PDA

View Full Version : Hadis Paylaşımlarınız



Sayfalar : 1 [2] 3 4 5

güneş
08-02-07, 14:22
Allahu Teala şöyle buyurdu; 'Herkim benim veli kuluma düşman olursa Bana harp açmış olur."
Hz. Muhammed (s.a.v.)

güneş
14-02-07, 17:10
Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.
Hz. Muhammed (s.a.v.)

Derya-19
14-02-07, 17:32
Kıyamet yaklaştı, halbuki insanların dünyâya karşı ancak hırsları artıyor. Dünyâ, ancak onların (Cenâb-ı Hakk'a) uzaklıklarını ziyâdeleştirir.

güneş
15-02-07, 22:29
Enes ibni Mâlik ve Câbir ibni Abdullah
radıyallahu anhümâ şöyle diyorlar:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
ailesinden uzun süre ayrı kalan kimsenin,
eşinin bir açığını yakalamak istiyormuş gibi
evine geceleyin ansızın gelmesini doğru bulmazdı.
Hanımın kendine çekidüzen vermesine fırsat tanınmasını tavsiye ederdi.
Kendisi de sefer dönüşünde evine geceleyin gitmez,
ya kuşluk vakti veya akşamüstü giderdi.



Buhârî, Umre 15, 16, Nikâh 121, 122; Müslim, ımâre 180-185; Tirmizî, ısti´zân 19.

mehmetakifm
18-02-07, 23:29
ALLAH'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberler (ve sayarsa, hayatında uygularsa) Cennet’e girer. (Sahih-i Buhari, De'avât, 68; Sahih-i Müslim'de buna yakın bir ifade ile gelmekte, "sayarsa" ifadesi Tirmizi'de bulunmaktadır.)

--------------------------------------------------------------------------

İnsanlara teşekkür etmeyen, ALLAH’a şükretmiş olmaz. (el-Edebül-Müfred, Cilt 1, Hadis No:218, sayfa 231)

--------------------------------------------------------------------------

Yumuşaklıkla hareket et; zira yumuşaklık bulunduğu her şeyi güzelleştirir. (el-Edebül-Müfred, Cilt 1, Hadis No: 479, sayfa 479)

-------------------------------------------------------------------------
Kim elleri yağlı kirli olarak yatar da başına bir zarar gelirse, kendisinden başkasını suçlamasın. (el-Edebül-Müfred, Cilt 2, Hadis No: 1220, sayfa 586)

zadegân
20-02-07, 08:58
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Kişi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacağına dikkat etsin!

Ebu Davud

güneş
21-02-07, 14:01
Üç şey münâfığın alâmetidir: Yalan söyler, sözünde durmaz, emânete hıyânet eder.
Hz. Muhammed (s.a.v.)

güneş
21-02-07, 14:01
En iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenilen ve şerrinden emin olunandır. En kötünüz, kendisinden iyilik beklenilmeyen ve şerrinden emin olunmayandır.
Hz. Muhammed (s.a.v.)

güneş
23-02-07, 14:44
Enes ibni Mâlik ve Câbir ibni Abdullah
radıyallahu anhümâ şöyle diyorlar:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem,
ailesinden uzun süre ayrı kalan kimsenin,
eşinin bir açığını yakalamak istiyormuş gibi
evine geceleyin ansızın gelmesini doğru bulmazdı.
Hanımın kendine çekidüzen vermesine fırsat tanınmasını tavsiye ederdi.
Kendisi de sefer dönüşünde evine geceleyin gitmez,
ya kuşluk vakti veya akşamüstü giderdi.



Buhârî, Umre 15, 16, Nikâh 121, 122; Müslim, ımâre 180-185; Tirmizî, ısti´zân 19.

deha77
23-02-07, 15:48
http://img224.imageshack.us/img224/6978/ads305zmm1.jpg (http://imageshack.us)

Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Ümmetimin hepsi affa mazhar olacaktır, günahı aleni işleyenler hariç. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir ameli Allah örtmüştür. Ama, sabah olunca o: "Ey falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!" der. Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin, üzerindeki Allah'ın örtüsünü açar. İşte bu, günahı aleni işlemenin bir çeşididir.

deha77
23-02-07, 15:50
http://img224.imageshack.us/img224/6978/ads305zmm1.jpg (http://imageshack.us)

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Cum'a namazı, dört kişi hâriç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vâcib bir hakk'dır. Cumadan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle, kadın, çocuk ve hasta.

deha77
23-02-07, 15:52
http://img224.imageshack.us/img224/6978/ads305zmm1.jpg (http://imageshack.us)

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Cum'a günü kim cemaatin omuzlarını yararak ilerlerse cehenneme bir köprü ittihaz olunur.

Tirmizi, Salat 369


Kur'an'dan Peygamber Duaları
Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah'a arzediyorum.

Hz.Yakub'un (AS) Duası - Yusuf 86

muyudi
24-02-07, 11:15
"Allah'ın "Doğuda" bir ordusu vardır.Onun adını TÜRK koymuştur.Kendisine baş kaldıranlardan işte onlar vasıtasıyla intikam alır" (Hadisi nakleden Kazvini.el-Kaşgari,Mahmud,Divanü'l-Lügat et-Türk,İstanbul,1333,s:292)
:)

deha77
26-02-07, 11:49
http://img224.imageshack.us/img224/6978/ads305zmm1.jpg (http://imageshack.us)

Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Himmet yönüyle insanların en yücesi hem dünya hem de ahiret işine himmet gösteren mü'mindir.

Kütüb-i Sitte, 6622
Kur'an'dan Peygamber Duaları
Sıkıntımı, keder ve hüznümü sadece Allah'a arzediyorum.

Hz.Yakub'un (AS) Duası - Yusuf 86

crazy2005
27-02-07, 15:07
istanbul mutlak fethedilecektir onu fetheden asker ne güzel asker onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır
(sav)

düşmana karşı birlik olun yoksa hepiniz perişan olursunuz
(nisa.^1#%.ayet)

izvak
28-02-07, 03:38
Müslüman elinden ve dilinden müslümanların selamette kaldığı kimsedir.Mü'minde insanların can ve mallarında kendisine emniyet edilen kişidir.

Jigsaw1
02-03-07, 02:23
alllah hepinizden razi olsun super bir paylasim..

lazec
06-03-07, 00:56
sağ olun arkadaşlar bu paylaşım larınız için

fasıla
07-03-07, 08:11
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
Muharcirler hicretle Medine'ye gelip (Ensar'ın yardımlarını gördükleri) vakit şöyle dediler: " Ey Allah 'ın Rasûlü ! Biz, çok maldan böylesine cömertce veren, az maldan da yardımı böylesine güzel yapan aralarına inmiş bulunduğumuz şu Medinelilerden başka bir kavmi hiç görmedik! Bize bedel işlerimizi yaptılar, hayatımızı düzene koymada yardımcı oldular. Biz (hicret ve ibadetlerimizle kazandığımız) sevapların hepsini onlar alacak diye korkuyoruz !" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara şu cevabı verdi: " Hayır! Onlar sizin dua ve teşekkürlerinizden hâsıl olan sevabı alacaklar. "
Tirmizi, Kıyamet 45

ProOf<>TupaC
07-03-07, 10:33
sağolun kankalar..

ρяє∂αтσя
17-03-07, 11:14
Ebu'd-Derdâ (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız öyleyse isimlerinizi güzel yapın"

ρяє∂αтσя
17-03-07, 11:14
İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Amdullah ve Abdurrahman'dır."

ρяє∂αтσя
17-03-07, 11:15
Ebu Vehb el-Cüşemî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah'ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrâhman'dır. En sâdık olanları da Hâris ve Hemmâm isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir"

ρяє∂αтσя
17-03-07, 11:15
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "ALLAH (cc) katında en düşük (ahna') isim Melikü'l-emlâk (mülklerin mâliki) ismidir. Allah'tan başka Mâlik yoktur."

ρяє∂αтσя
17-03-07, 11:16
Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kıyamet günü, Allah'ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü'l-emlâk (Şehinşâh) olan kimsedir. Allah'tan başka Mâlik yoktur

ρяє∂αтσя
17-03-07, 11:16
Hz. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ya'la, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti."

mehmetakifm
20-03-07, 22:26
İki göz vardır, onlara ateş değemez: Allah için ağlayan göz ile, Allah yolunda uyanık sabahlayan göz."
(Tirmizî, Fedâilu'l-Cihâd 7, (1632).

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:46
http://img138.imageshack.us/img138/4294/1jpg7knok6fe3.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:46
http://img153.imageshack.us/img153/1055/aile15eo7mbxj3ff3.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:46
http://img138.imageshack.us/img138/2580/9jpg1xfge1sp7.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:47
http://img219.imageshack.us/img219/408/hadis1tt0jp7.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:47
http://img219.imageshack.us/img219/7651/1971zz4gx2.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:47
http://img219.imageshack.us/img219/536/1976hc3vu0.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 01:47
http://img219.imageshack.us/img219/5233/1989cx6tq5.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 21:54
http://img143.imageshack.us/img143/7884/42zrdw1.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 21:55
http://img152.imageshack.us/img152/3622/aceleetmekhadis1979jpid9.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 21:55
http://img152.imageshack.us/img152/3791/affedenkazanirhadis1199eo4.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 21:55
http://img143.imageshack.us/img143/1290/aglamakhadis7058lpfs7.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 21:56
http://img143.imageshack.us/img143/9899/allahazapetmezmihadis14by0.jpg

RuYa_GuZeLi
22-03-07, 21:56
http://img143.imageshack.us/img143/1245/m2cen6dvcq4.jpg

kardelen18
27-03-07, 18:57
Bismillahirrahmanirrahim:



Kutub-i Sitte Hadis-i Serifleri





1 - Ubade Ibnu's-Samit el-Ensari (radiyallahu anh) hazretleri demistir ki: "Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Kim Allah'tan baska ilah olmadigina Allah'in bir ve seriksiz olduguna ve Muhammed'in onun kulu ve Resulu (elcisi) olduguna, keza Hz. Isa'nin da Allah'in kulu ve elcisi olup, Hz. Meryem'e attigi bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduguna, keza cennet ve cehennemin hak olduguna sehadet ederse, her ne amel uzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktir."
Buhari, Enbiya 47; Muslim, Iman 46, ( 28 ); Tirmizi, Iman 17, (2640).
Muslim'in bir baska rivayetinde soyle buyrulmustur: "Kim Allah'tan baska ilah olmadigina ve Muhammed'in Allah'in elcisi olduguna sehadet ederse Allah ona atesi haram kilacaktir."

2 - Ebu Sa'id Ibnu Malik Ibni Sinan el-Hudri (radiyallahu anh) hazretleri demistir ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Kalbinde zerre miktari iman bulunan kimse atesten cikacaktir."
Ebu Sa'id der ki: "Kim (bu ihbarin ifade ettigi hakikatten) supheye duserse su ayeti okusun: "Allah suphesiz zerre kadar haksizlik yapmaz..." (Nisa, 40).
Tirmizi Sifatu Cehennem 10, (2601).Tirmizi hadis icin "sahihtir" demistir.

3 - Yine Ebu Sa'id (radiyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Kim: 'Rab olarak Allah'i, din olarak Islam'i, Resul olarak Hz. Muhammed'i sectim (ve onlardan memnun kaldim)' derse cennet ona vacip olur".
Ebu Davud, Salat 361, (1529).

4 - Yine Ebu Sa'id (radiyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Bir kul Islam'a girer ve bunda samimi olursa, daha once yaptigi butun hayirlari Allah, lehine yazar, islemis oldugu butun serleri de affeder. Musluman olduktan sonra yaptiklari da su sekilde muamele gorur: Yaptigi her hayir icin en az on misli olmak uzere yediyuz misline kadar sevap yazilir. Isledigi her bir ser icin de, -Allah affetmedigi takdirde- bir gunah yazilir."
Buhari hadisi talik olarak kaydeder (Iman 31), Nesai, Iman 10, (8, 105).

5 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Sizden biri iciyle disiyla Musluman olursa, yaptigi herbir hayir en az on mislinden, yedi yuz misline kadar sevabiyla yazilir. Isledigi her bir gunah da sadece misliyle yazilir. Bu hal, Allah'a kavusuncaya kadar boyle devam eder."
Buhari, Iman 31; Muslim, Iman 205, (129).

6 - Muaz Ibnu Cebel el-Ensari (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin (hayatta soyledigi) en son sozu La ilahe illallah olursa cennete gider"
Ebu Davud, Cenaiz 20, (3116).

7 - Ebu Zerr (Cundeb Ibnu Cunade el-Gifari) (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor:Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Bana Cebrail aleyhisselam gelerek "Ummetinden kim Allah'a herhangi bir seyi ortak kilmadan (sirk kosmadan) olurse cennete girer" mujdesini verdi" dedi. Ben (hayretle) "zina ve hirsizlik yapsa da mi?" diye sordum. "Hirsizlik da etse, zina da yapsa" cevabini verdi. Ben tekrar: "Yani hirsizlik ve zina yapsa da ha!" dedim. "Evet, dedi, hirsizlik da etse, zina da yapsa!"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) dorduncu keresinde ilave etti: "Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir".
Buhari, Tevhid 33; Muslim, Iman 153, (94); Tirmizi, Iman 18, (2646).

8 - Cabir Ibnu Abdillah el-Ensari (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Iki sey vardir gerekli kilicidir" Bir zat: -Ey Allah'in Rasulu! gerekli kilan bu iki seyden maksad nedir? diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam):
"Kim Allah'a herhangi bir seyi ortak kilmis olarak olurse bu kimse atese girecektir. Kim de Allah'a hicbir seyi ortak kilmadan olurse o da cennete girecektir" cevabini verdi."
Muslim, Iman 151, (93).

9 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) hazretleri anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e "Ey Allah'in Resulu, kiyamet gunu senin sefaatinle en ziyade saadete erecek olan kimdir?" diye sormustum. Bana: "Hadis'e karsi sende olan aski gorunce, bu hususta senden once bana bir baskasinin sualde bulunmayacagini tahmin etmistim" aciklamasini yaptiktan sonra su cevabi verdi: "Kiyamet gunu benim sefaatimle en ziyade saadete erecek olan kimse, samimi olarak ve icinden gelerek 'La ilahe illallah' diyen kimsedir"
Buhari, Ilm 34, Rikak 50.

10 - Suheyb Ibnu Sinan (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdular: "Mu'min kisinin durumu ne kadar sasirticidir! Zira her isi onun icin bir hayirdir. Bu durum, sadece mu'mine hastir, baskasina degil: Ona memnun olacagi birsey gelse sukreder, bu ise hayirdir; bir zarar gelse sabreder bu da hayirdir".
Muslim, Zuhd 64, (2999).

kardelen18
27-03-07, 18:58
11 - Ebu Hureyre (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zata yemin ederim ki, bu ummetten her kim -Yahudi olsun, Hristiyan olsun- beni isitir, sonra da bana gonderilenlere inanmadan olecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktir".
Muslim, Iman 240, (153).

12 - Vehb Ibnu Munebbih'in anlattigina gore kendisine: "Lailahe illallah cennetin anahtari degil mi? dendi de: "Evet, oyledir ama dissiz anahtar olur mu? Disleri olan anahtarin varsa kapin acilir, yoksa kapali kalir, acilmaz" cevabini verdi.
Buhari, Cenaiz 1.

13 - Abdullah Ibnu Mes'ud el-Huzeli (radiyallahu anh)'nin anlattigina gore, bir adam kendisine "Sirat-i mustakim (dogru yol) nedir?" diye sordu. Ona su cevabi verdi:"Muhammed (aleyhissalatu vesselam), bizi sirat-i mustakimin bir basinda birakti. Bunun obur ucu ise cennete ulasmaktir. Bu ana yolun saginda ve solunda baska tali yollar da var. Bunlardan her birinin basinda bir kisim insanlar durmus oradan gecenleri kendilerine cagiriyorlar. Kim bu dis yollardan birine suluk ederse yol onu atese goturecektir. Kim de sirat-i mustakime suluk ederse o da cennet'e ulasacaktir." Ibnu Mes'ud bu aciklamayi yaptiktan sonra su ayeti okudu: "Iste bu benim sirat-i mustakimimdir, buna uyun. Baska yollara sapmayin, sonra onlar sizi Allah'in yolundan ayirirlar...." (En'am 152)
(Rezin Ibnu Muaviye'nin ilavesidir).

IMANIN HAKIKATI

14 - Abdullah Ibnu Omer Ibni'l-Hattab (radiyallahu anh)'in anlattigina gore, bir adam kendisine: Gazveye cikmiyor musun?" diye sorar. Abdullah su cevabi verir: "Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'i isittim, soyle buyurmustu: "Islam bes esas uzerine bina edilmistir: Allah'tan baska ilah olmadigina ve Muhammed'in O'nun kulu ve elcisi olduguna sehadet etmek, namaz kilmak, oruc tutmak, Kabe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak".
Buhari, Iman 1; Muslim, Iman 22 (....); Nesai, Iman 13, (9, 107-108); Tirmizi, Iman 3, (2612).

15 - Yahya Ibnu Ya'mur haber veriyor: "Basra'da kader uzerine ilk soz eden kimse Ma'bed el-Cuheni idi. Ben ve Humeyd Ibnu Abdirrahman el-Himyeri, hac veya umra vesilesiyle beraberce yola ciktik. Aramizda konusarak, Ashab'tan biriyle karsilasmayi temenni ettik. Maksadimiz, ondan kader hakkinda su heriflerin ettikleri laflar hususunda soru sormakti. Cenab-i Hakk, bizzat Mescid-i Nebevi'nin icinde Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anh)'la karsilasmayi nasib etti. Birimiz sag, oburumuz sol tarafindan olmak uzere ikimiz de Abdullah (radiyallahu anh)'a sokuldu. Arkadasimin sozu bana biraktigini tahmin ederek, konusmaya basladim: "Ey Ebu Abdirrahman, bizim taraflarda bazi kimseler zuhur etti. Bunlar Kur'an-i Kerim'i okuyorlar. Ve cok ince meseleler bulup cikarmaya calisiyorlar." Onlarin durumlarini beyan sadedinde sunu da ilave ettim: "Bunlar, "kader yoktur, hersey hadistir ve Allah onceden bunlari bilmez" iddiasindalar." Abdullah (radiyallahu anh): "Onlarla tekrar karsilasirsan, haber ver ki ben onlardan beriyim, onlar da benden beridirler." Abdullah Ibnu Omer sozunu yeminle de te'kid ederek soyle tamamladi: "Allah'a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dagi kadar altini olsave hepsini de hayir yolunda harcasa kadere inanmadikca, Allah onun hayrini kabul etmez."
Sonra Abdullah dedi ki: Babam Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) bana sunu anlatti:
"Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saclari simsiyah bir adam yanimiza cikageldi. Uzerinde, yolculuga delalet eder hicbir belirti yoktu. Ustelik icimizden kimse onu tanimiyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in onune oturup dizlerini dizlerine dayadi. Ellerini bacaklarinin ustune hurmetle koyduktan sonra sormaya basladi: Ey Muhammed! Bana Islam hakkinda bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Islam, Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in O'nun kulu ve elcisi olduguna sehadet etmen, namaz kilman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gucun yettigi takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabanci: "-Dogru soyledin" diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de soyleneni tasdik etmesine hayret ettik.
Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkinda bilgi ver?"

Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Allah'a, meleklerine, kitablarina, peygamberlerine, ahiret gunune inanmandir. Kadere yani hayir ve serrin Allah'tan olduguna da inanmandir." Yabanci yine: "Dogru soyledin!" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Ihsan Allah'i sanki gozlerinle goruyormussun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu gormesen de O seni goruyor."
Adam tekrar sordu: "Bana kiyamet(in ne zaman kopacagi) hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bu sefer: "Kiyamet hakkinda kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birsey bilmiyor!" karsiligini verdi.
Yabanci: "Oyleyse kiyametin alametinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su aciklamayi yapti:
"Kole kadinlarin efendilerini dogurmalari, yalin ayak, ustu ciplak, fakir -Muslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar cobanlarinin yuksek binalar yapmada yaristiklarini gormendir."
Bu soz uzerine yabanci cikti gitti. Ben epeyce bir muddet kaldim. -Bu ifade Muslim'deki rivayete uygundur. Diger kitaplarda "Ben uc gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'la karsilastim" seklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ey Omer, sual soran bu zatin kim oldugunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" deyince su aciklamayi yapti: "Bu Cebrail aleyhisselamdi. Size dininizi ogretmeye geldi."
Muslim, Iman 1, (8); Nesai, Iman 6, (8, 101); Ebu Davud, Sunnet 17, (4695); Tirmizi, Iman 4, (2613).

Ebu Davud, bir baska rivayette "Ramazan orucu"ndan sonra "cunublukten yikanmak" maddesini de ilave eder.
Yine Ebu Davud'un bir baska rivayetinde su ziyade vardir: "Muzeyne veya Cuheyne kabilesinden bir adam sordu: "Ey Allah'in Resulu, hangi isi yapiyoruz, olup bitmis (levh-i mahfuza kaydi gecmis) bir isi mi, yoksa (henuz levh-i mahfuza gecmemis) su anda yeni baslanacak olan bir isi mi?" Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Olup bitan bir isi" dedi.
Adamcagiz -veya cemaatten biri- yine sordu: Oyleyse niye calisilsin ki? Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su aciklamada bulundu: "Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli muyesser kilinir, ates ehli olanlara da cehennemliklerin ameli muyesser kilinir."

Benzer bir hadisi, Buhari (rahimehullah) Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'den kaydeder.
Bu hadise Tirmizi haric digerlerinde de rastlanir. Mevzubahis rivayette, "sehadette bulunman" yerine "Allah'a ibadet edip hicbir seyi ortak kosmaman" ifadesi de yer alir.
Bu hadiste ayrica "Yalin ayak, ustu ciplak kimseler halkin reisleri oldugu zaman" ziyadesi de mevcuttur.

Su ziyade de mevcuttur: (Kiyametin ne zaman kopacagi), Allah'tan baska hickimse tarafindan bilinmeyen bes gayiptan (mugayyebat-i hamse) biridir buyurdu ve su ayeti okudu: "Kiyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yagmuru O indirir. Rahimlerde bulunani o bilir. Kimse yarin ne kazanacagini bilmez. Ve hic kimse nerede olecegini bilmez..." (Lokman, 34),
Buhari, Iman 37.

Bir baska rivayette "ustu ciplaklar" tabirinden sonra "sagir ve dilsizler arzin melikleri (krallari) olduklari zaman" ziyadesi vardir.
Nesai'nin Sunen'inde su ziyade mevcuttur: "Dedi ki: Hayir, Muhammed'i hakikatle birlikte irsad ve hidayet edici olarak gonderen zat'a yemin olsun, ben o hususta (kiyametin ne zaman kopacagi hususunda) sizden birinden daha bilgili degilim. O gelen de Cibril aleyhisselamdi. Dihyetu'l-Kelbi suretinde inmistir."

16 - Enes Ibnu Malik (radiyallahu anh) anlatiyor: Biz mescidde Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'le birlikte otururken, devesine binmis olarak bir adam girdi ve mescidin avlusuna devesini ihip bagladiktan sonra: "Muhammed hanginizdir?" diye sordu. Biz: "Dayanmakta olan su beyaz kimse" diye gosterdik. -Nesai'deki Ebu Hureyre (radiyallahu anh)'in rivayetinde: "Su dayanmakta olan hafif kirmiziya calan renkteki kimse" diye tasvir mevcuttur.-
Adam: "Ey Abdulmuttalib'in oglu! diye seslendi.
Resulullah (aleyhissalatu vesselam): "Buyur seni dinliyorum" dedi.
Adam: "Sana birseyler soracagim. Sorularimda asiri gidebilirim, sakin bana darilmayasin" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Haydi istedigini sor!"
Adam: "Rabbin ve senden oncekilerin Rabbi adina soruyorum: Seni butun insanlara peygamber olarak Allah mi gonderdi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Kasem olsun evet!"
Adam: "Allahu Teala adina soruyorum: Gece ve gunduz bes vakit namaz kilmani sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah'a kasem olsun evet!"
Adam: "Allah adina soruyorum, senenin su ayinda oruc tutmani sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah'a kasem olsun evet!"
Adam: "Allahu Teala adina soruyorum: Bu sadakayi zenginlerimizden alip fakirlerimize dagitmani Allah mi sana emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah'a kasem olsun evet!"
Bu soru-cevaptan sonra adam sunu soyledi: "Getirdiklerine inandim. Ben geride kalan kabilemin elcisiyim. Adim: Dimam Ibnu Sa'lebe'dir. Benu Sa'd Ibni Bekr'in kardesiyim." (Bunu bes kitap rivayet etmistir. Metin Buhari'den alinmistir).
Muslim'in rivayetinde soyle denir: "Bir adam geldi ve soyle dedi:
"Bize senin gonderdigin elci geldi ve iddia etti ki sen Allah tarafindan gonderildigine inanmaktasin."
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Dogru soylemis" dedi.
Adam tekrar: "Oyleyse semayi kim yaratti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah!" dedi.
Adam: "Peki bu daglari kim dikti ve icindekileri kim koydu?" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Allah!" dedi.
Adam: Peki semayi yaratan, arzi yaratan ve daglari diken Zat adina soyler misin, seni peygamber olarak gonderen Allah midir?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Evet!" dedi.
Adam: "Elcin iddia ediyor ki biz gece ve gunduz bes vakit namaz kilmaliyiz, bu dogru mudur?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Dogru soylemistir!"
Adam: "Seni gonderen adina dogru soyle. Bunu sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Evet!" dedi.
Adam sonra zekati, arkasindan orucu, daha sonra da hacci zikretti ve bu sekilde sordu.
Ravi der ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) de her sualde "Dogru soylemis" diye cevap veriyordu. Adam (son olarak) sordu: "Seni gonderen adina dogru soyle. Bunu sana Allah mi emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Evet!"
Adam sonra geri dondu ve ayrilirken sunu soyledi: "Seni hakla gonderen Zat'a kasem olsun, bunlar uzerine hic bir sey ilave etmem, bunlari eksiltmem de."
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bu kimse sozunde durursa cennetliktir!" buyurdu.
Buhari, Ilm 6; Muslim, Iman 10, (12); Tirmizi, Zekat 2, (619); Nesai, Siyam 1, (4, 120); Ebu Davud, Salat 23, (486).

17 - Talha Ibnu Ubeydillah haber veriyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e Necid ahalisinden bir adam geldi. Saclari karisikti. Kulagimiza sesinin miriltisi geliyordu, ancak ne dedigini anlayamiyorduk. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e iyice yaklasinca gorduk ki, Islam'dan soruyormus.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Gece ve gunduzde bes vakit namaz" demisti ki adam tekrar sordu:
"Bu bes disinda bir borcum var mi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Ramazan orucu da var" deyince adam: Bunun disinda oruc var mi? diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Hayir!" Ancak dilersen nafile tutarsin" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) ona zekati hatirlatti. Adam: "Zekat disinda borcum var mi?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Hayir, ama nafile verirsen o baska!" dedi.
Adam geri dondu ve gider ayak: "Bunlara ilave yapmayacagim gibi noksan da tutmayacagim" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) da: "Sozunde durursa kurtulusa ermistir" buyurdu. Veya "Sozunde durursa cennetliktir" buyurdu.
Ebu Davud'da "Kasem olsun kurtulusa erer, yeter ki sozunde dursun" seklinde te'kidli olarak gelmistir.
Buhari, Iman 34; Muslim, Iman 8, (11); Nesai, Siyam, 1, (4, 120); Ebu Davud, Salat 1, (391); Muvatta, Kasru's-Salat fi's-Sefer 94, (1, 175).

18 - Abdullah Ibnu Abbas'in rivayetine gore, bir kadin, kendisine kupte yapilan sira (nebiz) hakkinda sordu. Kadina su cevabi verdi: "Abdulkays kabilesinin heyeti Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e geldigi vakit: "Bu gelenler kimdir?" diye sordu. "Rebialilar" diye kendilerini tanittilar. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Merhaba, hos geldiniz. Insaallah bu ziyaretten memnun kalir, pisman olmazsiniz" buyurdu.
Misafirler: "Biz uzak bir yerden geliyoruz. Sizinle bizim aramizda su kafir Mudarlilar var. Bu sebeple, size ancak haram ayinda ugrayabiliyoruz. Oyle ise, bize kesin, acik bir amel emret, onu geride biraktiklarimiza da ogretelim. Ve bizi cennete gotursun" dediler.
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) de onlara dort emir ve dort yasakta bulundu: Once tek olan Allah Teala'ya imani emretti ve sordu:
"Iman nedir biliyor musunuz?"
"Allah ve Resulu daha iyi bilir!" dediler. Acikladi: Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in Allah'in kulu ve elcisi olduguna sehadet etmek, namaz kilmak, zekat vermek, Ramazan orucu tutmak, harpte elde edilen ganimetten beste birini odemenizdir."
Resulullah (aleyhissalatu vesselam) onlara su kaplari (sira yapmada) kullanmalarini yasakladi: Hantem (topraktan mamul kup), dubba (su kabagindan yapilmis testiler), nakir hurma kokunden ayrilan canak, muzeffet -veya mukayyer- (ici ziftle -katranla- cilalanmis kap).
Buhari, Iman 40, Ilm 25, Mevakitu's-Salat 2, Zekat 1, Farzu'l-Hums 2, Mevakib 4, Megazi 69, Edeb 98, Haberi'l-Vahid 5, Tevhid 56, Muslim, Iman 23, 24, 25 (17); Ebu Davud, Esribe 7, (3692); Tirmizi, Iman 5, (2614); Nesai, Iman, 25, (8, 120).

19 - Hz. Ali (kerremallahu vechehu) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Kisi dort seye inanmadikca mu'min olmus sayilmaz: Allah'tan baska ilah olmadigina ve benim Allah'in kulu ve elcisi Muhammed olduguma, beni (butun insanlara) hakla gondermis bulunduguna sehadet etmek, olume inanmak, tekrar dirilmeye inanmak, kadere inanmak"
Tirmizi, Kader 10, (2146).

20 - es-Serrid Ibnu's-Suveyd es-Sakafi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu, dedim, annem bana kendisi adina mu'mine bir cariye azad etmemi vasiyet etti. Benim yanimda, Sudanli (nubi) siyah bir cariye var, onu azad edeyim mi?" Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Cagir, onu (goreyim)" dedi. Cagirdim ve geldi. Cariyeye sordu: "Rabbin kim?" Cariye: "Allah!" dedi, tekrar sordu: "Ben kimim?" Cariye: "Allah'in elcisisin!" cevabini verince Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Bunu azad et, zira mu'minedir" buyurdu.
Ebu Davud, Eyman 19 (3283); Nesai, Vesaya 8, (6, 251).

kardelen18
27-03-07, 18:58
21 - Muaviye Ibnu'l-Hakem es-Sulemi anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'e gelip: "Bir cariyem var, coban olarak calistiriyor, koyunlarimi otlatiyordum. Yakinlarda bir koyunumu yitirdi. Ne oldu? diye sorunca, kurt kapti dedi. Koyunun kaybolmasina uzuldum. Insanligim icabi cariyenin suratina bir tokat vurdum. Bu davranisimin kefareti olarak bir kole azad etmeyi adadim. Onu azad edebilir miyim?" diye sordum. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) cariyeye: "Allah nerede?" diye sordu O:
"Goktedir" deyince, "Pekala ben kimim? dedi. Cariye: "Sen Allah'in Resulusun" cevabini verince, Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bana yonelerek: "Bunu azad et, zira mu'minedir" buyurdu.
Muslim, Mesacid 33, (537); Muvatta, Itk 8, (2, 776); Nesai, Sehv 20 (3, 18); Ebu Davud, Eyman 19 (3282).

22 - Abbas Ibnu Abdilmuttalib (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in soyle soyledigini isittim: "Imanin tadini, Rabb olarak Allah'i, din olarak Islam'i, peygamber olarak Muhammed'i secip razi olanlar duyar."
Muslim, Iman 56, (34); Tirmizi, Iman 10, (2625).

23 - Abdullah Ibnu Muaviye el-Gaziri (radiyallahu anh) anlatiyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurdu: "Uc sey vardir.Kim onlari yaparsa imanin tadini alir: Sadece Allah'a kulluk eden, Allah'tan baska ilah olmadigini bilen, her yil gonul hosluguyla zekatini veren! Zekatini da yasli, uyuzlu, hasta, degersiz, kucuk hayvanlardan vermez, aksine mallarinin orta hallilerinden verir. Zira Cenab-i Hakk ne en iyisinden vermenizi emretmistir, ne de en adisinden olana razi olmustur."
Ebu Davud, Zekat 4, (1582).

24 - Behz Ibnu Hakim Ibni Mu'aviye Ibni Hayde el-Kuseyri babasi tarikiyle dedesinden sunu rivayet ediyor: "Dedim ki: Ey Allah'in Resulu, ben sana gelirken, seni ve dinini benimsemiyecegim diye sunlarin (ellerinin parmaklarini gostererek) adedinden fazla yemin ettim. Megerse, Allah ve Resulunun ogrettigi disinda hicbir sey anlamayan bir kimseymisim. Simdi Allah rizasi icin senden soruyorum. Allah seninle bizlere ne gonderdi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam): "Islam"i dedi. "Pekala, dedim, Islam'in alametleri nedir?" Su cevabi verdi: "Kendimi Allah'a teslim ettim, baska seyleri terkettim" demen, namaz kilman, zekat vermendir. Her Musluman bir baska Muslumana haramdir. Iki Musluman birbiriyle kardestir ve birbirlerine yardimcidirlar. Bir kimse Musluman olduktan sonra musrikleri terkedip, Muslumanlara karismadikca hicbir ameli (Allah katinda) makbul degildir."
Nesai, Zekat 72, (5, 82).

25 - Sufyan Ibnu Abdillah es-Sakafi (radiyallahu anh) anlatiyor: "Ey Allah'in Resulu, bana Islam hakkinda oyle bir bilgi ver ki, bana yetsin ve sizden baska kimseye Islam'dan sormaya hacet birakmasin" dedim. Su cevabi verdi: "Allah'a inandim de, sonra da dogru ol" buyurdu.
Muslim, Iman 62, (38).

26 - Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Kim bizim namazimizi kilar, bizim kiblemize yonelir, bizim kestigimizi yerse iste o, Muslumandir".
Nesai, Iman 9, (8, 105). Buhari, Salat 28.
Hadisi Nesai tahric etmistir. Ancak, Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi tarafindan da rivayet edilmis olan uzunca bir hadisin bir parcasidir. Bak:
Tirmizi, Iman 2, (2611); Ebu Davud, Cihad 104, (2641).

MECAZ HAKKINDA

27 - Ebu Hureyre anlatiyor: Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) buyurdu ki: "Iman, yetmis kusur -bir rivayette de altmis kusur- subedir. Haya imandan bir subedir."
Buhari, Iman 3; Muslim, Iman 57-38, (35-36); Ebu Davud, Sunnet 15, (4676); Tirmizi, Iman 6, (2617); Nesai, Iman 16, (8, 110); Ibnu Mace, Mukaddime 9, (57).
Bir rivayette su ziyade vardir: "Bu subelerden en ustunu "Lailahe illallah" sozudur, en asagi mertebede olani da yolda bulunan rahatsiz edici bir seyi kenara cikarmaktir."

28 - Hz. Enes, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'in soyle buyurdugunu anlatiyor:
"Uc haslet vardir. Bunlar kimde varsa imanin tadini duyar: Allah ve Resulunu bu ikisi disinda kalan herseyden ve herkesten daha cok sevmek, bir kulu sirf Allah rizasi icin sevmek, Allah, imansizliktan kurtarip Islam'i nasib ettikten sonra tekrar kufre, inancsizliga dusmekten, atese atilmaktan korktugu gibi korkmak."
Buhari, Iman 9, 14, Ikrah 1; Muslim, Iman 67, (43); Tirmizi, Iman 10, (2626); Nesai, Iman 3, (8, 96); Ibnu Mace, Fiten 23, (4033).
Nesai'nin kaydettigi bir diger rivayette "bu ikisi disinda kalan" tabirinden sonra su ziyade vardir. "Allah icin sevmek, Allah icin bugzetmek."

29 - Yine Hz. Enes (radiyallahu anh) bildiriyor; Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Sizden biri, beni, babasindan, evladindan ve butun insanlardan daha cok sevmedikce iman etmis sayilmaz"
Buhari, Iman 8; Muslim, Iman 70, (44); Nesai, Iman 19,(8,114, 115).
Nesai'nin bir rivayetinde "...malindan ve ailesinden daha sevgili..." denmektedir.

30 - Yine Hz. Enes (radiyallahu anh)'in rivayetine gore Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) soyle buyurmustur: "Sizden biri, kendi icin sevdigini kardesi icin de sevmedikce gercek imana eremez."
Nesai'nin rivayetinde "...hayir seylerden" ziyadesi mevcuttur.
Buhari, Iman 6; Muslim, Iman 71, (45); Nesai, Iman 19, (3, 115); Tirmizi, Sifatu'l-Kiyamet 60, (3517); Ibnu Mace, Mukaddime 9, (66).

merdinho
28-03-07, 22:21
sana çok teşekkür ederim

y@sen
29-03-07, 01:05
''Ölülere kötü söylemeyin. Zira bu sebeple hayattaki yakınlarını incitmiş olursunuz.''

Rüzgar_Gülü
30-03-07, 13:45
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor;
"Biriniz yemek yiyeceği zaman (besmele çekerek) Allâhu Teâlâ'nın ismini zikretsin.Eğer bunu yemeğin evvelinde unutursa 'bismillâhi alâ evvelihi ve ahirihi' desin."

anatomi
31-03-07, 01:30
çok güzel paylaşımlar

metalizayla
31-03-07, 04:41
Yalanları uydurmaları dinin içine sokup onu yabancılaştırmyı bırakmazsanız ateist tayfaya çok büyük yardımınız dokunmaya devam edecek

Rüzgar_Gülü
31-03-07, 10:05
Yalanları uydurmaları dinin içine sokup onu yabancılaştırmyı bırakmazsanız ateist tayfaya çok büyük yardımınız dokunmaya devam edecek
senin yalan dediklerin bu hadis-i şeriflerse ne diim sana .... bir kere benim yazdıım hadisi şerif ve bildiklerim mutlaka sağlam bi kaynaktan alıntıdır...yani yapması zor geliosa ayrı mesele tabi...zor gelince yalan demi...bu paylaşımlardaki bütün hadisleri okuyamadım evet ama sanmıyorum neden uydurma olsun...bizim sonradan bozulma bi dinimizmi var....bi de ateist tayfaya yardımcı olursunuz demişsin...onlara Allah yardım etsin....sen nesin bilmiyorum ama ....hem bi hristiyandan ya da bi yahudiden bi ateist kadar zarar gelmez ve en azından bişiye bağlı olur...yani en azından yargılanacak bi kitabı var inandıı bişeyler...ama ateist öyle mi...zaten o yüzden Allah yardım etsin diyorum ya....zaten kalbine iman nasip olmıyana ne yapsan kar etmez ki...sonrada oraya buraya saldırır...hem diyelimki bi kısım müslüman yanlış yaptı ki her toplumda yok mu yanlış yapan....sana sormam gerekir bunu..bu müslümanlıın temeline zarar vermez ki....Allah tüm insanlara yardımcı olsun....

güneş
02-04-07, 13:54
Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz onları severseniz Allah da sizi sever. Siz onlara yakın olursanız. Allah da size yakın olur. Siz onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz cömerd olunuz ki, Allah Teala da size karşı cömerd olsun.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

güneş
06-04-07, 10:34
Doğru olunuz, doğruluk gerçeği, gerçek de Cennet yolunu gösterir.

Bir kimse doğruluktan ayrılmaz, doğruluğu düstur edinirse, Allah indinde o kimse sıddıklardan olur.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

mechengineer
06-04-07, 22:24
Zinadan sakınınız. Zira, zinada dört hal vardır. Bunlar:
1- Yüzünde olan nur-i cemali,
2- Rızıkda olan hayır ve bereketi giderir.
3- Cenab-ı Allah'ın gazabını gerektirir.
4- Ve uzun müddet Cehennem ateşini icab ettirir

mechengineer
06-04-07, 22:25
Yalan söylemek, insanın yüzünü kara eder. İki şahsın arasını bozmağa
çalışmak; kabir azabını gerektirir.

mechengineer
11-04-07, 18:39
Imam-i Maverdi hazretleri buyuruyor ki:

Dünya çalisma yeridir. Hadis-i serifte, (Dünya ne güzel binektir. Ona binin ki, sizi ahirete kavustursun!) buyuruluyor. Dünya mutlak manada kötü degildir. Ahiret azigini hazirlayanlar için servet yurdudur.

Dünya binegine binersen seni tasir, binemezsen o sana yüklenir ve seni öldürür. Dünya bir alet, bir vasitadir. Bu vasitayi iyi yolda kullanan kazanir, kötü yolda kullanan kaybeder. Mesela size yeni, güzel bir araba veriyorlar. (Bu araba ile, su kadar zamanda su karsidaki köprüyü geçerseniz, kurtulusa ereceksiniz) deniyor. Siz de, arabaya bakip, (Ne kadar da güzelmis) diyerek onu sevmekle mesgul olur, verilen zaman içinde karsiya geçmezseniz, düsman gelir, sizi kiskivrak yakalar, köprüyü geçemezsiniz. Bu vasita, yolculari sahile çikaran bir gemi de olabilir. Bu vasitayla binip gitmeyen kurtulamaz. Dinimiz bu vasitayi, kötülememistir. Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:

(Allah rizasini kazanmak için, dünya ne güzel yerdir. Allah rizasini kazanmayan, ahiret azigini temin etmeyen için de, ne kötü yerdir. Kim, "Allah dünyayi rezil etsin!" derse, dünya da ona, "Hangimiz Rabbimize asi ise, Allah onu rezil etsin!" der.) [Hakim]

(Dünya ahiretin tarlasidir.) [Deylemi]

(Dünyanizi düzeltmeye çalisin! Yarin ölecekmis gibi de ahiret için amel edin.) [Deylemi]

(Hiç ölmeyecekmis gibi dünya için, yarin ölecekmis gibi de ahiret için çalisin!) [I. Asakir]

(Hayirliniz, ahiret için dünyasini, dünya için ahiretini terk etmeyen ve insanlara yük olmayandir.) [Deylemi]

(Dünya, mümin için ne güzel bir binektir. Hayra onunla erisilir.) [Deylemi]

Bizi maksadimiza ulastiran binegin iyi, saglam olmasi istenir. Onun için Allahin bize verdigi akil, saglik, mal gibi nimetleri yerinde kullanmalidir! Cenab-i Hak, dünya saadetini de istemeyi emrediyor: (Ey Rabbimiz, bize dünyada da ahirette de güzellik ver) diye duâ etmemizi istiyor. Hadis-i kutside de, (Ey dünya, bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet eden de senin hizmetçin olsun) buyuruldu. Dünya sevgisini kötüleyen hadis-i seriflerden bazilari söyledir:

(La ilahe illallah diyen, dünyayi dinden üstün tutmadikça, azaptan kurtulur.) [Hakim]

(Dünya isi için üzülen Allaha karsi öfkelenmis olur.) [Taberani]

(Din islerinde kendinden üstün olani görüp ona uyan, dünya islerinde ise kendinden asagisina bakip Allaha hamd eden sükretmis olur.) [T. Gafilin]

(Dünya malindan ayrilinca üzülmek, buna kavusunca sevinmek ve azginlik yapmak, insani cehenneme götürür.) [Tirmizi]

(Dünyayi seven, ahiretine zarar verir. Ahireti seven, dünyasina zarar verir. O hâlde, devamli olani, geçici olana tercih etmelidir.) [Beyheki]

(Ilim, Allah rizasi için degil, dünya menfaati için ögrenilip, ibâdetler, dünya menfaatlerine alet edildigi zaman fitneler zuhur eder.) [Abdür-Rezzak]

Dünyalik için ne kadar üzülürsen o nispette ahiret sevgisi kalbden çikar. Ahiret için ne kadar üzülürsen, o nispette dünya sikintisi kalbden çikar. Yani bunlar dogu ile bati gibidir, birine yaklasan digerinden uzaklasir.

kralömer
11-04-07, 18:53
teşekkürler kanka

güneş
11-04-07, 19:21
kanka orda hadis paylaşımı yapalım diye sabit konu var lütfen hadis paylaşımlarına ordan devam edelim ayrıyeten konu açmanın manası yok birleştirilmiştir saygılar

güneş
21-04-07, 03:13
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

559. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Evladım! Evine girince selâm ver ki, selâmın hem sana, hem de aile halkına bir bereket olsun."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

560. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Selâm, konuşmaktan önce gelir."
Câbir radnıyallahu anh. Tirmizî.

561. Enes, çocukların yanına uğrayıp, onlara selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle yapardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

562. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, biz kadınların yanına uğradı ve selâm verdi.
Esma radıyallahu anha. Tirmizî.

563. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bir topluluk bir yere vardıklarında, içlerinden birinin onlara selâm vermesi yeterli olur. Oturanlardan birisinin onlardan selâm alması yeterlidir."
Ali radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

564. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Binekli yürüyene, yürüyen durana, az olanlar çok olanlara, küçük büyüğe selâm verir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

565. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İnsanların en acizi duada aciz olan, insanların en cimrisi de selâm vermekte cimri olandır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.

566. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İçinizden hiçbir kimse yoktur ki, bana selâm gönderdiği zaman, Allah onu benim ruhuma ulaştırıp da ben onun selâmını almayayım."
Enes radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

567. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Buluşup el sıkışan iki müslüman yoktur ki, ayrılmadan önce Allah onları bağışlamasın."
Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

568. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın."
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

569. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"İhtiyara, sırf yaşından dolayı hürmet eden hiç kimse yoktur ki, Allah da ona yaşlandığında saygı gösterecek birini ihsan etmesin."
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

570. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!"
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

571. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme şu elimle biat ettim ve elini öptük de buna itiraz etmedi.
İbn Rezîn radıyallahu anh. Taberânî.

572. Sahabiler için Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden daha sevgili hiçbir şahıs yoktu. Buna rağmen, onu gördükleri zaman, hoşlanmadığını bildikleri için ayağa kalkmazlardı.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

573. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kim insanların kendisi için ayağa kalkıp saygı göstermelerini isterse, ateşteki yerine hazırlansın."
Muaviye radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

y@sen
21-04-07, 17:24
" Cennet'e giremezsiniz iman etmedikçe,
İman etmiş olmazsınız birbirinizi sevmedikçe..."
Hz.Muhammed (s.a.v.)

RuYa_GuZeLi
21-04-07, 17:51
http://img518.imageshack.us/img518/9669/abdesthadis1bh.jpg (http://imageshack.us/)

RuYa_GuZeLi
21-04-07, 17:52
http://img518.imageshack.us/img518/5673/aceleetmekhadis5qk.jpg (http://imageshack.us/)

RuYa_GuZeLi
21-04-07, 17:52
http://img518.imageshack.us/img518/9238/aceleetmekhadis15nt.jpg (http://imageshack.us/)

RuYa_GuZeLi
21-04-07, 17:52
http://img96.imageshack.us/img96/1875/affedilmeyenkimsehkudsi3zp.jpg (http://imageshack.us/)

RuYa_GuZeLi
21-04-07, 17:52
http://img147.imageshack.us/img147/4172/aglamakhadis13xk.jpg (http://imageshack.us/)

gulbeseker38
22-04-07, 14:12
bir hadiste benden
"KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR"

mrymn
22-04-07, 21:09
teşekkürler

mrymn
22-04-07, 21:11
"İki günü birbirinin aynı olan zarardadır"

mrymn
22-04-07, 21:17
Ebû Hüreyre (r.a.) den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu:

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!”

(Müslim, İman 93-94)

merkan
24-04-07, 12:09
Rifae'nin azatlı kölesi Ebu Ubeyde Rafiğ ( r.a.)'den nakille Resulullah ( a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah rızası ( için ver ) şeklinde bir şey isteyen mel'undur. Allah rızası için ( ile bir şey istenilip te ) vermeyen de mel'undur. ( Taberani
not:günümüz dilenciliği şiar edinmiş zenginlere vermemek sanırım müstesnadır..

kerter.67
24-04-07, 13:15
Yalan Üzerine Hadisi Şerifler
YALANIN VE YALANCININ ZEMMİ





5165 - Safvân İbnu Süleym radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"
"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:
"Evet!" buyurdular. Biz yine:
"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."
Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).
5166 - İmam Mâlik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud radıyallahu anh şöyle demiştir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir."
Muvatta, Kelam 18, (2, 990).
5167 - Behz İbnu Hakim an ebihi an ceddihi anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!"
Ebu Davud, Edeb 88, (4990); Tirmizi, Zühd 10, (2316).
5168 - Esma radıyallahu anha anlatıyor: "Bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim bir kumam var. Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:
"Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki yalan elbisesini giyen gibidir" cevabını verdi."
Buhari, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997).
5169 - Abdullah İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:
"Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme:
"Çocuğa ne vermek istemiştin?" diye sordu.
"Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam:
"Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular."
Ebu Davud, Edeb 88, (4991).
5170 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ümmetimin sonunda yalancı Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!"
Müslim, Mukaddime 6, (6).
5171 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Şeytan insan suretinde temessül eder ve bir cemaate gelerek onlara yalan şeyler söyler. Bir müddet sonra cemaattekiler dağılırlar. Onlardan biri:
"Bir adam dinledim, yüzünü de tanırım ama ismini bilmiyorum. Şöyle şöyle söylemişti" diyerek (onun yalanını bilmeden tekrar eder)"
Müslim, Mukaddime 7. hadisin arkasında).
YALANIN MÜBAH OLDUĞU YERLER
5172 - Esmâ Bintu Yezîd radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır: Bu üç yere gelince:
1. Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı,
2. Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.
3. İki müslümanın arasında sulhü sağlamak kasdıyla söylenen yalan."
Tirmizi, Birr 26, (1940).
5173 - Ümmü Külsüm Bintu Ukbe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, diyordu ki:
"İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir."
Buhari, Sulh 2; Müslim, Birr 101, (2605); Ebu Davud, Edeb 58, (4921); Tirmizi, Birr 26, (1939).
5174 - Safvan İbnu Süleym ez-Zühri radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben karıma yalan söyleyeyim mi?" demişti. Aleyhissalatu vesselam: "Yalanda hayır yoktur!" buyurdular. Adam:
"Vaadde bulunmama, lehinde söylememe ne dersiniz?" diye tekrar sordu. Aleyhissalatu vesselam da: "Öyleyse sana bir vebal yok!" buyurdular."
Muvatta, Kelâm 18, (2, 990).
5175 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah'ın zatıyla ilgili; biri "İnne sagimü" sözüdür; diğeri de "Bel fegalehu kebiruhum haza" sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sâre Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır'a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti. Sâre güzel bir kadındı. Sâre'ye: "Bu cebbâr herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kızkardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslâm yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir müslüman bilmiyorum" dedi.
Bunlar zâlim kralın memleketine girince, adamlarından biri bunları gördü. Hemen gidip:
"Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki, sizden başkasının olması münasib değildir" dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sâre'yi yanına getirtti. Hz. İbrahim namaza durdu. Sâre adamın yanına girince, kraI (onu ayakta karşıladı, fakat) elini ona uzatamadı. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye:
"Elimi salması için Allah'a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!" dedi. Sâre de dediğini yaptı. Ama kral tekrar Sâre'ye sataşmak istedi. Eli, öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. Sâre'ye aynı şekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye yine:
"Allah'a dua et, elimi salsın, sana zarar vermeyeceğim!" diye rica etti. Sâre dua etti, adamın elleri açıldı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: "Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. Bunu diyarımdan çıkar!" dedi. Sâre'ye, Hâcer'i bağış olarak verdi.
Sâre yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce:
"Nasılsın, ne haber?" dedi. Sâre:
"Hayır var! Allah cebbârın elini tuttu ve (bana) bir hâdim verdi!" dedi."
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki:
"Ey sema suyunun oğulları! Bu kadın (Hâcer) sizin annenizdir."
Buhâri, Enbiyâ 9, Büyü' 100, Hibe 36, Nikâh 12, İkrâh 6; Müslim, Fezâil 154, (2371); Ebu Dâvud, Talâk 16, (2212); Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3165).
RESULULLAH HAKKINDA YALAN
5176 - Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer."
Buhâri, İlm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, İlm 8, (2662).
5177 - İbnu'z-Zübeyr radıyallahu anhüma anlatıyor: "Babama dedim ki: "Ben niye senin Resülullah'tan hadis rivayetini işitmiyorum. Halbuki falan ve falandan çokça işitiyorum?" Bana şu cevabı verdi:
"Evet ben, müslüman olduğum günden beri Aleyhissalâtu vesselâm'ı hiç terketmedim. Hep beraber olduk. Ancak O'nun şöyle söylediğini de işittim:
"Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın."
Buhâri, İlm 38; Ebü Dâvud, İlm 4, (3651).
5178 - Muğire İbnu Şu'be radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"
Buhâri, Cenâiz 34; Müslim, Mukaddime 4, (4); Tirmizi, İlm 9, (2664).
5179 - Mücâhid merhum anlatıyor: "Büşeyr el-Aşevi, Hz. İbnu Abbâs
radıyallahu anhümâ'ya gelip:
"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki..." diyerek birşeyler anlatmaya kalktı. Ancak İbnu Abbâs onu konuşmaya bırakmadı ve kendisine iltifat etmedi. Büşeyr:
"Sözlerimi niye dinlemiyorsunuz? Ben size Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'dan anlatıyorum, hiç tınmıyorsunuz, niçin?" diye sordu. İbnu Abbâs ona şu cevabı verdi:
"Biz vaktiyle, bir kimsenin "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki" dediğini işitince, gözlerimizi ona çevirip kulaklarımızı da dinlemek üzere uzatıyorduk. Ne zaman ki, insanlar hadis rivayetinde laubalileştiler, biz de onlardan ancak bildiklerimizi almaya başladık."
Müslim, Mukaddime 7, (7)

kardelen18
24-04-07, 17:22
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet ediliyor:
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter. ”

Müslim, Birr 72. (III, 2002

mehmetakifm
28-04-07, 21:57
Kim elindeki ile yetinirse Allah (c.c) onu zengin eder.
Hadis-i Şerif

mehmetakifm
28-04-07, 21:57
ALLAH'IM! Boş amellerden,ahlakı kötüsünden sana sığınırım.
(Hadis-i Şerif)

güneş
02-05-07, 16:10
AHLAK, HAYA, MERHAMET, SEVGİ...

389. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Mâlik.

390. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"iman bakımından müminlerin en mükemmeli, ahlâkça en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır."
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.

391. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kıyamet günü, müminin terazisinde, güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Allah teâlâ, çirkin konuşan ve ne konuştuğunu bilmeyenlerden nefret eder."
Ebû Derda radıyallahu anh. Tirmizî.

392. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde mevki bakımından bana en yakın olanlarınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır.
En nefret ettiklerim ve kıyamet gününde benden en uzak olanlarınız ise, gevezeler, lafazanlar ve yüksekten atanlardır. Onlar büyüklük taslayan kimselerdir."
Câbir radıyallahu anh. Tirmizî.

393. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Haya îmandandır, îman ise cennettedir. Utanmazlık cefadandır, cefa ise cehennemdedir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

394. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Haya ve gerekeni konuşmak îmanın, açık saçık ve lüzumsuz konuşmak ise münafıklığın kısımlarındandır."
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Tirmizî.

395. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Geçmiş peygamberlerin, sonraki insanlara ulaşan sözlerinden birisi de şudur:
"Utanmadıktan sonra ne istersen yap!"
Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

396. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem örtüsü içindeki bakire kızdan daha fazla haya sahibiydi.
Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman, biz onu yüzünden anlardık.
Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

397. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin."
İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

398. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, torunu Hasanı öptü.
O sırada bir adam:
"Benim on çocuğum var, daha bugüne kadar hiçbirini öpmedim," dedi.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona baktı ve sonra şöyle buyurdu:
"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz!"
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

399. Bir bedevi, Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme gelip dedi ki:
"Siz çocuklarınızı öpüyorsunuz, biz öpmeyiz."
Şöyle buyurdu:
"Allah sizin kalbinizden merhameti çıkarmışsa ben ne yapabilirim ki?"
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.

400. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Allah, mahlukatı yaratınca, Arş üstünde bulunan kitabına şunu yazdı:
"Merhametim öfkemi geçmiştir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

401. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Allahın yüz merhameti vardır. Bir tanesini yeryüzüne indirmiştir ki, cinler, insanlar, hayvanlar ve zararlı sürüngenler aralarında onun sayesinde birbirlerine acıyıp merhamet ederler. Yabanî hayvanlar, onunla yavrularına şefkat gösterirler.
Geride kalan doksandokuz merhametini kıyamet gününe ertelemiştir ki, âhirette kullarına onunla davranacaktır."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

402. Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme esirler getirildi. Aralarında memeleri sütle dolmuş bir de kadın vardı, esirler arasında bulduğu bir çocuğu kapıp bağrına bastı ve onu doyasıya emzirmeye başladı.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
"Ne dersiniz, bu kadın, bu çocuğunu ateşe atar mı?"
"Hayır, vallahi atmaz!" dediler.
"Allahın kullarına olan şefkati, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha çoktur."
Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

403. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Günahkâr bir kadın, sıcak bir günde, dilini dışarı çıkarmış susuzluktan soluyan bir köpek gördü. Hemen ayakkabısını çıkararak kuyudan su çekti, ona içirdi.
Bu sebeple Allah onu bağışladı."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

404. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Bir kadın, kedi yüzünden cehenneme girdi. Kediyi eve hapsetmiş, yiyecek bir şey vermemiş, üstelik gidip yiyecek araması için onu serbest de bırakmamıştı."
İbn Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

405. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Müminler, birbirlerini sevmekte, merhamet etmekte, şefkat göstermekte tek vücut gibidirler. O vücudun bir organı rahatsız olursa, diğer organlar da acı çekip uykusuz kalır."
Nûman radıyallahu anh. Buhârî.

406. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kişi, müslüman kardeşini severse, onu sevdiğini kendisine bildirsin."
Mikdam radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

407. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o, bir gün nefret ettiğin kişi olabilir.
Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et! Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

408. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Yumuşaklık, bulunduğu şeyi süsler, bulunmadığı şeyi ise çirkinleştirir."
Aişe radıyallahu anha. Müslim.

409. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Beni, Allahın bana verdiği mevkiden daha yukarı çıkartmanızı istemiyorum. Ben, Abdullahın oğlu Muhammedim. Allahın kulu ve elçisiyim."
Enes radıyallahu anh. Rezîn.

410. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kıyamet gününde Allah teâlâ şöyle buyuracak:
"Celâlim hakkı için, birbirlerini sevenler nerede? Bugün onları, gölgemden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı şu anda, gölgemde gölgelendireceğim."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

411. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Allah teâlâ buyurdu:
"Benim rızam için birbirlerini sevenlere, birbirlerini ziyaret edenlere ve birbirlerine ikram edenlere muhabbetim vacip olmuştur."
Ebû idris radıyallahu anh. Mâlik.

412. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Amellerin en üstünü, Allah için sevmek, Allah için nefret etmektir."
Ebû Zer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

413. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Allahın kullarından birtakım insanlar vardır ki, ne peygamberdirler ve ne de şehîddirler. Lâkin Allah katındaki mevkilerinden dolayı, onlara, hem peygamberler, hem de şehîdler gıpta edeceklerdir.
Onlar, akraba olmadıkları ve maddi yönden hiçbir çıkarları da bulunmadığı hâlde, birbirlerini yalnız Allah için sevenlerdir.
Vallahi, onların yüzleri nurdur, şüphesiz onlar nur üzere olacaklardır. insanlar korktukları zaman onlar korkmayacak, üzüldükleri zaman onlar üzülmeyeceklerdir."
Sonra şu âyeti okudu: "Haberiniz olsun. Allahın velîleri var ya, onlar için ne korku vardır ve ne de mahzun olacaklardır."
Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

güneş
02-05-07, 16:11
Hadis genel ifadesiyle, Allah için birbirlerini ziyaret edenler, birbirine nasihat edenler, birbirlerine yardım edenler ve birbirlerini sevenler Allah'ın sevgisini kazanmayı hak ediyor anlamını ifade etmektedir.
Dünyaya hükmeden bir kanun olan sevgi, imanın bir belirtisidir. Hz. Peygamber, "Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmazsınız." (Müslim) buyurmaktadır. Sevgi, insanı cennete götüren salih bir ameldir.

Sevginin en güzeli, en mükemmeli, en incesi, eşler arasında oluşan sevgidir ki, ailede huzur ve mutluluğun devamını sağlar. "O'nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir." (Rum, 21)

Buhari'nin rivayetine göre, Resulullah'a, en çok kimi sevdiği sorulur, O da herkesin önünde 'AİŞE' der. Başka bir hadiste de müminlere şu tavsiyede bulunuyor: 'En hayırlınız, eşine hayırlı olanınızdır. Ben eşine en hayırlı olanınızım.'

kardelen18
02-05-07, 19:55
http://img73.imageshack.us/img73/1140/bismillahjd0.jpg

Aleyhisselam
Manası: Allahın selamı, onun üzerine olsun.

Aleyhissalatu vesselam
Manası: Allahın salatu selamı onun üzerine olsun.

Sallallahu aleyhi ve sellem
Manası: Allahu Teala, Ona salatu selam etsin.

Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed
Manası: Allahım! (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.

Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)


Gerçek su ki,insanlar kendi iç dünyalarini degistirmeden
Allah onlarin durumunu degistirmez.
(13 Ra'd 11)
Bu böyledir,çünkü Allah,bir topluma bahsettgi nimeti ve esenligi,
o toplum kendi gidisini degistirmedikçe asla degistirmez;
ve[bilin ki] Allah herseyi isiten,her seyi bilendir.
(8Enfal 53)
Ey iman edenler!Adaleti titizlikle ayakta tutan,
kendini,ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Nisa Süresi ( 135 )

Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz: İhtiyarlık gelmeden gençliğin, hastalık gelmeden sıhhatin, fakirlik gelmeden zenginliğin, dünyada ahireti kazanmanın, ölüm gelmeden hayatın. Hadîs-i şerîf
Yapacağın her işi, önce düşün! Allahü teâlânın râzı olduğu, izin verdiği bir iş ise, onu yap! Böyle değilse, o işten kaç! Hadîs-i şerîf

Bir Müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları affolur ve her adımı için sevap verilir. Hadîs-i şerîf

Çocuklarına Kur'ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur'ân hocasına gönderenlere, öğretilen Kur'ânın her harfi için, 10 defa Kâ'be-i muazzama ziyareti sevabı verilir. Hadîs-i şerîf

Batuhan32
03-05-07, 00:31
Allah'in kitabini okumak ve ders yaparak onu mutaala maksadiyla Allah'in evlerinden birinde veya baska bir yerde bir araya gelen cemaate, muhakkak ki, Allah gönül huzuru verir. Onlari rahmet ve lütfuna bogar. Melekler onlarin etrafini sarar ve Allah onlari -Mele-i 'Âlâda- yaninda bulunanlarin huzurunda överek anar.
Tirmizi, Ilm 2


Mü'min cennete kavusuncaya kadar, kulagina gelen hayirli söz ve hikmete doymaz.
Tirmizi, Ilm 19


Allah sizden üç hususta razi olur ve üç hususta da size gazap eder. Sizin kendisine ibadet edip ona hiçbir ortak kosmamaniza; toptan Kur'an-i Kerim'e yapis�*maniza ve Allah'in basiniza geçirdigi kisilere itaat etmeni�*ze razi olur. Dedikodu yapmaniza, malinizi gereksiz yerle�*re harcamaniza ve çok soru sormaniza da gazab eder.
Müslim, Akdiye 30



Sikilik huyundan kaçinin. Zira sizden önce gelip geçenler bu huy yüzünden helâk oldular. Söyle ki: Bu huy onlara cimrilik emretti, onlar hemen cimrilesiverdiler, sila-i rahmi kesmelerini emretti, hemen sila-i rahmi kestiler, dogru yoldan çikmayi (fücur) emretti, hemen dogru yoldan çiktilar.
Ebu Davud, Zekat 46


Dislerinizi misvaklayin. Çünkü misvak agiz için temizlik sebebidir, Allah'in rizasina vesiledir. Cibril her gelisinde bana misvaki tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz kilacagindan korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endise etmeseydim bunu onlara farz kilardim. Ben öyle (ciddi) misvak kullanirim ki, öndeki dislerimin (veya dis etlerimin) diplerinden kazinacagi endisesine kapilirim.
Kütübü Sitte, 6043



Her kim abdeste baslarken Allah'in adini anmaz ise onun abdesti yoktur.
Ebu Davud, 110



Namaza gelirken kosmayin. Vakur bir sekilde yürüyün. Yetisebildiginizi kilar, yetisemediginizi tamamlarsiniz.
Nesai, 861



Canim elinde olan zata yemin olsun ki, saflarin arasindaki bosluklarda seytani siyah bir koyun gibi dolasirken görüyorum.
Ebu Davud, 667



Sizden birisi namaza durdugu zaman seytan ona gelir ve onu sasirtip yanlisliga düsürmeye çabalar, hatta kisi ne kadar kildigini bile unutuverir. Sizden birisi bu hale düserse oturur halde iki secde yapsin.
Buhari, 1175


Namazda uykusu kendisine galebe çalan varsin uyusun. Hatta uykusunu iyice alsin. Çünkü kisi uykulu olarak namaz kildiginda istigfar mi ediyor, kendisine beddua mi ediyor bilemez.
Müslim, 786


Sakin sizin biriniz silâhini (teshîr edip de) din kardesine isâret etmesin! Çünkü isâret eden kimse bilmez ki, belki seytan eline hiz verir de (din kardesini vurur); bu sûretle Cehennem`den bir çukura yuvarlanir.
Buhari, 2116



Insanlar sizlere ilimden sormaya devam ederken sunu demeye kadar gelirler: "Anladik, Allah herseyin yaraticisidir, pekiyi Allah'in yaraticisi kimdir?" Bunu söyledikleri zaman siz: "Allah birdir, Allah sameddir (ne bir yaraticiya ne de bir baska seye muhtaç degildir), dogurmadi, dogurulmadi da. O'nun bir dengi de yoktur" deyin, sonra solunuza üç kere tükürüp istiâze ile seytandan Allah'a siginin.
Ebu Davud, Sünnet 19



Namaza gelirken kosmayin. Vakur bir sekilde yürüyün. Yetisebildiginizi kilar, yetisemediginizi tamamlarsiniz.
Nesai, 861



Kiyamet günü üç grup insan sefaat eder: peygamberler, sonra alimler, sonra da sehitler.
Ibni Mace, Zühd 37


Her kul öldügü hal üzere diriltilir.
Müslim, Cennet 83


Yüce Allah, yaptiginiz isi saglam ve iyi yapmanizdan hosnut olur.
Beyhakî, Su’abu’l-Imân, 4/334.



Mü’min, geçimi güzel olan kisidir. Geçimsiz kiside hayir yoktur.
Ahmed b. Hanbel,11/400



Kim, sözlesme yaptigi kimseye zulmeder, hakkini kisar veya gücünün üzerinde bir sey emreder yahut rizasi disinda bir seyini alirsa kiyâmet günü onun aleyhine bizzat ben delil (ve davaci) olacagim.
Ebu Davud, Harac 33



Çevresindeki insanlarin serrinden emin olmadigi kisi, cennete giremez.
Müslim, Iman 19


"Süphesiz siz, sizden öncekilerin yoluna karis karis, arsin arsin tabi olacaksiniz. Hatta onlar, bir keler deligine bile girseler, onlarin arkasindan gideceksiniz.” Bunun üzerine sahabe “Ey Allah’in Rasûlü! Onlar Yahudi ve Hiristiyanlar midir” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v) “ya kim olacak! evet onlardir” buyurdular...
Buhari, Enbiya 50



Insan, elinin emeginden daha hayirli bir lokma yememistir. Allah’in elçisi Dâvût (a.s) da, kendi elinin emegini yerdi.
Buhari, Büyu 15



Kur’ân, Allah’a gökyüzünde ve yeryüzünde bulunan her seyden daha sevimlidir.
Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân 6



Nerede olursan ol Allah’tan kork!
Tirmizi, Kitâbü’l-birr ve’s-sila 55



Allah’tan korkunuz. Çocuklariniz arasinda âdil davraniniz.
Buhari, Hibe 12,13



Iki günü birbirine denk olanlar aldanmistir.
Kesfü’l-hafâ, 54


Müslüman, Müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez; onu tehlikeye atmaz…
Müslim, Birr 58



Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki bütün seyler kendisinin olsa bile dünyaya geri dönmek istemez. Sadece sehit, gördügü itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve defalarca sehit olmayi ister.
Buhari, Cihad 21



Müminlerin iman bakimindan en olgunu, ahlâkça en güzel olanidir.
Ibn-i Mâce, Nikah 50



Kim bilgisizligine, ehliyetsizligine ragmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder.
Tirmizi


Dünya, mü'minin zindani, kafirin de Cennetidir.
Müslim, Zühd 1


Arefe, kurban ve tesrik günleri biz müslümanlarin bayramidir. Bu günler yeme, içme günleridir.
Nesai, Menasik 195


Âdemoglu, kurban bayrami günlerinde Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir is yapmis olamaz.
Tirmizi, Edahi 1


Cuma gününde öyle bir saat vardir ki, sayet bir müslüman kul o saate rastlar da Allah’tan bir hayir isterse, Allah onu kendisine mutlaka verir
Müslim, Cum'a 4


Kisinin mali sadaka sebebiyle eksilmez. Bir kula haksiz zulüm yapilir o da sabrederse, Allah onun izzetini (dünya ve ahirette) mutlaka artirir...
Tirmizi, 2326


Islam garib olarak basladi, tekrar basladigi gibi garib hale dönecektir. Gariblere ne mutlu!
Tirmizi, 2631


Müslüman, dilinden ve elinden diger müslümanlarin güvende oldugu, mü’min de insanlarin mallari ve canlari hususunda kendisine güvendigi kisidir.
Tirmizi, Iman 12


Ümmetimin sonunda yalanci Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarinizin hiç isitmedigi seyleri anlatacaklar. Onlardan sakinin!
Müslim, Mukaddime 6


Günesin üzerine dogdugu en hayirli gün Cuma günüdür. Adem (as) o gün yaratilmis, o gün cennete konulmus, o gün cennetten çikarilmistir. Kiyamet de ancak Cuma gününde kopacaktir.
Müslim, Cum'a 5


Kiyamet günü insanoglu, ömrünü nerede harcadigindan, yaptigi isleri ne niyetle yaptigindan, nasil kazanip nereye harcadigindan, vücudunu ve sihhatini nerede ve nasil degerlendirdiginden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrilmaz.
Tirmizi, Kiyame 1


Allah’im sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet
Tirmizi, Da'avat 84


Canin her istedigini yemek de israf cümlesindendir.
Ebu Davud


Ilim ögretin; fakat uns ve siddet göstermeyin! Zira güler yüzlü muallim sert olandan hayirlidir.
Beyhaki


Masrafta iktisat, geçimin yarisidir. Insanlara dostluk ve muhabbet aklin yarisidir. ilmi soruda naziklik, samimilik ve güzellik bilginin yarisidir.
Taberani


Namaza durdugun zaman tekbir al. Sonra Kur´an´dan kolayina geldigi kadar âyet oku. Ardindan rükûa var, bütün organlarin tamamen hareketsiz kalincaya kadar öylece dur. Sonra basini kaldir, ayakta iyice dogruluncaya kadar dur. Ardindan secdeye var, bütün organlarin tamamen hareketsiz kalincaya kadar secdede öylece kal. Sonra basini kaldir, bütün organlarin tamamen hareketsiz kalincaya kadar otur. Namazin bütün rekâtlarinda bunu böyle yap.
Müslim, Salât 45


Her müslümanin haftada bir gün basini ve bütün bedenini yikamak sûretiyle gusletmesi yani boy abdesti almasi onun uhdesinde Allah'in hakkidir
Beyhaki


Sizden biriniz mescide girdigi zaman iki rek'at namaz kilincaya kadar yani kilmadikça oturmasin.
Buhari


Allah'in rahmet ve inayet eli cemaat ile beraberdir.
Tirmizi, Fiten 7


Ölü can verince melekler ondan "(Âhirete) ne götürdü?" der. Insanlar da "Geriye (miras) ne birakti?" der.
Beyhaki


Kisi, dostunun dini üzeredir. Bu nedenle, kiminle dost olacagina dikkat etsin!
Ebu Davud


Kisinin sirtinda odun tasiyarak geçimini saglamasi, versin veya vermesin birisinden bir sey istemesinden daha hayirlidir.
Buhari, Buyu 15


Ashabima sebbetmeyin (dil uzatmayin). Nefsim elinde olan Zât-i Zülcelâl'e yemin olsun (sizden) biri, Uhud dagi kadar altin infak etse, onlardan birinin infak ettigi bir müdd'e hatta yarim müdd'e bedel olmaz.
Müslim, Fedâilu's-Sahâbe 207


Benim hakkimda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer.
Buhari, Ilm 38


Surasi muhakkak ki, Allah her nefsi yaratmis, onun hayatini, ölümünü, rizkini ve ugrayacagi musibetlerini yazmistir.
Tirmizi, 2144


Her sarhosluk veren sey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandir ve sarhosluk veren her sey haramdir.
Müslim, Esribe 73


Kim, (din) kardesinin irz ve namusunu onu giybet edene karsi savunursa, Allah da kiyamet günü o kimseyi cehennemden korur.
Tirmizi, Birr 20


Kim evinden temizlenmis olarak farz namaz için çikarsa, onun ecri, tipki ihrama girmis hacinin ecri gibidir. Kim de kusluk namazi için çikar ve sirf bu maksadla yorulursa onun ücreti de umre yapanin ücreti gibidir. Namaz kildiktan sonra araya lagv (dünyevi kelam) sokmadan kilinan iknici namaz, Illiyyin (denen cennetin yüce makamin)da yazilidir.
Ebu Davud, Salat 49


Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insani temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanina ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzaga bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "Iste insan daha böyle iken (yani emeline kavusmadan) ona daha yakin olan (eceli) ansizin geliverir.
Tirmizi, Zühd 25


Sizden hiç kimse, maruz kaldigi bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari söyle söylesin: "Rabbim, hakkimda hayat hayirli ise yasat, ölüm hayirli ise canimi al."
Müslim, Zikr 10


Cennet ehlinden derecesi en düsük olanin seksenbin hizmetçisi, yetmisiki zevcesi vardir. Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadir kurulur. Bu çadir, Câbiye'den San'a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.
Tirmizi, Cennet 23


"Cennet ehlinin mertebece en düsük olani o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarina bakar. Bunlar bin yillik yürüme mesafesini doldururlar. Cennetliklerin Allah nezdinde en kiymetli olanlari ise, vech-i ilahiye sabah ve aksam nazar ederler." Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra su ayeti okudu. (Meâlen): "Yüzler vardir, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir" (Kiyamet 22-23).
Tirmizi, Cennet 17


Hz. Mu'az Ibnu Cebel radiyallahu anh anlatiyor. "Iki kisi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'in huzurunda küfürlestiler. (Öyle ki) birinin yüzünde (digerine karsi) öfkesi gözüküyordu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Ben bir kelime biliyorum, eger onu söyleyecek olsa, kendinde zuhur eden öfke giderdi: Eûzu billahi minesseytanirracim" buyurdular
Tirmizi, Da'avat 53


Insanlarin en hirsizi, namazdan çalandir, buyurdu. Nasil çalar ya Rasûlallah? denildiginde: Rükû ve secdeleri tam yapmaz. (Namazi tadil-i erkana riayet etmeden çabuk çabuk kilar). Insanlarin en cimrisi de, selam vermekten kaçinandir.
Taberani


Bir yerde ölen Ashabimdan hiçbirisi yoktur ki, Kiyamet günü oranin ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasin.
Tirmizi, Menakib 3864


Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yere bir çizgi çizdi ve: "Bu insani temsil eder" buyurdu. Sonra bunun yanina ikinci bir çizgi daha çizerek: "Bu da ecelini temsil eder" buyurdu. Ondan daha uzaga bir çizgi daha çizdikten sonra: "Bu da emeldir" dedi ve ilâve etti: "Iste insan daha böyle iken (yani emeline kavusmadan) ona daha yakin olan (eceli) ansizin geliverir.
Tirmizi, Zühd 25



Bana en sevgili olaniniz, kiyamet günü de bana mevkice en yakin bulunacak olaniniz, ahlâkça en güzel olanlarinizdir. Bana en menfur olaniniz, kiyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olaniniz, gevezeler, bosbogazlar ve yüksekten atanlardir." (Cemaatte bulunan bâzilari): "Ey Allah'in Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabini verdi."
Tirnizi, Birr 77


Bir meclise oturup hikmetli söz dinleyip, sonra bu meclisten bahsederken isittigi seylerin sadece kötü kisimlarini anlatan bir kimsenin misali, bir çobana gelip: "Ey çoban, süründen bana bir koyun kes!" deyince, çobandan: "Git en iyisinin kulagindan tut al" iznine ragmen gidip sürünün köpeginin kulagindan tutan adamin misalidir.
Kütübü Sitte, 7233

kardelen18
03-05-07, 12:18
http://img101.imageshack.us/img101/9826/ayetpd0.gif

kardelen18
03-05-07, 17:13
''Kıyamet günü, insanların Allah'a en sevgili ve mekân olarak en yakın olanı, âdil imamdır, Allah'a en menfuru, O'ndan mekân olarak en uzak olanı da zâlim sultandır.''
(Tirmizi, 1329)

dancer.2
03-05-07, 18:28
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu; " Yüceliğine yüce, mübarekliğine mübarek Allah dünya semasına nüzul tecellisi eyler ve buyurur: Yok mu tebe eden?... Ki, onun tevbesini kabul edeyim. Hani duacı?... Ki ,onun duasına icabet edeyim."
AÇIKLAMASI: "Bu Hadis'e şu Ayeti kerime ile işaret edildi; "ŞU DA MUHAKKAK Kİ BEN, TEVBE EDEN, İNANAN VE YARARLI İŞ YAPAN, SONRA (BÖYLECE) DOĞRU YOLDA GİDEN KİMSEYİ BAĞIŞLARIM." (TA-HA Suresi, Ayet 82) Bu manalardan Allah'u Teala'ya kavuşmayı ANLA... ve bereket bul. Allahulâlem."



Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurdu; " Eğer Ademoğlunun iki dere dolusu altını olsa üçüncüsünü arzular. Ademoğlunun boşluğunu ancak toprak doldurur."
AÇIKLAMASI: "Bir kalp için iki vadi olsa... İş bu iki vadi, ruhun ve nefsin vadileridir. Ve bunlar leduni ilmlerin altını ile dolsa mutlaka üçüncü bir vadininde dolmasını ister. Çünki onun istidadı vardır: Özellikle İlahi feyz kabul etme babında;bir de... evet bir de feyz veren zatta hakikatı bulması babında; bir de... evet bir de verilen feyzle hakikate kavuşmak üzerine. (burada bilhassa , Ademoğlunun gözünü dolduran şeyin toprak olarak anlatılmasından murad, zül haline varn bir fena halini bulmaktır. Özellikle burada fani bir varlığın izzet bucundan zillet enginine düşmesineişaret vardır. Buraya kadar anlatılan manaları şu Ayeti Kerimenin özlü manasına bağlamak icab eder; "HARAM HELÂL DEMEDEN MİRASI YİYORSUNUZ, MALI AŞIRI BİÇİMDE SEVİYORSUNUZ" (Fecr Suresi, Ayet 19-20). Allahulâlem."

"ZhR..."
03-05-07, 18:55
En ÜstÜn İman ,sabir Ve HoŞgÖrÜdÜr
Hadİs-İ Şerİf

kardelen18
06-05-07, 22:46
http://img517.imageshack.us/img517/201/16ws0xn6.jpg

sungurtekin
07-05-07, 13:45
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) buyuruyor ki;

"Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır."
Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

"Kim korkarsa akşam karanlığında yol alır. Kim akşam karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun Allah ın malı pahalıdır, haberiniz olsun Allah'ın malı cennettir."
(Tirmizi, Kıyamet 19)

"(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır."
Tirmizî, Birr, 36

"Kim ümmetime dini işlerine dair kırk hadis hıfz ediverirse, Allah Teâlâ onu alimler zümresinde haşr eder.... Ben de kıyamet gününde ona şahid ve şefaatçi olurum."

Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir hadis-i kudsi'de) Rabbinden naklen buyururlar ki: "Bir kul günah işledi ve: "Ya Rabbi günahımı affet!" dedi.
Hak Teâla da: "Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır."
Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim günahımı affet!" der.
Allah Teâla Hazretleri de:
"Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır."
Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim beni affeyle!" der. Allah Teâla da:
"Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muâhaze eden bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!" buyurdu."
Buhari, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29, (2758).

kardelen18
07-05-07, 15:31
Beş günah vardır ki,keffâreti yoktur.Bunlar; Allâh'a şerik koşmak,bi-gayri hakkın adam öldürmak,mü2mine bühtan ve iftira etmek, muharebe günü kaçmak ve yalan yere yemin ile hakkı iptal etmek.(Hadis-i Şerif)

Batuhan32
07-05-07, 20:09
Allah tek bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete koyar: 1- Onu yapan; yeter ki bunu hayır maksadıyla yapsın. 2- Atan. 3- Atana ulaştıran.
Ebu Davud, Cihad 24

mechengineer
07-05-07, 20:26
ARŞIN GÖLGESİNDE BARINACAK YEDİ MUTLU İNSAN




450. Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teala, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

Adil devlet başkanı,

Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,

Kalbi mescidlere bağlı müslüman,

Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan,

Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit,

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,

Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi."[1]

Açıklamalar

Yedi mutlu kişiyi ya da yedi güzel adamı tanıtan hadîs-i şerifte öncelikle üzerinde durulması gerekli bir iki ifade bulunmaktadır. Bunlardan birisi "zıllullah= Allah'ın gölgesi" ifadesidir. Allah Teala'nın gölgesi olamayacağına göre, bundan maksat, ya Kabe'ye "beytu'llah = Allah'ın evi" denilmesi gibi bir şereflendirme veya arşının gölgesi yahut Allah Teala'nın sağlayacağı bir güvenliktir. Nitekim hadîs-i şerifin bazı rivayetlerinde açıkça "Allah, onları arşının gölgesinde barındıracaktır" buyurulmuştur. Bütün bu ifadelerle Allah Teala'nın o kullarını, ahiretteki sıkıntılardan rahmetiyle koruyacağı anlatılmaktadır.

Öte yandan Allah'ın gölgesinde barınacak insanlar sadece bu yedi sınıftan ibaret değildir. Zira başka hadislerde önemli niteliklere sahip bazı kişiler daha sayılmıştır.[2] Bu hadiste yedi kimsenin zikredilmiş olması, diğer rivayetlerde zikredilen bahtiyarları bu mutluluktan asla mahrum bırakmaz.

Bu yedi sınıf insanı ayrı ayrı tanıtmadan önce bir hususa daha işaret etmemiz uygun olacaktır. Ahirette, Allah'ın himayesine kavuşacakları bildirilen insanların vasıflarına şöyle bir göz atılınca, her birinin, büyük güçlükleri göğüslemiş, hemen hemen aynı seviyede "zor"u başarmış kimseler oldukları, hepsinin bir çok dahilî ve haricî manilere rağmen, soylu bir mücadele vermiş oldukları anlaşılmaktadır. Yani hepsinin ortak özelliği, kullukta sevgiye dayalı kahramanlıklarıdır. Ödülleri de ona göredir: Kıyametin o dehşetli ortamında ilahî koruma altında olmak...

Şimdi hadisimizin haber verdiği yedi güzel insanı tek tek kısaca tanıyalım:

Adil devlet başkanı. Müslümanların yönetimini üstlenmiş kişi demektir. Müslümanlar dünyada onun himayesinde, bir başka ifadeyle gölgesinde bulunmuşlardır. Bu sebeple böyle bir yöneticinin ahirette göreceği karşılık da yaptığına uygun olarak ilahî koruma altında olmaktır. Adil devlet başkanı, diğerlerinden üstün olduğu için birinci sırada zikredilmiştir. Çünkü devlet başkanının himayesi onların hepsini içine alır.

Allah'a kulluk içinde serpilip büyüyen genç. Gençlik yıllarını namazlı-niyazlı dindar bir çizgide geçiren genç, nefsini Allah'ın emirlerine muhalefetten korumuş, heva ve heveslerin, şehevî duyguların, gemlenmesi güç arzuların etkisine karşı koyup kulluğa sarılmıştır. Bu, ondaki derin Allah saygısının delilidir. Zira Allah'ın emirlerine sarılıp günahlardan kaçınmak büyük bir fazilettir. Hele bu, gençlik yıllarında gerçekleştirilmişse, her türlü takdirin üstündedir.

Kalbi mescidlere sevgi ile bağlı müslüman. Kalbi sanki mescide asılmış kandil gibi, sürekli mescidle ilgili olan, mescidlere devamda kusur etmeyen, Allah'ın evi demek olan mescidleri ve oralarda bulunmayı seven kişi, mescidlerle ilgilenmek suretiyle Rabbine olan sevgisinde devamlılığını göstermiş demektir. Bunun karşılığı olarak da ahirette arşın gölgesinde barındırılacaktır.

Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları ve ayrılmaları Allah için olan iki insan. Allah rızası için birbirlerini seven, başka hiçbir maksat taşımayan, bir araya gelmeleri Allah için, şayet ayrılacaklarsa ayrılıkları yine Allah için olan yani bir arada iken de ayrı iken de Allah için duydukları sevgiyi muhafaza eden iki insan, sanki bir anlamda yekdiğerini Allah'ın emirlerine muhalefetten korumaktadır. Zira mü'min mü'minin aynasıdır. Onların bu birbirlerini Allah için sevmeleri ve dostluklarım bu çizgide birbirlerine yardımcı olarak geçirmeleri, ahirette her ikisinin birden ilahî koruma altına alınmaları ile ödüllendirilecektir. O halde sevgimize ve sevdiklerimize bu açıdan iyice dikkat etmeliyiz.

Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit. Böylesine bir davete içinden veya açıkça "Ben Allah'ın emrine muhalefet etmekten, veya O'nun azabından ve gazabından korkarım" diyerek yaklaşmayan, nefsini koruyan kişi gerçekten büyük bir yiğitlik göstermiştir. "Allah'tan korkan kurtulmuştur" müjdesi gereği onun da ödülü ahiretteki sıkıntılardan kurtulmaktır. Bu husus, her türlü gayr-i meşru kadın-erkek ilişkilerinin kitle iletişim ve haberleşme vasıtalarıyla yaygınlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde çok daha büyük önem arzetmektedir.

Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse. Allah için verdiği sadaka ve yaptığı iyilikleri mümkün olduğunca gizli yapan, gösteriş ve riyadan uzak kalmaya çalışan kimse, Allah'ın rızasını her şeyin üstünde tutmuş demektir. Bunun karşılığı da, ahirette ilahî korumaya mazhar kılınmak suretiyle o kişinin faziletinin açığa çıkarılmasıdır. Bu, gibta edilecek bir durumdur.

Tenhada Allah'ı anıp göz yaşı döken kişi. İnsanlardan ve gözlerden uzak, kimsenin bulunmadığı ortamlarda Allah'ı anarak gözlerinden sevgi yaşları dökülen kimse, çoğu insanın başaramadığı bir kulluk çizgisini yakalamış demektir. Onun bu samimi ve gizli kulluğunun karşılığı da mahşer yerinde ilahî koruma altına alınmak suretiyle, herkesin gözü önünde ödüllendirilmesidir. Böyle bir ödüllendirmeyi kim istemez. Yüce Rabbimiz cümlemize nasip eylesin.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Allah Teala, kullarının sadece kendi rızasına yönelik amellerinden hoşnud olur ve onları, kimseden yardım görme imkanının bulunmadığı yerde himayesine alır.

2. Hadîs-i şerifte sayılan yedi sınıf insanın vasıflarıve yaptıkları, örnek alınacak üstün nitelikli işlerdir.

3. Her güzel ve makbul işin temelinde, sevdiğini Allah için sevmek gibi bir üstün meziyet bulunmaktadır.

4. Gönülleri Allah sevgisi, Allah için sevme, Allah için buğzetme duygusuyla diri tutmak lazımdır.



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Buhari, Ezan 36, Zekat 16, Rikak 24, Hudüd 19; Müslim, Zekat 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesaî, Kudat 2

[2] Mesela bk. Müslim, Zühd 74, Birr 38; Tirmizî, Büyü' 67; îbn Mace, Sadakat 14

kardelen18
08-05-07, 15:51
Müminlerin ruhlari cennet agaçlarinda ikamet eden ve meyvelerinden yiyen yesil kuslarin kursaginda olur... Kiyamet günü Allah, onlari cesetlerine iade edinceye kadar (bu böyle) devam eder... ( Hadis )

güneş
09-05-07, 02:19
“Dünyada garip veya yolcu imiş gibi yaşa. Akşama ulaştığında sabahı bekleme. Sabaha ulaştığında da akşamı bekleme. Hastalığın için sıhhatinden ve ölümün için hayatından istifade et. Vaktini boşa geçirme.”

Hz. Muhammed (s.a.v.)

AskDokTorU
11-05-07, 14:39
HADİSLER

(Allah Rasûlü) “Din nasihattir/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah'a, Kitabina, Peygamberine, Müslümanlarin yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, Imân, 95.

Islâm, güzel ahlâktir.

Kenzü'l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

Insanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.


.::KURULLARIMIZ::.

YÖNETİM KURULU

Prof. Dr. Salih KIRKGÖZ

Prof. Dr. Kerim YAVUZ

Prof. Dr. Ali Osman ATEŞ

Prof Dr. Halife KESKİN

Doç. Dr. Nasi ASLAN

Doç.Dr. Mustafa LAMAN

Yrd.Doç.Dr. Nuran YILMAZ



FAKÜLTE KURULU


Prof. Dr. Salih KIRKGÖZ

Prof. Dr. Kerim YAVUZ

Prof. Dr. Ali Osman ATEŞ

Prof Dr. Halife KESKİN

Prof.Dr. Saliha KIRICI

Prof.Dr. Hacer BOZDEMİR

Doç. Dr. Nasi ASLAN

Doç.Dr. Mustafa LAMAN

Yrd.Doç.Dr. Nebahat GÖÇERİ

Yrd.Doç.Dr. Hamit DİKMEN

Yrd.Doç.Dr. Muhammet YILMAZ






































































































































®2005 İlahiyat Fakültesi

Kolaylastiriniz, güçlestirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, Ilm, 12; Müslim, Cihâd, 6.



Insanlarin Peygamberlerden ögrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadiktan sonra diledigini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.



Hayra vesile olan, hayri yapan gibidir.

Tirmizî, Ilm, 14.



Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz. (Mümin, iki defa ayni yanilgiya düsmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.



Nerede olursan ol Allah'a karsi gelmekten sakin; yaptigin kötülügün arkasindan bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. Insanlara karsi güzel ahlakin geregine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.



Allah, sizden birinizin yaptigi isi, ameli ve görevi saglam ve iyi yapmasindan hosnut olur.

Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, 1/275; Beyhakî, ?u'abü'l-Îmân, 4/334.



Iman, yetmis küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah'tan baska ilah yoktur)” sözüdür, en düsük derecesi de rahatsiz edici bir seyi yoldan kaldirmaktir. Haya da imandandir.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.





Iki göz vardir ki, cehennem atesi onlara dokunmaz: Allah korkusundan aglayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd, 12.



Zarar vermek ve zarara zararla karsilik vermek yoktur.

Ibn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta', Akdiye, 31.



Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.



Müslüman müslümanin kardesidir. Ona zulmetmez, onu (düsmanina) teslim etmez. Kim, (mümin) kardesinin bir ihtiyacini giderirse Allah da onun bir ihtiyacini giderir. Kim müslümani bir sikintidan kurtarirsa, bu sebeple Allah da onu kiyamet günü sikintilarinin birinden kurtarir. Kim bir müslümani(n kusurunu) örterse, Allah da Kiyamet günü onu(n kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.



Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmis olamazsiniz.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sifâtu'l-Kiyâme, 56.



Müslüman, insanlarin elinden ve dilinden emin oldugu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.



Birbirinize buguz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah' i n kullari, kardes olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardesi ile dargin durmasi helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.



Hiç süphe yok ki dogruluk iyilige götürür. Iyilik de cennete götürür. Kisi dogru söyleye söyleye Allah katinda siddîk (dogru sözlü) diye yazilir. Yalancilik kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kisi yalan söyleye söyleye Allah katinda kezzâb (çok yalanci) diye yazilir.

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.



(Mümin) kardesinle münakasa etme, onun hosuna gitmeyecek sakalar yapma ve ona yerine getirmeyecegin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.



( Mümin) kardesine tebessüm etmen sadakadir. Iyiligi emredip kötülükten sakindirman sadakadir. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadir. Yoldan tas, diken, kemik gibi seyleri kaldirip atman da senin için sadakadir.

Tirmizî, Birr, 36.



Allah sizin ne dis görünüsünüze ne de mallariniza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve islerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.



Allah' i n rizasi, anne ve babanin rizasindadir.

Allah' i n öfkesi de anne babanin öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.



Üç dua vardir ki, bunlar süphesiz kabul edilir:

Mazlumun duasi, misafirin duasi ve babanin evladina duasi.

Ibn Mâce, Dua, 11.



Hiçbir baba, çocuguna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.



Sizin en hayirlilariniz, hanimlarina karsi en iyi davrananlarinizdir.

Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.



Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygi

göstermeyen bizden degildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.



Peygamberimiz isaret parmagi ve orta parmagiyla isaret ederek: “Gerek kendisine ve gerekse baskasina ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette iste böyle yanyanayiz” buyurmustur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.



(Insani) helâk eden su yedi seyden kaçinin. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a sirk kosmak, sihir, Allah' i n haram kildigi cana kiymak, faiz yemek, yetim mali yemek, savastan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadinlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tibb, 48; Müslim, Îmân, 144.



Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komsusuna eziyet etmesin. Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayir söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.



Cebrâil bana komsu hakkinda o kadar çok tavsiyede bulundu ki; ben (Allah Teâlâ) komsuyu komsuya mirasçi kilacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.



Dul ve fakirlere yardim eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.



Her insan hata eder.

Hata isleyenlerin en hayirlilari tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kiyâme, 49; Ibn Mâce, Zühd, 30.



Mü'minin baska hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardir; O'nun her isi hayirdir. Eger bir genislige (nimete) kavusursa sükreder ve bu onun için bir hayir olur. Eger bir darliga (musibete) ugrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayir olur.

Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.



Bizi aldatan bizden degildir.

Müslim, Îmân, 164.



Söz tasiyanlar (cezalarini çekmeden ya da affedilmedikçe) cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.



Isçiye ücretini, (alninin) teri kurumadan veriniz.

Ibn Mâce, Ruhûn, 4 .



Bir müslümanin diktigi agaçtan veya ektigi ekinden insan, hayvan ve kuslarin yedikleri seyler, o müslüman için birer sadakadir.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.



Insanda bir organ vardir. Eger o saglikli ise bütün vücut saglikli olur; eger o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.



Rabbinize karsi gelmekten sakinin, bes vakit namazinizi kilin, Ramazan orucunuzu tutun, mallarinizin zekatini verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum'a, 80

kardelen18
11-05-07, 21:46
Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."
(Tirmizi, Kıyamet 25)

kardelen18
12-05-07, 11:23
http://img218.imageshack.us/img218/2561/80283353st6.gif

güneş
14-05-07, 23:44
Başınıza bir kaza geldiğinde, sakın 'kahrolsun şeytan' demeyin. Çünkü böyle derseniz şeytan şımarır, kendiyle gururlanarak 'gördünüz mü gücümü, başınıza bu kazayı ben getirdim.' der. Böyle bir kaza durumuyla karşılaştığınızda, (bismillah) deyin. O takdirde şeytan kahrından küçülür, hatta sinekten bile daha zayıf kalır."
(İmam Ahmed, Beyhaki, Hakim)

Batuhan32
15-05-07, 13:56
Resulullah (sav)'a bir adam kebairden sormuştu, şöyle cevap verdiler: "Onlar dokuzdur!" buyurdular ve saydılar: "Şirk, sihir, insan öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu'l-Haram (da masiyet işlemey)i sağlığınız ve ölümünüzde helal addetmek.

Ebu Davud, Vesaya 10

kardelen18
20-05-07, 11:07
İslâm, güzel ahlâktır.

-İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

-Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.


-İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

-Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

-(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

-Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

-Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.
Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
-Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:
Mazlumun duası, yolcunun duası ve babanın evladına duası.

-Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

-Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı
göstermeyen bizden değildir.

-Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;
ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

-Her insan hata eder.
Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

-Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler.

-Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

mechengineer
20-05-07, 13:00
186) Ezanın Fazileti


Buradaki 8 hadis-i şeriften; Ezan okumanın İslam’ın vazgeçilmez esaslarından olduğunu birinci safta namaz kılmanın diğer saflara göre daha faziletli olduğunu cemaata yetişmenin de faziletli olduğunu, sabah ve yatsı namazlarının da münafıklara ağır gelen iki namaz olduğunu müezzinlerin kıyamette boylarının uzun olacağını, Ezan seslerinin ulaştığı yerlerin kıyamette okuyan kişiye şahadetlik edeceğini şeytanın ezan okunurken kaçtığını namaz esnasında da vesvese vermek üzere bazı şeyleri hatırlattığını ezan okunurken yapılması gereken tavır ve duaları ezan ve kamet arasında yapılacak duaların reddedilmeyeceğini öğreneceğiz. [1]



1035. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur’a çekmek zorunda kalsalardı kur’a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi.”[2]



1036. Muâviye radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:

“Kıyamet günü boyunları en uzun olanlar müezzinlerdir” buyururken işittim, demiştir.[3]



1037. Abdullah İbni Abdurrahman İbni Ebû Sa‘saa’dan rivayet edildiğine göre, Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh ona şöyle dedi:

“Ben senin koyunu ve kır hayatını sevdiğini görüyorum. Koyunlar arasında veya kırda iken, namaz için ezan okuduğunda sesini iyice yükselt. Çünkü müezzinin sesinin ulaştığı yere kadarki alanda olup da onu işiten cin, insan ve her varlık, kıyamet gününde ezan okuyanın lehine şahitlik yaparlar.” Ebû Saîd:

Ben bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den işittim, dedi.[4]



* Kırda bayırda çölde bile olsa her namaz için ezan okumak gereklidir. Ezan sesini insan cin ve diğer varlıklar da duyarlar.[5]



1038. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek’at namaz kıldığını bilemez olur.”[6]



1039. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ezanı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediklerinin aynısını siz de söyleyin. Sonra bana salâvat getirin. Çünkü bir kimse bana bir defa salâvat getirirse, Allah buna karşılık ona on defa salât eder. Daha sonra benim için Allah’tan vesîleyi isteyin. Çünkü vesîle, cennette Allah’ın kullarından bir tek kuluna lâyık olan bir makamdır. O kulun ben olacağımı umuyorum. Benim için vesîleyi isteyen kimseye şefatim vâcip olur.”[7]



1040. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ezanı işittiğiniz zaman siz de müezzinin söylediklerini söyleyiniz.”[8]



1041. Câbir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed’e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm–ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.”[9]



1042. Sa’d İbni Ebî Vakkas radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim müezzini işittiği zaman: Tek olan ve ortağı bulunmayan Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in O’nun kulu ve resûlü olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, resûl olarak Muhammed’den, din olarak İslâm’dan razı oldum, derse, o kimsenin günahları bağışlanır.”[10]



1043. Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez.” [11]



* Halk arasında ezan okunmaya başlarken veya ezanı duyan kimseler azizallah ve benzeri ifadeler kullanıyorlar bunların sünette yeri yoktur yapmamak lazımdır yukarıdaki hadislerden öğrendiğimiz şekilde ezana karşılık vermelidir. Yani müezzinin sözleri aynen tekrar edilmeli “Hayyealessalah” ve “hayyealelfelah” sözlerine gelince “la havle vela kuvvete illa billahilaliyyil azim” denilmeli kamet yapılırken de aynen yapılmalıdır sadece “essalatü hayrun minenevm” denilirken “sadakte ve bererte” denilmeli “kad kametis salatu” denirken de “ekamehallahü ve edameha” denilmelidir.

* “la havle vela kuvvete illa billahilaliyyil azim” Çaba ve güç gösterebilmemiz yüce Allah tarafındandır.

* “ekamehallahü ve edameha” Allah bu dini ve bu namazı hep ayakta tutsun ve devam ettirsin.

* “sadakte ve bererte” Doğru söyledin ve iyi ettin. [12]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 313.

[2] Buhârî, Ezân 9, 32, Şehâdât 30; Müslim, Salât 129. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31.

[3] Müslim, Salât 14. Ayrıca bk. İbni Mâce, Ezân 5.

[4] Buhârî, Ezân 5, Tevhîd 52, Bed’ü’l–halk 12. Ayrıca bk. Nesâî, Ezân 14.

[5] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 313.

[6] Buhârî, Ezân 4, Amel fis’–salât 18, Sehv 6, Bed’ü’l–halk 11; Müslim, Salât 19, Mesâcid 83. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 31; Nesâî, Ezân 20, 30.

[7] Müslim, Salât 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Salât 36; Tirmizî, Menâkıb 1; Nesâî, Ezân 37.

[8] Buhârî, Ezân 7; Müslim, Salât 10–11. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 40; Menâkıb 1; Nesâî, Ezân 33, 35, 37; İbni Mâce, Ezân 4.

[9] Buhârî, Ezân 8, Tefsîru sûre (17), 11. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 37; Tirmizî, Mevâkît 43; Nesâî, Ezân 38; İbni Mâce, Ezân 4.

[10] Müslim, Salât 13. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 42; Nesâî, Ezân 38; İbni Mâce, Ezân 4.

[11] Ebû Dâvûd, Salât 35; Tirmizî, Salât 158.

[12] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 314.

güneş
22-05-07, 18:12
Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir râhib tarif edildi. Ona kadar gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkânının olup olmadığını sordu. Râhib: "Hayır yoktur!" dedi. Herif onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı.
Adamcağız, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine âlim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü , kendisi için bir tevbe imkânı olup olmadığını sordu. Âlim: "Evet, vardır, seninle tevben arasına kim perde olabilir?" dedi. Ve ilâve etti:
"- Ancak, falan memlekete gitmelisin. Zîra orada Allah'a ibadet eden kimseler var. Sen de onlarla Allah'a ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer."
Adam yola çıktı. Giderken yarı yola varır varmaz ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azab melekleri onun hakkında ihtilâfa düştüler. Rahmet melekleri: "Bu adam tevbekâr olarak geldi. Kalben Allah'a yönelmişti" dediler. Azab melekleri de: "Bu adam hiçbir hayır işlemedi" dediler.
Onlar böyle çekişirken insan suretinde bir başka melek, yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar. Hakem onlara: "Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin" dedi. Ölçtüler, gördüler ki, gitmeyi arzu ettiği (iyiler diyarına) bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar."
Bir rivayette şu ziyade var: "Bir miktar yol gidince, ölüm gelip çattı. Adamcağız yönünü sâlih köye doğru çevirdi. Böylece o köy ehlinden sayıldı." [Buharî, Enbiya 50; Müslim, Tevbe 46, (2766); İbnu Mâce, Diyât 2, (2621).]

gelincikey
26-05-07, 09:15
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim: `Rab olarak Allah`ı, din olarak İslam`ı, Resul olarak Hz. Muhammed`i seçtim (ve onlardan memnun kaldım)` derse cennet ona vacib olur".

güneş
29-05-07, 19:28
Kim helal yer,Peygamberin sünnetine uyar ve insanları da kötülüğünden emin kılarsa,cennete girer.-

(Tirmizi, Hakim)


Ebedi mutluluğu yakalamanın 3 kuralı vardır:

Helal lokma yemek, sünnete uygun yaşamak, elinden ve dilinden hiç kimseye zararı ve kötülüğü dokunmamak...

güneş
29-05-07, 19:34
Hiç bir baba çocuğa güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz.''

Hz. Muhammed (s.a.v.)

PEYGAMBER EFENDİMİZ Muhammed MUSTAFA (S.A.S) BUYURMUŞTUR Kİ;




* BANA 10 AYET İNDİKİ , KİM HAKKINI VEREREK ONLARI OKURSA CENNETE GİRER. BU MU'MİNUN SURESİNİN İLK 10 AYETİDİR.*

SADAKAR-RESULAllah (S.A.S)


ŞİMDİ BU 10 AYETULLAHA BAKALIM;

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM


1) GERÇEKTEN MÜ'MİNLER KURTULUŞA ERMİŞTİR,


2) ONLAR Kİ, NAMAZLARIN DA HÜŞU İÇİNDEDİRLER,

3) ONLAR Kİ, BOŞ VE YARARSIZ ŞEYLERDEN YÜZ ÇEVİRİRLER,

4) ONLAR Kİ, ZEKATLARINI YERİNE GETİRİRLER,

5) VE ONLAR Kİ , İFFETLERİNİ KORURLAR,

6) ANCAK EŞLERİ VE ELLERİNİN SAHİP OLDUĞU ( CARİYELERİ ) HARİÇ, ( BUNLARLA İLİŞKİLERİNDEN DOLAYI ) KINANMIŞ DEĞİLLERDİR,


7) ŞU HALDE, KİM BUNUN ÖTESİNE GİTMEYİ İSTERSE, İŞTE BUNLAR , HADDİ AŞAN KİMSELERDİR.

VE YİNE ONLAR Kİ , EMANETLERİNE VE AHDLERİNE RİAYET EDERLER,

9) VE ONLAR Kİ NAMAZLARINI MUHAFAZA EDERLER,


10) İŞTE, VARİS OLANLAR ONLARDIR....

SADAK AllahUL AZİM...

güneş
31-05-07, 14:10
351. Ebu Zer’den (rivayet edilmiştir. O diyor) dedim ki:
- Ey Allah’ın Rasûlü! İnsan, bir topluluğu sever de onların ameline erişmeye güç yetiremezse (durumu ne olur?) Peygamber:
“- Ya Ebu Zer, sen sevdiğinle berabersin,” buyurdu. Dedim ki:
-Ben, Allah’ı ve onun Peygamberini seviyorum. Peygamber:
“- Sen, sevdiğinle berabersin, ey Ebu Zer!” buyurdu.

352. Enes’den rivayet edilmiştir:
-Bir adam, Peygamber (s.a.v.)’e sorup şöyle dedi:
- Ey Allah’ın Peygamberi, kıyamet ne zamandır? Peygamber ona:
“- Sen kıyamet için ne hazırladın,” buyurdu. Adam dedi ki:
- Büyük bir şey hazırlamadım, ancak Allah’ı ve onun peygamberini seviyorum. Bunun üzerine Hz. Peygamber;
“- Kişi sevdiği ile beraberdir.” buyurdu. Enes demiştir ki:
- Müslümanların İslâmı kabullerinden sonra, bu günde sevindiklerinden daha çok sevindiklerini görmedim.”

353. Ebû Hureyre, Peygamber (s.a.v.)’den rivayet ettiğine göre. Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
“- Küçüğümüze acımayan ve büyüğümüzün hakkını tanımayan, bizden değildir.”

354. Abdullah İbni Amr ibni’l-As, hadîsi Peygamber (s.a.v.)’e ulaştırarak Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“- Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüzün hakkını tanımayan bizden değildir.”

355. Amr İbni Şuayb babasından, o da dedesinden rivayetinde demiştir ki,
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- Büyüğümüzün hakkını tanımayan ve küçüğümüze merhamet etmeyen bizden değildir.”

356. Ebu Ümame’den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze tazim etmeyen bizden değildir.”

357. Eş’arî’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:
- Ak saçlı (ihtiyar) müslümana ve ezberlediği Kur’ân’ın manasıyla lâfzında taş*kınlık etmeyen ve ezberlediğini unutmayıp manası ile amel etmeyi bırakmayan ha*fıza ikram etmek, Allah’a tazimden sayılır. Adalet sahibi sultana ikram da böyledir (Allah’a tazimden sayılır)”

358. Abdullah İbni Amr İbni’l-As’dan rivayet edildiğine göre, demiştir ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze tazim etmeyen bizden değildir.”

359. Rivayete göre, Abdullah İbni Sehl ve Muhayyisa İbni Mes’ud Hayber’e gel*diler. Sonra (işlerini görmek için) hurma bahçesinde birbirlerinden ayrıldılar. Sonra (kimlikleri bilinmeyen kişiler tarafından) Abdullah İbni Sehl öldürüldü. Haberin du*yulması üzerine İbni Mes’ud’un iki oğlu Huveyyisa ve Muhayyisa ile (maktulün kar*deşi) Abdurrahman İbni Sehl, Peygamber (s.a.v.)’e gelip (maktul) ar*kadaşlarının işi hakkında konuştular. Cemaatin en küçüğü olan Abdurrahman söze başladı. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- (Senden) daha büyük olanlara, konuşmak için öncelik ver.”

360. İbni Ömer’den rivayet edildiğine göre demiştir ki:
- Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- Bana bir ağaç gösterin ki, onun hali müslümanın hali gibi olsun. Bu öy*le bir ağaçtır ki, her vakit Rabbisinin izin ile meyvasını verir, yapraklarını da düşürmez.”
Benim kalbime hurma ağacı doğdu, (kendi kendime bu hurma ağacıdır, dedim. Konuşmayı hoş görmedim. Orada Ebu Bekir ve (babam) Ömer vardı, Allah her iki*sinden razı olsun. Bu ikisi (yani babam ve Ebu Bekir) konuşmayınca, Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:
“- Bu, hurma ağacıdır.”
Ben, babamla beraber dışarı çıktığım zaman dedim ki:
- Ey babacığım! Benim kalbime hurma ağacı doğdu. Babam (bana) şöyle dedi:
- Bunu söylemekten seni engelleyen ne oldu? Eğer bunu söylemiş olsaydın, bana şundan ve şundan daha sevgili olurdu. Hazreti Ömer’in oğlu şu cevapı verdi:
- Beni konuşmaktan alıkoyan, seni ve Ebu Bekir’i konuşmuyor görmüş olmam*dır. Bunun için konuşmayı hoş görmedim.”

güneş
31-05-07, 14:11
597. Ebû Mes’ud Akabe demiştir ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- İlk peygamberlik kelâmından (zamanımıza kadar gelip) insanların ulaştı*ğı söz, utanmadığın zaman dilediğini yap, sözüdür.”

598. Ebû Hureyre, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu ri*vayet etmiştir:
“- İman, altmış birkaç -(yahut yetmiş birkaç)- daldır. Bu kısım hasletlerin en faziletlisi LA İLAHE İLLALLAH’tır. Faziletçe en düşüğü de, yoldan engeli (eziyet veren şeyi) gidermektir. Haya da imandan bir daldır.”

599. Ebû Saîd El-Hudrî’den şöyle dediği işitilmiştir:
“- Peygamber (s.a.v.), haya bakımından kendi köşesine çekilmiş bakireden daha ilerde idi ve bir şeyden hoşlanmadığı zaman onu yüzünden tanırdık, (hoşlanmadığı şeyi yüze karşı söylemezdi, fakat hoşnutsuzluğunu yüzündeki hal*den anlardık).”

600. Hz. Osman ve Hz. Âişe anlatmışlardır ki, Peygamber (s.a.v.) Hz. Âişe’nin yaratığında, Âişe’nin hırkasını giymiş olduğu halde yatarken, o sırada Ebû Bekîr içeri girmek için Rasûlullah’tan izin istedi. Peygamber bulunduğu vazi*yette ona İzin verdi ve işini gördü, sonra Ebû Bekir dönüp gitti. Sonra Hz. Ömer (ra) (içeri girmek için) izin istedi. Peygamber o vaziyette iken ona izin verdi de, ihtiyacını karşıladı. Sonra Hz. Ömer (işine) döndü. Hz. Osman demiştir ki:
- Sonra ben (içeri girmek için) Peygamberden izin istedim de (Peygamber yatmışken doğrulup) oturdu ve Aişe’ye şöyle buyurdu:
“- Elbiselerini topla, üzerini toparla.” Hz. Osman anlattı:
- Ben derdimi Peygambere anlatıp, işimi gördüm; sonra ayrıldım. Hz. Osman (yine şöyle) demiştir:
- Hz. Âişe (Peygambere) sordu:
- Ey Allah’ın Rasûlü! Hz. Osman (ra)’dan sakındığın gibi, Ebû Bekir ile Ömer’den -Allah her ikisinden razı olsun- sakınır sizi görmedim? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“- Osman utangaç bir adamdır; korktum ki, bulunduğum o halde (yatar*ken) ona izin verirsem, dileğini bana iletti.”

601. Enes İbni Malik, Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu anlatmıştır:
“- Haya, bulunduğu bir şeyi süsler; kötü söz de bulunduğu bir şeyi ayıp kılar.”

602. Salim babasından rivayet ettiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) hayadan dolayı (hakkını koruyamayan) kardeşine öğüt veren bir adama rastgeldi. Bunun üzerine Hz. Peygamber:
“- Onu bırak, çünkü haya imandan bir daldır.” buyurdu. İbni Ömer’den rivayet edildiğine güre de, şöyle demiştir:
- Peygamber (s.a.v.), hayadan dolayı kardeşini azarlayan bir ada*ma rastgeldi. Öyle ki, adam (kardeşine) seni döverim (bir daha böyle yaparsan) di*yor gibiydi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
“-Onu bırak, (azarlama); çünkü haya imandan (bir dal)‘dır.”

603. Hz. Âişe şöyle anlatmıştır:
- Peygamber (s.a.v.), baldırından yahut bacaklarının bir kısmı açık olduğu halde yanı üstü yatıyordu. Ebû Bekir (ra) (içeri girmek için) izin istedi. Peygamber bu halde iken ona izin verdi. O da konuştu (derdini anlattı). Sonra Ömer (ra) izin istedi; ona da bu halde iken izin verdi. (İçeri girip) konuştu. Sonra Osman (ra) izin istedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) (doğrulup) oturdu ve elbiselerini düzeltti. (Kavilerden Muhammed, bunlar bir gün içinde olmuştur demiyorum, dedi). Sonra Osman girdi de (işini) anlattı. Hz. Osman çıkınca, ravi demiştir ki:
- Hz. Âişe şöyle anlattı:
- Dedim ki, ey Allah’ın Rasûlü! Ebû Bekir girdi, kıpırdamadın ve ona beis gör*medin. Sonra Ömer girdi, yine kıpırdamadın ve ona beis görmedin. Sonra Osman girdi; doğrulup oturdun ve elbiselerini düzelttin? Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
“- Meleklerin istihya ettiği bir adamdan, ben istihya etmez miyim?”

mechengineer
01-06-07, 22:26
HACCIN FAZİLETLERİ
1138) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, cihâdı amellerin en faziletlisi görüyoruz, biz de cihâd etmiyelim mi?” Şu cevabı verdi:
“Ancak, cihâdın en efdal ve en güzeli hacc-ı mebrürdur. Sonra şehirde kalmaktır.” Hz. Aişe der ki: “Bunu işittikten sonra Haccı hiç bırakmadım.” Buhârî, Hacc 4, Cezâu’s-Sayd 26, Cihâd 1; Nesâî, Hacc 4, (5, 113). “Sonra şehirde kalmak” cümlesi Buhârî’de yok.)
1139)Sehl İbnu Sa’d RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Telbiyede bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç, sert toprak onunla birlikte telbiyede bulunmasın, bu iştirak (sağ ve solunu göstererek) şu ve şu istikâmette arzın son hududuna kadar devam eder.” Tirmizî, Hacc 14, (828).
1140) İbnu Abbâs RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Haccla umrenin arasını birleştirin. Zîra bunlar günhı, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlemesi gibi temizler.” Nesâî, Menâsik 6, (5,115); İbnu Mâce, Menâsik 3, (2886).
1141) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Bir umre, diğer umreye arada işlenenler için kefarettir. Hacc-ı Mebrûr’un karşılığı cennetten başka bir şey olamaz!” Buharî, Umre 1; Müslim, Hacc 437, (1349); Tirmizî,Hacc 90, (933); Nesâî, Menâsik 3, (5,112), 5, (5,115); İbnu Mâce, Menâsik 3, (2887); Muvatta, Hacc 65, (2, 346).
1142) İbnu Abbâs RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Beyt’i (Kâbe-i Muazzama’yı) kim elli defa tavaf ederse, günahlarından çıkar ve tıpkı annesinden doğduğu gündeki gibi olur.” Tirmizî, Hacc 41, (866). Buradaki tavaftan maksad, şavtlar olmayıp, elli tam tavaftır.
1143) Ümmü Seleme (RA) anlatıyor: “Resûlullah (AS) buyurdular ki: “Kim, Hacc veya umre için Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram’a (kadar) ihrâma girerse, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir veya cennet kendisine vâzcib olur.” -Râvi, Resûlullah’ın hangisini dediği hususunda şekke düştü.” Ebu Dâvud, Menâsik 9, (1741), İbnu Mâce, Menâsik 49, (3001-3002).
1144) İbnu Abbâs RA anlatıyor: “Resûlullah AS, Ensâr’dan Ümmü Sinân adındaki bir kadına:
“Bizimle haccetmekten seni ne alıkoydu?” diye sordu. Kadın:
“Ebü fülânın (kocasını kasteder) sadece iki sulama devesi var. Biriyle o ve oğlu haca gitti. Öbürü (ile de ben kaldım) arâzimizi suluyor (um)” dedi. Bunun üzerine Resûlullah AS:
“Öyleyse Ramazan’da (yapacağın) umre, (kaçırdığın) bir haccın veya benimle (yapmış olacağın) bir haccın kazasıdır. Ramazan gelince umre yap. Zîra Ramazan’daki bir umre hacca muâdil olur. Buhârî, Umre 4, Cezâu’s-Sayd 26; Müslim, Hacc 222; Nisâî, Sıyâm 6, (4,130).
1145) Ebu Bekr İbnu Abdirrahmân anlatıyor: “Bir kadın Resûlullah AS’a gelerek:
“Ben haccetmek için hazırlık yapmıştım. Bana (bir mâni) ârız oldu ne yapayım?”
“Ramazan’da Umre yap, zira o ayda Umre tıpkı hacc gibidir” buyurdu.” Muvatta, Hacc 66, (1, 347); Ebu Dâvud, Hacc 79, Tirmizî, Hacc 95, (939); Nesâî, Sıyâm 6, (4,130); İbnu Mâce, Hacc (Menâsik) 45, (2991-2995).
1146) Hz. Aişe (RA) anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Hiç bir kul, kurban günü, Allah indinde kan akıt­maktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zîra, kesilen hayvan, Kıyamet günü boynuzlarıyla, kıl1arıyla, sınnaklarıyla gele­cektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu ile ifâ edin.” Tirmizî, Edâhî 1, (1493); İbnu Mâce, Edâhî 3, (3126).
Rezîn şunu ilave etmiştir: “Kurban sahibine, hayvanın her bir tüyü için sevap vardır.”
1147) Ebu Bekri’s-Sıddîk RA anlatıyor: “Resûlullah AS’a: “Hangi hacc daha efdaldir?” diye sorulmuştu.
“Yüksek sesle telbiye getirilip, kurban kesilerek yapılan hacc!” diye cevap verdi.” Tirmizî, Hacc 14, (827), Tefsir, Âl-i İmrân (3001).
1148) Ebu Hüreyre RA anlatıyor: “Resûlullah AS buyurdular ki: “Küçüğün, büyüğün, zyıfın, kadının cihadı Hac ve Umre'dir.” Nesâî, Hacc 4, (5,114); İbnu Mâce, Menâsik 8, (2902

BaY-Je
17-06-07, 03:26
Zeyd b. Halid Cühenî'nin (r.a.) anlattığına göre:
Allah Resulü (a.s.) Hudeybiye'de geceleyin yağmış olan yağmurdan sonra kendilerine sabah namazı kıldırdı. Namazı bitirince yüzünü cemaate döndürdü ve: "Bilir misiniz, Rabbiniz ne buyurdu?" diye sordu. Allah ve Resulü en iyi bilendir, dediler. Allah Resulü: "Allah, kullarımdan kimi bana iman etmiş, kimi de kâfir olarak sabahladı. Her kim Allah'ın ihsanı ve rahmetiyle üzerimize yağmur yağdı dediyse işte o, bana iman etmiş, yıldıza iman etmemiştir. Her kim de şu şu sebeplerle üzerimize yağmur yağdı dediyse işte o, bana değil, yıldıza iman etmiştir, buyurmuştur" buyurdu.

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası [Sadece Arapça]: 104

BaY-Je
17-06-07, 03:26
Ebu Hureyre'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Şanı Yüce Allah, (Meleklerine) şöyle buyurmuştur: Kulum bir kötülük yapmaya niyetlenirse, aleyhine onu hemen yazmayın. Eğer o işi yaparsa onun adına tek bir kötülük yazın. Kulum iyi bir işe niyetlenir de yapamaz ise, niyetini bir iyilik olarak yazın. Niyetini gerçekleştirir ise on iyilik yazın."

BaY-Je
17-06-07, 03:27
İbn Abbas (r.ahm.) anlatıyor:
Allah Resulü (a.s.) Şanı Yüce Rabbinden rivayet ettiği bir kudsi hadiste şöyle buyuruyor: "Allah, iyi ve kötü şeyleri tayin etmiştir. Sonra da bunları açıklamıştır. Kim bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamaz ise, Allah o kişi adına tam yapılmış bir iyilik yazdırır. Eğer niyetlendiği bu iyiliği yapabilirse, Şanı Yüce olan Allah, o kişi adına on iyilikten başlayarak yedi yüz katı ve hatta daha çok kat iyilik yazdırır. Kim de bir kötülük yapmaya niyetlenir de yapmazsa, Allah o kişi adına tam yapılmış bir iyilik yazdırır. Eğer o kişi bir kötülük yapmaya niyetlenir de yaparsa, Allah onun adına tek bir kötülük yazdırır."

BaY-Je
17-06-07, 03:28
Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurdu: Aziz ve Celil olan Allah şöyle buyurdu: "Hiç şüphe yok senin ümmetin, bu nedir, şunun hâli nedir? diye pek çok sorular sormaktan vazgeçmeyecekler. Hatta (sonunda): Mahlûkatı Allah yarattı, fakat Allah'ı kim yaratmıştır? diyeceklerdir."

BaY-Je
17-06-07, 03:33
Enes b. Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bana Burak verildi. O, beyaz, uzun, merkepten büyük, katırdan küçük bir hayvandır. Adımını gözünün erişebildiği yerin en sonuna atar." Allah Resulü devam ederek buyurdu ki: "Ben ona bindim, nihayet Beytü'l-Makdis'e geldim. Onu, (benden önceki) Peygamberlerin bağladığı halkaya bağladım, sonra Mescide girdim ve orada iki rekât namaz kıldım. Sonra çıktım. Cebrail (a.s.) bana bir kap şarap bir kap da süt getirdi. Ben sütü seçtim. Cebrail (a.s.): Yaratılışa uygun olanı seçtin, dedi. Sonra bizi göğe doğru çıkardı. Cebrail gök kapısını çaldı. Sen kimsin? denildi. O, Cebrail'im dedi. Yanındaki kimdir? diye soruldu. Cebrail, Muhammed, diye cevap verdi. O, Peygamber olarak gönderilmiş midir? diye sordu. Cebrail: Ona Peygamberlik verilmiştir, dedi. Bunun üzerine bize (gök) açıldı. Birdenbire Adem (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba, dedi ve hakkımda hayır dua etti. Sonra bizi ikinci semaya doğru çıkardı. Cebrail (a.s.) kapının açılmasını istedi. Sen kimsin? denildi. Cebrail: Ben Cebrail'im, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. O, Peygamber olarak gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: Ona Peygamberlik verilmiştir, dedi. Bunun üzerine (gök) bize açıldı. Ben orada iki teyze oğulları (a.s.) Meryem oğlu İsa ve Zekeriya oğlu Yahya ile karşılaştım. Bana merhaba, dediler ve benim için hayır dua eylediler. Sonra beni üçüncü semaya doğru çıkardı. Cebrail bunun da kapısını çaldı. Sen kimsin? denildi. Cebrail: Ben Cebrail'im, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Cebrail: Muhammed'dir, dedi. O, Peygamber olarak gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: Ona Peygamberlik verilmiştir, dedi. Bunun üzerine (gök) bize açıldı. Ben, Yusuf (a.s.) ile karşılaştım. Güzelliğin yarısı ona verilmişti. Bana merhaba dedi ve hayır dua etti. Sonra bizi dördüncü semaya doğru çıkardı, Cebrail (a.s.) bunun da kapısını çaldı. Kim o? denildi. Cebrail, dedi. Yanındaki kim? denildi. Cebrail: Muhammed'dir, dedi. Ona (davet) gönderildi mi? denildi. Cebrail: O, Peygamber olarak gönderilmiştir, dedi. Bunun üzerine bize açıldı. Birdenbire İdris (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba dedi ve hayır dua etti." Aziz ve Celil olan Allah, şöyle buyurmuştur: Biz onu pek yüce bir mertebeye yükseltmiştik. Sonra bizi beşinci kata doğru yükseltti. Cebrail onun kapısını da çaldı. Kim o? denildi. Cebrail Cebrail'im, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. Ona Peygamberlik gönderildi mi? denildi. Cebrail: Ona gönderildi, dedi. Bunun arkasından (gök) bize açıldı. Ben Harun (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba, dedi ve hakkımda hayır dua etti. Sonra bizi altıncı kat göğe doğru yükseltti. Cebrail (a.s.) onun da kapısını çaldı. Kim o? denildi. Cebrail'dir, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. Ona Peygamberlik gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: O Peygamber olarak gönderilmiştir, dedi. Bunun üzerine bize (gök) açıldı. Ben orada Musa (a.s.) ile karşılaştım. Bana merhaba, dedi ve hayır dua eyledi. Sonra yedinci semaya doğru yükseldi. Cebrail onun açılmasını istedi. Kimdir o? denildi. Cebrail'dir, dedi. Yanındaki kimdir? denildi. Muhammed'dir, dedi. Ona Peygamberlik gönderilmiş midir? denildi. Cebrail: O, Peygamber olarak gönderilmiştir, dedi. Bunun üzerine (gök) bize açıldı. Ben orada arkasını Beytü'l-Mamur'a dayamış olan İbrahim (a.s.) ile karşılaştım. Beytü'l-Mamur'u gördüm. Ona günde yetmiş bin melek girer ve bir daha ona dönmezler. Sonra (Cebrail) beni Sidretü'l-Münteha'ya götürdü. Bir de gördüm ki Sidr ağacının yaprakları fillerin kulakları gibidir. Onun yemişleri ise (Yemen'in Hecer kasabası) testilerine benzer. Allah'ın emrinden, her şeyi bürümekte olan şey Sidreyi tamamıyla bürüyünce bana başka bir hâl oldu. Anladım ki Allah'ın yarattıklarından, onun güzelliğinin bir kısmını bile tavsif ve tarif etmeye gücü yetebilecek hiç bir kimse yoktur. Artık Allah bana vahyettiğini vahyetti. Üzerime her gündüz ve gece içinde elli namaz farz kıldı. Musa'nın (a.s.) yanına indim. Rabbin ümmetin üzerine neyi farz kıldı? diye sordu. Elli namaz farz etti, dedim. Rabbine dön ve ondan azaltmasını iste. Çünkü ümmetin buna güç yetiremez. Ben İsrail oğullarını imtihana tabi tutmuş ve onları tecrübe etmişimdir, dedi. Ben de Rabbime döndüm ve: Ey Rabbim! Ümmetim üzerine hafiflet, diye niyaz ettim. Benden beşini indirdi. Musa'ya döndüm. Benden beş namazı indirdi, dedim. Muhakkak ümmetin buna güç yetiremez. Binaenaleyh Rabbine dön ve hafifletmesini iste, dedi. Böylece Rabbim Tebareke ve Teala ile Musa (a.s.) arasında gidip gelmeye devam ettim. Nihayet (Rabbim bana) şöyle buyurdu: "Ey Muhammed! Onlar her gündüz ve gece içinde beş namazdır. Her bir namaz için on (sevap) vardır. İşte böylece elli namaz olur. Her kim bir iyilik yapmaya niyetlenirde yapamazsa, onun lehine bir iyilik yazılır. Eğer yaparsa on iyilik yazılır. Her kim bir kötülük yapmaya niyetlenir de yapmazsa onun aleyhine hiç bir şey yazılmaz. Eğer yaparsa, bir tek kötülük yazılır." Sonra indim ve Musa'nın (a.s.) yanına vardım. Kendisine haber verdim. Rabbine dön ve ondan hafifletmesini iste, dedi. Allah Resulü (a.s.): "Rabbime (çok) döndüm, nihayet artık ondan utandım, cevabında bulundum" buyurdu.

BaY-Je
17-06-07, 03:39
Ebu Hureyre'nin (r.a.) haber verdiğine göre:
İnsanlar Allah Resulü'ne (a.s.) hitaben: Ey Allah'ın Resulü! Biz Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz? diye sordular. Allah Resulü (a.s.): "Dolunay olduğu gece, onu görmek için itişip kakışır, birbirinize zarar verir misiniz?" buyurdu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Tekrar; "önünde hiç bir bulut yokken güneşi görmekte birbirinize zarar verir misiniz?" diye sordu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: "İşte sizler onu böyle göreceksiniz." Kıyamet gününde Allah insanları toplar ve: "Her kim neye tapıyorduysa onun ardına düşsün" buyurur. Artık güneşe tapıyor olan güneşin, aya tapıyor olan ayın, tağutlara tapıyor olan tağutların ardına düşer. Yalnız bu ümmet, içlerinde münafıkları da olduğu halde (yerinde durup) kalır. Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette gelir ve: "Ben sizin Rabbinizim" buyurur. Onlar (Rablerini o tecelli ile tanıyamadıkları için): Senden Allah'a sığınırız. Rabbimiz bize gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır. (Yerimizden ayrılmayız). Rabbimiz bize geldiğinde biz onu tanırız, derler. Allah Teala bu defa onlara tanıdıkları surette gelip: "Ben Rabbinizim" buyurur. Onlar da: Sen bizim Rabbimizsin derler ve ona tabi olurlar. Cehennemin de ortasına Sırat (yani köprü) kurulur. Onun üzerinden ilk geçenler ben ve ümmetim olur. O gün Peygamberlerden başka hiç bir kimse tekellüm edemez. Peygamberlerin de o günkü duaları: Ey Allahım! Selamet ver, selamet ver (den ibaret) olur. Cehennemde Sa'dan dikenlerine benzer dikenler vardır. (Efendimiz) Sa'danı hiç gördünüz mü? diye sordu. Evet Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü (a.s.): İşte o çengeller Sa'dan dikenleri gibidir. Ancak şu var ki ne kadar büyük olduklarını yalnız Allah bilir. İşte bunlar insanları (kötü) amellerinden dolayı kapıp alırlar. İnsanlardan mümin olanların kimi ameli sayesinde kurtulurken, kimi de Allah onları kurtarıncaya kadar cezalandırılır. Nihayet Allah, kullar arasında kazayı icra edip de sırf rahmetinden olarak Cehennemliklerden dilediklerini Cehennemden çıkarmayı irade ettiğinde meleklere; la ilahe illallah diyenler arasından Allah'ın merhamet buyurmak istediklerinden Allah'a bir şeyi ortak kılmamış olanları Cehennemden çıkarsınlar diye emredecektir. Melekler bunları Cehennemde secde eseriyle tanırlar. Ateş, Adem oğlunun secde izinin yeri dışında her şeyini yer bitirir. Allah secde izini yemeyi ateşe haram etmiştir. Bunlar ateşten yanmış olarak çıkarılırlar. Üzerlerine hayat suyu dökülür ve o su sebebiyle sel uğrağında biten bitki gibi yeniden biterler. Yüce Allah'ın kulları arasında hükmünü sona erdirir. Ancak yüzü ateşe dönük bir kimse kalır. O, Cennete girişi itibariyle, Cennet ehlinin sonuncusudur. O kimse: Ey Rabbim! Yüzümü ateşten döndür, zira kokusu beni zehirleyip duruyor, alevi de beni yakıp duruyor, der. O kimse, Allah'ın dilediği kadar, Allah'a sürekli olarak dua eder. Sonra Şanı Yüce Allah ona: Bu senin dediğini sana yaparsam, acaba ondan başkasını ister misin? buyurur. O kul: Senden, bundan başkasını istemem, der ve Rabbine, Allah'ın dilediği kadar, birçok sözler ve yeminler verir. Bunun ardından Allah onun yüzünü ateşten çevirir. Yüzünü Cennete doğru çevirip Cenneti gördüğü zaman, Allah'ın dilediği kadar sustuktan sonra: Ey Rabbim! Beni Cennetin kapısına yanaştır, der. Bunun üzerine Allah ona: Evvelce sana verdiğimden başka bir şey istemeyeceğine sözler ve yeminler vermiş değil misin? Yazıklar olsun! Ey Adem oğlu! Ne kadar gaddarsın! buyurur. O kul: Ey Rabbim! der ve Allah'a devamlı dua eder. Nihayet Allah ona: Bunu sana versem başkasını ister misin? der. Kul: İzzetine yemin olsun ki hayır der. Ve Rabbine Allah'ın dilediği kadar sözler ve yeminler verir. Sonunda Rabbi onu Cennet kapısına yaklaştırır. Cennet kapısı üzerinde durduğu, Cennet ona açıldığı, içindeki hayırları ve sevinci gördüğü zaman Allah'ın dilediği kadar susar. Sonra: Ey Rabbim! Beni Cennete sok, der. Yüce Allah ona: Verdiğimden başkasını istemeyeceğine sözler ve yeminler vermiş değil misin? Allah layıkını versin! Ey Adem oğlu! Sen ne sözünde durmaz kimse imişsin, der. O kul: Ey Rabbim! Yaratıklarının en kötü talihlisi ben olmayayım, der ve Allah'a devamlı surette dua eder. Nihayet şanı yüce Allah ona güler. Allah ona gülünce: Cennete gir, der. Kul Cennete girince Allah ona: Temenni et, buyurur. O da Rabbinden istek ve temennide bulunur. Nihayet Allah ona: Şunu da bunu da (diyerek) istenecek şeyleri muhakkak kendisine hatırlatır, nihayet dilediklerinin hepsi kesilince Allah Teala: "Bunların hepsi ve daha bir o kadarı senindir," buyurur.

BaY-Je
17-06-07, 03:45
Ebu Saîd Hudrî'nin (r.a.) anlattığına göre:
Allah Resulü'nün (a.s.) zamanında bazı insanlar: Ey Allah'ın Resulü! Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz? diye sordular. Resulüllah: Evet, dedi ve devamla: "Güneşi öğleyin, önünde hiç bulut yokken görebilmek için izdiham edip, birbirinizle itişir misiniz? Dolunayı, bulutsuz bir gecede görmek için izdiham edip, birbirinizle itişir misiniz?" diye sordu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü: "İşte bu iki küreden herhangi birisini görmekte birbirinize sıkıntı vermediğiniz gibi, Kıyamet gününde Yüce Allah'ı görmekte de birbirinize sıkıntı ve zarar vermezsiniz." Kıyamet günü olduğu zaman bir nida edici: "Her ümmet neye ve kime tapıyorduysa peşine düşsün," diye ilan eder: Bunun üzerine münezzeh Allah'tan başka şeylere, putlara ve heykellere tapagelen ne kadar müşrik varsa, onlardan hiç biri geri kalmaksızın Cehenneme dökülürler. Artık gerek iyiden ve gerek facirden, gerek Ehl-i Kitap bakiyelerinden olarak ortalıkta yalnız Allah'a tapanlardan başka kimse kalmayınca, Yahudilerden geri kalanlar çağrılır ve onlara: Siz kime ibadet ederdiniz? diye sorulur. Onlar: Biz Allah'ın oğlu zeyr'e tapıyorduk, diye cevap verirler. Bunun üzerine bunlara: Yalan söylediniz, Allah hiç bir eş ve oğul edinmedi, denilir. Şimdi siz ne istersiniz? diye sorulur. Ey Rabbimiz! Biz çok susadık. Bize su ihsan et, derler. Bunun üzerine onlara: Haydi su başına gelmez misiniz? diye işaret olunur ve Cehenneme doğru sevk edilirler. Cehennem onlara serap gibi görünür. Onlar birbirlerini çiğneyerek giderken ateşe dökülürler. Sonra Hıristiyanlar çağrılır, onlara da: Siz kime kulluk ederdiniz? diye sorulur. Onlar da: Allah'ın oğlu Mesih İsa'ya ibadet ediyorduk, derler. Onlara da: Yalan söylediniz. Allah hiç bir eş ve hiç bir oğul edinmedi, denir. Onlara da ne istiyorsunuz? diye sorulur. Onlar: Çok susadık, ey Rabbimiz! Bize su ihsan et, derler. Kendilerine: Haydi suya gelmez misiniz, diye işaret edilir. Nihayet Cehenneme doğru toplanırlar. Cehennem onlara bir serap gibi görünür. Birbirlerini ezerek Cehenneme düşüşürler. Artık ortada sadık veya facir olarak Yüce Allah'a ibadet eden muvahhidlerden başka kimse kalmayınca, alemlerin Rabbi Allah (c.c.) onlara, orada gördükleri en yakın bir sıfatta tecelli eder ve bu muvahhidlere: Ya siz ne bekliyorsunuz? Her ümmet ibadet ettiği şeyin ardına düşüyor, buyurur. Onlar da: Ey Rabbimiz! Biz dünyada iken, kendilerine en çok muhtaç olmamıza rağmen bu insanlardan ayrı yaşadık ve onlar ile arkadaşlık etmedik, derler. Bunun üzerine: Ben sizin Rabbinizim, buyurur. Onlar: Biz senden Allah'a sığınırız (iki yahut üç defa da) Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayız, derler. Hatta bir kısmı (cereyan eden imtihanın şiddetinden dolayı haktan) dönecek duruma yaklaşır. Sizinle o (Rabbiniz) arasında bir alâmet var mı ki bunun sayesinde onu tanıyabilesiniz, der. Onlar: Evet, derler (O Sak'tır). Sak'ın bir kısmı açılır, yürekten Allah'a secde eder olanların hiç biri kalmaksızın Allah onların her birine secdeye izin verir. Gizlenme veya riya olarak secde eder olanlardan her birinin sırtını Allah muhakkak tek bir tabaka hâline getirir. Secde etmek istedikçe ensesi üzerine düşer. Sonra başlarını kaldırırlar. İlk defa görmüş oldukları suret (sıfat) değişmiş olarak: Ben sizin Rabbinizim, der. Onlar da: Bizim Rabbimiz sensin, derler. Sonra Cehennem üzerine bir köprü kurulur ve şefaate izin verilir. Halk: "Ey Allahım! Selamet ver, selamet ver, diye dua eder durur." Ey Allah'ın Resulü! Köprü nedir? diye sorulduğunda: Kaypak ve kaygan bir şeydir. Orada kancalar, çengeller ve demirden dikenler vardır. Bunlar Necd'de bulunan ve Sa'dan denilen sert dikencikler hâlindedir. Müminler, kimi göz kırpacak kadar zaman içinde, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi en iyi cins yürek at ve deve gibi süratle (köprüyü) geçerler. Müminlerden kimi sapasağlam olarak kurtulur. Kimi tırmıklar içinde perişan olmuş olarak salıverilir. Kimi de Cehennem ateşi içine sapır sapır düşer. Nihayet müminler ateşten kurtuldukları zaman, nefsim kudret elinde olana yemin ederim ki sizden hiç kimsenin, hakkı tamamıyla kurtarmak hususunda Allah'a yalvarıp yakarması, Kıyamet gününde müminlerden ateşte olan kardeşleri için Allah'a yalvarmaları kadar şiddetli olmaz. Onlar: Ey Rabbimiz! Bu kalanlar bizimle beraber oruç tutarlar ve haccederlerdi, derler. Onlara: Tanıdığınız kimseleri dışarı çıkarınız, onların suretleri ateşe haram edilir, denir. Artık bunlar kimi inciklerine, kimi de dizlerine kadar ateşe gömülmüş vaziyetteki pek çok halkı dışarı çıkarırlar. Sonra: Ey Rabbimiz! Cehennemde emrettiklerinden hiç kimse kalmadı, derler. Hak Teala: Geri dönün, kalbinde bir dinar ağırlığında iman, ve hakiki inanç olan her kimi bulursanız onu da çıkarınız, buyurur. Onlar yine pek çok halkı çıkarırlar. Sonra yine: Ey Rabbimiz! Cehennem içinde, emrettiklerinden hiç kimseyi bırakmadık, derler. Sonra Hak Teala: Dönünüz! Kalbinde yarım dinar ağırlığınca hayır olan her kimi bulursanız onu da çıkarınız, buyurur. Yine pek çok halkı çıkarırlar. Sonra tekrar: Ey Rabbimiz! Bize emrettiklerinden hiç bir kimseyi Cehennemde bırakmadık, derler. Sonra Hak Teala: Dönünüz! kalbinde zerre ağırlığınca hayır olan her kimi bulursanız onu da çıkarın, buyurur. Yine pek çok halk çıkarırlar. Sonra tekrar: "Ey Rabbimiz! Orada hayır sahibi olan hiç bir kimseyi bırakmadık, derler." Ebu Saîd Hudrî: Eğer bu söylediğim hadiste beni tasdik etmiyorsanız: Şüphesiz ki Allah zerre kadar haksızlık yapmaz, en küçük bir iyilik olsa, onu kat kat artırır. Ayrıca kendi katından da büyük mükâfat verir ayetini okuyunuz, derdi. "Bundan sonra Şanı Yüce Allah: Melekler şefaat ettiler, Peygamberler şefaat ettiler, müminler de şefaat ettiler. Şefaat etmedik bir Erhamu'r-Rahimin kaldı buyurur. Bundan sonra ateşten bir cemaati toplar ve dünyada iken hiç bir hayır işlemeyip de Cehennemde kömüre dönmüş birçok kimseleri çıkarır ve Cennetin yolları üzerinde olup Hayat Nehri adı verilen bir nehir içine onları daldırır. Bunlar sel kenarında çıkan yabani reyhan tohumları gibi çıkarlar. Görmez misiniz ki? Yabani reyhan bazen bir taş, yahut bir ağaç dibinde (gölgede bittiği de) olur. Güneşe doğru olanı sarı olur, yeşil olur, gölgede olanı ise beyaz olur." (Bunu işitince bazıları) Ey Allah'ın Resulü! Sanki sahrada çobanlık etmiş gibisiniz, dediler. Allah Resulü devamla şöyle anlattı: "Artık hayat nehrinden boyunlarında halkalar olduğu halde inci gibi güzel olarak çıkarlar. Cennet ahalisi onları bu alâmetle tanırlar. İşlenmiş hiç bir amelleri, önden gönderdikleri hiç bir hayırları olmadığı halde, Allah'ın Cennete soktuğu azatlıkları işte bunlardır, derler. Sonra Hak Teala onlara: Cennete giriniz! Gözünüzün görebildiği her ne varsa sizindir, buyurur. Onlar: Ey Rabbimiz! Sen alemlerden hiç kimseye vermediğini bize ihsan ettin, derler. Kendilerine: Size bundan da üstün bir şey vereceğim, buyurur. Ey Rabbimiz! Bundan da üstün ne var? derler. Allah Teala: Benim rızam! Artık bundan sonra ebediyen size kızmam (gadap etmem)," buyurur.

güneş
22-06-07, 11:00
Mü'minlerin emîri Ebû Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi:
n"Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah'a ve Resûlü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Resûlü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir."
nBuhârî, Bed'ü'l–vahy 1, Îmân 41, Nikâh 5, Menâkıbu'l–ensâr 45, İtk 6, Eymân 23,

güneş
22-06-07, 11:00
2
İbni Ömer (R.A),Rasûlüllah (s.a.v.): "İslâm beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet getirmek,namaz kılmak,zekat vermek,hacca gitmek ve Ramazan orucunu tutmak

güneş
22-06-07, 11:00
3
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Size iki şey bıraktım, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah'ın "Kitâb"ı ve Allah Resûlünün "Sünnet"i."
Mâlik radıyallahu anh.

4
nHz. Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in şöyle söylediğini işittim:
n"Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde hergün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?"
n"Bu hal, dediler, onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz!" Aleyhissalâtu vesselâm:
n"İşte bu, beş vakit namazın misalidir. Allah onlar sayesinde bütün hataları siler" buyurdu."
nBuhâri, Mevâkît 6; Müslim, Mesâcid 282, (666); Tirmizî, Emsâl 5, (2872); Nesâî, Salât 7, (1, 231); Muvatta, Sefer 91, (1,174).

güneş
22-06-07, 11:01
Ebû Hüreyre (r.a.)'dan rivayet edilmiştir: "Resûlullah (s.a.s.) buyurdu ki:
"Allahu Azze ve Celle buyurdu: "Âdemoğlunun her bir işi kendinedir. Oruç hariç; o benim içindir, onun karşılığını ben veririm. Aynı zamanda oruç bir kalkandır. Sizden birinizin oruçlu bir günü olunca, o gün kötü konuşmaktan mutlaka kaçınsın, gürültü de çıkarmasın. Birisi kendisine söver ya da sataşırsa, "Ben oruçluyum." desin.
Muhammed'in nefsi elinde olana yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha hoştur. Oruçlu iken iki rahatlık bulunmaktadır. İftar ettiği zaman iftarın rahatlığı, Rabbine kavuştuğu zamanda orucun rahatlığını duyar."

Mus'ab İbnu Sa'd'ın babası anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "En hayırlılarınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerdir."

güneş
22-06-07, 11:02
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Sizden biriniz, ben kendisine babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, tam îman etmiş olmaz."
Enes radıyallahu anh. Buhârî.

güneş
22-06-07, 11:02
Ebû Hüreyre (r.a.)'dan rivayetle, Nebî (s.a.s.) şöyle buyurdu:
"Allah kulunu sevdiği zaman, Cibril'e seslenir:
"Allah filanca kulunu seviyor sende onu sev" diye buyurur. Bunun üzerine Cibril de onu sever ve sema ehline:
"Şüphesiz Allah filanca kulunu seviyor, sizde onu sevin" diye seslenir. Onlarda bu sefer o kulu severler. Sonra onun için yeryüzü ehlinin (kalbine) bir saygı ifadesi konulur."

güneş
22-06-07, 11:02
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Biriniz, kendisi için sevdiği bir şeyi, kardeşi için de sevmedikçe, tam îman etmiş sayılmaz."
Enes radıyallahu anh. Buhârî.

güneş
22-06-07, 11:02
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Ben, güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim."
Ebû Hureyre radıyallahu anh.

güneş
22-06-07, 11:03
nHz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
n"Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?"
n"Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine:
n"Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:
n"Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)" dedi. Aleyhissalatu vesselam:
n"Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir."
nEbu Davud, Edeb 40, (4874); Tirmizi, Birr 23, (1935); Müslim, Birr 70, (2589).

güneş
22-06-07, 11:03
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Mümin, aynı delikten iki kere ısırılmaz!"
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

güneş
22-06-07, 11:04
16
Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar."
Ebü Dâvud, Cihâd 87, (2609).

17
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kolaylaştırın, güçleştirmeyin, müjdeleyin, tiksindirmeyin!"
Enes radıyallahu anh. Buhârî.

18
Ebu Saîd el-Hudrî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki haslet vardır ki bir mü'minde asla beraber bulunmazlar: Cimrilik ve kötü ahlâk."

19
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Evlenen, îmanın yarısını tamamlamış olur, kalan yarısı hakkında ise Allah'tan korksun!"
Enes radıyallahu anh. Taberânî.

20
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kadınla dört şey için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dini için. Öyleyse, elleri toprak olası, sen dindarını al!"
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

21
Abdullah b. Mes'ûd (r.a.)'den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber çıkmıştık. Bizler hiçbir şeye gücü yetmeyen gençlerdik bize hitaben buyurdular ki: "Ey gençler grubu, sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin çünkü evlilik gözü harama karşı iyi korur. Irz ve namusu da daha koruyucudur. Evlenmeye gücü yetmeyenleriniz ise oruç tutsun çünkü oruç şehveti azaltır." (Buhârî, Savm: 10; Müslim, Nikah: 1)

22
Abdullah İbnu Amr (İbni'I-As) radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davrananlardır."

23
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
"Siz kime pehlivan dersiniz?"
"Yenilmeyen kişiye."
"Hayır, asıl pehlivan, kızgınlık anında öfkesine hâkim olan kimsedir," buyurdu.
İbn Mesûd radıyallahu anh. Müslim.

24
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Hakkında birçok insanın aldandığı iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit."
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.

25
Enes b. Malik (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyururken işittiğini söylemiştir: "Her kim rızkının bollaştırılmasını yahut ecelinin geciktirilmesini arzu ederse, sıla-i rahim yapsın."

26
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Her kim, önemsemeyerek, Cuma namazına gitmeyi üst üste üç kez terkederse, Allah onun kalbini mühürler."
Ebûl Câd radıyallahu anh. Tirmizî.

27
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Müminin sezgisinden sakının. Çünkü o, Allahın nuruyla bakar."
Ebû Ümâme radıyallahu anh. Taberânî.

28
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"ilim istemek, her müslümanın üzerine farzdır."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.

29
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Hikmetli söz, müminin yitiğidir, bulduğu yerde onu almaya, o daha ziyade hak sahibidir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

30
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Şüphesiz Allah, ilmi insanların ellerinden çekerek almaz, ilmi, âlimleri almakla alır. Alimlerden kimse kalmayınca, insanlar câhil başkanlar edinirler, onlara sorarlar, onlar da fetva verirler, hem kendileri saparlar, hem de onları saptırırlar."
İbn Amr radıyallahu anh. Buhârî.

31
Ebû Eyyûb el-Ensari (r.a.)'den; Resûlullah (s.a.v.):
n«Hiç bir müslümana, din kardeşini üç günden fazla terkedip küs durması helâl olmaz. Onlar karşılaştıklarında biri yüzünü bir tarafa, diğeri de diğer tarafa çevirir. Onların en hayırlısı, önce selam vererek barışandır» buyurdu.
nMüslim, Bir, 45/8, no:25.

32
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Hasetten, kıskançlıktan şiddetle kaçının! Çünkü haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, sevapları yer bitirir."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

33
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Zandan uzak durun! Çünkü zan, sözün en yalanıdır.
Başkalarının gizli konuştuklarını yaymayın!
Birbirlerinizin ayıplarını araştırmayın!
Gereksiz yere rekabete girmeyin!
Birbirinizi kıskanmayın!
Birbirinize kin tutmayın!
Birbirinize sırt çevirmeyin!
Ey Allahın kulları, Allahın size emrettiği gibi kardeş olun!
Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona ne zulmeder, ne de onu yüzüstü bırakır. Ona hakaret de etmez."
Sonra kalbini gösterdi:
"Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır!
Kişinin, müslüman kardeşini hor görmesi, kötülük bakımından kendisine yeter de artar bile.
Müslümanın herşeyi müslümana haramdır: kanı, şerefi, malı...
Allah, sizin ne bedenlerinize, ne biçimlerinize ve ne de amellerinize bakmaz, kalblerinize bakar."
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

34
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Kıyamet gününde, kulun ayakları, Rabbinin huzurundan şu beş şey soruluncaya kadar bir yere kıpırdamaz:
Ömrünü nasıl harcadığından, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve bildiklerini uygulayıp uygulamadığından sorulacaktır."
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.

35
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Merhamet edenlere Rahman da merhamet eder. Yeryüzündekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin."
İbn Amr radıyallahu anh. Tirmizî.

36
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir.
Kim bir müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da, onun kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir.
Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter."
İbn Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

37
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Birbirinizle el sıkışın ki, kalplerdeki düşmanlık silinsin. Hediyeleşin ki, birbirinizi sevesiniz ve aradaki dargınlıklar böylece kalksın."
Atâ radıyallahu anh. Mâlik.

38
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir!"
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

39
Berâ radıyallahu anh anlatıyor: "Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'la birlikte bir cenazede beraberdik. Aleyhissalâtu vesselâm kabrin kenarına oturup ağladılar, öyle ki (göz yaşlarıyla) toprak ıslandı. Sonra da: "Ey kardeşlerim İşte (başımıza gelecek) bu aynı (ölüm hadisesi) için iyi hazırlanın" buyurdular."

40
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Geçmiş peygamberlerin, sonraki insanlara ulaşan sözlerinden birisi de şudur:
"Utanmadıktan sonra ne istersen yap!"
Ebû Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.

heseyam
12-07-07, 10:18
Resulullah (sav) "Allah'tan hakkıyla haya edin!" buyurdular. Biz: "Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah, biz Allah'tan haya ediyoruz" dedik. Ancak O, şu açıklamayı yaptı: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batni ve onun ihtiva ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, ahireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur."

güneş
15-07-07, 12:07
Haramdan sakın.
İnsanların en çok ibadet edeni olursun.

Allah Tealanın sana kısmet olarak verdiğine razı ol.
İnsanların en zengini olursun.

Komşuna iyilik et.
(Gerçek) mü´min olursun.

Kendin için sevdiğini insanlar için de sev (iste).
(Hakiki) müslüman olursun.

Çok gülme (hayatı gülüp eğlenmekten ibaret sanmak sorumsuzluğuna düşme).
Çünkü çok gülmek (hayatı bir oyun ve bir oyun ve eğlence olarak algılamak) kalbi öldürür."
(Tirmizi, Ahmed bin Hanbel)

Resulullah.org

zlatan41
21-07-07, 16:44
“Kim bir kavme benzemek isterse o ondandır.” Hz.Muhammed (s.a.v)

BruceWayne
22-07-07, 23:43
"Müslüman, müslümanın onun elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir."

Bu Hadis-i Şerifte Müslümanı kısaca anlatmaktadır. Bir müslüman kişi diğer bir müslüman kişiye yapcağı işlerden veya o müslümanın hakkında konuşcağı sözlerden eminse yani o müslümana güveniyorsa bu müslümanın bir nevi tarifidir.

BruceWayne
22-07-07, 23:47
"Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız, Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz"

BruceWayne
22-07-07, 23:48
"İnsanların en hayırlısı diğer insanlara faydalı olandır".

desperado56000
02-08-07, 17:21
“Kim bir kavme benzemek isterse o ondandır.” Hz.Muhammed (s.a.v)
Allah seni belalardan korusun ama bu sözün kaynağını istiyorum eğer bulamazsan vay halimize Kuran da ben ayrı ayrı sizi kavimler halinde yarattım diyor

metinsahin
03-08-07, 10:33
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri ferman etti ki: "Ben Azimu'ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım." Ebu Hureyre ilaveten dedi ki: "Dilerseniz şu ayet-i kerimeyi okuyun. (Mealen): "Yaptıklarına karşılık Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükâfaatların saklandığını kimse bilemez" (Secde 17).

mehmetakifm
01-09-07, 22:13
Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.

SALAZAR
10-09-07, 13:57
İlim Çin'de bile olsa gidip öğrenin! Hz.Muhammed S.A.V

Legolas
11-09-07, 22:25
ya Rasulullah 2

Efendİm, GÜl Kokulum GÖnlÜmÜn Sultani Ne Olur, Ne Olur
Efendİm Affet Benİ. Ben Bİr GÜnahkarim. Mİnİcİk Ellerİmİ
Kocaman GÜnahlara Daldirdim, Mİnİcİk YÜreĞİme Kocaman
Sevgİn Dururken KÜÇÜcÜk DÜnyayi Koydum. Bİr Zaman Senİn
AŞiklarin Çikiverdİ De Kİrlenen Ellerİmİ GÜnahlardan; KÜÇÜcÜk
DÜnyayi Da Kalbİmden Çikardi….
Efendİm Ben Çok KÖtÜ Bİr Çocuk Oldum. Sen Peygamberİmsİn. Sen
YaŞamak Arzusuyla YandiĞim Tek KİŞİ, Sen Canimi Mİlyonlarca
Kez VerebİleceĞİm, UĞeunda GÖzÜmÜ Kirpmadan ÖlebİleceĞİm Tek
KİŞİsİn. Ben Ve Benİm Gİbİ UĞrunda HerŞeyden GeÇebİlecekler
Çok Ama Benİm Gİbİ GÜnahkÂrlar Az Ya Rasulullah. Her Zaman
Senİ Yanimda Hİssetmelİydİm. Sankİ Uzatsam Elİmİ SaÇlarina
O İpek SaÇlarina DokundurabİlecekmİŞ Gİbİ Hİssetmelİydİm.
Evİmde Daİma Senİn Adin KonuŞulmaliydi. Senİn Taa GeÇmİŞten
Yapin Dedİklerİnle YoĞrulmaliydi Kalbİm. Senİn Gİbİ
YaŞamaliydim. Ya Rasulullah Senİn GeÇmİŞ Ve Gelecek TÜm
GÜnahlarin BaĞiŞlanmiŞ Cennet Sen İÇİn Yaratildi Belkİ Oysa
Sen Bİr An Bİle Allah’i Anmaktan VazgeÇmedİn. Ya Ben Ya
Rasulullah Ya Ben… GÜnah AttiĞim Adimken, AldiĞim Nefesken
Ben Allah’a Nasil Layik Olayim. Onun Nİmeterlİne Nasil
ŞÜkredeyİm.?
Ya Rasulullah Ben Çok KÖtÜ Bİr Çocuk Oldum. Senİn Bİze Son
SÖzlerİn OlmuŞtu; “kadinlar Emanetİnİzdİr”. Ya Rasulullah
Şİmdİlerde Emenete Hiyanet Edİlİr OlmuŞ. Allah’in Bİle
Emnetlerİne Saygi GÖsterİlmİyor. Ben De GÖstermİyordum Ya
Rasulullah. Ben De GÖstermİyordum. Ama DeĞİŞtİm Senİn
Sayende. Senİn Ümmetİn Aldida Bu Batakliktan Benİ Nura
Buladi Benİ. Ya Rasulullah Şİmdİlerde SokaĞa Çikmak
İstemİyorum. Kiz KardeŞlerİm Nasil Gİyİnİyor Ya Rasulullah?
GÖrÜyorsundur Ya Hanİ. Allah’im GÖrÜnce Bİr GÜzel SÖz Edeyİm
Dİyorum Olmuyor Yapamiyorum. Efendİm Bunlar Senİ Çok
Sevİyor Dİyemİyorum. Senİ Seven BÖyle Yapmaz Kİ? Ama Onlari
Yargilamak Bana DÜŞmez Efendİm. Ama Ne Yapayim Senİn
Ümmetİn BÖyle Yapinca Çok Zoruma Gİdİyor. Sen Bİzler Ne Kadar
GÜnaha BatmiŞ Olursak Olalim Bİzİ Seversİn Ama Onlar BÖyle
Yapmakla Cehenneme DoĞru Sen Çook Uzaklara DoĞru Gİdİyorlar
Efendİm. Sen Bunu GÖrÜnce ÜzÜlÜyorsum Ya Hanİ; Ben
Dayanamam Efendİm.
Ama Ya Rasulullah Ben Çok KÖtÜ Bİr Çocuk Oldum. Namaz
GÖzÜnÜn Nuruydu. Sen Namaza Durunca Solunda Ashab-i GÜzİn;
SaĞinda İse YÜz YÜrmİ DÖrt Bİn Peygamber Arkanda Saf Saf
Melekler. Ya Ben Ya Rasulullah!!! Ya Ben. Bİlİyorsun ÇoĞu Zaman
Şu Namaz Bİtİverse Dİyorum İÇİmden.gÖz YaŞlarimla Sunmak
Varken Allah’a Çİrkİn DÜŞÜncelerİmle Kİrletİyorum. Samİmİ
Olamiyorum ÇoĞu Zaman. DÜnyaya Dalip Gİdİyorum. Bİr Fİlm Var
KaÇirmayayim Dİyorum. ArkadaŞimla BuluŞacaĞim Bunu Kaza
Ederİm Dİyorum. Dememelİyİm Tabİ. Hayatim Zaten En GÜzel
Fİlm. Allah’im İse En BÜyÜk Dost. Ben Bİlİyorum Artik Efendİm…
Sana Asirlar Sonra Seslenİyorum Efendİm. GÖnderemem Sana
Bu Mektubu. Ama Sen Alirsin. Melekler Okutuverİrİ Belkİ Sana
Belkİde Bu Mu Allah Rasulune YazabİldİĞİn Mektup Dİyerek
Yirtip Ativerİrİler. Olsun Efendİm. Okumasanizda Ben
DÜŞÜnÜyorum Kİ Her Zaman İÇİmdesİnİz. Semadan Bİzlerİ
İzlİyorsunuz. Belkİde Yazmakta ZorlandiĞim Yerlerde
YanibaŞimda Durup Şunu Şunu Da Yaz Dİyorsundur. Bu Çocuk
KÖtÜ Oldu Efendİm…

Ya Rasulullah VazgeÇtİm Sİzİ Hep Ötelerde Aramaktan,
YÜzyillar Öncesİne Hapsetmekten VazgeÇtİm. Sen Benİmlesİn Ve
AttiĞim Her Adimdasin. Her Daİm Benİmlesİn. Yeter Ya
Rasulullah Bu Mektubumda Bu Kadar. GÖzyaŞlarimla SÜsledİm
Bu Mektubu. GÜcÜm Kalmadi Gayri. Dermanim.


“ GÖnlÜm GÖzÜm Senİn İle AÇilir
GeÇİlmezler Senİn İle GeÇİlİr
Adin Anilinca Nurlar SaÇilir
DoĞ Ruhuma Benİ Hasretle Yakma
Hak AŞkina Kulun Yalniz Birakma

Ey Nebİ Hİcranla
Yandi GÖnlÜm
Dİl Ucuyla Olsun Melalİmİ Sormazmisin
Bİlmem Kİ Yoksa Dost Vefasindan ŞÜphen Mİ Var
LÜtfedİp Bİr Kere Olsun Halİmİ Sormazmisin…………”

Legolas
11-09-07, 22:26
Bazı Hadis-i Şerifler

Hz. Peygamber, çocuklara ve aile bireylerine karşı, insanların en merhametlisiydi.

Hadis-i Şerif (İbn-i Asakir).

Biriniz elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, onu dikmeye gücü yeterse, diksin.

Hadis-i Şerif (Müsned).

Dilleriyle söylemedikleri ve eyleme dönüştürmedikleri sürece, Allah, ümmetimin kalbinden geçirdiği negatif düşünceleri bağışlamıştır.

hadis (İbn-i Mace).

Şüphesiz ben sizin, günah işlemenizden korkmuyorum. Dikkat edin! Şükredilmeyen nimetler, öldürücü ve yok edicidir.

Hadis-i Şerif (İbn-i Asakir).

Biriniz, bazı dertlere uğramış bir kişiyi gördüğünde içinden “Beni sana verdiği dertten koruyan, beni sana ve kullarının bir çoğuna gerçekten üstün kılan Allah’a hamdolsun” dese, bu söz, kendisine verilen o nimete şükür olur.

Hadis (Beyhaki).

Yoldan insanlara sıkıntı ve eziyet veren şeyleri (çukurları, tümsekleri, yolu işgal eden lüzumsuz kalabalıkları, pislikleri) gider. Çünkü, bu senin için sadakadır.

Hadis-i Şerif (Buhari).

Cömert, malında olan Allah’ın haklarını ödeyendir. Cimri, malındaki Allah’ın haklarını yerine getirmeyen; Rabbinin verdiğinden, Rabbine karşı nekeslik edendir.

Hadis (Esbehani).

Allah (tedbir almakta) yetersiz (aciz) davranmayı kınar. Sen yapmak istediğin işin gereklerini yerine getir. Buna rağmen o işi neticelendirmeye gücün yetmezse, şöyle de: Hasbiyallahu ve ni’me’l-vekil... Allah bana yeter. O ne güzel vekildir.

hadis (Ebu Davud).

4 kimse vardır ki, öldükten sonra da sevapları devam eder: Allah rızası için kamuya hizmet ederken ölen kimse; Öğrettiği ilmin gereği yapılan bilgin; Verdiği para ile yapılan faydalı eser ayakta duran hayır sahibi; Ardında kendisine dua eden hayırlı bir evlat bırakan kimse...

Hadis (Müsned)

Kul namaza durduğunda rükua gidinceye kadar hayır onun başı üzerine saçılır. Rükuda iken secdeye varıncaya kadar, Allah’ın rahmeti onu kaplar. Secde ettiğinde ise, Allah’a manen yaklaşır. Ve onun rahmet nazarını kendine çevirir.

Hadis-i Şerif (Said bin Masur).

Resulullah ile beraberdik. Yer – gök tüm vadiyi tekbir seslerimizle inletip bağıra bağıra dua ediyorduk. Resulüllah bize yaklaştı ve şöyle dedi: Ey insanlar! Siz yanınızda olmayan uzaktaki birine veya sağır bir varlığına seslenmiyosunuz. Hemen yanı başınızdaki sizi işitene (size sizden yakın olana) yalvarıp yakarıyorsunuz. (Duada bu şiddet ve gürültüye gerek yok).

Hadis (Hilye).

En üstününüz, görüldüklerinde Allah’ın hatırlandığı kimselerdir.

Hadis-i Şerif (Hakim).

Kim günah işleyip de tövbe eden kimseyi, işlediği o günahtan dolayı kınarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez.

Hadis (İmam Ahmed).

İyilikller cennetin kapılarından bir kapıdır. Kötü ölümünü önler

Hadis-i Şerif (Ebuşşeyh).

Hastalık bir kamçıdır. Allah onunla yer yüzünde kullarını terbiye eder

Hadis-i Şerif (Camiüssağir)

Kişiyi arkadaşından tanıyın.

Hadis (İbn-i Adiyy).

Kişinin parmakla gösterilir olması, kötülük olarak ona yeter.

Hadis (Taberani).

Kişi cennete girdiği zaman, Rabbından anne ve babasını ve çocuklarını soracak. Allah ona: Onlar senin makam ve derecene ulaşamadılar ki! diye seslenecek. O da: Ya Rabbi! Ben hem kendim, hem de onlar için amelde bulundum, diyerek (şefaat edecek). Bunun üzerine onların da ona katılması için Allah emir verecek.

Hadis-i Şerif (Ramuz).

“Daha vakti var, ilerde yaparım” demek, şeytanın mü’minlerin kalplerine bıraktığı bir vesvesedir.

Hadis (Ramuz).

Kul bir günah işler. Ama onunla cennete girer. Bu şöyle olur: İşlediği günah devamlı hatırındadır. Ondan her hatırladıkça tövbe edip kaçınır. Böylece o günah sebebiyle Cennete girer.

Hadis (İbn-i Mübarek).

Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.

Hadis-i Şerif (Beyhaki).

Cennette büyük bir köşk vardır. İsmi cömertler köşküdür

Hadis_i Şerif (Taberani).

Kulağın hoşlanmayacağı herşeyden sakın!

Hadis (Taberani).

Sen bir ayakkabı aldığında iyisini al. Elbise aldığında da, iyisini al

Hadis(Taberani).

Kıyamet günü, mazlumların kurtuluş günüdür.

Hadis-i Şerif (İbn-i Ebi’d-Dünya).

Ben tebliğci olarak gönderildim. Zorlaştırıcı olarak değil

Hadis-i Şerif .(Müslim).

Biriniz bir müslüman kardeşinde bir dert gördüğünde, kendisini o derde uğratmadığı için Allah’a şükretsin. Fakat bu şükrünü, açıktan yapıp ta dertli kimseye duyurmasın.

Hadis (İbn-i Neccar).

Kim ki, güneş batıdan doğmadıkça tövbe ederse, Allah onun tövbesini kabul eder.

Hadis (Müslim).

Allah, Cehennemde cezası en hafif olanlardan birine şöyle der: Eğer yer yüzündeki her imkan (güç ve servet) senin elinde olsaydı, bu cezadan kurtulmak için, verir miydin? O kişi hiç tereddütsüz: verirdim, der. Allah şu açıklamayı yapar: Sen dünyada yaşarken, ben senden bu dediğimden daha kolayını, yani bana inanmanı ve hiçbir şeyi ortak koşmamanı istedim. Ama sen ise bana ortak koşmakta direttin.

Hadis (Tirmizi).

Biriniz gönlünden, müslüman kardeşine faydalı bir öğüt geçiriyorsa, onu söylesin.

Hadis (İbn-i Adiyy).

Bir gün bir hurma fidanı dikiyordum.Resulüllah yanıma geldi. Ey Eba Hureyre! Nedir o diktiğin? diye sordu. Hurma fidanı dikiyorum ya Resulallah, dedim. Sana o diktiğinden daha hayırlı bir dikim işi söyleyeyim mi? dedi. Söyle ya Resulallah! dedim. Sübhanallah, Elhamdülillah La ilahe illallah, Allahu Ekber, kelimelerini söyle... Bunların her biri için, sana Cennet’te bir ağaç dikilir, buyurdu.

Hadis (Hakim, Ebu Hureyre’den).

Ashaptan Muğire anlatıyor: Bir gün sarımsak yedim, Allah Resulünün namaz kıldığı yere geldim; baktım ki bir rek’at kılmışlar. Mescide girdiğimde (bendeki) sarımsak kokusu (etraftan) hissedildi, namazını tamamlayınca, Allah Resulu şöyle buyurdu: Kim bu bitkiden yerse, kokusu kendinden iyice gitmedikçe bize yaklaşmasın. Namazı kılıp Resulullah’ın yanına geldim. Bana elini ver! dedim. Elini alıp gömleğimin yeninden sokarak ta göğsüme kadar götürdüm. Göğsümdeki çarpıntıyı görünce, Allah Resulü şöyle buyurdu: Sen sarımsak yemekte haklısın, çünkü özrün var.

Hadis (Ebu Davud)

İnsanların en aç olanı, ilme istekli kimsedir. En tok olanı da, ilme hiçbir istek ve ilgi duymayandır.

Hadis-i Şerif (Ebu Nuaym).

Allah, bir işi yaptığınızda o işin hakkını vererek doğru ve sağlam yapmanızı sever.

Hadis-i Şerif (Beyhaki)

Kadere iman, kaygı ve üzüntüyü giderir.

Hadis (Hakim).

Allah cemildir (güzeldir) güzelliği sever. Cömerttir.Cömertliği sever. Temizdir, temizliği sever.(İbn-i Adiyy). Allah beni cömert ve mütevazi bir kul olarak yarattı. Hakkı bile bile çiğneyen inatçı (cebbar) bir kimse yapmadı.

Hadis (Ebu Davud).

Borç almaktan sakının! çünkü o, gecenin kaygısı, gündüzün ise zilletidir.

Hadis-i Şerif ( Beyhaki )

Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun. Öfkesi geçerse ne ala. Aksi halde uzanıp yatsın.

Hadis (Müsned).

Kıyametin hemen yakınında, kan dökülme (yani terör) günleri vardır

Hadis-i Şerif (Müsned).

Özür dileyeceğin her işten sakın.

Hadis (Camiüssağir).

Biriniz kızdığında sussun.

Hadis (Müsned).

Adamın biri Hz. Peygamber’e: Allah dilemedi, ben diledim, demişti. Allah Resulü ona şu uyarıyı yaptı: Allah’a ortak koştun bu sözünle. Sadece Allah diler (Allah dilemezse hiçbir şey olmaz).

Hadis (İbn-i Abbas).

En hayırlısnız başkasının hakkını ( yani üzerindeki borcu ) en güzel şekilde ödeyendir.

hadis-i şerif ( Müslim )

İslam ülkesinde yaşayan gayr-ı müslimlere zulmedildiğinde o devlet, düşmanın eline geçer

Hadis-i Şerif (Taberani).

Kim kalbini Allah’a bağlarsa, Allah mü’minlerin kalbinde ona sevgi ve merhamet yaratır

Hadis-i Şerif (Taberani).

Yardıma ihtiyacı olanlara sadaka dağıtmak vehayır yapmak istediğinde, hemen yap(geciktirme)

Hadis-i Şerif (Müsned).

Birisi diğerine hıyanet etmediği müddetçe, Ben 2 ortaktan üçüncüsüyüm. Biri diğerine ihanet yaptığında, ben aralarından çekilirim.

Hadis (Ebu Davud).

Hz.Peygamber, bir gün ashabına: İnsanları en çok cehenneme girdiren şey nedir? diye sordu. Ashap: Allah ve Resulü bilir ancak, dediler. Hz Peygamber: İki uzvudur ki, biri ağzı, diğeri ferci (cinsiyet organı), buyurdu. Sonra tekrar sordu: İnsanların en çok cennete eriştiren şey nedir? Ashap, aynı cevabı verince, şu açıklamayı yaptı: Bu da iki şeydir: Biri, Allah’tan korkmak, yani takva sahibi olmaktır. Diğeri de güzel ahlaka sahip bulunmaktır.

Hadis (İbn-i Mace).

Her şeyin bir yolu vardır. Cennetin yolu da ilimdir.

Hadis-i Şerif (Deylemi).

Geveze, utanmaz ve cimri olması, kişiye kötülük olarak ona yeter.

Hadis (Beyhaki).

Allah’ın bir kula fakirlik ve hastalık verdiğini gördüğünüzde, şüphesiz ki, Allah onu günahlardan arındırmak istiyor diye düşünün.

Hadis (Deylemi).

Uğursuzluk düşüncesine kapılarak kendisini, ihtiyacı olan bir işi yapmaktan alı koyan kimse, Allah’a olan inancı zedeler.

Hadis-i Şerif (Müsned).

Kazançların en helal ve temiz olanı; öyle bir tüccarın kazancıdır ki konuştuğunda yalan konuşmaz. Bir şey emanet edildiğinde ona hıyanet etmez. Söz verdiğinde sözünden dönmez. Satın alırken ( Daha ucuz almak için ) aldığı malı kötülemez. Bir şey satarken, malını aşırı övüp yalancı reklama girmez. Borç aldığında ödemeyi geciktirmez. Alacağı olduğunda borçluyu sık boğaz etmez.

hadis-i şerif ( Beyhaki )

İlim öğrenmeye çalışanın rızkına (geçimine) Allah kefildir.

Hadis-i Şerif (Hatib).

Allah katındaki değerlilik durumunu öğrenmek isteyen kimse, Allah’ın kendisinin yanındaki itaat ve saygınlık durumuna baksın...

Hadis-i Şerif (Darekutni).

Siz iffetli (namuslu) olunuz ki, hanımlarınız da iffetli olsunlar. Anne babanıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler.

Hadis-i Şerif (Taberani).

Devamlı herkesle kavga ve çekişme halinde olman, günah olarak sana kafidir.

Hadis (Ramuz).

Mümin, bütünüyle faydadan ibarettir. Birlikte yürüdüğünde, sana (güzel şeyler anlatıp) fayda verir. Kendisine akıl danıştığında, (en doğru ve gerekli bilgiyi verip) sana yararlı olur. Ortaklık kurduğunda (hainlik düşünmez) sana kazanç sağlar. O, her şeyiyle, her işinde (tepeden tırnağa) faydadan ibarettir.

Hadis-i Şerif (Ebu Nuaym)

Haya (kötülük işlemekten utanma) örtüsünü yüzünden sıyırıp atan kimsenin ardından konuşmak gıybet değildir.

Hadis (Beyhaki).

Duaların sonunda Amin demek, alemler Rabbi Allah’ın, mü’min kullarının dillerindeki mührüdür.

Hadis (İbn-i Adiyy).

Günahlar rızkı azaltmaz. Sevaplar da rızkı çoğaltmaz. Duayı terketmek ise günahtır.

Hadis (Mu’cemu’s-sağir).

En üstün sadaka, aç bir canlıyı doyurmaktır.(Beyhaki).En üstün sadaka, iki kişinin arasını düzeltmektir.(Beyhaki). En üstün sadaka, dili (yalan, gıybet, iftiradan) korumaktır.(Deylemi).En üstün sadaka, fakire gizlice verilen sadakadır.

Hadis-i Şerif (Taberani).

Allah kadınlarınz hakkında hayırlı olmanızı tavsiye eder. Çünkü onlar, anneleriniz, kızlarınız teyzelerinizdir.

Hadis-i Şerif (Taberani).

Sizi idare edenlere sövmeyiniz. Islah olmaları (yanlış kararlarını düzeltmeleri) için, Allah’a dua ediniz. Çünkü onların ıslah olmaları, sizin yararınızadır.

Hadis-i Şerif (Taberani).

Şüphesiz ki, Allah’ın yeryüzünde (devriye) gezen melekleri vardır. Ümmetimin yaptıkları duaları ve gönderdikleri selamları, onlar bana ulaştırırlar.

Hadis-i Şerif

Şüphesiz ki, ben insanların kalbini yarıp bakmakla ve göğüslerini açmakla emrolunmadım.

Hadis (Buhari).

Diline sahip ol. Evin sana dar gelmesin. Günahların için ağla.

Hadis (Ukbe bin Amir).
Çevrimdışı Bu Mesajı Bildirin IP Adresini Gör
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
oktay
Üye
*
Üye




Giriş Tarihi : Jan 2007
Mesaj Sayısı : 13
Üye no : 768
Rep gücü : 3
Rep Grafiği: 768
Nerden :
Cinsiyet : Undisclosed
Tel Modeli :
31-01-2007 22:32:31



Mesaj: #2
RE: Bazı Hadis-i Şerifler

Kişi öfkelendiğinde “Allah’a sığınıyorum” derse, öfkesi gider.

Hadis (İbn-i Adiyy).

Kim her gece Yasin süresini okursa, küçük günahları bağışlanır.

Hadis (Beyhaki).

Günah işlememek suretiyle kendinizi yer yüzünün aleyhinize yapacağı tanıklıktan koruyunuz. Çünkü o sizin annenizdir. Kişi orada hayır ve şer hiçbir şey işleyemez ki, yeryüzü kıyamet gününde üzerinde işlenen o eylemi haber vermesin.

Hadis-i Şerif ( Taberani )

Silahla öldürülen nice kimse vardır ki, ne şehiddir ve ne de övülmeye değer bir kahraman. Yatağında eceliyle ölen nice kimseler de vardır ki, Allah katında şehiddir.

Hadis (Ebu Nuaym).

Borcunu azalt ki hür yaşayasın.

hadis-i şerif (Beyhaki )

Kuşları yuvalarında rahat bırakınız. Onları ürkütmeyiniz.

Hadis-i Şerif (Ebu Davud).

Geçimini sağlamakla yükümlü olduğu insanları ihmal etmek, kişiye günah olarak yeter.

Hadis (Ebu Davud).

İnsanlar bir şeyi layık olduğundan fazla (gözlerinde) yüceltirlerse, Allah onu mutlaka alçaltır.

Hadis-i Şerif (Beyhaki).

Mü’min mü’minin aynasıdır. Mü’min mü’minin kardeşidir. Mü’min mü’minin kaybettiği bir şeyini bulursa, onun için korumaya alır. Mü’min mü’mini arkasından savunur.

Hadis (Ebu Davud).

2 melek vardır. Biri şiddeti emreder, diğeri yumuşaklığı... Her ikisi de haklıdır. Şiddeti emreden Cebrail, yumuşaklığı emreden Mikaildir. İki peygamber vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Her ikisi de haklıdır. Yumuşaklığı emreden Hz. İbrahim, şiddeti emreden Hz. Nuh’tur. İki arkadaşım vardır. Biri yumuşaklığı emreder, diğeri şiddeti. Bunlar da haklıdır. Yumuşaklığı emreden Ebu Bekir, şiddeti emreden Ömer’dir.

Hadis (Taberani).

Bir kötülük işlediğinde peşinden hemen bir iyilik yap ki, o kötülüğü silsin.

Hadis-i Şerif (Tirmizi).

Bir kul Kur’anı baştan sona okuyup hatmederse, 60 bin melek, onun için dua eder.

Hadis (Deylemi).

Ey Ademoğlu, Rabbine itaat et ki, sana akıllı denilsin. Ona isyan etme ki, sana ahil denilmesin.

Hadis (Ebu Nuaym).

Ebu Rafi’ anlatıyor: Kureyş beni Hz. Peygambere (elçi olarak) gönderdi.Onu görünce kalbime İslam sevgisi düştü. Dedim ki: Ey Allah’ın Resulü! Ben bir daha onlara dönmem. Şöyle buyurdu: Ben yaptığım sözleşme ve anlaşmaları bozmam ve (bana gelen) elçileri yanımda alıkoymam. Şimdi sen (Kureyş’e) geri dön, görevini tamamla. Sonra şu anda içinde hissettiğini yine hissedersen döner gelirsin. Bunun üzerine Kureyş’e geri döndüm. Görevimi bitirdim. Sonra tekrar gelip müslüman oldum.

Hadis (Ebu Davud).

Mü’mini gücü yettiği şeye karşı hareketli ve gayretli; gücü yetmediği şeyde ise, “keşke yapabilseydim” diye istekli olarak görürsün...

Hadis-i Şerif (Müsned).

Allah bana farzları yerine getirmemi emrettiği gibi, insanlarla “müdara”yı, yani iyi ve güzel geçinmeyi de emretti.

Hadis (Deylemi).

Bir bedevi Resulullah’a gelerek; Ya Resulullah! Rüyamda başımın koparılıp yuvarlandığını, kendimin de onun peşinden koştuğumu gördüm. Bunun tabiri nedir? Diye sordu. Resulullah Efendimiz ona şu cevabı verdi: Uyurken, şeytanın seninle oynamasını, halka anlatma...

Hadis-i Şerif (Müslim).

Bana 2 çenesi ile 2 bacağı arasını koruma konusunda garanti verene, ben de cenneti garanti veririm...

Hadis-i Şerif (Buhari, Tirmizi).

Müslümanlar arasında sevgi ve dostluk, atadan evlada miras kalır.

Hadis-i Şerif (Taberani).

Kul namaza durduğunda, bütün günahları getirilir.Başı ve omuzları üzerine konulur. Rüku ve secdeye gittikçe dökülür, o insandan ayrılır.

Hadis-i Şerif (Taberani).

Ümmetim, merhamete eren, günahları bağışlanan ve tövbesi kabul edilen bir ümmettir.

Hadis-i Şerif (Hakim)

Üç kişi yolculuğa çıktığında, içlerinden birini başkan seçsinler.

Hadis-i Şerif (Ebu Davud).

Kim ki, can boğaza gelmeden (sekerata girmeden) önce Allah’a tövbe ederse, Allah bu pişmanlığı da kabul eder.

Hadis (Hakim).

Dört özellik vardır ki, kimde bulunursa, Allah o kimseyi cehennemden uzak kılar ve onu şeytandan korur: Kötü bir şeyi yapmak isterken iradesine hakim olan; Nefsi istemediği halde, güzel bir şeyi yapan; Bir şeyi canı çekip, iştah duyduğunda nefsine engel olan; Öfkelendiğinde, öfkesini tutan... 4 özellik daha vardır ki, kimde bulunursa, Allah rahmetini o kimse üzerine yayar ve onu cennetine koyar: Bir yoksulu koruma altına alan; Zayıfa merhamet eden; Emri altındakilere (işçi ve hizmetçilerine) yumuşak davranan; Anne babasına bağış ve iyilikte bulunan...

Hadis (Hakim).

Cenaze namazı kıldığınızda, ölen için gönülden ve samimi dua ediniz.

Hadis-i Şerif (Ebu Davud).

Biriniz bir yolculuğa çıktığında din kardeşlerine(uğrayıp) onlarla vedalaşsın.Çünkü Allah, onların yapacakları duayı, onun hakkında bereketli (ve makbul) kılar.

Hadis-i Şerif (Deylemi).

Üç kişiyi Allah sevmez.

1- harab olmuş, yıkılması söz konusu olan evde konaklayan kişi

2- sel yolunda konaklayan kişi

3- Hayvanını başıboş salıp da sonra onu koruması için Allaha dua eden kişi.

Hadis-i Şerif

Resulüllah, kafa karıştırıcı, anlaşılması zor sözler söylemekten (mü’minleri) menetti.

Hadis (Ebu Davud).

Zekat veren, misafire yemek yediren, felakete uğrayanlara yardımda bulunan kişi, cimrilikten kurtulmuştur.

Hadis (Taberani).

Ben tebliğci olarak gönderildim. Zorlaştırıcı olarak değil.

Hadis-i Şerif (Müslim).

Şu 4 şeyden sakınan Cennete girer: Cana kıymaktan (cinayetten); Haram kazanç elde edip yemekten; Zina işlemekten, haram olan cinsel ilişkilere girmekten; Alkol alışkanlığından...

Hadis (Bezzar).

İki Müslüman birbiri ile karşılaşıp birisi diğerine selam verdiğinde Allah’a en çok sevimli olanı, arkadaşına daha çok güler yüz gösterendir. Birbirleri ile samimiyet içinde tokalaştıklarında ise, Allah, onların üzerine ilk elini uzatana 90, diğerinede 10 rahmet olmak üzere 100 rahmet indirir.

Hadis-i Şerif (Hakim)

Kulun ahirette sevap kefesine ilk konulacak ameli, çoluk çocuğunun geçimi için yaptığı harcamalardır.

Hadis-i Şerif ( Taberani)

Adalet güzeldir. Fakat idarecilerde olursa, daha güzeldir. Cömertlik güzeldir. Fakat zenginlerde olursa daha güzeldir. Dinde titizlik güzeldir.Fakat alimlerde olursa daha güzeldir.Sabır güzeldir. Fakat fakirlerde olursa daha güzeldir.Tövbe güzeldir.Fakat gençlerde olursa daha güzeldir.Utanma duygusu (haya) güzeldir. Fakat kadınlarda olursa daha güzeldir.

Hadis-i Şerif (Deylemi).

Madem Allah var, elbette âhiret vardır.



İki müslüman karşılaşır, birbirlerinin ellerini tutar, tokalaşırlarsa, Allah mutlaka onların bu halde iken yaptıkları dualarını kabul eder. Ellerini birbirinden ayırmadan günahlarını affeder.

Hadis (Ahmed, Bezzar).

Şeytanlar, elbiselerden faydalanırlar. Onun için, biriniz elbisesini çıkardığı zaman, onu katlasın. Çünkü şeytan, katlanmış elbiseyi giyemez.

Hadis (Ramuz).

Kıyamet gününde şehitler getirilip, hesap için durdurulur. Sadaka verenler getirilip, hesap için durdurulur. Dert verilip belaya uğratılanlar da getirilir, ancak onlara ne mizan kurulur ve ne de divan. Kendilerine yağmur gibi sevaplar yağdırılır. Bela ehlinin elde ettiği bu sonsuz ödülleri gören mahşer halkı, “ah keşke dünyada iken biz de hastalansaydık da cesedlerimizi makaslarla kesseydiler”, diyerek onların elde ettikleri mükafatlara imreneceklerdir.

Hadis-i Şerif (Taberani,Mu’cemul-Kebir).

Her günün eylemleri, mutlaka mühürlenir. Mü’min hastalandığı zaman, melekler şöyle derler: Ey Rabbimiz, Falanca kulunu hastalandırarak iyi eylemlerden sen alı koydun. Yüce Allah şöyle buyurur: İyileşinceye veya ölünceye kadar, daha önce yaptığı eylemlerin aynısını (her gün yapmış gibi) yazıp mühürleyin.

Hadis

La ilahe illallah diyenlere dil uzatmaktan, dışlamaktan uzak dur. Hiçbir günah yüzünden, onları kafirlikle (din dışılıkla) itham etme

Hadis ( Taberani)

Allah dünyada insanlara işkence edenlere, kyamet günü büyük ceza verir.

Hadis-i Şerif (Müslim).

En erdemli (üstün) iyilik, kişinin beraber oturup kalktığı kimselere (çalışma arkadaşlarına) karşı kerim (cömert ve fedakar) olmasıdır.

(Kazai).

Allah Resülü: Cennet bahçesine uğradığınızda kendinizi besleyiniz, buyurdu. Sahabiler: Ya Resulallah, Cennet bahçeleri nerededir? diye sordular. Peygamberimiz: Allah’ın anıldığı, zikir mescidleridir, buyurdu.(Tirmizi). İbn-i Abbas’ın rivayetinde:İlim meclisleridir, buyurdu.(Taberani). Ebu Hureyre’nin rivayetinde: Mescidlerdir, buyurdu. Sahabiler: Beslenmek nedir? diye sordular. Resulüllah: Subhanallah, Elhamdülillah ve Allahu Ekber (demek)dir buyurdu.(Tirmizi).

Hadis-i Şerif (Taberani).

(sago&
14-09-07, 14:17
Kankalar Peygamberlerİn Hayatini PaylaŞimada Bİrgİrİn Ben Yaptimda

(sago&
15-09-07, 11:46
Kankalar Peygamberelerİn Hayatini PaylaŞimada Gİrelİm 2.sayfada Ben Yaptim Bİldİgİnİz Peygamberlerİn Hayatini Yazabİlİrsİnİz Tabİ YazilmamiŞsa

SENBİLİRSİN
15-09-07, 11:52
Allahrazi Olsun KardeŞ

mechengineer
18-09-07, 18:28
Bir insan yer doyar,içer kanar ve şunu söylerse; “Elhamdülillahillezi et’ameni ve eşbaani ve sekani ve ervani” anasından doğduğu gün gibi günahlarından çıkar.

Bir kimse yemek yediği kabı sünnetlerse kab ona istiğfar eder, kendisinden fakirlik,çocuklarından da ahmaklık gider.

Bir kimse çalınan şeyi bile bile yerse,günahta hırsıza ortak olur.

Bir kimseye yanında bir cemaat varken bir hediye verilirse o cemaatte ona ortaktır.

Bir kimse çarşıya girdiğinde “La ilahe illallahu vahdehu la şerikeleh,lehül mülkü velehül hamdü yuhyi veyumitu ve hüve hayyün la yemutu biyedihil hayr ve hüve ala külli şey’in kadir.”derse,Allah ona bir milyon sevap verir.Onun bir milyon günahını siler ve onu bir milyon mertebe yükseltir ve onun için Cennette bir köşk bina eder.

Karada veya denizde telef olan mal,zekatın verilmemesinden dolayı olmuştur.Onun için malınızı zekatla koruyun.Hastanızı sadaka ile tedavi edin.Belayı’da dua ile karşılayın.Muhakkak ki “dua”indirilene de indirilmeyene de fayda verir.İndirilenden açar kurtarır,indirilmeyeni tutar.

Bir kimse abdestli yatarsa Allah onun için bir melek tahsis eder ve o melek şu duada bulunur:Allah’ım falan kulunu bağışla,çünkü o abdestli olarak yattı.

Dişler misvaklanarak kılınan iki rekat namaz ,misvaksız kılınan yetmiş rek’at namazdan daha hayırlıdır.

Medine halkından bir zat ticaret maksadıyla Şam’a hareket etmiş.Yolda önüne bir hırsız çıkmış hem malına hem de canına kast etmiş.Hırsıza:
Ne olur!İşte mallarım,paralarım!Al hepsini,yeter ki canıma kıyma!diye yalvarmış ise de hırsız,razı olmamış.Bunun üzerine hırsızdan abdest alıp iki rek’at namaz kılmasına müsaade etmesini rica etmiş.Hırsız buna müsaade edince kalkıp abdest almış,iki rek’at namaz kıldıktan sonra ellerini açıp Cenab-ı Hakka üç defa şu niyazda bulunmuş:
Ya Vedudu,Ya Vedudu,Ya Zel-arşil mecidi.Ya Mubdiu,Ya Muıdu,Ya Fe’alün lima yuridu’l es’elüke bi nuri vechikellezi edae erkane arşike ve es’elüke bi kudretikelleti gaderte biha ala halgıke ve bi rahmetikelleti vesiat külle şey’in La ilahe illa ente,Ya Muğısu eğisni,Ya Muğısu eğisni.Manası: (Ey Vedud,Ey Vedud,Ey yüce arşın sahibi,Ey Mubdi,Ey istediğini tam yapan,arşının temellerini aydınlatan Cemalinin nur’u ile senden diliyorum!Mahlukatına güç yetirdiğin kudretinle,ve her şeyi kapsayan rahmetinle senden niyaz ediyorum!Ey imdada yetişici imdadıma yetiş!Ey i,mdada yetişici imdadıma yetiş(beni kurtar)!..)
Bu duayı okuyup ellerini yüzüne sürdükten sonra,aniden gayet heybetli,ve güçlü bir ata binmiş yeşil elbiseli elinde mızrağı bulunan bir yiğit belirmiş.Hırsızla savaşa başlamış.Hırsızın başına bir darbe indirmiş ve onu yere sermiş.Gelip tacire haydi gel,öldür bu hırsızı,demiş ise de tacir korkudan yerinden kımıldayamamış.Bunu üzerine yine kendisi ikinci bir darbe indirip hırsızı öldürmüş.Hırsızın öldüğünü gören tacir gelip o yiğite teşekkür etmiş ve sormuş:
Nereden geldin!Beni bu gözü dönmüş hırsızın elinden kurtardın?
Yiğit konuşmuş:
Ben üçüncü katın meleklerindenim!Sen bu duayı bir kere okuduğun zaman gök kapıları yıldırım çarpmış gibi oldu!İkinci defa okuduğun zaman,göğün kapıları açılıverdi,ve bir takım ateş ve kıvılcımlar etrafa saçılıverdi.Üçüncü kez okuduğunda,hemen Cebrail Aleyhisselam Allah tarafından bir ferman ile gelip,bana bu hırsızı öldürmemi emretti.Ben de verilen emri yerine getirdim.Hepsi o kadar
Tacir Medine’ye döndüğü zaman başından geçen bu ilginç hadiseyi Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Selleme anlatınca,Peygamberimiz(S.A.V)ona şöyle hitab etti:
Allah sana Esma-i hüsnayı öğretmiş…Zira bu isimlerle, kim Allah’tan bir şey isterse Allah ona verir.Dua ederse kabul eder.

Cuma’anın ilk saatinde camiye giden bir deve,ikinci saatinde giden bir sığır,üçüncü saatinde giden bir koç boğazlamış gibi sevap alır.Dördüncü saatinde giden bir tavuk kesmiş gibi, beşinci saatinde giden ise bir yumurta tasadduk etmiş gibi sevap alır.İmam minbere çıkınca,artık sahifeler dürülür,kalemler kaldırılır,Melekler minberin yanında toplanır,hutbeyi dinlemeye koyulurlar.O anda gelen,artık sadece namaz için gelmiş olur,faziletten bir şeye hakkı olmaz.

Kim cum’a gecesi Kehf suresini okursa,bulunduğu yerden Mekke’ye kadar Ona bir nur verilir;diğer Cum’aya kadar üç gün fazlasıyla,mağfiret olunur;sabaha kadar yetmişbirbin melek de onun için Allah’tan mağfiret dilerler;hastalıktan muaf tutulur,sıraca,Zatü’l Cenb,Baras,Cüzzam hastalığından,Deccal’in fitnesinden de emin olur.

Her hastalığın başı; mideyi yemekle doldurup bozmaktır!

Perhiz her ilacın en başta gelenidir!

Kim bir kabristana uğrayıp da onbir defa ihlas suresini okuyup ecrini oradaki ölülere bağışlarsa, orada bulunan mevtalar sayısınca ona ecir verilir

Bir müm’in Ayet’el Kürsi’yi okuyup da sevabını kabirde yatanların ruhuna hibe ederse,Allah doğudan batıya kadar her ölünün kabrine kırk nur idhal eder(sokar).Kabirlerini genişletir,derecelerini yükseltir,okuyana da altmış peygamber sevabını verir.Allah ayrıca her harfine karşılık, kıyamete kadar onun için tesbih edecek bir melek yaratır.

Babalarınıza iyilik ediniz ki,çocuklarınız da size iyilik etsinler!

Herhangi bir adam,evde hanımına yardım ederse Allah ona Eyyüb,Davud,Ya’kup ve İsa’ya (A.S)verdiği sevabı verir.

Sizden aşağı olana bakın,sizden yukarı olana bakmayın ki Allah’ın size vermiş olduğu ni’meti küçümsememiş olunuz ,size yakışan da budur.

Kim tabutu dört yan direğine girip taşırsa,Allah onun tam kırk büyük günahını amel defterinden düşürüverir.

Her istediğini yemen de israftan sayılır.

Üç şey ikram edildiğinde red edilmez:Yastık,yağ ve süt.

Çocuk akikası karşılığında alınmış bir rehindir!

En iyi ilaç şunlardır:Ağızdan içilen ilaç,buruna çekilen damla,yürümek,kan aldırmak ve sülük taktırmaktır.

İki kişi el sıkıştıkları zamanAllah her ikisinin üzerine gökten yüz rahmet indirir;doksanı ilk el uzatanın,onu da ikinci olarak el uzatanındır.


Kim kendi nefsi için dilenme babında bir kapı açarsa,Allah ona yetmiş tane fakirlik kapısı açar!

Farz ibadetleri ifa ettikten sonra,en efdal ibadet müslümanın kalbine sevinç koymaktır.

Kişi arkadaşının dini üzeredir!Biriniz, onun kiminle düşüp kalktığına iyice baksın!

Sofralarınızı yeşilliklerle süsleyiniz.Çünkü o,Besmele ile birlikte, şeytanı durdurmaz kovar.

Üç şeyden bereket kaldırılmıştır:Soğuyuncaya kadar sıcak yemekten,ucuzlayıncaya kadar pahalı şeyden,Besmele çekilmeyen şeyden.

Çörek otu ölüm hariç,bütün dertlere devadır.

Yemekten önce kavun yemek,karnı yıkar,hastalığı kökünden söküp atar.

Zeytin yağını yiyin.Onunla yağlanın.Çünkü cüzzam hastalığı dahil,tam yetmiş derde devadır!

Çiğ sarımsak ye!Eğer ben meleklerle konuşmasaydım,mutlaka onu yerdim.


Elbiselerinizi dürün!ki ruhu ona avdet etsin.Çünkü şeytan elbiseyi dürülmüş olarak gördüğünde giymez,ama dürülmemiş olarak gördüğü elbiseyi hemen giyer.

Kim abdestli olarak yatarsa,ibadet edici olarak yatmış olur.Ruhu da Allah’a secde edici olarak uruc eder(yükselir),göreceği rüya da sadık bir rüya olur.Böyle olmazsa tabii ki bu imkanlara sahip olamaz.

Kişinin rüyası tabir edilmedikçe bir kuştur.Tabir edeldiği zaman vaki olur,onun için onu ancak ileri görüşlü kişilere anlat!

En doğru rüya seher vakitlerinde görülen rüyadır.

Kişi evinden çıktığı zaman (Bismillahi tevekkeltü alellahi vela havla vala kuvvete illa billahi)derse bir melek şöyle der: ‘Kifayet olundun,hidayet olundun,ve korundun.’Şeytan yanından uzaklaşır.Ona diğer bir şeytan rastlar da şöyle der: ‘Kifayet olunan,hidayet olunan ve hıfz edilen bir adama sen nasıl musallat olabilirsin?’

Aşüre gününde oruç tutmak,bir yıllık günaha kefarettir.

Kim Aşüre günü müslümanlardan on kişiye selam verirse,bütün müminlere selam vermiş olur.

Kim bir kahini veya müneccimi gelip tasdik ederse,Muhammed (A.S) üzerine indirileni inkar etmiş olur.

Sizden birinizin kulağı çınladığında beni ansın ve bana salat-ü selam getirsin,sonra da şöyle desin ‘Zekerallahü men zekerani bi hayrin’.

Sakın güneşte oturmayınız!Çünkü o elbiseyi eskitir,tende çirkin koku peydah eder,içteki gizli hastalıkları hareket ettirip meydana çıkarır.

Tedbir geçinmenin yarısıdır,muhabbet aklın yarısıdır,üzüntü ihtiyarlığın yarısıdır,çoluk çocuğun azlığı kolay yaşayanların yarısıdır.

Kul için yedi husus vardır ki;ölümünden sonra kabrinde amel defterine sevap yazılır.İlim öğretenler,su akıtanlar(çeşme yaptıranlar),kuyu kazanlar,ağaç dikenler,mescit yapanlar,Mushaf’ı miras bırakanlar,ölümünden sonra kendisine dua edecek hayırlı evlad bırakanlar

excelent_offman
23-09-07, 19:44
Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır." Ebu Said der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." (Nisa, 40).

güneş
02-10-07, 17:04
Allah şöyle buyurdu; 'Bir kimse Bana bir karış yaklaşırsa Ben ona bir arşın yaklaşırım. Bir kimse Bana bir arşın yaklaşırsa Ben ona bir kulaç yaklaşırım. Bir kimse Bana yürüyerek gelirse Ben ona koşarak giderim." Hz. Muhammed (s.a.v.)

güneş
02-10-07, 17:07
Deylemî´nin Enes ibni Mâlik Radiyallâhu Anhtan rivayet ettiği bir hadiste ise Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem orucun rahat yolunu tavsiye ederek şöyle buyururlar:

"Dört şey yapan kişi orucu gayet rahat tutar: İftarı su ile açması, sahuru terk etmemesi, öğle istirahatını terk etmemesi, güzel koku kullanması." (Râmûzu´l-Ehâdîs, Hadis no: 957)

güneş
17-10-07, 23:03
"Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, beş vakit namaz ile iki cuma, aralarında işlenen küçük günahlara keffârettir."

güneş
23-10-07, 00:02
" Birbirinize karşı mütevazi olmanızı, Allah bana vahiyle emretti.


Öyle ki, hiç kimse, kimseye karşı övünmesin ve hiç kimse, hiç kimseye zulmetmesin. " Hz. Muhammed (s.a.v.)

yxl
02-11-07, 23:02
Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki:
"Cennete giren hic kimse dunyaya geri donmek istemez, yeryuzunde olan her sey orada vardir. Ancak sehid boyle degil. O, mazhar oldugu ikramlar sebebiyle yeryuzune donup on kere sehit olmayi temenni eder. "

kutubu sitte

вσυя∂¢αη
04-11-07, 01:46
Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular: "Kim: `Rab olarak Allah`ı, din olarak İslam`ı, Resul olarak Hz. Muhammed`i seçtim (ve onlardan memnun kaldım)` derse cennet ona vacib olur".

beykozlum
06-11-07, 23:59
1-) Kim benim sunnetimi diriltirse(ihya eder ve yasaminda tatbik ederse) beni sevmis olur. Beni seven de benimle beraber Cennettedir. -)2) Nefsim kudretinin elinde olan Allah'a yemin ederimki, Ben kendisine babasindan ve cocugundan daha sevgili oluncaya kadar sizden biriniz kamil imanla iman etmis olmaz.

beykozlum
07-11-07, 00:00
5-) Gercek musluman, muslumanlarin elinden ve dilinden geven icinde oldugu kimsedir. Gercek muhacir ise Allah'in yasaklarini terkeden kimsedir8-) Islam'in dugmeleri dugme dugme cozulecek(Seriatin emirleri tek tek terkedilecek). Her dugme cozuldukce insanlar onu takibedendugmeyi cozmeye tesebbus edecekler. Bu cozulen dugmelerin ilki idari konular, sonuncusuda namazdir

beykozlum
07-11-07, 00:00
9-) Sizden kim (Seriate uymayan) bir kotu is gorurse onu eliyle duzeltsin, buna gucu yetmezse diliyle duzeltsin. Buna da gucu yetmezse kalbiyle bugzetsin. Bu sonuncusu ise imanin en zayip mertebesidir

mechengineer
15-11-07, 20:52
" Dünyada garip gibi yaşa; veya bir yolcu gibi ol! Kendini (ölmeden önce) kabir ehlinden say!"

(Tırmizi, Zühd, 59)

mechengineer
15-11-07, 20:53
"Kişi sevdiği ile beraberdir."

(Buhari, Edeb, 96; Müslim, Birr, 165)

éxm
17-11-07, 13:00
Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun. Bunu da bulamazsanız, gönül alıcı güzel sözler söyleyin.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

mehmetakifm
17-11-07, 16:17
hxYOtAM_JyA

mehmetakifm
17-11-07, 16:17
r9cKPVDKmJk

mehmetakifm
20-11-07, 23:39
-Hz. Ömer (ra), el-Cabiye`de bize hitaben: "Ey insanlar," dedi. "Ben, (şu hutbeyi okumak üzere) aranızda kalkıyorum, tıpkı, Resulullah (sav)`ın da bizim aramızda kalktığı gibi. (O kalkıp) şöyle demişti: "Size Ashabınız, sonra da onların peşinden gelecekleri (sonra da bunların peşinden gelecekleri) tavsiye ediyorum. Daha sonra (gelenler arasında) yalan, öylesine yayılacak ki, kişi, kendisinden yemin taleb edilmediği halde yemin edecek, şahidliği istenmediği halde şehadette bulunacak. Haberiniz olsun, bir erkek bir kadınla baş başa kaldı mı onların üçüncüsü mutlaka şeytandır. Size cemaati tavsiye ederim. Ayrılıktan sakının. Zira şeytan, tek kalanla birlikte olur. İki kişiden uzak durur. Kim cennetin ortasını dilerse, cemaatten ayrılmasın. Kimi yaptığı hayır sevindirir ve kötülüğü de üzerse, işte o, mü`mindir

mehmetakifm
20-11-07, 23:39
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Hz. Cebrail aleyhisselam bana komşu hakkında o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşuyu varis kılacağını zannettim."

mechengineer
21-11-07, 22:33
Kim kalbini Allah’a bağlarsa, Allah mü’minlerin kalbinde ona sevgi ve merhamet yaratır.
Hadis-i Şerif (Taberani).

La ilahe illallah diyenlere dil uzatmaktan, dışlamaktan uzak dur. Hiçbir günah yüzünden, onları kafirlikle (din dışılıkla) itham etme.
Hadis ( Taberani)

Kişi, hanımının ve çocuklarının rızkını karşılamak için çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Yaşlı anne ve babasının bakımını sağlamak için yola çıkarsa, Allah yolundadır. Nefsini harama karşı korumak niyetiyle çalışmaya çıkarsa, Allah yolundadır. Eğer insanlara gösteriş ve başkalarına öğünmek için yola çıkarsa, Allah yolunda değil, şeytanın yönlendirdiği yoldadır.
Hadis-i Şerif ( Taberani )

Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir.
Hadis (Taberani).

Herhangi bir kişi geri vermemek niyetiyle bir borç alırsa kıyamet gününde hırsız olarak Allahın huzuruna çıkar.
Hadis-i şerif( İbn-i Mace )

Ekmeğe saygı gösterin. Çünkü Allah onu değerli kılmıştır. Kim ekmeğe değer verirse, Allah da ona değer verir.
Hadis (Taberani).

Resulüllah Efendimiz, hayır yapma hususunda insanların en cömerdi idi. En cömert olduğu ay ise, Ramazan ayı idi. Cebrail, her sene Ramazan ayında Resulüllahla buluşur, ta ayın sonuna kadar Resulüllah ona Kur’anı baştan sona okuyup dinletirdi.Cebrail’le buluştuğu zaman, Resulüllah, hayır yapmada esen rüzgardan daha cömert olurdu.
Hadis (Buhari, Müslim).

Her şeyin bir anahtarı vardır. Cennetin anahtarı da, yoksul ve fakirleri sevmek ve onlarla ilgilenmektir.
Hadis-i Şerif (İbn-i La’l).

Allah kuluna bir nimet verdiğinde kul elhamdulillah derse, bu şükür ve hamd, o nimetten daha hayırlı olur.
Hadis (Ramuz).

“Kabir, Cennet bahçelerinden bir bahçe, yahut Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”
Hadis-i Şerif

Dört özellik vardır ki, kimde bulunursa, Allah o kimseyi cehennemden uzak kılar ve onu şeytandan korur: Kötü bir şeyi yapmak isterken iradesine hakim olan; Nefsi istemediği halde, güzel bir şeyi yapan; Bir şeyi canı çekip, iştah duyduğunda nefsine engel olan; Öfkelendiğinde, öfkesini tutan... 4 özellik daha vardır ki, kimde bulunursa, Allah rahmetini o kimse üzerine yayar ve onu cennetine koyar: Bir yoksulu koruma altına alan; Zayıfa merhamet eden; Emri altındakilere (işçi ve hizmetçilerine) yumuşak davranan; Anne babasına bağış ve iyilikte bulunan...
Hadis (Hakim).

Bir kötülük işlediğinde hemen tövbe et. Gizli günahına gizlice, açıktan işlediğin günahına açıkça tövbe et.
Hadis-i Şerif (Tirmizi).

Dünya işlerinizi yolunuza koyunuz. Ve yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize çalışınız.
Hadis (Deylemi).

Resulüllah’a : Cennettekiler uyurlar mı? diye sorulmuştu. Cevaben buyurdu ki: Uyku, ölümün kardeşidir. Cennettekiler uyumazlar.
Hadis (Tirmizi).

Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
Hadis (Taberani)

Namaz mü’mini Allah’a yaklaştıran bir vasıtadır.
Hadis-i Şerif (İbn-i Adiyy).

Hz. Peygamber çok merhametliydi. Birisi kendisine bir şey istemeye gelirse, istenilen şey varsa, mutlaka verirdi. Yok ise, olunca verme sözü verirdi.
Hadis-i Şerif (Buhari).

Bir kötülük işlediğinde peşinden hemen bir iyilik yap ki, o kötülüğü silsin. Hadis-i Şerif (Tirmizi).

ibrahimkayacan
22-11-07, 16:50
Hadis-i şerif
''Ümmetimin bozulmaya yüz tuttuğu zamanda benim bir sünnetimi yerine getirene yüz şehid sevabı verilir.

fatoşş
23-11-07, 21:32
:bravo:Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey mü'minler! Siz de Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söylemiyeyim mi?''

"Evet ey Allah'ın Resülü, söyleyin!'' dediler. Bunun üzerine saydı:

"Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) Namazı beklemek. İşte bu ribâttır, işte bu ribâttır. İşte bu ribâttır."


ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Ahzâb Sûresi 33/56.
Dişlerinizi misvaklayın. Çünkü misvak ağız için temizlik sebebidir, Allah'ın rızasına vesiledir. Cibril her gelişinde bana misvakı tavsiye etti; öyle ki bana ve ümmetime farz kılacağından korktum. Ümmetime zorluk veririm diye endişe etmeseydim bunu onlara farz kılardım. Ben öyle (ciddi) misvak kullanırım ki, öndeki dişlerimin (veya diş etlerimin) diplerinden kazınacağı endişesine kapılırım.
(Kütübü Sitte, 6043

mechengineer
03-12-07, 20:23
Abdullah bin Mesud (r.a): Rasulullah (s.a.v):Ancak iki konuda imrenme (haset) vardır: Allah’ın kendisine mal verip de bu malı hak yolda harcattığı kimse ile Allah’ın kendisine ilim (hikmet) verip de bu ilimle (hikmetle) hüküm veren ve bu ilmi (hikmeti) öğreten kimseye. buyurdu.

(Buhari,ilim,15)

kardelen18
05-12-07, 23:35
Hz. Ebu Eyyub radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam gelerek: 'Ey Allah'ın Resülü! Bana (dini) öğret ve fakat çok özlü olsun!' dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: 'Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda edenin (namazı gibi) namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. İnsanların elinde bulunan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet!' buyurdular.'

lazec
06-12-07, 17:05
Güzel Çalışmalar Olmuş Bilgiler İçin Tşk

Recovery
09-12-07, 11:18
Kulların kendisinde sabaha erdiği her bir günde

muhakkak iki melek iner. Bunların birisi: Ey Allah'ım!

Malından infak edene bir bedel ver, diye dua eder.

Diğeri de: Ey Allah'ım! (Malı) tutucu olana da telef

ver, diye beddua eder

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası : 1678

mechengineer
09-12-07, 11:25
Bütün insanlar günah işler, fakat günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir

mehmetakifm
06-01-08, 00:37
myWj7x6V0lU

mehmetakifm
06-01-08, 00:37
LU1wPCGzXBQ

mehmetakifm
06-01-08, 00:38
VvBTLr2u11s

mehmetakifm
08-01-08, 20:03
http://img.blogcu.com/uploads/fbtt_hadis100.jpg

mehmetakifm
08-01-08, 20:03
http://img.blogcu.com/uploads/fbtt_hadis14.jpg

eahs
10-01-08, 18:48
kişi sevdiği ile beraberdir

kardelen18
11-01-08, 23:15
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: 'Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 'Mü'min kişiye, hayatta iken yaptığı amel ve iyiliklerden, öldükten sonra ulaşanlar, öğretip neşrettiği bir ilim, geride bıraktığı salih bir evlad, miras bıraktığı bir mushaf (kitap), inşa ettiği bir mescid, yolcular için yaptırdığı bir bina, akıttığı bir su, hayatta ve sağlıklı iken verdiği bir sadakadır. Ölümünden sonra kişiye işte bunlar ulaşır.'

éxm
12-01-08, 12:34
İbn Ömer(r.a), Rasulullah: Gaybın anahtarı beştir. Bunları ancak Allah bilir. Yarın ne olacağını hiçbir kimse bilemez. Rahimlerde ne olduğunu hiçbir kimse bilemez. Yarın ne kazanacağını hiçbir kimse bilemez. Hangi toprakta öleceğini hiçbir kimse bilemez. Yağmurun ne zaman yağacağını hiçbir kimse bilemez.Buyurdu demiştir.(Tecridi

éxm
13-01-08, 19:52
Allahu tealaya amellerin en sevimlisi azda olsa devamlı olanıdır

Hz. Muhammed (s.a.v.)

mehmetakifm
13-01-08, 23:51
http://img83.imageshack.us/img83/4419/hadis25wx.jpg

mehmetakifm
13-01-08, 23:51
http://img140.imageshack.us/img140/354/hadis45oc.jpg

éxm
14-01-08, 17:13
Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol

Hz. Muhammed (s.a.v.)

mehmetakifm
15-01-08, 20:19
Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"
(Ebu Davud, Sünne, 6)

éxm
15-01-08, 23:02
"Tehlikeyi doğrulukta görseniz de doğruluktan ayrılmayınız. Zira kurtuluş ancak ondadır."

Hz. Muhammed (s.a.v.)

mehmetakifm
19-01-08, 09:13
http://www.ayetler.com/data/link/HADISLER/images/1_jpg.jpg

mehmetakifm
19-01-08, 09:14
http://img241.imageshack.us/img241/6971/hadis22gc51fd2.jpg

mehmetakifm
19-01-08, 09:15
http://img249.imageshack.us/img249/7484/5hadis3fg.jpg

éxm
21-01-08, 21:26
Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

éxm
22-01-08, 19:47
"Dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol"

Hz. Muhammed (s.a.v.)

éxm
23-01-08, 23:34
عن أمير المؤمنين أبي تفص عمر بن الخطاب (رضي الله عنه) قال: سمعت رسول الله (صلى الله عليه وسلم) يقول: "إنما الأعمال بالنيات و إنما لكل امرئ ما نوى، فمن كانت هجرته إلى الله ورسوله، فهجرته إلى الله ورسوله، ومن كانت هجرته لدنيا يصيبها أو امرأة ينكتها، فهجرته إلى ما هاجـر إليه". (رواه البخاري والمسلم).

Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer İbni Hattab (r.a), Resülullah (s.a.v)'i şöyle buyururken işittim, dedi: "Ameller ancak niyetlere göredir. Herkes için niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah'a ve Resulünedir. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için hicret etmişse, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir" (Buhari ve Müslim)

éxm
24-01-08, 20:43
Üç şey münâfığın alâmetidir: Yalan söyler, sözünde durmaz, emânete hıyânet eder.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

éxm
25-01-08, 13:08
"Ey ümmetim! Sıdk sizin üzerinize olsun. Zira sıdk hayır ve ihsana götürür. Hayır ve ihsan ise cennete götürür. Bir insan gösterdiği sıdkından dolayı yok olsa ona devam eylediği için o kimse Allah indinde sıddıkların makamına yazılır."

Hz. Muhammed (s.a.v

éxm
26-01-08, 21:53
Alimlere tabi olunuz. Zira onlar dünyanın çerağı ve ahiretin kandilleridir.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

éxm
27-01-08, 15:27
Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Hz. Muhammed (s.a.v.)

mehmetakifm
12-02-08, 16:27
http://www.mysites.nl/upload2/mekke/243955.jpg

mehmetakifm
12-02-08, 16:27
http://www.ozdevsen.com/suvar/hadis.jpg

MUHAMMEDİ
04-03-08, 10:54
BEN CİNLERİ VE İNSANLARI, ANCAK BANA İBADET ETSİNLER DİYE YARATTIM. zariyat suresi 56.ayet

mechengineer
04-03-08, 19:08
Bismillahirrahmanirrahim

Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz (ankebut-57)


Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır ( rum-22)

k@r@nLık
04-03-08, 20:08
Teşekkürler...

Bismillahirrahmanirrahim;

Şüphesiz insan,Rabbine karşı pek nankördür.Şüphesiz buna kendisi de şahittir,ve o mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür.İnsan,kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır!

(ADİYAT SURESİ 6-11)

SGNMS
04-03-08, 20:21
Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla

İnsan,(ölümünden sonra)kendisinin kemikleerini bir araya toplayamacağımızı mı sanıyor? Hayır. Biz onun parmak uçlarını bile düzeltip eski haline getirmeye kadiriz.
Kıyamet Suresi 3-4

kardelen18
04-03-08, 21:03
http://img115.imageshack.us/img115/9359/ayet48kj.jpg

sevimCik
04-03-08, 22:10
bismillahirrahmenirrahim

Bu dünya hayatı yalnızca oyun ve oyalanmadan ibarettir.Ahiret hayatına gelince ,işte asıl hayat odur .Keşke bilmiş olsalardı.

Ankebut Suresi 64.Ayet

aяwєи
05-03-08, 05:33
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile,
Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
İnfitâr Sûresi, 1-5. Âyetler

Beriay
05-03-08, 11:01
“Allah kimin hidayetini murad ederse, onun göğsünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse onun göğsünü göğe çıkıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar.”


(En’am, 6/125)

kıprıs
06-03-08, 09:56
gec kalmişim bütün hadisleri paylaşmışlar ama bana okumak düşdü hepinize teşekürler paylaşim icin hadisleri tekrar edmiş olduk

siyev
07-03-08, 17:24
لاَ يُؤْمِنُ أ*َدُكُمْ *َتَّى يُ*ِبَّ لأخِيهِ مَا يُ*ِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.


(Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.)

SGNMS
10-03-08, 22:22
Kolaylastiriniz, güçlestirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, Ilm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

mechengineer
12-03-08, 17:08
Allahtan başka yardımcısı bulunmayan çaresiz birine zulmedene Allah, şiddetle azap eder. Hadis-i Şerif

mechengineer
12-03-08, 17:09
Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe)
cennete giremezler.

mechengineer
12-03-08, 17:09
Siz ne haldeyseniz,başınıza o halde insanlar getirilir.(Hadis-i Şerif)

mechengineer
12-03-08, 17:09
Bütün insanlar günah işler, fakat günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir

mechengineer
12-03-08, 17:10
ALLAH^U TEALA HADİS-i KUTSİDE ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:
^^kulum bir günah işlemi kasd edip de onu yapmazsa ,onun için bir sevap olarak yazın...
şayet (kasd ettiği o günahı) işlerse onun için sadece 1 günah yazın.Tövbe ederse ondan onu silin.
kulum bir sevabı kasd edip de onu yapmazsa bunu onun için 1 sevap olarak kayd edin.Eğer yaparsa 10 katından 700 katına kadar yazın''buyurmuştur....

mechengineer
12-03-08, 17:10
42. Kul, ibadete merbuttur:

"Melekler kimi gece, kimi gündüz nöbetçisi olmak üzere bir biri ardıca geip giderler. Sabah ve ikindi namazlarında birleşirler. Sonra içinizde geceleyen melek göğe yükselip çıkar da, Allah her şeyi pek iyi bildiği halde onlara:

"Kullarımı ne halde bıraktığınız?" diye sorar. Onlar da:

"Namaz kılarken bulduk ve namaz kılarken bıraktık." derler.

(Bu hadîsin metninde Buhari ve Müslim arasında küçük bir lafız farkı vardır.)

Buhârî, Müslim

mechengineer
12-03-08, 17:10
Hz.Ebubekir (r.a)'den: Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; iki rekat namaz kılar ve Allah'tan bağışlanma dilerse Allah onu affeder.(İbn Mace,IV,202,1395)

mechengineer
12-03-08, 17:11
ey insanlar! nefesinize zulmetmeyiniz...çünkü nefsinizinde sizin üzerinde hakkı vardır(hadis-i şerif)

mechengineer
12-03-08, 17:11
Resulullah (sav) ribayı (faizi) yiyene de, yedirene de lanet etti." (Ebu Davud ve Tirmizi`nin rivayetlerinde şu ziyade vardır: "(Faiz muamelesine) şahitlik edenlere de bu muameleyi yazana da...") Hz. İbnu Mesud(r.a.)

mechengineer
12-03-08, 17:12
http://img129.imageshack.us/img129/39/allahkorkusu8px8lq.jpg

mechengineer
12-03-08, 17:12
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem sordu:
"Birinizin kapısının önünden bir nehir aksa, kişi günde beş kez o suda yıkansa, kirinden eser kalır mı, ne dersiniz?"
"Hayır, tertemiz olur," dediler.
"işte beş vakit namaz da böyledir. Allah o namazlar sayesinde bütün hataları siler," buyurdu.
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî....

mechengineer
12-03-08, 17:12
1
اَلدِّينُ النَّصِي*َةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

2
اَلإِسْلاَمُ *ُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır.

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

mechengineer
12-03-08, 18:04
Bismillahirrahmanirrahim

Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Al-i İmran Suresi,133)

bundan sonra buraya hergün ayet paylaşımı yapalım inşALLAH
konuyuda sabitliyorum:okay:

aяwєи
29-03-08, 15:10
Gerçek müslüman, müslümanların elinden ve dilinden geven içinde olduğu kimsedir. Gerçek muhacir ise Allah'ın yasaklarını terkeden kimsedir.

mechengineer
31-03-08, 18:39
Cennet Annelerin Ayaklarının Altında Serilidir... ( Hz. Muhammed )

mechengineer
31-03-08, 18:39
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)


Enes'in (r.a.) naklettiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.) büyük günahlar olarak şunları saydı: "Allah'a ortak koşmak, ebeveyne eziyet etmek, cana kıymak ve yalan söylemektir."

Müslim, İman, 144 (l, 91)
__________________

mechengineer
31-03-08, 18:39
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)


Enes'in (r.a.) naklettiğine göre: Hz. Peygamber (a.s.) büyük günahlar olarak şunları saydı: "Allah'a ortak koşmak, ebeveyne eziyet etmek, cana kıymak ve yalan söylemektir."

Müslim, İman, 144 (l, 91)

mechengineer
31-03-08, 18:40
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)




Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile gelip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" der.

Tirmizi, 2409

__________________

mechengineer
31-03-08, 18:40
Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür.İyilik de cennete götürür.Kişi doğru söyleye söyleye ALLAH katında sıddik(doğru sözlü)diye yazılır.Yalancılık kötüye götürür.Kötülükte cehenneme götürür.Kişi yalan söyleye söyleye ALLAH katında kezzab(çok yalancı) diye yazılır..

(hadis-i şerif)

mechengineer
31-03-08, 18:40
islam Güzel Ahlaktir...

(hadis-i şerif)

mechengineer
31-03-08, 18:40
İnsanlara merhamet etmeyene ALLAH merhamet etmez.

(hadis-i şerif)

mechengineer
31-03-08, 18:41
Ey İman edenler!Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın;belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır..

mechengineer
31-03-08, 18:41
kardeşini bir günahından dolayı ayıplayan kişi o günahı işlemedikçe ölmes

mehmetakifm
01-04-08, 19:02
Hz. Aişe (r.a)'den: Kadınlarınızın hayırlısıyla evlenmeye bakın. Denginiz olanlarla evlenin. Birbirine denk olanları evlendirin. (Rüdani,4146)

mechengineer
04-04-08, 18:17
Bismillahirrahmanirrahim

71. Kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner furkan süresi

mechengineer
05-04-08, 13:07
Ubade İbnu's-Sâmit el-Ensarî (radıyallahu anh) hazretleri demiştir ki: "Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına Allah'ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed'in onun kulu ve Resûlu (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsâ'nın da Allah'ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem'e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehâdet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır."
Buhârî, Enbiya 47; Müslim, İmân 46, (28); Tirmizî, İmân 17, (2640).
Müslim'in bir başka rivayetinde şöyle buyrulmuştur: "Kim Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet ederse Allah ona ateşi haram kılacaktır."

- Ebu Sa'îd İbnu Mâlik İbni Sinân el-Hudrî (radıyallahu anh) hazretleri demiştir ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Kalbinde zerre miktarı iman bulunan kimse ateşten çıkacaktır."
Ebu Sa'îd der ki: "Kim (bu ihbarın ifade ettiği hakikatten) şüpheye düşerse şu ayeti okusun: "Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz..." (Nisa, 40).
Tirmizî Sıfatu Cehennem 10, (2601).
Tirmizî hadis için "sahihtir" demiştir.

- Yine Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Kim: 'Rab olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, Resûl olarak Hz. Muhammed'i seçtim (ve onlardan memnun kaldım)' derse cennet ona vâcip olur".
Ebu Dâvud, Salât 361, (1529).

mechengineer
05-04-08, 13:08
Yine Ebu Sa'îd (radıyallahu anh) hazretleri der ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Bir kul İslâm'a girer ve bunda samimi olursa, daha önce yaptığı bütün hayırları Allah, lehine yazar, işlemiş olduğu bütün şerleri de affeder. Müslüman olduktan sonra yaptıkları da şu şekilde muâmele görür: Yaptığı her hayır için en az on misli olmak üzere yediyüz misline kadar sevap yazılır. İşlediği her bir şer için de, -Allah affetmediği takdirde- bir günah yazılır."
Buharî hadisi tâlik olarak kaydeder (İman 31), Nesâî, İman 10, (8, 105).

- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sizden biri içiyle dışıyla Müslüman olursa, yaptığı herbir hayır en az on mislinden, yedi yüz misline kadar sevabıyla yazılır. İşlediği her bir günah da sâdece misliyle yazılır. Bu hâl, Allah'a kavuşuncaya kadar böyle devam eder."
Buharî, İman 31; Müslim, İman 205, (129).

- Muâz İbnu Cebel el-Ensârî (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kimin (hayatta söylediği) en son sözü Lâ ilâhe illallah olursa cennete gider"
Ebu Dâvud, Cenâiz 20, (3116

mechengineer
05-04-08, 13:08
- Ebu Zerr (Cündeb İbnu Cünâde el-Gıfârî) (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bana Cebrâil aleyhisselam gelerek "Ümmetinden kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmadan (şirk koşmadan) ölürse cennete girer" müjdesini verdi" dedi. Ben (hayretle) "zina ve hırsızlık yapsa da mı?" diye sordum. "Hırsızlık da etse, zina da yapsa" cevabını verdi. Ben tekrar: "Yani hırsızlık ve zina yapsa da ha!" dedim. "Evet, dedi, hırsızlık da etse, zina da yapsa!"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) dördüncü keresinde ilâve etti: "Ebu Zerr patlasa da cennete girecektir".
Buhârî, Tevhid 33; Müslim, İman 153, (94); Tirmizî, İman 18, (2646).

- Câbir İbnu Abdillah el-Ensârî (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İki şey vardır gerekli kılıcıdır" Bir zat: -Ey Allah'ın Rasûlü! gerekli kılan bu iki şeyden maksad nedir? diye sordu: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
"Kim Allah'a herhangi bir şeyi ortak kılmış olarak ölürse bu kimse ateşe girecektir. Kim de Allah'a hiçbir şeyi ortak kılmadan ölürse o da cennete girecektir" cevabını verdi."
Müslim, İman 151, (93).

- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e "Ey Allah'ın Resûlu, kıyamet günü senin şefaatinle en ziyâde saadete erecek olan kimdir?" diye sormuştum. Bana: "Hadis'e karşı sende olan aşkı görünce, bu hususta senden önce bana bir başkasının sualde bulunmayacağını tahmîn etmiştim" açıklamasını yaptıktan sonra şu cevabı verdi: "Kıyamet günü benim şefaatimle en ziyade saadete erecek olan kimse, samimi olarak ve içinden gelerek 'Lâ ilâhe illallah' diyen kimsedir"
Buhârî, İlm 34, Rikak 50.

mechengineer
05-04-08, 13:08
Süheyb İbnu Sinân (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Mü'min kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sâdece mü'mine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı birşey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder bu da hayırdır".
Müslim, Zühd 64, (2999).

- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhammed'in nefsini kudret eliyle tutan zâta yemîn ederim ki, bu ümmetten her kim -Yahudî olsun, Hristiyan olsun- beni işitir, sonra da bana gönderilenlere inanmadan ölecek olursa mutlaka cehennem ehlinden olacaktır".
Müslim, İman 240, (153).

- Vehb İbnu Münebbih'in anlattığına göre kendisine: "Lâilâhe illallah cennetin anahtarı değil mi? dendi de: "Evet, öyledir ama dişsiz anahtar olur mu? Dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır, yoksa kapalı kalır, açılmaz" cevabını verdi.
Buhârî, Cenâiz 1.

mechengineer
05-04-08, 13:08
- Abdullah İbnu Mes'ud el-Hüzelî (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, bir adam kendisine "Sırat-ı müstakim (doğru yol) nedir?" diye sordu. Ona şu cevabı verdi:"Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm), bizi sırat-ı müstakimin bir başında bıraktı. Bunun öbür ucu ise cennete ulaşmaktır. Bu ana yolun sağında ve solunda başka tali yollar da var. Bunlardan her birinin başında bir kısım insanlar durmuş oradan geçenleri kendilerine çağırıyorlar. Kim bu dış yollardan birine sülûk ederse yol onu ateşe götürecektir. Kim de sırat-ı müstakîme sülûk ederse o da cennet'e ulaşacaktır." İbnu Mes'ud bu açıklamayı yaptıktan sonra şu ayeti okudu: "İşte bu benim sırat-ı müstakimimdir, buna uyun. Başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırırlar...." (En'âm 152)
(Rezîn İbnu Muâviye'nin ilâvesidir).
İMÂNIN HAKİKATİ

- Abdullah İbnu Ömer İbni'l-Hattâb (radıyallahu anh)'ın anlattığına göre, bir adam kendisine: Gazveye çıkmıyor musun?" diye sorar. Abdullah şu cevabı verir: "Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i işittim, şöyle buyurmuştu: "İslâm beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak".
Buhârî, İman 1; Müslim, İman 22 (....); Nesâî, İman 13, (9, 107-108); Tirmizî, İman 3, (2612).

mechengineer
05-04-08, 13:09
15 - Yahya İbnu Ya'mur haber veriyor: "Basra'da kader üzerine ilk söz eden kimse Ma'bed el-Cühenî idi. Ben ve Humeyd İbnu Abdirrahmân el-Himyerî, hac veya umra vesîlesiyle beraberce yola çıktık. Aramızda konuşarak, Ashab'tan biriyle karşılaşmayı temenni ettik. Maksadımız, ondan kader hakkında şu heriflerin ettikleri laflar hususunda soru sormaktı. Cenâb-ı Hakk, bizzat Mescid-i Nebevî'nin içinde Abdullah İbnu Ömer (radıyallahu anh)'la karşılaşmayı nasib etti. Birimiz sağ, öbürümüz sol tarafından olmak üzere ikimiz de Abdullah (radıyallahu anh)'a sokuldu. Arkadaşımın sözü bana bıraktığını tahmîn ederek, konuşmaya başladım: "Ey Ebu Abdirrahmân, bizim taraflarda bazı kimseler zuhur etti. Bunlar Kur'ân-ı Kerîm'i okuyorlar. Ve çok ince meseleler bulup çıkarmaya çalışıyorlar." Onların durumlarını beyan sadedinde şunu da ilâve ettim: "Bunlar, "kader yoktur, herşey hâdistir ve Allah önceden bunları bilmez" iddiasındalar." Abdullah (radıyallahu anh): "Onlarla tekrar karşılaşırsan, haber ver ki ben onlardan berîyim, onlar da benden berîdirler." Abdullah İbnu Ömer sözünü yeminle de te'kîd ederek şöyle tamamladı: "Allah'a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve hepsini de hayır yolunda harcasa kadere inanmadıkça, Allah onun hayrını kabul etmez."
Sonra Abdullah dedi ki: Babam Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallahu anh) bana şunu anlattı:
"Ben Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in önüne oturup dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı: Ey Muhammed! Bana İslâm hakkında bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "İslâm, Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmen, namaz kılman, zekât vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabancı: "-Doğru söyledin" diye tasdîk etti. Biz hem sorup hem de söyleneni tasdik etmesine hayret ettik.
Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkında bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Kadere yani hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna da inanmandır." Yabancı yine: "Doğru söyledin!" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkında bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: "İhsan Allah'ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu görmesen de O seni görüyor."
Adam tekrar sordu: "Bana kıyamet(in ne zaman kopacağı) hakkında bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: "Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birşey bilmiyor!" karşılığını verdi.
Yabancı: "Öyleyse kıyametin alâmetinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu açıklamayı yaptı:
"Köle kadınların efendilerini doğurmaları, yalın ayak, üstü çıplak, fakir -Müslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar çobanlarının yüksek binalar yapmada yarıştıklarını görmendir."
Bu söz üzerine yabancı çıktı gitti. Ben epeyce bir müddet kaldım. -Bu ifade Müslim'deki rivayete uygundur. Diğer kitaplarda "Ben üç gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'la karşılaştım" şeklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resûlü daha iyi bilir" deyince şu açıklamayı yaptı: "Bu Cebrail aleyhisselâmdı. Size dininizi öğretmeye geldi."
Müslim, İman 1, (8); Nesâî, İman 6, (8, 101); Ebu Dâvud, Sünnet 17, (4695); Tirmizî, İman 4, (2613).
Ebu Dâvud, bir başka rivayette "Ramazan orucu"ndan sonra "cünüblükten yıkanmak" maddesini de ilâve eder.
Yine Ebu Dâvud'un bir başka rivayetinde şu ziyâde vardır: "Müzeyne veya Cüheyne kabilesinden bir adam sordu: "Ey Allah'ın Resûlü, hangi işi yapıyoruz, olup bitmiş (levh-i mahfuza kaydı geçmiş) bir işi mi, yoksa (henüz levh-i mahfuza geçmemiş) şu anda yeni başlanacak olan bir işi mi?" Resûlüllah (aleyhissalâtu vesselâm): "Olup bitan bir işi" dedi.
Adamcağız -veya cemaatten biri- yine sordu: Öyleyse niye çalışılsın ki? Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şu açıklamada bulundu: "Cennet ehli olanlara cennetliklerin ameli müyesser kılınır, ateş ehli olanlara da cehennemliklerin ameli müyesser kılınır."
Benzer bir hadisi, Buhârî (rahimehullah) Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'den kaydeder.
Bu hadise Tirmizî hâriç diğerlerinde de rastlanır. Mevzubahis rivayette, "şehâdette bulunman" yerine "Allah'a ibadet edip hiçbir şeyi ortak koşmaman" ifadesi de yer alır.
Bu hadiste ayrıca "Yalın ayak, üstü çıplak kimseler halkın reisleri olduğu zaman" ziyadesi de mevcuttur.
Şu ziyade de mevcuttur: (Kıyametin ne zaman kopacağı), Allah'tan başka hiçkimse tarafından bilinmeyen beş gayıptan (mugayyebât-ı hamse) biridir buyurdu ve şu ayeti okudu: "Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir. Rahimlerde bulunanı o bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Ve hiç kimse nerede öleceğini bilmez..." (Lokman, 34),
Buhârî, İman 37.
Bir başka rivayette "üstü çıplaklar" tâbirinden sonra "sağır ve dilsizler arzın melikleri (kralları) oldukları zaman" ziyadesi vardır.
Nesâî'nin Sünen'inde şu ziyade mevcuttur: "Dedi ki: Hayır, Muhammed'i hakikatle birlikte irşad ve hidayet edici olarak gönderen zât'a yemin olsun, ben o hususta (kıyametin ne zaman kopacağı hususunda) sizden birinden daha bilgili değilim. O gelen de Cibril aleyhisselamdı. Dıhyetu'l-Kelbî suretinde inmiştir."

mechengineer
05-04-08, 13:09
Enes İbnu Mâlik (radıyallahu anh) anlatıyor: Biz mescidde Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'le birlikte otururken, devesine binmiş olarak bir adam girdi ve mescidin avlusuna devesini ıhıp bağladıktan sonra: "Muhammed hanginizdir?" diye sordu. Biz: "Dayanmakta olan şu beyaz kimse" diye gösterdik. -Nesâî'deki Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'ın rivayetinde: "Şu dayanmakta olan hafif kırmızıya çalan renkteki kimse" diye tasvîr mevcuttur.-
Adam: "Ey Abdulmuttalib'in oğlu! diye seslendi.
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Buyur seni dinliyorum" dedi.
Adam: "Sana birşeyler soracağım. Sorularımda aşırı gidebilirim, sakın bana darılmayasın" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Haydi istediğini sor!"
Adam: "Rabbin ve senden öncekilerin Rabbi adına soruyorum: Seni bütün insanlara peygamber olarak Allah mı gönderdi?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Kasem olsun evet!"
Adam: "Allahu Teâla adına soruyorum: Gece ve gündüz beş vakit namaz kılmanı sana Allah mı emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'a kasem olsun evet!"
Adam: "Allah adına soruyorum, senenin şu ayında oruç tutmanı sana Allah mı emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'a kasem olsun evet!"
Adam: "Allahu Teâla adına soruyorum: Bu sadakayı zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı Allah mı sana emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'a kasem olsun evet!"
Bu soru-cevaptan sonra adam şunu söyledi: "Getirdiklerine inandım. Ben geride kalan kabîlemin elçisiyim. Adım: Dımâm İbnu Sa'lebe'dir. Benu Sa'd İbni Bekr'in kardeşiyim." (Bunu beş kitap rivayet etmiştir. Metin Buhârî'den alınmıştır).
Müslim'in rivayetinde şöyle denir: "Bir adam geldi ve şöyle dedi:
"Bize senin gönderdiğin elçi geldi ve iddia etti ki sen Allah tarafından gönderildiğine inanmaktasın."
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Doğru söylemiş" dedi.
Adam tekrar: "Öyleyse semayı kim yarattı?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah!" dedi.
Adam: "Peki bu dağları kim dikti ve içindekileri kim koydu?" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah!" dedi.
Adam: Peki semayı yaratan, arzı yaratan ve dağları diken Zât adına söyler misin, seni peygamber olarak gönderen Allah mıdır?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Evet!" dedi.
Adam: "Elçin iddia ediyor ki biz gece ve gündüz beş vakit namaz kılmalıyız, bu doğru mudur?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Doğru söylemiştir!"
Adam: "Seni gönderen adına doğru söyle. Bunu sana Allah mı emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Evet!" dedi.
Adam sonra zekâtı, arkasından orucu, daha sonra da haccı zikretti ve bu şekilde sordu.
Râvi der ki: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) de her sualde "Doğru söylemiş" diye cevap veriyordu. Adam (son olarak) sordu: "Seni gönderen adına doğru söyle. Bunu sana Allah mı emretti?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Evet!"
Adam sonra geri döndü ve ayrılırken şunu söyledi: "Seni hakla gönderen Zât'a kasem olsun, bunlar üzerine hiç bir şey ilâve etmem, bunları eksiltmem de."
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Bu kimse sözünde durursa cennetliktir!" buyurdu.
Buhârî, İlm 6; Müslim, İman 10, (12); Tirmizî, Zekât 2, (619); Nesâî, Siyâm 1, (4, 120); Ebu Dâvud, Salât 23, (486).

mechengineer
05-04-08, 13:10
Talha İbnu Ubeydillah haber veriyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e Necid ahâlisinden bir adam geldi. Saçları karışıktı. Kulağımıza sesinin mırıltısı geliyordu, ancak ne dediğini anlayamıyorduk. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e iyice yaklaşınca gördük ki, İslâm'dan soruyormuş.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Gece ve gündüzde beş vakit namaz" demişti ki adam tekrar sordu:
"Bu beş dışında bir borcum var mı?"
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Ramazan orucu da var" deyince adam: Bunun dışında oruç var mı? diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır!" Ancak dilersen nâfile tutarsın" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona zekâtı hatırlattı. Adam: "Zekât dışında borcum var mı?" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır, ama nâfile verirsen o başka!" dedi.
Adam geri döndü ve gider ayak: "Bunlara ilâve yapmayacağım gibi noksan da tutmayacağım" dedi.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) da: "Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir" buyurdu. Veya "Sözünde durursa cennetliktir" buyurdu.
Ebu Dâvud'da "Kasem olsun kurtuluşa erer, yeter ki sözünde dursun" şeklinde te'kidli olarak gelmiştir.
Buhârî, İman 34; Müslim, İman 8, (11); Nesâî, Siyâm, 1, (4, 120); Ebu Dâvud, Salât 1, (391); Muvatta, Kasru's-Salât fi's-Sefer 94, (1, 175).

mechengineer
05-04-08, 13:10
Abdullah İbnu Abbas'ın rivayetine göre, bir kadın, kendisine küpte yapılan şıra (nebîz) hakkında sordu. Kadına şu cevabı verdi: "Abdulkays kabilesinin heyeti Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e geldiği vakit: "Bu gelenler kimdir?" diye sordu. "Rebîalılar" diye kendilerini tanıttılar. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Merhaba, hoş geldiniz. İnşaallah bu ziyaretten memnun kalır, pişman olmazsınız" buyurdu.
Misafirler: "Biz uzak bir yerden geliyoruz. Sizinle bizim aramızda şu kâfir Mudarlılar var. Bu sebeple, size ancak haram ayında uğrayabiliyoruz. Öyle ise, bize kesin, açık bir amel emret, onu geride bıraktıklarımıza da öğretelim. Ve bizi cennete götürsün" dediler.
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) de onlara dört emir ve dört yasakta bulundu: Önce tek olan Allah Teâla'ya imanı emretti ve sordu:
"İman nedir biliyor musunuz?"
"Allah ve Resûlü daha iyi bilir!" dediler. Açıkladı: Allah'tan başka ilâh olmadığına, Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucu tutmak, harpte elde edilen ganimetten beşte birini ödemenizdir."
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara şu kapları (şıra yapmada) kullanmalarını yasakladı: Hantem (topraktan mâmul küp), dübbâ (su kabağından yapılmış testiler), nakîr hurma kökünden ayrılan çanak, müzeffet -veya mukayyer- (içi ziftle -katranla- cilalanmış kap).
Buhârî, İman 40, İlm 25, Mevâkîtu's-Salât 2, Zekât 1, Farzu'l-Hums 2, Mevâkıb 4, Meğâzî 69, Edeb 98, Haberi'l-Vâhid 5, Tevhîd 56, Müslim, İmân 23, 24, 25 (17); Ebu Dâvud, Eşribe 7, (3692); Tirmizî, İman 5, (2614); Nesâî, İman, 25, (8, 120).

mechengineer
05-04-08, 13:10
Hz. Ali (kerremallahu vechehu) diyor ki: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "Kişi dört şeye inanmadıkça mü'min olmuş sayılmaz: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah'ın kulu ve elçisi Muhammed olduğuma, beni (bütün insanlara) hakla göndermiş bulunduğuna şehâdet etmek, ölüme inanmak, tekrar dirilmeye inanmak, kadere inanmak"
Tirmizî, Kader 10, (2146).
- eş-Şerrîd İbnu's-Süveyd es-Sakafî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü, dedim, annem bana kendisi adına mü'mine bir cariye âzad etmemi vasiyet etti. Benim yanımda, Sûdanlı (nûbi) siyah bir cariye var, onu âzad edeyim mi?" Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Çağır, onu (göreyim)" dedi. Çağırdım ve geldi. Cariyeye sordu: "Rabbin kim?" Cariye: "Allah!" dedi, tekrar sordu: "Ben kimim?" Cariye: "Allah'ın elçisisin!" cevabını verince Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Bunu âzad et, zira mü'minedir" buyurdu.


- Yine Hz. Enes (radıyallahu anh)'in rivayetine göre Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri, kendi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek imana eremez."Nesâî'nin rivayetinde "...hayır şeylerden" ziyâdesi mevcuttur.
Buhârî, İman 6; Müslim, İman 71, (45); Nesâî, İman 19, (3, 115); Tirmizî, Sıfatu'l-Kıyamet 60, (3517); İbnu Mâce, Mukaddime 9, (66).

mechengineer
05-04-08, 13:10
31 - Ebu Ümâme (radıyallahu anh), Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in şöyle dediğini rivayet ediyor: "Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemâle erdirmiştir".
Ebu Dâvud, Sünnet 16, (4681).
32 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) hazretleri Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir. Mü'min de, halkın, can ve mallarını kendisine karşı emniyette bildikleri kimsedir."
Tirmizî, İman 12, (2629); Nesâî, İman 8, (8, 104, 105).
33 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-As (radıyallahu anh) hazretleri, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmedikleri kimsedir. Muhâcir de Allah'ın yasakladığı şeyi terkedendir."
Buhârî, İman 4; Müslim, İman 64, (40); Ebu Dâvud, Cihâd 2, (2481); Nesâî, İman 9, (8, 105). (Metin Buhârî'ye aittir).
Sahiheyn ve Nesâî'de gelen bir başka hadiste şöyle denir: "Bir adam sordu: "Ey Allah'ın Resûlü, İslâm'da hangi amel daha hayırlıdır?" Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Yemek yedirmen, tanıdık tanımadık herkese selam vermen" dedi.
34 - Ebu Saîdi'l-Hudrî (radıyallahu anh) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in
şöyle dediğini rivayet etti:
"Bir kimsenin mescide alâkasını görürseniz, onun mü'min olduğuna şehâdet edin, zira Cenâb-ı Hakk şöyle buyuruyor: "Allah'ın mescidlerini ancak Allah'a ve âhiret gününe inananlar imar ederler" (Tevbe 18),
Tirmizî, Tefsir, Sûre 2, (3092).

mechengineer
05-04-08, 13:11
35 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) dedi ki: "Üç şey vardır ki imanın aslındandır:
1. Lâilâhe illallah diyene saldırmamak: İşlediği herhangi bir günahı sebebiyle bu kimseyi tekfir etme, herhangi bir ameli sebebiyle de İslâm'dan dışarı atma.
2. Cihad, bu Allah'ın beni peygamber olarak gönderdiği günden, bu ümmetin Deccâl'e karşı savaşacak en son ferdine kadar cereyan edecektir, onu, ne imamın zâlim olması, ne de âdil olması ortadan kaldıramayacaktır.
3. "Kadere iman".
Ebu Dâvud, Cihad 35, (2532).
36 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in ashabından bir kısmı ona sordular: "Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kaniyiz." Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?" diye sordu. Oradakiler Evet! deyince: "İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar vermez) dedi.
Müslim, İman 209 (132); Ebu Dâvud, Edeb 118 (5110).
Diğer bir rivayette: "(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah'a hamdolsun" demiştir.
Müslim'in İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'dan kaydettiği bir rivayet şöyledir: "Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulû, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercîh eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)" Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir" cevabını verdi."
KELİME-İ ŞEHÂDET VE ONUN DİL İLE İKRARININ HÜKMÜ

mechengineer
05-04-08, 13:11
60 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) validemiz anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Kim şu dine uymayan bir şey uyduracak olursa, bu merduddur kabul edilmez"
Buhârî, İ'tisam 5, Büyü 60, Sulh 5; Müslim, Akdiye 18 (1718); Ebu Dâvud, Sünnet 6, (4606).
Bir rivayette de şöyle denmektedir: "Bizim sünnetimize uymayan bir amel işleyenin yaptığı amel de merduddur."
61 - Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Kim cemaat'(imiz)den bir karış uzaklaşırsa (kendini dine bağlayan) İslâm bağını boynundan çıkarıp atmış olur"
Ebu Dâvud, Sünne 30, (4758); Tirmizî, Emsâl 3, (2867).
62 - Hz. Ali (radıyallahu anh) şöyle demiştir: "Daha önce hükmettiğiniz şekilde hükmedin. Zira ben (kargaşaya, nizâya götürecek) muhalefeti sevmem, tâ ki halk tek bir cemaat teşkil etsinler veya arkadaşlarımın öldüğü gibi ben de öleyim." İbnu Sîrîn merhum, Hz. Ali (radıyallahu anh)'den yapılan rivayetlerin çoğunun uydurma ve yalan olduğu görüşünde idi.
Buhârî, Fedâilu'l-Ashâb 9.
(radıyallahu anh) şöyle der: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde mevcut olan şeylerden (kelime-i şehadet dışında) hiçbirini artık göremiyorum." Kendisine "namazı da mı?" diye itiraz edilince: "Namaza da ne yaptığınızı bilmiyor musunuz, (öğleyi akşama yakın kılmadınız mı)?" cevabını verir.
Buhârî, Mevâkît 7; Tirmizî, Kıyâmet 17, (2449).

mechengineer
05-04-08, 13:12
64 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'den rivâyet edildiğine göre bir gün kendisi çarşıya uğrar ve: "Mescidde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mirası taksim edilirken ben sizleri burada görüyorum (Bu ne biçim iş, siz de koşun) buyurur. Herkes mescide koşuşur, bir şey göremeyince: "Taksim edilen bir şey göremedik, sâdece bazıları Kur'ân okuyordu" derler. O cevabı yapıştırır. "İyi ya, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mirası zaten bu değil mi?"
Heysemî, Mecma'u'z-Zevâid'de, Taberânî'nin el-Mu'ce'mu'l-Evsat'ından nakleder (1, 123, 124).
65 - İbnu Mes'ûd (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğine göre, şöyle buyurmuştur. "Bir yol takip etmek isteyen, bu yolu, ölmüş olanların yolundan seçsin. Zira hayatta olanların fitnesinden emin olunamaz. Ölmüş olanlar ise Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in Ashâbıdırlar. Onlar bu ümmetin en efdalidir. Kalpçe en temizleri, ilimce en derînleri, amelce en ihlaslıları yine onlardır. Allah, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in sohbeti ve dininin yerleşmesi için onları seçmiştir. Öyleyse sizler onların üstünlüğünü idrak edin, onların yolundan gidin, elinizden geldikçe onların ahlâkını ve yaşayış tarzlarını kendinize örnek kılın. Zira onlar en doğru yolda idiler."
İbnu Abdilberr, Câmi'ul-Beyâni'l-İlm ve Fadlihi'de kaydetmiştir 2,9.
66 - İbnu Abbâs (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'ın Kitabını öğrenir ve sonra da onda bulunanlara uyarsa, Allah onu, dünyada dalâletten çıkarıp doğru yola sevkeder, âhirette de kötü hesabtan korur."
67 - Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallahu anh)'dan rivayet edilir ki, şöyle buyurmuştur; "Gecesi gündüz gibi olan çok aydınlık bir şeriat üzere terkedildiniz. Çöldeki bedevîlerin ve mahalle mekteplerindeki çocukların dini üzere olun. (Âyet ve hadisten öğretilenleri olduğu gibi takib edin, kendinizden katıp karıştırmadan taklid edin.)
Bunun benzeri merfu olarak Ahmed İbnu Hanbel (Müsned 4, 126) ve İbnu Mace (Sünen, Mukaddime 6, (43) ) rivayet etmişlerdir.
68 - Hz. Ali (radıyallahu anh) şöyle buyurmuştur: "Sizler geniş bir caddeye bırakıldınız. Bu, üzerinde Ümmü'l-Kitap olan (yâni Allah'ın kesin hükümlü âyetleriyle istikameti tesbit edilmiş) bir yoldur."
(Ashâb'ın büyüklerine ait son beş rivayeti Rezîn merhum tahric etmiştir).
AMELDE İTİDAL

mechengineer
05-04-08, 13:12
69 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in zevce-i pâklerinin hâne-i saâdetlerine bir gurub erkek gelerek Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az bularak: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kim, biz kimiz? Allah O'nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını affetmiştir (bu sebeple O'na az ibadet de yeter) dediler. İçlerinden biri: "Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım" dedi. İkincisi: "Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiç bir gün terketmeyeceğim" dedi. Üçüncüsü de: "Kadınları ebediyen terkedip, onlara hiç temas etmeyeceğim" dedi. (Bilâhere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onları bularak: "Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah'a yemin olsun Allah'tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazan oruç tutar, bazan yerim: namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla beraber de olurum. (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir" buyurdu.
Buhârî, Nikah 1; Müslim, Nikah 5, (1401); Nesâî, Nikah 4, (6,60).

70 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), ruhsat ifade eden bir amelde bulunmuştu. Bazılarının bundan kaçındıklarını işitti. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hutbe okudu: Âdeti vechile Cenâb-ı Hakk'a hamd ve senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdu: "Allah için söyleyin, bazıları benim yaptığım şeyi beğenmeyip, kaçınıyorlarmış, doğru mudur bu? Allah'a yeminle söylüyorum, ben Allah'ı onlardan çok daha iyi biliyorum. Allah'tan duyduğum korku da onların duyduklarından çok daha fazladır."
Buhârî, İ'tisam 5, Edeb 72; Müslim, Fedâil 127, (2356).

mechengineer
05-04-08, 13:12
71 - Yine Hz. Aişe (radıyallahu anha) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine şöyle buyurdu: "Bil ki, ben, hem uyurum, hem namaz kılarım; oruç da tutarım, kadınlarla evlenirim de, Ey Osman, Allah'tan kork, zira ehlinin senin üzerinde hakkı var, misafirin senin üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyle ise bâzan oruç tut, bâzan ye. Namaz da kıl, uykunu da al"
Ebu Dâvud, Salât 317 (1369).
Rezîn merhum, şunu ilâve ediyor: Osman (radıyallahu anh) bütün gece namaz kılmak, gündüzleri de hep oruç tutmak, kadınlarla da hiç nikah yapmamak üzere yemîn etmişti. Osman Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a yemininden sordu. Bunun üzerine meali şu olan âyet nâzil oldu: "Allah sizi rastgele yeminlerinizden (lağv) dolayı değil, fakat kalplerinizin kasdettiği yeminden dolayı sorumlu tutar" (Bakara, 225).
72 - Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e benim "Hayatta kaldığım müddetçe vallahi gündüzleri oruç tutacağım geceleri de namaz kılacağım" dediğim haber verilmiş. Beni çağırtarak: "Sen böyle böyle söylemişsin doğru mu?" dedi. "Annem babam sana feda olsun, evet böyle söyledim ey Allah'ın Resûlü" dedim. "İyi ama, dedi, sen buna güç yetiremezsin, bazan oruç tut, bazan ye; gece kalk, uyu da. Ayda üç gün tut (bu yeter), zira hayırlı işleri Allah on misliyle kabul ederek ücret veriyor. Bu üç gün, aynen yıl orucu yerine geçer" buyurdu. Ben: "Söylediğinizden daha fazlasına güç yetiririm" dedim. "Öyleyse, dedi, bir gün oruç tut, iki gün ye" Ben tekrar "Bundan başkasına da güç yetiririm" dedim. "Öyleyse, dedi, bir gün tut, bir gün ye. Bu Hz. Dâvud aleyhisselam'ın orucudur. Bu en kıymetli oruçtur -veya en efdal oruçtur.-" Ben yine: "Ben bundan daha fazlasına güç yetiririm" dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Bundan efdali yoktur" buyurdu.
Buhârî, Savm 54, 55, 56, 57, 58,59, Teheccük 7, 19, Enbiya 37, Fedâilu'l-kur'ân 34, Nikâh 89, Edeb 84, İsti'zan 38; Müslim, Sıyâm 181-194, (1159); Ebu Dâvud, Sıyâm 53, (2425); Nesâî, Sıyâm 76, (4, 209-210); Tirmizî, Savm 57, (770).
Bir başka rivayette şöyle gelmiştir: "Bana haber verildiğine göre sen yıl orucu tutuyor, her gece de "Kur'ân'ı (hatmen) okuyormuşsun, doğru mu?" dedi. Ben: "Evet ey Allah'ın Resûlü, doğrudur, ancak bunda maksadım sadece hayırdır" dedim." Rivayette konuşma şöyle devam eder: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana:
"-Kur'ân'ı ayda bir kere oku" dedi. Ben:
"-Daha fazlasına da güç getirebilirim" dedim.
"-Öyleyse her gün günde bir kere oku" dedi. Ben tekrar:
"-Bundan fazlasına da güç getirebilirim" dedim.
"-Öyleyse, buyurdu, her yedi gecede bir kere oku, daha aşağı düşme" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana şunu da söyledi:
"-Bilmezsin, belki uzun bir ömrün olur (yaşlılığında ahdi yerine getiremezsin)". Abdullah der ki: Ben nefsime şiddetli davrandıkça, (bundan vazgeçmem için) bana da şiddet gösterildi. İhtiyarladığım zaman, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'in tanıdığı ruhsatı kabul etmiş olmayı temenni ettim."
Bir başka rivayet de buna benzer, ancak şu ziyade var: "Bunu yaparsan gözün (uykusuzluktan) ferini kaybeder, nefsin de yorulur. Devamlı tutulan oruç, oruç sayılmaz."
Rivayette: "Dâvud aleyhisselamın orucunu tut: O, bir gün tutar bir gün yerdi. Düşmanla karşılaşınca da gücü kuvveti yerinde olduğu için kaçmazdı" ziyadesi de var.
Bir başka rivayette: "Allah'a en hoş gelen oruç, Hz. Dâvud (aleyhisselam)'un namazıdır. O, gecenin yarısını uyur, üçte birini kalkar, altıda birini uyurdu. Bir gün oruç tutar, bir gün yerdi" buyrulmuştur

mechengineer
05-04-08, 13:12
73 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) şunu anlatır: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in bir hasırı vardı, geceleri perde yapıp gerisinde namaz kılardı, gündüzleri de yayıp üzerine otururdu. Halk da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın yanına dönep (gelip) aynen onun gibi namaz kılmaya başladılar. Sayı gittikçe arttı. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara yönelerek şunu söyledi: "Ey insanlar, takat getireceğiniz işleri yapın. Zira siz (dua etmekten) usanmadıkça Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah'a en hoş gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır." Ravi der ki: Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'in ailesi bir iş yapınca onu sâbit kılardı (artık terketmez devamlı yapardı).
Buhârî, İman 16, Ezân 81, Rikâk 18; Müslim, Salât 283, (782); Muvatta, Salâtu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl 1 (3, 218); Ebu Dâvud, Salat 317, (1368).
Buhârî'nin Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'den yaptığı bir rivayette: "Orta yolu tutun, güzele yakın olanı arayın, sabah vaktinde, akşam vaktinde, bir miktar da gecenin son kısmında yürüyün (ibadet edin), ağır ağır hedefe varabilirsiniz. Unutmayın ki sizden hiç kimseye, yaptığı amel, cenneti kazandırmayacaktır" buyurdu. "Sen de mi (amelinle cennete gidemiyeceksin) ey Allah'ın Resûlü?" dediler. "Evet, ben de, dedi, Allah affı ve rahmeti ile muâmele etmezse ben de!"
(Buhârî, Rikak 18)
Buhârî ve Nesâî'de gelen bir başka rivayette: "Bu din kolaylıktır. Kimse (aşırı gayretle) dini geçmeye çalışmasın, (başa çıkamaz, yine de yapamadığı eksiklikleri kalır ve) galebiyet dinde kalır" buyrulmuştur.
(Buhârî, İman 29).
74 - Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve müjdeleyin." Bir rivayette de: "...Isındırın, nefret ettirmeyin..." buyrulmuştur.
Buhârî, İlm 12, Edeb 80; Müslim, Cihad 6, 7, (1732-1733).

mechengineer
05-04-08, 13:13
75 - Sehl İbnu Ebî Ümâme (radıyallahu anh)'nin anlattığına göre, Sehl ve babası beraberce Hz. Enes (radıyallahu anh)'in yanına girerler. Enes'i yolcu namazı kılıyormuşcasına çok hafif bir namaz kılıyor bulurlar. Selam verip namazdan çıkınca: "Allah sana mağfiret buyursun bu kıldığın namaz farz mı yoksa nafile miydi? dedik. "Farz namazdı. Bu (eksiksiz). Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in namaz tarzıdır. Bilerek hiç bir değişiklik de yapmadım" dedi ve ilave etti: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki:
"(Yıl orucu, her gece teheccüt, kadınları terk gibi kararlarla) kendinize zorluk çıkarmayın, zorluğa uğrarsınız. Zira (geçmişte) bir kavim (bir kısım zahmetli işlere azmederek) kendisini zora attı. Allah Da zorluklarını artırdı. Manastır ve kiliselerdekiler bunların bekâyasıdır. "Onlar, üzerlerine, bizim farz kılmadığımız, fakat, güya Allah'ın rızasını kazanmak için kendilerinin koydukları ruhbaniyete bile gereği gibi riâyet etmediler" (Hadîd, 27).
Ebu Dâvud, Edeb 52, (4904)
76 - Enes (radıyallahu anh) buyurdu ki: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) mescide girmişti ki, iki direk arasına gerilmiş bir ip gördü. "Bu da ne?" diye sordu. Bu, Zeyneb (radıyallahu anh)'in ipidir, namaz kılarken uykusu gelince buna takılıyor (ip onun düşmesini önlüyor)" dediler. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):"Hayır (olmaz öyle şey) çözün ipi. Şevkiniz varken namaz kılın, uykunuz gelince de yatın" emretti.
Buhârî, Teheccüd 18; Müslim, Müsâfirîn 219, (784); Ebu Dâvud, Salât, 308, (1312); Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl 17, (3, 218).
77 - Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) diyor ki: "Yanımda BenîEsed kabilesinden bir kadın vardı. Bu sırada Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) içeri girdi ve: "Bu kimdir?" buyurdu. "Falancadır, geceleri hiç uyumaz, (ibadet yapar)" dedim. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Sus, yeter! Size, tâkat getirebileceğiniz amel yaraşır. Siz (ibadet yapmaktan) usanmadıkça, Allah da (sevab vermekten) usanmaz. Allah'a en hoş gelen dinî amel, kişinin devamlı olarak yaptığı ameldir" buyurdu.
Buhârî, İman 32, Teheccüd 18; Müslim, Salâtu'l-Musâfirin 2220-221 (785); Muvatta, Salatu'l-Leyl 4, (1, 118); Nesâî, Salatu'l-Leyl 17 (3, 218).
78 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdu ki: "Her şeyin bir şevki vardır. Her şevkin de bittiği bir zaman vardır. (Yapacağı işe karşı bu şevki) duyan kişi işini yaparken mutedil hareket eder ve bu itidali devam ettirirse, muvaffak olacağını ümid edin, (çünkü bu şekilde takibine devam edebilir). Şayet (aşırılığa düşerek dikkat çekmiş ve) parmakla gösterilecek hâle gelmişse ona itibar edip (sâlihlerden) saymayın"
Tirmizî, Kıyâmet 21, (2455).
79 - Ebu Cuheyfe (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Selman'la Ebu'd-Derda (radıyallahu anhüma)'yı kardeşlemişti. Selman bir defasında Ebu'd-Derdâ'yı ziyaret etti. Evde, Ebu'd-Derdâ'nın hanımını düşük bir kıyafet içinde buldu. "Bu halin ne?" diye sordu, kadın: "Kardeşiniz, Ebu'd-Derdâ'nın dünya ile alakası kalmadı" diye açıkladı.
Ebu'd-Derda geldi ve Selman (radıyallahu anh)'a yemek getirerek: "Buyur, ye!" dedi ve ilave etti: "Ben orucum!". Selman: "Hayır sen yemezsen ben de yemem" dedi. Beraber yediler. Akşam olunca Ebu'd-Derdâ (Selman'dan gece namazı için müsaade istediyse de, Selman: "Uyu" dedi. Beraber uyudular. Bir müddet sonra Ebu'd-Derda namaza kalkmak istedi. Selman tekrar: "Uyu!" dedi. Uyudular. Gecenin sonuna doğru Selman "Şimdi kalk!" dedi. Kalkıp beraber namaz kıldılar. Sonra Selman şu nasihatta bulundu: "Senin üzerinde Rabbinin hakkı var, nefsinin hakkı var, ehlinin de hakkı var. Her hak sâhibine hakkını ver." Ertesi gün Ebu'd-Derdâ, durumu Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e anlattı. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Selman doğru söylemiş" buyurdu.
Buhârî, Edeb 86, Savm 51, Teheccüd 15; Tirmizî, Zühd 64 (2415).

mechengineer
05-04-08, 13:13
80 - Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in kâtibi Hanzala İbnu'r-Rebî el-Esedî (radıyallahu anh) anlatıyor:
Birgün Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh)'la karşılaştık. Bana:
"-Nasılsın?" diye sordu.
"-Hanzala münafık oldu"dedim.
"-Sübhanallah, sen neler söylüyorsun?" diye şaşırdı. Ben açıkladım.
"-Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in huzurunda olduğumuz sırada bize cennet ve cehennemden söz edilir, sanki gözlerimizle görmüş gibi oluruz. Oradan ayrılıp çoluk çocuğumuza, bağ bahçemize karışınca çoklukla unutup gidiyoruz". Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) de:
"-Allah'a yemin olsun ben de aynı şeyi hissediyorum" dedi. Beraberce Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e gittik ve bu durumu açtık. Bize:
"-Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelâl'e kasem olsun siz, benim yanımdaki hâli dışarda da devam etirip (cennet ve cehennemi) hatırlama işini koruyabilseniz melekler sizinle yataklarınızda, yollarda müsafaha ederdi. Fakat ey Hanzala, bazan öyle bazan böyle olması normaldir (münâfıklık değildir)" dedi ve (son cümleyi üç kere tekrarladı."
Müslim, Tevbe 12, (2750); Tirmizî, Kıyamet 60, (2516).
81 - İmam Mâlik'in kaydettiğine göre Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) yatsıdan sonra ailesine birini yollayarak: "(Boş sözleri keserek) yazıcı melekleri rahatlatmak istemez misiniz?" diye haber gönderdi."
Muvatta, Kelam 9, (2, 987).
82 - İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e azadlı bir cariyenin geceleri namaz, gündüzleri de oruçla geçirdiği haber verilince şöyle buyurur: "Her çalışanda bir şevk mevcuttur, her şevkin de bir sonu vardır. Kimin şevkinin sonu sünnetimde kalırsa doğru yoldadır. Kim de hata eder (sünnetimin hâricinde kalır) ise o da sapıtmıştır."
83 - Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdu: "İşlerin en hayırlısı orta ve itidal üzere olanıdır". (Bu son iki hadisi Rezîn tahric etti).
el-Makasıdu'l-Hasene bu rivayeti İbnu's-Sem'ânî'nin Zeylü Târîhi'l-Bağdâd'da kaydettiğini, senedinde meçhul ravinin yer aldığını belirtir.

mechengineer
05-04-08, 13:21
Bismillahirrahmanirrahim

O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.

bakara 2



Hayy ve kayyûm olan Allah'tan başka ilâh yoktur.

al-i imran 2

mehmetakifm
05-04-08, 14:04
http://img115.imageshack.us/img115/5113/ayet132vh.jpg

mechengineer
06-04-08, 10:56
İnsanlara kötülük yapmaktan uzak dur.
Şüphesiz bu, senin için bir sadakadır.

Hadis (İbn-i Ebiddünya).

mechengineer
06-04-08, 10:56
Bir alacaklı, borçlusunun yanından ondan hoşnut olarak dönerse; karanın hayvanları, denizin balıkları, o borçlunun mağfireti (bağışlanması) için Allah'a dua ederler.
Bir borçluda ödemeye gücü yettiği halde, alacaklısını (üzerek) geri çevirse Allah mutlaka ona borcunu geciktirdiği her gün ve her gece için bir günah yazar.
hadis-i şerif (Beyhaki).

mechengineer
06-04-08, 10:56
İYİLİKLER CENNETİN KAPILARINDAN BİR KAPIDIR.KÖTÜ ÖLÜMÜ ÖNLER
hadis-i şerif

mechengineer
06-04-08, 10:56
SİZE EN KOLAY GELEN VE BEDENE EN HAFİF OLAN İBADETİ HABER VEREYİM Mİ?
BU SUSMAK VE GÜZEL AHLAK SAHİBİ OLMAKTIR
hadis-i şerif

mechengineer
06-04-08, 10:57
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki hiçbiriniz, ben kendisine ebeveyninden, çocuğundan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça, iman etmiş olamaz.
Müslim, İman 69-70

mechengineer
06-04-08, 10:57
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :


Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes nedamet duyar: İyi yolda olan hayrını daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.
Tirmizi, 2405

mechengineer
06-04-08, 10:57
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :


Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile gelip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" der.
Tirmizi, 2409