PDA

View Full Version : Atı tanıyalım



okay
19-03-06, 18:28
Dörtnal ve süratli yaparlar , kişnerler , hayal gücümüzü ve kalplerimizi ele geçirirler. Gerçekten de atların insanlık tarihini değiştirecek pek çok şeyi diğer evcil hayvanlara göre daha fazla yaptıkları söylenir. Bir zamanlar kaşifleri yeni bölgelere ve orduları büyük fetihlere taşımışlardır. Şöhretli günleri geçmişte kalsa da bu toynaklı yaratıklar bizi büyülemeye devam ediyor ; öyle ki doğası gereği atlar kışkırtıcı ayrıntılarıyla kendilerini ispat ediyorlar. Çocukların , kendi boylarının on katı olan aygırların üzerine binerek hızla yarış yaptıkları , mongolya bozkırlarından tekerlekli sandalyeye mahkum insanların eyer üzerinde yeni bir özgürlük yakaladıkları yine atlardır. Atlara fısıldayanların sanatlarına göz attığımızda , usta binicilerin yumuşak dokunuşlarıyla , vahşi şahlanan bir atı heybetli bir gösteri sanatçısı olarak görürüz.

Günümüzde bildiğimiz at , “ equus coballus” diye bilinen oldukça farklı bir atadan evrimleşerek gelişmiştir. 50 milyon yıldan uzun bir süre önce küçük, Tilki boyutlarında meyve ve yapraklarla beslenen bir hayvan kuzey Amerika ormanlarına gitti. Vücudunun kavisli arka tarafı omuzdan sadece yaklaşık bir ayak yüksekliğindeydi. Uzun kuyruğu ile küçük , uzun burunlu başı , köpek benzeri bir hayvan görünümü veriyordu. Yumuşak ayakları ; her ayak parmağının ucundaki tırnak yerine gelişmiş küçük toynaklarının dışında bir köpeğinkine benziyordu. İlginçtir ki , modern atlarda bir ayak parmağı toynak haline gelmiş ve diğeri bacağın üst kısmında tümsek izi olarak kalmıştır. Bir asır önce fosil avcıları , bu yaratığın kemiklerini ilk keşfettiklerinde ona atın ilk görünüşü anlamına gelen “ eohippus” adını verdiler ve onun günümüzdeki ata öncülük eden evrimsel bir zincirin ilk halkası olduğuna inandılar. Gerçekten de birçok müze ve kitap , atların yavaş yavaş daha büyük hale geldiğini , çok tırnaklılardan modern toynaklılara doğru olan değişimini ve sert çayır otlarını öğütebilecek uzun dişleri kazanmasını gösteren sergi ve resimler sunarlar. Bugünlerde , araştırmacılarda atın evriminin daha detaylı bilgi ve resimleri mevcuttur ve ilk At’a daha az renkli bir isim vermişlerdir. Bugünün atlarının , o daha küçük atalarından geliştiği konusuna katılmakla beraber , gelişim yolunun daha farklı olduğunu düşünüyorlar. Diğer yandan, Paleontolojist’ ler atlarının atalarının boyutlarının değiştiğini gösteren fosiller açığa çıkarmışlardır. Yaklaşık bir milyon yıl önce , dünyanın etrafında düzlüklerde , geniş sürüler halinde dolaşan pony boyutlu hayvanlar mevcuttu. Muhtemelen bugünün vahşi atlarının davranışlarına benzer hareketleri vardı. Akıcı kuyruklarını sineklik ve işaret bayrağı olarak kullanıyorlar, havayı düşmanlarını veya yiyecek sezmek için kokluyorlardı. 10 000 yıldan daha kısa bir süre önce , bu at benzeri türlerin çoğunun nesli Mamut gibi diğer hayvanlarla birlikte tükenmiştir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte , iklim koşulları yada avlanma olabileceği düşünülmektedir. Tek kurtulanlar Asya’daki atlar (Przewalski atları) ile birkaç çeşit zebra olmuştur. Kuzey Amerika da ise bu atlar tamamen silinmiştir.

1500’lü yıllarda İspanyol kaşiflerince Amerika’ya getirilmiş olan atların başıboş dolaşmaları fırsatı sağlanmış ve zaman içerisinde geniş sürüler üretilmiştir. Bugün bile on binlerce vahşi at Batı Amerika da dolaşmaktadır. Sürülerin kendi yerlerini yok etmelerini engellemek için Amerikan hükümeti her yıl yüzlercesini alıkoyar. Bazı at sahiplerine göre , vahşi doğmuş bir ata binme şansını yakalamak bir hayalin gerçekleşmesidir.

Atın en saygı duyulan ve büyüleyici hayvan dostlarımızdan biri olması , çok eski bir ilişkinin devamıdır…

okay
19-03-06, 18:29
At yaklaşık 55 milyon yıl önce ortaya çıktığından beri birçok evrimsel değişim geçirmiştir. Bütün evcil atlar “Equus Caballus” denilen bir hayvan cinsinin üyeleridir. Farklı at benzeri türler , bir zamanlar orta Asya da gezinen vahşi atlardan doğmuştur ki bu atların günümüzde hayatta kalmayı başaran tek örneği Przewalski de denilen Mongolion vahşi atlarıdır. Bu atların soyunun tükendiği sanılıyordu ; ancak Colonel Nikolai Przewalski adlı bir Rus kaşif tarafından 1881’de Gobi çölünde bu atların yaşadığı keşfedilmiştir. Günümüzde bu hayvanlar , iyi düzenlenmiş doğa parklarında bulunmaktadır. Bu atların artık yabani olarak yaşamadıkları düşünülmektedir.Przewalskide, evcil at kromozomlarından 2 kromozom eksik olarak bulunmaktadır ve ayrı bir at ırkıdır. Günümüzde yaşayan 5 tane daha At familyasına dahil bulunan cins vardır. Düzlük Zebrası , Dağ Zebrası , Grevy Zebrası , Afrika Eşeği ve Asya Vahşi Eşeği . Bazı türlerin çok kısa bir zaman önce soyu tükenmiştir. Güney Afrika da yaşayan Zebra benzeri bir hayvan olan “Guagga” 1870’lerde avcılar tarafından yok edilmiştir. Bu 6 tür de birbirleriyle çiftleşebilir. Ancak her türün hücrelerinde farklı sayıda kromozom olduğu için bazı çiftleşmeler sonucu doğan yavrular kısırdır. (örnek olarak erkek eşekle , kısrağın çiftleşmesiyle oluşan katırı verebiliriz.) Her nasılsa Przewalski atları ile evcil atların birleşmesiyle oluşan yavrular doğurgandır. Przewalski atı veya Mongolian atı ; MÖ. 3000 civarında Rus bozkırlarında evcilleştirilen ilk atlardır. İlk Equus , yaklaşık 60 milyon yıllık evrimden sonra , günümüzdeki atları atası haline gelmiştir.



ATIN ATALARI NELERDİR ?

Atın evrimi detaylı olarak araştırılmıştır ve çoğu hayvan türünün tarihinden farklı olarak atın atalarının kemiklerinin fosilleri bütün olarak bulunmuştur. Atın ataları olduğu düşünülen ilk Mamut’lar , Candylartha’dır. Bu ilkel yaratıklar , ilk olarak 75 milyon yıl önce ortaya çıkmışlardır ve toynaklı hayvanların öncüleridir. Omuzdan yaklaşık 14 inch (36 cm) yükseklikte , yaklaşık bir tilki boyundaydılar ve her bacakta 5 ayak parmağı vardı. Kuzey yarıkürede , bataklıklarda büyüyen küçük çalıların sulu yapraklarıyla besleniyorlardı.



AT NASIL EVRİM GEÇİRDİ ? : Evrimleşme Süreci ; çevresine en çok uyum sağlayarak yaşamayı başaran hayvanları içerir. Kuzey yarımkürenin iklimi değiştikçe , bataklıklar kurudu ve toprak sertleşti. Beş parmak üzerinde bataklıklarda bir avantajken daha kurumuş otlaklarda ( savanalarda ) dezavantaj haline geldi. Milyonlarca yıl boyunca parmak sayısında derece ile azalma oldu ve bu azalma yaklaşık 10 milyon yıl önce ortaya çıkan “Pleohippus” a kadar devam etti. Pleohippus atın ilk tek parmaklı atasıdır. Vücudunda ve vücut ebatlarında da sabit bir artış görüldü. İlk atalarının küçük , yumuşak , kısa – kaplamalı dişleri bataklık bitkilerine göre uyum sağlamıştı. Ancak bu dişler , savanalarda yetişen sert ve sindirimi zor bitkiler için yetersiz kalmıştı. Böylece milyonlarca yıl boyunca , diş kaplamalarında belirgin bir uzama ve öğütücü yüzeylerinde gelişme meydana geldi. Kafatası da dişlerdeki büyümeyle orantılı olarak genişledi. Eohippus ; Yabani tavşan boyutlarındaki bu 4 parmaklı hayvan atgillerin ilk atalarından bir diğeridir. 50 milyon yıl önce bataklıklarda yaşadı. Asya da atlar ve diğer atgiller buz çağında oluşan bitki örtüsündeki değişimle yayıldılar. At’lar Eşek’ler ve Zebra’lar daha güneye Orta-Doğu ve Afrika’ya doğru itildi. Yüzyıllar boyunca atlar , vahşi atların farklı ırkları olarak gelişti. Bozkır atı orta Asya’da oluştu ve bugünkü birçok cinsin ilk babası oldu. Yayla atı Batı Avrupa ve Ukrayna’da gezindi ve bundan Tarpan ( bugünkü sıcak kanlı atların atası) gelişti. Kuzey Avrupa’da 2 cins at yaşadı; Orman atı , ağır atların soğuk kanlı cinslerinin öncüsü ve daha küçük olan Tundra Vahşi Atı , günümüz pony cinslerinin atası. Bilinmeyen bir nedenle (muhtemelen öldürücü bir salgın hastalığa bağlı olarak) Amerika da tüm atgiller yaklaşık 8000 yıl önce yok oldu.

ATLAR İLK NE ZAMAN EVCİLLEŞTİRİLDİ ? :Tarih öncesi insanlar ilkel vahşi atları ; etleri , barınak ve giysi yapmak amacıyla da postları için avladılar. İnsan ve At arasındaki ilk ilişkinin Orta Asya’da oluştuğu sanılıyor. Atların tam olarak evcilleştirildiği ilk dönem bir varsayımın sonucudur.

Bozkırların güçlü oymak beyleri , tayları yakalayıp beslediler, yolculuklarında onları da yanlarına aldılar ve sonunda onları yetiştirdiler. Bu sayede bu insanlar süt , et, barınak ve ulaşımı sağladılar.

Binek Atlarının ilk belgeli kanıtı ; Çin de yaklaşık MÖ. 4000 yılında kuzey sınırlardan gelen atlı savaşçıların tarifiyle bulunmuştur. Bu bozkır binicileri giderek daha da gezginci oldular. Atları yiyecek bulmak veya savaş amaçlı göçlerde kullandılar. Ayrıca ilk tekerleğin üretildiği yer de bozkırlardı. Yüklerin düzlükler arasında daha hızlı taşınmasını sağlayan buluşlar yapıldı. İki tekerlekli at arabasının gelişimi savaş düzeninde devrim yarattı ve tarihin akışı değişti. Batı Avrupa da insanlar , Atları kullanmanın avantajlarını fark etmekte daha yavaştılar. Taş Devri İnsanları , yüzlerce at sürüsünü uçuruma doğru sürerek avlıyorlardı. Güney Fransa da bu uygulamanın sonucu olarak büyük kemik yığınları bulundu. MS. 8-10 yüzyıllarda Hıristiyanlığın kuzey Avrupa’ya yayılmasıyla At eti yenmesi tamamen ortadan kalktı. Papa tarafından bu yasaklanmıştı.

İlk kayıtlar ; atın evcilleştirilmesinin ilk kayıtları , Assyra Kralı Ashurbani askerlerine liderlik yaparken , Mısırda yüklü arabasıyla vergi toplayan bir görevli.

[FX][SOLDIER]
19-03-06, 18:30
sağol kanka...

okay
19-03-06, 18:31
Atlar; büyük sürü içerisinde küçük gruplar halinde yaşarlar. Bu küçük sürü 1 Aygır, 5’e yakın kısrak ve bunların taylarından oluşur. Geniş arazilerde yaşar, besin arar bulur tehlike sezer ve bundan uzaklaşan içgüdüsel olarak “Av” konumu hayvanlardır. (Aslan, Kaplan, Puma, Kurt, vs. “AVCI” ; Geyik, ceylan,zebra vs. “AV”)

Taylar, doğumdan itibaren bir saat içinde ayağa kalkarlar. Bunun sebebi, hayatta kalabilmelerinin hareket edebilmelerine bağlı olmasıdır.

Atlar çoğunlukla ayakta uyurlar. Sürüden biri uyanık olur etrafı gözetler. Yetişkin atların sürüden ayrılmamalarına karşı, genç atlar zaman zaman sürüden uzaklaşabilir. Kısraklar ve taylar başka aygırların sürülerine katılabilir. Aygır olan Taylar kendi kısraklarını bulurlar. Kendi kısraklarını bulmadan önce başka aygır taylarla küçük gruplar oluştururlar.

Küçük sürüler, birbirleriyle belli bir mesafeyi korurlar ancak bazı durumlarda örneğin suya giderken diğer sürülerle birleşirler.

Güvenli bir yer bulduklarında, sürü içinde sosyal yakınlaşmalar oluşur. Kendi cins’lerinden olan diğer atlarla birlikte olmaktan hoşlanırlar ve oyun oynayarak zaman geçirirler. Bu oyunlar aynı zamanda genç atların becerilerini geliştirmelerinde ve yaşamı tanımalarında eğitim rolü görür.



Sürü liderliği konusunda araştırmacılar arasında değişik görüşler vardır. Bazı bilimciler sadece Aygırların liderliğine değinmekte, diğer görüşte Anne olan Kısrakların dominant olduğu yolundadır.

Bir grup evcil at incelendiğinde, çoğunlukla atların işbirliği içinde olduğu ve bundan sürünün her ferdinin yararlandığı gözlemlenmiştir.



ATIN DOĞAL HALİ

Atın doğal hali nedir?Vahşi bir At mı, padokta otlayan sakin bir At mı,yada her ikisi mi.

Atlar evcilleştirileli binlerce yıl geçmiştir. Onların geçmişini bilmemiz, atları severken ve eğitirken davranışlarını anlamamıza yardımcı olacaktır. Atımızı ne kadar iyi eğitirsek eğitelim, onun içinde vahşi ve özgür bir ruh olduğunu unutmamalıyız.

Günümüzde atları değişik ortamlarda barındırırız. Örneğin; Çiftlik, Hara, Binicilik klüpleri gibi. Geniş arazilerde yetiştirilenler şanslıdır.. Ancak 24 saatin 23 saatini 3,5metrelik duvarlarla çevrili bir alanda geçirip, 1 saatlik biniş süresi dışarı çıkan atlarda şanssızdır. İnsanların bakış açısından; onlara yem, su, çeşitli besinler ile barınak verilmekte ve bakımları iyi yapılmaktadır. Tabi ki atında buna minnettar olması gerekir. Halbuki atın bakış açısından ise durum hayli farklıdır. Onlar doğadan alınıp bu yaşam şekline getirilmiş, özgür hareketleri kısıtlanmış, yaşam koşullarını insana teslim etmiştir. İnsanların isteklerine uyum sağlayarak karşılık vermişlerdir…

Bütün bunları göz önüne alarak atların davranışlarını ona göre değerlendirmeliyiz. Nasıl ki yalnız yaşayan insanların bazıları topluma uyum sağlar, bazıları ise aksi ve uyumsuz davranış sergilerse, atlar da aynı tabloyu sergileyebilirler.

Atlar ; güvenli, tutarlı ve sessiz yaklaşımdan hoşlanırlar. Atın yanında gürültü ve agresif davranışın yeri yoktur. Atınıza yaklaşırken ve ona dokunurken bunları düşünün..

Atınıza ciddi anlamda eğitim verirken bunların hatırdan çıkarılmaması gerekir. İyi bir eğitim için başarıya giden yol “At gibi düşünme” yi öğrenmektedir….

okay
19-03-06, 18:32
Önemli değil kanka

okay
19-03-06, 18:32
En büyük ağır atlardan , en küçük hafif atlara kadar tüm at cinsleri ilkel Asya vahşi atından gelişmiştir. Bu atlar şekil ve büyüklük bakımından przewalski atına benziyordu ve Buz çağından Demir çağına kadar çok az değişim göstererek yayılmıştı. Diğer at türleri güneye itilmişlerdi ve insan etkisiyle evcilleştirilip değişik amaçlara uygun olarak üretilmişlerdi. Daha büyük cinsler savaşlarda arabaları çekmek için gerekliydi. Böylece bu atlar , boyutlarında büyümeyi sağlayacak şekilde üretildiler. Orta doğunu ve Kuzey Afrika’nın sert koşullarında güç ve dayanıklılık gerekliydi. Bu özellik bedevilerin ve Arap atlarının gelişiminde önemli bir rol oynadı. Bedeviler ( çölde yaşayan göçerler ) ; Arap atı cinsinin gelişiminde ve ilerlemesinde önemli yer aldılar. En hızlı ve dayanıklı kısrakları ellerinde tutmaya dikkat ettiler ve en iyi görünüşlü aygırlarla çiftleştirmek için bu kısrakları kullandılar.

Daha büyük atlar , ortaçağda ulaşımda ve özellikle ağır zırhlı şövalyeleri taşımada gerekliydi. Koşum takımlarının ilk 11. yüzyılda kullanılmasına ve takımların atların arabaları daha etkili çekmesini sağlamasına rağmen , atlar endüstri devrimine kadar tarımda kullanılmadı. Koşum takımlarındaki ilerleme ve çiftlik makineleri çekiş gücü için bir talep doğurdu. Bunu ancak ağır atlar sağlayabilirdi. Son 200 yıl boyunca soğuk – kanlı atlar , ağır cinsleri geliştirdi. ( Shire , Clydesdale )



İNSANLAR TARAFINDAN YAPILAN SEÇİCİ ÜRETİMİN ETKİSİ NEDİR ? :

Günümüzdeki her at cinsinin büyüklüğü , şekli ve performansı tamamen seçici üretimin sonucudur. Bu cinslerin üzerindeki en geniş etki Araplardan gelmiştir. Arap atları , birçok doğal İngiliz cinsini ( New forest pony , Wesh Mountain pony) geliştirmek için kullanılmıştır. Arap aynı zamanda Thoroughbred’ in orijininde de yer almıştır. Çünkü ; genel aygır kitabındaki tüm Thoroughbred’ lerin soyunda 3 Arap atının izleri bulunur. ( Darley Arap , Byerley Türk ve Godolphin Borb) bu 3 At 17. yüzyıl sonlarında İngiltere’ye ithal edilmiş ve ağır At cinsleriyle birleştirilmişlerdir. Günümüzün Avrupa cinsleri üzerinde büyük etkisi olan bir başka at da İspanyadaki Andalusian’ dır. Bu cins doğal İspanyol atlarının , Mourish akıncılar tarafından ortaya çıkarılan Barb’ larla birleştirilmesinden türemiştir. İspanyol akıncıların Amerika’ya gittikleri dönemde bazı hayvanlar doğaya kaçmış ve vahşi olarak yaşama ve üreme olanağı bulmuşlardır. Bunun sonucunda ; Quarter atının gelişmesinde etkisi bulunan Mustang ortaya çıkmıştır.

okay
19-03-06, 18:35
At'lar ; Katır, Zebra ve Eşeklerle Equus familyasından olan memelilerdir.

AYGIR : ERKEK AT
KISRAK : DİŞİ AT
YAVRUSU : TAY
PONY : Yavru At değildir, büyümeyen küçük atlardır. Kendi cinslerine göre değişik adlar alırlar.

At renklerine "DON" adı verilir Başlıca At Donları :
YAĞIZ : Siyah
KIR : Beyaz
DORU : Gövde kahverengi kuyruk ve yeleler siyah
DEMİR KIR : Gri ve Beyaz karışık
AL : Kızıl


·Bir kısrağın hamilelik süresi 11 ay dır.
·Bir Atın yüksekliğinin ölçü birimi "El"dir. Bir el 10,5cm.dir. cinslerine göre değişse de ortalama yükseklik 16-17 el'dir.
·At'lar 30 yaşına kadar yaşayabilseler de, ortalama yaşam süreleri 20-25 yıl kadardır. belirlenen En yaşlı At "Old Billy" adında Bir İngiliz moura atıdır ve 62 yıl yaşamıştır.
·Çalışan veya sert zeminde yolculuk eden atların tırnaklarının Nal ile korunması gerekir. Atların tırnakları bizim el ve ayak tırnaklarımız gibi uzar ve kesilmeleri gerekir. Bu nedenle 4-6 haftada bir nalların sökülüp tırnaklar kesildikten sonra yeniden Nal çakılması gerekir.
· Atların, Pony'ler dahil 350 nin üzerinde cinsi vardır.
· Atın 4 doğal yürüyüş şekline; Adeta-Süratli-Dörtnal ve Gallop (Hücum Dörtnal) denir.
· Atın adımlarına "Fule" denir.
OLAĞANDIŞI BİR HAYVAN
At olağandışı bir hayvandır. Ağırlığı neredeyse 1 tonun üzerindedir. 2m.den yüksek ve 6m.den geniş bir engeli atlayabilir. Saatte 64km. hız yapabilir. Olağandışıdır çünkü; tüm bunları ağırlığının %20'sini aşan ağırlıkta bir insanı sırtında taşırken yapabilir.


ATIN KAS ve İSKELET SİSTEMİ
KAS YAPISI :Omurga, bağ sistemi ile desteklenir. Boyun esnektir. (Bağlar kolayca zarar görebilir.) Tendonlar ve bağlar, kaslar gevşediğinde bile kemiklerin aynı hizada durmasını sağlar. Karın kasılarak sırtın yukarı doğru kavis vermesini sağlar.


OMURGA YAPISI:Atın omurgasının oldukça sert bir yapısı vardır. Bu yapı atın ağırlığını taşıması ve arka bacakların kuvveti ile baş edebilmesi için gereklidir. Cidagodan sağrıya kadar uzanan omurların kısıtlı bir hareket kabiliyeti vardır. Eyerin altı ve hemen ardındaki bölgede oluşan kavis önemlidir. Atın kas ve bağ zincirinin iki önemli destek noktası vardır:

1)Lumbosacral Eklem
2)Boynun cidago ile birleştiği nokta




Bu destek noktalarını bir köprünün ayağı olarak düşünürsek, atın sırtı köprünün zeminini oluşturur. Kas zincirinin (köprünün) iki başının herhangi birinden yapılacak bir geri çekme hareketi sırtın (zeminin) yukarı doğru kavislenmesini sağlar. Atın bir köprücük kemiği yoktur. Köprücük kemiği olmadığından atın omurgası ön bacaklara kemikle bağlı değildir, bir kas dokusu ile bağlıdır. Bu kas dokusu atın bir yandan diğer yana hareketini sağlar.


İSKELET YAPISI: Arka bacağın 3 başlıca eklemi, (kalça, diz,sağrı) lumbasacaral eklem ile birleşerek arka ayakları ileri doğru sürüp güç oluşturarak atın sırtını taşımasını sağlar. Boyun omuru boyun çizgisini takip etmez. (Cidagonun hemen ilerisinde sonra erer.)


A T I N D U Y U L A R I


İŞİTME : Atlar ; iletişim kurmak için dokunma, koklama ve işitme duyularını kullanırlar. Özellikle işitme duyuları insanlara oranla çok gelişmiştir. Örneğin ; 25 yaş altı bir insanın duyma kapasitesi 20 Hz. İle 20 KHz. Arasında iken bir atın işitme kapasitesi 55 Hz ile 35 KHz. Arasındadır. Bu da onların bizim duyamayacağımız frekanstaki sesleri duyabildikleri anlamına gelir. Bu da ortada bir neden yokken dikkatlerinin nasıl bir anda dağılıverdiğini açıklar. Aynı zamanda kulaklarını 180 o 'den fazla çevirebilir ve oldukça uzak mesafelerdeki sesleri duyabilirler. Genellikle atın kulaklarının yönü bize gözlerinin baktığı yönü gösterir. Kulaklar bize, aynı zamanda atın ruh hali hakkında da bilgi verir. Dikilmiş kulaklar, irkilmiş veya ilgisini bir noktaya odaklamış olan bir atın göstergesi iken , ileri doğru uzanmış kulaklar çalışma halinde olan (ör; engel atlama , dresaj vs.) ve dikkatini toplamış yaptığı işten mutlu olan bir atın göstergesidir. At ; korktuğu , ürktüğü, sinirlendiği , veya acı hissettiği zaman kulakları geriye doğru hareket eder. Atlar , ses tonuna karşı duyarlıdırlar. Sinirlilik ifadesi olan sert tonla , sevgi ifadesi olan yumuşak tonları çok iyi bir şekilde ayırt edebilirler.


TAT ALMA ve KOKLAMA: Vahşi atlar koklama duyularını taze ot ve su aramak için kullanır . Çiftleşme döneminde koku alma duyusu , hem kısraklar hem de aygırlar için çok önemlidir. Bunun da ötesinde, tüm atlar kendi cinslerinden olanı koklayarak tanırlar. Atların korkunun kokusunu alabildikleri söylenir. Bu ne derece gerçektir bilinmez ama gerçek olan bir şey ; binicilerinin sinirlerini hissettikleri kesindir. Atlar acı tat aldığı yiyeceği anında reddederler. Bu zehirli bitkileri yemelerini önleyen bir korunma mekanizmasıdır. At'lar şekerli yiyeceklerden çok hoşlanırlar. Kesme şeker ve Havucun eğitimlerde atı ödüllendirmek için kullanılması bu nedendendir. Ancak ata çok şeker verilmesi de ısırması için onu (özellikle el ile beslenirse) cesaretlendirebilir. Atların tat alma duyuları insanlara oranla daha az gelişmiş olduğundan, yiyecekleri yemeden önce ne olduğunu anlamak için koklarlar. Ata normalde sevmediği yiyecekler verilirken içine şekerli yiyecekler konulması, yemi yemesine yardımcı olabilir.


GÖRME :İnsanlara kıyasla atın görüş açısı , daha geniştir ancak derinliği daha azdır. Gözler başın her iki yanında olduğundan etrafı 160 0 - 170 0 açı ile görebilir. Bu da atın kuyruğunun arkası hariç etrafındaki her şeyi görebildiği anlamını taşır. Bir at gözlerini birbirinden bağımsız (biocular hareket) kullanabildiği gibi birlikte de kullanabilir. (monocular hareket) Biocular olarak baktığında,mesafeleri ayırt edebilir ancak daha dar bir alanı görebilir. Araştırmalara göre Atlar sınırlı olarak renk ayırt edebilir. Açık ve koyu renkler ile Kırmızı ve Mavi renkleri ayırt edebilir. Ancak YEŞİL ve GRİ yi ayırt edemezler.







AT NASIL ODAKLANIR


Sakin ve serinkanlı olduklarında tek gözleri ile uzaktaki objelere odaklanabilir. Her iki gözünü aynı anda bir noktaya odakladığında görüş açısı burnunun altına doğrudur. (dümdüz karşısı değil) yani baş - boyun aldığında sadece 2m. Çapında yeri görebilir. İlerisini sadece başını kaldırdığında görebilir. Fotoğrafların büyük bir kısmında atların maniye yaklaşırken kafalarını kaldırdığını görürüz. Eğer binici atın kafasını kaldırmasını engellerse, at panikler ve daha hızlı gitmeye çalışır. Bunun nedeni atın önündeki nesneleri görmek istemesidir. Engel atlamada atın kafasını sabitleyecek malzemeler kullanılması, binici için tehlikeli olabileceği gibi doğru da değildir. Bakış açılarının dışında oluşan seslerden rahatsız olduklarında kafalarını kaldırmak isterler.(etraflarını bu şekilde daha rahat görebildikleri için.) Bu durumda da atın başını sabitleyecek aletler kullanıldığında korku ve gerginlik belirtileri gösterirler. ( Kantarmayı normalden fazla çiğnemek , ve dişlerini gıcırdatmak , vs. )
http://www.atkolik.com/iskelet1.jpg
http://www.atkolik.com/duyu1.jpg
http://www.atkolik.com/odak1.jpg

okay
19-03-06, 18:37
Kışın yaklaşması ile birlikte Atların da kışa hazırlanması gerekmektedir.

1)- TRAŞ : Havaların soğuması ile atların tüyleri de hızla uzamaya başlar. Dolayısı ile biniş sonrası terleyen atın kuruması zor olur. Bu da hastalanması için risk teşkil eder. Bu nedenle atınızın tıraşının yapılması gerekir. Normalde 3 tıraş şekli vardır ancak bizde genel olarak tek tip tıraş uygulanır. A)- BLANKET (sırtta blanket bölgesi bırakılır, diğer yerler tıraş edilir.) B)- TRACE (çok az bir bölgenin tıraşı) C)- HUNTER (sadece eğerin altı ve bacaklar bırakılır,diğer yerler tıraş edilir.)

2)- BLANKET : Bölgesel iklim koşullarına göre değişik türde blanketler kullanılır.

Atın ahırdan dışarı çıkışı ve çalışma sonrası terli olarak ahıra dönüşünde blanket kullanılmalıdır. Ayrıca soğuk havalar da da “Ahır Blanket” i kullanmak gerekir.

3)- AŞI : İnsanları dahi bir hayli hırpalayan Grip’e karşı atlar korunmalıdır. Zira atlar için Grip ciddi bir risktir. Çok ağır seyreden ve iyileşmesi uzun zaman alan bu hastalık ölümcül sonuçlarda oluşturmaktadır. Bu nedenle kışa girerken Grip aşısı mutlaka yaptırılmalıdır. Aşı yapıldıktan sonra atınızın 3-4 gün istirahat etmesi gerekmektedir.

Gıdalarında enerji arttırıcı katkı yemleri kullanılması yerinde olur. Örneğin kuru üzüm, pekmez karışımı yulaf. Ahır pencerelerinin gözden geçirmeyi de unutmamalıyız.

okay
19-03-06, 18:39
At alımı zevkli bir mücadeledir. Karar vermeden önce alıcının gerçek isteğinin ne olduğu hakkında bir fikri olması gerekir. (Özellikle yaş ve ağırlık, ve atın cinsi) kişilerin at alımındaki en büyük endişeleri atın binici için doğru at olup olmadığı ve binicinin amaçlarına uygun bir at olup olmadığıdır. Bu da binicinin ağırlığı, gücü, biniş kabiliyeti, maddi durumu, zamanı ve at bakımı hakkındaki yeteneği ile doğrudan ilişkilidir. Bir atı almak için anlaşmaya varmadan önce hassas bir veteriner kontrolünden geçirmek çok önemlidir. Uygun atı bulmak çok zaman gerektirir ve sıkıntılı bir iştir.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER !!!

At sahibi olmak hafife alınacak bir şey değildir. Sıkı çalışma, zaman ve maddi imkan gerektirir.

AT SAHİBİ OLABİLİR MİYİM?

At sahibi olmak dikkatle ve iyi düşünerek alınması gereken bir karardır; zaman ve maddi imkan gerektirir. Bir at almanın maliyeti onun bakım maliyetinin(yem, ahır, nal, veteriner masrafları vs.vs.) yanında oldukça azdır. Bir at almadan önce atın bakım masraflarını ve ona ne kadar zaman ayırabileceğinizi hesaplamalısınız. Eğer paranız ve daha da önemlisi zamanınız sınırlıysa at binmek istediğinizde binicilik klüplerinden birinde at kiralamanız sizin için daha çok tercih edilen bir seçenek olabilir.

Ödünç olarak alınan bir atın da masrafı benzer olacaktır bunun yanında özellikle sakatlanma gibi durumlarda sizin için sorun olacaktır. Bunu da göz önünde bulundurarak öncelikle yazılı bir sözleşmenin uygulanması tavsiye edilir. Belirli masraflardan(sakatlanma veya hastalık durumlarındaki veteriner masrafları vs.) kimin sorumlu olacağı ve atın nasıl, hangi koşullarla geri verileceği bu sözleşmede kararlaştırılmalıdır.

Malzemelerin ise asyrı bir maliyeti vardır. İkinci-el alınabilseler de iyi durumdaki ikinci-el malzemelerin fiyatı da en az yenileri kadardır.

ATI ALDIĞIM ZAMAN İHTİYACIM OLACAK MALZEMELERİN MINIMUMU NELERDİR?

Bir binek atı için gerekli malzemeler yular, ana tımar malzemeleri( maya demiri, yele fırçası, vücut fırçası, kaşağı) beslenme malzemeleri( yemlik, suluk), başlık, kantarma, eyer, kolon, üzengi demiri ve kayışı, getr ve topukluktur. Binici için ise biniş kıyafetlerinin (pantolon, tog, çizme veya bot ve chaps) yanısıra yardımcı malzemeler ( mahmuz, kamçı) gereklidir.

YARARLI DİĞER MALZEMELER NELERDİR?

Diğer ek malzemeler atın türüne, kullanım amacına ve durduğu yere bağlıdır. Eğer at ince derili ise( ör: Arap atı, Thoroughbred veya bu türlerin kırmaları) ve açık alanda bakılıyorsa kalın bir blanket(örtü) şarttır. Taşıma örtüleri, atın bir uyerden bir yere götürüldüğü durumlarda koruma için önemlidir. Ahır örtüleri ise atı sıcak tutmak veya ağır çalıştığı günlerde korumak için kullanılır. Ek tımar malzemeleri arasında yele ve kuyruk tarağı, tırnak yağı fırçası, havlu yer alır. Ekstra at kıyafetleri ise blanketler, koruyucu botlardır. Ayrıca lonj için lonj ipi ve kamçısı gerekir. Ahırlarda bir yangın söndürücünün bulunması da şarttır.

KISRAK, AYGIR VEYA İĞDİŞ AT SEÇİMİ NEYE DAYANIR?

İğdiş bir atın bir kısrağa tercih edilmesi tartışmalı bir konudur. Bu konuda değişik düşünceler vardır. Eğer bir at en az 2 yaşına kadar kastra edilmemişse bir kısrağa göre daha güçlü olabilir. Kas yapısı daha gelişmiştir. Bazı kişiler kısrakların talep dönemleri olduğundan binişte daha az güvenilir olduğunu düşünür. Çoğu kısrak çok az sorun yaratır ve kısrakların daha çok sorumluluk sahibi olduğu konusundaki görüşler ortaktır. Eğer iğdiş bir at kronik olarak sakatlanırsa veya biniş için uygun değilse onun kullanım alanı bitmiştir. Ancak kısraklar böyle bir durumda damızlık olarak kullanılabilir. Aygırlar veya genç atlar profesyonel ellerde yetiştirilmelidirler. Tecrübesiz kişiler için tavsiye edilmezler.

ARAYACAĞIM AT NE CİNS OLMALI?

Binek atlarının çoğu (engel atlama, dresaj, konkurkomple... ne atı olursa olsun) melez atlardır. Genellikle melez bir kısrak ile safkan bir aygırın birleşmesiyle oluşmuşlardır. Thoroughbredler ve kırmaları,hızları ve performansları için üretilir. Kemik yapıları incedir ve ince derilidirler dolayısıyla kış boyunca iyi bakım gerektirirler. Hanoverianlar gibi daha iri cinsler ise daha geniş ve kalın kemik yapıları olan ekstra ağırlık taşıyabilecek veya müsabaka koşabilecek güçlü atlardır. At türleri hakkında detaylı bilgi için sitemizin “At Cinsleri” bölümünü ziyaret ediniz.

BENİM AĞIRLIĞIMI TAŞIYABİLECEK ATIN EBATLARI NE OLMALIDIR?

Bir atın ağırlığı genel olarak büyüklüğüne bağlıdır ancak atın kemik yapısı da göz önünde bulundurulur. Kalın kemikli, iri yapılı ancak kısa bacaklı bir at bir bayanın ortalama ağırlığından fazlasını taşıyabilir. Çocuklar için uygun büyüklükte olan ponyler şu şekilde saptanabilir: 12,2 el uzunluğunda bir pony 12 yaş ve altındaki çocukları, 12,2-13,2 el arasındaki bir pony 12-14 yaş çocukları, 13,2-14,2 el arasındaki bir pony de 16 yaşına kadar olan çocukları rahatça taşıyabilir. 14,2 elden uzun bir at ise daha büyük biniciler için uygundur. Yetişkin binicilerde ise ortalama bir bayan için 15,2, erkek biniciler için ise 16 el ve daha uzun atlar uygundur. Geleneksel olarak atların kemik yapılarını ön dizin hemen altındaki kemiğin çapını ölçerek incelerler. 21,6cm. Ve daha fazla çıkan atların iyi bir kemik yapısı vardır. Bu ölçüm benzer ağırlıktaki atları karşılaştırmak için yararlıdır.

BİR ATIN UZUNLUĞUNU NASIL ÖLÇERSİNİZ VE BU ÖNEMLİ MİDİR?

Metrik oalrak atlar “el” birimiyle ölçülür. 1 el 10cm.dir. Atın boyu cidagonun en yüksek noktasından yere kadar ölçülür. Bu ölçüm için özel bir sopa kullanılır. Bu sopanın bir su terazisi olan yatay bir kolu vardır. Bu kol cidago hizasına getirilerek uzunluk ölçülür. Kusursuz bir ölçüm için bazı şartlar yerine getirilmelidir: at düzgün, hareketsiz durmalı, 4 ayak da kare şeklinde olmalıve baş aşağıda durmalıdır. Ölçüm aleti omuz ile ön ayakların arkasında tutulur ve cidagodaki uzunluk okunur.

Bazı müsabakalara girmek( özellikle showing ve pony engel atlama müsabakaları) atın uzunluğuna bağlıdır ve 12mm. lik bir fark atın müsabakaya girip giremeyeceğini belirler.(örneğin 14,2 el ve altı ..)

AT ALIMINDA AT İÇİN EN UYGUN YAŞ NEDİR?

Her ne kadar bir atın aktif hayatı 20-30 sene olsa da hayatının en iyi dönemi 5-10 yaş arasıdır. Daha yaşlı atlar daha sakin, iyi eğitimli ve kontrolü daha kolaydır. 5 yaşın altındaki atlar eğitimsiz olurlar ve tecrübeli biniş gerektirirler dolayısıyla başlangıç seviyesindeki biniciler İçin uygun değildirler. Dürüst olmayan bazı satıcılar atın yaşını olduğundan farklı söyleyebilirler. Ancak atın yaşını dişlerine bakarak öğrenebiliriz. Bununla beraber tecrübesiz biniciler için bu kolay değildir ve at araştırırken yanlarına deneyimli bir kişiyi almaları yararlı olur.

AT ALIRKEN ÖNERİLER YARARLI MIDIR?

Ata alıcı gözüyle bakarken onun görünüşüne, aksiyonlarına, kapasitesine, bir amaç için uygunluğuna bakılır. Bu da tecrübesiz bir kişinin değil bir uzmanın anlayabileceği bir şeydir. Satılan bir ata bakmak için yanınızda bir uzmana ait bir çift daha gözün olması çok önemlidir. Karar vermeden önce alıcının atı önceden görmüş kişilerle fikir alış verişi yapmak da yararlıdır.

SATILIK BİR ATIN NELERİNE BAKMALIYIM?

Atın sizin amacınıza uygun yaş, ebat, ve cinste olup olmadığını, görünüşünü, aksiyonlarını ve sorun çıkartabilecek bozukluklarını değerlendirin. Halihazırdaki veya geçmişte olmuş sakatlık veya hastalık izleri dikkate alınmalıdır. Ata öncelikle kendi binicisinin binmesi sizin atı yerden izlemeniz için yararlıdır. Daha sonra atı kendiniz deneyin. Sonuç olarak atın huyunu, binişte ve yedekteki davaranışlarını değerlendirin.

GENEL BİR DEĞERLENDİRME NASIL YAPABİLİRİM?

Atın görünümüne( biçimi ve yapısı) bakarak onun fiziksel özelliklerinin ve orantılarının bir değerlendirmesini yapabilirsiniz. Değişik cinsteki atların değişik fiziksel özellikleri vardır. Atın görüntüsü hakkında bir değerlendirme yaparken onun vücudunun belirli kısımlarının büyüklüğüne ve şekline, vücut orantılarına bakılır. Ancak bundan sonra o atın türüne göre uygun özellikler taşıyıp taşımadığına karar verebilirsiniz. Atın belirli bölgelerine dokunarak da hastalık veya sakatlık olup olmadığını anlayabilirsiniz.

HANGİ FİZİKSEL ÖZELLİKLERE DİKKAT ETMELİYİM?

Baş çok önemlidir. Çoğu kişi atın huyunu ve zekasını başına bakarak anlayabilir. Gözler parlak ve büyük olmalı ve başın her iki yanında doğru yerde olmalıdır. Arası dar olan küçük gözler genellikle kötü mizaçlı bir atın göstergesidir. Zarif bir baş iyi cins ve iyi huylu bir at izlenimi verir. Baş profilden bakıldığında düz olmalıdır. Atın ilgili olup olmadığı kulaklarından anlaşılır. (dik ve alarmda olmalıdır. Geri yatırılmış kulaklar kötü huy belirtisidir.)

Boyun vücudun geri kalanıyla orantılı olmalıdır. Kısa ve kalın boyunlu bir at güçlü ele sahip bir binici ister ve zor bir at olabilir çünkü eyer önünde çok az bir yer vardır. Uzun boyun ise güçsüz olur ve güzel bir baş-boyun duruşu sağlamak zordur. Gırtlak problemleri uzun boyunlu geniş atlarda daha yaygındır. Boyun hafif eğimli olmalıdır ve omuzlardan net bir şekilde ayırt edilebilmelidir. Düz bir boyun çalışmayla geliştirilebilir ancak; içbükey bir boyun hep güçsüzdür. Eğer içbükeylik boynun daha alt kısmındaysa bu atın başını yukarıda tutmasına ve bu da rahatsız binişe neden olur.

Cidagoyu şekillendiren sırt omurları geniş ve çıkıntılı olmalıdır. Ayrıca atın sırtı boyunca uzanmalıdır böylece uzun ve eğimli omuzlarla ilişkili olabilir. Eğimli omuz idealdir ve atın uzun, geniş fuleler atmasını sağlar. Bu da atı binişi rahat yapar ve hem düz koşuda hem de atlamada aranan bir özelliktir. Dik omuzlar kısa fulelere, sarsıcı aksiyonlara ve rahatsız bir binişe neden olur. Bununla beraber omuzlar yüksek çekiş gücüyle bağlantılıdır ve dik omuzlu atlar genellikle atlı arabalarda kullanılır. Göğüs kafesinin derinliği ve genişliği de önemlidir çünkü; burası kalp ve akciğerler için yeterli yer sağlamalıdır.

İDEAL SIRT YAPISI NASIL OLMALIDIR?

Sırt yukarı veya aşağı kıvrımlı değil düz olmalıdır. Kısa, kaslı, geniş, derin bel hem düzkoşuda hem de atlamada tercih edilir. Uzun bir sırt güçsüz olur. Sağrının yan tarafının açısı( pelvisin omur ile birleştiği yerin açısı) arka ayaklar tarafında üretilen gücü etkiler. Örneğin düzkoşularda sprinterlerin daha yukarı çıkık sağrıları vardır. İyi atlama atlarında sağrı şişkin, yuvarlak, kaslı ve geniş olmalıdır.

ZAYIF BACAK YAPISI OLAN ATLARDA HANGİ PROBLEMLER OLUŞABİLİR?

Bacak yapısı oldukça önemlidir. Atın aksiyonlarına çok önemli etkisi vardır ve sakatlıklar daha sık görülür. Ön bacaklarda diz düz olmalıdır. Eğer diz önde doğru duruyorsa etkisi çok büyük olmamakla beraber sorun çıkartabilir. Eğer diz geride duruyorsa bu tendonlara fazladan baskı uygular ve ciddi bir kusurdur.

Önden bakıldığında ön bacaklar omuzdan dizin orta noktasına ordan da inciğe kadar düz bir çizgide olmalıdır. Bu çizgiden sapmalar bacağın değişik kısımlarına fazladan baskı yapar ve ayak üzerindeki ağırlık dağılımını bozar. Dizler bu hattın dışında veya içinde kalabilir ve bu da diz eklemlerine olan baskıyı arttırır. Atın tırnakları içe veya dışa doğru dönük olabilir. İçe dönük olma durumu dışa dönük olma durumundan daha kötüdür.

Dar göğüslü atlarda ayaklar normalden daha geniştir. (Omuzlardan aşağı inen hattın dışında kalır) bu da yine fazla baskıya ve kireçlenmeye neden olabilir.

İDEAL BACAK YAPISI NASIL OLMALIDIR?

Ata arkadan bakıldığında sağrıdan bilek ortasına oradan da bilek eklemine ve tırnaklara doğru olan bir çizgi düşünün. Yandan bakıldığında ise yine sağrıdan hock noktasına ordan da cannon kemiğinden aşağı düz bir çizgi düşünün. Bu ideal yapıda at bulmak zordur. Arka bacak kusurları daha yaygındır ancak ön bacaklarda görülen kusurlardan daha az etkilidir. Hock (arka ayak dirseği) çok önemli bir eklemdir ve vücutta en çok çalışan yerlerden biridir. Arka bacaklardaki sarsıntının büyük kısmını absorbe eder. Arka bacak çok fazla düz olmamalıdır. Aksi takdirde atın çok sarsan, rahatsız bir binişi olur. Aşırı eğimli veya açılı hock’lar güçsüzdür ve eklemin arka tarafına çok fazla baskı gelmesine neden olur. Ön bacaklarda olduğu gibi arka bacakların üst kısmının çok kaslı olması da tırnakların normalden daha kapalı, hock’ların ise daha geniş olmasını sağlar. Bu da bacağın dış tarafına çok baskı binmesine neden olur. Tam tersi bir durumda ise ayaklar daha açık, hock’lar daha dar olur ve bu da bacağın iç tarafına özellikle de hock eklemine fazla baskı binmesini sağlar ki bu da kemik hastalıklarının ana nedenidir.

AYAK YAPISINI NASIL DEĞERLENDİREBİLİRİM?

Ayak yapısı da oldukça önemlidir. Ön ve arka ayaklar simetrik olmalıdır. Sağ ile sol ayak arasında bir fark varsa bunun üzerinde kuşkuyla durulmalıdır. Tırnaklar tam karşıya bakmalıdır. İçe veya dışa sapmalar atın aksiyonlarını etkiler. Dışa dönük tırnaklar sakatlanmalara neden olabilir ve koruyucu bot kullanımı gerektirir ve içe dönük olma durumundan daha ciddidir. İçe dönük tırnaklar ise bilek eklemlerine daha fazla baskı olmasını sağlar. Yandan bakıldığında tırnağın ön kısmı incik ile paralel doğrultuda olmalıdır. Benzer şekilde topuk da tırnağın ön duvarı ile paralel olmalıdır. Bu tırnak-incik ekseni oldukça önemlidir çünkü; hareket sırasında tırnağın havalanmasını etkiler. Eğimli veya yukarı doğru olan bir eksen ciddi değişikliklere neden olur. Ancak çoğu durumda bu kusuru örtebilecek törpüleme ile bu duruma çözüm bulunabilir. Aşırı uzun tırnaklar ve kısa topuklar navikuler ve tendon sakatlanmaların temel nedenidir. Dik tırnak yapısı ağırlık taşıyan yüzeyi küçültür, sarsıntının etkilerini arttırır ve bu hayvanlar ağır işlerde çalışamazlar. Arka ayağın normal açısı ön ayağa göre biraz daha büyüktür.(yandan bakıldığında yer ile 50°lik bir açı yapar.)

Tırnak duvarı düzgün, pürüzsüz ve çatlaksız olmalıdır.



BİR ATIN AKSİYONLARI NE KADAR ÖNEMLİDİR?

Atın aksiyonları önemlidir. Atın ne kadar iyi performans gösterebileceğini ve binişinin ne kadar rahat olduğunu gösterir. Özellikle dresaj'da güzel bir aksiyon ilk ve en önemli gerekliliktir. Her durumda güzel, düzgün, serbest aksiyonlar rahat bir biniş getirir. Kısa ve düzensiz aksiyonlar(atın bacaklarını düzgün uzatmadığı durum) binici için rahatsızdır. Atın aksiyonları onun görünümüne bağlıdır. Geçirilmiş sakatlık veya hastalıklar da bunu etkiler. Atın hareketleri hakkında bir karara varmak için önce onu yürürken izleyin: önden, yandan ve arkadan



ATIN YÜRÜYÜŞLERİNDE NELERE BAKMALIYIM?

Süratli, aksiyonu değerlendirmede çok önemlidir. Sakatlıkların çoğu süratlide belli olur. Her ne kadar fiziksel kusurlar at dururken belirlense de bunların bazıları atın yürüyüşlerinde anormalliklere neden olur. Bu da en iyi yürüyüşü tam önden veya arkadan izleyerek belli olur. Atın ayağının dairesel hareketlerle öne-içe, öne-dışa gitmesi tırnağın içe baktığı yapısal kusurla bağlantılıdır. Ayağın diğerine göre yere çapraz ve içe doğru basması tırnağın dışa dönük olduğu yapısal bozukluğu gösterir ve tökezlemelere neden olur. Bir at düz adımlarla yürümelidir. Yürüyüşlerde sallanma ve bükülmeler eklemlerde fazla baskıya neden olur.

Atın aksiyonları yandan izlendiğinde ayak yerden düzgün kalkmalı ve yarı dairesel bir yay şeklinde havalanmalıdır. Ayağın yerden az kaldırılıp kısa atılması kısa fulelere ve tökezlemelere neden olur. Eklemler, özellikle dizler serbest hareket etmelidir. Ancak dizlerde aşırı hareketlilik istenmez. Arka ayak her adımda düz olarak vücudun altına doğru atılmalıdır. Bu iyi bir ileri itiş gücü sağladığından önemlidir. Sağ ve sol yanda dörtnal hareketleri de incelenmelidir. Bu atın ayaklarını nasıl kullandığını gösterir. Dairede çalışmak da atın sırtını nasıl kullandığı konusunda bilgi verir. Küçük bir dairede lonj yapmak da atın sırtının esnekliği hakkında fikir verir. Ayrıca atın adeta, süratli ve dörtnal yürüyüşlerini doğru yapıp yapmadığına da dikkat edin.

DOĞRU ATI BULMAK

Sizin isteklerinize uygun bir at bulmak en az sağlıklı bir at bulmak kadar önemlidir.

HASTALIK VEYA SAKATLIK İZLERİ ARAMALI MIYIM?

Eğer ne aradığınızı biliyorsanız elinizi atın bacak ve tırnaklarında gezdirin. Ne hissettiğinizi bilmiyorsanız yapacağınız hareketler satıcı tarafından anlaşılacaktır. Sorunları belirlemek ve işaretleri değerlendirmek bir veterinerin işidir ve ona bırakılmalıdır. Bir veteriner benzer sorunlarla her gün karşılaşır ve doğal olarak değerlendirme yapmak ona bırakılmalıdır.

Bir eli ön bacaklardaki tendonlardan aşağı doğru kaydırarak sıcaklık veya burkulma nedeniyle oluşmuş olabilecek bir şişlik olup olmadığına bakılır. Ön bilek eklemleri sakatlıkların veya kireçlenmenin oluştuğu yerlerdir ve buralar da sıcaklık, bastırıldığında ağrı veya şiş bakımından kontrol edilmelidir. (Hock) eklemindeki şişlik veya yuvarlaklıklar varsa bunların üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. 4 ayak da incelenmeli ve tırnak yapısının yanında nalın doğru çakılıp çakılmadığı da kontrol edilmelidir.

ATIN UYGUNLUĞU

Karar vermeden önce atı ne amaçla almak istediğiniz ve o at türünün bu amaca uygunluğu konusunda gerçekçi bir fikriniz olmalıdır. Atın görünümü, aksiyonları ve huyunu beğendiğinizi ve atı sevdiğinizi düşünüyorsanız kendinize bu atın gerçekten uygun olup olmadığını sorun.

Kafanızdaki hedeflerinize bağlı kalın ve gerçekten istediğiniz için biraz daha fazla masraf yapmayı, uygun olmayan bir alışveriş yapmaya tercih edin.

Eğer keyifle binmek için bir at aramaya gitmişseniz bir yarış atıyla dönmeyin.

SATICIYA SORMAM GEREKEN SORULAR NELERDİR?

Satılık at aradığınızda atın huy ve davranışlarını tam olarak belirleyemeyebilirsiniz. Satıcıya her zaman birkaç soru sormalısınız. Örneğin atın vana bindirilip indirirken, nal çakımında, bağlıyken sakin olup olmadığını sorabilirsiniz. Cinsi, yaşı ve boyunu öğrenin. Ayrıca aşılarının yapılıp yapılmadığı ve eğer yapıldıysa hangi aşıların ne zaman yapıldığını ve belgesinin olup olmadığını sormak da yararlıdır. Bunlara ek olarak atın beslenme şeklini de öğrenmelisiniz ki yeni evine geldiğinde ani değişiklikler yapılmasın.

ATIN MALZEME VE NALLARINDAN NELER ANLAŞILABİLİR?

Atın o zamanki sahibinin atta kullandığı malzemelere de ayrıca dikkat edin. Mesela atın basit, yumuşak bir kantarmayla mı binildiği –basit kantarma kullanılmıyorsa bunun nedeni- ; atı kontrol için ek malzemelerin kullanılıp kullanılmadığı –kullanılıyorsa nedeni-; göğüslüğün veya eyer pedinin kullanılıp kullanılmadığı önemlidir. Ayrıca atın nallarını da inceleyin. Eşit mi çakıldığı, normal nalların mı kullanıldığına bakın. Ön ayaklarda kullanılan nalların topuk kısmında ek parça olması naviküler bir hastalığın belirtisi olabilir. Arka ayakta aynı şeyin bulunması ise atın arka ayağını iyi kaldırmadığı anlamına gelir ki bunun nedeni de eklemindeki bir sorun olabilir. Özel nallar yürüyüşteki bazı kusurların düzeltildiği anlamına gelir ve dikkatle incelenmelidir. 3-çeyrek nallar ayağın sürülmesi durumunda, yuvarlatılmış arka nallar arka ayağın öne yetiştirilmesi durumunda kullanılır. Çok büyük ve geniş nallar ise genellikle kronik Founder’ı olan atlarda görülür. Bu durumdaki sıkıntılı atların nallarının topuk kısmında dolgu bulunur. Ayrıca koruyucu tırnak-pedleri kullanılıyorsa bu da dikkatle göz önüne alınmalıdır.

BAŞKA NELERE DİKKAT ETMELİYİM?

Atı size gösteren kişinin performansından fazla etkilenmeyin. At binicisinin iyi tanıdığı ve koşullara alışkın olduğu için iyi bir performans gösterebilir. Ayrıca binici atın zayıf olduğu noktaları, yapmayı istemediği çalışmaları göstermeyecektir. Ata siz bindiğinizde diğer binicinin yaptıklarını tekrarlamamaya çalışın, değişik şeyler yapın. Ata ahırın önünde binin ve gitmeye hevesli olup olmadığına bakın. Atın yemine de dikkat etmelisiniz. Canlı, sakin olmayan bir at kuru ot ve su ile beslenirse sakinleşir. Onun gerçek halini ona yem verdiğinizde görürsünüz. Benzer şekilde siz oraya gitmeden hemen önce ata binildiyse bunun atı sakinleştirmek için,veya ısıtarak bir sorunun kapatılması için yapılıp yapılmadığını kendinize sorun. En iyisi atı ahırda malzemeler takılmadan ve binilmeden görmektir. Ot ve samandaki toza karşı alerjisinin olması akciğer sorunlarına neden olabilir.

Eğer atın böyle bir sorunu varsa özel yataklık ve yem kullanılır ve atta ciddi nefes alma sorunları ve öksürme görülür. Bu tür bir sorun otlakta görülmez. Eğer at sağlıklı görünüyorsa ahıra girdiğinde sert ve kuru kuru öksürüyorsa bu önemli bir sorun olabilir.

VETERİNER KONTROLÜ

Kendi veterineriniz atın hasta veya sakat olup olmadığını belirleyecek en iyi kişidir. Kontrolden sonra attaki kusurları belirleyecek ve ileride önemli sorun çıkartıp çıkartmayacaklarını size anlatacaktır.

VETERİNER KONTROLÜ NELERİ GEREKTİRİR?

Veteriner kontrolü satıcı tarafından değil alıcı tarafından yaptırılır. At belirli amaca uygunluğu bakımından incelenir. Dolayısıyla veterinerinize alım amacınızı ve beklentilerinizi anlatmanız önemlidir. Ayrıca atta sizi kuşkulandıran başka taraflar varsa onu da anlatmalısınız. Standard bir kontrol yapılır. Ücret harcanan zamana göre belirlenir. Veterineriniz masraflar hakkında da size önceden bilgi vermelidir.

At önce ahırda incelenir. Hayvanın her yeri dikkatlice incelenir ve anormallikler dikkatle kaydedilir. Kalp ve akciğer önce ahırda dinlenme esnasında Daha sonra at dışarı çıkartılır ve görünümü incelenir. Yedekte adeta ve süratlideki aksiyonlarına bakılır, sonra binişte dörtnalına bakılır. Çalışma sırasında kalp ve akciğerler tekrar dinlenir. Eğer at atlama için kullanılacaksa çalışmada atlama da yapılabilir. En sonunda da at ahıra götürülür ve 15dk. Dinlendirilir. Bu sırada görme ve işitme duyuları kontrol edilir. Daha sonra tekrar yedekte süratli yaptırılır ve çalışmada sakatlık veya burkulma olmadığına dair son bir inceleme yapılır.

Atı belirlemek için bir sertifika düzenlenir. Burada tüm anormallikler, fiziksel kusurlar ve önemi hakkındaki görüşler belirtilir. Son unda da veteriner atın belirlenen amaca uygunluğu konusunda kendi fikrini söyler.

Genellikle veteriner kontrolünden sonra atın sağlığı ve uygunluğu konusunda hala şüpheler kalır. Nihai kararı vermeden önce ekstra incelemeler gerekebilir. Bu incelemeler röntgen, elektrokardiyografi, bronşların endoskopisi gerekebilir. Değerli atlarda eklemlerin ve tırnakların röntgenlerinin çekilmesi önemlidir.

Tekrarlamak istiyorum ki bir atta görülmüş olabilecek sakatlık ve hastalıkları, kusurları en iyi bir veteriner saptar ve ileride doğabilecek sorunlar konusunda ufak işaretlerden fikir edinebilir. At almadan önce veteriner kontrolü için ödeyeceğiniz ücret sizi daha sonra oluşabilecek bir çok sorundan kurtaracaktır.
http://www.atkolik.com/atalimi_dosyalar/yuz.jpg
http://www.atkolik.com/atalimi_dosyalar/bacak.jpg

okay
19-03-06, 18:42
Büyüklüklerinin aksine atların narin bir sindirim sistemi vardır. Az miktarda besini sindirmek için uygun olan küçük mideli otobur hayvanlardır. Bir atı ahıra kapatıp kendi oluşturduğumuz bir programa göre beslemek istediğimizde ne ile nasıl besleyeceğimiz konusunda çok dikkatli olmalıyız. Atınızın ihtiyaç duyduğu besin miktarı yaptığı çalışmaya, yaşa, cinse, hava koşullarına, yem kalitesine, ahır kalitesine, dişlerin durumuna vs. Göre değişir.



ATLARI NE İLE BESLEMELİYİZ ?



Amaçlarımıza göre at yemleri 3 kategoriye ayrılabilir: taze ot, kuru ot ve konsantre yemler.

Atlar için en doğal besin kaliteli ottur. Bir alanın yeşil olması oranın bir at için yeterli ot sağlayacağı anlamına gelmez. Ayrıca yaşadığınız yere bağlı olarak yılın büyük bir kısmında taze ot bulma imkanı olmayabilir.

Ata vereceğiniz ot miktarını ünitelere bölerek ve atınızı değişik padoklarda tutarak ayarlayabilirsiniz. bu şekilde otun yeniden büyümesini ve gübrenin temizlenmesini sağlarsınız.



SAMAN

Kuru ot ahır atlarının temel besinidir. Atlarınızı her zaman sadece iyi kalitede otla besleyin. Kuru ot almadan önce balyayı açtırarak dikkatlice incelemelisiniz. Balyaların yeşil olmasına ve toz ve toprak bulunmamasına dikkat edin. Elinizi balyanın ortasına daldırarak balyanın sıcak olmadığından emin olun. Otta toprak bulunması kolik hastalığına, toz bulunması ise solunumla ilgili sorunlara neden olabilir. (tozu engellemenin bir yolu ince tabakayı çıkartıp otu vermeden önce iyice karıştırmaktır. Tedbir olarak otu vermeden önce ıslatabilirsiniz.)



KONSANTRE YEMLER

Yalnız kuru ot verilmesi ağır çalışan,hamile ve genç atlar için yeterli besin sağlamaz. Ota ek olarak konsantre yem ihtiyaçları vardır. Bununla beraber ot diyetin önemli bir kısmını oluşturur. Çok miktarda tahıl vermek sorunlar yaratabilir.

Konsantre yemler tahıl, tatlı besin (şeker pekmeziyle karıştırılmış tahıl) ve suni yem (palet) içerir. Bu tür yemleri taylardan yetişkin atlara kadar bir atın yaşamındaki tüm evrelere göre sınıflandırılmış şekilde bulabilirsiniz.

Palet yem kullanmıyorsanız aşağıdaki tablodaki yemleri dönüşümlü olarak veterinerinize danışarak verebilirsiniz.





1- KURU OT

2- BUĞDAY

3- PALET YEM

4- MISIR GEVREĞİ

5- PEKMEZLİ TAHIL KABUĞU

6- ARPA

7- YULAF

8- ARPA GEVREĞİ

9- KURU ÜZÜM





















ATIN BAŞKA BİR ŞEYE İHTİYACI VAR MIDIR?

Atlar bol suya ve yeterli tuz ile minerale ihtiyaç duyarlar.

SU

Taze su atınızın günlük diyetinin çok önemli bir parçasıdır. Atlar günde 5-10 galon su tüketirler. Atınıza çalışmanın hemen ardından çok terli olması durumu haricinde her an temiz su sağlamalısınız. Atınızın terini soğuturken azar azar ama sık sık su içmesini sağlamalısınız. Yeterli su tüketemeyen bir atta kolik riski vardır.

TUZ ve MİNERALLER

Mineralli tuz taşı her zaman atınızın yemliğinde bulunmalıdır. Ayrıca çeşitli vitamin, mineral ve bitkisel ürünler de veterinerinize danışarak verebilirsiniz.

(Maydanoz, Havuç, Elma, Söğüt yaprağı)



ATIN NE KADAR BESİNE İHTİYACI VARDIR?

Atın ihtiyaç duyduğu yem miktarı büyüklük, yaş ve çalışma şekli gibi unsurlara göre değişir. Soğuk havalarda dışarıda yaşayan bir atın ısınmak için daha çok besine ihtiyacı vardır. ( Kışın kuru üzüm )

Genel olarak bir at ağırlığının her 45 kg.ı için 0,9-1kg. Yeme ihtiyaç duyar. Örnek vermek gerekirse 450kg. Ağırlığındaki bir atın günde 9-10 kg. Besin alması gerekir.

Haftada 5 gün 1’er saat çalışan bir atın en az 2 öğünde 0,9 -2,2 kg. yem ve 7-9 kg. ot ile beslenmesi gerekir.

Bu ölçüde değişiklik yapmanız gerektiği durumlarda ise atınızın sağlığı ve kondisyonu size yol gösterecektir. Eğer atınız zayıflıyor veya kilo alıyorsa yeminde uygun ayarlamaları yapmalısınız. Atınızın kilosu çalışma ağırlığına veya hava koşullarına bağlı olarak sabit kalmalıdır. Bu da sizin verdiğiniz yem miktarına bağlıdır. Eğer ne kadar yem vermeniz gerektiği konusunda kararsızsanız bir veterinerden yardım isteyiniz.



BİR AT ÇOK FAZLA YİYEBİLİR Mİ?

Aşırı beslenme sorun yaratabilir. Bazı atlar sadece ihtiyaçları kadar yeseler de çoğu fazla yem verildiğinde hepsini yerler. Bu da bazı hastalıklara yol açabilir.(Arpalama)

Atınızın ağırlığına dikkat edin ve gerekli miktarda yem verin. Atınızın ihtiyacı yoksa konsantre yem vermeyin. Atınız açık alanda duruyorsa ve otlama imkanı varsa günün bir kısmında onu ahıra koyun. Fazla kilolu bir at az kilolu bir ata oranla daha sağlıksız olabilir.



ATIN UYGUN KİLODA OLDUĞUNU NASIL ANLARIZ?

Bir hayvanın ne kadar şişman veya zayıf olduğunu belirlemek için “Beden Kondisyon Göstergesi” isimli bir sistem geliştirilmiştir. Kaburgalardaki et miktarına, kuyruk dibine, sağrıya ve kemik çıkıntılarına bakılarak belirlenir.

İdeal ağırlığa sahip bir atta kaburgalar hafifçe hissedilir, kuyruk dibi düzgün bir şekildedir, boyun serttir.



BİRDEN FAZLA AT OLDUĞUNDA HEPSİNİN UYGUN MİKTARDA BESLENDİĞİNDEN NASIL EMİN OLURUZ?

Eğer birden fazla at besliyorsanız her birinin yeterli besin aldığından emin olmalısınız. Atların güçlü sosyal hiyerarşileri vardır ve lider atlar kendi paylarından daha fazlasını yerler. Diğer atlara bir fırsat vermek için kuru otu at sayısından bir ünite fazla tutarak yayın. En iyi yöntem atları fiziksel olarak ayırmaktır. En azından yemlikleri geniş aralarla koyabilirsiniz. Aksi taktirde atlar birbirleriyle kavga edebilir, lider olmayan atlar dışlanabilir ve sakatlanmalar doğabilir.



AT BESLENMESİ HAKKINDA BİLMEMİZ GEREKEN BAŞKA BİR ŞEY VAR MI?

Atınız için uygun beslenme diyeti bulun ve ona bağlı kalın. Yem miktarındaki değişiklikleri yavaş yavaş yapın ve birkaç güne yayın. Eğer atınız yeterli beslemenize karşın iyi performans göstermiyorsa dişlerinde bir problem olabilir, kurt bulunabilir veya atınız hasta olabilir.

Bu durumda atınızı veteriner kontrolünden geçirmelisiniz.

Bu arada, önemsemediğimiz ve çok dikkat etmediğimiz bir konu; Atımızın el ile beslenmemesi.. El ile beslemeyi sadece ödüllendirmede tercih etmeye dikkat etmeliyiz. Atımızı disipline etmekte ve eğitmekte bu önemli bir konudur.
http://www.atkolik.com/beslenme_dosyalar/yem.jpg

[FX][SOLDIER]
19-03-06, 18:44
güzel paylaşım...:okay:

okay
19-03-06, 18:45
Minyatür Atlar 400 yıllık seçici üretimin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde bu konuda çalışmalarını sürdüren 2 ciddi kuruluş vardır. Amerika’daki American Miniature Horses Association (AMHA) ve American Miniatur Horse Registry (AMHR) Bu minyatür atlar iki grupta sınıflandırılmıştır. a) 34 inch (yaklaşık 86cm.) altında olanlar b). 34 – 38 inch (96cm.) altında olanlar.

Bu atlar bir yaşına geldiğinde gelişiminin %80-90 nını tamamlamış olurlar. Çok sevimli olan bu atlar, gen olarak çok akıllıdırlar. Çok iyi eğitim alırlar. Bu özellikleri sebebi ile çocuklarla çok güzel bir arkadaşlık kurarlar. Bakımı kolay olan bu atlara nal çakımı gerekmemekte ve normal atın yediği gıdalarla (tahıl ve ot) beslenir. Küçük olmaları sebebi ile günlük gıdaları da fazla olmamaktadır. Bugün Amerika’da bir çok aile evlerinin bahçesinde hatta evlerinde bu atları beslemektedir. Fiyatları Tiplerine ve kullanım amaçlarına göre değişmekte olup bu fiyatlar 2.500 $ ile 10.000 $ arasında değişmektedir. Amerika başta olmak üzere, Avustralya, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelerde değişik kategorilerde gösteri amaçlı müsabakalar düzenlenmektedir.
http://www.atkolik.com/resimler/miniat1_small.jpg