum başaramıyorum. Sol yanımdaki sancı her zamankinden daha ağır sanki yada benim dayanma eşiğim azaldı bilmiyorum. İçimdeki korku ve endişeyi yok saymaya çalışıyorum gözüm telefonda sanki çalacakmış gibi olmayacağını bile bile.Aklıma güzel şeyler getirmeye çalışıyorum başaramıyorum bir türlü bastıramıyorum içimdeki ağlama isteğini. Küçük bir çocuk gibi avutulmaya ihtiyacım var sana sımsıkı sarılmaya ihtiyacım var bugün her zamankinden daha çok ihtiyacım var.Tüm bu endişelerden korkulardan kurtulmak için yaptığım onca delilikten sonra nasıl olupta attım kendimi yeniden ateşlerin içine bilmiyorum.Bile bile niye acıtır insan canını bu kadar hiç uyanamayacağı bir düşe.Gönlümün renkleri soluk birtanem, ezgileri hep özlem kokuyor. Takılıp kaldı gözlerim bir bardak çayın buğusunda, hayallerimin kahvesinde.Üşüyorum birtanem ellerimi ellerinin özleminde kaybettim. Öylesine geçiriyorum saatleri,günleri.Teslim oldum bekleyişlere kavuşmadan yana dönmüyor, dönemiyor takvimler. Yorgunum birtanem ve üzgün.Midas'ın kuyusuna atacağım biriktirdiğim cümleleri taşıyamaz oldum sessizliğin yükünü, taşıyamaz oldum sensizliğin yükünü. Kaçıverip gidesim var kendimden bilsem ki özlemin gelmeyecek peşimden.

RuYa_GuZeLi
18-09-08, 22:24
sonsuz öyküm

Hayatla mücadelemde saflarımın çoğunu kaybettiğim günlerdi. Birbirinin aynı olan günlerde bana uzatılan her dalı işte beni kurtaracak dal diye hiç geri çevirmeden tutuyordum.

Daha elimi uzatır uzatmaz kırılacağını biliyordum oysa yenilgiyi asla kabullenmeyen beynim, sevmekten hiç yorulmayan yüreğim, alarm zilleri çalıyordu sanki ikisini de kaybetmek üzereydim.

Ben, ben olmaktan çıkıyordum. Bunu fark ettiğim anda bir şey yapamamanın acısıyla gittikçe kabuğuma çekiliyordum. Zevk aldığım hiç bir şey istemiyordum. Ne beklediğimi de bilmiyordum. Bitmeyen geceler, huzursuz uykular, uyanmak istemediğim sabahlar birbirini kovalıyordu.

Geleceğe dair umutlarımın birer birer beni terk ettiği o günlerde sürpriz yaptın sen bana birden çıkıverdin karşıma işte.

Yüreğim yeniden canlanmaya başladı. Nasıl olduğunu unuttuğum gülümseme yeniden yayıldı yüzüme. Kabuğum kırıldı, karanlık dağıldı, umutlar yeşerip içimdeki yerini aldı.

Sabah olsun diye odaları arşınladığımı gecelerin bitmesini istemiyorum artık. Çünkü sen varsın. Seni yaşamak istiyorum.

Yaşadıkça çoğalacaksın. Sonsuz bir keşfe çıkacağım seninle. Her gün yepyeni şeyler bulacağım sende keşfetmekten, seni öğrenmekten hiç bıkmayacağım.

Yastığa başıma koyup gözümü kapadığım da içimi sonsuz bir huzur kaplayacak biliyorum. Aylardır uyuyamadığım uykuları bir çırpıda uyuyacağım. Yürek çarpıntılarıyla dolu karanlık saatler bitecek. Gecemi de gündüzümü de sen dolduracaksın. Senden öncesine ait ne varsa hepsini döktüm denize. Kimselere vermeye kıyamadığım maviyi getirdim sana, al ve yerleştir yüreğine.
Seninle birlikte yenilendiğimi hissediyorum.

Her sabah yeni güne değil, mutluluğa uyanacağım. Her sabah bütün hücrelerimin sanki ilk kez o gün doğmuşlar gibi harekete geçişini hayret ve heyecanla izleyeceğim.
Sesini duymak gücümü artırıyor, tükenmeyecek bir enerji veriyor.

Sen benim için bir şanssın. Hayat her zaman böyle şanslar sunmaz insana. Sunduğunda da bunun değerini bilmek gerek. Ve ben, Hayatın bana verdiği bu şansı sonuna kadar kullanmaya kararlıyım. Bir öyküsün sen artık hep yazılacak ama sonu hiç gelmeyecek bir öykü.

RuYa_GuZeLi
18-09-08, 22:24
SENİ SEVMEYİ ÖZLEDİM
SENı SEVMEYı öZLEDıM..
Seni özlüyorum. Gecenin en zifiri anında bile odamı aydınlatan bu aşkı özlüyorum en çok da her gün duyabilmek için çırpındığım sesini. Seni özlüyorum işte... Her kavgamızın sonunda çekdiğim sancıları, seni kaybetmek korkusu yüreğimi bir bıçak gibi kestiği anları bile. Seni özlüyorum kabul ettim artık bunu... Gözbebeklerimin içine yerleşmişsin ve dünyada iyiye ve güzele dair ne varsa içinde sen varsın. Meleklerin kanatlarında geliyorsun sen bana her gün, martıların gözlerinde. Bir papatya demetinin üstündeki uğur böceği oluyorsun, ayın şavkında, umudun mavisindeki en çok bu renge tutkunum bilirsin sen varsın. Yüreğime işlemişim seni bir dantel gibi ince ince düğümlerle... Çözülemezsin çözmem seni. Oradasın orada kalmalısın. Çünkü bir tek sen yüreğime yakışırsın.

Her gün içimi ısıtan asıl sensin sıcacık ışıklarında tüm ruhumu saran, her yeni güne gözümü acar açmaz içine doluştuğunbir günaydınsın. Seni özlemek dayanılmaz hale geldğinde bile hiç isyan etmiyorum. Çünkü içimdesin ve seni göz yaşlarımla akıtmaya kıyamıyorum. Özlemin sancılarıyla bedenim her gün ölse de aslında her güne yeniden doğuyorum
Seni özlüyorum çünkü seni seviyorum hemde çok.. Doğrularını yanlışlarını sorgulamadan, bir çocuk yüreği gibi masumca yaşıyorum seni. Bu hayata verdiğim her nefesde gittiğim her yerde sende benimle birlikte varsın. O yüzden yalnızlık hiç bilmiyorum. Asla değiştirmeden, en katıksız halinle seviyorum seni. Özgürleşiyor aşkımız, sevdikçe büyüyor özledikçe yüceliyor. İşte en çok bunu, özlüyorum seni sevmeyi özlüyorum. Sevdikçe daha çok özlüyorum, özledikçe daha çok seviyorum.

RuYa_GuZeLi
18-09-08, 22:25
AŞKIM GÖZÜ GÖRDÜR!!!
Bundan çok uzun yıllar önce dünyada yaratılmadan , insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez halde dolanıyorlarmış. Bir gün toplanmışlar ve her zamankinden daha sıkkın bir şekilde otururlarken, ''SAFLIK'' ortaya bir fikir atmış NEDEN SAKLAMBAÇ OYNAMIYORUZ? orda bulunan herkeste bu fikre sıcak bakmış ÇILGINLIK çılgın olduğun için bağırarak ortaya atılmış - Ben ebe olmak istiyorum. ben ebe olmak istiyorum... oradakilerin hiç biri çılgınlık kadar atak olmadığı için oldukları yerde kalakalmışlar.

ÇILGINLIK bir ağaca yaslanmış ve başlamış saymaya - bir iki üç... ÇILGINLIK saymaya başladıktan sonra iyi huylar ve kötü huylar saklanacak yerler aramaya başlamışlar. ŞEFKAT ayın boynuzunu asılmış. İHANET çöp yığınlarının içine girmiş SEVGİ bulutların arasına kıvrılmış YALAN bir taşın altına saklanacağını söylemiş ancak yine herkesi kandırıp gölün dibine saklanmış. TUTKU dünyanın merkezine girmiş PARA HIRSI bir çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış ve ÇILGINLIK sayamaya devam etmiş -yetmiş dokuz seksen seksenbir...

AŞK ın dışında bütün iyi huylar ve kötü huylar saklanmışlar AŞK kararsız olduğun için bir türlü saklanacağını bilemiyormuş ÇILGINLIK doksan yediye gelmiş -doksan sekiz doksan dokuz ve yüz' e vardığında aşk sıçrayıp etraftaki güllerin arasına girmiş ve oraya saklanmış ÇILGINLIK bağırmış sağım solum sobe saklanmayan ebe demiş... arkasına döndüğünde ilk önce TEMBELİĞİ görmüş. TEMBELİK ayaktaymıs çünkü saklanacak enerjisi yokmuş ÇILGINLIK sonra ŞEFKATİ ayın boynuzunda görmüş ve İHANETİ çöplerin arasında,SEVGİYİ bulutların arasında, YALANI gölün dibinde ve TUTKUYU dünyanın merkezinde bulmuş sadece biri hariç herkes yavaş yavaş geriye dönmeye başlamış.

ÇILGINLIK umutsuzluğa kapılmış HASET son saklanan bulunamadığı için haset duyarak, ÇILGINLIĞIN kulağına fısıldamış. -AŞK ı bulamıyorsun ama o güllerin arasında saklanıyor.... ÇILGINLIK çatal şeklinde tahta bir sopa almış ve güllerin arasına sopayı çılgınca saplamış, saplamış,saplamış... ta ki yürek burkan bir haykırma onu durdurana kadar... haykırıştan sonra AŞK elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış ve parmaklarının arasından sicim gibi kan akıyormuş ÇILGINLIK , AŞKI bulmak için heyecandan aşkın gözlerini kör etmiş. -ne yaptım ben seni kör ettim. Ne yapa bilirim... AŞK cevap vermiş -gözlerimi geri veremezsin ama istersen bana kılavuzluk yapabilirsin... Ve o günden beri AŞKIN GÖZÜ KÖRDÜR VE HER ZAMAN ÇILGINLIK YANINDADIR!!

мєLσ∂яαмα
25-10-08, 16:46
Cok qüZeLLL

panikatak
05-02-09, 02:29
ay cok güzellerrr :'(

--KeDi--
08-03-09, 10:52
Öyle birini sevin ki "Çünkü" süz olsun.Yağmurda gökkuşağınız baharda sevdanız yokluğunda varlığınız gözyaşınızda inciniz olsun.

Öyle birine tutulun ki aramak için uzaklara gitmeyeceğiniz kadar sizin olsun.Ne zaman aşktan yana söz duyarsınız kalbiniz çıldırmışçasına onun için gümbürdesin.Gün onunla başlasın.Gözleriniz uykudan uyandığında aklınıza ilk gelen "aşkım,canım" derken;yediverenler onun kokusunu sunsun benliğinize.Gün yine onunla bitsin uyurken ve de "Seni seviyorum"derken o olsun.

Öyle birine tutulun ki aramak için uzaklara gitmeyeceğiniz kadar sizin olsun.Ne zaman aşktan yana söz duyarsınız kalbiniz çıldırmışçasına onun için gümbürdesin.Onun estirdiği karayel samyeline karanlıklar aydınlığa dönüşsün.O varken "Ümitsizlik"pılını pırtısını toplayıp gitsin.Onunla zorluklar kolay olsun.Ve de o varsa herşey var olsun.

Öyle birine yürekten sarılın ki aranızdan rüzgar dahi geçemesin kıyametin ayak seslerini duysanız bile o varsa yanınızda umrunuzda olmasın..

Öyle birinin olun ki o kalbinizden çıkarsa şayet ruhunuz bedeninizden sökülecekmiş çesine olsun."Seni seviyorum" diyemediğiniz zamanda gözleriniz ciğeriniz ruhunuz sevginizi söyleyip dursun.

Öyle birine bağlanın ki yüreğinizin adımları onun adına yürüsün.İçinizden geçen şarkı o olsun ve de...''İçimden geçen şarkı gittiğinde ne yaparım ben! " diyebilirsiniz.

Öyle birine gönül verin ki gönlünüz onun ardından koşsun önünde hiçbir mani olmasın..

Öyle birine aşık olun ki şiirinizin ilhamı duanızın kaynağı "Seviyor sevmiyorlara"gerek kalmasın onun da sizi sevdiği biri olsun.

Öyle birine vurulun ki "Ben seni fakatsız nedensiz çünküsüz seviyorum''.Bakma sen şimdiki zaman eki kullandığıma.En geniş zaman olan sonsuz geniş zamanla diyorum ki "Seni seviyorum".Adının geçmediği sözü dinlemiyorum.Seni ölesiye ve öylesine çok seviyorum ki birbirimizi bağlayan ipler görülmeyecek.Canımı da yolumu da gönlümü de yoluna döşedim.Bittiğim gün kalbimden çıktığın gündür.Canım benim ben senin bana zor gelen taraflarını da seviyorum herşeyinle;bilmediğim bilsen ürkeceğim anlamadığım anlayamayacağım yanlarınla seviyorum.Seni ismin ne "de" haliyle ne de "e" haliyle seviyorum.Seni yalın halinle seviyorum.Ben seni sevdiğim yerdeyim her yerdeyim haykırabilirsiniz.

Eğer böyle birini sevmiyorsanız boşuna seviyorum diye kendinizi avutmayın!



alıntı

--KeDi--
08-03-09, 10:53
BEN SENİ SEVİYORDUM,SEN ONU!

Cebimde ölüme meydan okuyacağım kalemim her saniye vuslatı özletir,
Hüzün doruklarını tırmalayan bir ses yürekleri (ser)inletir,
Tüm iğrelti duruşlarım sergilenir asumanlarda asilce
Arzularımı kırBaçlıyor şehla bakışlar aynamda seni gösteriyor göz pınarlarımda
Gözyaşlarımı saklıyorum kimsecikler anlamasın diye
SinEme çekiyorum aşkın odunu mahzenimde
Kimsecikler görmesiN, aşk cemresinde ipimi çeken cellâdı
Ve kimSe izimi takip ederek üzerime gelmesin!...



GölgemdEn korkmuyorum artık
GözleriNi arkaya çevirmeden ağıt yakıyorum /sessİzce/usulca/
Yoluyorum saçlarımı,
Ölüm kokan Satırlara döküyorum mürEkkebimi /gözyaşlarımı/ Çığlık çığlığa aksın düşlerim yüreğime
Acılarım tazeliğini korusun her daim /yaksın/kaVursun/



Karanlığı korkuttuğumdan beridir uğramıyor yanıma,
Gözlerim her tarafı ayDınlatır oldu
Gök kubbe her taraf aydınlık /her taraf seher vaktİ/
Izdıraplar kusuyor aşka gebe yüreğim, tüm doğurganlığıyla
SusMaların başladığı uçurum kıyılarında un ufak ediyorum aynamdaki kehanetleri
Darağacına asarken umudu, Ta süveydamdan vuruluyorum…
Aşk saçasedefleri gördükçe çıkaramıyorum süveydamdan hançeri
Kan revan halinde sürgüne adım atmanın hazzını yaşıyorum
Mehtapta serzenişimi anlıyor vaktiyle dağları delenler!
/Ferhadlar/Mecnunlar/aşka varanlar/



Hafakanlar çıkamıyor düşlerimin önünde
Geceleri yaStıkların üzerinde korkulara meydan okuduğumdan beridir
/Tırmalıyorum/haykırıyorum/ şah damarıma iliştirdiğim bıçağı boşluğa savurarak
Dipsiz kuyularda hedefe nişan alıyorum
Umudu kemirmeyi bıraktım artık, anaforlara galebe çalan sesleri işitmiyorum
Duman duman içimE çekiyorum maviyi /nefesi/
Çığlıklarım yoldaşım /yoldaşım acılarım/



TurNaları mı beklemeliyim bilmiyorum,
Bildiğim, çarmıha gerdiğim yaşlarımın sürgüne gitmemin habercisi olduğudur!


Mahşer vuslata gebe,
Çığlıklarım yoldaşım /yOldaşım acılarım/
Aynam, ölüme meydan okuyaN habercim!...
Kalemim, düşlerimi kuşatan, süveydama saplanan hançerim!…


Umudumsa.....


alıntı

--KeDi--
08-03-09, 10:53
Bilmiyorsan sevmesini sevme arkadaş;
Yakma başkasının kalbini,verme ona bu acıyı
Eğer istediğin bir oyunsa oyun oynamaksa niyetin
Yaklaşma yürekten sevenlere;uzak dur onlardan
Yürekten sevenler böyle bir ihaneti hakketmiyorlar
Sen de yürekten sev tüm kalbinle sev;sev ki sevmek ne zormuş öğren!
Sevenlerin çektiği acıları;akıttığı gözyaşlarını hisset
Sevmeyi bilmiyorsan kalbini at uçurumdan aşağı
Kimsenin canını acıtma herkesten uzak dur
Bilmiyorsan sevmesini sevme kimseyi arkadaş
Ben bilirim sevenlerin ızdırabını;
Ben bilirim sevip de sevmeyenin verdiği ızdırabı
Bilirim ben herkes derin uykudayken
Gece yarılarında oturup ağlamayı hıçkırarak ağlamayı
Bilirim ben uykusuzluğu geceleri nöbet tutmayı bilirim
Bilirim sevip de ihanet görmeyi
Ben yine bilirim ki sevdiğin değer verdiğin,canından çok sevdiğin insanın 5 kuruş etmediğini!
Hiçbir şeye değmediğini..Çok iyi bilirim ben
Karşılığı olmayan sevgiyi,sevenin çektiği ızdırabı,o bitmez tükenmez ebedi acıyı bilirim bana sor arkadaş .

Eskidendi o ölümüne aşklar
Eskidendi deli gibi seven insanları görmek
Ve eskidendi gerçek aşk
Şimdi ''Sahte Kalplerde Moda Aşk''




alıntı

--KeDi--
08-03-09, 10:55
Şişirip yelkenleri, açılma vaktin gelmiştir denize. Bilirsin ki ne fırtınalar, ne deli dalgalar beklemektedir seni. Korkarsın, terk edemezsin limanı, bir köşesine sığınırsın. Kabullenmesen de artık aşk bitmiştir, İşte son bu...

İçin hep hüzün doludur, bir türlü kabullenemezsin bittiğini. Gözlerinin içine bakıp seni seviyorum demesini beklersin. O sözler hiç çıkmayacak o dudaklardan bilirsin. Yinede umudun yeşildir, İşte hayal bu...

Gururlusundur, istenmediğin yerde durmazsın. An olur ki ne olur bitmesin dersin. Bu sözlerin dudaklarından nasıl çıktığına kendin bile inanamazsın. Oysa o yüzüne bakıp sadece gülümser, İşte acı bu...

Ondaki sıcaklığı kimsede bulamayacağını düşünürsün. Kimse onun gibi gülemez, onun gibi dokunamaz dersin. Ve kimseyi onun kadar sevemeyeceğini bilirsin. Kahredip başını eğersin önüne. İşte hüzün bu...

Nefes alamaz hale gelirsin, daralır için. Bir kaç saatlik derin bir uykuya hasretsindir. Bilirsin ki gözlerini kapasan da terk etmeyecektir hayali. Atarsın gecenin kollarına kendini, İşte huzur bu...

Ondan gelecek tek bir haberi umutsuzca beklersin Bir de beklemek ölüm gibi gelir insana böyle zamanlarda. Aslında ölüm fikride garip değildir artık sana. Geri dönerse diye ölemezsin bile, İşte sabır bu...

Hayat devam ediyordur ama her şey yarımdır, hep bir yanın eksik. Yüreğin eskisi gibi atmayacaktır, başka aşklarsa seni kandırmayacaktır. O başkalarıyla, mutlu bir hayatı yaşıyor olsa da, yine de sevginden vazgeçemezsin. İste aşk bu...


aLıntı..

caqLa_m
08-03-09, 11:22
ya bunnar süperler =) ellerine saqlık

§€V6İ
12-06-09, 13:03
güzl bi düşünce tşkler eline yüreğine sağlık ;)

chatlaq_rapchi
12-06-09, 19:52
D: hpsnn basını oudm yter..:D
.teşekürler

--KeDi--
17-07-09, 20:05
Senden Ayrılmak Degilde Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun ...
- Ne Zoruma Gidiyor Biliyor Musun? Benden Sonra Lanet oLası eLini Kim tutacak Kim Sevecek Kim Saracak Seni...

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun ..
Senden Ayrılmak Degilde O öPüp Koklayamadığım Kıyamadıgım Saclarını Kim elleyecek..

Benim Zoruma Ne Gidiyor BiLiyormusun..
Senden Ayrılmak DeğiLde. Sana Doya Doya Seni SEviyorum Diyemedim ya. Sana Kim Seviyorum Diyecek Benim Zoruma Bu Gidiyor..
Kim Tutabilir Senin elini Kim Sarabilir Senin boşlukta olan Yerini. Aklıma Geliyor İlk Tanıştığımız Gün Geliyor..
HatırLıyormusun iLk Seni Seviyorum Dediğimi..
iLk Sen Deniz GözLümsün Dediğimi Hatırlıyormusun..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormsun
Zamanı Geçmişe Döndüremiyorum ya..
Zamanı Geri Çeviremiyorum ya.
Yanıyor Yüreğim ..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun ..
Dünyaları Verdim Dünyaları Yıktım..
Sana Varya Ömrümü Verdim..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun..
Anlamadın AnLayamadın ya Beni...
Ne Allah'a Ne KaDere İsyan ettim Şimdiye Kadar..
Ne Sana Ne Sana oLan Sevgime Söz Gecirdim..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun..
Ağlarken Beni Görmeliydin Senin iÇin Defalarca Kendimi Yıprattıgımı Senin İçin Varya Canımı...
Tek Kalemde Vereceğimi anlamadınya..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun..
Seninle Bir Yatakta Sana Sarılıp Doya doya öpmeyi.
Sana Seni Seviyorum Demeyi Sana Canımsın Diye İnlemeyi Söyleyemedim ya..
Bir Kez Ya Birkezz Gururunu AyakLArının ALtına aLsaydın .BikezCik Bana İnansaydın.
Ben Aşkta Gururu Bilmezdim Sen Severdin Sen Bana Kıyamazdın .

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun..
Bana Canım Demeni özledim.. Bana Senin İçin ölürüm Demeni Özledim.
Bana Varya Kızarken O Bakışlarını özledim ..
Bana O NinniLer Anlatmanı Bana Ninni Söylemeni Özledim...

Zoruma Gidiyor Sen Biliyormusun..
Hatırlıyormusun Bigün Bana Ne Demiştin..
Dünyaları Yıkarım Senin iÇin.
Senin İçin Dağları Delerim. Sen iste Annemi Babamı Saymaz Yine Gelirim Demiştin..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun....
Sen GeLemedin ya.. Sen Benim OLamadın ya..
Sen Canını Canana Veremedinya.
Zoruma Gidiyor Deniz Gözlüm.
Sen Benim oLamadınya..
Bak Zaman Ne Çabuk Geçiyor Ne Sen varsın Ne Ben.. Zaman Varya ÖyLe Bir GeÇiyorki.
Zoruma Gidiyor Sen Biliyormusun..
Seni uNutamadığım. Sen Allahadamı İnanmıyorsun..

Ne Zoruma Gidiyor Biliyormusun..
Seni Cok öZLedim. Seni Seviyorum Diyemedimya Yanıyorum..Zoruma Gidiyor Yanıyorum.. Deniz GözLüm Yanıyorum....

--KeDi--
17-07-09, 20:06
Yorulmuşken kalbimin çıkmazlarındaki senli odolarla boğuşmaktan hala sevdigimimi sanıyorsun !
Afederdim Belki, Affedilecek Bir Affın Olsaydı! Belki hala diye birşey yoktur sana göre sevmişsen seviyorsundur artık sevmiyorum diye bir cümlen olmamıştır hiç
Canımı yakarken her satırdan öte gölgeler oluşuyor yüzümdeÇizgilerim var benim sonsuz boşluga dalann yüzümün her bir yolu hüzün dalgarıyla sarılı
Sevmemiştim seni sanma ! Sevmiştim hemde çook...
İnan şu anda sevmiştim demek istemezdi gözlerim Hep sevmeyi isterdi "
Denedim çok denedim senin yalan dolan sevgini örtüp temiz aşkımı sarıp sarmalamayı yüregine. Anla işte yapamadım... Saramadım iğrençliklerini azıcık sarılsam yüreğine karanlık çöküyordu sanki üzerime...
Seni sevmemin nedeni sendin
Nefretimin nedenide senden başkası olabilirmiydi ?
Çok büyük sevgilerin darbe almasıyla nefrete dönüşen hisler bir zindan hayatı sürer gibi kin kusar bütün yalanlara...

Afederdim belki
Affedilecek bir affın olsaydı!
Susarken her an sevgilere atmıştın beni çöllere
Sen gittikten sonra herkese kötü gözlerle baktım herkesde bir acabam oldu... Belkilerim yükseldi göklere kimseye inanamadım güvenemedim...
Biliyormusun ben senden sonra hiç kimseyi çok sevemedim...Canıma katmak istemedim kimsenin canını!
Öyle bir öfkeyle sarmışsınki masumiyetimi ( Ne bir aşk barınıyor yüregimde Nede sarılmayı bekleyen bir yürek )
Hergün daha çok çıldırıyorum " Artık sen bile alçalmışken gözümde kimseler sevemez sanıyorum kimseyi Sahtelige bürünmüş bir hayat geçiyor gözümün önünden her haliyle sana benziyor işte o hayat...
Hala seni sevip sevmedigimimi soruyorsun!
Ben senden sonra kimseyi sevemedim
Ben senden sonra seni nasıl seveyim ?

_-_eDa_-_
06-08-09, 21:20
bır tanesını baştan sona okudum "karşılıksız aşk"
paylaşım için saol

KAYIP KENTLİ
15-09-09, 02:53
emeğine sağlık gerçekten çok güzel olmuş paylaşımın için TEŞEKKÜRLER

єş'şємѕ
01-10-09, 19:01
çok güzelmiş

romantik
01-10-09, 20:47
Eline saglık gercekten hepsi cok anlamlı ve güzel kanka:okay:

Nîda1905
01-10-09, 21:17
vayy burda birsürü mektupp örneği var mışş :D

kullanmaya gerek olmasada güzel duygular okumak lazım :)

temmuzz.01
16-10-09, 09:55
eline sağlık hepsi harikaa

--KeDi--
17-10-09, 19:29
--


Canım yalnızca sevmek istiyor seni.



Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.
Hiç dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan
belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.



Unutup,tekrar hatırladığım
çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan
defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.



Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez
ve merakla ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında
dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni,



nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..
Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.
Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.
Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle..

CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
NE UMUT ETMEK,NE DE BEKLEMEK..BASKA HİÇBİR ŞEY..






--

maddiver
18-12-09, 22:46
Saatlerdir oturmuş kız kulesini seyrediyordum Kabataş İskelesinden.Daha yeni geldim eve.Ulan dedim haftaya burada olacaktı ve biz oraya gidecektik.İstanbul o kadar sessizki.Havada kar soğuğu var.Son 1 aydır hep düşünüyorum.Herşey aynı gibi gözüküo dışarıdan.Ben yaşıorum eskisi gibi.Ama içerde bişeyler eksik.Sen giderken seninle birlikte giden bişeyler.Ben demiştim ya hep sana hani bu aşkın bi aptal aşığı olmalı diye.Bundan hiç gocunmadım.Sadece gocunduğum ney biliomusun 11 milyon şehirde tek başıma bi yandan mücadele etmeye çalışı p bu kalabalığın içinde yalnız adamı oynamak.Sen dedinki bana çocukluk yapıosun.Senin için ne kadar kolay dimi ben seven sen sevilen.Hep böyle olmadımı zaten.Ama sana çocukluk gibi gelen şeyler artık gücümün tükendiğini hissettiğim anlardaki patlamam.Aynı şu andaki gibi.
Hergün yaşadığım son 6 ayı 1 gün içinde yaşıorum ben.Bunları yazıorum die yüzünün halini tahmin edebiliorum.Salak aşığım benim ne kadar aşık etmişim kendime bu adamı diosun?Bense hergün diorumki 27 senedir seni tanımadan geçen sürenin içine giren günahların bedeli bu aşk.Dedim ya hergün 6 ayı bi günde yaşıorum.Sana ilk dediğim mesaj gelio aklıma.”Sen bana bi alev ver ben onu yanardağa çeviririm ” demiştim.Gerçektende öyle oldu.Ben o yanardağın içinde kavrula kavrula seni özlüorum.Tekirdağa gidişimiz,boynuma sarılman,ağlamaların,İstanbul’a gelişin,Karım oluşun ve gidişin.Hergün eve geliorum ve her yer seninle dolu.Senle evinde kaldığımız Güneydoğuda birbirmizin sırtını kolladığımız can dostum Kaşa gitti temelli, evi bana bıraktı.Sevinsemmi üzülsemmi bilemiorum.Akşam oluo oturduğumuz banka gidiorum Cihangir'de.Dedim ya aptal aşık benim die.Çevremdeki herkes kuzenim,abim,yengem,dostlarım sen neden kaptırdın kendini bu kadar böyle olmazdın biz seni bilioruz dediler hep.Cevabım belli.Güvendim.En az kendime güvendiğim kadar.gece yatağa girerken ise gerçekler vuruo işte yüzüme.Gerçekler ne ki.
Ben sendeyim dediğin gün sana güvenmiş olmak.Elime bakıcağım seni hatırlamak için dediğin gün işte bu kız benim hayatımın kadını demem.Bunlar gerçek.Ben seni karşılıksız sevdim.Sana evlenme teklif ettiğim gün biz bunu başarıcaz bana güven dediğim gün gözlerinde bana güven vardı.Hiç gocunmuyorum aslında senin beni hiç sevmemenden.Senin boşluğunu dolduran basit sade bi adam geçti gitti hayatından.Keşke benimde böyle olsaydı diorum.Keşke o kadar basit olsa.İçimi o kadar doldurmuşum ki seninle kendime bile yer bırakmamışım.
Sen diorsun yine diceksin unut.Unutmak ayrı şey vazgeçmek ayrı.Ben seni asla unutmıcam.Sen hala bendesin.Sadece vazgeçtik.Vazgeçerken bu benim aşkımdan biz,ben başka şeylerden vazgeçtim.6 ay içindeki değişim beni bile endişelendirdi.6 ay önce mabedim olan denize artık girmek bile istemiyorum.Sadece karşısına oturup izlemek ve hava açıksa kutup yıldızına bakmak o yetio bana bi nebze huzur vermeye.Biliorumki sende bi yerlerde bunlara bakıosun.Beni düşünerek bakmasanda bakıosun.
Bilseydim havalimanında seni uğurlarkenki gidişin son görüşüm olucaktı.Daha bi sıkı sarılırdım daha bi bakardım gözlerinin ta içine.Biliorum sende oldugunu sandığım ama aslında hiç olmamış olan duygular bende asıl şimdi şiddetini arttırıo.Sen unut dedikçe ben kaçıcam.Memlekete gelmiyecek olmamın tek nedeni bu.Dışardan gaddar güçlü duran ama konu sen olunca yorgun aciz bi adam.Seni doğduğum yerde görüp hiç bir şey yaşamamış iki yabancı olmak.Bu tam bi ironi oluo işte gözümde.Korkuorum.
Sen düşünmesende umurunda olmasada bunları niye yazdığım ben yine söliim.Sadece istedim.Hepsi bu.Seni unutmak istemiorum.Çünkü bu istanbulda şu an ayaktaysam her ne kadar zorluklarımın sebebi bu aşk acısı olsada beni ayakta tutanda Seni seviyor olmak.Ben sana demiştim ki benim aşkım ikimize de yeter.Yanılmışım.Ama bana yetio.En azından sen olmasanda bu aşk bana dolu dolu yetio.Ve küllenicek sandığın bu aşk hiç eksilmicek ben eksilmesini bir an bile istemiorum.Ben de kalanlar bunlar işte senin gidişinin ardından.Umarım sende kalan arada ufacık bi gülümseme olur bu yaşadıklarımızı düşündüğünde ilerde.
Ne kadar sende ben die bişey kalmasada benim gönlümde ve yüreğimde sen her zaman benim karımsın ve öle kalacaksın.Seni Sevmeyi hiçbir zaman bırakmıcam.Çünkü bu lanet şehirde tek tutunduğum dal bu.Bu aşkın bana verdiği huzur acısını bastırıo bi nebze.
Umarım mutlusundur .Düşünüorum çünkü benim çektiğim bu acıyı o çekmiş olsaydı ben onun acısı yüzünden daha bi acı çekerdim diye.En azından böylesi daha iyi.En azından…..

CroniqÇılgın
04-02-10, 19:52
gerçekten güzel paylaşımın için saol:)

--KeDi--
27-03-10, 09:03
susTum….sen karşımda başkasını seviyorum derken bekledim öylece…

ne gözyaşLarım aktı durmadan..ne de tek bir sözcük döküldü dudakLarımdan..
içimdekiLer çıkmadı bu sefer dışarı kaLdılar….isyanLar gidip sadece sessizLiğimi bıraktılar…
yokLuğun yokLuğum oLdu artık…
sensizLiğime gömüLdü gülüşLerim…

isTemeden düşündüm isTemeden yazdım seni…
birkezde değiL sayFalarca tükettim geçmişi….

Kurduğum hayaLLermiş meğer gerçek sandıklarım..
anLamını yitiRdi artık inandıklarım…

şimdi düşünüyorum yine seni bu gece…en baştan yazıyoRum seni…
başTan çiziyorum…
hiç gitmemişsin sanki hiç terk etmemişsin beni gibi…
ama oLmuyor..ne yapsam sonumuz aynı sanki….

Ben yalnız…sen uzakTa….
Ama düşünceLerimde yaşıyosun haLa….
İnadıma…

Sen senin için doğru oLanı yaptın gittin…
başKasını sevmeye…kendini sevdiRmeye…
artık zor oLdu bu düşünceLeri kaldırmak inan bana …

denemekTen vazgeçtim..Kaçmaktanda…
ben kaçıp koştukça sokakLarda karşıma çıkıyodun her köşe başında….

ama bitti…bu son gece…

Artık akLımdan bile geçme.!

--KeDi--
27-03-10, 09:04
Gitmek işin kolay kısmıdır, zor olan gitmeye karar vermek. Ayrılık içimizi parçalasa da, bazen sadece giderek söner ruhun yangını. O yüzden, yolun açık olsun sevgili!


Ben de bittiğimde, gittim birilerinden. Zor olacağını düşünsem de, veda etmeyi becerdim. Demek şimdi senin sıran geldi. O zaman gitmelisin sevgili!

Elimizde güzel anılar var. Geçmişe yapılan yolculuklarda gülümseyerek hatırlayacağımız pek çok anıyı cebimize koyduk. Zaten başka ne kalır ki geriye sevdadan? Şanslıysan güzel zaman notları!

Bir ilişki bittiğinde elimde kalanlara bakarım. Kaç gülümseme biriktirmişsem, o kadar değerli kılınır aşkım. Kavgalarımız da olmuştur ancak beni ilgilendiren, nasıl barıştığımızdır.

İnsan her şeye alışır. Yalnızlığa, ayrılığa, sessizliğe, gürültüye, aşka, birlikte yaşamaya, insana ait ne varsa, insan alışır. Önemli olan alıştığın düzenden diğerine geçecek cesaretin olmasıdır.

Demek artık seni özlemek zamanı gelmiş. Bir müddet hasret kokacak odam. Bunu da yaşamalı! Aşkın her halinde farklı renkler saklı. Seni sensizken sevmenin de bir rengi olmalı.

Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi, dilimi bile zor tutuyorum. Gönül elbette, “gitme” diye haykırmak istiyor ama sen sakın beni dinleme. Madem vakti gelmiş ayrılığın, şimdi kalsan yarın gidersin. O zaman daha da kötü olur belki bu veda, kirli cümleler ve hakaret dolu kavgalar sonunda kapıyı vurup çıkarsın. Onları yaşamak daha kötü!

Hani bazen deriz ya, “Allah ölümün bile hayırlısını versin” diye; bence ayrılığın da hayırlısını versin. Hala gözlerimizin içine bakabiliyorken, birbirimiz hakkında söyleyecek güzel sözlerimiz varken git sevgili!

Hiçbir aşk sonsuza kadar sürmez. Sürse de adına aşk denmez. Dönüşür, değişir mutlaka o duygular. Sen bana, ben sana hala güzel bakıyorken git sevgili! Doğum günlerimizi unutmadan, her sene hasret dolu seslerle arayacak kadar iyiyken aramız bırakalım. Çok tutulmuş bir televizyon programını, yerinde kesmek gibi, damağımızda tadı varken git sevgili!

Zaten gitme desem ne olacak? Ne kadar tutabilirim ki? Rica ve minnetle dayatılan bir ilişkinin ömrü ne olur? Gitme vakti geldiğinde, göndermeyi bilmeli. Aklı başka yaşamlara kayınca insanın, durduğu yer hapis gibidir. Oysa yolunu çizmelidir insan. Yaşam denilen bu yolculukta kim bilir daha ne maceralar yaşaman gereklidir. Benim içim elbette acıyor ama öyle yürekli ve dürüst bir gidiş istedin ki, gönül rahatlığıyla söylüyorum:


Yolun açık olsun sevgili!

--KeDi--
27-03-10, 09:04
Cigliklarima cevap yok.
Yüregin Yüregimde Emanet Sessizligime cevap yok.
Sensizliktir beni dagitan..

Sensin beni ayakta tutan..
Bu kalpte büyümüs tek varlik..
Bende sakli tek sevda..

Hatirlarmisin?
Geceler sensiz gecmezdi.
Günler sesini duymadan dogmazdi.
Nefesimizi hissetmeden uyuyamazdik.
Her telefon caldiginda..
Alo'dan sonra gelen tek sözümüz..
'Birtanem' derdim ben..
'Askim' derdin sen..

Birlikte güler birlikte asardik engelleri..
Senin gücün ben olurdum.
Senin icin kendimden vazgecerdim.
Ugruna bu Dünya'yı alt üst getirirdim.
Eller konuşsun dursun.

Sensin Benim 'TEK' Sevdigim
Sensin Benim 'SON' Nefesim

Tek ve Son'sun
Bu Yürekte..

Bitmez Sevdam Bitmez Özlemim
Yüregin yüregimde emanet..
Sen bende emanet..

--KeDi--
27-03-10, 09:05
Bugün doğduğun gün, kutlu olsun.Çok şey söylemek geliyor içimden ama tek söyleyebildiğim bu kutlu olsun…

Benden km.ler asırlar kadar uzaksın.Nasıl beceriyorsun bunu o kadar uzaktayken nasıl nefesini hissedebiliyorum,nasıl kokunu duyabiliyorum anlamıyorum.Sen orda mumlar üflemeyeceksin belki ama ben senin için tüm iyi dileklerimi sunup bir mum söndürüyorum..

Sabahın erken saatinde kalktım senin şerefine gün doğumunu izledim.Doğduğun bu günü selamladım.Her sabah olduğu gibi resmine günaydın öpücüğü kondurup günlük hayatın temposuna bıraktım kendimi hesap kitap işleri işte. Dışarıda mükemmel bir hava var içime doldurdum istanbul’u olurda bir gün sana sunabilirim diye….

Aradım sesini duydum sahidende uzaktaydın,uzaktın aldırmadım.Bazen bu boşvermişliğime de şaşmıyor değilim bugün senin doğum günün her şey serbest kırmak dökmek bile…Kaç oldun şimdi sevdamı taşıyacak kadar büyüdün mü sen..Olmaz di mi sen bir yaş büyürken benim sevdamda büyüdü bir yaş taşımaz o yüreğin.Olsun dert etme mutlu ol sen.Mutlu ol ..

Bu gece erkenden eve gideceğim.Resimlerini yayacağım orta yere ,mumlar yakacağım ve bir şarap açacağım en iyisinden.Senden uzakta seni bana getiren bu günü kutlayacağım.Artık bende olmasan da yeryüzündeki varlığını kutlayacağım.Aynı göğe bakıyor oluşumuzu aynı coğrafyada bulunuşumuzu…

Kutlu olsun Doğum günün ..
Sensizliğim Kutlu olsun …
İyi ki doğdun..

--KeDi--
27-03-10, 09:07
Sevgili gelecekte gelecek sevgilim, sana bu mektubu yazıyorum çünkü geldiğinde anlatacak gücüm olmayabilir.

Yaşam yolculuğumun çok renkli geçtiğini söyleyebilirim. Renkli dediğimde aklına hemen kırmızı, sarı, mavi, yeşil gibi canlı renkler gelmesin. Onlar da oldu elbette ancak siyah, gri, beyaz ve lila en büyük yeri işgal ediyorlar.

Dışarıda bin bir çeşit hayat var. Benimki de, sıradan olmayanların arasında sayılabilir. Aslında hepimiz seçimlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz, yani çoğu zaman! Seçtiklerim ve deneyimlerimden ortaya çıkan benle, halimden memnunum. Daha iyisini de yapabilirdim mutlaka, şimdiki aklım olsaydı ama bazı kadersel döngülere karşı çıkmak mümkün değil.

Hızlı koşan çabuk yorulur. Ben de, neden bilmiyorum ama kısa vakitlere çok şey sığdırmışım. Bilgisayardaki “zip” dosyaları gibiyim. Tıklayınca içimden yüzlerce klasör fırlıyor. Sonuç itibariyle yorgunum!

Geldiğinde bir enkaz bulmayacaksın ancak biraz tadilat istediğim kesin. Temelim sağlam fakat duvarlarımda çatlaklar var. Güzel bir boya badana paklar beni. Kalbimin kapısını çıkarken kapatmayanlar yüzünden, fırtına ve yağmurda içeriye su girdi. Ne kadar dirensem de, parkelerin kabarmasına engel olamadım. O yüzden zarafetimi yitirmiş olacağım. Biraz zımpara ve cilayla çözülemeyecek gibi değil, merak etme!

Gözlerimin kenarında inatçı çizgiler var. Onlar için yapılacak bir şey yok, duracaklar! Zaten dursunlar, şu tatlı-ekşi yaşamımın tek şahidi onlar. Ayrıca, çizgilerime baktıkça daha çok seviyorum geçmişimi, tecrübelerimi ve sevdiklerimi.

Pişmanlık odamı uzun zaman önce boşalttım. Orası hep boş kalacak çünkü bütün yaşadıklarım, şimdi beni ben yapanlar. Onlar olmadan bu kadar farkında olamazdım. Hayatımdaki her olaydan dersler çıkarırım ve hepsinin bana başka bir olguyu öğretmek, beni büyütmek için geldiğini bilirim. O yüzden pişman olacağım şeyleri yapmam, yaptıysam da boşuna vicdanımla savaşmam.

İnançlarım, beni ayakta tutan temelimdir. Büyük bir deprem görmezlerse, kolay kolay yıkılmazlar. Aşka olan inancım yüksektir örneğin ama ilişkiler için aynı şeyi söyleyemem. İnsanların kalleş olabileceği, sırtımdan vurabileceği ihtimalini cebimde tutarım.

İşin özü, bu mektubu sana şunun için yazıyorum; yorgunum! Üstümde yılların tozu, kiri var. Senden sihirli bir değnekle dokunup, beni baştan yaratmanı beklemiyorum. Zaten bunu istemem de, aynı yoları bir daha yürüyecek gücüm yok. Senden tek beklediğim, eline kovayla bezi alıp, şu tozu silecek kadar cesaretli olman. Üstelik buna değeceğini göreceksin çünkü üstü kirlenmiş olsa da, bu bina zümrüt ve altınla yapıldı. Güneşi gördüğünde parlayacaktır. Dilerim çabuk gelirsin, daha önemlisi umarım gelirsin…



alıntı

--KeDi--
27-03-10, 09:08
Fırtınalı bir hayatın ortasında birleştik. Sen, kendine yakın bulduğun insanların sana yaptığı hatalardan şikayet ediyordun., bense uzun yıllar acısını çektiğim bir aşkın yaralarını sarmaya çalışıyordum.

İyi birer dosttuk, her şeyi paylaşır olmuştuk. Bu yakınlaşmamızın kısa bir sürede olmasına rağmen zamanım öyle tatlı, öyle güzle geçiyordu ki ben içimdeki kıpırdanmalardan habersizdim.

Sanki rüyadaydım, gözlerimi açtığımda dostluğun yerini aşk almıştı. Kendimi tutamamıştım işte. Duygularıma hakim olamamıştım. Sen benim aşkım, bense senin dostundum artık. Sana aşık olduğumdan habersizdin. İçimdeki volkan öyle taşmıştı ki patlamak için sabırsızlanıyordu.

Sonunda o gün gelip çatmıştı. Bütün duygularımı bütün hislerimi açıklamıştım ben sana. Sense bana sadece şaşkın bir ifadeyle bunların yalan ve şakadan ibaret olması için yalvarmıştın.

Bende sana bunların ne şaka ne de yalan olduğunu üstüne basa basa vurgulamıştım. İçim rahatlamıştı. Çünkü bir insana ‘’ seni seviyorum ‘’ demek kolay bir iş değildi. Yürek isterdi. Ben bu işi becerememiştim ama sonucuna da katlanmak elimde değildi. Çünkü asıl olan benim için bugündü ve ben bugün sana söylemem gereken şeyleri yarına bırakmamıştım. Yarın böyle bir fırsatın elime geçeceğini düşünerek bütün her şeyi açıklamıştım.

Dünya fani her an her şey olabilir bizim dünyamızda... Şimdi içim çok rahat ama bir o kadar da huzursuzum. Çünkü bunları sana anlatınca suçlu ben oldum. Şimdi o eski günleri arıyorum, hiç sebepsiz, ani ayrılışın şokunu üzerimden atamamamın sonucundandır. Ve zaman eskiden öyle güzel öyle tatlı geçerken şimdilerde, bin bir azap bin bir acıyla geçiyor.

O günün üstünden çok zaman geçti. Şimdi ben senden benim olmanı değil bana biraz hak vermeni istiyorum. Bana duyduğun nefreti duygularımın üstünden çekmen için yalvarıyorum. Bana ne kadar kızsan ne kadar nefret etsen de ben seni yine de seviyorum.

Duydun değil mi?

Seni seviyorum..




---alıntı---

--KeDi--
20-08-10, 14:04
Sanırım sona gelmiş durumdayım…
Ne yaparsam yapayım, ne kadar çabalarsam çabalayım hep ters tepiyor. Ya da istediğim gibi olmuyor. Gerçekleri anlamak işte insana o kadar koyuyor… 4 harflimin 5 harflisi varmış.Aklı hep ondaymış.O kutsalmış!O hatun! Ne kadar boş!! Doldurmayacağım beynimi! Herkes kime isterse ona gitmeli! Kimi zor bellediyse..Dönüp dolaşıp, her seferinde!
Merak ediyorum acaba rüyalarıma girme sebebin ne ? Ne sıfatla yer ediyorsun her hücremde? Neden atamıyorum aklımdan siluetini? Neden koskoca bir şehirde, koskoca İstanbul gibi bir kentte tek başıma kalakaldım ?

Sanırım sona gelmiş durumdayım…
Hiç kimse umrumda değil, sen de dahil. Seni korusun duaların,her zaman yanındayım. Düşmene izin vermem ama, sözlerimde değil. Her şeyi hak eden sen, bir an önce kurtulmalısın görmemezliğinden…


Her şeyimle veda ediyorum şimdi..Neyim kaldıysa…
Ayrı yollardayız artık. Ayrı sabahlar,ayrı akşamlar,ayrı yataklarda yatacağız.
Bazen mutlu,bazen mutsuz yatacağız o yatağa ve buna sadece yastığımız şahit olacak! Çünkü biz öyle istedik.
Çünkü biz başkalarını istedik. Onlar da başkalarını…
Çünkü biz hep en zorunu seçtik.
Bazen başka tenlerdeydik. Sanırım iyi bakmadık kendimize…


Öpüşmelerimiz hep sahteydi. Sahte...
Her şeye rağmen yine de, belki bir gün anlarsın diye, ömründe sadece 1 güne ya da 1 saate, iznim olursa diye ;
Bekliyor olacağım bu şehirde…
İyi geceler sevgilim/demek istediğim.
İyi geceler sevdiğim …
( Sensiz bir gece, ne kadar iyi olabilirse .. )



Alıntı

--KeDi--
09-01-11, 09:44
Her sabah aynı güne uyanmak ne demektir bilir misin sevgili? Ne zaman gönülden sevsem kendini tekrar ediyor aşkın kaderi. Bu yüzden bu aşkımın son yolculuğudur.

Gitmeyi Biliyorsan Gel!

Birini sevmek ömürden koca bir parça vermektir. Kendine saklayacağın öğreneceğin eğleneceğin vakti başkasına hediye etmektir. Gün gelip geriye baktığında boşa kaybedilmiş zamanların yasını tutmayı istemiyorum.

Ne zaman şöyle katıla katıla sevsem birileri kırıp geçer kalbimi. Ardından küskün bir çocuk gibi kalırım. Elinden elma şekeri alınmış gibi.. Sonra çok ağlayınca yenisini getiri hayat ben de yerimde zıplayarak dövünürüm “bana ne eskisini istiyorum” diye.
Aynı şeyleri yaşamaktan yorgunum. Belki anlayamayacaksın ama aşkın yorgunluğu ağır oluyor. Bu yüzden son defa seveceğim. Bu son seferidir kalbimin. Yolculuklardan eskimiş bir gemi gibiyim ha battım ha batıyorum.

Şimdi seninle en baştan başlamak istiyorum. Hiç kırılmadığım üzülmediğim heyecanlı ve mutlu zamanlara dönerek son bir şans vermek istiyorum sana bana aşka…
Sen de gidersen eğer içimi acıtan yaralar bırakarak; vazgeçeceğim. Sevmenin ve sevilmenin o sihirli dünyasına olan umudumu yitireceğim. Üstelik gidecek yerim de olmayacak kendimden başka!

Bunları bilmelisin sevgili bilerek girmelisin benimle yaşam yolculuğuna. Bir parça gönül eğlencesi istiyorsan biraz zaman geçirmek ve başka denizlerde yüzmeye gitmeyi düşünüyorsan; şimdi git! Sonra geç olacak.

Gitmek isteyeni kimse tutamaz bilirim. O yüzden kimseye “kal” demedim. Bir kalp gitmeyi aklına koymuşsa yanımda dursa ne fayda… Bitişler yaralamıyor beni ayrılış biçimleri acıtıyor. Kimse ömürlük gelmez elbette istisnaları saymazsak ama giderken de akılda tebessüm bırakacak kadar düzgün gitmeyi bilmeli insan.

Bir kahvenin kırk yıl hatırı varsa bir aşkın hatırı kaç ömür ediyor? Ayrılık mutlaka ki güzel değildir ancak gitmenin de adabını bilmeli. Şöyle yüreklice geçip karşıma “gitme vaktidir” diyecek kadar erkekçe davranmayı bileceksen şimdi gelebilirsin. Arkamdan vurmadan ihanet etmeden kalp kırmadan dostça gitmeyi biliyorsan; al kalbim senindir.
Ben sonrasında elbette üzülürüm. İki damla gözyaşı da onca yaşanmışlığın hakkıdır üstelik. Yeter ki bir sevgi gözyaşı dökmeye değer olsun. Ayrılığın o buruk acısını da çekmelidir yürek yoksa büyüyemez. İşin özü sevgili gitmeyi biliyorsan gel. Ben ancak o zaman sana “adam” derim…

--KeDi--
09-01-11, 09:45
Derin bir sessizliktir ayrılık
İmzamı Bıraktım Teninde*
Derinden yaralayan kurşun misali
Çok acı çektim acı benim kaderim
Yolumu kaybettim kaybettirildim..

Nedendir bilinmez..Dilin lâl olduğu anlara denk gelir ayrılıklar..Kimisi yaşarken konuşmamayı tercih eder hasret çaldığında kapıyı dile gelir anımsadıkları anımsayabildikleri..Kimisi biriktirmez içindekileri..Yoklukla yüzyüze geldiğinde ne beyaz bir kağıt derman olur derdine ne de nefes nefes sigaralar..
Ayrılık çoğu için acının dildeki eş anlamlısı olarak nitelendirilir..Mutluluğun gün görmemiş hazinelerinden yoksun geçirdiği anları acı ile yoğurup melankolinin kucağında bulur kendisini..Artık kolaydır açıklamak olanları..Denedim olmadı denir genelde..Sonra da kader gelir akla..Genelde inanmadıklarını söylerler herşey yolunda iken..Kişi yaratır kendi kaderini en moda repliklerdendir..Nasıl ve ne zaman olmuştur bu değişim ilgilendirmez aslında..Uçurumun kenarında iken dert yanmak için o'na sığınırlar yine.."Acı benim kaderim"..

İsyanlar boş gözyaşı boş
Arkamda kalan sadece
Yalan yanlış yarım kalmış
Sahte imzalı sevdalar

Farkında olmasalarda en güçlü oldukları anlardır aslında..Verilen çabaların neticesizliği ile yanıp kavrulurken derin bir huzur kaplar yürekleri..İsyanı kendisinedir bilmez..Akan gözyaşı ile yitirdiği sadece öfkesi değildir..Bunun yanında müthiş bir dinginliktir iliklerinde hissettiği..En zoru ilk birkaç gündür..Sonrası gittikçe kolaylaşır..En zararlı alışkanlıkların bile 21 günde kazanıldığı gibi yine o kadar zamanda bırakıldıklarını keşfeder..İnceden bir pişmanlık çalar kapısını..Geriye dönüp baktığında ilk olmadığı anlar..Yalan yanlış sevdaların altındaki imzaların gerçeklikten uzak olduğunu anlaması için zamana ihtiyacı var sadece..

İnancım yok umudum yok
Sonunda harcanıyor aşklar
Bari sen üzülme
Git vakit varken küçüğüm..

Zaman her zaman ki sıradanlığı ile ilerlerken yanında inancını ve umudunuda götürdüğünü farkedecektir..Yaptıklarının vebali altında ezilmediği anlarda bu aşkında bozuk paradan farkı olmadığını anlamak canını sıksada katlanacaktır..Ardından nedenini bilmediği bir iyimserlik tüm hırçınlığını bir kenara itip güçlü kılacaktır onu..Fedakarlık ve feragatın önemini anlayıp elleri ceplerinde uzaklaşacaktır usul usul..

Ne seni ne beni
Hiç uğraştırma
Suçum yok kader bu
Anlaağlamaağlatma utandırma
Böyle olması gerekiyor sevdalım..

Tüm bunların ardından zaman o an olduğunda en zorudur kuru bir elveda ile sıkmak bir eli..Uzadıkça sancısı çekilmez olur..Uzadıkça zorlaşır gözyaşını tutmak kirpiklerin arasında..En iyi temenniler bir önceki geceden ezberlenmiş olsa da tutulur diller..Anlamak ağlamak..Hepsi için kısa bir an gereklidir..Ve daha önce yaşadığının farkında bile olmadığı o ana neleri sığdırmaktadır şimdi..Gitmek hep zor olmuştur..Ama kaderde var bu değil mi..

Hüzün denilince akla ilk gelen gece olur benim için..Neden bilmiyorum..Ben mi o'na yakışıyorum o'mu bana emin değilim..Ama tamamlayıcı bir yanı olmuştur her zaman..Zihnimde uçuşan kelimeleri tutup tutuşturup bir araya getirdiğim anların birindeyim yine..Arkada eşlik eden bir şarkı sözleri..Hatta bu gece eşlik etmekten öteye geçip kısa bir hikaye bile yazdırdı..En azından bir mısranında sizi tutup tutuşturması dileği ile..

alıntı.

--KeDi--
28-04-11, 22:55
Gidiyorsun...
Mutluluklarımızın, uzun çizgiler arasında bağ oluşturan minik noktalar olduğunu unutmuşcasına, çizgilerimdeki tüm minik noktalarımı senin çizgilerine dizmeye çalıştığımı görmeyerek, görmezden gelerek, görmek istemeyerek, senin “mutsuz” geçirdiğin bir gün için hayatımda ki tüm günlerimi vereceğimi bilmezden gelerek, “mutsuzum” diyerek, “mutluluğumu” alıp, gidiyorsun.

Gidiyorsun...
Nefes alamıyorum. Boğazım acıyor. Genzim yanıyor. Göz kapaklarımı kapatamıyorum, ellerim yaşlarımı silecek güçte değil.

Nefes alamıyorum. Hayatta “tek kalır” dediğin yolda, tek yönlü biletinle,en ufak bir kararsızlık olmadan adımlarında, ceplerine umutlarımı koyup, ellerime keşkelerini sıkıştırıp, kendine ait “acınla”, bana “bizim” acımızı bırakıp, gidiyorsun.

Gidiyorsun...
Yüreğinin getirdiği yoldan gelmiştin bana, aklının gösterdiği yol ile gidiyorsun benden..
Seni sardığımda vücudunu kaplayan huzurla daldığın derin uykudan, zihninin acımasız kabuslarıyla sıçrayıp, “şans bitti” diyerek, gidiyorsun.

Gidiyorsun...
Susun artık keşkeler, bitmesini istediğiniz umutlar bitti, ayrılsın dediğiniz yollar ayrıldı.
Susun artık keşkeler, “O” sizi işitmez artık,
Doğma aşkımızın şahidi dolunay, dava düştü..

Gitmelerin üstünü çizdiğim halde gene de..Gidiyorsun!...

HOŞ-ÇA-KAL...

--KeDi--
04-06-11, 22:29
Kelimelerimi tanıdın önce, ardından beni. Seni tanıdım önce, sonra gördüm kelimelerin sana yetmediğini. Ben kadar kayıptın, ben kadar yanlış yapmıştı hayat sana, ben kadar karanlık sunmuşlardı bu yaşında. Geç doğmuştun sen biraz, ben biraz erken yaşlanmıştım...

Geçmişimi gördüm sende. Geleceğini anlatmak istedim sana sadece. Yanlış zamanlara, yanlış mekânlara çakılmıştı kaderimizin her harfi.yanlışların peşindeydik belki. Doğruya ulaşmanı değil, doğrunun ulaşılmaz olduğunu anlamanı istedim en çok. O yüzden bir kez kurdum her cümleyi sana, ikincisi gelmedi. Çünkü önünü görmek isteyen insanlar, hayatlarında tekrarlara yer vermemeli...

Ait olmadığımız bedenlerde, her gece gizli gizli yamaladığımız ruhlarımızla sadece nefes alıp vermeye çalışıyoruz ya hep, elbet bir gün bitecek diye, o gün geldiğinde yanında olmak istiyorum en çok, daha beyaz bir sayfayı beraber açalım diye. Çünkü inanıyorum sana. İnanıyorum senin içinde itiraz eden o asi çocuğa. İnanıyorum senin içinde her şeyi kabullenen o ufacık çocuğa. Çünkü inanıyorum gelecekte kendi gökyüzünün güneşi olabilen birine dönüşeceğine. Çünkü inanıyorum ben, senin kurmadığın, ama benim duyabildiğim her cümlene…

Bir gün gelecek, sadece kumların üzerine uzanıp gökyüzünü izleyen iki kişinin tablosunu çizecek her ressam, biz modelleri olacağız. Bir gün gelecek, geceleri birer yudum şaraba razı olup, seninle yan yana yıldızları sayacağız. Bir gün sen bana denizi anlatacaksın. Ben sana toprağı. Bir gün susacağız sadece, kimse duyamayacak saçlarımızın anlattıklarını. İşte bu yüzden dayanmak gerekiyor. İşte bu yüzden, sırf bu yüzden savaşmak… İşte bu yüzden seviyorum seni. Biliyorum, kolay değil anlamak…

Yalanları görebilmek acıdır. Maskelerin ardında nelerin durduğunu bilmek… Zordur her şeyi sezerek yaşamak, zordur olup biten her şeyi görmek. Biliyorum neden nüfus cüzdanında yazan yaşta olmadığını. Biliyorum nasıl hayata bu kadar sabırla katlandığını. Biraz turuncu katmak istiyorum sadece hayatına bir gece sen uyurken, biraz bahar sürmek istiyorum zamanın sana getireceklerine. Çünkü onlar anlamaz. Çünkü onlar göremez senin içine akıttığın yaşları. Oysa ben biliyorum, bir şiir uzatsam sana, diner acın, içini çekersin önce, sonra gülümsersin yine. Güçlüsün sen çünkü. Farkındalığının farkındasın. Kendi kendinin aynası olabilen nadir insanlardansın. Ve işte bu yüzden hayatımdasın. İşte bu yüzden ben biraz çilek tadı istiyorum geleceğimize, biraz meltem, tenimizi mutlu etsin diye. İşte bu yüzden, sessizliğini tanıyorum. İşte bu yüzden gözlerin kapalıyken bile acımı görebildiğini biliyorum. İşte bu yüzden bekliyorum seninle deniz kenarında bir martıya dönüşene kadar içeceğimiz günü. İşte bu yüzden şiirlerle süslüyorum bir gün içinde kanat çırpacağımız göğü.

İşte bu yüzden, nerede olursan ol, ben duyabiliyorum
içindeki sessiz çığlıkları.

İşte bu yüzden, ne olursa olsun, ben biliyorum
bir gün bembeyaz olacağımızı…

Bu yüzden, bir gün şiir kazanacak, aşk kazanacak, özgürlük ve barış kazanacak, inan.

İşte bu yüzden, karanlığa inat dayan, ihtiyacımız olan tek şey biraz zaman…

--KeDi--
21-07-11, 09:48
Sabahın ilk ışıkları yüzüne çarpar çarpmaz açarsın gözlerini.Heyecanla kalkarsın yataktan.'Yarın' olmuştur yageceki sıkıntıdan eser kalmamıştır.Telefo nlarını kontrol edersin; arayan, not bırakan varmı diye...Yoktur...Kapıyı dinlersin gelen varmı diye...Yoktur...Yine yalnızsındır işte bu duygu bir bıçak gibi keser yüreğini...

İn ce in ce bir sızı hissetmeye başlarsın tıpkı dün sabah hissettiğin gibi...'Yarın' bugün olmuştur ve senin önünde yine sadece 'Yarın' olmasını beklemekle geçecektir.Daha kaç gün geçecektir yaşanmadan bilinmez...Bekleyişlere yüklemişsen aşkını ve 'Yarın'ı bekleyerek tüketiyorsan zamanını bekleme...O yarın hiç gelmez...


Bu Kez Yüreğimdeki Boşluğu Nasıl Dolduracağım Peki? Öyle yadeli sevdalar bana göre değil belki de.Dümdüz heyecansız içimdeki kuşlar kanat çırpmadan ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım AŞKı.Buna AŞK denirse tabi...Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu ozaman?

Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin.Yada farkındasın; ama değilmiş gibi davranıyorsun.Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun.Bense binlerce yanlış ortasında tek başımayım.

Her şarkının sözleri hüzün dolu sensiz gecelerde.Her şarkı sözü özlem kokuyor.Küstüm şarkı sözlerine bu yüzden.Dinledikçe içimden birşeyler kopuyor , ağlama duygusunu atamıyorum.Sessizliğe gömüyorum kendimi çaresiz.

'Seni seviyorum' sözünü öylesine iş olsun diye, ruhunu okşamak için kullanan insanlardan değilim ben.Sevdiğimi söylüyorsam bunu gerçekten hissettiğim için söylüyorumdur.Dünyanın en dürüst insanı olmasamda konu AŞK olunca kendimide senide kandıramam...

Bazen kendimle savaşıyorum seni sevmekten kurtulmalıyım diye.Öylesine karmaşık bir denklemki bu...Seni sevmekten kurtulamazsam benliğimi yitireceğim.Ben ben olmaktan çıkacağım biliyorum.

Peki..
Kurtulmayı başarırsam,bu kez yüreğimdeki boşluğu neyle,nasıl dolduracağım ?

--KeDi--
04-04-12, 22:27
Sen istedin geldim! Bir sözünle karalayıp geçmişimi, vazgeçip her şeyden, sırf sen çağırdın diye koştum senin dünyana. Ve şimdi git diyorsun, her şeyini al ve git... Oysa benim her şeyim sensin. Sen olmadan ben nereye gideyim söyle. Kim anlasın beni sen anlamadıktan sonra. Bu yarınsız sevdanın tüm günahını benim üzerime yıkıp, bir değmezin uğruna harcama beni. Daha gün görmemiş aşkımı söküp alma kalbimden. Beni boynu bükük, ellerim boş, yüreğim kırgın ve sana hasret geri gönderme yar... Öldür ama gönderme! Hiç bir şey değil, sensiz gelecek yıllar yıkar beni. Bir sabah sensizliğe uyansam, acım sığmaz ömrüme. Ve sensiz inen akşamlar sabahı bulmaz bilirim. Sen olmazsan bir meçhule karışır gider ruhum. Her şeye gücüm yeter de hasretine dayanamam. Herkese kalkar asi başım bir sana eğik ve bir tek sende dermanım. Beni ayakta tutan aşkı çekip alırsan eğer, bir daha doğrulamam senin ardından. Ne yaşamın tadı kalır nede sevdanın. Ne hasrete yeter gücüm nede aşkına... Yıkılmış hayallerin altında kalan yüreğime uzanmaz hiç bir el, sende bitersen... Sevmek sebebim olur, sonum olur o zaman. Bir kurşunla çek vur en sevdalı yerimden ama git deme sakın. Gidemem... Burada sen varsın. Bu şehir içinde sen olduğun için benim vazgeçilmezim. Başka bir şehre değil, bir adım uzağına bile gidemem sen olmadan. Beni öldür ama sürgün etme hasretine... Hiç bir şey değil, hasretin yıkar beni...

--KeDi--
04-04-12, 22:28
Aramızda yollar var... Yürüdükçe bitmeyen, seni bana vermeyen yollar var bizi ayıran... Sana öyle hasretim ki bilemezsin. Bir gelsen umutsuzluğumun tam ortasında, bir yudum yaşatsan son nefesini vermeye hazır yüreğimi yeniden, unuturum kederimi. Ve sarılırım düşlerime eskisi gibi. Hiç bırakmam bir dönsen... Sımsıkı tutunurum cennetim ellerine. Ne kırgınlığım kalır, ne küskünlüğüm. Aynı aşkla taşırım yüreğimde. Ama yoksun sen! Sensiz bir hayatı eskitirim sadece. Aramızda kahrolası yollar var. Ne kadar beklesemde yoksun hala. Uzar gider bu hasret solan ömrümde. Kaç defa tükenir umutlarım ve kaç defa kaybederim karanlığımın içinde ellerini. Günden güne azalan ihtimaller tükenecek diye korkuyla titrerken yüreğim, her çareyi uğurlar yalnızlığım sessizce. Bitmek bilmeyen bir kabus gibi yaşanır yokluğunda geceler. Bir yangınım sönerken yenisi başlar yakmaya. Ne zaman seni bulmak için düşsem yollara, yollar sana uzak, yollar seni bilmiyor... Bir anlasam senin yolun hangisi, nasıl ulaşırım sana birbilsem. Hangi dağların ardındasın, hangi günah topraklarda kaldı ayak izlerin... Ah bir bulabilsem seni... Koşsam gelsem kollarına tüm hasretimle. Kokunu çeksem içime geceler boyu. Ellerin ellerimde uyusak hiç uyanmadan öylece... Baharı özletmeyen sıcaklığın yaksa beni yeniden. Ama aramızda yollar var, hemde sana hiç varmayan yollar var ikimizi ayıran... Öyle yorgunum ki bilemezsin...

--KeDi--
04-04-12, 22:29
Kimi zaman şekilden şekle girmemize neden olan kimi zaman ise dilimizi damağımıza dolaştıran bir cümle, özür dilerim!
Söylemek kolay olmasa da birçoğumuza göre, eminim ki zor da değildir. Eğer ortada yapılan bir hata, yanlış sergilenen bir davranış, kırılan bir kişi ve onarılmayı bekleyen bir kalp varsa her şeyi yoluna sokmanın birinci adımıdır belki de özür dilemek.
Karşındaki kişiyi eğer üzdüysen, eğer kırdıysan içinden gelerek söylemelisin bu iki kelimeyi.
Birçok kişinin düşündüğü gibi, özür dilemek küçük düşürmez sizi, karşınızdakinin gözünde zavallı olarak da görünmezsiniz. Özür dilemeyi bilen insanlar yaptıkları hatanın farkında olup içinde bulunduğu durumu düzeltmeye çalışan kimselerdir. Yani her şeyin farkında olan erdemli kişilerdir. Özür dilemek büyüklüktür bence. Farkına varılmışsa yapılan hatanın, en güzel davranıştır içten iki kelime söylemek.
Genelde “ben gerektiğinde özür dilemeyi bilirim” diyen kişilerin aslında özür dilemeyi bilmediklerini çok iyi biliyoruz. Bu cümleyi dile getiren kişi, bulunduğu durumda özür dilemeyi kabul etmeyen kişidir. Yani kısacası, özür dilemeden işin içinden sıvışmaya çalışan kimsenin sığındığı bir cümledir.
Karşınızdaki kişinin sizden küçük ya da büyük olması, statü olarak üstte ya da altta olması hiçbir şeyi değiştirmez. Herkes yaptığı yanlışın farkına varıp, karşısındaki kişiden özür dilemeyi bilmelidir.
Ne olmuş yani statü olarak alttaysa, ya da yaşça sizden küçükse? Gururunuza yediremiyor musunuz bu cümleyi söylemeyi? Aciz, zavallı biri olarak mı hissedeceksiniz kendinizi? Özür diledikten sonra bir daha nasıl onun yüzüne bakarım diye mi düşünüyorsunuz yoksa?
Komik!
Bir harekette bulunurken, bir davranışı hiç düşünmeden sergilerken, ne olacağını umursamadan bilinçsizce davranırken hiçbir şey umurunda olmuyor insanın. Çoğu zaman düşünmeden, nelere yol açacağını zihninden geçirmeden yapıyor insan yapacağını. Sonuçlarına katlanmayı göze almadan, alamadan yapıyor. Sonuçlar istediği gibi olmayınca, hatta hatalı duruma düştüğünde ise özür dilemesi gerektiği yerde bunu yapmaktan çekiniyor, korkuyor ve kaçıyor.
Haksızken haklı olanın gözlerine bakmak ve özür dilemek cesaret gerektiren erdemli bir davranıştır.
Kırılan kalpleri onarmak adına yapılan çok fazla bir şey değildir aslında. Hüzünlenen gözlerden akan iki damla yaşın karşılığında çok görmemek gerekir tek bir cümleyi.
Korkmayın kırdığınız kalbi onarmak için iki kelime sarf etmekten!
Korkmayın özür dilerim demekten…



alıntı

--KeDi--
23-10-12, 07:53
Eskisi kadar özlemiyorum seni, ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
Biraz yorgunum..
Biraz kırgın..
Biraz da kirletti sensizlik beni !
Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
“İyiyimler” yamaladım dilime.
Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
Gel diye beklemiyorum artık,
Hatta istemiyorum gelmeni..
Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
Benim derdim yeter bana banane !
Alıştım mı yokluğuna ?
Vaz mı geçiyorum, varlığından ?
Tedirginim aslında,
Ya başkasını seversem ?
İnan o zaman SENİ HAYATIM BOYUNCA AFFETMEM...!

urunguşat
23-10-12, 08:11
Hala aşkla yazmandan dolayı kutluyorum seni :)

avara12
18-01-13, 18:30
[QUOTE=--KeDi--;6234858][COLOR="#008080"][B]Aramızda yollar var... Yürüdükçe bitmeyen, seni bana vermeyen yollar var bizi ayıran... Sana öyle hasretim ki bilemezsin. Bir gelsen umutsuzluğumun tam ortasında, bir yudum yaşatsan son nefesini vermeye hazır yüreğimi yeniden, unuturum kederimi. Ve sarılırım düşlerime eskisi gibi. Hiç bırakmam bir dönsen... Sımsıkı tutunurum cennetim ellerine. Ne kırgınlığım kalır, ne küskünlüğüm. Aynı aşkla taşırım yüreğimde. Ama yoksun sen! Sensiz bir hayatı eskitirim sadece. Aramızda kahrolası yollar var. Ne kadar beklesemde yoksun hala. Uzar gider bu hasret solan ömrümde. Salam men Azerbaycandanam bura sizle xow sohbetler etmeye gelmiwem.ama burda hec kime mesaj yaza bilmirem.

...MaNYaH...
18-01-13, 18:47
sende msj atma dost avara12 :D

--KeDi--
16-11-13, 14:00
Ne zamandan beri bu kadar ayaklar altına alındı aşk?

Ne zamandan beri aşk deyince, sadece sövesim geliyor benim.

Aşık olduğun adam kimdir? İyi günde ? Kötü günde ? Her ikisinde ya da hiç birinde ? Bir parça emek, bir parça fedakarlık, bir parça, bir parça daha… derken, Kim bizim gözü kör bir aptal olduğumuzu söyledi aşkı yaşayamayanlara ?

Sorsam, “tabi ki kötü günde yanında olmak isterim” diyecek. Ama bilmeyecek ki, kötü günde yanında olmak isteyen adam, önlem alır, iyi gününde de yanında olur ki bilsin. Ne zamanın kötü gün olduğunu bilsin.

Kavga etmiyoruz, susuyoruz. Çok güzel değil mi? Harika. Oysa benim artık sövecek şeylerim kalmadığında gözlerimdeki pırıltı da sökülecek. Ben bir konuşsam, ah bir konuşsam, anlamalı ki hala aşığım ona. Ama konuşmuyorum, konuşamıyorum, tek bir kelime edecek olsam, yatıp uyuyasım geliyor günün hangi saati olursa olsun. Arada bir efkarlanıyorum, kabul. Ama onsuzluğa dair öyle güzel teselliler bıraktı ki bana, daha iki damla göz yaşı döküp ohh diyemeden, uyuyakalıyorum..

Şimdi diyecekler madem konuşasın yok, niye bu cümleler? Çünkü bazen her şey gidiyor, acıman kalıyor. Mesela verdiğin emeklere acıyorsun. O yalnız kalmasın diye kendine rest çekip ona gittiğin anları hatırlıyorsun, sonra avazın çıka çıka onu çağırdığın halde gelmediğini görünce, kendinsiz kaldığın günlere acıyorsun. Acıyorum işte. Aradan kaç yıl geçerse geçsin bir hafta sonrasına acıyorum bazen. Öyle bi acıyor ki, acım yüzünden kendime acıyorum.

Geriye acı kalıyorsa sadece aşk ne kadar baki kalır ? Gülmek yok, heyecan yok, içini ısıtan bir şey yok. Aşk mı bu şimdi ? Salona yanlış seansta girmişiz gibi. E biz romantik komedi bekliyorduk, nerden çıktı bu gerilim tadında korku filmi ? Böyle hayat geçer mi? Hadi oturup bu filmi izleyelim, korkudan ölelim. Önümüzdeki bir ay ışık kapalı uyuyamayacağım belki, ama izleyeyim, belki bu bitince asıl beklediğim film başlar. Diye diye yıllardır aynı filmi izlemişim sanki. Salon değiştirmek aklıma gelmemiş demek ki (!) Gelse de üzülmesin film demişimdir kim bilir.. Oysa onun tek izleyicisi ben değilmişim ki, olamamışım ki hiçbir zaman.

Eee ne olacak şimdi? Şu olacak, bu cümleleri o adam okumayacak. Bir gazete de başka bir isimde görse okurdu belki ama, şimdi okumayacak. Ama ben anlatmış olacağım. İçimden bir duygu türü daha çıkıp gitmiş olacak. Ona dairler biraz daha azalacak. O film daha az korkutacak.

Bir şarkı vardı hani “hadi beni güldür biraz” Benim ki yanlış anlamış olacak bunu “Hadi beni öldür biraz.” O beni öldür öldür bitiremedi. Neyime meraklıysa bu kadar.. Diyorum ki… Neyse gidip de uyuyayım biraz.



alıntı